
Haftanın Gündemi, Godzilla ve Kong Yeni İmparatorluk
24 Mayıs 2024 · 26 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, haftanın gündemini, Godzilla ve Kong Yeni İmparatorluk filmini inceledik. Ayrıca King Kong ve Godzilla'nın tarihini ve bugüne kadar yaşadıkları yolculuğu özetlemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Hem sinemanın gündeminde hem de halen gösterimde olan Godzilla and Kong New Empire filminden bahsedeceğiz.
Sinemanın gündemi oldukça yoğun, bunların en öne çıkanlarını sizinle paylaşmaya çalışacağım ve aynı zamanda Godzilla and Kong New Empire filmi de elbette sinema tarihinin en önemli
iki sinema efsanesi, iki sinema canavarı olan King Kong ve Godzilla'yı da içerdiği için hem King Kong'un hem de Godzilla'nın tarihinden size bahsetmeye çalışacağım.
Hem aynı zamanda New Empire filmi de...
Kendi içinde bir serinin de son filmi aynı zamanda ayrıca bu seriden de bahsetmeye çalışacağım.
Yani gayet yoğun bir sinema gündemimiz var anlatacak çok şeyimiz var.
Hemen ben hızlıca gündeme gireyim kısa kısa size konulardan bahsetmeye çalışayım.
Birincisi Cannes Film Festivali 14 Mayıs'ta başladı ve 25'ine kadar da sürecek.
Yani siz bu programı dinlediğinizde Cannes Film Festivali'nin ödülleri dağıtılmış olacak.
Bundan sonraki programı...
Kan Film Festivali'ni ayırmaya alışacağım ancak...
Bugün için özellikle paylaşmak istediğim bir haber var.
Francis Ford Coppola'nın uzun süredir yaptığı en büyük proje olan Megalopolis projesinin gösterimi Cannes Film Festivali'nde yapıldı ve gördüğümüz kadarıyla film izleyenleri
ikiye böldü. Filmi sevenler de var sevmeyenler de var.
Görüşler farklı olunca ya Coppola ne yaptı nasıl bir film yaptı acaba diye de böyle merakımız kamçılanıyor gerçekten.
İkinci haberimiz Dune serisi artı bir sinema efsanesi.
Şimdiden dönüşmüş gibi görünüyor ve bu serinin önemli bir ekibi var diyelim.
Benecezerit dediğimiz bir ekip daha çok kadınlardan oluşan mistik güçlere sahip son derece politik ve galaksiyi çok ince siyasi planlarla yöneten bir ekip bu.
İşte Benecezeritler üzerine...
Ayrıca bir dizi yapılacağı açıklandı ve bu dizinin de ilk fragmanı gösterime çıktı.
Dune Prophecy adıyla gösterime girecek olan dizinin evrene hakim olmak isteyen sinema severler de elbette bu diziyi izlemek isteyeceklerdir diye düşünüyorum.
Buradan haberini vermiş olayım.
Merak eden arkadaşlar fragmana bakabilirler.
Kısa bir aramayla ulaşabilirler elbette.
Bakalım nasıl bir dizi olacak?
O diziyi de takibe alacağız.
Ve bu hafta yine çok ilginç bir haber aldık.
Ben birkaç hafta önce zombi filmlerinin tarihi üzerine bir program yapmıştım.
Ve Danny Boyle'un yönettiği 28 Gün Sonra adlı bir filmden bahsetmiştim.
Ve o filmden sonra 28 Hafta Sonra diye bir devam bölümü daha yapılmıştı.
O da iyi bir filmdi. Artık o seriyi herhalde sinema tarihindeki yerine almıştır diye düşünüyorduk.
Ama bakıyoruz ki öyle değilmiş.
yıl sonra adlı filmle bir devam bölümü geliyor ve bu filmin yapımcıları arasında da bu yıl Oppenheimer'la en iyi erkek oyuncu dalında Oscar alan Cleon Murphy'nin olduğu
söylendi. Ve tabi elbette herkes de şu soruyu sordu.
Peki Cleon Murphy filmde kendisi de oynayacak mı?
Çünkü neticede hem yapımcı hem de öncü filmin başrolünde ya değil mi?
Elbette herkesin bu soruyu sorması gayet mantıklı.
Ve evet onunla da ilgili bir açıklama geldi.
Cleon Murphy aynı zamanda Deval filminin başrolünde de olacak.
Bu gerçekten heyecan verici bir haber.
Hem serinin köçlü bir şekilde devam edeceği müjdesini veriyor bize.
Hem de zombi filmleri üzerine de yepyeni bir filmin geleceğini de haber vermiş oluyor.
Bakalım ne olacak merakla bekleyeceğiz takipçisi olacağız.
Ve bu hafta yine gayet sinsi biçimde ilginç bir fragman karşımıza geldi.
Çünkü bu fragmandan önce böyle bir filmin yapılacağını hiç duymamıştık.
Yani ben duymadım. Hani elimden geldiğince gündemi takip etmeye çalışıyorum ama Transformers.
Transformers büyük bir evren gerçekten.
Ben de geçtiğimiz zamanlarda Transformers evreni üzerine detaylı bir bölüm yapmıştım.
Uzun uzun... tarihini, öncülerini, nereden çıktığını vs.
her şeyi anlatmaya çalışmıştım.
Ve karşımıza gelen film Transformers başlangıç adıyla geliyor.
Yani efsanenin ilk ortaya çıkışını anlatacak anladığımız kadarıyla.
20 Eylül'de gösterime gireceği açıklandı.
Bakalım işin aslına yani Transformers evreninin serilerinin başlangıcına ne kadar sadık olacak.
Ben yine takipçisi olacağım.
Film gösterime girdiğinde Transformers başlangıç filmini izlemeye ve üzerine bir program yapmaya çalışacağım diyorum.
Hemen bu haftanın esas konusuna geçeyim.
Godzilla and Kong New Empire filmi.
Şimdi evet diyorum yani tarihinden bahsetmeden olmaz.
Çünkü hem King Kong hem de Godzilla gerçekten sinema tarihinin en büyük iki efsanesi diyebiliriz.
Bunlar üzerine çok sayıda film yapıldı.
Hepsinin gayet zengin bir geçmişi var.
Şimdi hangisinden başlayalım?
Önce King Kong'dan başlayalım bence.
Şimdi King Kong sinema tarihini 1933'te kazandırılmış.
1933 tarihli King Kong filminin künyesine baktığınızda karmakarışık bir künya göreceksiniz.
Böyle bir sürü yapımcı, bir sürü yönetmen, bir sürü yazar falan.
Şimdi künyaya bakarsanız Marion C.
Cooper ve Ernest B.
Schottstag diye iki yönetmenin bu filmi yönettiğini görüyoruz.
Ancak ilginç olan şu ki...
Hani bir filmin künyesinde iki yönetmenin, üç yazarın, beş öykücünün falan olması zaten ortalığın biraz karışık olduğunu gösteriyor.
Yani aslında King Kong'un öyküsünün tam olarak kimden çıktığı net değil.
Bu bir. İkincisi, King Kong o kadar ilginç, o kadar sarsıcı bir öykü ki aslında.
Bu noktada hemen kısaca tabii öyküsünü anlatayım ki neyden bahsettiğim daha kolay anlaşılsın.
King Kong'un geçtiği dönemlerde işte 30'lu yıllar falan Kafatası Adası diye rivayet edilen bir ada var ve King Kong filminde bu ada keşfedilmemiş son kara parçası olarak anılmıştır hep.
Yani hani tamam dünyanın her yeri keşfedildi artık gidilmedik yer kalmadı ama son bir tane ada var falan diye böyle hani çok böyle heyecan yaratıcı tedirgin edici bir tonda hep filmde bu Kafatası Adası
anılmıştır. Oraya gidelim bir film çekelim diye film yapımcıları çekim öyküsünün de gayet maceralı olacağını umdukları bir film çekimi serüveni başlatıyorlar.
Yönetmen toplanıyor, oyuncular toplanıyor falan bir gemiye biniliyor.
keşfedilmemiz son ada olan Skull Island yani Kafatazı Adası'na bir yola çıkıyorlar.
Bu adaya geliyorlar yine maceralı bir yolculukla elbette böyle fırtınalar falan filan neyse bir şekilde bu adaya geliyorlar ve bakıyorlar ki o ada gerçekten keşfedilmemiz son ada o adada kadim
yani tarihi belirsiz uzun yıllardır, dönemlerdir yaşayan ilkel bir ırk var ve dünyada hiç benzeri görülmemiş sayısız yaratık mahlukat işte.
dinozorlar falan filan böyle bir sürü yırtıcı varlık var ve elbette o adada Bir de King Kong diye devasa bir goril var.
Normalde bu öyküde ne olur?
Oraya gidilir, korkutucu yaratıklarla ve King Kong ile karşılaşılır.
King Kong bütün bu ekibi ezer, geçer, öldürür.
En son birkaç kişi böyle can havliyle korkarak oradan kaçmayı başarırlar falan değil mi?
İşte arkadaşlar bence King Kong'un öyküsü gerçekten sinema tarihinin en ilginç, en çarpıcı öykülerinden bir tanesi.
Yani diyorum Künya'ya girdiğinizde...
Öykü kısmında göreceğiniz o birçok kişiden hangisi bu fikri akıl ettiyse gerçekten deha bir kişilikmiş.
Evet o adaya gidiliyor.
King Kong da karşı karşıya geliniyor.
İşte King Kong ekipten birçok kişiyi öldürüyor.
Bunları koşturuyor. Bunlar kaçıyor falan filan.
Ancak ne oluyor biliyor musunuz? King Kong çekilmek istenen filmin baş kadın karakteri olan Anne Darrow karakterine aşık oluyor.
Ya bu müthiş bir fikir değil mi ya?
Çok iyi bence. Gerçekten çok iyi ve çok duygulu.
Anne Darrow'u yani başrol, kadın karakteri King Kong alıp kaçıyor.
Kendi inine diyelim yani mağarasına.
Yani işin alt metinlerini, felsefi tarafını, evrimsel tarafını falan bir kenara bırakın.
Duygusal olarak bence zaten çok güzel bir fikir bu.
Neyse ama elbette işte ekibin içerisinde Anne Darrow karakterine aşık olan başka bir oyuncu var.
Jack Driscoll diye senarist bir karakter.
Hani oradan kaçıp gitmek isterlerken King Kong'un kaçırdığı Anne Darrow'u kurtarmak zorunda.
kalıyorlar elbette. İşte bir macera daha, bir macera daha falan.
Neyse bir şekilde Endero'yu kurtarıyorlar ve bunu yaparken de King Kong'u da bayıltıyorlar.
Bir gemiye yükleyip şehre getiriyorlar ve şehirde sergiliyorlar.
Yani bu arada ben spoiler'a falan hiç dikkat etmiyorum farkındaysanız artık ama arkadaşlar insaf.
1933 yapımı filminde spoiler'i mi olur?
Değil mi? Neyse. Şehire getiriyorlar.
King Kong'u Amerika'da artık New York'ta sahneleyecekler.
Yani onunla bir gösteri yapacaklar.
Bir opera diyelim herhalde artık opera olur.
Yani öykülü müzikli bir gösteri olduğu için bu bir opera olur.
Operanın baş karakteri bu King Kong'un kendisi oluyor.
Ancak elbette orada da tamam finale söylemiyorum.
Herhalde anlamışsınızdır ama neyse hadi söylemeyin.
Yine de küçük bir anlatmadık kısım bırakayım.
Neyse yani öyküyü böyle özetleyebilirim.
Tabii bir sürü daha yan karakterler var, yan öyküler var.
Şimdi bu muhteşem bir öykü zaten ve 1933 yılında bu film yapıldığında o kadar büyük bütçeli, o kadar ölçekli bir film ki yapım şirketini batıracak seviyeye
geliyor. Çok sıkıntılı bir proje ama film zamanının en büyük hasılat rakamına ulaşıyor.
Kişede böyle kuyruklar oluyor falan ve...
Söz konusu King Kong filmi hem yapım şirketini iflastan kurtarıyor hem de sinema tarihinin en büyük en sarsıcı serüven filmlerinden bir tanesi haline geliyor.
Ve bundan dolayı da diyebiliriz ki King Kong filmi yani 1933 tarihli film gerçekten bir efsanedir.
Yani sinema tarihinin en büyük en güçlü filmlerinden bir tanesidir diyebiliriz ve elbette bu başarıya karşı yapımcılar hemen devam filmleri yapıyorlar ve sinema tarihinde bir sürü
yani ondan fazla King Kong filmi yapılıyor.
King Kong başka yaratıklarla, mahlukatlarla dövüşüyor vesaire.
Şimdi bir sürü film yapılır.
Bunların hepsini anmayayım tabii ki çok uzun bulur.
Ancak sinema tarihinde özellikle 3 tane büyük King Kong filmi var.
Bir tanesi bu andığım 1933 tarihli King Kong filmi.
Bir tanesi 1976 tarihli King Kong filmi.
Başrolünde Jeff Bridges, Jessica Lange gibi döneminin önemli yıldız oyuncuları var.
Ancak ben bu 76 tarihli King Kong filminin biraz abartıldığını düşünüyorum.
Yani hep anılır King Kong filmi deyince bu filmin mutlaka adı geçer tüm sohbetlerde falan ama bence biraz abartılmış bir film.
Yani o zamanlar herhalde iyi bir reklam çalışması yapıldı falan herhalde.
Bir kitle izledi bu filmi ama bence o kadar da önemli değil.
önemli olan film en azından bugün için daha önemli olan film diyelim 2005 tarihli Peter Jackson'ın yönetmenliğini üstlendiği King Kong filmi bence bu filmde öncü
film kadar olmasa da sinema tarihine geçecek seviyede güçlü bir film ancak bu filmin şöyle bir şanssızlığı var Peter Jackson birçoğumuz elbette sinema tarihi daha çok Yüzüklerin Efendisi
efsanesini görkemiyle sinemaya uyarlamış yönetmen olarak anılmasında.
Peter Jackson Yüzüklerin Efendisi'ni yaptığı olağanüstü bir seriydi.
Sinema tarihine en çok izlenen filmleri listesine girdi.
Bir sürü Oscar aldı falan filan yani.
Peter Jackson deyince herkesin aklına Yüzüklerin Efendisi geliyordu.
Öyle değil mi? İşte Peter Jackson bu başarıdan sonra yapım şirketine gitti.
Hani şimdi artık öyle bir karizmayla gitti ki yani ben Tom ve Jerry yapacağım desem de tamam abi ne istiyorsan yap diyeceklerdi.
İşte Peter Jackson gitti yapım şirketine dedi ki ben yeni bir King Kong filmi yapacağım.
Tabii ki onayı aldı.
Tabii ki devasa bir bütçe aldı.
Yıldız oyuncular aldı.
Sınırsız bir süre aldı.
Ve tüm bu hani sınırsız krediyle ortaya gerçekten muhteşem bir King Kong filmi çıkardı.
Ancak her ne kadar puanları çok düşük değil.
Hani insanlar filmin kötü bir film olduğunu düşünmüyor ama ne yazık ki bu film...
Her zaman Yüzüklerin Efendisi'nin gölgesinde kalmış bir film oldu.
Ve bundan sonra da öyle olacak gibi görünüyor.
Ondan dolayı hani ben üzülüyorum biraz.
Hak ettiği payeye ulaşamamış bir film olarak görüyorum ben.
Peter Jackson'ın yaptığı King Kong'u.
Üç tane de Oscar aldı teknik dallarda.
Onun dışında birçok ödülleri falan var.
Ama yine de diyorum ben bence muhteşem bir film yani.
Çok iyi bir film. Hani izlemediyseniz mutlaka izleyin diye burada tavsiyemi vermiş olayım.
Ancak konuk efsanesi...
O noktada bitmedi. Aradan 12 yıl gibi bir süre geçti ve Kong Kafatası Adası, Kong Skull Island diye bir film daha yapıldı.
Hani notları orta üstte gibi.
Hani iyi bir film gibi görünüyor değil mi?
Bence... Bu payeden daha fazlasına sahip bir film.
Teknik olarak çok iyi.
Yıldızlarla dolu bir kadrosu var.
Gerçekten çok iyi. Yani nefis bir seri ve aksiyon filmi.
Hani her ne kadar Peter Jackson'ın yaptığı King Kong kadar iyi olmasa da.
Yani diyeceğim ki neredeyse ona yakın ama.
Şimdi süresi falan biraz daha kısa.
Peter Jackson'ın yaptığı King Kong 3 saatlik bir filmdi.
Yani Titanic'in başlattığı 3 saatlik devasa bütçeli, devasa ölçekli filmler furyasının bir devamıydı.
kafatası adası süresi falan biraz daha kısa olduğu için böyle yani oraya oynamıyor.
Biraz daha küçük ölçekli.
Biraz daha küçük bir film olduğu için Peter Jackson'ın King Kong'u kadar büyük bir film olmadığı için belki de bir parça gözden kaçmış olabilir.
Ama bence yine de çok iyi bir film.
Yani izlemediyseniz onu da öneriyorum.
Mutlaka izleyin. İşte o noktada Kong efsanesi ve bir virgül koyacağım.
Virgül koyacağım. Çünkü ondan sonra bir devam filmi var ancak devam filmi Godzilla and Kong olarak gösterime girdiği için burada virgül koyayım Godzilla efsanesine geçeyim.
Şimdi Godzilla'nın tarihine gelecek olursak King Kong'dan biraz farklı bir tarihi olduğunu görüyoruz.
Bir kere ondan çok daha sonra ilk film yapılıyor 1954.
İlk Godzilla filminin yapılışı ve gösterime girişi ancak Godzilla'nın King Kong'tan yine bir farkı var.
Politik ve gerçek hayattan esinlenen bir başlangıç noktası var.
Şöyle. 1950'li yıllarda dünya atom bambası ve atom enerjisi korkusuyla yüz yüze geldi.
1950'li yıllarda hem NASA açıldı hem Rusya Uzay Ajansı açıldı hem de Amerika nükleer denemeler yapmaya başladı.
Yani bilim dünyası böyle bir sıçrama yaşadı.
Bu da haliyle geniş kitlelerde bir paranoya ve korku havasına sebep oldu.
Tam o yıllarda da Japonya açıklarında büyük okyanusta Amerika...
Bir ton bombası denemesi yaptı ve bu denemeden dolayı oluşan radyoaktif serpinti sebebiyle de Japon balıkçıların söz konusu nükleer serpintiye maruz kaldıkları üzerine
haberler yapıldı. Japonya ile Amerika arasında bir siyasi ve politik gerilim yaşandı falan filan yani işin gerçekten politik bir zemini var.
İşte bu nükleer serpinti ve nükleer enerji korkusundan dolayı da Japon sinemacılar Hani bu nükleerlikten dolayı bir yeraltı canavarı hani işte başkalaşıma uğruyormuş
falan diye böyle hani bir evrimsel atlama gibilerinden bir senaryo yazıyorlar.
Hani kah dinozorlar diyelim, kah işte fantastik ejderhalar diyelim.
O Japon kültüründe falan da bir ejderha efsaneleri falan vardır.
İşte böyle Japon sinavacılar, öykücüler katıyorlar, karıştırıyorlar ortaya nükleer serpintiden, radyasyondan kaynaklanan ücube bir yaratık ordaya çıkarıyorlar.
İşte bu yaratığa da Godzilla adını veriyorlar.
Orijinal adı Gojira'dır.
Yani Japonca'da Gojira diye isimlendiriyorlar.
İşte bu bilimsel, bu teknolojik, bu işte radyasyonik, bu atomik falan ne diyorsanız artık oradan yola çıkarak ortaya çıkmış bir canavardır Godzilla.
Böyle bir dinozora da benzer, bir kertenkeleye de benzer, bir ejderhaya da benzer.
Diyorum karmakarışık bir varlıktır, devasadır.
Ve ağzından alev püskürtür.
İlk filmlerde daha sonra işte enerji püskürttü.
Yok ışın püskürttü.
Yok lazer püskürttü.
Böyle karmakarışık bir canlı gerçekten.
1954'te bu film yapılıyor.
Çok iyi bir filmdir. Denizden çıkıyor.
Tokyo'ya Japonya'ya doğru geliyor.
O zamanın işte askeri güçleri, orduları vs.
bunu durduramıyorlar. Bütün Japonya'yı Tokyo'ya falan yıkıyor.
Perişan ediyor. Sayısız insan öldürüyor falan.
Tam bir canavar filmi diyebiliriz Godzilla için.
Bu filmde başarılı olunca uzun yıllar boyunca gerçekten sayısı 30'dan fazla Godzilla filmi yapıldı.
Animasyonları yapıldı, mangaları yapıldı, çizgi filmleri yapıldı.
Godzilla da gerçekten King Kong gibi bir efsaneye dönüştü.
Hala efsanesi sürüyor işte yani karşımızda.
Ve en sonda 2023 yılında Godzilla Minus One.
Godzilla 1.0 diye bir film daha yapıldı hatta Japonya'da.
Ben onu da izledim. Bence çok da iyi bir film değil ama Japonya'da çok sevildi herhalde.
Puanları çok yüksek ama bence o kadar da iyi bir film değil.
Ancak yine de elbette Godzilla efsanesini hakkıyla sürdürdüğünü iddia edebiliriz.
Ha bir de şundan bahsedeyim.
Hollywood'un yaptığı 1998 tarihli Godzilla filmini Roland Emmerich yapmıştır.
Büyük felaket filmlerinin en ünlü yönetmenidir ya.
Alman asıllı Roland Emmerich.
1998 yılında bir Godzilla filmi yapmıştı.
O da baya büyükçe bir filmdi yani böyle çok şeydir.
Önemlidir yani yüksek hasılatı falan ulaşmıştı.
Hoş bana göre kötü bir filmdi yani.
Ondan sonra da 2014 yılında Gareth Edwards'ın yönettiği Tyler Johnson, Elizabeth Olsen gibi gayet böyle yakın dönem önemli.
Hollywood Yıldızları'nın oynadığı bir Godzilla filmi daha yapılmıştı.
Ancak bence bu film de pek iyi değildi.
Yani notları her ne kadar orta üst olsa da.
Evet bakın arkadaşlar görüyorsunuz ne kadar çok tarihi var.
Tamam geldim artık. Az önce Kong efsanesini 2017 tarihli Kong Kafatası Adası'da bırakmıştık ya.
İşte o Kong Kafatası Adası'nın devam filmi 2021 yılında Godzilla and Kong filmi ile birleşti.
Godzilla efsanesi buraya kadar geldi.
King Kong da buraya kadar geldi ve 2021'de bu karakterleri birleştirdiler.
Ancak bir parantez açıyorum.
Ta 1962 yılında falan da az önce bahsettim ya.
Hem King Kong hem Godzilla başka birçok canavar da karşı karşıya geldi demiştim ya.
Başka filmlerde de bunlar karşı karşıya gelmişti ama şu an onlara anlatmıyorum ki bu haftanın filmine gelebileyim.
Evet Peter Jackson'ın yaptığı King Kong filmi çok iyi bir filmdi.
Onun devamı olarak görebileceğimiz 2017 tarihli Kafatası Adası filmi yine bence çok iyi filmdi.
Ancak 2021 yılında yapılan Godzilla and Kong filmi bu önce filmleri kadar iyi değildi bence.
Yine kötü demeyeyim fena değildi diyeyim ya da orta üstü bir Hollywood aksiyonu olan.
Ancak evet geldik bugünkü konumuza ve şu an halen gösterimde olan Godzilla and Kong yeni imparatorluk filmine.
Bu film bence ne yazık ki kötü bir film.
İşte bakın bir şeyi çok böyle eşelediğinizde illa böyle hadi devam devam hani tuttu bir daha hadi tuttu bir daha hadi tuttu bir daha derseniz ne yazık ki artık devam filmleri pek de iyi olmuyor.
Şöyle ki 2021 tarihli Godzilla and Kong filminin ölçü olarak da tam olarak devamı bu.
Ancak o filmde bıraktığı noktayı hani artık o kadar böyle nasıl diyeyim zorlama devam ettirmişler ki.
O filmde şöyle bir şey vardı.
Kong'un yuvasını falan bulmaya çalışıyorlardı.
Dünyanın merkezinde başka bir dünya varmış.
O dünyada King Kong'un kral olduğu bir kendi krallığı varmış.
Orada ayrı bir Kong medeniyeti varmış diyelim.
Son kalan King Kong da tabii hani bakın King Kong yani Kral Kong çevirisi olarak bakarsak.
Kong gorilin adı.
King de onun ünvanı bir nevi.
O kendi medeniyetinin de kralıymış Kral Kong.
Ve onun nesli yok olmuş gitmiş.
Geriye sadece kral kalmış ve yalnız kalmış.
İşin içerisinde öyle bir yana yükü vardır yani.
Kong'un yalnızlığı da işin dramatik tarafıdır aynı zamanda.
Neyse işte Godzilla'da işte nükleer serpintiden, işte radyoaktif etkiden falan başkalaşmış, ortaya çıkmış.
Devasa bir yaratıktır.
İşte King Kong'la Godzilla 2021 yapım filmle karşı karşıya gelmişlerdi.
Bir yandan şirketten...
Bir tane robot Godzilla yapıyorlar.
İkisi önce birbiriyle dövüşürken sonra kalkıp o robot Godzilla ile dövüşüyorlar falan.
İşte ondan sonra bir şekilde Godzilla ile Kongo çeşitli bilimsel yöntemlerle ayrı tutmaya çalışıyorlardı.
Yani onlar karşı karşıya gelmezse birbirleriyle dövüşmezler diye umuyorlardı.
Kongo dünyanın merkezindeki kendi dünyasına yolluyorlardı.
Dünyanın yüzeyinden uzak olunca da Godzilla dövüşecek bir şey bulamıyordu.
O da kendi adasına çekiliyordu filan.
Ülke kabaca böyleydi işte bu son filmde yeni yeni yaratıklar ortaya çıkıyor yeni yeni dünyalar keşfediliyor ancak Burada artık arkadaşlar öykü o kadar
zorlama böyle karakterlerin hiçbir dramatik derinliği kalmıyor.
Hiçbir yan öykü kalmıyor.
Sadece bu iki büyük canavarı diyeyim karşı karşıya getirmek için aa şu olmuş aa bu olmuş ha yeni bir dünya varmış ha şurada yeni bir mahlukat varmış eyvah o çıktı ne
yapacağız diyen insanların hezeyanından öte inanın ki filmde neredeyse Hiçbir şey yok ben ya gerçekten filmi böyle o kadar üzülerek izledim ki yani Godzilla'nın öyküsünde bir
politik tarihsel bir geçmişi vardır.
Dramatik falan tarafı yoktur daha çok Godzilla filmlerinde insanların dramı söz konusu olur.
King Kong'un bir kendi dramı da vardır yani Godzilla sadece ortalığı yıkan perişan eden bir canavar tabii hani biri.
ejderhamsı bir varlık olduğu için ondan dram çıkarmaya çalışmak herhalde pek de iktidacı olmaz ama Gorilla en azından biraz daha insanımsı bir tip olduğu için tabii onun dramının olması biraz daha normal.
Birçok King Kong filmi izledim.
Hani hemen hepsinde bir dramatik taraf vardı falan ama burada artık iyice zorlama olmuş ve insan karakterler de Tabii kendilerinden çok daha güçlü büyük yaratıkların savaşına ister
istemez ortak oldukları için yani bir şeyler oluyor insanlar anca izliyor.
Yani bir şey yapamıyorlar acaba ne yapsak ne etsek nasıl bir çözüm bulsak falan diye olan biteni arkadan kovalayan insanlar görüyoruz.
Ve sürekli yeni keşfedilen işte bir dünya bir mahlukat ha şurada da şöyle bir ırk var burada böyle kadim bir varlık var falan derken sürekli şöyle replikler var filmde.
Aa burada da şu var aa bir solama sistemi aa.
Burada da şöyle bir şey olmuş. Sanki olan bitene şaşırma repliklerini sarf edip de biz izleyicileri de sanki kendileri gibi şaşırtmaya çalışan garip garip böyle yüzeysel
insan karakterler görüyoruz yani.
Ondan dolayı gerçekten çok zayıf bir film olmuş.
Patlamalı, yıkılmalı, dövüşlü, mövüşlü, kocaman mahlukatlı filmlere ilginiz varsa belki ilginizi çekebilirim ama ben gerçekten çok yetersiz buldum.
Bilimsel gelişme açısından da yani hani bir alt metinler falan vardı eski filmlerde.
Onları da geçtim.
Dramatik ve duygusal olarak bile yani çok temel bir gereklilik olarak, katarsis olarak bile son derece yetersiz bulduğum için Godzilla and Kong New Empire filminin gayet vasat bir
film olduğunu düşünüyorum. Umarım özetleyebilmişimdir.
Evet bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Altyazı
M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
