
Haftanın Gündemi, Superkız ve DCU'da Son Durum
2 Temmuz 2026 · 30 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, sinemanın gündemini, DC Sinematik Evreni'nin son filmi Süperkız'ı ve evrendeki son durumu inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda haftanın sinema gündeminden ve Süper Kız filminden bahsedeceğiz.
Sinema salonları hayli yoğun önemli filmler halen gösterimde son birkaç haftadır andığımız filmler çoğunlukla.
Bu filmlere iki büyük film eklendi.
Bunların bir tanesi zaten merakla beklenen Oyuncak Hikayesi filmiydi.
Ve buna ek olarak da bugün konu edineceğim.
Süper Kız filmi gişedeki en önemli iki film olarak kabul edilebilir.
Onun dışında Saplantı ve Backrooms filmleri hala gösterimdeler ve...
Çok düşük bütçelerine rağmen ikisi de 300 milyon doların üzerinde çıkan hasılatlarla sadece yılın değil sinema tarihinin de maliyet gelir oranında en
karlı filmleri arasına girmiş durumdalar.
Steven Spielberg'in Disclosure Day filmi hala gösterimde ancak bu film ilk hafta sonu 90 milyon doların üzerinde hasılat yapmasıyla konuşulmuş ve güçlü bir çıkış yapmış olmasına
rağmen ne yazık ki filmin çok da iyi bir film olmadığı herhalde geniş kitlelerce duyuldu.
İkinci ve üçüncü haftasında filmin hasılatı ilk haftanın hayli gerisinde kaldı.
An itibariyle hasılatı 170 milyon dolar civarında.
Böyle bir hasılat bir Spielberg filmi için gayet düşük olarak kabul edilebilir.
Onun dışında Michael filmi hala gösterimde ve Michael son ulaştığı hasılat rakamına göre 970 milyon doları geçti.
Christopher Nolan'ın Oppenheimer filmini de geçerek sinema tarihinin en çok hasılat yapan biyografik filmi konumuna yükseldi.
Bu gerçekten inanılmaz bir başarı artık.
Yani Bohemian Rhapsody'yi geçecek mi acaba diye konuşuyorduk geçtiğimiz haftalarda.
Oppenheimer'ı dahi geçmesi Michael'ın ne kadar başarılı, ne kadar çok sevilmiş bir film olduğunu gösteriyor bize.
Ve bu arada hemen anıp geçmiş olmayalım.
Oyuncak hikayesi tarihi ta 1990'lara varan sinema tarihinin en çok sevilen, ilgi gören animasyon serilerinden bir tanesi.
Beşincisi yapıldı bu kez ve bugüne kadar yapılan bölümlerin hemen hepsi de hem eleştirel anlamda hem de gişede başarılı olmuşlardı.
Ve oyuncak hikayesi gösterime girdiği ilk hafta sonu...
Amerika'da 160 milyon, dünya çapında da 300 milyon doların üzerinde hasılat yaparak 2026'nın en iyi çıkış yapan filmi oldu.
Oyuncak hikayesi 2026'nın en çok izlenen filmlerinin arasına girecek gibi görünüyor.
Oyuncak hikayesi dedik ama ben bugün haftanın filmi olarak Süper Kız'dan bahsedeceğim size.
Bunun özellikle bir nedeni var.
O da şu ki Süper Kız filmi geçtiğimiz yıl gösterime giren ve sil baştan yapıp evreni tekrar inşa etmeye çalışan James Gunn'ın yönetimindeki DC sinematik
evreninin ikinci filmi.
İlk Süpermen filmi Başarılı bir başlangıç olarak kabul edilmişti.
İşte bu filmden sonra gelen bu ikinci film Süper Kız filminin başarısıysa evrenin bundan sonraki akıbeti için çok önemli bir konumda.
Bu film başarılı olursa James Gunn ve yeni evren başarılı olarak kabul edilecek ve başka projelere kapı açılmış olacak.
Ancak başarılı olmazsa da herhalde DC yönetimi bir şeyleri tekrar gözden geçirmek zorunda kalacaktır.
Diye düşünüyoruz. Neyse bunun detayına filmin incelemesine geçtiğimde gireceğim arkadaşlar.
Şimdi bu haftanın önemli iki sinema başlığı var.
Bunları hızlıca sizlerle paylaşmaya çalışayım.
Bir tanesi ne yazık ki Kadir İnanır'ı kaybettik.
Yeşilçam'ın ve Türk sinema tarihinin en önemli oyuncularından biri olan Kadir İnanır 77 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Zaten kendisi bir süredir zatürreye bağlı bir akciğer rahatsızlığı geçiriyor.
Bunu biliyorduk tedavi görüyordu ve artık son günlerinde de yoğun bakıma alındığını öğrenmiştik ve evet ne yazık ki Kadir İnanır'ı geçtiğimiz hafta kaybettik.
1960'lı yıllarda sinema yapmaya başlamıştı ve gerçekten çok zengin dop dolu bir kariyeri var.
Hangi filmini anlatsam bilmiyorum yani hatırlatacak o kadar çok filmi var ki.
Ancak herhalde ilk akla gelen bir kaçını anacak olursak Türkan Şoray'la başrolünü oynadığı Selvi Boylum Al Yazmalım filmi.
Hem Türk sinema tarihinin en iyi en değerli filmlerinden bir tanesi olarak kabul edilir ki Türkan Şoray ile Kadir İnanır yanlış hatırlamıyorsam en az 5-6 projede birlikte yer almışlardı.
Yani yine Türk sinemasının en sevilen en başarılı çiftlerinden biriydi ikisi.
Buna ek olarak da Şerif Gören'in Yılanların Öcü filmi gerçekten çok harika bir filmdi ve Kadir İnanır'ın oradaki performansı da muhteşemdi.
Tatar Ramazan, filmindeki Tatar Ramazan performansı elbette unutulmaz bir roldü.
Daha çok onurlu, mücadeleci, bildiği, gördüğü, gerçeklerden, doğrulardan asla ödün vermeyen, kararlı ve güçlü karakterlere hayat vermişti Kadir İnanır.
Ve aynı zamanda da Türk sinema tarihinin en yakışıklı ve karizmatik jönlerinden de bir tanesiydi.
Daha çok Cüneyt Arkın, Tarık Akan ve Kadir İnanır üçlüsü.
Türk sinema tarihinin en güzel, yakışıklı, karizmatik jönleri olarak kabul edilir.
Bu bağlamda da Kadir İnanır sinemamızın en unutulmaz, en değerli yüzlerinden biriydi.
Buradan sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Elbette Kadir İnanır sevgiyle ve saygıyla anılacaktır.
Şimdi... Geçtiğimiz hafta karakter incelemesi dosyası yaptığım için bu konuya giremedim ancak çok dikkate değer bir durum söz konusu arkadaşlar.
2026'nın merakla beklenen projelerini sizlerle paylaştığım programda ben özellikle bir filmi anmıştım ve yılında en önemli projelerinden bir tanesi olacak diye belirtmiştim.
Bu film kainatın hakimleri filmiydi Masters of Universe yeni He-Man projesi.
Bu film... 5 Haziran tarihinde gösterime girecekti.
Amerika'daki ön gösteriminde filmin çok kötü yönde eleştirildiğine dair bazı şeyler duyduk internetten.
Ve buna ek olarak da film gösterime girdiğin ilk hafta sonu hasılatı 30 milyon doların altında kaldı.
Bu hasılat rakamı bu ölçekte bir film için gerçekten çok düşük.
Ve Amerika'daki bu düşük hasılattan yola çıkarak da yapım şirketi ve Türkiye dağıtımı da filmi gösterimden çekti.
Şu an... Tıklayacak olsanız yani sinema sitelerine bakacak olsanız kainatın hakimleri filminin gösterim tarihinin belirsiz olduğunu göreceksiniz.
Bu bağlamda şunu anlıyoruz.
Herhalde yapım şirketi bu düşük hasılat rakamı ve kötü yöndeki eleştirilerden çekinerek filmi gösterime sokmama kararı almış gibi görünüyor.
Sinema tarihinin geçmiş dönemlerinde buna benzer durumlar olmuştur.
Mesela... 13. Savaşçı filmi Antonio Banderas'ın başrolünde oynadığı film buna benzer bir duruma düşmüştü.
Ama neticede biz bu filmi izleyemedik.
Hala bir vizyon tarihi verilmiyor.
Ben bu filmin sinema salonlarında gösterime gireceğini pek zannetmiyorum.
Bakalım önümüzdeki zamanlarda bu filmin kaderi ne olacak göreceğiz.
Evet bu haftanın sinema gündemi yaklaşık olarak böyleydi.
Şimdi gelelim...
Süper Kız filmine ve DC sinematik evreninin son durumuna.
Şimdi önce DC'yi ben yine size bir özetleyeyim mi?
Zack Snyder, Zack Snyder harika bir yönetmendir.
Ben onun üzerine ayrıca bir program yapıp sunacağım size.
Yeni filmini bekliyorum açıkçası.
Çünkü Zack Snyder üzerine yapacağımız sohbetler zaten direkt DC sinematik evrenini de ilgilendiriyor.
Şimdi Zack Snyder...
Superman filmi yapmıştı ancak telif haklarından dolayı adını Superman koyamamıştı.
Man of Steel, Çelik Adam adıyla bu filmi gösterime sokmuştu.
Bu film pek de sevilmemişti.
Gişede 670 milyon dolar civarında bir hasılat yapmıştı ki bu hasılat Marvel evreninin işte Kaptan Amerikalar, Demir Adamlar veya Thorlar gibi büyük kahramanlığının
filmlerinin yanında biraz düşüktü.
Onlar işte 800, 1 milyar hatta 1,5 milyar dolar civarında falan asılatlar yapıyorlardı.
İşte onların yanında biraz düşük kalınca başarısız olarak görülmüştü.
Ondan sonra işte Batman, Superman filmi yapıldı.
Başka DC filmleri yapıldı ve bu filmlerin hiçbiri Marvel filmlerinin gişesine ulaşamadılar arkadaşlar.
Bu şekilde başarısız olduğu düşünülünce Zack Snyder'ın, Zack Snyder bu koltuktan uzaklaştırıldı.
Hatta orada başka durumlar oldu.
Yani en son Justice League filmini yaparken Zack Snyder'ın kızı intihar etti.
Kendisi projeyi bırakmak zorunda olduğunu söyledi.
Şirket de tabi kabul etti ne yapsın.
Trajik, kötü bir durum elbette.
Yani orada karışık bir sürü hem özel, duygusal, ailevi bir sürü mesele oldu.
Bir şekilde Zack Snyder bu evrenden uzaklaşmış oldu.
Bunun üzerine de DC patronları dedi ki bak bu böyle olmuyor.
Çünkü... Bu böyle olmuyor dediğim de şu bu çok daha derin bir konu tabi çizgi romanlara kadar bulaştırmamız lazım sohbeti ama DC çizgi roman evreninin duygusu dokusu hatta hitap
ettiği kitle bile Marvel'dan biraz farklıdır.
Marvel biraz daha eğlenceye yönelik geniş okuyucu ve izleyici kitlelerine hitap eden öyküler yapar.
DC sinematik evreni ise Biraz daha dramatik, biraz daha karanlık, biraz daha yetişkinlere hitap eder ve hatta bazı örnekler için biraz daha düşünsel, felsefi
sulara da yelken açan bir evrendir.
İşte bu karanlık, bu yetişkinlere hitap eder, bu kasvetli doku sinemada Marvel kadar başarılı olmadı.
Evet çünkü 2000'lerin genel olarak kabul gören gişe formüllerine çok da uygun bir doku değil bu.
DC sinematik evrenininki.
Marvel'ınki daha uygun.
Ve zaten hani işte gişe rakamlarından da görüyoruz.
Marvel daha başarılı oldu.
İşte bu bağlamda DC'nin yöneticileri dediler ki biz Zack Snyder'la artık yol yürümeyelim.
DC filmlerini biraz daha gişeye uygun, gişeye yönelik bir dokuda atmosferde olsun bu filmler.
Bunun üzerine de Marvel evreninin sevilen serilerinden biri olan Galaksinin Koruyucuları serisinin yönetmeni olan James Gunn'ı DC evreninin başına getirdiler.
Bu şekilde ne olacaktı?
DC'nin filmleri geniş izleyici kitlesine hitap eder, hale dönüştürülecekti.
Peki... Bunun üzerine evet geldi James Gunn DC'nin başına geçtiği ve yeni bir Superman filmi yapacağını açıkladı.
O zamanlar işte filmin gösterim tarihi belli olmuştu yeni bir oyuncu seçilmişti David Corenswett diye.
Ancak tam da bu süreçte DC'nin eski halini yani Zack Snyder'ın yönettiği halini beğenen DC hayranları ve Snyder severler.
Bu karara tepki gösterdiler.
Yapılacak yeni DC filmlerini boykot ettiklerini açıkladılar.
Ve tabi merakla bekleniyordu.
Bakalım James Gunn'ın yeni filmi başarılı olacak mı?
Neticede başarılı olursa film yapacak bir şey yok.
DC doğru bir stratejik hamle yapmış olacaktı.
Peki ne oldu?
Superman gösterime girdi.
Film 610 milyon dolar civarında hasılat yaptı.
Ve eleştirel notları da...
genel olarak iyiydi.
Yani filmin iyi bir film olduğu konusunda hem eleştirmeliler hem de geniş izleyici kitleleri hemfikirdi.
Ancak Zack Snyder'ın yaptığı Man of Steel filminin hasılatı 670 milyon dolar.
Yani aralarında çok da büyük bir hasılat farkı yok.
Hatta Man of Steel biraz daha önde ve buna ek olarak da arada şöyle bir şey var.
James Gunn tamamen günümüz gişe sineması formüllerini uygulayarak bir süpermen yapıyor ve 610 milyon hasılat yapıyor.
Zack Snyder ise DC'nin çizgi romanlardaki dokusunu kullanıyor ve kendi öykü anlatım tarzıyla bu filmi yapıyor.
James Gunn bir milyar yapması lazım yani en azından.
Zack Snyder'ın filminden çok daha fazla asılat yapması lazım.
Çünkü oraya oynuyor zaten yani amacı o zaten.
Filmi öyle biçimlendiriyor.
Ama öyle bir tablo olduğunu görmüyoruz.
Neyse bunun üzerine James Gunn böyle çok şen şakrak gülücükler eşliğinde oh biz başarılı olduk bakın herkes filmi sevdi işte 600 milyon dolar da asılat yaptık biz başarılıyız
diye demeçler verdi.
Şimdi bence ortada bu kadar da İyimser olunacak bir tablo yoktu.
Puanlar da ortada, rakamlar da ortada.
Neyse anladığım kadarıyla DC yöneticileri James Gunn'ın biz başarılı olduk kabulünü herhalde kabul ettiler ki James Gunn inanılmaz geveze bir adam.
Yani sosyal medyadaki röportajlarını falan bir dinlerseniz yüksek olasılıkla bu gevezeliğiyle DC'nin patronlarını ikna etmiştir diye düşünüyorum ben.
Neyse artık o işin detayı.
Ya bir şekilde tamam biz başarılı olduk dedi ama bu diyorum bence biraz gazlamaydı hatta biraz algıydı.
İşte yeni DC evreninin akıbeti yani bundan sonra ne olacak sorusunun cevabı da Süper Kız filminin göstereceği başarıya bağlıydı arkadaşlar.
Eğer Süper Kız filmi de başarılı olursa evet James Gunn başarılı olarak kabul edilecek.
Arkadaşlar film kötü.
DC'de hiç de işler yolunda gitmeyecek bence şu an için bile gitmiyor bence.
James Gunn'ın bütün o konuşkanlığı bütün o kahkahaları gülücükleri ay biz başarılıyız biz harikayız pek de yerini bulmuş gibi görünmüyor.
Film ilk hafta sonu itibariyle Amerika'da 37 milyon dolar tüm dünya çapındaysa 68 milyon dolar kadar hasılat yaptı.
Bakınız bu hasılat.
Oyuncak hikayesinin dörtte biri arkadaşlar.
Oyuncak hikayesi. Bunlar hemen hemen denk filmler olması lazım.
Birbirinin rakibi olan filmler.
Oyuncak hikayesi dörde katlamış.
Çok kötü bir giriş bu.
Süper Kız'ın da maliyeti 170 milyon dolar.
İnanılmaz bir maliyet.
Şimdi ne oldu? Demek ki DC'yi günümüz gişe sinemasının gerekliliklerine yaklaştırmak pek de iyi bir fikir değilmiş demek ki.
Ve şimdi gelelim Süper Kız filmine.
Size ben filmin öyküsünü bir anlatayım.
Öyküyü tabii şimdi bir evrenin bir parçası bu değil mi?
DC Sinematik Evreni'nin ve elbette Süpermen projesinin bir spin-off'u diyebiliriz Süper Kız projesi için.
Şimdi ne oluyordu Süpermen'in hikayesinde?
Süpermen, Krypton diye bizden binlerce yıl daha gelişmiş bir medeniyeti barındıran bir gezegenin sakini.
Kripton gezegeni artık sonuna doğru gelmiş.
İşte çekirdeği kararsızlaşmış.
Bir kıyamet kopacak ve gezegen yok olacak.
Oranın... En ileri gelenlerinden, bilim insanlarından biri olan Süpermen'in babası Jor-El, oğlunu bu kıyametten kurtarmak için tabii bir uzay gemisine bir kapsülü bir şeye
bindiriyor. Çok uzaktan dünyayı görüyorlar, yaşanabilir bir gezegen diye.
Süpermen'i dünyaya yolluyordu.
Yani daha Süpermen yeni doğmuş bir bebek olarak kendisini dünyada buluyordu.
Bir dünyalı olarak büyüyordu ama kendi...
Gezegenindeki doğal şartlarla dünya aynı değildi tüm genetik özellikleri fiziksel özellikleri oraya göre gayet normal bir insan ortaya çıkarırken o karakter dünyaya geldiğinde bir süper
güçlere sahip bir üstün insan gibi bir şey oluyordu.
Süpermen'in hikayesi yaklaşık olarak böyleydi ve buna karşılık Süper Kız'ın hikayesi nasıl?
Gezegeninin bir kıyamete maruz kalması kısmına kadar öyküsü Süpermen'le aynı.
Ancak onda şöyle bir fark var.
Süper Kız kendi gezegeninin yok oluşuna şahit oluyor.
Yani bunu görüyor ve tam kıyamet anında da kendi annesi babası ve bir miktar Kriptonlu ile birlikte çok özel bir teknolojileri var.
Filmde kısmen görüyoruz.
Yaklaşık olarak bir mahalle büyüklüğündeki bir kara parçası bir şekilde gezegenden kopuup uzaya doğru kaçıyor.
Yani gezegenden kurtuluyorlar ve gezegen patlıyor.
Bunlar uzayda kalıyorlar.
Uzaya giderek kendi hayatlarını kurtarıyorlar.
Ancak gezegenin...
Yeraltında yer alan kriptonit diye bir element var.
Bu element tabii kriptonluların tüm yaşam gücünü alıp onları öldüren netelikte yani toksik özellikte bir madde.
Bundan dolayı da bu kriptonun yok oluşundan kurtulan komün ölüme gidiyor.
Yani bu bağlamda gezegenlerinin patlamasıyla ölmüyorlar ama sadece yok oluşlarını geciktirebiliyorlar diyelim bu şekilde.
Ve süper kızın babası da tıpkı süpermene yapıldığı gibi kızlarını bir kapsülün içerisine koyuyorlar ve uzaya salıyorlar.
Bu bağlamda süper kız hem kendi gezegeninin hem kendi ailesinin ölümünü görüyor.
Yani sahip olduğu her şeyi kaybettiğini...
Genç bir kızken deneyimliyor ve bu onun için tabii ki çok büyük bir üzüntü ve acı oluyor.
Neticede Süpermen bir bebek yani hiçbir şeyin farkında değil.
Gezegeninin, medeniyetinin yok olduğunu çok sonra öğreniyor.
Süper Kız böyle bir şansa sahip olamıyor.
Bundan sonra da Süper Kız artık ben her şeyimi kaybettim diye yaşanabilir başka bir gezegende kendisine son derece mütevazi bir hayat kuruyor ve işte bu noktada Süper Kız filminin En
güzel ve hatta belki de bana göre tek güzel tarafıyla karşı karşıya geliyoruz arkadaşlar.
Bu da ne biliyor musunuz? Bu da şu.
Süper kızın, Süpermen'in antitezi olması.
Süpermen gerçekten tanrısal bir tip.
İşte Süpermen'in bu temizliği, bu doğruluğu, bu iyiliği, bu uslanmaz iyimserliği DC sinematik evrenindeki başka karanlık kahramanlarca mesela Batman.
Hatta birçok biz DC severler için bile hiç gerçekçi bulunmamıştır.
Bu bağlamda Süpermen aslında çok da ikna edici ve inandırıcı bir karakter değildir.
İşte Süper Kız bunun tam tersi arkadaşlar.
Şimdi o da kötü bir karakter değil, karanlık bir karakter değil ama boşverci.
Hiçbir erdemli değerin peşinden gitmiyor.
Tamamen karamsar bir şey umurunda değil sürekli sarhoş her gece içen partileyen böyle hiçbir şey umurunda olmayan film böyle başlıyor.
Süper kızı öyle bir gösteriyor ki ve hatta film biraz da bunu abartmış biraz iğrenç bir süper kız gösteriyor.
Yani işte tükürüyor, kusuyor, sürekli pislik içinde, saçı başı böyle yumuk yumuk olmuş.
Ya iğrenç bir tip var karşımızda.
Yani hiç süper kız gibi bir tip değil.
İşte bakın bu güzel. Ve bu noktada şunu da belirtmem lazım.
Şimdi bir önceki süper kızlara geleyim.
Mesela dizide süper kız karakterini Melissa Beno'yu oynuyor.
Yani meleksi, güzellikli bir kadın zaten Melissa Benoist.
Çok güzel bir kadın.
Ta 1900...
Kaç 80'li yıllardı.
Süper Kız filmi yapılmıştı mesela.
Orada Süper Kız karakterini oynayan oyuncu da Helen Slater diye bir oyuncuydu.
O kadar güzel bir kadın ki.
Yani bugüne kadar Süper Kız karakterini hep...
çok güzel kadınlar oynattılar ki Superman'de de aynı şey var yani Henry Cavill oynadı yani yakışıklı bir adam gerçekten veya geçmişte Christopher Reeve oynadı mesela o da böyle çok güzel bir adamdır yani en son
işte David Cornersmith oynadı o da yakışıklı bir adam işte süper ön adıyla karşımıza gelen karakterler hep çok güzel oyuncular arasından seçilmişti işte burada süper kızı oynayan
Millie Alcock Şimdi o güzel bu çirkin kimseye çirkin demek haddim değil belki ama en azından o tanrısallıkta o meleksilikte bir oyuncu değil.
Tabi ki bu bilinçli olarak seçiliyor.
İşte Millie Alcock o kadar da güzel bir kadın değil.
Filmdeki o darmadağın hali o işte perperişan.
Bunun da bir alt metni var yani bu süper kız niye böyle?
Çünkü her şeyini kaybetmiş.
O da salmış gitmiş.
Hiçbir mücadeleye girmek için.
iyiye gitmek için hiçbir sebebi yok ve erdemli değerleri taşımak ve sırtlanmak için de hiçbir gerekçesi de yok.
İşte bu tipi çok güzel çizmiş film.
Peki ne oluyor? Ondan sonra Ruti diye bir karakter var.
Bu bambaşka bir kız. Annesiyle babasıyla yaşıyor bu gezegende ve bir haydut grubu bu adama geliyorlar.
Sen çok güzel silah yapıyor musun?
Hadi bize silah yapıyorlar ama bunlar haydut yani.
Orada baba direniyor bir şeyler oluyor falan.
Ruti'nin ailesini öldürüyorlar.
Ruti de tabii kendi annesinin babasının intikamını almak istiyor.
Bir şekilde Ruti'nin yolu evet bizim süper kızımızla kesişiyor.
Ona diyor ki bana yardım et intikamımı alayım.
Süper kızın hiç böyle motivasyonu yok ki niye böyle bir şey yapsın yani.
Ancak aynı haydut grup bir çatışmada gemisini kaybediyor.
Bir vasıtaları kalmıyor.
Geliyorlar süper kızın gemisini çalıyorlar.
Ve köpeğini öldürmüyorlar da zehirliyorlar diyeyim.
Yani bir şekilde süper kız da Köpeğini kurtarma ve kendilerinden çalınan uzay gemisini geri alma gibi bir motivasyonla birlikte olup hem Ruti'nin intikamını
alacaklar. İşte süper kız da köpeğine bu kötülüğü yapan haydutları öldürecek.
Şimdi köpeğine yapılanların intikamını alan karakter deyince aklınıza kim geliyor arkadaşlar?
Elbette John Wick değil mi?
Benim köpeğimi öldürdünüz deyip dünyadaki bütün mafyaları öldüren John Wick bana hiç de samimi gelmemiştir.
Öldürülen köpeğinin intikamını alan karakterlerin en iyisi Bob Lee Sweeger'dır arkadaşlar.
Mark Wahlberg'ün canlandırdığı karakter 2007 yapımı tetikçi filminin baş karakteridir.
O bana daha samimi geliyor yani.
İsterseniz bir tıklayın, görün.
Onun da köpeğini öldürdüler. O da gitti intikamını aldı.
Ama nedense John Wick popüler oldu.
Her şey popülerite arkadaşlar.
Popüler olanı kutsuyoruz.
Ötekileri hiç görmüyoruz. Hiç adil değil bu.
Ondan dolayı canım benim süper kız bak o köpeğinin intikamını alma macerasını John Wick kapattı yani.
Oradan bir prim yapamazsın bence.
O çok olmamış yani.
Filmin o tarafı bence çok zayıf.
Neyse. Yani özetle süper kız hiçbir mücadeleye erdemli herhangi bir değerin peşinden koşmak için hiçbir sebebi olmamasına rağmen bu haydutların
peşine düşüyorlar. Bir macera, bir aksiyon, bir vurdu kırdı.
Bir şekilde evet süper kız biraz kendini topluyor, biraz süper kıza dönüşüyor.
Evet biraz intikamını alıyor falan ve film bitiyor.
Görkem çok kısa geçtin.
gibi düşünüyorsanız, inanın çok da kısa geçmedim çünkü anlatacak bir şey yok.
Öykü o kadar vasat ki, o kadar altmetinsiz, o kadar yan öyküsüz, o kadar derinlikten yoksun bir öykü ki, yani öyküyü anlatsam ondan bir
sonuç çıkmayacak, vurgulayacak bir şey çıkmayacak.
O onu koşturuyor, bu bunu koşturuyor.
Gitti, patlattı, vurdu, kırdı.
Arada... fena da olmayan espriler.
Tamam güldüğümüz birkaç an oldu ama bence çok da çarpıcı değil.
Evet tamam karakterler şirin, sevinme bir sürü eciş bücü, Star Wars vari uzaylı karakter var.
Bir an kadrajda görünüp bizi gülümsetip geçip giden bir daha da hiç uğramayacağımız şirin karakterler yani hiçbir olayı yok.
Ve özellikle de filmin sıkıntısı şu ki evet süper kız bir maceraya girişiyor ama bu macerayı kazanırsa sahip olduğu ya da sırtında taşıdığı o kriptonun
felsefesini, kültürünü ya da kendi ailesinin erdemini taşıyan bir karaktere dönüşecek mi?
Böyle bir şey yok. Bakın Superman'de bu vardı.
Erdemli değerlerin peşinden gidiyor.
Bu bağlamda Superman'in motivasyonu ve öyküsü sahip olduğu değerlerin de savunusu oluyor aynı anda.
Süper Kız filminde hiç böyle bir alt metin yok.
Hiç böyle bir düşünsel ya da duygusal taraf yok.
Yani izlemeye değmeyecek seviyede boş bir öykü yazılmış ve karşımıza getirilmiş olması inanılır gibi değil.
Tamam James Gunn böyle bir adam zaten.
Ama biraz daha bari fena olmayan bir gişe filmi olsun bari.
Şununla tamam ne güzel izledik eğlendik diyelim.
En azından duygusal olsun.
Bir duygusal yoğunluk yaratsın en azından.
O da yok. Buna ek olarak da filmin bence tekniği, görseli, sinematografisi falan da iyi değil.
170 milyon dolar harcamışlar filmin yapımına ama aksiyon sahneleri bence çok vasat.
Arka planlar tabii ki bütün bu filmlerde öyle.
Komple yeşil ekran falan veya işte oluşturulan ortamlar buralar.
Gerçek mekanlarda çekilmiyor film.
Sıkıntı değil ama çok yapay.
Hiç ikna olmuyorsunuz yani izlediğiniz o dünyadan, atmosferden.
Aksiyon ve dövüş sahneleri inanılmaz vasat.
Bakın bu Zack Snyder'ın Superman filmlerindeki teknik işçilik, oradaki aksiyonlar ki o aksiyonların bir kısmı gerçek mekanlarda çekilmiştir.
Çok detaylı, çok nefisti yani o Superman'in dövüş sahneleri.
Teknik işçiliği falan da mükemmeldi yani Zack Snyder'ın.
Bu filmin teknik işçiliği de kötü.
Yönetmenliği de çok vasat bence.
Senaryo olarak iyi değil, duygusal olarak yoğun değil, teknik olarak iyi değil.
Ne kaldım yani? İşte az önceki sohbete dönelim.
James Gunn'ın yönetiminde DC sinematik evreninin geleceği bence hiç de parlak görünmüyor bu filmden sonra.
İlerleyen haftalarda, aylarda tabi bu gidişatı ben takip etmeyi ve sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Bakalım ne olacak göreceğiz.
Hani programı uzatıyorum ama şöyle bir not geçmek istiyorum.
Geçenlerde Christopher Nolan...
Zack Snyder'ın yönettiği Watchmen filmiyle ilgili çok nefis bir şeyler söylemiş.
Ya çok iyi bir filmdi ama değeri bilinmedi gibilerinden bir açıklama.
Bunun baya detayı var.
Şimdi sizinle paylaşmayacağım ben.
Karakter incelemeleri diye yeni bir dosya açtık ya.
Tabii onun arkası gelecek.
O dosyada anacağım karakterlerden bir tanesi Watchmen filmindeki Rorschach karakteri.
Çok muhteşem bir karakter.
İşte Rorschach'ten bahsederken elbette Watchmen çizgi romanından ve filminden de bahsedeceğim.
Ve o noktada da Christopher Nolan'ın hem Zack Snyder hem de Watchmen filmi için söylediklerini size tekrar hatırlatacağım.
Şunu söyleyeceğim.
Zack Snyder ara ara küçük böyle bir göz kırpmalar yapıyor.
DC çatısı altında bir şeyler üretmek istiyormuş gibi bazı paylaşımlar yapıyor.
İşte eğer...
James Gunn'ın yönetimindeki DC başarısı olursa ki bence oraya doğru gidiyor.
Zack Snyder tekrar DC'nin başına gelir mi?
Bu gerçekten çok sarsıcı bir gelişme olur.
Bakalım ilerleyen zamanlarda göreceğiz.
Evet bu hafta haftanın sinema gündemini ve hem DC sinematik evrendeki son durumu hem de DC'nin son projesi Süper Kız filmini incelemeye ve sizlere sunmaya
çalıştım. Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
