
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda sinemanın gündeminden ve büyük tartışma yaratan A House of Dynamite filminden bahsettik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Bu haftaki programımız da haftanın sinema gündeminden ve...
Catherine Bigelow'un son filmi The House of Dynamite'dan bahsedeceğiz.
Gündem o kadar yoğun ve o kadar donu ki istediğim kadar fazla başlığa değineyim.
Gündemi kaçırdığımı hissediyorum.
Çok önemli filmler gösterime giriyor.
Gişeler alt üst olmuş durumda.
Çok sayıda sinema haberi son iki hafta içerisinde gündemi meşgul etti.
Aynı zamanda da o kadar önemli filmler gösterime girecek ki daha şimdiden tanıtıp anmamak eksiklik olur gerçekten.
Neyse evet şimdi Catherine Bigelow'dan ve House of Dynamite'dan bahsedeceğim bugün.
En önemli gündem o gibi geliyor bana çünkü film gösterime girdikten sonra iki ayrı başlık halinde gündemi meşgul etti.
Birincisi izleyicileri ikiye böldü.
Yani filmin çok iyi bir film olduğunu düşünenler de var.
O kadar iyi bir film olmadığını düşünenler de var.
İkincisi ise Amerika Savunma Bakanlığı daha çok bizim Pentagon diye bildiğimiz bu filmle ilgili resmi bir açıklama yaptı düşünebiliyor musunuz?
Film Amerika'nın savunma bakanlığını bile dile getirdi.
O kadar önemli bir film ondan dolayı özellikle de House of Dynamite'dan bahsetmemek olmaz ama dediğim gibi gündemde çok yoğun artık nefesimiz yettiğince dilimiz döndüğünce size
Haftanın sinema gündemini özetlemeye ve hem Catherine Bigelow'dan hem de House of Dynamite'dan bahsetmeye çalışacağım.
Şimdi öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki geçtiğimiz haftalarda ben bu konudan kısaca bahsetmiştim ve...
Paribus Cineverse'de bu konuyu ana sayfasına taşımış Kültür Bakanlığı'nın yaptığı bir destekleme ile ülkemiz sinema salonlarında her çarşamba sinema biletleri 120
lira olacak. Bunu tekrar tekrar hatırlatmak istiyorum ki mümkün olduğunca sinema severler bu indirimden faydalansınlar ve elbette Paribus Cineverse'de bu indirimi fırsat bilip Hem
3 boyutlu filmlerde hem de içecek ya da yiyecek menülerinde indirimler yapmış.
Bu çok güzel. Bunu bir hatırlatmış olalım.
Peki gündemde hangi filmler var?
Gerçekten sinema salonları çok renkli arkadaşlar.
Birincisi bu hafta çok geniş bir tanıtım ve reklam ağıyla gösterime giren uykucu filmi.
Başrollerinde Çağatay Ulusoy ve Elçin Sungu var.
Çok iddialı gösterime girdik.
Sonut kesen bir aksiyon filmi diye tanıtılıyor.
Şu an gösterimde bir Japon çizgi bir filmi var.
Anime. Chainsaw Man diye ve gösterime girdiği hafta tüm dünya gişelerinde de birinci sıraya yükseldi ki.
Hemen şunu da hatırlatayım.
Biliyorsunuz Demon Slayer çok başarılı olmuştu.
Bir animeydi. İşte bu yıl Chainsaw Man filmi de hayli yüksek seviyede ilgi gören ikinci Japon çizgi filmi oluyor.
Bundan ayrıca bahsedeceğim.
Yorgos Lantimos'un son filmi haftalardır hatta aylardır gündeme meşgul ediyordu.
Bugonya filmi gösterime girdi.
Önemli ve özenli bir yerli yapım bağlantı hatası filmi gösterime girdi.
Yine son haftaların hatta ayların en önemli projelerinden biri olan biz de zaten sinematristte konu edinmiştik.
Savaş üstüne savaş filmi hala gösterimde.
Yine Conjuring 4, Korku Seansı 4 son ayın filmi halen gösterimde.
Tron Ares filmi hala gösterimde.
Hemen bir parantez açayım.
180 milyon dolara mal oldu demiştim.
Çok büyük beklentilerle gösterime girdi demiştim.
Ancak... Gişede hiç de iyi bir başlangıç yapamadığından bahsetmiştim.
Bu hafta itibariyle Tron Ares gösterime girili yaklaşık 3 hafta oldu.
Ancak hasılatı şu an için 120 milyon dolar civarında.
Bu da şu anlama geliyor. Tron Ares filmi ne yazık ki Gişede...
Batmış durumda. Hangi filmler hala gösterimde?
Siyah Telefon 2 hala gösterimde.
Demon Slayer, Infinity Castle filmi hala gösterimde.
Çok önemli bir film daha gösterimi girdi.
Bunu anmadan geçemem.
Alpha filmi, Julia DeCernon'un filmi, geçtiğimiz yıllarda Titan filmiyle Kanda en iyi yönetmen ve en iyi film...
Ödülünü almış yönetmen.
Aynı zamanda yıllar önce bizim ilk dikkatimizi çektiği filmi The Rove diye bir film vardı.
Yamyamlık üzerine bir korku gerilim filmiydi.
Enfesti gerçekten. İşte özellikle bu iki filmle hatırladığımız Julia DeCurl'ünün son filmi Alfa gösterime girdi.
Gördüğünüz gibi gündem ve gösterim gayet yoğun.
Çok önemli filmler şu an gişelerde arkadaşlar.
Peki. Tüm dünya gişelerinde durum nasıl?
Az önce andığım Japon animesi Chainsaw Man filmi geçtiğimiz haftanın tüm dünya gişelerinde en çok izlenen filmi oldu.
Ve şunu da belirteceğim ki 2025'in artık sonlarına geliyoruz.
Kasım ayı içerisindeyiz.
En çok izlenen 5 filmi arasına yeni bir film girdi.
Neza 2, Lilo & Stitch, Minecraft Movie ve...
Jurassic World Rebirth filmleri yılın en çok izlenen 4 filmi.
5. sırada Ejderhanı Nasıl Eğitirsin filmi vardı.
Yaklaşık 650 milyon dolar hasılat yapmıştı.
İşte Demon Slayer Infinity Castle filmi Ejderhanı Nasıl Eğitirsin filmini geçerek 675 milyon dolar hasılata ulaşarak yılın
en çok izlenen 5.
filmi konumuna yükselmiş durumda.
Bakınız bu gerçekten çok önemli bir istatistik.
Çünkü bir Japon çizgi filmi tüm dünya gişelerinde ilk 5'e giriyor.
İşte Japon animelerinin tüm dünya sinemalarından ne kadar çok ilgi gördüğünün göstergesi.
Hollywood'a çok büyük rakipler çıkıyor arkadaşlar.
2025'in en çok izlenen 5 filminin ikisi uzak doğudan gelmiş durumda.
Tabi şimdi Aralık ayında Avatar filmi gösterimi girecek.
Şimdi o tabi yüksek olasılıkla yılını en çok izlenen filmlerin arasına girecektir.
Hatta Birinci sıradaki Neza 2'yi bile geçebilir.
Bilmiyoruz. Bakalım ne olacak?
Takip etmeye devam edeceğiz.
Şimdi geçtiğimiz haftanın en önemli sinema gündemlerinden bir tanesi de yine benim size hatırlattığım Antalya Altın Portakal Film Festivali'ydi.
Bu yıl 62. kez düzenlendi ve ödülleri sahiplerini buldu.
Ve bu yılki ödül gecesinin galibi de Seyfettin Tokmağan.
Tavşan İmparatorluğu filmi oldu.
Film toplam 7 ödülle geceden döndü.
Detaylarına inmeyeceğim kısa bir aramayla Altın Portakal Film Festivali'nin detaylarına ulaşabilirsiniz.
Geçtiğimiz haftanın yine en önemli gündemlerinden bir tanesi Scream serisinin 7.
bölümünün fragmanının yayınlanmasıydı.
Scream çığlık serisi ta 90'lardan bugüne kalmış.
çok önemli bir korku serisi mirası.
Bunun üzerine çok uzun uzun anlatmam lazım.
Biliyorsunuz hem Scream serisinin sinema tarihindeki önemi ve gücü çok yüksek.
Aynı zamanda ilk 4 bölüm 90'lı ve 2000'li yıllarda yapılmıştı.
Ondan sonra araya çok uzun bir süre girmişti ve 2020'lerde 5.
ve 6. bölümü yapılmıştı ve o bölümlerle ilgili anlatacak çok sayıda detay var.
Scream 7 Yepyeni bir başlangıç anlamına geliyor.
Diyorum bunun detaylarını şimdilik inmeyeceğim.
Film gösterimi girdiğinde size ayrıca detaylı bir Scream dosyası sunmaya çalışacağım.
Yine ben geçtiğimiz haftalarda size hatırlatmıştım.
Call of Duty. Oyun tarihinin gelmiş geçmiş en büyük oyunlarından bir tanesi olduğunu söylersem herhalde çok da abartmış olmam ve bugüne kadar da Call of Duty'nin bir sinema
uyarlamasının yapılıp yapılmayacağı bir tartışma konusu olmuştur.
Paramount yapım şirketi bunu açıklamıştı biz Call of Duty'nin bir sinema uyarlamasını yapacağız diye.
Ancak bu ilk açıklamada söz konusu uyarlamanın ekibi hiç belli değildi.
İşte geçtiğimiz hafta bu konuda da bir açıklama yapıldı ve gerçekten heyecan doruktu.
Neden biliyor musunuz? Çünkü harika iki sinemacı bu projenin senaristliğini ve yönetmenliğini üstleniyor.
Senaristliği üstlenen kim?
Tyler Sheridan diye bir isim.
Enfes bir senarist ve yönetmendir.
Hemen iki tane örneğini vereyim size.
Donnie Villeneuve 2000'li yılların en büyük yönetmenlerinden bir tanesi yani bana göre ilk üçe oynayacak yönetmendir Donnie Villeneuve.
Onun yönettiği Scario diye enfes bir askeri gerilim mi diyelim, ajan gerilimi mi diyelim öyle bir film vardı.
Scario diye nefis bir filmdir.
İşte o filmin senaristidir.
Tyler Sheridan ve bir de kendisi bizde kardaki izler diye gösterime girmiş enfes bir polisiye ama tam da bir polisiye değil böyle Amerikan taşrasında süre giden ilginç
bir polisiye film vardı. Onu da kendisi yönetmişti.
Nefis bir filmdi. Ben 5 kez falan izlemişimdir.
Çok seviyorum. Ondan dolayı Tyler Sheridan'ın bendeki payesi çok yüksek.
İşte Call of Duty'nin senaryosunu o yazacak.
Yönetmenlik koltuğunda da Peter Burke var.
Peter Burke de en son Lone Survivor diye bir film yapmıştı mesela.
Nefis bir filmdi. Başka çok iyi filmleri de var.
Değerli bir yönetmen. İşte Call of Duty uyarlamasının yaratıcı kadrosunda...
Tyler Sheridan'ı ve Peter Burke'ü görmek nefis.
Harika bir film geliyor gibi görünüyor.
Bu projeyle ilgili başka gelişmeler olursa yine sizlerle paylaşacağım arkadaşlar.
Evet bakın bir sürü başlıktan bahsediyoruz.
Hepsi son haftaları meşgul eden çok önemli sinema başlıkları ama hepsinden daha çok konuşulmuş bir gündem var.
Hangisi biliyor musunuz?
2000 tarihli American Psycho diye bir film vardı.
Christian Bale'i biz en çok bu filmle tanımıştık.
Bu filmle parlamıştı Christian Bale.
American Psycho da gerçekten 2000'li yılların en muhteşem, en unutulmaz filmlerinden bir tanesiydi.
Nefis bir filmdi yani. Şimdi aradan tabi bu kadar zaman geçmiş artık 20 yıldan fazla.
American Psycho'nun bir yeniden çevirimi yapılacağı söylendi.
Bu filmin yönetmeninde...
Luca Guadagnino olacaktı.
Luca Guadagnino da son 10 yılın diyelim en önemli korku gerilim filmi yönetmenlerinden bir tanesidir.
Mesela Stephen King'in unutulmaz başyapıtlı The Shining'in devam filmini yapmış yönetmendir.
Şimdi bu yönetmen tabii hani hangi işe girişirse girilsin bu konuşuluyor diye herkes takipteydi zaten.
Ve Kristen Bale'in canlandırdığı karakterin bir kadına dönüştürüleceği Ve bu karakteri de Margot Robbie'nin canlandıracağı konuşuldu.
Ve hatta 2016 yılında bir dergi için bir video çekilmişti.
Bu videoda Amerikan Psycho'nun baş karakteri olan Jason Bateman'ın bir sabah ritüeli vardı böyle.
O sabah kalkıyordu işte tuvaletini yapıyordu.
İşte cilt bakımını yapıyordu.
Spor yapıyordu. İşte duşunu alıyordu falan.
O sabah ritüelini işte Margot Robbie aynen yapıyordu.
Ve herkes de tabi heyecanlanmıştı işte Amerikan Psycho'nun yeniden çevrimde Margot Robin başrolde olacak.
Ancak bir açıklama geldi hayır.
Bu haberi Margot Robbie ile birleştirmek çok müthiş bir sinema gündemi anlamına geliyordu ama ancak diyorum yapılan açıklamada bu doğrulanmadı.
Hatta yalanlandı henüz öyle bir görüşme yapılmadı.
Margot Robbie'nin bu rolü canlandıracağına dair bir bilgi yok.
Hatta bu karakterin bir kadın olacağı bile kesin değil gibi bir açıklama yapınca herkesin hevesi kursağında kaldı diyeyim yani.
Bakalım ne olacak Amerikan Sayko'nun yeniden çevirimi?
Demek ki henüz aslında birçok şey belli değil.
Yani yönetmen sadece bu proje üzerine çalışıyor.
Bakalım ne olacak, nasıl olacak?
Önümüzdeki haftalarda, aylarda yüksek olasılıkla bu konuda başka açıklamalar yapılacaktır diye tahmin ediyorum.
Evet, sohbeti çok uzattım.
Çok sayıda başlığa değinmeye çalıştım ama görüyorsunuz hepsi de önemli başlıklar.
Şimdi gelelim Catherine Bigelow'a ve House of Dynamite'a.
Ama önce filmin kısaca size öyküsünden bahsedeyim ki Pentagon'un yaptığı açıklamayı da özetlemeye çalışayım.
Şimdi filmde Amerika bir sabah uyanıyor.
Beyaz Saray, Pentagon, işte Savunma Bakanlığı, generaller falan böyle herkes tabii mesaisine gidiyor.
Gündemi takip ediyor ne oluyor ne bitiyor diye.
Ve bir anda...
Bilinmeyen bir lokasyondan.
Büyük okyanusun batı kıyısı diyeyim yani.
Uzak lokasyon diyeyim.
Oradan uzun menzilli bir nükleer başlıklı füze Amerika'ya fırlatılıyor.
Diyorlar ki bir füze fırlatıldı.
Hesaplamalara göre füzenin Amerika'ya düşmesine 19 dakika var.
19 dakika. Bakınız füzeyi kimin fırlattığı belli değil.
En büyük 3 olasılık Kuzey Kore, Rusya ve Çin.
Ya bırakın hani siz kim bunu fırlattı.
Bu füzeyi durdurmak için de 19 dakikanız var.
Neticede House of Dynamite.
Amerika'ya fırlatılan kaynağı belirsiz nükleer başlıklı bir füzenin havadaki 19 dakikası boyunca Amerika'nın en önemli güvenlik
ve yönetim birimlerindeki gerilimi, orada neler oluyor, neler dönüyor, insanlar ne yapmaya çalışıyor bu süreci anlatıyor.
Tüm o gücüne rağmen, sahip olduğu teknolojiye rağmen kendisine fırlatılacak olan bir füzeyi durdurmakta acizdir.
Diyor House of Dynamite filmi.
Hatta filmde şöyle bir replik var.
Filmde savunma bakını ne yani diyor 50 milyar dolarlık bir füze sistemi kurduk biz ve bu füze sisteminin bize yollanan bir füzeyi durdurma şansı %50
mi yani diyor. Yani yarı yarıya.
Bu kadar büyük bir teknolojiye sahibiz biz.
Böyle bir replik var filmde.
İşte Pentagon tam olarak bu repliğe itiraz etti.
Dedi ki hiç öyle bir şey yok.
Bizim savunma sistemimizin bize yollanmış bir füzeyi durdurma şansı %50 falan değil.
Film bu bağlamda doğruyu söylemiyor.
Hiç de doğru bir iddia değil bu.
Diye savunma yaptı Pentagon.
Bu bağlamda hemen size filmin senaristinin kim olduğunu hatırlatayım.
Filmin senaristi Noah Oppenheim.
Kim bu? NBC haberlerin, bakınız NBC Amerika'nın en büyük haber oluşumlarından diyeyim gazetelerinden bir tanesi.
NBC News. Onun eski başkanı arkadaşlar.
Bu adam bu kadar güçlü bir kişilikken, bu filmin senaryosunu yazmışken uydurma bir senaryo yazmış olabilir mi?
Hiçbir dayanağı yok mudur?
Hiçbir bilgisi yok mudur? Tamamen kafadan atma bir senaryo mudur bu?
Elbette olamaz.
Ve aynı zamanda filmin yönetmeni Catherine Bigelow aynen şunu dedi.
Filmde Pentagon'da görev yapmış teknik danışmanlarım her gün setteydi.
Bırakın senaryoyu her gün setimdeydi diyor.
Pentagon'da görev yapmış danışmanlarım.
Yani filmin senaristi Noah Oppenheim ve filmin yönetmeni Catherine Bigelow, öykünün, repliklerin, iddia edilenlerin tamamen doğru olduğu konusunda son
derece ısrarlı ancak Pentagon'da Tam tersi yöndeki iddialarında gayet ısrarlı.
Gerçekten bu çok büyük tartışma yarattı.
Bunun üzerine çok sayıda haber yapıldı.
Makale yazıldı. Siz de bir kısa aramayla görebilirsiniz bu konu üzerine dönen tartışmaları.
Peki şimdi Catherine Bigelow'dan bahsedeyim mi?
2008 Catherine Bigelow'un kariyerindeki bir dönüm noktası.
Neden? 2008'de Hertz Locker filmiyle en iyi yönetmen Oscar'ını almıştı.
Ve sinema tarihinin...
En iyi yönetmen Oscar'ını alan ilk kadın yönetmeni olmuştu.
Bu noktada küçük bir parantez açayım.
Şimdi şahsi fikrim, şahsi yorumum bir sanatçının kadını erkeği olmaz arkadaşlar.
Yani aslında ben size Catherine Bigelow'dan bahsederken ilk en iyi yönetmen Oscar'ını almış kadın yönetmeni demekten aslında çok hoşlanmıyorum.
Ama tabii ki bu konuda bir hassasiyetin olduğunu ve bir...
kadının yönetmen Oscar'ını almış olması elbette beni mutlu ediyor yani.
Hani keşke hiçbir zaman hiçbir sanatçının cinsiyeti önemli olmasa diyorum ama elbette önemli.
Yani hiç de önemli değil diyecek kadar da ileriye gidemem.
Neyse evet yani Catherine Bigelow her şekilde çok önemli bir yönetmen.
Bakınız bir parantez daha açayım.
Şimdi 2008'de Horst Rocker filmi kaç?
7 dalda mı Oscar almıştı?
Yani gecenin galibi olmuştu.
Diğer adaylar arasında kim vardı?
İki tane çok büyük yönetmen vardı.
Bir tanesi Quentin Tarantino'ydu.
Inglourious Basterds filmiyle muhteşem bir filmdi gerçekten ve Tarantino'nun o zaman ilk Oscar'ını alabileceği konuşuluyordu.
Diğer rakip de... Avatar filmiyle James Cameron'dı.
Zaten James Cameron ta Titanic'ten beri hiçbir proje üretmiyordu ve Avatar sinema tarihinin en çok izlenen filmi olmuştu.
Ondan dolayı da Oscar'da da çok sayıda ödülle evine dönebileceği düşünülüyordu.
Ve parantez içinde bir parantez daha.
James Cameron'la Catherine Bigelow daha önce evlilerdi.
Yani karı kocalardı. O gece aynı zamanda James Cameron'la Catherine Bigelow'un da kendi içinde bir nasıl diyeyim yarışmaları ve hani böyle çok çok çok güzel
yani. Ama ve onun içerisinde de bir parantez Catherine Bigelow ödülü aldığında onu en çok alkışlayan da James Cameron olmuşlar.
Bunu da bir magazin haberi olarak sizinle paylaşayım.
Hani herkes sanıyordu ki İşte James Cameron, Catherine Bigelow'a eski eşini yani geçmek isteyecektir kesin.
Tam tersi James Cameron, tam tersi yönde bir adam yani.
Rakiplerini en çok alkışlayan adamdır James Cameron ki mesela Avengers Endgame filmi Avatar'ı geçtiğinde en çok o alkışlamıştı.
En çok o harika bir şey bu demişti.
İşte Catherine Bigelow da James Cameron'ı...
Geçince onu da en çok alkışlayan o olmuştu.
Kaçıncı parantezliğimi unuttum şu an kusura bakmayın.
Neyse yani bu büyük bu muhteşem filmleri de geçerek Catherine Bigelow sinema tarihinin ilk en iyi yönetmen ödülünü alan kadını olmuştu.
Ve Ölümcül Tuzak filmiyle de kendi kariyerinde başka bir noktaya gelmişti.
Şimdi bu bir kariyerinde bir dönüşüm diyorum ya Catherine Bigelow'un ancak başka bir dönüşüm daha var.
Şimdi Ölümcül Tuzak filminden önce Catherine Bigelow gayette alt metinli, yan öykülü, yüksek kalite kişi filmleri yapan bir yönetmendi yani.
En iyi filmi hangisidir diyecek olursanız bana göre iki tane en iyi filmi, ya iki tane örnek vereceğim.
Tek bir film söylemeyeceğim.
Neden? Çünkü dediğim gibi Catherine Bigelow'un kariyeri iki parça.
Önceki döneminin en iyi filmi bana göre 1995 tarihli Strange Days filmidir.
İşte o zamanlar James Cameron da evlilerdi ve James Cameron'ın yazdığı enfes bir cyberpunk bilim kurgu projesiydi.
Strange Days, Tuhaf Günler filmi ve çok ilginç biçimde 1995'te yapılmıştı ama yapıldığı tarihin sadece 5 yıl sonrasını anlatan bir filmdi.
Yani neredeyse aynı dönemde geçen bir gelecek alegorisi idi.
Ondan başta elbette 1991 tarihli başrolünde Patrick Schweiss ve Keanu Reeves'ın oynadığı Breaking Point, kırılma noktası filmi, Catherine Bigelow deyince ilk
akla gelen filmlerden bir tanesidir.
Enfes bir polisiye öyküdür.
Amerikan söğütçülerini anlatan bir öyküdür.
Yani söğütçüler burada banka soyguncuları.
İşte bir sivil polis Keanu Reeves bunların arasına giriyor.
Ve onlarla çok iyi dostluk kuruyor.
Yani onları yakalamaktansa onların arasına karışıyor falan.
Çok güzel psikolojik açılımları olan nefis bir filmdir.
Kırılma noktası. İşte 2008'den önce başka bir Catherine Bigelow vardı.
Ancak Oscar galibi Hurt Locker filminden sonra 2012'de Zero Dark...
30 diye bir film yaptı.
İşte bundan sonra Catherine Bigelow çok incelikli politik alt metinlere sahip çok yüksek teknik işçilikli savaş gerilimleri yapmaya başladı
arkadaşlar. İşte birincisi Hurt Locker'dı ölümcül tuzak filmi.
İkincisi de Zero'da 30 idi.
Bu bence Hurt Locker'dan da daha iyi bir film.
Üzerini uzun uzun konuşabilirim ama sadece şunu belirteyim.
Harika bir film olmasına rağmen ne kadar da önemli bir konuyu işlediğini de sizinle paylaşayım ki buradan anlayın yani filmin okkasını anlayın.
Osama Bin Laden'in yakalanma öyküsünü anlatıyordu Zero Dark Thirty filmi.
Bakınız ne kadar önemli bir konu, ne kadar zor bir konu ve bunu muhteşem bir incelikle...
Kurguyla, senaryoyla, yönetmenlikle, oyunculukla yani neresinden bakarsanız bakın muhteşem bir filmdi bence.
En iyi filmi bu olsa gerek.
Başrolde de... Jessica Chastain vardı.
Gerilimlerin en büyük kadın oyuncularından bir tanesi bence.
Ve bu film birçok dalda Oscar adayı olmuştu ama sadece ses kurgusu dalında Oscar almıştı.
Neticede Oscar'larda da boy göstermişti diyeyim yani.
Onu söylemekle yetinmiş olayım.
Yani evet Catherine Bigelow orada daha da bir prestij kazanmıştı bence.
Şimdi arada tabi başka filmler yaptı ama kariyerini devam ettirdi ettirdi.
İşte 2025 yapımı House of Dynamite'a geldi diyebiliriz.
Kısaca söyleyeyim House of Dynamite nasıl bir film?
İyi bir film. Hurt Locker ya da Zero Dark Thirty seviyesinde değil.
Yani onlar kadar iyi değil ama az önce özetini yaptım zaten.
19 dakikalık bir başlıklı füze gerilimi bir Pentagon'da bir savunma bakanlığında bir Amerika'nın işte strateji danışmanı orada yokmuş da onun yerine bakan
genç bir başka stratejist.
Bir onun gözünden ve de en son elbette Amerikan başkanını canlandıran İdris Elba'nın gözünden aynı 19 dakika tekrar bize anlatılıyor.
Bu füze gerilimini sırtına alarak Catherine Bigelow şunu anlatmaya çalışıyor.
Amerika sahip olduğu tüm bu güce, tüm bu askeri yığınağı, teknoloji güce rağmen karşı karşıya kaldığı bir nükleer tehdide karşı son
derece yetersiz ve son derece hantal bir ülkedir.
Ana fikrine sahip, film yapmış, filmin oyunculuğu, kurgusu, anlatımı, yönetmenliği, her şeyi harika.
Film yani baştan aşağı gerilim içerisinde böyle nefesinizi tutarak izliyorsunuz.
Bana göre hiçbir sıkıntı yok.
Son olarak da şunu belirteyim.
Şimdi dedik ya hani filmin esas meselesi ve Catherine Bigelow'un da zaten yıllardır bize iletmek istediği mesaj şu ki Amerika aciz, Amerika yetersiz.
Ancak bu film...
Mesajı bir tık daha ileriye taşıyor arkadaşlar.
Nasıl biliyor musunuz? Şimdi diyorum spoiler vermek istemiyorum ama en azından bunu belirtmek zorundayım.
Bu noktayı vurgu yapabilmek için.
Hani işte Amerika'ya füze geliyor ya.
Bir noktadan sonra füzenin durdurulamayacağı kesinleşiyor.
Yani gitti yani 10 milyon insan öldü.
Bitti. Bu konuda yapacak hiçbir şey yok.
Bu aşamaya geliyor durum.
Ve o durumda...
Amerika misilleme yapacak mı?
Konu bu olmaya başlıyor filmde.
İşte bu noktada da filmin adının vurgulamaya çalıştığı konu öne çıkıyor.
House of Dynamite, dinamit evi.
Bu replik de sarf ediliyor zaten.
Şu anlamı geliyor. Siz evinizi eğer dinamitle doldurursanız yanlışlıkla...
Bir kibrit çakılırsa eviniz ve siz ve tabii ki sevdikleriniz de havaya uçarsınız, yok olursunuz.
İşte Catherine Bigelow diyor ki dünyada o kadar fazla, o kadar gelişmiş, o kadar tehlikeli silahlar var ki yani biz dünyayı, evimizi o
kadar fazla dinamitle doldurduk ki bir çılgın, bir kibrit çakacak olsa Bunu engellemek mümkün değil demeye çalışıyor Catherine Bigelow.
Bu kadar çok kişi bu kadar basit öldürülememeli.
Eğer böyle olursa er geç bir çılgın bir düğmeye basar diyor.
Ve bastığında da Amerika bile yani dünyanın en büyük süper gücü bile bunu engelleyemiyor.
E o engelleyemezse başkası zaten engelleyemez.
O 19 dakika boyunca o çırpınışlarını o hiçbir şey yapamayışlarını bize an an göstermesi işte bu mesajı ne kadar güzel işlediğinin
imzası oluyor.
Ondan dolayı bu bahsettiklerim bağlamında eğer bu konuya ilgi duyuyorsanız bir savaş gerilimini izlemek size keyif verecekse House of Dynamite filmini izlemenizi
tavsiye ederim. Evet bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
