
Haftanın Gündemi: Pedro Almodovar Sineması ve Yandaki Oda
7 Kasım 2024 · 24 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda haftanın sinema gündemini ve Pedro Almodovar'ın son filmi Yandaki Oda'yı inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Hazır bu fırsatı yakalamışken de Almodovar üzerine de bir şeyler söyleyelim değil mi?
Tabi ara ara üstadın lafı geçiyor mutlaka yani onunla ilgili haberleri gelişmeleri söz konusu etmeye çalışıyoruz.
Ancak onun sineması üzerine bir program yaptığımızı hatırlamıyorum.
Ondan dolayı bugün biraz da Almodovar üzerine konuşalım, onun sinemasını tanıtalım, anlatalım, üzerine yorumlar yapalım istedim.
Ancak önce sinemanın gündemi.
Şu aralar vizyon biraz neşeli bol bol film gösterimi giriyor.
Hani gerçekten kötü bir film olduğunu düşündüğüm Venom gösterimi girdi ama hani her ne kadar puanları falan çok yüksek olmasa da Venom izleniyor yani.
İşe de bayağı başarılı oldu.
İlk haftasında 200 milyon dolara yakın hasılata imza attı.
Diğer ilk iki Venom filmi de eleştirel olarak yüksek puanlar almamıştı ama Gişede başarılı oluyor Venom filmleri nasıl oluyor ben pek de anlamıyorum ama hani böyle klişelerle dolu bir Marvel filmi
olsa da Venom seviliyor anladığımız kadarıyla yani çok da iyi bir film olması beklenmemesine rağmen Gişede ilgi gördüğünü görüyoruz.
Şu an gösterimde olan İllegal Hayatlar Meclis filmi biraz daha öne çıkıyor.
Mahsun Karaca'nın başlığında olduğu bir film.
Mahsun Karaca YouTuber'lıktan gelme bir sinemacı.
Gerçekten YouTube'da çok başarılı olmuş bir isim ve sinemada da kayda değer işler yapacak gibi görünüyor.
Belli bir izleyicisi, alıcısı var.
Ondan dolayı İllegal Hayatlar Meclis filmini buradan hatırlatmış olalım.
Onun dışında geçen hafta andığım...
Monte Cristo kontu hala gösterimde.
Joker hala gösterimde.
Elbette yandaki o da filmi gösterimde.
Çılgın Hırsız, Gülümse 2 hep bunlar yılın çokça hasılat yapmış, çokça konuşulmuş, sevilen filmleri hala gösterimde.
Ve yine geçen hafta anmıştım, bu hafta da anmış olayım.
Kan Film Festivali'nde...
Büyük ödülü almış olan Anora filmi bu hafta gösterime girdi.
Anora'yı izlemeye henüz fırsatım olmadı.
Diyorum onu da hani eğer izleyebilirsem.
Size bahsetmeye çalışacağım.
O da gösterimde. Buradan hatırlatmış olayım.
Ve Venom elbette bu hafta 200 milyon dolar hasılat sınırına ulaşarak son haftanın tüm dünya çapında yani en çok izlenen filmi oldu.
Ve hafta sonu da 50 milyon dolar hasılat yaparak hafta sonunun en fazla izlenen filmi oldu.
Hani şu an kişilere Venom biraz daha böyle hakim gibi görünüyor.
Ama hani artık Kasım ayına geldik.
Yani son iki aydayız.
Gladyatör 2 önümüzdeki.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Onun dışında 2024'ün hasılat listesinde Inside Out hala birinci sırada 1.7 milyar dolarla, Deadpool and Wolverine 1.3 milyar dolarla yılın en çok hasılat
yapan ikinci filmi konumunda, Çılgın Hırsız 900 milyon dolarla üçüncü sırada, Dune bölüm 2 700 milyon dolar hasılatla dördüncü sırada.
Hani bu ilk dört sırayı değiştirebilecek bir film varsa eğer, zannediyorum ki Ridley Scott'ın merakla beklenen son filmi, filmi Gladiator 2 bu listeye girebilir diye düşünüyorum.
Yani onun dışında hani bu yıl başka bir filmin Bu kadar büyük bir hasılata ulaşması pek de mümkün görünmüyor.
Hani bilmiyoruz bakalım nasıl olacak ama hani şu an için 2024'ün en çok hasılat yapan ilk 4 filmi hani baya aylardır değişmiyor bu yani yeni bir film bunların arasına girmedi.
Yıl böyle bitebilir gibi görünüyor.
Şu aralar sinemanın gündemindeki en önemli gelişmelerden bir tanesi Squid Game.
Squid Game neydi? Hani bilmeyen çok nadir sinema sever arkadaşımız varsa hatırlatalım.
Bir Netflix dizisiydi.
Kore yapımı bir diziydi.
Ve gerçekten 2021'in en önemli en güçlü dizilerinden bir tanesi olmuştu.
Çok yüksek izleme sayılarına ulaşmıştı.
Emeği ödüllerinde çok sayıda ödül almıştı.
Son yılların en büyük en sarsıcı dizilerinden bir tanesi olmuştu.
Hani bu kadar başarılı olmuşken herhalde...
Devam sezonu da mutlaka yapılır ve gösterime girer diye bekliyordu herkes.
İşte Squid Game'in ikinci sezonunun fragmanı yayınlandı ve 26 Aralık'ta Netflix'te Squid Game'in ikinci sezonunun gösterime çıkacağını
şimdiden hatırlatmış olalım.
Yılın en çarpıcı filmlerinden bir tanesi olan Substance.
O da... Siz bu programı dinlediğiniz tarihlerde gösterime girmiş olacak ve ilginç biçimde hem sinema salonlarında gösterime girecek hem de Mubi'de gösterim alacak.
Bir filmin hem sinema salonlarında hem de dijital platformlarda gösterime girmesi hani biraz garip bir durum diyoruz ama...
Bundan önce de bazı filmler bu şekilde gösterimi almıştı.
Hani yavaş yavaş biz buna alışsak iyi olacak.
Yani artık sinema salonlarıyla dijital platformlar arasındaki o kalın çizgi giderek inceliyor, fluğlaşıyor diyebiliriz.
Ben de henüz izlemedim ama önümüzdeki 1-2 hafta içerisinde izleyeceğim ve onun üzerine size bir inceleme sunmaya çalışacağım.
Yani suçlu eğlencesidir hemen herkesin.
Hangi film ve seri?
Korkunç bir film serisi.
Scary Movie diye biz biliyoruz elbette.
Korku filmlerini alaya alan, onların hani zayıflıklarını biraz böyle konu edip onlarla biraz dalga geçen bir korku komedi serisiydi.
İlk film gerçekten çok çarpıcıydı yani hem çok komikti hani o korku filmlerinin ten slasherların klişeleriyle dalga geçen gayet eğlenceli gayet neşeli bir proje olarak ortaya çıkmıştı
ve kişiye de son derece başarılı olmuş bir hani nasıl diyelim sinema üzerinden sinema komedisiydi.
Ancak ilerleyen yıllarda Scary Movie pek de iyi bir şeye yenilmedi.
Bu devam filmlerinin büyük çoğunluğu o yıl gösterimde olup başarılı olan, sevilen, ilgi gören hani hem entelektüel anlamda hem de kişi anlamında öne çıkan filmlerin hani
hepsini eleştirir ve aslında pek de eleştirilecek hani filmler olmasalarda pek de dalga geçilecek filmler olmasalarda hani bir de bir onlar üzerinden prim yapan nasıl
diyeyim hani biraz da böyle haksızca onları eleştiren ve onları biraz tiye alan bir seriye dönüştüler ve devam filmleri de açık söylemek gerekirse öncü filmin gücünde ve hani başarısında olmayan filmlerdi
ve sonunda artık vizyondan tamamen silindiler ondan başka devam filmleri yapılmamıştı ancak gelen habere göre korkunç bir film serisi tekrar Hani üzerine filmler yapılacak
tekrar gösterimi girecek falan diye haberler dönüyor şu an.
Ne kadar başarılı olur ne kadar iyi olur karşımıza ne kadar iyi filmler gelir şimdiden öngörmek zor.
Ancak ben en azından şunu hatırlatmış olayım.
İlk ortaya çıkış fikri ve projesi olarak gayet parlak ve keyifli bir seri olsa da Scaramovie sonradan dönüştüğü hal.
pek de parlak ve ilgi çekici bir seri haline gelmediği için ben kendi adıma söyleyeyim böyle çok da hevesle bakamıyorum.
Hani beni sevindiren bir haber olmadı.
Bakalım karşımıza nasıl bir şey gelecek.
Görelim diyorum. Evet şu an için sinema gündeminde öne çıkan bana çarpıcı gelen başlıklar şimdilik böyle.
Gelelim haftanın gündem filmine ve oyun yönetimine olan Pedro Almadaora.
Şimdi Pedro Almodovar elbette çok önemli bir yönetmen.
70'li yıllarda kısa filmler çekerek sinemaya başlıyor.
Ondan sonra ilk kez 80'li yıllarda uzun metrajlar yapmaya başlıyor ve kariyerinin en erken dönemlerinde bile gerçekten böyle bir adını duyuruyor.
Kötü Alışkanlıklar diye bir film vardır mesela.
Matador diye bir film vardı mesela.
Yine 80'li yıllarda yapılmış önemli filmlerinden bir tanesiydi.
Ancak 80'li yılların Pedro Almodovar'ı deyince herhalde ilk akla gelen filmlerden bir tanesi Sinir Krizi.
Bu film hem böyle komik hem dramatik hem eğlenceli böyle çok güzel tırnak içinde bir aşk komedisi gibi bir şeydi böyle biraz eleştirel komediydi aynı zamanda ilişkileri
eleştiren aşk ilişkilerini kadınların aşk ilişkilerindeki konumlarını yaklaşımlarını durumlarını inceleyen bir film.
İşin dramatik ve inceleyici tarafından çok Komedi tarafı biraz daha öne çıkıyordu diyebiliriz.
90'lardan sonra ise hani biraz daha ciddileşti böyle.
Biraz daha ağır dramlar, ağır aşk filmleri falan yapmaya başladı Pedro Almodovar.
Ve şahsen hani bence Almodovar'ın esas ustalık eserleri kariyerinin ilk zamanlarındaki filmlerine göre çok daha güzel.
Bazı yönetmenler için şey deriz ya.
Kariyerinin başındaki filmler daha iyiydi şimdikine göre deriz.
Mesela Ridley Scott biraz öyledir.
Kariyerinin başındaki filmler, sonundaki filmlerine göre daha iyidir.
Ama işte Almodovar bence öyle değil.
Almodovar'ın olgunluk dönemi işleri, ustalık dönemi işleri daha genç dönemdeki filmlerine göre çok daha iyi.
Şimdi filmografisi bayağı zengin.
40 kadar filmi var. Ben daha öne çıkan, daha yüksek puanlı Almodovar sineması deyince...
...akla gelen filmlerin hemen hemen hepsini izlemişimdir.
Bana göre en iyi filmi 2002 tarihli konuş onunla.
Talk the Her muhteşem bir film gerçekten.
Hem çok dramatiktir hem yönetmenliği, oyunculukları, senaryosu...
...öykülemesi de çok ileri gidiş, geri dönüş.
İlginç bir sinema anlayışı var.
İlginç bir anlatım dinamiği var.
Pedro Almodovar'a çok da hakim değilseniz...
...hangi film ile başlayayım diye soracak olursanız...
...hani ben açık ara gerçekten...
Onun dışında ondan bir önceki filmi 99 tarihli Annem Hakkında Her Şey.
Gerçekten çok iyi bir filmdir.
2006 tarihli Dönüş, Wolver.
Bayağı iyi bir filmdir. 2011 tarihli içinde yaşadığım Deri diye bir film vardı.
Çok iyi bir film değil ama yine de Almodovar'ı bayağı taşıyan bir filmdir.
Yani onun sinemasını neredeyse özetleyen bir filmdir diyebilirim.
Onun dışında Julietta, Acı ve Zafer ve elbette yandaki o da.
Şimdi birazdan size detaylı biçimde anlatacağım.
Tam böyle Pedro Almodovar nasıl bir yönetmen?
Heh işte öyle bir yönetmen.
Bu filmleri izleyin Almodovar'ı eksiksizce tanıyacaksınız.
Diyorum hani son filmi de bu yandaki o da bu kadar Almodovar olabilir.
Daha böyle film başlasın 10.
saniyede biraz olsun Almodovar'ı tanıyorsanız bu bir Almodovar filmi dersiniz gerçekten.
Şimdi Almodovar hep hatırlatıyorum tabi sinematristlerde bundan bahsediyorum.
Emir Kustarika büyük yönetmen, usta yönetmen ne demiş?
Büyük yönetmenler hep aynı hikayeyi anlatır demiş.
İşte Pedro Almodovar da bu kalıba uyan bir yönetmen.
Bütün filmlerinde neredeyse aynı öyküyü anlatıyor.
Tamam ufak tefek karakterler değişiyor falan ama hep aynı öykünün peşinden gidiyor ve bence bu çok güzel bir öykü.
Hayatında belli dramatik sarsıntılar yaşamış ve bu sarsıntıları geçirip yaralı bir karakter haline...
Gelmiş olgun, orta yaşlı falan hatta belki yaşlıca bir karakter vardır.
Bu karakter hayatının bu aşamasında tekrar sarsıcı bir olayla karşı karşıya kalır.
Bu sarsıcı olay, o karakterin geçmişindeki sarsıcı olaylar.
O dramatik çatışmalar tekrar açılır, tekrar gündeme gelir.
Bu karakter o an içerisinde olduğu olayı iyi bir sona bağlar.
Yani o öyküyü iyi sonlandırır.
Ve biz izleyiciler zannederiz ki bu karakter o geçmişteki kapattığı olayların da acısını hafifletecek.
Geçmişte bıraktığı o acılardan da kurtulacaktır.
Ancak böyle bir şey olmaz.
O an yaşadığı sarsıcı olayı mutlu sona bağlar.
Ancak kendisi bir dönüşüm yaşayamaz.
Kendisi arınamaz.
Geçmişteki acıları hafifletmesi ve onlarla olan hesabını kapatması için artık çok geçtir.
Aynı şekilde hayatına devam eder.
Bir dönüşüm yaşayamaz.
Bakınız bütün Almodovar filmleri bu öyküyü anlatır.
Çok bakın çok küçük bir parantez açacağım.
Bu öykü yapısı kiminle tam zıt biliyor musunuz?
Yavuz Turgul'la.
Türk sinemasının en büyük üstadlarından bir tanesi.
Yavuz Turgul da hemen hemen Pedro Almodovar'la aynı öyküyü anlatır.
Ancak Yavuz Turgul karakteri geçmiş hesapların da hesabını öder.
Ancak Almodovar karakteri geçmiş olayların hesabını ödeyemez.
Hayatın aynı şekilde devam eder.
Aynı dramayla...
İçinde aynı acıyla geçmişteki çözemediği dramlarla hayatına devam etmek zorunda kalır.
Arada böyle bir fark var.
Parantezi kapatayım neyse Yavuz Turgun tabi çok başka bir yönetmen ama diyorum Pedro Almodovar'la aralarında ben böyle bir paralellik görüyorum.
Neyse evet dediğim gibi Pedro Almodovar bu öyküyü anlatan bir sinemacıdır.
Karakterleri muhteşemdir mesela gerçekten enfes karakterler yazar.
Pedro Almodovar karakteri diye bir olgu var bence arkadaşlar.
Ancak sinemasının da bence şöyle bir zayıflığı var.
Evet müthiş öyküler yazıyor bunları harika çıkıyor nefis karakterler yaratıyor falan ama birçok öyküsünde ben gereksiz bir...
cinsel ima ve hani cinsellikle yoğrulan yan karakterler ve yan öyküler görüyorum şimdi bildiğimiz kadarıyla Pedro Almodovar gay zaten eşcinsel bir insan bu önemli değil ama
sadece eşcinsellik üzerine değil hani ister hetero olsun ister homo olsun fark etmez öyküleri birçok detayda birçok alt metinde ve hatta bazen üst metinde gereksiz
seviyede cinsellik kokuyor yani Tamamen cinsellik üzerine bir öykü de yapabilirsin, yazabilirsin, yönetebilirsin.
Yani bu harika olabilir, bunda sıkıntı yok ama bazen gereksiz oluyor bu.
Yani öykünün ana ekseniyle, ana mesajıyla, ana problemiyle çok da direk ilgisi olmayan anlarda da cinsellik kokan sahneler, kişiler, karakterler, olaylar
yazıyor Pedro Almodovar. Bu biraz bana rahatsız edici geliyor.
Tabii bu karakterin geçmişte öyküsü.
İster istemez aşk öyküleriyle çatıştığı için ya da başlı başına bir aşk öyküsü olduğu için elbette bu öykünün cinsel bir tarafının olması normal.
Bunda bir sakınca yok. Ama diyorum bazı anlarda böyle gereksiz cinsel yıllar görüyorum.
Hep diyorum ya üstad tamam anladık.
Cinselliği de çok güzel kullanıyorsun da illa böyle araya bir şey sokma be baba yapma bunu dediğim anlar oldu.
Dürüst olmak gerekirse ama hani elbette Pedro Almodovar'ın da biraz hani yumuşak karnı bu herhalde.
Olsun hani bence hani bu tarafı Almodovar'ın o enfesliğini ya o kendine haslığını yaralayan bir şey değil elbette yani.
Hani o seviyeye vardığını iddia edemem.
Neyse yani Almodovar üzerine tabii çok daha uzun konuşulabilir yani.
Söyleyecek çok şey var. Nefis bir yönetmen gerçekten.
Çok özel bir yönetmen. Şimdi gelelim yandaki odaya.
Evet tam bir Pedro Almodovar filmi arkadaşlar.
Yani hani özeti gibi onun sinemasının özeti gibi.
Ha ama peşinen söyleyeyim iyi bir film ama çok iyi bir film değil bence.
Yani Pedro Almodovar filmografisinde öne çıkacak filmlerden bir tanesi değil.
Hani özledik ya bir Almodovar filmi izleyelim diyorsanız bu tam sizin filminiz.
Tam ihtiyacınız olan Pedro Almodovar dozunu alacaksınız arkadaşlar.
Hemen kısaca öyküsünden bahsetmeye çalışayım size.
Kariyerli, eğitimli iki harika kadın karakterimiz var.
İkisi de tam böyle Pedro Almodovar karakteri.
İkisi işte çok güzel bir dostlukları varmış.
Bir tanesi savaş muhabiri olmuş.
Bir tanesi başarılı güzel bir yazar olmuş.
Hayatlarının bir aşamasında ayrı düşmüşler.
Bir süre görüşmemişler. Bu karakterlerin isimleri ne?
Bir tanesi Julianne Moore'un canlandırdığı Ingrid.
Bir tanesi de Tilda Swinton'un canlandırdığı Martha karakteri.
Ingrid yazar olan karakter işte bir gün imza gününde duyuyor ki eski dostu Martha kasir olmuş.
Bunu duyuyor çok üzülüyor falan böyle.
Hemen ben gideyim onu bir ziyaret edeyim diyor.
Kalkıyor gidiyor ah canım ciğerim ne oldu sana hani ne yazık ki başıma bunlar geldi.
Gel sana bu süredir olanları anlatayım falan derken tekrar bir kaynaşıyorlar bir tekrar buluşuyorlar bir sohbet muhabbet falan.
İşte tam Almodovar filmi diyorum ya geçmişte bırakılan o kapatılamayan hesaplar o dramlar.
Sohbet konusu ediliyor, konuşuluyor.
Almodovar da bizi hem o karakterleri çok güzel tanıtıyor, bir geçmişe gidiyor, bir şeyler anlatıyor, geri dönüyor falan okey.
Ve anlıyoruz ki Martha'nın kanseri çok da iyiye gitmiyor.
Neredeyse işte hani doktor diyor ki işte şu kadar ömrün kaldı işte 3 ay, 5 ay, 1 yıl falan ömrün kaldı.
Bu noktada...
Şimdi ne kadar spoiler vereyim bilmiyorum arkadaşlar.
Neresine kadar anlatayım.
Yani Martha karakterinin artık ne zaman öleceği belli gibi bir şey.
Bu noktada Martha çok da güçlü harika bir karakter olduğu için bu ölüm sürecini herkesin yaşayabileceği gibi yaşamama kararı alıyor.
Ve Ingrid karakterinden Ölüm sürecinde bir yardım istiyor ondan.
Hani ben öleceğim bu konuda benim yani bu süreçte benim yanımda ol hatta bir anlamda ölümümde bana yardımcı ol gibi bir teklif götürüyor ona.
Tabii ki çok zor bir süreç zor bir yardım talebi bu.
Çok güzel harika bir senaryo yazmış yine Almodovar ve bunu da çok da güzel çekmiş.
Nasıl diyeyim hani bunun devamındaki öykü çok çarpıcı değil çok sarsıcı değil ama çok ölçülü.
Son derece dramatik.
Filmin en başından en sonuna kadar keyifli izliyorsunuz.
Ancak bu noktada şöyle filmin zayıflığı olabilir.
Bu öykü gerçek hayatta asla bu kadar dramatik süre gitmez.
O ölüm süreci. Açık söylüyorum size çirkinleşir.
Fazla dramatize ediyor Almodovar.
Yani dramatik bir öykü, dramatik iki karakter, dramatik bir süreç yaratıyor evet.
Ama o süreci...
Fazla dramatize ediyor.
Bakınız diyorum duygusal pornografiye vardırmıyor.
Yani iddiam o değil ama fazla dramatize ediyor.
Nasıl diyeyim? Evet ölen bir karakter elbette geçmişini gözden geçirir değil mi?
Dramatik anlar aklına gelir, bir hüzün kaplar içini falan filan.
Ama o ölüm süreci bundan ibaret olmaz.
O karakter taşkınlaşır, o karakter ağlar, o karakter...
Belki hırçınlaşır. Şimdi çok hani bunu yaşamamış bir insan olduğum için çok da böyle boyumu aşan yorumlar yapmak istemiyorum ama en azından Pedro Almodovar'ın bize sunduğu kadar pürüzsüz
bir dramatik süreç olmaz o.
Bu konuda filmin...
Çok da ikna edici olduğunu şahsen düşünmüyorum ben.
He tamam yani film kendi içerisinde bir tutarlılık içeriyor.
Yani oturuyoruz filmi izliyoruz okey sıkıntı yok.
Ama hani ne kadar gerçeğe yakın gerçekle tutarlı olduğu sorusuna pek bir cevap sunamıyor.
Bence Almodovar. Ondan dolayı filmi diyorum keyifli izliyorsunuz.
Hani işin hüznü, karakter incelemeleri, işin dramatik tarafı, karakter ilişkisi tarafı falan çok güzel.
Gerçekten çok keyifli. Keyifli izleyeceğinize inanıyorum.
Hele hele Almodovar seven bir sinema severseniz filmden çok daha rahatsız olacağınızı düşünmüyorum.
Çok güzel anlatmış öyküsünü.
Ancak... Nasıl diyeyim?
Diyorum o filmin kendi içerisindeki tutarlılığın gerçek hayata ne kadar yakın bir öykü olduğu sorusu bence biraz ortada.
Ben kendi adımı söylüyorum.
Şahsen çok da ikna edici gelmedi bana.
Onun dışında filmin oyuncuları çok iyi.
Şimdi evet buna ayrıca bir başlık açmam lazım.
Elbette Julianne Moore ve Tilda Swinton Nasıl oyuncular?
Bir kere bunlar Hollywood oyuncuları.
Yani ikisi de Amerikalı ve ikisi de Hollywood'un bilinen, sevilen prestijli oyuncuları.
Ama ikisi de birer geçme oyuncusu değil.
Gerçekten yani Hollywood'un daha entelektüel kitleye kitap edebilmiş filmlerde oynamış.
Gerçekten saygınlığı da olan oyuncular.
Ondan dolayı hani Pedro Almodovar'ın bölümlüsüne kendi sinemasının özeti olan...
Böylesine tırnak içinde İspanyol sinemasının Avrupa sinemasının bir örneği olan bir filmin baş önüne neden iki Hollywood oyuncusunu aldığını gerçekten filmi izlerken fark edebildim.
Çünkü arkadaşlar oyunculuklar çok iyi.
Bunu söylerken şunu iddia etmiyorum elbette yani İspanyol sinemasında Almodovar'ın Beklediği oyunculuğu verebilecek oyuncu yoktur diyecek halim yok.
Ama herhalde Almodovar demiş ki ya ben çok iyi iki oyuncu istiyorum bu filmin başrönde.
Öyle tahmin ediyorum. İki tane Hollywood oyuncusunu çıkarmış getirmiş ve gerçekten Julianne Moore ile Tilda Swinton müthiş oynamış arkadaşlar.
Çok iyi oyunculuk var filmde.
Ve bir de şunu belirteyim.
Filmin neredeyse yarısı yakın çekim ya.
Almodovar o kadar çok yakın çekim yapmış ki.
Hani buna rağmen müthiş oyunculuklar var filmde.
Ve bir de bir yan karakter var Damien diye.
O kim? John Turturro.
Ya John Turturro da gerçekten bağımsız Amerikan sinemasının en güçlü oyuncularından bir tanesidir.
Müthiş bir oyuncudur. Tabi hani bir sürü gişe filminde de başrol oynadı.
Yani ne bileyim işte Batman'de, Transformers'da falan da başrol oynadı ama...
daha geçmiş dönemlerinden Amerikan bağımsızlarını.
Mesela Coen kardeşlerin başrol oyuncusudur.
Mesela John Turtur'u. Öyle hani klasik böyle vıcık vıcık bir gişe Hollywood'u oyuncusu değildir gerçekten.
Ondan dolayı o da bir yan karakter olarak bu filmde nefis oturmuş.
Harika olmuş. O anlamda oyunculuk olarak yani film sizi doyuracaktır diye düşünüyorum.
Ben çok mutlu oldum. Yani özetle yandaki odanın izlemeye değer bir film olduğunu düşünüyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
