
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta Sinematriste, sinemanın gündemini ve şu an gösterimde olan Hitman ve İnside Out 2 filmini konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Sinema sektörü pek de ekonomik olarak iyi durumda olmadığı için yapım şirketlerinin ne zaman atak yapacağı, hangi filmin ne zaman gösterime gireceği aslında çok da belli olmuyor.
Böyle sürprizler karşımıza gelebiliyor.
Ondan dolayı yaz ayları da olsa hani biz sinemayla ilgilenenler gündemi yine mümkün olduğunca sıkıca takip etmeye çalışıyoruz.
Filmlerime geçmeden önce yine hemen her zaman yaptığım gibi sinemanın gündeminden bahsetmeye çalışayım size.
Ne yazık ki bu haftanın gündemini de iki hafta önce olduğu gibi hüzünlü bir haberle açmak zorundayız.
Yakın zamanda Türk sinemasının önemli oyuncularından biri olan Ahmet Uğurlu'yu kaybetmiştik.
Geçtiğimiz hafta içerisinde de sinema tarihinin önemli oyuncularından biri olan Donald Sutherland'ı kaybettik.
88 yaşında hayata gözlerini yumdu Donald Sutherland.
Gerçekten çok önemli bir oyuncuydu, parlak bir oyuncuydu.
Öyle geleneksel bir oyuncu değildi yani biraz sıvı dışı bir oyuncuydu böyle.
Kötü adamları çok iyi canlandırırdı.
akıl hocası olan karakterleri, bilge karakterleri çok iyi canlandırırdı.
Hem böyle mizahi bir tarafı vardı hem karizmatik, güçlü bir tarafı vardı.
Yani sinematik yüzü vardı.
Böyle sinema tarihinde unutulmaz karakterlere can vermişti gerçekten Dundas Sutherland.
Oğlu da oyuncu önemli bir oyuncu.
Kiefer Sutherland onu da çok iyi biliyoruz.
90'ların 2000'lerin parlak oyuncularından bir tanesiydi Kiefer Sutherland.
Donald Sutherland ise gerçekten yani hani 200 kadar film yapmış.
Hani ben birçok filmini izledim.
Yani böyle tek tek size saymam mümkün değil tabii ama muhtemelen geniş kitleler onu 1970 tarihli bizde cephede eğlence adıyla bilinen orijinal adıyla MASH filmini tanıyoruzdur.
Yüksek olasılıkla geniş kitleler onu öyle tanıyordur.
Yani meş filmi sinema tarihi başlığı mıdır desek herhalde çok da abartmış olmayız.
Bir nevi savaş hicmiydi.
Savaş konusunu ele alan hani hem mizahi hem dramatik hem eğlenceli biraz düşündürücü felsefi falan böyle çok yani çok dop dolu bir filmdir Mesh gerçekten.
Robert Altman'ın en iyi bildiğimiz en iyi hatırladığımız filmlerinden bir tanesidir.
Donald Sutherland'de cephede eğlence filminde unutulmaz bir performans sergilemişti.
Unutulmayacaktır saygıyla anılacaktır.
Donald Sutherland'i saygıyla anıyoruz diyelim.
Yakın zamanda önemli bir fragman gösterdi.
serime girdi. Şimdi Matt Reeves'in The Batman projesi yakın zamanda hani çokça konuşulan DC sinematik evreninin önemli projelerinden bir tanesiydi.
Şimdi Batman'in bir sürü projesi oldu yani.
Sinema tarihinde bir sürü Batman filmi var, bir sürü Batman'i canlandırılmış oyuncu var ve ilginç biçimde bir dönemde önemli bir karakteri iki ayrı oyuncunun canlandırdığına
herhalde sinema tarihinde hiç rastlamamıştık yani biz.
Çok ilginç değil mi? Enteresan.
Bugünlerde yani şu son işte 3-5-10 yılda diyelim Batman karakterini hem Ben Affleck'te oynuyor hem de Robert Pattinson oynuyor.
Bakınız aynı dönemde bir karakteri iki ayrı oyuncu canlandırıyor.
Çok ilginç oldu yani gerçekten farklı bir durumdu bu.
İşte Matt Reeves'in son Batman filminde Colin Firrell unutulmaz bir penguen karakteri karşımıza getirmişti.
Nefisdi yani gerçekten çok iyiydi.
dizisi diyebiliriz.
The Penguin üzerine bir dizi yapıldı ve bu dizinin de Fragmanı yayınlandı.
Artık Gotham City yeni bir Matt Reeves yorumuyla karşımıza geliyor.
Ve işte Penguin dizisi de 8 bölümlük bir dizi olacağı açıklandı.
Bunun fragmanı gayet fantastik falan görünmüyor.
Gerçekten çok ciddi bir kara film.
Soç uykusu dokusunda görünüyor.
İyi olacak gibi görünüyor.
Matt Reeves'in Batman'ine biraz olsun ilginiz varsa Penguin dizisi ilginizi çekecektir diye düşünüyorum.
Geçtiğimiz haftalarda Cannes Film Festivali'nde gösterimi yapılan ve hem izleyiciliği ikiye bölen ama bir yandan da hani açıkça söyleyelim linç edilen Francis Ford Coppola'nın efsanevi
projesi Megalopolis'in dağıtımcı bulamadığı ve yaygın gösterime girmediği üzerine bir şeyler söylemiştim.
Ben bunun haberini sizinle paylaşmaya çalışmıştım.
Ancak elbette tabii bunu söylerken demiştim ki bir şekilde biz o filmi izleriz.
Yani ya bir dağıtımcı üstlenir ya dijital platformlar o filmin gösterimini yapar falan bir şekilde.
Yani o film izleyiciye ulaşır demiştim.
Ve son aldığımız habere göre de Lions...
Yapım ve dağıtım şirketi Megalopolis projesinin dağıtımına üstlenmiş.
Evet oh nihayet yani evet bu güzel bir haber.
Neticede Megalopolis geniş oranda gösterime girecek tüm dünyaya dağıtılacak.
Hepimiz bu filmi izleme şansına erişeceğiz.
Ve Lionsgate yapım şirketi de Megalopolis projesinin yayınlanma tarihinin de 27 Eylül olduğunu açıkladı.
Şu an yani Haziran ayındayız yani çok da gecikmeden birkaç ay sonra.
Megalopolis projesinin gösterime gireceğini buradan duyurmuş olalım.
Mutlaka dünyada alıcısı olacaktır.
Mesela ben herhalde ilk hafta sonu böyle koşa koşa gidip filmi izleyeceğim.
Diyorum iyi olmayabilir fark etmez ama...
Francis Ford Coppola'nın son filmini izlemek çok büyük bir heyecan bence yani.
Belli bir kesim de zaten filme ilgi gösterecektir.
Onu da buradan duyurmuş olalım.
Vizyondaki filmlerden biraz size bahsetmeye çalışayım.
Şimdi bugün de zaten anlatacağım film Inside Out 2.
Geçtiğimiz hafta gösterime girdi.
Dişeler çok kötü gidiyor demiştik ya.
İşte biz bunu dediğimiz anda Inside Out 2 filmi gişeye damgasını vurdu.
İlk hafta sonu 150 milyon dolarlık bir hasılata imza attı.
Bu gayet iyi bir rakam.
Ve ilk hafta itibariyle yani ilk 7 gün itibariyle de 500 milyon dolar sınırını geçmiş durumda.
Yani böyle giderse çok yüksek olasılıkla Inside Out 2 yılın en fazla izlenen filmi olacak gibi görünüyor.
Türkiye gişelerinde şu anda çokça konuşulan filmlerden bir tanesi de Sicci'nin 7.
bölümü. Türk korku sinemasının en önemli yönetmenlerinden bir tanesi olan Alper Mesci'nin filmi.
Gişedeki başarısı da fena değil gibi görünüyor.
Sicci'nin yeri şu an gösterimde olan önemli filmlerden bir tanesi.
Garfield hala gösterimde.
Bad Boys ya hep ya hiç halen gösterimde.
Bu hafta gösterimi giren filmlerden bir tanesi şeytan ayini filmi.
Şimdi yakın zamanda...
Pops Exorcist diye bir korku filmi gösterimi girmişti.
Birkaç ay önce ben de bundan sinematristlerde bahsetmiştim.
Başrolünde de Russell Crowe vardı.
O film pek sevilmemişti ama ben hiç de kötü bir film olduğunu düşünmüyordum.
Yani gayet keyifle izlemiştim.
Böyle sizinle de paylaşmıştım zaten.
Bu hafta da bir şeytan temalı korku filmlerinde daha Russell Crowe'u görüyoruz.
Hayırdır ne oluyor? Yani Russell Crowe çok iyi bir rahip mi oynuyor?
Yani artık Hollywood hani bu fikirde mi bilmiyorum.
Sürekli böyle şeytan... Şeytan konulu filmlerde Russell Crowe'u görüyoruz.
İşte bu haftada şeytan hainli filmi gösterime girdi ve baş önünde Russell Crowe var.
Şeytan temalı filmlere ilginiz varsa Şeytan Aynı filmini izlemenizi öneriyorum.
Ve bu hafta gösterimi giren en önemli filmlerden bir tanesi de Motorcular filmi.
Motorcular filminin yönetmeni Jeff Nichols yakın zamanın önemli böyle tam kişi filmleri de değil.
Yani böyle yarı bağımsız yarı kişiye hitap eden ama filmlerini biraz da böyle kendi damgasını vuran yönetmenlerden bir tanesi Jeff Nichols.
Yani önemli bir yönetmen.
2011 yılında hangi filmde?
Sığınak filmiydi.
Çok ilginç bir filmdi.
Kıyamet kopacak, savaş çıkacak, bütün insanlık yok olacak falan.
Benim bir sığınak yapmam lazım.
Parolayasını giren bir adımın psikolojisini anlatan bir filmdi.
İlginçti yani gerçekten. Çok hoş bir filmdi Sığınak.
Ben Jeff Nichols'ı en çok oradan hatırlıyorum.
Motorcular filmi de gerçekten şu yakın dönemin en merakla beklenen filmlerinden bir tanesi.
Başrollerde Austin Butler var.
En çok Aston Butler'ı zaten hani bu sene düğün bölüm 2'de görmüştük.
Nefis bir performans sergilemişti.
Aynı zamanda geçtiğimiz yıllarda da Elvis'i canlandırmıştı ve en iyi erkek oyuncu dalında Oscar adayı vermişti.
Aston Butler çok yükselen yıldız böyle.
Çok güçlü bir oyuncu yani. Çok iyi işler imza açacağını düşünüyorum ben.
Tom Hardy elbette son yılların en büyük oyuncularından bir tanesi.
Ve Jodie Comer.
Jodie Comer da çok iyi bir oyuncu.
Yeni nesil kadın oyuncular içerisinde böyle en başarılı, en güçlü.
Hem Yardım Sarışı'nın çok hoş, güzel bir kadın hem güçlü bir performansı var.
Ekrana çok yakışıyor gerçekten.
İyi bir oyuncu. Bu üç oyuncuyu motorcular filminin baş önüne görmek heyecan verici.
Bir suç öyküsü draması diyebiliriz motorcular için.
Bu tip bir filme ilginiz olacaksa motorculara bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Ve bu hafta gösterime giren ilginç filmlerden bir tanesi de Sayara İntikam Meleği filmi.
Neden ilginç? Çünkü yakın dönem hem Türk sinemasının diyelim hem de özellikle de Türk korku sinemasının diyelim genç yeteneklerinden biri olan Can Evrenoğlu son filmi.
Can Evrenoğlu baskın filminden hatırlıyoruz.
Çok genç yaşta çok ilginç ve sarsıcı bir gore korkusu deniyor buna.
Yani çokça kanlı çokça böyle vahşetli mahşetli filmlere gore sineması deniyor.
Gore korkusu deniyor. Bir alt tür bu yani korku sinemasının önemli alt türlerinden bir tanesi gore.
Ve Can Evranoğlu da bu türe yani hem gayet hakim olduğunu hem de...
Türk korku sinemasında daha çok böyle cinli minni Türk korku filmleri var diyoruz ya.
Çok da klasik olmayan bir Türk korku filmine imza atmıştı Can Evrenol.
Onun için çok böyle umut vadeden yeni nesil genç bir korku yönetmeliydi.
Hala öyle tabii ki Can Evrenol'dan ilginç ve farklı filmler bekliyoruz.
Bu haftanın sinema gündemi ve gösterimde olan filmlerin özeti yaklaşık olarak böyle.
Şu an gösterimde olan filmlerime geçeyim.
Konuşmak istediğim filmlerden bir tanesi...
Hitman. Geçtiğimiz haftalarda ben zaten Hitman filminden size bahsetmiştim.
Filmi kabaca tanıtmaya çalışmıştım.
Birkaç açıdan önemli bir film demiştim.
Ve filmi de izledim.
Önem arz ediyor dediğim hemen hemen bütün açılardan da filmin harika olduğunu gördüm.
Gayet keyifli bir film.
Hem sürükleyici, hem eğlenceli, hem gerilimli, hem iyi yönetilmiş, iyi oynanmış falan.
Güzel bir film. Ancak filmden bahsetmeden önce şöyle küçük bir parantez açmak istiyorum.
Hani fark etmemiştim. O yüzden size söyleyememiştim.
afişinde kocaman böyle Netflix yazıyor.
Ama film aynı zamanda salonlarda da gösterime giriyor.
Ya ne oluyoruz yani?
Şimdi neticede dijital platformlar başka, salonlar başka değil mi?
Yani dijital platformlar kendileri için filmler yapıyorlar, yapımcılıklarını üstleniyorlar falan.
Bir dağıtım ağına girmiyorlar yani.
Netflix için yapılan bir filmi biz normalde salonlarda izlemiyoruz değil mi?
Ama hiç ben filmi diyorum kısa bir süre de olsa salonlarda da gösterimi girdi.
Ya ilginç bir durum hani Oscar'lara biraz göz kırpma neticede şimdi salonlarda gösterimi girmeyen.
Filmle gösterimi giren filmin Oscar'lardaki şansı aynı olmuyor.
Hani sadece dijitalin izleyicisine, tüketicisine değil aynı zamanda biz salonun tüketicisine hitap etmek istiyoruz diyor demek ki Netflix.
Ben buradan bunu anlıyorum. Şimdi filmin öyküsünden bahsetmeye çalışayım size.
Polislerle çalışan bir akademisyenimiz var.
Böyle efendi efendi dersini veren falan ama kriminal olaylara, kriminal teknolojilere, yazılımlara falan da ilgisi olan bir akademisyen.
Bazı suçluları böyle hani işte üzerine mikrofon takarsın onu konuşturursun bir suç işleyici yani falan işte itiraf eder de oradan tutuklarsın ya böyle.
Bu tip çalışan bir dinleme ekibinin içerisinde görev alan bir dinleme uzmanı diyelim yani teknoloji uzmanı bu akademisyenimiz.
Ve bir şekilde bu ekibin içerisinde tetikçiymiş gibi yapıp birilerini öldürmek için para veren suçluları tutuklayan bir ekibin parçası.
Tetikçinin önüne giren bir kişi.
İşte kocasını öldürtmek isteyen bir kadına kendisini tetikçi gibi tanıtıp hani tamam işte ver bana 10 bin dolar senin kocanı öldüreyim falan derken sarmal bir polisiye hikaye, bir aşk öyküsü, bir gerilim
öyküsü, bir suç öyküsü falan böyle çok güzel, neşeli, karmışık, gerilimli, gerçekten güzel yani ben filmi baştan sona çok keyifli izledim.
Karakterleri de çok iyi tanıtıyor, oyunculuklar çok iyi, işin içerisindeki aşk ve drama öyküsü çok iyi ama bir yandan da bir suç öyküsü var.
Bir gerilim var yani baya böyle ne olacak ne bitecek diye bir yandan da gayet endişeleniyorsunuz böyle yani sizi birkaç noktadan tutmayı başarıyor film.
Şimdi komedi diyorum da böyle hani size kahkahalar attıran bir film de değil ama böyle tatlış hani sevimli sizi gülümseten bir tavrı dokusu da var filmin.
Richard Linklater gayet güzel bir yönetmenlik sergilemiş.
Filmin oyunculukları, kurgusu, akışı bakışı senaryosu çok iyi gerçekten çok güzel.
Şimdi bu filmlerde nasıl biliyor musunuz?
Aslında şöyle. Genelde suç öyküleri polisiye öyküler ya böyle çok aksiyon olur hani vurdu kırdı işte araba kovalamacısı çatışmalar silahlar milahlar böyle ya böyle olur ya
da biraz çok ölümlü çok kanlı çok cinayetli çok böyle çatışmalı falan olur.
Ya aksiyon ya da biraz öldürmeli falan olur ama bazı filmlerde var ki polisiye suç öykülerinde.
Zekice bir senaryo yazıyorlar.
Yani böyle çok ölüm yok, çok aksiyon yok, çok vuruşma, karavan yok.
Ama sürükleyici bir öykü var.
Tatlı bir gerilim tonu tutturup karakterlerin üzerinden ilerleyen bir suç öyküsü tavrı bu.
Bu güzel bir tur gerçekten.
Güzel bir alt tür. İşte Hitman'de tam olarak bunun örneği olmuş.
Hani bu tüp öykülere ilginiz varsa Hitman filmini...
Gözü kapalı tavsiye ediyorum arkadaşlar.
Çok güzel bir film olmuş gerçekten.
Ben çok keyif aldım. Dediğim gibi şu an Netflix'te de gösterimde ve geriliğim hani bu haftanın bu ayın demeyeceğim bu yılın ağır toplarından bir tanesi olan Ters Yüz
filmi de. Şimdi Inside Out 2 şu an gösterimde olan elbette ama ben önce size bunun ilk bölümünden bahsedeyim.
Inside Out filmi ters yüz filmi 2015 yılında gösterime girmiş bir animasyondu ve gerçekten de o yılın en parlak filmlerinden bir tanesiydi.
Zaten en iyi animasyon film Oscar'ını almıştı, kişide çok başarılı olmuştu falan filan.
Filmin öyküsü sizinle şöyle özetlemeye çalışacağım.
Bir kere fikir güzel arkadaşlar. Fikir muhteşem.
Nefis bir fikir. Nasıl bir fikir biliyor musunuz?
Şöyle. Şimdi bizim başrolde bir baş karakterimiz var.
Küçücük bir kızcağız bu. Daha böyle ilkokul çağında falan.
Film bunun beyninin içinde geçiyor.
Nasıl biliyor musunuz? Yani neticede insanın bedeli bir mekanizma.
Tanımak için de etli kemikli robot gibi değil mi?
Bir yönetim birimimiz var. O yönetim birimizlerimiz bizim beynimiz tabii ki.
İşte beynin içinde geçiyor film.
Beynin içerisinde duygular var değil mi?
Bizi yöneten duygularımız var.
Ve burada işte neşe, öfke, üzüntü, korku ve tiksinti.
Bu beş ana duygu küçücük bir kızın çok karmaşık duyguları olmaz değil mi?
Çok temel duyguları olur.
İşte bu duygular filmde karakterize edilmiş.
Bu karakterler bu kızı yönetiyorlar.
Ve bu kız Amerika'nın biraz daha böyle taşrasında küçük bir kasabasında falan yaşayan çok mutlu tabii ki güzel bir ailesi var falan ve bu kız o taşradan Büyükşehir'e taşınmak zorunda kalıyor ve bu
taşınma olayı onda çok ciddi bir travma yaratıyor.
Neticede sürekli buz pateni kaydığı, kışın buz tutan bir gölü var.
Buz hokeyi takımında spor yapıyor falan böyle.
Orada bir okul arkadaşları var, ailesiyle güzel bir bahçesi var, yeşillikler içinde bir evi var falan.
Bu kız buradan Büyükşehir'e taşınınca...
Şimdi taşınma hep küçük çocuklar için bir travmadır ya böyle.
Arkadaş ortamı değişiyor, sosyo-kültürel ortamı değişiyor, evi değişiyor, odası değişiyor.
Yani her yer değişiyor neticede.
Bu travmayı karakterinin tüm iç dünyasını bize film resmen yani filmin yüzde sekseni falan kızın beyninin içerisinde geçiyor.
Kocaman böyle bir bayağı bir konsol var böyle yönetim birimi var.
Duygular bu kızı yönetiyor şunu yap bunu yap şuraya git buraya git falan.
Karşısına çıkan olayda da Belli duygular ön plana çıkıyor.
Yani annesi atıyorum işte kızdığında bir şey yaptığında sinirleniyor mu?
O an öfke duygusu o yönetim birimini ele alıyor ve o yönetiyor.
İşte bağırtıyor, çağırtıyor, kızıyor falan filan böyle.
Ya da bir olay oluyor üzülüyor Joy.
Üzülüyor, ağlıyor falan böyle.
Üzüntü karakteri o sırada o yönetim konsolunu ele alıp ne yapacağına karar veriyor falan filan.
Müthiş bir fikir gerçekten.
Çok güzel ve film...
O karakterin hani zihin dünyasında beyninde süre giden her şeyi o kadar güzel sembolize etmiş, o kadar güzel sinematografikleştirmiş ki inanılmaz keyif almıştım
ben filmden. İzlediğimde böyle resmen aşık olmuştum yani.
Ve tabii şimdi beynin içerisinde geçiyor ya sadece bir yönetim bilimi ve duygular yok.
Ne var? Devasa anılar kütüphanesi var.
Anılar akılda kalıcı bir şey yaşadığında hop!
bilardo topu gibi o bir anı yani böyle hop yuvarlanıp geliyor kütüphanedeki yer ne oluyor o bir anı önemli anılar var mesela travmalar onun hayatı bakışını kişiliğini karakterini belirleyen
önemli kilometre taşlarını dönüşüm anılarını sembolize ediyorlar yani onları hiçbir zaman unutmuyor her an böyle yakınında onlar unutulmuş anılar var mesela kütüphanede böyle şimdi her anı Duygusuna
göre renkli. İşte mutlu anılar sarı, hüzünlü anılar mavi, öfkeli anılar kırmızı falan böyle çok güzel rengarenk bir anı kütüphanesi var böyle.
Bazıları grileşmiş.
Ya bakın o kadar güzel sembolize etmiş ki film yani.
Grileşmiş yani sönmüş böyle kül gibi ona küllü rengini vermişler.
Gri ve kocaman bir elektrik süpürgesiyle böyle bizim beynimizin içinde unutulmuş anıları süpürüp yani o koşaltıyor yani yeni anılara yer açıyor böyle.
Çok güzel böyle görevliler var.
Ellerinde böyle defterler var. İşte büyükannesinin telefon numarası.
Bunu unutmuş. Buna gerek yok. Bunu süpürelim falan diyor böyle.
Onu alıyorlar. Hani unutulmuş anılar ne bileyim deposuna gönderiyorlar falan.
Ya arkadaşlar insanın beyninin içinde olan bitenleri o kadar güzel hani şematize etmiş, sistematize etmiş ki film.
İnanılmazdı yani ters bir film gerçekten yani müthişti.
Ve bakınız tabii psikolojik analiz filmi bu.
Bakar mısınız hani beynin içerisinde süre giden her şey.
Müthişti gerçekten ters yüz filmi.
Çok keyifli izledik diyorum.
Yani filmi öve öve bitiremem.
Çok güzeldi. Hani bir zayıflığından bahsedecek olursam elbette.
Hani kısacık bir film şimdi.
Bir buçuk saatlik bir film. Tamam psikolojik analiz öyküsü sunuyor ama.
Çok da derin diyemem elbette.
Yani neticede işte 5-6 yaşında bir kızın beyninin içi bu elbette.
Hani biz yetişkinler için biraz daha tabii temel duygular, temel bir bakış, özet bir bakış falan filan.
Yani bu kötülük demek değil ama elbette şimdi çocuklara da hitap ediyor ya neticede.
Yani bunu 6-8-10-12 yaşında gencecik sinema severler izleyecek.
Yani onların da anlayabileceği bir yapı oluşturabilmek için.
Ters Süs filmi hani yetişkinlere hitap ediyor olsa da biraz daha böyle çocuklara, gençlere daha hitap eder bir yapıda olduğu için biraz da olan bitenemeler şeyi basitçe anlatmaya çalışan bir filmdi.
Biz yetişkinler için yani zayıflığından bahsedecek olursak en fazla bunu söyleyebilirim.
Onun dışında mükemmeldi.
Zaten bir Pixar yapımı olduğu için filmin yönetmenliği, animasyon kalitesi, renkleri, yapım tasarımı falan nefis yani teknolojik olarak.
sinematik refahı olarak, görsel olarak mükemmel bir filmdi.
Şimdi bu film zaten elbette başarılı oldu.
Zaten ya biz böyle salonlardan çıkınca böyle yani elimizi böyle oluşturup evet ikincisini bekliyoruz arkadaşlar demiştik zaten.
İşte aradan 9 yıl geçti bayağı da beklediler.
Yani 2 sene sonra 3 sene sonra ben kesin ikincisi gösterime girer demiştim.
Çünkü şimdi çok da para kazanınca film tabii ki hani yapım şirketi de o yani elleri sadece biz oluşturmamışızdır herhalde diye tahmin ediyorum.
Neyse. Bir şekilde Ters Yüz 2 filmi aradan 9 yıl geçtikten sonra gösterime girdi.
Ve az önce söylediğim gibi yılı kurtaran filmlerden bir tanesi oldu.
Daha şimdiden ve film yine çok iyi.
Öykü de aynen bıraktığı yerden devam ediyor diyebiliriz.
Ne oldu? Artık şehirde işte hokey oynuyor.
Artık liseye gidiyor.
İlk filmde ne demiştik? 5 temel duygu var demiştik.
Şimdi artık 13 yaşında liseye geçmiş bir ergen.
Ve tabii ne olacak? Duygular karmaşıklaşacak değil mi?
Çok güzel. Yönetim konsolu, yönetim birimi biraz daha zenginleşecek, daha karmışık duygular, daha zengin bir anı kütüphanesi, aynı zamanda daha büyüyen sorunlar, arkadaşlık
ilişkileri, sosyal ilişkiler, aile ilişkileri vs.
Gerçekten Inside Out 2 filmi...
İlk filmde oluşturduğu yapıyı mükemmelen devam ettirmiş ve zenginleştirmiş.
Çok güzel yani tam bir devam filmi olmuş.
Neticede yani küçücük bir kızın 6-7 yaşlarında 5 yaşında bir kızın benliği olmaz değil mi?
Daha çok küçüktür yani bir kişilik oluşturmak için.
İşte burada... kişilik ve benlik diye bir imge eklenmiş yönetim birimine, beyninin içerisine diyelim.
Çok güzel değil mi? İşte bu filmde de artık bir ergen olmuş.
Karakterinin kişiliğini, benliğini ya o kadar güzel anlatmış.
O kadar yani çok güzel arkadaşlar.
Gerçekten çok güzel. Hani çok uzun uzun anlatabilirim.
Çok detaylara inebilirim.
Bütün ince detaylarından size bahsedebilirim ama arkadaşlar bahsetmeyeyim.
İzleyin ya. Gerçekten yani böyle nasıl diyeyim yılın en parlak filmlerinden bir tanesi gerçekten bakın onu söyleyeyim o bir.
İkincisi animasyonu, teknolojisi, öyküsü, karakterleri, esprileri, duygusu, draması, psikolojik açılımları yani tutacağınız her nokta size çok keyif verecektir.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
