
Haftanın Gündemi: Deadpool ve Wolverine, Sessiz Bir Yer
3 Ağustos 2024 · 29 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, Haftanın Gündemini, şu an gösterimde olan Deadpoll ve Wolverine ve Sessiz Bir Yer Birinci Gün filmlerini incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Bu filmden de ben geçtiğimiz haftalarda bahsetmiştim.
O filmi de izledim ondan da bahsetmeye çalışacağım ancak önce gündem.
Gündem deyince ne yazık ki bu haftada üzücü bir haberle hatta üzücü iki haberle başlamak zorundayız sinemanın gündemine.
Türk tiyatrosunun, Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden biri olan Genco Erkal'ı kaybettik.
Herhalde ülkemizde tiyatro ile ve sinema ile ilgilenen hemen herkesin tanıdığı, bildiği ve sevdiği Genco Erkal 86 yaşında hayatı gözlerini yumdu.
Bir süredir kanser tedavisi gördüğünü duymuştuk yani sosyal medyadan, haber sitelerinden öğrenmiştik.
Kanserle mücadele ederken bile sanatını üretmeye devam ediyordu diyebiliriz.
Şimdi Genco Erkal'ın kariyerinden bahsedecek olsam bir programı Büyük Usta'ya ayırmam gerekir.
Çok zengin bir kariyeri var yani çok uzun bir sanat hayatı oldu ki sadece Türkiye'de de değil uluslararası platformda da değerli işlere imza attı.
Ben kendi adıma söyleyeyim Genco Erkal'ı bir delinin hatıra defteri oyunundan hatırlıyorum.
Uzun yıllar önce izlemiştim ki hatta o oyun bildiğim kadarıyla iki ya da üç kez güncellenmiş olabilir.
Benim izlediğim ya ikinci güncelleme midir, üçüncü güncelleme midir inanın tam hatırlamıyorum ama o oyunda bizzat izlemiştim ustayı, çok etkilenmiştim.
Onun dışında da yakın zamanda Çağan Irmağan Prensesin Uykusu filminde rol almıştı.
Orada da izlemiştim.
Hem oyuncu olarak, hem yazar olarak, hem yönetmen olarak unutulmaz işlere imza attı.
Birçok ödüle layık görülmüştü.
Ondan dolayı Türk tiyatrosunun, Türk sinemasının...
Türk sanat dünyasının diyebiliriz en değerli en parlak isimlerinden bir tanesiydi.
Genco Erkal gerçekten çok büyük bir kayıp ama arkasında o kadar unutulmaz eserler ve o kadar unutulmaz bir kişilik bıraktı ki elbette Genco Erkal ülkemizde asla unutulmayacaktır
ve her zamanda saygıyla anılacaktır diyorum.
Bu haftanın kayıplarından bir diğeri de Kenan Işık'tı.
Kendi adıma söylüyorum yani çok fazla işini izlemediğim için Kenan Işık'ı çok da iyi tanımıyorum ama hep hakkında çok iyi anılıyor, iyi şeyler söyleniyor.
Çok değerli bir isimdi, çok başarılı bir oyuncuydu.
Hani daha çok televizyondan hatırlıyor olabilirsiniz.
Kim 500 milyar ister yarışma programını uzay yıllar sunmuştu.
Sanat yönetmenliği de yaptı, tiyatro yönetmenliği de yaptı, oyunculuk da yaptı, yönetmenlik de yaptı.
Yani o da bayağı üretken bir isimdi.
Kenan Işık'ı da saygıyla anıyoruz.
Şimdi... Geçtiğimiz haftalarda birçok kez ben Ridley Scott'ın Gladiator 2 filmi hakkında haberler, gelişmeler sunmaya çalışmıştım.
Ve şunu da söylemiştim ki Gladiator 2'nin fragmanı işte bazı açılardan eleştirildi demiştim.
Film merakla bekleniyor ama biraz da böyle hani şüpheyle bakılıyor gibilerinden bir şeyler söylemiştim.
İşte tekrar tekrar haberler geliyor bununla ilgili.
İşte Ridley Scott bugüne kadar çektiğim en büyük aksiyon sahnesini çektim ve film bu aksiyon sahnesiyle başlıyor.
Diye bir demeç vermiş mesela.
Bundan önce Napolyon filminde ben o filmin incelemesini size sunduğumda demiştim ki film olağanüstü bir aksiyon sahnesiyle başlıyor demiştim.
Reskat o sahneyi bayağı kasmış demek ki.
Buradan onu anlıyoruz. Bakın Gradyatör 2 içinde aynı noktayı vurgu yapmaya çalışıyor.
Diyor ki işte burada öyle bir açılış sahnesi çektim ki hayatımda çektiğim en büyük sahne.
Eminim öyledir tabii yani Ridley Scott bize yalan söyleyecek hali yok.
Ama işte görüyorsunuz bakın sürekli Gladiator 2 ile ilgili böyle haberler geliyor.
Yani şirket, yönetmen işte artık oyuncular kim varsa yani filmde herhalde filmi sürekli böyle gündemde tutmaya çalışıyorlar ki.
Hiç unutmayalım hepimiz 15 Kasım'da gösterime girecek olan filme koşa koşa gidelim böyle yani.
Hani onu bekliyorlar herhalde.
Tabii hani bunu beklemeleri bunu istemeleri son derece normal.
Şimdi biz de bu haberlerden anlıyoruz ki yapımcıların da ekibinde bu filmden beklentisi çok yüksek.
Bakalım ne olacak göreceğiz.
Gelişmeleri yine takip etmeye devam edeceğiz.
Bu haftanın yine en büyük sinema olaylarından bir tanesi Robert Downey Jr.'ın Marvel sinematik evrenine dönüşü oldu.
Nasıl oldu? Şimdi bu konudan aslında uzun uzun bahsetmem lazım ama biliyorsunuz Marvel evreninin Avengers filmleri en son Endgame filmiyle bitmişti.
Bütün Marvel kahramanlarını bir filme doldurduk, 3 saatlik devasa bir Avengers filmi önünüze sunduk dedi Marvel ve gerçekten bunun karşılığını da aldı film sinema tarihinin...
En fazla izlenen film olduğu 3 milyar dolar mertebelerinde asılat yaptı.
Ondan sonra en azından Avengers evreni diyelim bitmişti.
Ancak işte arkadaşlar bakın her film sinema tarihinin en çok izlenen filmler listelerine giriyor.
Şimdi bu durumda elbette yapım şirketi bir şekilde devam filmleri yapacak.
Her geç yapacak. Bundan kaçış yok.
Çünkü çok para kazanıyor.
Çünkü çok seviliyor.
Gişeler yıkılıyor falan. Tamam okey.
İki tane devam filmi geleceğini biz şimdiden biliyoruz.
Hangileri bunlar? Bir tanesi 2026'da göstereme girecek olan Avengers Don't Stay filmi.
Bir tanesi de 2027'de göstereme girecek olan Secret Wars filmi.
Şimdi bu ikisi Avengers evreninin devam filmleri olacak ama bu filmlerle ilgili hala çok...
Kısıtlı bilgiye sahibiz. Yani hangi karakterler oynayacak, süresi ne kadar olacak gerçekten bilmiyoruz.
Hani bayağı da zaman var zaten aslında.
Hani çok da detaylı bilgiye.
Yani henüz yapım şirketi bile henüz emin olmayabilir birçok şeyden.
Neyse işte 2026'da göstereme girecek olan Doomsday filminde çok önemli bir karakter var.
Victor Von Doom diye, Dr.
Doom diye bu Marvel evreninin yani çizgi roman evreninin gerçekten önemli karakterlerinden bir tanesidir.
İşte bu filmde bu karakteri kim oynayacak?
Diye bir süredir zaten Marvel hayranları bunun sohbetini yapıyordu.
İşte bunun açıklanması içinden Marvel açıklama etkinliği düzenledi falan böyle sahnede işte.
O doktorluğun kostümleri giydirildi, maske takıldı falan herkes bekliyor.
Ne olacak, nasıl olacak falan.
İşte o karakteri canlandıracak kişi yüzünden maske, üzerinde yeşil bir kostüm.
Çizgi roman evreninde o karakterde öyle bir kostüm vardır.
O renk yani. İşte öne çıktı böyle.
Maskeyi bir çıkardı Robert Downey Jr.
Allah alkış kıyamet falan böyle.
Neticede seviyoruz değil mi?
Robert Downey Jr.'ı sevmeyen yoktur herhalde.
Yani Avengers Doomsday filminde Robert Downey Jr.'ın Victor Wandun karakterini canlandırıcı açıklandı.
Ve tabii bu Avengers son filmde biliyorsunuz ki Iron Man ölmüştü Tony Stark.
Yani Robert Downey Jr.'ın Marvel evrendeki yolculuğu sona ermişti.
İşte bu geri dönme oluyor.
O açıdan da çok değerli.
Yani diyorum işte nefis bir reklam, nefis bir haber.
Böyle ortalık çalkalandı. Herkes bunu konuştu.
Yine yönetmenlik koltuğunda Anthony Russo ve Joe Russo var.
Son iki Avengers filmini yapan yönetmenler bunlar zaten.
Yani çok başarılı işler çıkardılar.
Ondan dolayı işte Robert Downey Jr.'ın hem Dr.
Doom'u canlandıracağı haberi hem de Marvel dünyasına geri döndüğü haberi geçtiğimiz haftanın en önemli sinema gündemlerinden bir tanesiydi.
Şimdi bu yılın en çok izlenen filmi daha önce de bahsettiğimiz gibi Inside Out 2 bir buçuk milyar dolar sınırını da aştı.
Bu haftaysa en çok izlenen film elbette Deadpool and Wolverine oldu.
Amerika'da ilk hafta yaklaşık olarak 500 milyon dolar hasılat yaptı.
Bu ilk hafta için oldukça iyi bir rakam.
Buradan anlıyoruz ki yılında en çok izlenecek filmlerinden bir tanesi olacak Deadpool and Wolverine.
Benim arkadaşlar aslında sizden özür dilemem lazım.
Şöyle ki Çılgın Hırsız 4 diye bir animasyon film var.
Bu hem Türkiye'de en çok izlenen filmlerden bir tanesi oldu.
Hem de tüm dünyada yılını en çok izlenen filmlerinden bir tanesi oldu.
Şu an üçüncü sıraya. yükseldi galiba.
700 milyon dolara yaklaşıyor.
Yani ikinci sırada şu an Dune bölüm 2 var.
Onu geçebilir. Yani yılın en çok izlenen ikinci filmi olabilir ama Çılgın Hırsız 4 gerçekten hani bundan önceki 3 film daha yapılmış demek ki yani.
4. bölüm olduğu için bunlar anlıyoruz.
Ben bu 3 bölümün hiçbirini izlememişim.
Bu filmi de izlemedim.
Yani bu Çılgın Hırsız serisine diyeyim ya da evrenine Çok yabancı olduğum için yani hakkında hiçbir şey söyleyemiyorum size ondan dolayı.
Onun için filmi de tanıtamadım bir türlü yani geçtiğimiz haftalarda da diyorum aslında bahsetmem gerekirdi ama hiç bahsedemedim, hiç anlatamadım.
Ondan dolayı sadece burada adını anıyorum sadece.
Film hala gösterimde ve yılında en çok izlenen filmlerinden bir tanesi olmuş durumda diyorum.
Sinemanın gündemi bu haftalık bu kadar.
İşte şimdi geçeyim haftanın...
Film incelemelerine bir tanesi Sessiz Bir Yer, Birinci Gün adlı film.
Geçen hafta diyorum bundan ben detaylıca bahsetmiştim.
John Krasinski, Hollywood'un gayet iyi bilinen, sevilen oyuncularından bir tanesi.
Birçok parlak performansla daha önce karşımıza geldi.
Sessiz Bir Yer adlı bir projeyi kendisi ortaya çıkardı.
Hem yazdı ya da yazar ekibinde yer aldı diyelim.
Ve yönetmenliğinin üstlendiği Sessiz Bir Yer diye iki tane film yapıldı.
Tam olarak bir post apokaliptik bilim kurgu örneğiydi diyebiliriz.
Dünyaya canavarlar basmış.
En küçük bir ses duydukları anda canavarlar bir anda oraya saldırıp orayı böyle perişan ediyorlar.
Öyle söyleyeyim yani sizi öldürüyorlar.
Arabaları parçalıyorlar, evleri yıkıyorlar.
Çok da iri, çok büyük, güçlü, korkunç canlılar, yaratıklar bunlar böyle.
İşte Sessiz Bir Yer filmi 2018'de göstereme girdi ve genel olarak sevildi.
Yani puanları falan bayağı yüksek.
Ondan sonra bu başarının üzerine elbette...
2020 yılında Sessiz Bir Yer 2 diye bir film yapıldı.
Yine yönetmen John Krasinski.
Başrolde yine Emily Blunt var.
O da sevildi. Tamam güzel hasılat yaptı.
Üçüncü de artık anlıyoruz ki John Krasinski ve eşi Emily Blunt başrol oyuncu.
Artık tamam biz bu projeden yapacağımızı yaptık.
İki tane güzel film sunduk size.
Buyurun siz devamını getirin diye filmi yapım şirketine bırakmış herhalde.
Çünkü bugün bahsedeceğim Sessiz Bir Yer birinci gün filmin artık ekibinde...
Don Krasinski de yok, Emily Blunt da yok.
Yeni bir yönetmen Michael Sarnowski diye iyi bir iş çıkarmış gibi görünüyor.
Ve filmin şöyle bir özelliği var ki bu film sesi duyarlı korkunç canavarların dünyayı istila ettiği bir evrendeydi.
İlk iki film. Bu film onun en başını anlatıyor.
Yani çok da öncesini anlatıyor.
Filmin adı Birinci Gün zaten.
Bu Birinci Gün belirtici de tam olarak buradan geliyor.
Ancak arkadaşlar size şunu söyleyeyim.
Film yalan bir film. Nasıl bir yalan bir film?
Şimdi bir saniye açıklayacağım. Şöyle ki filmin adı yalan.
Diyorum ya bakın Birinci Gün.
Bu post apokaliptik evrenin ortaya çıkışını anlatıyor gibi görünüyor birinci gün adı.
Bu imajı yaratıyor ama aslında öyle bir şey yok.
Film çok enteresan bir dramatik derinlikle bir karakter analiziyle ve karakterle ortaya çıkıyor aslında.
Filmin öyküsü kabaca şöyle.
Bir baş karakterimiz var.
Siyahi bir kadın Samira diye ve bu kadın bir hastanede ve...
Kanser hastası ve anladığımız kadarıyla da hayatının son günlerini yaşıyor.
Kendisi de bunun farkında zaten ve hatta ölümü de kabullenmiş.
Bu karakter o hastanedeki işte hemşireyle ve başka hastalarla birlikte işte şehre.
Hani bu hastaları arada bir etkinliklere falan götürüyorlar arada işte sinemaya, tiyatroya vesaireye.
Ben şehirde mutlaka pizza yemek istiyorum.
Şehre iniyorlar. Orada film değilmiş meğersem işte bir kokla gösterisiymiş.
Sinemaya gideceğiz dedin sen beni kokla gösterisine getirdin bak yalan söyledin.
Hadi gidelim pizza yiyelim. O da diyor ki pizza da yiyemeyiz acil dönmemiz lazım gideceğiz.
Hani bir anlamda bizim baş karakterimiz Samira kandırılıyor gibi oluyor böyle.
Ve işte ondan sonra bu sese duyarlı korkunç yaratıklar dünyaya düşüyorlar.
Küçük kıyamet diyebiliriz buna.
Kıyamet kopuyor. İşte bu noktada Samira diyor ki ister kıyamet kopsun ne olursa olsun ben pizza yiyeceğim.
Ve film bundan sonra o kıyamet atmosferinde Samira'nın...
Ölmeden önce son bir kez pizza yeme mücadelesini anlatıyor.
Yani Samira karakteri üzerinden gidiyor ve onun pizza yeme azmini resmediyor film.
Şimdi bu öyküye bakarsak.
Sessiz bir yer birinci gün demek bence hiç de doğru olmuyor.
Çünkü birinci gün deyince sanki o kıyamet ilk nasıl koptu, insanlar neler yaşadı, dünyada nasıl dönüşümler oldu.
Ne bileyim işte ordu kuvvetleri, devlet kuvvetleri, sağlık birimleri nasıl önlemler aldılar veya nasıl mücadele etmeye çalıştılar.
İnsanları kurtarmak için nasıl planlı projeler yaptılar vesaire vesaire.
Yani sanki ilk gün dünyada neler oldu ve insanlar bu yaratıklara karşı nasıl bir durum konum aldılar falan.
Bunu anlatıyormuş gibi görünüyor Filip ama hiç de öyle değil tam tersine hayatının son günlerini yaşayan bir kanser hastasının son duygusal böyle hani dramatik hatta
mücadelesini anlatıyor diyebiliriz sessiz bir yer birinci gün için.
Her şimdi ben tırnak içinde adı yalan diyorum da bu kötü bir şey mi?
Hayır aslında film güzel arkadaşlar ben beğendim yani film böyle bir duygularıma dokundu böyle ama.
Şöyle bir durum var ki bu biraz şey böyle.
Nasıl diyeyim? Emily Blunt ile John Krasinski'nin yaptığı o iki bölümü düşününce onların başlangıcı da anlatan filmin böyle bireysel ve dramatik bir hikaye anlatması çok da doğru bir tercih
midir? Bundan çok da emin değilim.
Bence ilk iki film mesela daha iyiydi.
Bu filme tercih ederim. Bundan daha iyi filmler bence onlar.
Ama diyorum bu da kötü.
Yani çok da iyi bir film değil.
Bence daha teşkilatlı, daha böyle ne bileyim drama vurmaktansa biraz daha bilim kurguya, korkuya hatta belki aksiyona vuran bir film yapsaymış yapımcılar bence daha doğru bir hamle yapmış olurlardı
ama bunu yapmamışlar. Kötü mü?
Değil. Tavsiye eder miyim?
Evet ederim. Ama çok da şey beklemeyin diyeceğim.
Gerilimli korku sahneler var ama o kadar da etkilenmedim ben gerçekten.
İlk filmde korku ve gerilim dozu çok daha yüksekti.
Bunda korku gerilim var ama...
Dram çok daha fazla var.
Karakterle özdeşleşme, onun hani o duygusal yolculuğa girişini takip etme duygusu çok daha fazla var.
Ondan dolayı hani bir korku gerilim filmi olarak izlerseniz yüksek olasılıkla hayal kırıklığına uğrarsınız.
Ancak bir karakter dramı olarak izlerseniz daha çok seversiniz diyeyim ben.
Ortalama ya da ortalama üstü bir bilim kurgu gerilim korku üzerine inşa edilmiş bir karakter dramı bu gerçekten.
Dediğim gibi tavsiye eder miyim?
Ederim ama çok da fazla şey beklemeyin diyorum.
Gelelim Deadpool ve Wolverine filmine.
Şimdi hemen hızlı hızlı filmi anlatmaya başlayayım.
Çünkü gerçekten anlatacak çok şey var.
Şimdi Deadpool nasıl bir karakterdi?
Az önce Avengers'dan falan bahsettik ya evren mevren.
Şimdi bu konu çok uzun tabii ki.
Ben Deadpool penceresinde size evrenini özetlemeye çalışayım.
Marvel dünyasında iki tane evren var.
Bir tanesi Avengers evreni, bir tanesi X-Men evreni.
İkisi de Marvel'ın...
Ancak ikisi birbiriyle alakası olmayan evrenler aslında.
Deadpool ise tabii ki Marvel'ın çok sevilen bilinen bir karakteri.
Özelliği ne? İki tane özelliği var.
Birincisi herhalde Marvel dünyasının en komik karakteri Deadpool'dur.
Ve Marvel dünyasının da en komik filmleri yani komediye en fazla vuran filmleri de Deadpool'un filmleridir.
İkincisi de karınca adamdır herhalde Ant-Man'dır değil mi?
Herhalde o da baya komedi dozu baya yüksek, eğlence dozu yüksek.
Ancak Deadpool gerçekten komedide bir numara.
Bu bir. İkinci özelliği ise dördüncü doları yıkma ve sinema tarihine hem de sinemanın bugününe göndermeler yapma.
Görebildiğim kadarıyla sinema tarihinde sinema özelliğini bu kadar çok konuşan bir.
Sinema karakteri yok.
Hani artık şirketlere falan laf sokuyor böyle.
Artık yani kendisine, yönetmenine, Marvel evrenine, X-Men evrenine, Avengers evrenine.
Ya böyle herkese eski bölümlerinde bir filmde belki 50 tane yani artık saymak mümkün değil.
Sinema üzerine replik var mesela.
Aynı zamanda dördüncü duvarı yıkıyor dedim.
Onu da söyleyeyim dönüp izleyiciye de konuşuyor.
Yani kameraya falan konuşuyor böyle.
Hem komik okey ama aynı zamanda çok interaktif bir karakter.
Bunu da gerçekten Ray Reynolds en başından beri Deadpool'u canlandıran oyuncu nefis yaptı.
Yani Ray Reynolds zaten çok eğlenceli bir adam bence.
İyi de bir oyuncu. Deadpool karakterini nefis biçimde sırtlandı.
Ondan dolayı da ilk iki film zaten hem eleştiren anlamda hem de gişede gayet başarılı oldu.
Ancak şimdi biraz da Deadpool'un geçmişinden bahsetmek lazım.
Şöyle ki... Pardon onu da belirtmem lazım.
Şimdi az önce Marvel dünyası...
Avengers evreni ve X-Men evreni olarak iki ayrı evrendir dedim ya.
İşte Deadpool X-Men evreninin bir parçası.
Bakınız Avengers evreniyle hiç alakası yok.
Bugüne kadar olmamıştı en azından.
Ki kendisi de zaten aslında bir mutant.
Zorlanarak yani... işkenceyle diyeyim eziyetle mutantlaştırılmış bir karakter.
İlk filmde vardı bu. Çok da detaya girmiyorum.
Bütün bölümleri anlatmayayım. Sohbet çok uzar.
Yani mutantlaştırılmış bir karakter.
Olağanüstü hani süper güçleri var.
Yani ne bileyim kolunu kesin kolu çıkıyor falan yani.
Her türlü yarası iyileşiyor.
Kim gibi? Wolverine gibi.
Ve aynı zamanda ilk iki filmde bol bol Wolverine karakterine de laf sokuyordu.
Sürekli Wolverine ile uğraşıyordu.
Takıntısı vardı yani böyle.
İşte geldik şimdi bu açıklamalardan sonra Deadpool'an Wolverine filmine.
Pardon bir şeyi unuttum.
Onu da söyleyecektim.
Wolverine'nin eski iki tane filmi vardı dedim ya.
Biz Deadpool karakterini, şimdi Deadpool onun süper kahraman adı.
Gerçek adı ne? Wade Wilson.
Wade Wilson karakterini biz ilk kez nerede görmüştük?
Wolverine'in 2009 yılında yapılmış olan X-Men Başlangıç Wolverine yani Wolverine karakterinin ortaya çıkışını anlatan ilk bireysel filmde görmüştük.
Burada Wolverine zaten bir...
paralı asker ekibinin bir üyesiydi ya.
İşte Wade Wilson karakteri de bir paralı askerdi.
Yine kılıç kullanıyordu böyle.
O filmde de çok konuşan, çok gevezi, çok espri falan bir karakter değildi yani.
Sadece ekibin içerisinde.
Ekibin diğer üyelerine göre ne bileyim bir parça daha parlak görünen bir karakterdi böyle.
O kadar. Çok da öne çıkmıyordu yani.
Ama çok iyi kılıç kullanıyordu böyle.
Yani sadece ona ayrılmış ayrı bir sekans vardı böyle.
Kılıç da süper bir gösteri yapıyor.
Ona böyle tatatatal ateş ediyorlar falan.
Hani böyle mermi İleri havada kılıçla savuşturuyor ve en sonunda bir mermiyi ikiye bölüyor.
Hani o Wade Wilson karakterini yönetmenler böyle hafif bir parlatıyordu.
Neyse ilk kez biz onu orada görmüştük.
Yani neticede nerede görmüştük?
Wolverine'in filminde görmüştük.
Şimdi geldik Deadpool'an Wolverine filmine.
İşte ta o zamandan bu zamana kadar...
Deadpool ile Wolverine'in bir yakını, bir bağlantısı, bir şeyi var yani bir hukuku var diyelim.
İşte burada da artık karşı karşıya geliyorlar.
Peki öykü nereden başlıyor?
En son Deadpool 2 filminin sonunda Cable diye bir karakter vardı.
İşte küçücük bir zaman makinesiyle buraya geliyordu.
Onunla bir maceralar falan filan.
En sonunda Wade Wilson o karakterin zaman makinesini alıyordu.
Onda kalıyordu yani o zaman makinesi.
Bu ne demek? Eyvah demek aslında.
Çünkü Deadpool kadar mizahi, Deadpool kadar başı bozuk, Deadpool kadar manyak bir karakterin eline siz zaman makinesi verirseniz ne olur?
Allah yani zamanda, şimdi çok zaman önemli bir şey yani.
Çok böyle kurcalamayacaksın onu.
Geçmişe gidip de hani bir spor almanağı alıp da.
Spor müsabakalarında bahisler oynayıp da zengin falan olursanız maazallah zaman kırılır mırılır böyle evren yok olacak falan öyle yerlere gelebiliriz ya biliyorsunuz.
İşte Deadpool'da.
elinde zaman makinesi olması gereken son karakter yani.
İşte bu filmin başında Deadpool, zamanda bir süre oraya gidiyor, buraya gidiyor, şunu yapıyor, bunu yapıyor falan.
Ve işte zaman polisleri var tabii.
Bu da geçmişte birçok kez yapılmıştır.
Hemen aklıma Van Damme'ın başrolünde oynadığı Time Cuff filmi geliyor mesela.
Zaman polisi filmi geliyor. İşte sen zamanla çok oynarsan birileri gelir, senin elindeki zaman makinesini alır, seni de işte alır, hapse atar, durdurur, öldürür, asar, keser falan filan.
İşte Deadpool'dan Wolverine filmi.
Böyle başlıyor. Deadpool karakteri zamanda yolculuk yapıp son derece umarsızca böyle sorumsuzca zaman atlamaları falan yapıyor.
Bu zaman atlamalarını inceleyen bir tane ekip varmış.
Bunu alıp getiriyorlar.
Diyorlar ki bak sen bunu yapıyorsun.
Biz seni durdurmak zorundayız.
Şimdi de durdurduk. Artık sen zaten yoksun.
Senin evrenin zaten yok.
Niye yok? Wolverine karakteri Logan filminde öldü ya en son hani Wolverine üzerine yapılan üçüncü film diyeyim.
Orada ölünce senin evreninin merkez karakteri Wolverine'di.
O öldüğünde artık senin bir evrenin yok.
Sen artık buraya takıldın kaldın.
Yapacak bir şey yok. Biz sana bir zaman çöplüğü var böyle.
Bir yer var. Hani orası zamansız bir yer.
Seni oraya atacağız. Artık sen orada yaşayacaksın.
Ya da bizim için çalışacaksın.
Gibi bir seçenek veriyorlar Deadpool'a.
Tabii ki bu iki seçeneği de Deadpool kabul etmek istemiyor falan.
Ancak onu... Bu zaman çöplüğüne Wolverine'le birlikte atıyorlar ve o oradan kendi zamanına geri dönmeye çalışıyor.
Kabaca öykü böyle merak etmeyin daha en fazla ilk 20-25 dakikasını falan anlattım.
Yani film tabii 2 saatten daha uzun bir film.
Bu noktada artık filmle ilgili fikirlerimi söyleyeyim.
Bu kadar açıklama yeter mi arkadaşlar? Herhalde hani en olaya yabancı sinema sever arkadaşlarım eğer varsa herhalde yeterli bir açıklama olmuştur diye tahmin ediyorum.
Şöyle söyleyeyim size arkadaşlar.
Tamam komik. Tamam eğlenceli gerçekten.
Keyifli. İzlemesi güzel.
Çok iyi espriler var. Güzel aksiyon sahneleri var falan ama artık çok geniş kitlenin de tanıdığı bildiği bir evren ve karakter olduğu için hani güzel taraflarını övmeyeceğim.
Direkt kötü taraflarını söylemeye çalışacağım.
Birincisi artık bir de çok geveze ya böyle çok konuşuyor ya.
Film Deadpool karakterini konuşturacağım diye, espriler yaptıracağım diye akış dinamiğini zedeliyor.
Bazı sahnelerde Deadpool dır dır dır dır konuşuyor, espri yapıyor, şaka, espri, bir daha komik, komedi, şaka, laf soktum, bir daha şaka.
Yani çevredeki karakterler sahnede böyle duruyorlar ve Deadpool konuşuyor.
Yani yönetmen böyle biraz genel plan falan çekiyor.
Biz tamam Deadpool'u dinliyoruz da ya film...
Aksamış resmen arkadaşlar.
Bu eski filmlerde o kadar hatırlamıyorum.
Herhalde bu kadar yoktu. Burada biraz abartmışlar gibi geliyor bana.
Bu gerçekten filmi yaralayan noktalardan bir tanesi.
Bu bir. İkincisi nasıl bir yapı var biliyor musunuz arkadaşlar?
Her repliğinde bir espri yapma, bir laf sokma, bir şaka yapma, bir şeyleri hatırlatma, bir şeyleri gönderme yapmaya kasıyor gibi bir durum çıkmış ortaya gerçekten.
Aslında kötü değil. Yani çok güzel gerçekten bir sürü espri var.
Duygulu bir sürü an var.
Bakın kötü demeyeceğim ama neredeyse artık Deadpool'un espri yapma yarışını izliyorsunuz.
Peki bu yarıştaki hasmı kim?
Yani rakibi kim? Yine kendisi.
Çünkü zaten Marvel Cinematic evreninde bu kadar fazla konuşan, bu kadar şaka yapan, bu kadar espri yapan, bu kadar geveze başka bir karakter zaten yok.
Tek rakibi kendisi.
Kendisi de geçmeye çalışıyor gibi bir durum var gerçekten.
Ve bu bence diyorum kötü olmasa da yani diyorum esprileri güzel, replikler güzel, her şey güzel ama filmin bütününe baktığınızda abi bu filmde başka bir sürü karakter var, öykü var, yan
öykü var, alt metin var, mesaj var.
Yani resmen Deadpool kendi filmini sabote ediyor bence.
Kötü yapmıyor bunu ama yine de yapmasa daha iyi olur bence.
Çünkü filmin bütünü akmıyor.
bir sürü sahne bence çok gereksiz bir sürü replik çok gereksiz ve aslında güzel de bir öykü var ortada işte bir paralel evren öyküsü Wolverine ve Deadpool'un bir şekilde kendi evrenlerinden
hani bir şekilde kovuluyorlar ya da kopuyorlar diyeyim.
Ve kendi evrenlerine geri dönmeye çalışıyorlar.
Filmin ana öyküsü bu ya. Wait bırak da öyküyü dinleyelim izleyelim ya.
Yani bırakalım bir sus ya.
Yani bunu inanın ki bunu söylüyorsanız arkadaşlar.
Bir sus Allah aşkına öykü aksın.
Film aksın dediğim gerçekten birkaç sahne oldu.
Söyleyecek birçok şey var ama bu iki temel problem yüzünden ben filmden böyle nasıl diyeyim.
Diyorum yine kötü demeyeceğim.
Aynı yani eski filmler bence ortalama üstüydü.
Gönül rahatlığıyla gerçekten iyi filmlerdi ya diyemiyorum.
Ama ortalama da diyemem yani haksızlık etmiş olurum.
Bu filmin biraz daha iyi olacağını bekliyordum ben.
Çünkü elbette Hugh Jackman ve Wolverine karakterinin varlığından dolayı.
Ancak inanın ki Deadpool Wolverine'i de kenara itmiş yani.
Bu bence filme zarar vermiş.
Ve son olarak da şundan bahsetmek istiyorum.
Şöyle ki şimdi bir zaman çöplüğü gibi bir yere gidiyorlar dedim ya.
Şimdi o zaman çöplüğü tabii benim verdiğim bir isim.
Şu an aklımda değil. Filmde oraya bir ayrı bir isim veriyorlardı ama orada artık üzerine film yapılmayan, çok da hatırlanmayan kahraman çöplüğü gibi de bir yer orası.
Yani filmde birçok eski süper kahramanı tekrar görüyoruz.
İşte bu noktada da film bence biraz şey yapmış.
Böyle nasıl diyeyim? Hani bakın karşınıza kimleri getiriyoruz.
Aa bakın bir de Carmen Electra vardı.
Bakın bir de Blade vardı.
Yani çok karizmadır.
Blade ayrı konuya Wesley Snipes'ın bedeninde diyeyim.
Hani bakın işte Gambit var.
Bakın şu var. Bakın bu var.
Bir sürü eski kahramanı tekrar karşınıza getiriyor ama şu noktaya vurgu yapmak istiyorum ki.
O kahramanlar gündemdeyken de çok şey değillerdi ki bence.
Mesela Carmen Electra karakterinin.
O kadar da parlak bir karakter değildir bence.
Yani say şöyle oluyor arkadaşlar.
O zaman çöplüğünde unutulmuş tırnak içinde bazı süper kahramanlar tekrar karşımıza geliyor.
Tekrar onları görmekten çok mutlu olup böyle bir coşku yaşayacağımızı ummuş yapımcılar, senaristler ve yönetmen ama...
Ben pek de öyle olmadım.
Çünkü tekrar karşımıza getirdiği karakterler zaten diyorum kendi zamanlarında bile çok da parlak değillerdi bence.
En azından bazıları. Hepsi için bunu söylemiyorum ama.
Yani hani o zaman çöplüğünde unutulmuş kahramanları onora etme yaklaşımı sunmaya çalışıyor bu film.
Ancak o konuda da bence çok da başarılı olamamış.
Ama çok uzatmayın. Özetle yine eski Deadpool filmleri kadar iyi mi?
İyi. Ortalama üstü bir Marvel filmi olarak Deadpool and Wolverine bana keyif verdiği izlediğime pişman olmadım.
Size de tavsiye ederim. Ancak IMDB'deki veya Letterboxdaki notlarına baktığımda bayağı yüksek olduğunu görüyorum.
Hani film çok sevilmiş galiba ama bu biraz ben Deadpool'a duyulan özlemden ve biraz da böyle hani şu anki gazdan olduğunu düşünüyorum.
Yani bu kadar yüksek notları...
hak eden bir film olduğunu düşünmüyorum ama dediğim gibi yine de izlemenizi tavsiye ederim.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
