
Haftanın Gündemi, Bir Minecraft Filmi ve Acıya Yer Yok
24 Nisan 2025 · 27 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda haftanın sinema gündemini, Bir Minecraft Filmi ve Acıya Yer Yok filmini inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
İkinci haftası itibariyle hasılatı 650 milyon doları geçti.
Bu yılın bütün rekorlarını kırdı diyebiliriz şimdilik en azından.
Ve hasılatı da daha artacak gibi görünüyor.
İlgi çok büyük filme.
150 milyon dolara mal olmuştu film ve iki haftada 650 milyon dolar yapması gerçekten beklenenin bile üzerinde bir hasılat olabilir.
Bu filmden bahsedeceğiz.
Bizde acıya yer yok adıyla gösterime giren orijinal adıyla Nova Cane diye bir film var.
Ondan da ayrıca bahsetmeye çalışacağım.
Ancak filmlerime geçmeden önce yine sizinle paylaşmak istediğim birkaç sinema haberi başlığı var.
Şimdi bazıları gerçekten çok önemli aslında çok uzun uzun anlatmak lazım ama.
Şimdi Scream serisi biliyorsunuz 90'ların en büyük sinema olaylarından bir tanesiydi.
4. bölümden sonra 2000'lerin başında.
Seri son bulmuştu.
Aradan 20 yıl kadar bir zaman geçtikten sonra Scream 5 ve Scream 6 diye iki tane daha film yapılmıştı.
Ben bu filmleri programda paylaşmıştım.
Uzun uzun anlatmıştım. Tarihine özelliklerini nedir ne değildir falan diye.
Ve bu iki filmde puanları çok yüksek değil ama genel olarak sevildiler.
Yani kötü filmler olarak görülmediler.
Benim şahsi fikrim...
Öncü film kadar iyi film oldukları gerçekten.
Çok iyilerdi bence.
Ama tabii bir şeyin ne kadar iyi ya da kötü olduğu zamanla da alakalıdır.
Yani tabii hani o ilk film o zaman için çok öte bir şeydi yani.
Hani bu filmler bugün için o kadar büyük bir anlam sunmuyorlardı ama bence yine de çok iyi filmlerdi.
Ve şöyle bir şey olmuştu.
Bu filmin başrolü oyuncusu olan Melissa Barrera İsrail-Filistin çatışmalarında Filistin'i destekler ve İsrail'i eleştirir bazı demeçlerde bulunmuştuğu
açıklamalar yapmıştı.
Ve bundan dolayı da Scream serisinden uzaklaştırılmıştı.
Ve Melissa Barrera bu karakterle duruşuyla bu cesaretiyle gerçekten geniş kitlenin alkışını toplamıştı.
Ben de sinematristlerde zaten bu olayı size bahsetmiştim anlatmıştım.
Bunun üzerinde onun rol arkadaşı filmde kız kardeşini canlandıran çok sevdiğimiz hani yakın dönemin en parlak genç yıldızlarından bir tanesi olan Jenna Ortega'da yapımcılara
siz benim rol arkadaşımı ve çok sevdiğim arkadaşım Melissa'yı projeden kovdunuz mu?
Ben de bundan sonra projede yokum diye Projeden ayrıldığını açıklamıştı ve Melissa Barrera'ya yönelen alkışlar artık bu ikiliye yöneldi diyebiliriz.
Genç oyuncular genelde yükselmek isterler, yeni projeler almak isterler.
Böyle yapımcılarla, yapım şirketleriyle pek böyle ters düşmek istemezler.
Yani kariyerlerini çok zedelemek istemezler ama ondan sonra...
Bir gelişme daha olmuştu.
Scream serisinin ta 90'lardaki bölümlerinin başrol oyuncusu New Campbell.
Günümüzde tabi çok daha yaş almış bir oyuncu ve bu filmlerin 5.sinde tekrar rol almıştı ve onu filmde görmekten hemen hepimiz çok mutlu olmuştuk.
İşte bu iki genç başrol oyuncu projeden ayrılınca New Campbell yapımcılara gidip bir nevi hani siz onları artık projeden çıkırdınız tamam onları boşverin hadi gelin.
Benim üzerime bir film yapın tekrar güçlerimizi birleştirip yeni bir film yapalım diye bir teklif götürmüştü yapım şirketine.
Bu ben bundan yine geçmiş programlarda bahsetmiştim size ve bana biraz böyle sırtından bıçaklamak gibi geliyor demiştim.
Yani New Campbell'ın bu hareketini hani pek de...
onurlu bir davranış olarak görmemiştim.
Bir yandan da hani tamam bu bir profesyonel bir iştir.
Sinemadır yani. Çok efsane bir seri olduğu için Scream onun eski başrol oyuncusunun seriyi devam ettirmek istemesini ben anlayabiliyordum.
Yapım şirketinin ve Neil Campbell'ın 7.
bölümü Melissa ve Jenna olmadan yapması hayranlardan tepki çekebilir ve yeni proje ciddi bir boykota uğrayabilir.
Bakalım ne olacak demiştik ve kalmıştık.
İşte geçtiğimiz hafta ben bununla ilgili öyle bir haber gördüm ki Scream 7'nin yönetmenliğini de kabul eden Christopher London baya bir açıklama yapmış.
Çok sayıda ölüm tehdidi aldım ve bundan dolayı da Projeden çekiliyorum demiş.
Çok büyük bir tepki var demek ki filme şu an.
Hani yönetmeni ölümle tehdit edecek ve yönetmenin de projeden ayrılmasına sebep olacak kadar.
Hani o kadar korkutacak kadar tepki oluştuğu söyleniyor.
Ve şahsi fikrim dediğim gibi bir tepki olmasını anlayabiliyorum.
Okey ama böyle ölüm falan.
Ya sayın sinema severler.
Sayın Scream hayranları.
Sayın korku severler. Hani bu kadar abartmasak mı acaba?
Ve şimdilik bu başlığı kapatıyorum.
İlerleyen zamanlarda bununla ilgili gelişmeler olursa ben sizinle tekrar paylaşmaya çalışacağım.
Hemen kısa ve önemli bir başlık.
Takip edenler ya da en azından hayranlar biliyordur ki Harry Potter dizisinin oyuncu kadrosu açıklandı geçtiğimiz hafta.
Bilgisini çeken arkadaşlar bu projenin oyuncu kadrosuna kısa bir aramayla ulaşabilirler.
Yine uzun uzun anlatabileceğim bir başlık ama...
Bu film gösterimi girdiğinde ben ayrıca onun tarihini özelliklerini falan anlatırım.
90'lı yılların tırnak içinde efsane bir filmi vardır.
Başrolünde Whitney Houston ve Kevin Costner'ın oynadığı The Bodyguard filmi.
Bir efsanedir diyorum ama hani hangi açıdan efsane olduğunu da burada belirtmeden olmaz.
Yani sinema tarihinin en kötü filmleri arasında da anılan bir filmdir.
Şahsi fikrim benim gerçekten çok kötü bir film arkadaşlar.
Öyle böyle kötü olamaz yani.
Ama seveni de var ve fena bir hasılat yapmamıştı.
Puanları ortalamadır böyle yani çok düşük değildir ama tabii ki yüksek de değildir.
Neyse Bodyguard yani diyorum sinema tarihinde bir şekilde yani iyi ya da kötü.
olumlu ya da olumsuz adını yazdırmış filmlerden bir tanesidir diyebiliriz.
İşte Bodyguard'ın yeniden çevreminin yapılacağı açıklandı.
Henüz birçok şey belli değil filmle ilgili.
Bir şeyler belli olduğunda yine ben bunu takip etmeye çalışacağım.
Sizinle paylaşırım. Çok ilginç bir proje olabilir.
Arkasından büyük bombalar gelebilir diyorum.
Bir başa başlığım şöyle ki Oscar ödüllerine dublör tasarımı ödülü eklendi arkadaşlar.
Bunun çok ciddi bir background'u var yani onu uzun uzun anlatmam lazım ama yine ben kısa kesmeye çalışayım.
Dublörlük Hollywood'un büyük sinema sektörünün diyelim gizli kahramanlarını içeren bir alandır orası.
Dublörler çok önemlilerdir, çok güçlülerdir, çok değerlilerdir.
Ancak dublörler çok uzun yıllar Hollywood'da harcanmıştır, iyi para alamamışlardır, saygı görememişlerdir.
Bundan dolayı da Hollywood özellikle 90'lardan 2000'lerden sonra Dublörleri kutsayan birçok tanıtım yapıldı.
Dublör ödülleri diye ayrı bir ödül gecesi düzenlendi.
Oyuncular Hollywood'un çok meşhur oyuncuları dublörleriyle sosyal medyada böyle sürekli işte fotoğraflar videolar falan paylaştılar.
Yani yakın zamandan beri Hollywood'un gecikmiş bir şekilde de olsa dublörlere sahip çıkıp onları parlatmaya çalıştığını söyleyebiliriz.
Bu gerçekten çok güzel bir tavır bu.
İşte sonunda artık dublörler...
Oscar'larda da kendilerine ait bir dalda yarışıyor olacaklar.
Ancak hani en iyi dublör denmemiş.
Tabii bu önemli bir ayrım.
Dublör tasarımı denmiş.
Çünkü bir dublörün performansı tek başına gösterdiği bir çaba olarak görülmemeli.
Orada bir sürü tasarım var, ayarlama var, denemeler var.
O apayrı bir uzmanlık gerçek.
Dublör tasarımı ödülü diye gelmiş.
Çok güzel. Ayrıca şunu söylemek istiyorum ki geçtiğimiz yıl The Fall Guy diye bir film yapılmıştı.
Sürekli takipçi arkadaşlarımız hatırlayacaklardır.
Ben de Fall Guy üzerine bir program yapmıştım.
Burada... Ryan Gosling başroldeydi Emily Blunt falan vardı çok güzel bir filmdi yani yılın öne çıkan iyi filmlerinden bir tanesiydi ve işte bu filmde Ryan Gosling Hollywood'da böyle hani sağa
sola çarpılan çok da umursanmayan bir dublörü oynuyordu falan yani dublörün üzerine bir filmdi işte en iyi dublör tasarımı Oscar'ı fikrini ortaya çıkaran da Bu filmin
yönetmeni ve yapımcısı olan David Leitch.
David seni tebrik ediyoruz.
Çok güzel bir şey yaptın.
Demek ki projesini de akademiye kabul ettirmiş.
Ama bence zaten akademi ve Hollywood dünyası bunu yapmaya hazırdı bence.
Hani bunun diyorum son 20 senedir falan bunun adımları geliyordu böyle.
Evet çok güzel artık Oscar'larda en iyi dublör tasarımı Oscar'ını da anacağız.
Çok güzel bir gelişme. Yine çok önemli bir başlık ama çok hızlı geçeceğim.
78. Cannes Film Festivali'nin resmi seçkisi açıklandı.
Merak eden arkadaşlar kısa bir aramayla ulaşabilirler.
İlerleyen hani aylarda diyelim bu yıl içerisinde elbette Cannes Film Festivali üzerine bir program yapacağız.
Orada Cannes Film Festivali'nin daha detaylı inceleriz.
Şimdilik bu sohbet burada kalsın.
Ryan Gosling'den laf açmışken Ryan Gosling harika bir projeyle karşımıza geliyor diyeceğim ama bu projeyi size tanıtırken tabii Ryan Gosling üzerinden tanıtmam biraz ayıp olur.
Hangi proje bu? Star Wars arkadaşlar.
İncir çekirdeğini dolduracak kadar sinema seviyorsanız mutlaka bir Star Wars bölümü izlemişsinizdir.
Şimdi Star Warslar tabi daha artık işte 1970'lerde başladı.
İlk üçleme yapıldı. Sonra onun öncesini anlatan 90'ların sonunda ve 2000'lerin başında 3 film daha yapıldı.
Yakın zamanda onu onların çok sonrasını anlatan bir üçleme daha yapıldı.
Onun dışında o evrende süre giden bir animasyon, 2 ayrı uzun metraj film.
çok sayıda rekora sahip devasa bir evren elbette.
Tüm filmleri de çok büyük paralar kazandığı için de Star Wars bölümleri bitmeyecektir ki zaten artık evrenin yaratıcısı olan George Lucas hani ben artık yapacağımı yaptım deyip
bu projenin tüm isim haklarını falan artık yani çok büyük paralara böyle milyarlarca dolar kaç milyar bilmiyorum 5 milyara falan da herhalde Disney'e satmıştı zaten.
Disney'de projeyi gayet güçlü devam ettirmişti böyle.
Okey devam ediyor. Sonuçleme de bitmişti.
İşte şimdi yeni bir üçlemenin başlayacağını anlıyoruz ve yeni üçlemede de başrolü Ryan Gosling olacak.
Yeni üçlemenin ilk Filminin adı Star Wars Starfighter.
Okey yıldız savaşçısı gibi bir tam çevirisi oluyor.
Güzel yakışmış. Yakışır yani daha ne olacak.
Film taa 2027'de vizyona girecek.
Yani daha birçok şey belli değil ama...
En azından şunu biliyoruz aynı evrendeyiz ancak yepyeni karakterler olacak.
Hani tanıtımın ama şöyle bir küçük bir parantez açayım burada arkadaşlar.
Bakmayın siz bu tanıtıma.
Şimdi öyle diyorlar ama üçlemenin böyle üçüncü bölümünde falan işte Yoda'nın hayaleti falan veya ne bileyim işte Han Solo'nun başka güçlü bir Star Wars karakterinin çıkıp gelmeyeceğini kimse garanti etmiyor.
Bakınız ben buradan söyleyeyim.
Kesin eski...
Üstatlardan bir tanesi böyle ışın kılıcını çekip serinin bir yerlerinde tekrar ortama girer yani böyle bir karizma satar.
Ben bunu bekliyorum. Olması da gayet güzel olur diyorum.
Evet yeni Star Wars 3'lemesiyle ilgili başka haberler gelirse yine ben sizinle paylaşmaya çalışacağım.
Bir başka efsane oyuncak hikayesi elbette.
Animasyon tarihinin en çok para kazanmış en sevilen serilerinden bir tanesi.
4 film yapılmıştı.
5. filmin yapılacağı açıklandı.
Haziran 2026'da gösterime gireceği de söylendi.
Ve yeni projeyle ilgili birçok detay açıklanıyor.
Burada devam etmeyeceğim sohbete.
Merak eden arkadaşlar yine küçük bir aramayla yeni oyuncak hikayesi bölümünün detaylarına ulaşabilir.
Evet bu hafta sizinle paylaşacağım sinema gündemleri yaklaşık böyle.
Şimdi gelelim Minecraft filmine.
Bu film 2025'in en çok izlenen filmleri listesine girecek.
Bu şimdiden belli oldu.
Ancak ben size peşinen...
Söyleyeyim, çok kötü bir film arkadaşlar.
Yani 1 saat 40 dakika olmasına rağmen ben filmin 10.
dakikasında... Of dedim ya ben bu filme nasıl katlanacağım dedim.
Şimdi filmin tabii tamamını izlemeden size bir inceleme sunmam.
Yani biraz hilekarlık olur şimdi.
Tamamını bir görmen lazım değil mi?
Ortada bir eser var. Ama inanın ki...
10. dakikada ben sonu görüyorum zaten arkadaşlar.
Biraz olsun dikkatli bir göze sahip.
Hemen her sinema sever zaten bu filmin ilk 10 dakikasını izlesin.
Son 10 dakikasını da görebilir.
Şöyle söyleyeyim bakınız.
Şimdi filmi uzun uzun anlatmayacağım.
İnanın ki yani izlerken bile zor katlandım.
Tırnak içinde çocuk filmi dediğimiz yapı.
1930'lara 20'lere falan giderseniz.
Çocuk filmi animasyon demektir aslında.
Daha çok animasyon demektir.
En başta öyleydi yani.
Ve animasyon sinemanın da sinema tarihindeki kralı kimdir?
Tabii ki Walt Disney'dir.
Walt Disney ta işte 1920'lerde 30'larda stüdyosunu kuruyor, çizgi filmler yapıyor falan ama Walt Disney o kadar deha bir kişilikti ki tamamen çocuklara hitap ettiği düşünülen
en klişe çocuk animasyonlarında bile ölüm, ayrılık.
Başarısızlık, daha yetişkin eşit temalar diyebileceğimiz alt metinler, yan öyküler hatta bazen ana öyküler kullanmıştı animasyonlarında.
Yani çocuklara film yaparken böyle şeker pembesi hani hep başarıyı anlatan, mutluluğu anlatan, güzel dünyalar kuran falan hiç öyle bir adam değildi.
Gayet eğitici, gayet düşündürücü.
Çocuklar için de düşündürücü aslında.
Yetişkinler için de çok da çocuksu olmayan projeler ortaya çıkardığı için Walt Disney zaten o yüzden bu kadar da başarılı oldu.
Yani milyar dolarlara varan bir stüdyo haline getirdi kendi girişimini diyeyim.
Yani bu anlamda sinema tarihinde çocuk filmi dediğimiz şey aslında ikiye ayrılır.
Gerçekten çocuk filmi.
İki, yetişkinlere de kendini izletebilen çocuk filmi.
Ve bu ayrımda ilk başlıktaki filmler kötüdür.
İkinci başlıktaki filmler iyidir.
Neden böyle bir iddiada bulunuyorum?
Çünkü sen yetişkinlere de hitap edebilen çocuk filmi yapıyorsan zaten çocuklar içinde öğretici olabilen, çocukları da düşündürebilen çocukların da Hayatla
ilgili, insanlıkla ilgili, dünyayla ilgili, gelecekle ilgili fikir muhakebeleri yapabileceği filmler onlara sunuyorsundur.
Ve elbette bizim takdir edip alkışlayacağımız filmler yapıyorsun.
İşte diyorum bu madem yapılabiliyor sen bugün için tamamen çocuklara hitap eden yani...
Bir yetişkinin izlerken böyle eziyetler çakacağı bir film yapıyorsan o filmi bizim iyi dememiz çok zor gerçekten.
En azından bir sinema filmi olarak.
Şimdi bu bir. Bu filmi yani bu gözle incelemek lazım.
İkincisi elbette bir Minecraft filmi adı üzerinde Minecraft oyununun uyarlaması ve evet oyunu bence şimdi ben oyunu oynamış biri değilim.
Ondan dolayı hani size oyunla böyle direkt bağlantılar kurarak bir inceleme sunamam ama tabii ki elbette tüm bilgisayar oyunlarının, dijital oyunlarının falan az çok bantını biliyorum yani.
Ondan dolayı filmin bir oyun uyarlaması olarak iyi bir film olduğunu iddia ediyorum.
edebilirim. Filmde gerçekten bir oyun yapısı, oyun görselliği, oyun akışı falan var.
Güzel. Onda sıkıntı yok.
Ancak arkadaşlar film tamam şimdi bu bir çocuk filmi ama inanın ki kabaca şöyle söyleyeyim size 10 yaşın üstü hatta belki 8 yaşın üstü biri bu filmi fazla çocuksu
bulacaktır. İddia ediyorum ki yani böyle çevresini yeni yeni algılamaya başlamış yani ne bileyim 3 yaş çok mu abartıyorum?
Yani 3-4 yaş bile filmi izleyebilsin diye o kadar kasmışlar ki.
Film aşırı çocuksu arkadaşlar.
Yani mesela işte filmdeki başroldeki abla kız iki karakter var böyle.
İşte arabada bir yerden bir yere gidiyorlar.
Anneleri vefat etmiş okey.
Abi bir abla erkek kardeşine annemiz öldüğü için taşınıyoruz biliyorsun değil mi?
Jeffrey falan. İzleyen...
3 yaşındaki çocuk da öyküyü anlayabilsin diye o kadar aptalca bilgi verme replikleri yazılmış ki filmde.
Ya abi bu bir oyun değil en azından bir sinema filmi.
Yani sen ne anlatıyorsan elbette görselle anlatmak zorundasın.
Ve emin ol günümüzün 3-5 yaşında çocukları bile çok zekiler.
Merak etme sen replikle anlatman gerekmiyor yani.
Doğru ve düzgün bir sinematografiyle o filmi sen hani görsellersen inan bana 3 yaşındaki çocuk da onu anlayacak.
Abi bu kadar çocuksu bu kadar aptalca replikler yazılamaz.
Yani işte bir kapı açılıyor bir geçit aa geçit falan.
Ya görüyoruz ya bunu söyleme Allah aşkına.
Ama bu günümüz çocuk filmleri üzerine size bir program yapacağım.
Bunun üzerine yığılmış fikirlerim var gerçekten.
Aynı zamanda hem yabancı hem yerli birkaç tane çocuk filmini ben izledim.
Hani programlarımıza konu etmedim.
Onlar üzerine ayrıca size incelemeler sunmak istemiyorum yani.
Yani özetle şöyle söyleyeyim.
Bu kadar çocuksu olamaz.
Bu kadar her şeyi sen böyle diyorum 3 yaşındaki çocuğa anlatıyormuş gibi yani yaparsan o filmlikten çıkıyor artık.
O başka bir şeye dönüşüyor yani.
Böyle YouTube videosuna falan dönüşüyor yani.
Tamam film çok para kazanıyor okey ama...
Bunla olmuyor çünkü filmin gerçekten görsel tasarımı çok güzel.
O Minecraft dünyasını harika yapmışlar.
Zaten hani film 150 milyon dolara mal olmuş abi.
Elbette bu kadar para kazandıktan sonra görsel olarak falan çok nefis şık bir film yapacaksınız elbette.
Yani Hollywood'sunuz yani koskoca Hollywood'sunuz.
Arkanızda da Disney var ne bileyim Minecraft var falan filan.
Okey. Bunu filmin çok iyi tarafı olarak bile anmaya gerek duymuyorum.
Hani bu kadar para harcanan hemen hemen her film zaten görsel olarak iyi olur.
Ama filmin karakterleri, öyküsü, replikleri, anlatımı falan aşırı çocuksu.
Her sene bir sürü çocuk filmi, animasyon gösterime giriyor.
Yani ne bileyim işte geçen sene Ters 102 değil mi?
Tamam o da çocuk filmi.
Abi çok iyi bir film.
Yani yetişkinler için de çok iyi bir film.
Filmde diyorum salonda 5 yaşındaki çocuk da izliyor.
40 yaşımı geçmişim ben de izliyorum keyifle.
İşte bu başarı bu yani.
Bu harika bir şey.
Ama bir Minecraft filmini...
İyi bir film olarak görmek eleştirel bir bakışla mümkün değil.
Aşırı çocuksu, aşırı sıkıcı, aşırı klişe, aşırı sistematik gidiyor.
Ondan dolayı en fazla şunu söyleyebilirim.
Minecraft oyununun hastalıklı bir hayranıysanız ya da animasyonları seven bir küçücük çok sevimli bir kardeşiniz varsa onunla birlikte ancak sinemaya gidebilirsiniz.
Yani ancak o kadar. tavsiye edebilirim.
Son olarak şöyle bir not geçmek istiyorum filmle ilgili.
Biraz olsun zekice, biraz olsun sevimli.
Hiç espri yok.
Saçma sapan bence bir komedi anlayışı var filmin.
Yani ben filmin hiçbir anında gülmedim.
Kocaman bir sopayla birbirinin kafasını vuruyor.
Donk diyor. Düşüyor. Çocuklar gülüyor falan.
Neyse çok uzatmayayım.
Yani özetle bir Minecraft filmi bence tertemiz çok kötü bir film.
Çok da öneremiyorum. Şimdi geleyim Novocaine filmine.
Bu da gayet iyi bilinen bir nasıl diyeyim alt tür filmi.
Bir formül filmi ama güzel bir alt tür bu.
Biraz ince bir alt tür böyle.
Kendine has belli özellikleri olan belli tuşlara dokunan bir alt tür.
Nasıl biliyor musunuz? Düşük bütçeli biraz daha dar alanda hafif gerilimli aksiyon.
Komedi de var işin içerisinde.
Biraz böyle büyükşehirli yetişkin insanın dertlerini böyle bir yan öykülerde veya alt metinlerde kullanan aksiyon gibi bir şey.
Şimdi aksiyon türü deyince arkadaşlar aksiyon ana türü çok başka bir şeye dönüştü artık böyle.
Aksiyon bir acayip bir şey oldu.
Böyle işte Thanos'un evrendeki tüm canlıların yarasını yok ettiği falan.
Büyük ölçekli filmler aklımıza geliyor bizim daha çok.
Ya da ne bileyim işte 120 dakikalık filmin böyle 70 dakikası soluksuz aksiyon falan çıtayı çok yukarıya götürdüğü için altlarda böyle bir boşluk oluştu işte.
Tam işte o altlarda oluşan boşluğa hitap eden güzel aksiyon filmleri var diyorum.
Yine küçük ölçekli, küçük bütçeli, mahallede geçen, şehrin böyle bir kısmında geçen, bir günde başlayıp biten falan.
Minimalist aksiyon diyeceğim ben buna.
İşte No Okay'in Acıya Yer Yok filmi tam olarak böyle bir film.
Yakın zamanların gayet parlak yıldızlarından, genç yıldızlarından biri olan Jack Quaid başrolde ve bir de yine onunla hani benzer klasmanda anabileceğimiz yakın zamanın Parlak
tatlış oyuncularından Amber Mithunder başrolde ve Jack Quaid ile harika bir ikili olmuşlar.
Ve yine yakın zamanın parlayan bir yıldızı var burada.
Ray Nicholson soyattan kimi hatırladınız?
Evet doğru hatırladınız.
Jack Nicholson'ın oğlu ve gerçekten Jack Nicholson'ın gülümsemesine sahip bir...
Ve oyuncu olduğunu söyleyebiliriz.
Gerçekten Jack Nicholson gibi gülümsüyor.
Ama işte çok ağır bir yükün altında eziliyor Ray Nicholson.
Çünkü hani babanız Jack Nicholson'sa...
onun oyunculuğunu, gücünü takip edeceğinizi iddia etmek çok büyük bir iddia olacağı için hani Ray Nicholson'ın daha şimdiden böyle bir iddiaya soyunduğunu herhalde düşünmüyoruz ama umarız,
umarız babasının efsanesine yakışan bir kariyeri olur diyelim en azından.
Şimdi güzel bir ana öyküsü var.
Burada Jack Quid'in canlandırdığı Nate diye bir karakter var.
Bu karakter doğuştan bir rahatsızlığı var, bir engeli var diyelim.
Bu engel ne biliyor musunuz?
Acı hissetmiyor. Filmin adı da oradan geliyor zaten.
Acıya yer yok diye. Acı hissetmiyor.
His var. Hani sağa sola dokunduğunda falan hani dokunduğu şeyi hissediyor ama acı hissedemiyor.
E şimdi böyle bir karaktere sen ne bileyim bıçak sok, kılıç sok, kolunu kopar ne yaparsan yap.
Acı hissetmiyor. Bu Nate dediğimiz karakter böyle işte bir...
Kurumsal bayağı böyle bir ofis işinde çalışıyor.
Şirketinin ikinci adamı.
Yani bir böyle kurucu genel müdürü var.
Bu da yardımcı müdür gibi bir şey böyle.
Engelli bir insan olduğu için son derece kısıtlı ve kontrollü bir hayat yaşıyor.
Ve bundan dolayı da insanlara çok açılamamış.
Böyle çok sosyal değil.
Ve işte müdür olduğu bu ofiste çalışmaya başlayan Sherry diye bir karaktere hoşlanmaya başlıyor.
İşte bu karakter de Amber Midtender'ın canlandırdığı Sherry adındaki karakter.
Ve bir gün bu ofise 3 tane soyguncu bir soygun yapıyorlar.
Basıyorlar buraya böyle işte ne kadar paranız varsa verin falan derken bu Sherry dediğimiz genç ofis çalışanı kızı kaçırıyorlar.
Ve ne oldu tabii? Bizim Nate'imiz de o Sherry'i kurtarmak için sıradan adımın kahramanına soyunduğu öyküler de vardır.
İşte bu bahsettiğim alt türün içerisinde olan.
Başka bir alt törü bu diyebiliriz.
Hani sokaktaki insanın, sıradan insanın kahramanlığa soyunması.
İşte Nate, Sherry'i kurtarmak için polisleri de bekleyemiyor böyle.
Bu soyguncuların peşine düşüyor.
Burada bir sürü aksiyon sahnesi, bir sürü dövüşme, işte araba takip sahnesi falan filan yani böyle...
Küçük çarplı, sevimli, kovalamaca aksiyon sahneleri falan ama sürekli işin içerisinde modern dünya paradigmaları, büyükşehirde yaşayan yetişkin insanın sorunlarıyla ilgili bir
sürü güzel yana yüküler, bir sürü böyle alt metinler falan seveceksinizdir.
Karakterler güzel, filmin akışı güzel, replikler falan çok güzel.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Görüşmek üzere, teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
