
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, sinemanın gündemini ve Cannes Film Festivalini inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımız da haftanın sinema gündeminden ve...
Kan Film Festivali'nden bahsedeceğiz.
2 haftadır sinemasal açılımlar dosyası yaptığımız için sinemanın gündemine hiç değinememiştik ve bir de bunun üzerine içerisinde bulunduğumuz haftanın sinema gündemini de ekleyince 3 haftalık
bir sinema gündemini bu programda özetleyip sizlerle paylaşmaya çalışacağım ve elbette bu 2 hafta içerisinde de aslında çok önemli bir gündemi de kaçırmış olduk.
Olsun Kan Film Festivali...
İlla o haftanın önemli gündemi sayılmaz.
Yılın önemli gündemi olduğu için ve Ökan Film Festivali'ndeki filmlerin hiçbiri festivalden önce gösterime girmiş filmler Olamıyorlar.
İlk gösterimleri, ilk tanıtımları zaten Cannes Film Festivali'nde yapılmak zorunda.
Festivalin en önemli kurallarından bir tanesi bu.
Ondan dolayı hani bu filmlerin hiçbirini zaten henüz izleyemedik.
Ondan dolayı da geç kalmış sayılmayız.
Bu haftada size detaylı bir Cannes Film Festivali incelemesi sunacağım.
Şimdi öncelikle gündemde, vizyonda hangi filmler var bunlardan bahsedelim.
Ha tabii yine şunu da unutmuş oldum.
Bayramınızı da kutluyorum tabii ki.
Kurban Bayramı'ndan dolayı da aslında gişeler şöyle bir hafiflemişti.
Yani son hafta içerisinde gösterime giren fazla film olmadı.
Bunun bir tane istisnası var.
Back Rooms diye bir film bayram haftasında gösterime girdi.
O film de önemli bir film.
Ayrıca ondan da bahsetmeye çalışacağım.
Şimdi evet gündemde hangi filmler var?
Back Rooms filmi gösterimde.
Saplantı filmi. Obsesyon filmi çok ilginç bir film.
750 bin dolar.
Bir maliyetle çekilmiş olmasına rağmen 100 milyon doların üzerindeki hasılatıyla gerçekten sinema tarihinin en büyük maliyet gelir.
oranına sahip filmlerinden bir tanesi haline geldi.
Puanları da çok yüksek, ilgi de çok büyük.
Ben de henüz izleyemedim.
Eğer izleyebilirsem size bir incelemesini sunarım.
Şimdi bununla birlikte şu Back Rooms filminden bir bahsetmek lazım.
Back Rooms filmi bir YouTube fenomeni olan Kane Parsons'ın YouTube dizisine dayanıyor.
Aynı isimle Backrooms diye bir korku dizisi yaptı.
Ve bu film gerçekten YouTube'da patladı.
Çok geniş kitlelerce izlendi, sevildi.
Bunu bir uzun metraj projeye çevirdi.
Ve arkasına da gerçekten o kadar önemli isimleri aldı ki.
Mesela Testere serisinin yazarı, yönetmeni, yapımcısı James Van'ı arkasına aldı.
Sean Levy'i arkasına aldı.
Filmin IMDB sayfasına girip yapımcı listesine baktığınızda.
20'den fazla yapımcının bu filmin kadrosunda olduğunu görüyorsunuz.
Bu benim hiç görmediğim bir şey.
Yani 22-23 kişi bir filme yapımcılık yapar mı?
Hele hele bu kadar düşük bütçeli bir filme.
Yani ondan dolayı Backrooms filmi yılın en büyük sürprizlerinden bir tanesi olarak karşımıza geldi.
Film henüz gösterime girdi.
Yani hasılat rakamları falan belli değil.
Ancak daha şimdiden çok sevilmiş gibi görülüyor.
Onun dışında haftanın en önemli filmleri arasında Mandalorian ve Grogu filmi var.
Yine ben bu filmden hem 2026'nın merakla beklenen projeleri arasında bahsetmiştim.
Hem de filmin gösterime girdiğini size hatırlatmıştım.
Şimdi film ilk gösterime girdiği hafta sonunda 80 milyon dolar civarında hasılat yaptı.
Bu fena bir hasılat değil. Ancak Star Wars evreninin bir parçası olduğunu düşünün.
Altyazı M.K.
Türkiye gişelerinde oldukça iyi bir seyir izliyor.
Michael filmi hala gösterimde, Şeytan Marka Giyer filmi hala gösterimde.
Hemen size bunların hasılatlarının ulaştığı noktayı söyleyeyim.
Yavaş yavaş da tabii 2026'nın en çok hasılat yapan filmleri listesi de oluşmaya başlıyor.
Zaten zirvede Süper Mario Galaxy filmi var.
Hasılatı 980 milyon doları geçti.
Yüksek olasılıkla 1 milyar dolar sınırının da üzerine geçecektir.
Michael'ın hasılatı 800 milyon doları geçti.
Kurtuluş projesi artık herhalde tüm dünyadaki şeylerden düştü.
Hasılatı 670 milyon doların üzerinde.
Çin yapımı Pegasus 3 filmi...
150 milyon ve Şeytan Marka Giyer 2 ise 600 milyon dolar sınırını geçti.
Bu rakam ilk bölümün 2 katı arkadaşlar.
Bakınız artık 3.
bölümü kaçınılmaz kıldı diyebiliriz.
Çok başarılı oldu Şeytan Marka Giyer 2 filmi.
Geçtiğimiz haftalarda yine bahsetmiştim Mortal Kombat'ın İkinci filmi gösterime girdi ve ilk film çok başarılı olmamıştı diye de size hatırlatmıştım.
Bu bölümün de çok da başarılı olmasını beklemiyorum ben demiştim ki hem gişe hasılatına hem de eleştirel notlarına baktığımda çok da yanıldığımı görmüyorum.
An itibariyle filmin hasılatı 120 milyon dolar.
Bu, bu ölçekte ve bu tanınırlıkta bir proje için hiç de iyi bir hasılat sayılmaz.
Bundan sonra ben bir üçüncü bölümün yapılmasını pek de beklemiyorum.
Gündemdeki filmlerden bahsettim ama bir de gelecek filmlerden bahsetmem lazım.
Bazen unutuyorum, size hatırlatmayı istiyorum ama Steven Spielberg'in Disclosure Day filmi.
Arkadaşlar bu film çok önemli.
Ben zaten ilk fırsatta izleyeceğim hatta yani o ilk fırsat sinema salonunun kapısına kaldırıma çadır kurmaya kadar varabilir.
Benim için çok önemli bir film.
10 Haziran itibariyle gösterime girecek.
Önümüzdeki hafta ben tekrar bu filmi sizlerle hatırlatmaya çalışacağım.
Onun dışında 26 Haziran'da gösterime girecek olan Süper Kız filmi var.
Onu merakla beklediğimizi söyleyebiliriz ve...
17 Temmuz'da da Christopher Nolan'ın son projesi Odise'yi gösterime girecek.
Odise ile ilgili çok sayıda tartışma var.
Ben biliyorsunuz çok büyük projelerle alakalı neredeyse her hafta bir gündem başlığı ortaya çıkıyor ama ben bunları toplayıp tek bir seferde sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yani sürekli sürekli her hafta aynı projeden bahsetmek istemiyorum.
Ondan dolayı bunları biriktirdim.
Odise ile ilgili ayrıca önümüzdeki haftalarda size bilgiler vermeye çalışacağım.
Gelelim haftanın sinema gündemlerine şu kaybettiğimiz 3 haftanın en önemli sinema başlıklarına.
Birincisi Mayıs ayı içerisinde Metro Goldmire şirketi aynı zamanda Amazon'la ortak olan bir şirket bu.
Amazon MGM diye geçiyor.
Resmi olarak...
Donnie Villeneuve'un yöneteceği son James Bond projesi için James Bond'u canlandıracak olan aktörü aramaya başladığını açıkladı.
En son Daniel Craig James Bond rolünde gayet başarılı olmuştu.
Son rol aldığı James Bond filminden sonra hemen yeni James Bond kim olacak diye sohbetler, tartışmalar başlamıştı ve herkes de tabii James Bond rolünde görmek...
Mutlu olacağı yani oyuncuyu dile getiriyordu.
En fazla adını duyduğum oyuncuysa Henry Cavill'di.
Zack Snyder DC sinematik evreninin patronuyken yaptığı Superman filmiyle Henry Cavill'i tanımıştık.
Onun dışında tabii başka birçok projede başvurdu, oynadı ve sevildi Henry Cavill.
Ancak ben kendi fikrimi söyleyeyim.
James Bond olarak harika iş çıkaracağını düşündüğüm oyuncu yine sinematristlerin geçmiş bölümlerinde ben bunu size söylemiştim.
Tom Hiddleston arkadaşlar.
Marvel sinematik evreninde Loki karakterini oynayan oyuncu.
Tom Hiddleston bence mükemmel bir James Bond olur ancak şu an adayların arasında bile anılmıyor.
Bir ara anılmıştı yani ilk adaylar arasında ilk dile getirilenlerin arasında onun da adı geçiyordu ama artık hiç adı bile anılmıyor.
Önemli oyuncular kimler peki?
Colin Turner. Harris Dickinson, Jacob Elordi özellikle 2026 yılı içerisinde onun adı daha çok anılmaya başlandı.
Ondan önce ben hiç duymamıştım yani Jacob Elordi de James Bond olabilir diye.
O da James Bond için anılıyor ancak bence yani hiç de iyi bir aday değil.
Neyse Aaron Tyler Johnson.
olabilir deniyor. Theo James olabilir deniyor.
Biraz daha genç oyuncular da tabi bu oda dile getirilmeye başlandı.
Çünkü biliyorsunuz bir oyuncu James Bond rolünü üstlendiğinde yani en az 3-4 tane film yapılıyor.
Ondan dolayı oyuncunun yaşı da önemli.
İşte bu sebeple de biraz daha genç oyuncular James Bond rolüne uygun görülüyor.
Ve en son dile getirilen oyuncuysa benim yani neredeyse hadi oradan arkadaşlar yapmayın diye tepki gösterdiğim Tom Holland.
Örümcek Adamı canlandıran Tom Holland'a James Bond için iyi bir aday olarak görülüyor diyorum.
Ben hiç katılmıyorum ona.
Son olarak tabii adaylar arasında İdris Elba'da vardı ki...
Tarihte hiç James Bond rolünde siyahi bir oyuncuyu görmedik biz.
Idris Elba kendisi de bir açıklama yaptı.
Yani evet benim adım geçmişti falan ama artık ben bu yarışmada yokum.
Çünkü yapımcılar benden çok daha genç bir oyuncu arıyorlar dedi.
Bu bağlamda artık onun bir aday olmadığını söyleyebiliriz herhalde.
Ki Henry Cavill de geçtiğimiz haftalarda bir açıklama yaptı.
Evet benim de adım geçmişti olabilirdi ama ben de artık bu rol için yaşlıyım.
Gibi bir şeyler söyledi.
Yani ortalık çok karışık.
Yeneceğimiz Bond kim olacak?
Hepimiz de bunu merakla bekliyoruz diyebiliriz herhalde.
Şimdi geçtiğimiz haftanın bir başka önemli gündemi Godfather.
Evet sinema tarihinin en iyi filmleri listelerinin gediklisi diyebiliriz Godfather için.
Ve Godfather filmlerinin bir devamı çekiliyor ama gayet ilginç bir biçimde devamı çekiliyor.
Godfather ailesinin kızı.
Hatırlıyor musunuz karakteri?
Connie Carleone.
Talia Sher tarafından canlandırılmıştı ana üçlemede.
İşte Connie karakterinin üzerine ayrı bir roman yazılacakmış.
Ve bu romandan uyarlanacak da yepyeni bir Godfather filminin yapılacağı kesinleşti.
Şimdi bu ilginç bir haber aslında.
Neden biliyor musunuz? Aslında benim baya da hoşuma gitti.
Çünkü Godfather serisi...
son derece erkek bakışlı ve eril bir projedir.
İşte Godfather romanlarına ve filmlerine biraz daha kadınsı bir bakışla dönmek gerçekten çok ilginç olur diye düşünüyorum.
Eğer özenli bir proje olursa çok ilginç olabilir.
Bu projeyle ilgili gelişmeler olduğunda ben sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Hemen kısa bir gündem Peaky Blinders.
Dizisinin yeni sezonunun görseli paylaşıldı.
Peaky Blinders efsanesi devam edecek.
Zaten etsin harika bir diziydi.
Uzun metrajı da gayet başarılıydı.
Bakalım Peaky Blinders'ın yeni gelecek olan sezonu nasıl bir performans sergileyecek bunu hep birlikte göreceğiz.
Yine gelişmeleri ben sizinle paylaşmaya çalışacağım.
Mel Gibson ta 2004 yılında Tutku Hazreti İsa'nın Çilesi diye bir film yapmıştı.
Bu film çok tartışmalıydı.
Harika bir filmdi ama bir yandan da çok rahatsız edici bir filmdi.
Bağımsız bir projeydi.
Bütün bütçesini, yapımını, her şeyini Mel Gibson kendi cebinden karşılamıştı ve oldukça düşük bütçeli bir proje olmasına rağmen inanılmaz bir hasılat yapmıştı film ve tabii ki
Mel Gibson ekonomik olarak da son derece başarılı olmuştu bu filmde.
İşte aradan 20 yıldan fazla zaman geçtikten sonra Tutku Hazreti İsa'nın Çilesi filminin iki bölümlük bir devamını yapacağını açıklamıştı Mel Gibson.
İşte bunun ilk görseli yayınlandı.
Merakla bekliyoruz diyelim.
Filmlerin gösterime giriş tarihi henüz kesilmedi.
...leşmediği için bu konuda bir şey söylemeyeceğiz, söyleyemiyoruz daha doğrusu.
Ancak buna rağmen bu projenin merakla beklenen bir proje olduğunu söyleyebiliriz.
Şimdi geçtiğimiz haftanın bir başka önemli gündemi, hatta bunun yani sinemanın gündemi kadar...
İnstagram gündemi olarak sizinle paylaşmaya çalışıyorum.
Önemli bir dizi var Mobland dizisi.
Yapımcısı Guy Ritchie ilk sezonu da gayet sevildi ve başrolünde de çok sevilen Tom Hardy vardı.
Tom Hardy Mobland dizisinden kovuldu.
İşte sete sürekli geç kalıyormuş da çok aksiymiş de herkes şikayetçiymiş ve kovulmuş.
Biraz da serseri tipli bir adamdır biliyorsunuz böyle baygın bakışlı.
Geçmişte işte alkol sorunları olmuş da suçluymuş da bir sürü özel hayatıyla ilgili bilgiler vardır.
Ondan dolayı çok da şaşırmadık diye yorum yapanlar gördüm yani bu haberin altında.
Bu tip haberlere pek yorum yapmak istemiyorum.
Sadece yani bu başlığı sizlerle paylaşmış olayım.
Bu haftanın son önemli sinema başlığı ise Batman'in ikinci bölümü gelecek.
Bu da çok tartışmalı bir devam bölümü oluyor.
Batman'i canlandıran Robert Pattinson'a mikrofon uzatılmıştı.
Ve o böyle öfkeyle küfür kıyamet bir yorum yapmıştı.
Yani lanet olası. Hani o altyazıda lanet olası diye geçen İngilizce kelimenin ne olduğunu biliyorsunuz siz.
Anladınız beni. Lanet olası filmin devam bölümü ne olacak bilmiyorum diye bir demeç vermişti Robert Pattinson.
Onun bu isyanının üzerine yapım şirketi de bu bölümün hazırlıklarını hızlandırmıştı.
Yeni yeni oyuncuların adı geliyor bu filmde de olacağını duyduğumuz en sonunda Scarlett Johansson arkadaşlar.
Yani gerçekten Robert Pattinson'ın isyanı işe yaramış gibi görünüyor.
Yapım şirketi artık böyle son vitese atmış yani Scarlett Johansson.
Adı yeter değil mi?
Yani bir film 100 milyon yapacaksa Scarlett Johansson'un adı geçti mi 150 olur o.
Scarlett Johansson gerçekten son yılların en büyük gişe garantisi oyuncusu olarak anılıyor.
Onun dışında Batman'in ikinci bölümünün yani burada sayamayacağım kadar değerli oyuncularının bir arada olduğu harika bir oyuncu listesi var bir kastı var.
Daha gösterime giriş tarihi kesin değil.
2027 olacak ve hatta 2027'nin ikinci altı ayı gibi görünüyor.
Bakalım. Ne olacak hep birlikte göreceğiz.
Evet bu haftanın sinema gündemi başlıkları yaklaşık olarak böyleydi.
Şimdi gelelim Kan Film Festivali'ne.
Öncelikle şunu belirteyim.
Bu sene Kan Film Festivali sinema gündemleri dışında hiçbir konuda bir başlık oluşturmadı.
Bir sansasyon vesaire ile karşımıza gelmedi.
Bu sevindirici aslında. Yani işte jüri başkanı Çanvuk Park, jüri üyeleri veya yönetmenler, oyuncular işte...
demeçler verirlerken ya da sahneye çıkıp teşekkür konuşmalarını yaparlarken kimse çam devirmedi en azından.
Bu açıdan Cannes Film Festivali'nin bu sene sadece filmler ve sinema konuşulan bir etkinlik olmasından dolayı ben gayet mutlu olduğumu söyleyebilirim.
Bu bir. İkincisi Altın Palmiye'yi yani Cannes Film Festivali'nin en büyük ödülünü Christian Mungiu'nun Fjord filmi aldı.
Şimdi Christian Mungiu'yu tanımıyor olabilirsiniz ancak Romanya sinemasının en önemli yönetmenlerinden bir tanesidir ve yaklaşık 20 yıl önce bir film yapmıştı.
Ya hala hatırlanan bir filmdir diyebiliriz.
Filmin adı 4 Ay 3 Hafta 2 Gün.
Bu film ne üzerine biliyor musunuz arkadaşlar?
Üzerine yapılan tartışmaların bir türlü bitemediği kürtaj üzerine Ki 2000'li yılların başında bu sohbet tekrar bir hararetlenmişti ki ondan önce 80'li
yıllarda Carl Sagan milyonlarca ve milyonlarca kitabında yayınlanmış olan bir makalede aslında kürtaj konusuna son noktayı koymuştu.
Şimdi çok detayını yorum aslında ya da ama konu hassas olduğu için bunun üzerine de kısaca bir şeyler söylemeye çalışayım.
Makale yazmıştı bunun üzerine ve geniş kitleler bu makale üzerine hemfikir olmuşlardı.
Avrupa Birliği'nde de kürtaj üzerine bir konsensüs oluşmuştu.
Ancak tek bir istisna ile işte Romanya.
Romanya ülke olarak bu kürtaj kabullerine aykırı hareket eden son derece katı yasaklamalar uygulayan bir ülke.
Christian Mungiu'nun 4 ay 3 hafta 2 gün filmi Romanya'nın bu kürtaj uygulamaları üzerine bir filmdi.
Cannes Film Festivali'nde de büyük ödülü almıştı.
İşte biz Christian Mungiu'yu oradan hatırlıyoruz.
Bu yılda Fjord adlı filmle Cannes Film Festivali'nin büyük ödülünü almayı bildi.
Hemen size kısaca filmin öyküsünden bahsedeyim.
Roman bir aile Norveç'e taşınıyor ve orada bir hayat kuruyorlar.
Ve bu Romen ailenin çocuğunda bazı morarmalar ya da yaralanma izleri görülüyor.
Ve Norveç hükümeti de bu çocuğa ailesi acaba şiddet mi uyguluyor ya da onu taciz mi ediyor falan gibilerinden bir soruşturma açılıyor.
Neticede göçmen bir aile olduğu için bu aile gayet toplumsal içerikli, sosyal, kültürel içerikli.
Son derece güncel bir aylı dramı yapmış Christian Mingül.
Ülkemizde gösterime girer diye umuyorum.
Eğer bu film gösterime girerse ben de bu filmi izleyip sizlerle fikirlerimi paylaşmaya çalışacağım.
Yarışmanın ikinci ödülü olan büyük ödülü ise hiç şaşırtıcı olmayacak biçimde Andrei Zvagintsev'in son filmi Minitour aldı.
Bu film ben öyküsünü okudum hemen dikkatimi çekti.
Öncelikli olarak Rusya-Ukrayna savaşının toplumsal etkileri üzerine arkadaşlar.
Filmde anladığımız kadarıyla gayet zengin ve biraz da kontrol saplantılı bir şirket sahibi var.
Bu şirket sahibi savaşın etkisiyle şirketinde bazı değişiklikler yapmak zorunda kalıyor.
Bazı çalışanlarını asker olarak savaşa yollamak üzere seçmek zorunda kalıyor.
Ve tam bu süreçte de eşinin kendisini aldattığına dair bir şüpheye düşüyor.
Yani bir yandan savaş, bir yandan toplumsal sarsıntılar, bir yandan aile içi sadakatsizlik şüpheleri.
Filmin puanları falan çok yüksek.
Festivalde de çok sevildi yani.
Çok enfes bir film geliyor gibi görünüyor.
İşte Cannes Film Festivali'ndeki en büyük ikinci ödülü de bu filmle Andrei Zvagintsev aldı.
Jüri ödülünü Valeska Greisbach diye bir yönetmen Dreamed Adventure yani tam çevirisiyle hayal edilmiş macera gibi.
Çevirebiliriz yani. Benim gerçekten hiç tanımadığım, bilmediğim bir yönetmen Valeska Griesbach.
İlk defa adını duydum arkadaşlar.
Onun için size bir bilgi veremeyeceğim.
Adını bir kenara yazalım şimdiden bu yönetmenin.
Filmde gösterime girerse ya da bir dijital platformda falan bir yerde yakalayabilirsek izlerim ve fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalışırım.
En iyi yönetmen ödülü bu yıl paylaştırıl...
Javier Calva ve Javier Ambrosi diye iki yönetmen vardır.
Bu iki yönetmen Los Yavis diye bir lakab kullanıyorlar.
Yani ikisinin tek bir adı var Los Yavis diye.
Bu yönetmenler ta kariyerlerinin en başından beri birlikte çalıştılar.
Çok sayıda televizyon projesi yaptılar.
Bu projelerin hemen hemen hepsi de başarılı oldu.
İşte bu kez bir uzun metraje imza attılar.
Filmlerinin adı Black Ball ve aynı zamanda Pavel Pavlikovski.
Pavlikovski'yi biliyorsunuzdur.
Son yılların en popüler, en sevilen yönetmenlerinden bir tanesi.
O da Fatherland filmiyle Cannes Film Festivali'nde yarışmıştı.
İşte Los Yavis ve Pavlikovski en iyi yönetmen ödüllerini paylaştılar.
En iyi kadın oyuncu ödülü de All of Sudden filminin iki başrol oyuncusu Virginia Efira ve...
Taho Akomoto arasında paylaştırıldı.
En iyi erkek oyuncu ödülü de Coward filmiyle Valentin Kambagde ve Emmanuel Macchi arasında paylaştırıldı.
En iyi senaryo ödülünü ise A Man of His Time filmiyle Emmanuel Mare aldı.
Ve son olarak Cannes Film Festivali ile ilgili şöyle bir iki not daha paylaşmak istiyorum.
Şimdi etkinlikle Onur Ödülü diye bir olay var arkadaşlar.
Bu Onur Ödülü hep çok konuşuluyor.
Bu yılın Onur Ödülünü alan sinemacılarından bir tanesi Peter Jackson'dı.
Hazır Peter Jackson'ın lafı geçmişken burada bir parantez açayım.
Geniş kitleler Peter Jackson'ı Yüzüklerin Efendisi üçlemesiyle tanıdı ama Peter Jackson Yüzüklerin Efendisi'nden önce Başka harika projeler yaptı.
Burada anmayayım sohbeti uzatmayayım ama eğer Peter Jackson'ın Yüzüklerin Efendisi'nden önceki filmografisini bilmiyorsanız bir tıklayın filmlerin aldığı yıldızlara bir
bakın. Müthiş filmleri var.
Yani yepyeni keşiflere imza atabilirsiniz.
Bunu hatırlatmış olayım.
Peter Jackson'a onur ödülü yüzüklerin efendisinin başrolünde Frodo rolünü canlandıran Elia Wood verdi.
Çok güzel oldu.
Sarıldılar, öpüştüler.
Ay bir şekerlik, ay bir şirinlik.
Harika konuşmalar yaptılar yani.
Elia Wood da çok güzel konuştu.
Peter Jackson da çok güzel konuştu.
Kan film festivalinin en parlak anlarından bir tanesiydi.
Ve bir de sürpriz vardı.
Şimdi etkinlikte onur ödülü.
Peter Jackson'a ve bir de Barbara Streisand'a verilecek diye açıklanmıştı.
Yani bunları bekliyorduk ama John Travolta sahneye çağrıldı.
Adı listede yoktu yani ona herhangi bir ödül verileceğini falan bilmiyorduk.
Kanın kırmızı halısında John Travolta gerçekten çok ışıltılı pozlar vermişti.
Kendisini bir süredir görmüyordu.
Gündemde değildi.
Ve yani en çok da yine hani bir Instagram gündemi olarak bunu paylaşayım.
Oyuncu kaç? 70 yaşını falan geçmiş bir oyuncu ama Baya böyle bir botokslar, estetikler bir şeyler yapmış.
Kendisini o kadar güzel yapmış ki.
İnanılmaz bakımlı, yakışıklı, karizmatik ve genç bir halde yani kameraların karşısına çıktı.
Hani bu bir kere çok konuşuldu yani bir selebriti gündemi olaraktan.
Ondan sonra da onur ödülü almak üzere sahneye çağrılması da ikinci büyük sürprizdi diyebiliriz.
Ve kendisi de sahneye çıktı böyle mikrofonu aldı.
Fransızca olarak tamamen sürpriz oldu diyerek konuşmasına başladı.
Ona da bir onur ödülü verildi.
John Travolta daha önce hiç yönetmenlik yapmamıştı.
Yani onu sadece bir oyuncu olarak tanıyorduk biz.
İlk kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu bir filmi var ve bu filmin tanıtımı için dünya turuna çıkmış.
Yani Cannes Film Festivali'ne gelme sebebini de biz bu olarak duymuştuk.
Yani bilmiyorum son anda festival jürisi ya da organizatörleri...
Hazır buraya gelmişken usta oyuncuya da bir onur ödülü verelim mi dediler.
Herhalde öyle dediler gibi görülüyor.
Nefis bir anda o yani gerçekten çok hoş oldu.
Ve kendisi de bu ödülü alırken de Oscar'ın da ötesinde dedi yani.
Bu hani çok mutlu oldu anladığımız kadarıyla.
Hani bilmiyorum arkadaşlar bunlar birer tiyatro mudur?
Önceden Travolta'ya söylenmiştir, ödül hazırlanmıştır da falan öyle midir bilmiyorum ama ben inanmayı tercih ediyorum diyeyim.
Hani böyle güzel... Sürprizler falan çok tatlış oluyor.
Geceyi renklendiren anlar oluyor.
Ondan dolayı Cannes Film Festivali'nin de en parlak iki anı gerçekten hem Peter Jackson'ın hem de John Travolta'nın onur ödülü aldıkları anlardı.
Evet bu hafta iki haftalık...
Aradan sonra sinemanın gündemini tekrar yakalamaya çalıştık ve Kan Film Festivali'nin de kısa bir incelemesini sizlere sunmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
