
Haftanın Gündemi, Tim Burton Sineması ve Beterböcek
12 Eylül 2024 · 26 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta sinemanın gündemini, uzun süredir beklenen Beterböcek 2 filmini ve filmin yönetmeni Tim Burton'ın sinemasını inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Tim Burton, biliriz ki 80'lerden bugüne yakın zamanın en önemli, en güçlü yönetmenlerinden bir tanesi.
Sinemada kendine ait bir alanı olan bir yönetmen aynı zamanda.
Geçmiş Sinematris'tlerde Tim Burton'ın adını biz birçok kez andık ancak onun üzerine bir program yapmamıştık diye hatırlıyorum.
Hazır fırsat bulmuşken Tim Burton sinemasını da burada sohbet konusu etmek keyifli olacaktır.
Ancak ondan önce evet sinemanın gündemi.
Bir süredir hani yaz mevsimindeydik insanlar tatildeydi işte okullar açıldı tatilden yavaş yavaş büyükşehirlere dönüldü sinema salonlarının biraz daha hareketlendiğini yaz aylarına
göre daha fazla sayıda filmin gösterime girdiğini söyleyebiliriz.
Tabi buna karşılık Yılın önemli filmlerinin ve bir süredir de hem gösterimde hem de gündemde olan filmlerin gösterimleri de devam ediyor aynı zamanda ve bu filmler zaten 2024'ün şu an için
en fazla izlenen filmleri listelerinde de hep üst sıradalar.
Bir tanesi Ters 102 Inside Out 2 halen gösterimde.
Deadpool and Wolverine hala gösterimde ve hatta 6 haftadır listenin lideri hala.
Çılgın Hırsız 4 hala gösterimde.
Alien Romulus hala gösterimde ki Alien Romulus şu an için hasılatı 300 milyon dolar sınırının üzerine geçti.
Bu film 80 milyon dolar gibi bir rakama mal olmuştu yanlış hatırlamıyorsam.
Yani Alien serisi hani bundan sonra da aynı hızla devam edecek gibi görünüyor.
Şimdi sinema salonları neşelendi hareketlendi yeni yeni filmler gösterimi giriyor dedik.
Ancak ilginç de bir artık bu bir eğilim midir bilmiyorum daha çok karşımıza gelmeye başladı.
Eski filmlerin tekrar gösterime sokulması.
Bu hafta 3 eski film tekrar gösterime girecek.
Bunlardan bir tanesi Yavuz Turgun'un yönettiği Eşkıya filmi elbette.
Türkiye'de sinema sever olan her Türk vatandaşı yüksek olasılıkla eşkıya filmini izlemiştir zaten.
Ve bir de 1997 yapımı Ömer Vargın'ın yönettiği ve Cem Yılmaz ile Mazhar Alansu'nun başürlerini paylaştığı.
Çoğumuz daha çok bunu Cem Yılmaz'ın ilk oyunculuk deneyimi olarak hatırlıyoruz.
Her şey çok güzel olacak filminin tekrar vizyona gireceği açıklandı.
Ve bir de...
Filmleri çokça izlenen Twilight alaca karanlık efsanesi filmlerinin tekrar gösterime gireceği açıklandı.
Şimdi bu üç film tekrar gösterime girecek.
Küçük bir parantez açarak bu konu üzerine fikrimi söylemek istiyorum ki ben şahsen bu eski çok izlenmiş sevilmiş filmlerin tekrar gösterime girmesini çok da anlamlı bulmuyorum.
Yani zaten bu filmin ilgilileri elbette bu filmleri...
Çoktan izlediler hatta birden çok kez izlemişlerdir.
Hani belki dijital düzeltmeler yapılıyordur.
İşte 4K sokuluyor işte sesleri görüntüleri tekrar bir elden geçiriliyor.
Güzelleştiriliyor belki yani o tip teknik işlemler yapılıyor olabilir.
Ama diyorum kendi adıma söyleyeyim ben çok da anlamlı bulmuyorum.
Ama elbette hani bu filmleri tekrar büyük perdede görmek isteyecek izleyici arkadaşlarımız olabilir.
Ondan dolayı bu filmlerin tekrar gösterime gireceğini buradan duyurmuş olalım.
Hangi aya geliyoruz?
Ekim ayına geliyoruz.
Ekim ayı ne demek? Elbette film ekimi demek.
Ülkemizin en önemli sinema organizasyonlarından biri olduğunu söyleyebileceğimiz film ekiminin gösterim tarihleri açıklandı.
Hemen buradan paylaşalım.
23. kez düzenleniyor film ekimi ve 4-13 Ekim'de İstanbul'da, 10-13 Ekim'de Diyarbakır'da, 17-20 Ekim'de Ankara'da ve 24
-27 Ekim tarihlerinde ise İzmir'de gösterimler yapılacak.
Henüz detaylı olarak içerik ve sinema salonları açıklanmadı.
Ancak en azından tarihler açıklandı.
Buradan onu hatırlatmış olalım.
İlgili arkadaşlar Film Hekimi'nin kendi internet sitesinden ya da tabii sosyal medyada birçok platformda bunlar paylaşılıyor.
Daha detaylı bilgiyi bundan sonraki günlerde alabilirler.
Organizasyonlarda sözü açmışken geçtiğimiz hafta Venedik Film Festivali haftasıydı.
Ödüller dağıtıldı, güzel bir ödül gecesi oldu ve Venedik Film Festivali'nin büyük ödülü olan Altın Aslanı, Pedro Almodovar'ın son filmi ve ilk gösterimi
de yine Venedik Film Festivali'nde yapılmış olan yandaki o da The Room Next Door filmi kazandı.
Sevilen bir yönetmen Pedro Almodovar.
Ülkemizde de hatır sayılır miktarda hayranı olduğunu söyleyebiliriz.
Ve Venedik Film Festivali'nde çok fazla ödül dağıtılıyor.
Bütün filmleri burada anlatmayacağım çok uzun bir sohbet olur.
Yani onun üzerine ayrıca bir program yapmak gerekir.
İlgisini çeken arkadaşlar çok kısa bir aramayla Venedik Film Festivali hakkındaki detaylara ulaşabilirler.
Sadece şunu da belirtmiş olalım.
Pedro Almodovar'ın Altın Aslan'ı alan filmi Yandaki Oda ülkemizde de 1 Kasım'da gösterime girecek.
İlgili arkadaşlar filmin takipçisi olabilirler diyorum.
Biliyorsunuz Atatürk 1881-1919 filmi Türkiye'de hatır sayılır bir izleyici sayısına ulaştı.
Birinci bölüm 1.600.000 kişi, ikinci bölüm ise 600.000 kişi.
tarafından sinemalarda izlendi ancak hani görüyorsunuz birincisi 1.600 izleniyordu ikincisi niye sadece 600 izleniyor gösterimle ilgili taratımla ilgili vesaire bazı sıkıntılar olmuştu filmde ondan dolayı hani biz
ikinciyi kaçırdık izleyemedik hatta işte birinciyi de izleyecektik de çabucak bitti diyen çok sayıda sinema sever olduğunu biliyoruz ki üzerinden hani artık kaç ay ne kadar zaman geçmiş olmasına rağmen bu filmin
akıbeti ne olacak hani Sinemalarda izleyemeyenler nerede izleyecek diye birçok kez bunu sohbet konusu etmiştik.
Ve işte sonunda bununla ilgili haber geldi.
Atatürk 1881-1919 filmi 9 Eylül'de yani siz bu programı dinlediğiniz haftada Amazon Prime'da gösterime girmiş olacak.
Ve aynı zamanda film sinema salonlarında gösterildiği gibi...
Birinci ve ikinci bölüm olarak iki part halinde yayınlanacak ki ilk bölüm 9 Eylül'de, ikinci bölüm ise Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 101.
yıl dönümü etkinlikleri kapsamında 29 Ekim 2024 tarihinde gösterime girecek.
Güzel bir gösterim ayarlamışlar bence.
Ayrıca dizi formatında da yayınlanacağı açıklandı.
İsteyen izleyiciler...
İki bölümlük bir uzun metaj olarak izlesin.
İsteyen dizi formatında izlesin.
Her şekilde bu filmi isteyen herkes izleyebilecek.
Hatırlatmış olayım. Evet sizinle paylaşmak istediğim haftanın sinema gündemi yaklaşık olarak böyle.
Şimdi gelelim Tim Burton'a ve Beter Böceği.
Ama aslında ona girmeden önce yine son küçük bir haftanın gündemi vereyim.
Ama aslında bir yandan da girmiş oluyorum.
Çünkü beter böcekten bahsedeceğim.
Beter böcek gişede çok başarılı oldu arkadaşlar.
İlk hafta sonu...
110 milyon dolar hasılat yaptı.
Bu gerçekten çok iyi bir rakam ki geçtiğimiz programlarda birçok kez ben 2024'te gişe gelirlerinin hiç de iyi gitmediğinden bahsetmiştim.
İşte yazınsa hem Deadpool ve Wolverine tabii ondan da önce ters yüz iki işte Alien Romulus çılgın hırsız falan derken.
gişede başarılı olan filmler gösterime girdi ve işte 2024'ün gişede başarılı olan filmlerinin arasına Beter Böcek de katıldı diyebiliriz.
Ama şimdi zaten Tim Burton'dan ve Beter Böcek'ten bahsederken bu konuya tekrar geleceğim.
Şimdi evet Tim Burton'dan bahsedelim.
Tim Burton kimdir nedir?
Nedir Tim Burton'ı ayırt eden bu özelliği?
Şöyle ki Tim Burton korkulan, uzak durulan, tedirgin edici bulunan, Fantastik hemen her türlü hayalettir, peridir, şeytandır, ücüdür, hortlaktır
her ne diyorsanız deyin. Bunların hepsine sevgiyle ve şefkatle yaklaşan, onların dünyasına bir pencere açan, yani bir anlamda korkulanı seven
ve sevdirmeye çalışan bir yönetmen.
Birçok filminde bir normal hani herhangi bir insan karakter vardır.
Bir de korkulan bir karakter vardır.
Bir şekilde Tim Burton görece normal insanla bu sıra dışı korkutucu karakteri bir araya getirir, bunların arasında bir dostluk oluşturmaya çalışır.
Yani görece normal insan korktuğu imgeyle yüz yüze gelip onu anlamaya çalışır ancak anlayamaz ve bu iki zıtkutup Filmin sonunda tekrar
ayrı düşer. Yani görece normal insanlar o korktukları imgeleri tanımaya onlarla yakınlaşmaya çalışırken bunu başaramazlar, beceremezler.
Tekrar o korkutucu imgeyi iterler ve kovarlar.
Yalnızlıktan gelen o korkutucu imge tekrar kendi yalnızlığına geri döner.
İşte bize bu süreci anlatan Tim Burton o korkulan karakteri bize tanıtma fırsatı bulur ve hatta onu anlamamızı ve onu sevmemizi sağlamaya çalışır.
Bu yapıda ancak şöyle bir şüpheli nokta var ki Tim Burton o korkulan karakteri anlaşılır kılmaya çalışırken asla ehlileştirmez.
Başka bir şeye dönüştürmeye çalışmaz.
Onu olduğu gibi kabul eder, onu olduğu gibi kabul etmemizi ve anlamamızı bekler.
İşte tüm bu odak, tüm bu hikaye yapısı farklı olana, sıra dışı olana pencere açan bir yaklaşımdır zaten.
Bu bağlamda Tim Burton sadece bu kadarıyla bile sinemasının ve yönetmenlerin başka güzel taraflarını da ekleyebilirim ama bu kadarı bile gerçekten Tim Burton'ı sinema tarihinin en
özel yönetmenlerinden biri yapmaya...
Yetiyor bence. Şimdi Tim Burton 1982 tarihli Vincent diye bir animasyon kısa filmle ilk kez adını duyurdu.
İşte Disney'de işe girmeye çalışıyor.
Klasik çocuk işe Disney filmleri yaptırmaya çalışıyorlar falan.
O hayır diyor ben böyle şeyler yapmam.
E nasıl bir şey yaparsın işte böyle bir şey yaparım dediği film 1982 tarihli animasyon kısa film Vincent.
Nefis bir filmdir. İnternette bir yerlerde bulabilirsiniz.
Belki YouTube'da bile vardır bakmadım ama.
İzlemenizi tavsiye ederim. Tim Burton özellikleri 80'lerin sonunda ve 90'ların başında ortalarında en iyi filmlerini yaptı.
1989 tarihli Batman ki Batman herhalde Tim Burton'ı geniş kitlelere duyuran ve tanıtan filmdi.
Hani biraz daha tabii gişeye yakın hani yüksek gişe asılatına çok daha geniş kitlelere ulaşması mümkün bir projeydi.
Yani ancak hani böyle olsa da Tim Burton'ın sinemasının bütün özelliklerini barındırıyordu diyebiliriz.
Ondan sonra 1990 tarihli Makaseller geldi ki hemen burada bir belirteç koyalım.
Tim Burton'ın kendi ifadesine göre en kişisel filmi.
Onun sinemasını özetleyen film Makaseller filmini izleyin.
Tim Burton'ı tanıyacaksınız diyorum.
Ondan sonra 1992'de Batman Dönüyor filmini yaptı.
Batman'in devamı ikinci film.
Devam bölümleri öncüsü kadar iyi olmaz ya yani bunu hep söyleriz.
İşte burada öyle değil.
Batman Dönüyor gerçekten nefis bir film.
En az ilk film kadar iyi bir film ki bazı sinema severleri ya da sinema yazarlarına göre ilk filmden bile daha iyidir.
Ondan sonra da 1994 tarihli Ed Wood.
Bakınız bu film çok bilinmez.
Tim Burton'un az bilinen filmlerinden bir tanesidir.
Ama bana göre en iyi filmlerinden bir tanesi.
Hatta bazen böyle arkadaş karısında...
Sohbette falan Tim Burton'ın lafı geçtiğinde ben hep şey diyorum.
Bence en iyi filmi Edward diyorum.
Yani neden öyle diyorum? Çünkü daha az bilinen bir film olduğu için onu biraz daha böyle çıkarmak için.
Şimdi bundan sonra başka güzel filmler de yaptı elbette Tim Burton.
Ama bence işte bu 80'lerin sonu 90'ların başındaki bu film özellikle bence Tim Burton'ın kariyerinin zirvesiydi.
Ondan sonra evet başka filmler yaptı.
Hayalet Süvari'yi yaptı.
Büyük Balık 2003 tarihli iyi bir filmdir.
Çarenin Çikolata Fabrikası evet iyi bir filmdir.
Onun dışında Ölü Gelin de ben.
O da güzel bir film. Arada pek iyi olmayan filmleri var.
Hatırlatalım mesela 1996 tarihli Çılgın Marslılar diye bir film var.
Bence çok da iyi bir film değil.
Maymunlar Gezegeni diye bir fiyaskoya imza attı Tim Burton.
Tim Burton'ın genellikle ilgilendiği konularla o az önce bahsettiğim ülke yapısıyla hiç de alakası olmayan bir film.
Yani Tim Burton'un filmografisinde ne işi var bu filmin?
Diyeceğimiz bir film gerçekten.
Ondan sonra Sweeney Todd diye bir müzikal yaptı.
İyi değildi. Alice Harikalar Diyarında'yı yaptı 2010 yılında.
Bence o da pek iyi değildi.
İşte biraz böyle düşüşe geçti ondan sonra Tim Burton'ı.
Ama diyorum yani sadece o 80'lerin sonra 90'ların başındaki yaptıkları ile bile Tim Burton kalbimizin Tim Burton'ıdır diyebiliriz değil mi?
Arkadaşlar Tim Burton sevenlere sesim gidiyorsa burada.
Elbette öyle çok seviyoruz.
Çok özel bir yönetmen. Çok da duyguludur ya.
Yani karanlıkta görseniz böyle ayaklarınız poponuza vura vura kaçacağınız karakterleri.
Öyle duygulu. Anlatır ki böyle ya ağlarsınız o öcüye zombiye yaratığa hortlağa hayalete böyle sarılıp onu öpüp ağlarsınız.
Yani öyle duygulu bir adam gerçekten.
Şimdi gelelim evet beter böceğe.
Beter Böcek 88 tarihli Tim Burton filmiydi.
Tim Burton'un sinemasının hemen hemen bütün özelliklerini barındırıyordu.
Bu noktada artık daha da özele girdiğimiz için filmin öyküsüden bahsetmeye çalışacağım ama şöyle bir belirteç koymak istiyorum.
Şimdi ben tabii zamanında Beter Böcek'i izlemiştik, çok hayran olmuştuk, sevmiştik falan ama geçenlerde filmin devamı gösterime girecek diye dedim ya dur şu Beter Böcek'i bir daha bir izleyeyim.
Açtım izledim. Şimdi arkadaşlar o yıllar için...
Çok benzersiz bir filmdi gerçekten.
İnanılmaz bir absürtlük, hem komik hem ürkütücü, tedirgin edici bir atmosfer ve tavır.
Çok benzersiz, çok sıradışı bir şeydi.
Ancak aslında dramatik olarak, bir anlatı sanatı örneği olarak çok da ikna edici ve dolu dolu değildi.
Bu noktada işte öyküsünü anlatayım size ne demek isteyeceğimi çok daha iyi anlayacaksınız.
Bir evde yaşayan bir karı koca var.
Bu karı koca arabasına binip kasabalarına gidiyorlar ve dönerken bir trafik kazası geçiriyorlar.
Sonra da çıkıp eve geliyorlar.
Ay ne oldu bize falan. Evlerinde yaşamaya devam ederlerken o eve başka bir aile gelip hani bir nevi işgalci gibi yerleşiyor.
Bu karı koca diyor ki ya ne oluyor burası bizim evimiz bunların bizde ne işi var?
Ve elbette tahmin edebileceğiniz gibi o trafik kazasında bu karı koca ölüyorlar.
Artık o evde birer hayaletler.
Hani emlakçı da o evi gitmiş, başkasına satmış, başka belede gelmiş, yerleşmiş.
İşte artık birer hayalete dönüşen karı koca diyorlar ki biz öteki tarafa gitmek istemiyoruz.
Biz gitmeyeceğiz, biz evimizde yaşamak istiyoruz.
Ve bu işgalci aileyi biz korkutup kaçıracağız evimizden.
Bu aileyi korkutmaya çalışıyorlar sürekli.
Böyle ne bileyim işte korku filmi klişeleri, işte çarşaflar, işte sesler çıkarıyorlar, ışıkları açıyorlar, kapatıyorlar falan filan bir sürü maymunluk yapıyorlar.
Yok abi korkmuyor bu aile.
Öteki taraftan yardım alalım diyorlar.
Gidiyorlar. Öteki tarafı da çok güzel anlatmıştır film.
Yani komik, absürt, ilginç tasarımlar, kostümler falan.
Bir de o yıllarda da bilgisayarda yaratılmış imajlar yok.
Tamamen mekanik efektler, tamamen makyaj, kostüm falan.
Çok gerçekçi, çok absürt, güzel bir öte dünya tasviri vardı Beter Böcek'te.
Neyse oradan yardım almaya çalışıyorlar.
Geri dönüyorlar falan. Yok abi olmuyor.
Derken onların tavan arasında yaşadıkları kasabanın küçük bir maketi var böyle bir kasaba maketi var.
Orada yaşayan bakınız orada yaşıyor nasıl yaşıyorsa ve bu aile gibi öteki dünyaya gitmemiş arada kalmış beter böcek diye.
Bir karakter var buna ne diyelim bir hortlak mı diyelim zombi mi diyelim.
Ölü ölü diyelim ölü bir karakter var beter böcek diye.
Son derece komik son derece kışkırtıcı hınzır çılgın deli ne derseniz deyin.
Acayip bir karakter Michael Keaton'un da olağanüstü performansıyla canlandırılan bu karakter gerçekten sinema tarihinde.
Tek başına bir şeydir yani bir efsanedir diyebiliriz beter böcek için.
İşte bu karıkaca beter böcekten yardım alacaklar.
Üç defa beter böcek diyorsunuz o maketten çıkıp yani gerçek dünyaya geliyor.
Geliyor hani ona diyorlar ki bak biz seni çıkardık senden yardım istiyoruz bu aileyi evden kol.
İşte beter böcek o kadar manyak bir karakter ki onunla yapacağınız sözleşmeye pek de sadık kalacağını beklemek biraz hayalcilik olur gerçekten.
Evet yardım. Etmiyor aslına bakarsanız beter böcek.
O da kendi hedeflerinin peşinden gidiyor falan böyle.
Ve sonunda yine olmuyor.
Beter böceği geri yolluyorlar.
Tekrar maketenin içine hapsediyorlar.
Ve tırnak içinde işgalci olan gerçek hayattaki aile hem de evin esas sahipleri hayalet olan aile birlikte yaşamaya başlıyorlar.
Bu kadar. Yani filmin öyküsü bu.
Diyorum evet görsel olarak karakter falan mizahı tasarımları her şey çok güzel ama bakınız öykü olarak aslında biraz eksik yani.
E ne oldu abi beter böcek geldi geri döndü gitti bu kadar.
Ya bir şeyler olaydı ya yani.
Neyse dramatik olarak biraz eksiklidir bence öyle söyleyeyim.
Ama elbette yine bu özellikliği bu farklılığı bu sıra dışılığı beter böceği unutulmaz bir film yapmaya yetmişti.
Ve hemen şu noktayı da belirteyim size.
O hayatta olan gerçek hayatta olan ailenin.
İntiharı meyilli, gotik, simsiyah giysiler giyip simsiyah makyajlar yapan, karamsar mı karamsar bir ergen kızları vardı.
Winona Ryder'ın canlandırdığı Lydia.
Nefis bir kızdı, nefis bir karakterdi gerçekten.
Şimdi bunu söyleyeceğim çünkü devam filminde tabii Lydia'dan devam ediyoruz.
Evet, öncü film Beetlejuice yaklaşık olarak böyle bir filmdi diyebilirim.
Şimdi gelelim şu an gösterimde olan Beter Böcek, Beter Böcek filmine.
İki isim de abi direkt Beter Böcek 2 deyin ya.
Filmin adı bu yani. İki tane Beter Böcek.
Bence çünkü hiç de bir anlamı yok.
Herhalde yapımcılar ya da yönetmenler hani filmlere ardışık sayılar vermekten pek hoşlanmıyorlar.
Yani çok fazla devam filmi hissi yaratıyor herhalde.
Yani Beter Böcek 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 diye olmasın başka başka isimler veriyorlar işte.
Avatar Way of Water.
Ya James Baba yapma Avatar 2 işte.
Ne? Way of Water ne? Çok da anlamlı değil yani.
Neyse. Evet.
Beter Böcek 2 ilk filmden tam yıl vermiyorlar ama ne bileyim 30 sene sonra falan geçiyor herhalde.
Yani gerçekten hani gerçek hayatta ne kadar zaman geçtiyse sanki burada da o kadar zaman geçiyor gibi bir durum oluyor.
İlk filmdeki işgalci ailenin babası.
Ha bir de şöyle bir durum var. O baba anne ve kız dedim ya Winner Rider intiharı meyilli.
O karamsar kız. Babası kızın öz babası ama annesi üvey annesi.
Üvey annesi ve babasıyla birlikte yaşıyordu kız.
Bu filmde Bu ailenin annesi ve kız hayattalar ve baba filmin başında ölüyor.
Yani bizim karamsar kızımız Lydia artık tabii tamamen yetişkin bir insan olmuş.
O da evlenmiş, onun da kocası ölmüş.
Bir tane kızı var ve yeni filmin harika karakteri Jenna Ortega.
Lydia karakterin kızını Jenna Ortega oynuyor.
Adı da Astrid. Çok güzel bir karakter olmuş.
Şimdi... Winola Ryder'ın o intihara meyilli o gotik kızı bir hayalet programcısı olmuş.
Yani tüm dünyadaki varlıkları görebilen, onlarla iletişim kurabilen bir fenomene dönüşmüş.
Bir televizyon programı yapıyor ve o kızıyla ve yüvey annesiyle yaşıyor hala.
Ama elbette yani arıza olduğu için tabii kendi kızıyla da arası hiç de iyi değil.
Yani kötü bir anne anladığımız kadarıyla.
Kızı Astrid'e de bir yatılı okula yollamış böyle.
Ve ne oluyor? Bir şekilde evet kendi öz babası ölüyor.
Ve bu babanın ölmesi tabii ailede böyle bir sarsıntıya sebep oluyor.
Lidya kızına gidiyor diyor ki hadi gel işte baban öldü.
Onu şey yapacağız biz işte defnedeceğiz onun anısını yaşatacağız falan.
Hayalet iletişimcimizin bir de yapımcısı var.
Kendi program yapımcısı ona aşık falan onunla evlenmek istiyor vesaire.
Bunlar evlerine geliyorlar.
İşte orada bir anma töreni yapacaklar.
Ve öte dünyada da elbette.
Beetlejuice ölü hayatına diyeyim yani ölüler dünyasındaki hayatına devam ediyor ve orada yepyeni bir karakterimiz var Dolores diye Monaco Bellucci'nin canlandırdığı muhteşem bir karakter.
Anlıyoruz ki beter böceğin eski eşiymiş ve bir de nefis bir karakter daha var bu filmde.
Öteki dünyadaki suçluları kovalayan ölü polis William Defoe.
Wolf diye bir karakter. O da harika bir karakter.
İşte şimdi Lydia kızı ve üvey annesi bir şekilde tekrar beter böceğin yardımına ihtiyaç duyacaklar.
Hani ilk filmde o hayalet aile yardımına ihtiyaç duymuştu da bin pişman olmuşlardı ya.
İşte burada da...
Bizim ailemiz beter böceğe ihtiyaç duyacaklar.
Ancak beter böceğin arkasında da ona çok öfkeli olan, ona çok büyük düşmanlık besleyen eski eşi Dolores karakteri ve bir de beter böceğin türlü çeşit çılgınlıklar
yapmasını engellemek isteyecek olan bir de polis karakterimiz var.
Öyküden bahsetmiyorum sadece karakterlerden bahsettim.
Arkadaşlar çok iyi, çok iyi bir film.
Bakınız şöyle bir şey söyleyeyim.
Lütfen bu söylediğimi çok abartılı bulmayın ama bu film bazı açılardan ilk filmden de daha iyi.
Az önce onu özellikle belirtmek istedim.
İlk film kendi zamanı için harika bir film olsa da elbette sinema tarihi açısından o çok daha önemli ve iyi bir film.
Ancak az önce dedim ya işte dramatik bazı eksiklikleri var.
İşte o eksiklikler bu filmde tamamen kapatılmış.
Bütün karakterlerin belli amaçları, niyetleri var.
Bu niyetler çok güzel çarpışıyor.
Bütün bu karakterlerin öyküleri geliyor geliyor toplanıyor ve finalde bir sonuca varıyor bir duygusal patlamaya varıyor.
Özetle öykü akışı olarak senaryonu zenginliği olarak karakter zenginliği olarak çok daha iyi bir film.
Öncü filme benzer bir şey daha var.
Bakınız az önce belirttim ya 1988'de Bilgisayar destekli görüntüler yoktu.
Yani her şey işte makyaj, set, kostüm mekanik efektlerle yapılıyordu.
İşte burada da Tim Burton hiç dijital efekt kullanmamış değil.
Kullanmış ama yine de filmin genel dokusu öyle çok şey değil.
Çok bir Marvel falan gibi değil yani.
O kadar fazla bilgisayarda yaratılmış efekt yok.
Yine çok güzel makyajlar var.
Çok güzel kostümler var.
Setler var. Yani ilk filmdeki o dokuyu muhafaza etmeye çalışmışlar.
Ondan dolayı ben Beter Böcek'in hem çok iyi bir devam filmi olduğunu düşünüyorum.
Hem de Beter Böcek efsanesini başarıyla devam ettirmiş bir film olduğunu düşünüyorum.
Ve aynı zamanda geçtiğimiz programlarda ben Tim Burton'dan hani ne yazık ki kariyer yakın zamanda pek de iyi gitmiyor diye belirtirken de şunu söylemiştim.
Hani belki de Beter Böcek'in devam filmi Tim Burton için bir geri dönüş anlamına gelir demiştim.
Bence de bu anlama gelmiş gerçekten.
Yani bence Beter Böcek 2 çok güzel bir film.
Tim Burton seviyorsanız absürt, mizah, komedi, korku, gerilim.
İşin fantezi tarafı güzel, görsel tarafı güzel, mizahı güzel, karakterleri güzel.
Yani diyorum hangi noktadan tutacak olsam filmi övmekten kaçınamam.
O anlamda özetle filmi hararetle tavsiye ediyorum.
İzlemenizi öneriyorum arkadaşlar.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
