
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta Sinematriste, hayli yoğun olan sinema gündemini incelemeye ve yorumlamaya çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Diyorum şöyle küçük bir boşluk var.
Demek ki şu an hani tüm sinema dünyası tam böyle bir yaz tatilinde böyle.
Herkes güneye kaçmış. Şu an kumsallar, havuzlar, eller havaya, gece hayatı.
Hani sinemalarda zaten şu an izleme sayıları da biraz düşmüş durumda böyle.
Tam böyle bir tatil kafasındayız ben.
Buradan bunu anlıyorum.
Ve bir de bana bunu hatırlatan şeylerden bir tanesi de Şu an sinema sevenler olarak hepimiz bir fragman yağmuru altındayız gerçekten.
Film şirketleri bak geliyoruz ha şunu bekliyordunuz çok az kaldı bekleyin işte fragman işte ikinci fragman üçüncü fragman falan diye.
2024'ün merakla beklenen filmlerinin en üst gösterime girmemiş olanların fragmanlarını sürekli bize yolluyorlar böyle.
Sosyal medya bunlarla dolu.
Hani bunlar hangisi hemen hatırlatayım.
Siz bu programı dinlediğiniz haftada Deadpool ve Wolverine zaten gösterdi.
gösterime girmiş olacak ondan artık son bir böyle hani gösterime bir hafta kala bir fragman daha yayınlandı şimdi ya bir film gösterime girmeden bir hafta önce yeni bir fragman yayınlanır mı?
Aslında gerçekten çok gereksiz yani bir hafta kalmış yani hatta şu an filmin biletleri ön satışa çıktı bile bir fragmana artık ne gerek var duyan duydu afişler asıldı her tarafa duydu zaten belliydi hani bu
biraz beklenen bir film zaten Deadpool'un 3.
bölümü vizyonda tutmaya çalışıyorlar şirketler filmlerini bir tanesi o yani Deadpool ve Wolverine'in fragmanı yayınlandı ikincisi Ridley Scott'ın Bu kez yönetmediği ve yapımcılığını üstlendiği
Alien'ın artık kaçıncı oluyor?
Altıncı bölümü oluyor herhalde.
Alien Romulus. Ağustos ayında gösterime girecek.
Onun fragmanı yayınlandı.
Ona da aslında yani burada çok yok.
Hani şurada bir ay gibi bir süre kaldı ama onun da yeni fragmanı yayınlandı.
Bu ilk fragman değil hatta ikinci fragman olabilir.
Tam hatırlamıyorum ama. Ondan sonra elbette merakla beklediğimiz hatta yani yıllardır merakla beklediğimiz diyebileceğimiz bir projenin ikinci ya da bu da üçüncü galiba.
Üçüncü fragmanı yayınlandı.
Hangisi? Beter Böcek projesi.
Beter Böcek 6 Eylül'de gösterime girecek.
Bakın tam sıralı Temmuz, Ağustos, Eylül.
İşte bir fragman daha hangisi?
Kaptan Amerika cesur yeni dünya.
Biliyorsunuz Steve Rogers hani yılların Kaptan Amerika'sı artık sevdiğimiz Kaptan Amerika kalkanını Antony McKee'ye vermişti değil mi?
Artık en yakın dostu, en sevdiği dostu.
Hani artık o kalkan değişimi gerçekleşmişti.
Kaptan Amerika'nın dizisinde Kaptan Amerika'yı ilk kez Anthony Mackie'nin performansında izlemiştik.
İşte artık yeni kaptan Amerika'nın uzun metrajı gösterime girecek.
Ona gerçi daha biraz var.
2025'in 14 Şubat'ında.
Yani daha bir 6 ay falan var.
Ama işte onun da fragmanı yayınlandı.
Ama yine diyorum kola aynı yere gelecek.
Yani Hollywood'da işler çok da iyi gitmiyor ve bunlar da hep büyük paralar yatırılan projeler arkadaşlar.
Bakın yani bunlardan büyük beklentisi var gerçekten şirketlerin.
Ondan dolayı diyorum bu hatırlatma rüzgarına yağmurda ben çok da şaşırmıyorum yani normal bir şey.
Şimdi gişeler kötü gidiyor dedik bu hafta durum nasıl?
Yılın en çok izlenen filmi elbette Inside Out oldu diye bahsetmiştik.
Geçtiğimiz programdaki ulaşılan hasılat rakamı 1.1 milyon.
Şimdi hasılat 1.4 milyar doları da geçti yani 1.5 milyar dolara doğru gidiyor.
Küçük bir parantez açayım hatırlatayım.
2023'ün en çok izlenen filmi hangisiydi?
Barbie projesiydi. Margot Robbie'nin başrolünde oynadığı.
O da 1.45'ti yanlış hatırlamıyorsam yani.
1 milyar 450 milyon dolar civarında bir hasılat yapmıştı.
İşte bu yılda Inside Out 2 yılını en çok izlenen filmi hemen hemen Barbie'nin hasılatına ulaşmış durumda şu an yani.
Belki onu geçer, belki onun böyle çok civarında kalır falan.
Hemen hemen yani 2023 ile 2024 denk gitmiş olacak.
En çok hasılat yapan filmlerin hasılatı bağlamında.
Şöyle ilginç bir projeden daha bahsetmek istiyorum size.
Yani yılın en büyük fiyaskolarından bir tanesi bu oldu gerçekten.
Hangisi Horizon and Americans'a da bölüm 1, çaptır 1 diye bir film gösterime girdi.
Şimdi hani hiç duymamış olabilirsiniz tabii diyorum çünkü yılın en büyük fiyaskolarından bir tanesi ama ben bu filmi gerçekten çok merakla bekliyordum diyebilirim.
Hani biraz böyle ben kendi adıma merakla beklediğim için sizinle paylaşmamıştım ama.
Yine de burada anmış olayım aslında iyi ki de paylaşmamışım.
Çünkü çakılmış bir projeyi size tavsiye etmiş olacaktım arkadaşlar.
Bakın gidiniz deyin çok büyük bir proje falan diye iyi ki anlamışım aslında.
Nasıl bir proje bu? Şöyle bir proje.
Kevin Costner artık yani 60 yaşını falan geçti Hollywood'un gayet prestijli Oscar'lı önemli sinemacılarından bir tanesi.
Tabii biz daha çok oyuncu olarak anıyoruz.
Sevdiğimiz bir oyuncu aslında ancak oyunculuğu kadar yönetmenliği de çok güçlü ve meşhur.
Nereden meşhur? Özellikle de 1990 tarihli Kurtlarla Dans filminden.
bilmiyorum hani artık günümüzde belki de artık unutulmuş bir projedir.
Hani daha genç yeni nesil sinema sever arkadaşlar bu projeyi belki de duymamışlardır bile ama 90'ların gerçekten en büyük en güçlü projelerinden bir tanesiydi.
Tam 7 tane Oscar almıştı ve en iyi yönetmen ve en iyi film.
Oscar'larını da almıştı.
Yani o 5 büyük Oscar dediğimiz Oscar'lardan da 2 tanesini almıştı.
Yani puanları yüksektir, gişede de gayet yüksek bir azalata ulaşmıştı falan filan.
Şimdi Kurtlarla Dans Kevin Costner'ın diyorum gayet uzun sinema kariyerinin zirvelerinden bir tanesidir.
Şimdi neden Kurtlarla Dans'ı hatırlattım?
İşte bu çakıldı dediğim Horizon An American Saga projesi 3 saatlik bir western.
Hatta toplamda 2 ve belki de...
4 bölüm olması planlanan bir proje.
Düşünebiliyor musunuz? Her biri 3 saatten 4 tane film yapılacakmış.
Yani Kevin Costner böyle bir projeye girişiyor.
Çok yüksek bütçeli, çok yüksek ölçekli bir sürü yıldız oyuncu var.
Diyorum o 90'lardaki kurtlarla dalsın kırlatan ya da öyle bir his, duygu yaratmaya çalışan bir projeyle tekrar karşımıza geliyordu Kevin Costner.
Şimdi tabii aslında biraz da riskli bir proje yani.
Şimdi arkadaşlar üzerinden 35 sene geçti yani 90 diyoruz.
O zamanlar sinema öyle bir dünyaydı, öyle bir mecraydı.
Ancak sen şimdi 2024'te hani 35 sene geçmiş aradan dönemler değişmiş, algılar değişmiş, sosyal medya çıkmış.
Şimdi dünya çok değişti. Kevin Costner'ın bu kadar ölçekli western öyküsüyle tekrar gündeme çıkması gerçekten çok büyük risk.
İşte hemen de bu riskin sonucunu söyleyeyim size.
Film 100 milyon dolara mal oldu ve şu an için sadece tüm dünyada bakın sadece Amerika'da da değil tüm dünyada 32 milyon dolar hasılat yaparak genellikle tam anlamıyla çakıldı.
Hatta şöyle bir durum yani bununla ilgili birçok haber var zaten.
Şöyle ki ilk film.
Bölüm 1 Temmuz'da gösterime girecekti.
İkinci bölümse hemen Ağustos'ta 16 Ağustos'ta gösterime girecekti.
Ki bence bu da çok ciddi bir stratejik hata.
Yani bir ay arayla 3 saatlik bir westernin devamının gösterime girmesi bence hiç de iyi bir fikir değil.
Neyse hani ilk film 100 milyon dolara mal olup 32 milyon dolara asılat yapılınca hemen acilen böyle yapım şirketi demiş ki ikinci bölümün gösterimini erteledik.
Bu iyi bir fikir. Şimdi diyorum Hollywood'da Kevin Costner prestijli bir isim olduğu için tabii bütün böyle gazeteler, dergiler, internet siteleri falan saldırmışlar filme.
Vay çok kötü film, vay şöyle film Kevin Costner bitti mahvoldu işte evini satıyor falan borç harç içinde öldü bitti falan diye haberler yapılmış.
Ve bunun üzerinde hemen Kevin Costner'a böyle tabii ağzına böyle mikrofonu sokmuşlar.
Durumunuz nedir, ne düşünüyorsunuz falan diye.
Bu arada Kevin Costner aynı zamanda filmin yapımcısı ve 20 milyon dolar para yatırdığını söylenmiş.
Hani o 100 milyonluk bütçenin 20 milyon dolarını bayağı böyle Kevin Costner'ı cebinden çıkarıp masaya saymış yani bunu anlıyoruz.
Ve Kevin Costner şimdi tabii çok güçlü bir adam yani sen böyle onun ağzına mikrofon falan sokarak böyle magazin haberi çıkaramazsın o adamdan.
Hani 20 milyon dolar kaybettiniz ne düşünüyorsunuz falan diye böyle mikrofonu uzatınca.
20 falan değil 38 milyon dolar yatırdım demiş yani 38 milyon dolar kaybettim demiş adam arkadaşlar bu bir servet yani çok meşhur böyle bir Oscar'lı bir Hollywood güçlüsü
de olsa yani tamam o insanlar çok zengin her biri servet sahibi insanlar falan ama Kevin Costner bile olsa tek bir filmde 40 milyon dolar para kaybetmesi gerçekten bir servet yatırıp karşılığını alamaması
anlamına geliyor. Ama gördüğünüz gibi adam gayet rahat yani.
40 milyon dolarlık falan bir köşkte falan oturuyordur herhalde zaten ki bu sıra.
O paralar onları bozmaz ama neticede hem ticari olarak hem yönetmen olarak hem oyuncu olarak elbette bu bir fiyasko.
Hatta ben diyorum film merakla bekliyordum kendi adıma.
Gidip izleyecektim arkadaşlar. İnanın ki salonda yakalayamadım ya.
Ya herhalde Türkiye'de böyle...
Girdik, koptu gitti yani.
6000 kişi mi ne izlemiş zaten Türkiye'deki?
Kimse yakalayamamış, kimse izleyememiş yani öyle söyleyeyim.
Hani gerçekten Horizon and American Saga...
Geçtiğimiz sinematristlerde bahsetmiştim ya hani bir sürü merakla beklenen büyük ölçekli prodüksiyon bekleneni veremedi demiştim ya iyi tamam da o bekleneni veremedi dediğim ne bileyim işte 800 yapmadı da 500 yaptı
işte 600 yapmadı da 400 yaptı falan yani neticede o filmler bütçelerini falan çıkardılar yani.
Beklendiği kadar kar edememiş filmler zarar etmiş filmler değil en azından ama diyorum Horizon.
Yılın en büyük fiyaskosu diyebiliriz.
Sonunda tabii daha hani daha yılın hemen hemen yarısındayız.
Başka bir sürü film gösterime girecek ama 2024 değerlendirmemde de yüksek olasılıkla ben horizontal size hatırlatacağım gibi geliyor.
Yılın en büyük fiyaskosu olarak.
Şimdi şöyle bir durum var ki son 1-2 haftanın en çok benim dikkatimi çeken haberlerinden ve bence de silahla gündemlerinden de bir tanesi şu ki.
Türkiye İstatistik Kurumu'nu biliyorsunuz elbette.
Hani her ne kadar enflasyon rakamları falan ekonomi biliyorsunuz yani hiç de ikna edici ve güvenilir veriler bize sunmadığı için TÜİK'e karşı hiç de sempati beslediğimizi herhalde iddia edemeyeceğiz.
Ancak hani enflasyon rakamlarında yaptığı şeyle aynısı da TÜİK herhalde sinema verilerinde yapmıyordur diye tahmin ediyorum.
Bir iki hafta önce 2023'ün 2023 biteri 6 aydan fazla zaman oldu.
Bugüne kadar bu rakamların çoktan açıklanmasını bekliyorduk belki ama TÜİK herhalde bu çalışmasını yeni tamamlamış diyeyim.
En azından benim anladığım bu.
2023'ün Türkiye'deki sinema istatistiklerini açıklamış.
Hangi ilde, ne kadar salonda, ne kadar gösterim yapıldı falan filan.
Bayağı detaylı bir analiz raporu var burada.
Bunun üzerine uzun uzun konuşmayacağım.
2023'ün detaylı sinema izleme rakamları ilgisi olan arkadaşlar kısa bir internet aramasıyla.
Bu verilere ulaşabilirler.
Ancak bu verilerin içerisinde benim çok dikkatimi çeken ve üzerine bir şeyler söylemek istediğim bir veri var.
Bunu biliyor musunuz arkadaşlar?
Şöyle ki 2023 yılında Türkiye'deki toplam seyircilerin %44'ü yerli filmleri tercih etmiş.
%56'sı yabancı filmleri tercih etmiş.
2012 yılından bugüne kadar...
Bir sinema yılında Türk seyircisi ilk kez yerli filmlerden çok yabancı filmleri izlemiş.
Bakınız bu çok önemli bir veri ve Türk sineması ile ilgili çok önemli gerçekleri bize gösteren bir veri.
Bu noktada şöyle küçük bir parantez açayım size.
Şimdi Türk sineması aslında tüm dünya sineması içerisinde özel bir sinema.
Nasıl özel bir sinema?
Şimdi biliyorsunuz daha önce birçok kez konuştuk.
Elbette dünya sinema sektörünün merkezi neresi?
Hollywood. Yani dünyadaki toplam sinema üretiminin büyük bir çoğunluğunu Hollywood üretiyor.
Ve aynı zamanda dünyadaki bütün ülkelerde Hollywood filmleri her zaman o ülkelerin sinemalarından daha fazla izlenir.
Yani siz bugün İtalya'ya gidin, Fransa'ya gidin, Japonya'ya gidin, Arjantin'e gidin.
Neresi olursa olsun gidin o ülkenin sinemasına bakın.
Yerli üretimler ve yabancı üretimler kıyasında hemen hemen her zaman Hollywood üretimleri o ülkenin yerli üretimlerinin ötesindedir.
Ki bu çok da şaşırtıcı bir şey değil aslında.
Zaten blockbuster dediğimiz çok yüksek işe getirisi beklenen filmler elbette dünyanın en ücret köşesinde bile çok daha fazla izleniyor yani.
Bu çok da ilginç bir şey değil.
Ancak bu konuda dünyada istisna olan iki tane ülke vardır.
Bir tanesi Hindistan'dır.
İşte bir tanesi de Türkiye'dir.
Bu da şu demek yani aslında Türk sinema seyircisi sinemayı çok seviyor ve kendi üretimlerini yani Türk sinemasının üretimlerini Hollywood'un yönetimlerinden de daha çok seviyor.
Türk sinema izleyicisi aslında Hollywood sever bir sinema sever değil yani öyle bir kitle değil.
Türk seyircisi Türk filmini seviyor arkadaşlar.
Gerçekten bu böyle çok uzun yıllardır böyle.
Hatta yine bir parantez daha açayım.
70'li yıllarda yani Yeşilçam'ın en güçlü olduğu dönemlerde 1974-75-76-77 falan o yıllarda Hollywood'un yapımcıları gelip Türkiye'ye ya biz burada bir stüdyo
kuralım sizinle ortak işler yapalım sizin sinemanız inanılmaz falan diye böyle.
Ertem Eğilmez'e falan gelip böyle hayranlıklarını falan gösteriyorlar.
Yani Türk seyircisi, Türk sineması inanılmaz diye.
İşte o zamanlar yılda 300 film üretiliyor.
Yani onun üzerine çok fazla veri vardır gerçekten.
Yani sözün özü Türk seyircisi kendi sinemasıyla barışıktır aslında.
Bu çok daha uzun bir konu tabii.
Size çok daha fazla veriler falan sularak bunun üzerine tespitler yapabilirim.
Ama işte TÜİK'in 2023 yılı üzerine yaptığı tespitler.
Hem ne yazık ki diyeceğim.
Ama bir yandan da yani oh olsun diye simgeliyor.
Lütfen beni yanlış anlamayın bunu söylemek hiç istemiyorum aslında.
Hoşuma gitmiyor ama ne yazık ki artık işte İbre değişmiş durumda.
Neden? Yıllardır birçok sinema severin, birçok sinema yazarının hatta belki de birçok sinemacının ısrarla uyardığı gibi Türk sineması o kadar kötü üretimlere imza
atıyor ki yani kendi izleyicisine o kadar çok projede hayal kırıklığına uğrattı ki Artık Türk seyircisi Türk filmlerinden kaçmaya başlıyor arkadaşlar.
Bakınız bu veri alenen bunu gösteriyor bence.
Tekrar söylüyorum 2012 yılından bugüne kadar her yıl Türk filmleri Hollywood filmlerinden daha fazla izlenmişti Türkiye'de.
İlk defa 2023 yılında işte bu değişmiş görünüyor.
Artık Türk filmleri Türk seyircisini cezbedemiyor.
Salonlara çekemiyor. Birçok insan zaten bunu söylüyordu.
Bu noktaya varacağımız konusundaki uyarıların artık gerçekten gişeye de yansıdığını görüyoruz.
Bu çok üzücü bir şey.
Neden? Birçok açıdan az önce bahsettiğim nokta en önemli nokta tabii ki Türk seyircisi Hollywood'dan çok kendi sinemasına ilgi duyuyor aslında.
Bu bir. Onun dışında...
Daha çok Yavuz Turgun'un Eşkıya filmiyle başladığı düşünülen yeni Türk sineması diyor bazı sinema yazarları.
Türk sinemasının yeni dönemi yakın dönem Türk sineması gibi böyle bir isimlendirmeler yapılıyor.
Yani şu son 30 senedir Türk sineması bir hareketlendi böyle bir güçlendi.
Yeni projeler çıkmaya başladı.
Yeni nesil yönetmenler ortaya çıktı.
Yeni türler ortaya çıktı.
Mesela işte yeni nesil Türk korku sineması falan gibi böyle yeni türler ortaya çıktı.
Türk sineması bir hareketlenmişti bir güçlenmişti böyle işte.
Yılmazlar, Yılmaz Erdoğanlar, Ömer Faruk Soraklar, Yavuz Turgul yeni yeni güçlü filmler yaptı.
Bir yandan korku filmleri çıktı.
Eski nesil bazı Yeşilçam filmlerinin benzerleri yapıldı falan.
Yani Türk sineması böyle bir güçlenmişti ama ne yazık ki işte o güçlenme Tersine döndü ve Türk sineması aşağıya gidiyor gibi görünüyor.
Diyorum çok üzücü bunun takipçisi olacağız zaten.
Hepimiz oluyoruz yani ister istemez.
Türk izleyicileri olarak da aslında sizler de oluyorsunuz.
Çünkü vizyonda, salonlarda izlemeye değer Türk filmi göremiyorsunuz.
Ya da belki de nadiren de olsa hani gittiğiniz, izlediğiniz bir filmden tatmin olmadan çıkıyorsunuz.
Daha da aşağı girecek mi?
Bana öyle görünüyor arkadaşlar.
Çok yüksek olasılıkla yerli üretimlerin gişe miktarları ve toplamda...
Bir yıl boyunca üretilen Türk filmlerinin toplam kişileri de daha da aşağıya gidecek gibi geliyor bana.
Nereye kadar gider? 90'lı yıllarda bir ara Türk sineması yılda 10 film üretme seviyesine kadar falan düşmüştü bir ara.
Hani ben bugün için söylüyorum öyle bir düşüş beklemiyorum.
Yani oraya kadar düşeceğini zannetmiyorum.
80'lerden 90'lardan çok farklı bir dünyadayız.
Çok farklı bir sinema mecrasıyla karşı karşıyayız.
O kadar düşmez ama bence...
Türk sinemacılarını, Türk yapım şirketlerini, Türk dağıtımcılarını ya böyle suratlarını bir tokat çakarcasına bir sarsıcı bir seviyene kadar düşecek diye tahmin ediyorum ben.
Dijital platformları da hani bu düşüşü ne kadar...
tolere edebilir bunu da bilmiyorum bunu da göreceğiz ama diyorum bu konunun takipsi olmaya çalışacağız evet dediğim gibi hani şu an gişelerde sinema dünyasında gibi boşluk ayındayız diyeyim onun için kısa
keseceğim benim gözüme çarpan ve sizinle paylaşmayı istediğim sinema haberleri ve haftalık sinema günleri şimdilik bu kadar Önümüzdeki hafta tekrar hatırlatıyorum siz bu programı dinlediğiniz günlerde Deadpool
and Wolverine filmi gösterime girmiş olacak.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
