
Görevimiz Tehlike Serisi ve Ölümcül Hesaplaşma Filmi
26 Temmuz 2023 · 19 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, Görevimiz Tehlike Serisinin tarihinden ve serinin son filmi olan Ölümcül Hesaplaşma filminden bahsetmeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Görevimiz tehlike konuşacağız.
Mission Impossible Death Recording birinci bölüm.
Seri bile kendi içerisinde artık farklı bölümlere ayrılmış durumda.
O filmden bahsedeceğim ama aslında hani yılın en büyük bombalarından bir tanesi olan Oppenheimer Nolan'ın son filmi.
O da şu an gösterimde onu da izledim ama o biraz daha bulanık bir konu.
Onun üzerine biraz daha farklı bir program yapmak lazım.
Biraz böyle izlensin biraz daha fikirler oluşsun istiyorum.
Belki önümüzdeki hafta ya da ondan sonraki hafta Oppenheimer üzerine konuşabilirim.
Göreğimiz tehlike yakın zamanda gösterime gelen birçok film gibi bu da bir uyarlama bir televizyon dizisi uyarlaması.
İki ayrı zamanda iki ayrı proje olarak gösterimde olmuştu televizyonlarda.
İlki 1966-1973 yılları arasında toplam 143 bölüm olarak yapılmıştı ve çok sevilmişti.
Ondan sonra 1988-1990 yıllarında Tekrar yeni bir proje yapıldı.
O zaman da 35 bölüm olarak da gösterimde olmuştu.
Bu iki ayrı projenin temel dinamikleri bizim şu an bildiğimiz yani Tom Cruise'un başrolünde olduğu uzun mesaj görevimiz tehlike projelerinin temel yapısından, tavrından oldukça farklıydı.
Diyebiliriz ki bizim izlediğimiz uzun mesaj görevimiz tehlike bölümleri aslına yani esas dizilere hiç de benzemeyen hani bir anlamda uyarlandığı kaynağa çok da sadık olmayan projeler.
Bu kötü bir şey değil. Ayrı konu ben sadece işin ayrımını, konudaki farklılığı size belirteyim.
O konudaki yorum size kalsın.
Televizyon dizilerindeki esas numara şuydu.
Şimdi normalde imkansız görevler gücü gibi çeşitli becerilere soyunan karakterlerin öyküleri genellikle evet aksiyon olur.
İşte polis olabilir, işte asker savaş filmi olabilir ya da ne bileyim işte böyle ajan falan filmleri olabilir.
Bunların hemen hemen hepsi aksiyondur ama işte Mission Impossible dizisi burada farklı bir...
tavır gözetiyordu. Mission Impossible dizilerinde 5 kişiden oluşan bir ekip vardı ve bu ekip normalde kocaman bir güvenlik gücüyle, savaş gücüyle bir yere gidip halledebileceğiniz bir meseleyi
teknolojinin olanaklarından faydalanarak ve çok ince hesaplanmış, zeka ile ilerleyen planlarla halledebiliyordu.
Şimdi diziler ondan dolayı da bir farklılık teşkil ediyordu.
Normalde aksiyon yaratması beklenen olayları.
Bu dizinin karakterleri böyle ince zeka ile planlamayla hesaplamayla falan çözünce.
Vay olan oluyorduk yani ne kadar ilginç ne kadar güzel diye.
Hani ben yaşım gereği tabi 60'larda 70'lerde göstereme girenleri izlemedim ama.
80'lerdekine benim çocukluğum denk gelmişti.
Yani çocukken izlediğimi hatırlıyorum.
Şaşırıyorduk yani gerçekten bizim bildiğimiz bu tip öykülerin kahramanları.
Kaba kuvvetli bu tip sorunları çözüyordu.
Bu dizinin karakterlerinin böyle.
Hepsi böyle takım elbiseli, şık, düzgün tipler.
Aralarında mutlaka bir tane kadın karakter var.
O da çok hoş, çekici bir kadın böyle falan.
Yani alışmadığımız türden kahramanlardı.
Tiplerdi bunlar. Şimdi 1990 yılında dizi artık yayından kalkınca işte televizyon tarihine gömülmüş, güzel olarak hatırlanan, o dizi iyiydi falan diye hatırlanan bir proje olarak kalmıştı
Göremiş Tehlike. Ta ki 1996 yılında...
Brian De Palma'nın yönetiminde, Brian De Palma'dan birçok kez programlarımızda bahsetmiştik hatta en son geçtiğimiz hafta Indiana Jones'dan bahsederken bahsetmiştim.
İşte 1996 yılında Brian De Palma'nın yönetiminde David Coebbs, Steve Zillion gibi prestijli Hollywood'un böyle en okkalı kaygı duyulan senaristlerinin...
imza attığı bir projeydi.
O zamanki yani Görevimiz Tehlike ve başrolünde işte Tom Cruise, John Voight, Emanuel Barth, Ving Rhames, Jean Reno dönemin de en önemli güçlü oyuncularından oluşan bir kadroyla bu proje tekrar çıktı karşımıza geldi.
Randy Palmer'ın müthiş yönetimiyle hani diyorum dizilerden biraz farklıydı hatta o hani dizilerde hiç aksiyon yaratmadan olayları çözme yaklaşımını burada önce bir veriyordu yönetmen
ya hani dizilerdeki gibi olacak falan.
gibi gösteriyordu. Ama sonlara doğru öyle olmuyordu.
İşler çığırından çıkıyordu.
Bir aksiyon filmine dönüşüyordu film.
Ve hatta birçok yerde aldatmalar, kandırmacalar oluyordu.
Ve işler yolunda gitmiyordu.
Şimdi bakın Brande Palma'nın yönettiği film dizilerden iki açıdan ayrılıyordu yani.
Bir, hem aksiyon gerilim vardı, kaba kuvvet falan vardı.
Hem de dizilerdeki o tereyağından kıl çekerek inanılmaz görevlerin başarılıyor olması yapısı Bu uzun metraj filmde bozulmuştu.
İşler yolunda gitmemişti.
Yalanlar, dolanlar, kandırmalar falan.
Hani daha da çarpıcı hale gelmişti proje.
Unutulmaz sahneler vardı.
Çok iyiydi yani gerçekten.
90'lı yılların önemli projelerinden bir tanesidir.
Görüneniz tehlike ki. Hani artık diyorum koskoca bir külliyata dönüştüğü düşünülürse.
Hani öncü filmin gayet de başarılı olduğunu buradan da görebiliriz.
Şimdi kısaca sizi Brandepalma'dan da bahsetmek istiyorum.
Yani Brandepalma'nın inşa ettiği bir seri diyemeyiz bunu.
Ondan sonra başka hiçbir bölümün yönetmenliğini.
Üstlenmedi ama Brian De Palma hani farklı kaynaklarda farklı şekillerde anlatılır da ben Brian De Palma'yı şöyle anlatıyorum.
Kandırmacaların en büyük yönetmenlerinden ikincisi.
Neden? Çünkü kandırmacaların en büyük yönetmeni Alfred Hitchcock'tur.
Ve zaten Brian De Palma da Alfred Hitchcock'un sinema tarihindeki en büyük takipçilerinden ve hayranlarından bir tanesidir.
Gerçekten Alfred Hitchcock'tan sonra Brian De Palma kadar güçlü, sağlam, sarsıcı kandırma öyküleri yapan Başka yönetmen pek yoktur yani varsa da o da Brian De Palma'nın takipçisi olur
belki yani öyle diyelim.
Ondan dolayı görevimiz tehlike serisi aslında o dizilerdeki yapı diyorum o tereyağından kıl çeker gibi imkansız görevlerin ince zekayla, planlamayla, hesaplamayla ve teknolojiyle çözülmesi yapısını Brian
De Palma'nın darmadağın etmeyi istemesi gayet anlaşılır bir şey.
Yani bugünden dönüp baktığımızda gerçekten iyi bir fikir olduğunu anlayabiliyorsunuz.
Ondan dolayı Brian De Palma çok güzel bir başlangıç yaptı diyebiliriz.
Ondan sonra ancak ne yazık ki işler pek yolunda gitmedi diyeceğim ama şimdi gişe hasılatı olarak popülerite olarak her zaman işler yolunda gitti.
Çünkü tüm görevimiz tehlike bölümleri hepsi yüksek hasılat yaptı.
Hepsi sevildik yani devam ettiğine göre para kazanıyor ki filmler tekrar tekrar yapılıyor ama hepsi aynı güçte ve aynı iyilikte filmler değil bence.
Şimdi ikinci bölüm 2000 yılında yapıldı.
Yönetmeni ise John Woo.
John Woo John Claude Van Damme'ın önderliğinde Hollywood'a geldi.
John Claude Van Damme'ın oynadığı Zor Hedef diye bir film çekmişti.
Ondan sonra Nicolas Cage ile John Travolta'nın başrolünde oynadığı Face Off.
Muhteşem bir filmdir gerçekten.
Yani 90'ların en büyük en güçlü filmlerinden bir tanesini çekti.
Ondan sonra da böyle bir parladı.
Yani Hollywood'da da çok sevildi.
Çok iyi bir aksiyon yönetmenidir aslında.
Yani kendi ülkesinde çektiği aksiyon filmleri.
Yani Hollywood'un aksiyon filmlerini falan.
Hani en azından bazı örneklerde solda sıfır bırakır.
Çok iyidir gerçekten John Wood. Çok iyi bir yönetmen.
O dönemdeki parlamadan dolayı.
Tom Cruise John Woo'yu istemişti ancak John Woo'nun yönettiği Görevimiz Tehlike 2 filmi bana göre tüm şu an için bildiğimiz 7 filmlik külliyeten en zayıf filmi oldu.
Çünkü hem dizideki yapıyı zaten hani Brenda Palma dağıtmıştı onda bir sıkıntı yok ama hani Brenda Palma'nın yönettiği ilk filmde de en azından bir ekip, bir şaşırtmaca, bir kandırmaca, bir gizem, gerilim, sürükleyicilik,
akıcılık falan vardı gerçekten.
Ama ikinci filmde John Woo kimdi bir sinema yazarıydı, uygar şirin miydi, kutukan kutu muydu hatırlamıyorum.
O zaman yani Popüler Sinema Dergisi'nde yazdıkları eleştiriye nefis bir başlık atmışlardı.
Yani bu film benim aklımda o eleştirmen arkadaşım attığı başlıkla kaldı gerçekten.
Yine erkek rekabetiyle kavrulan melankolik bir kahramanlık filmi falan gibi bir başlık atmıştı.
Böyle çok doğru yani normalde görevimiz tehlikenin ruhuna pek de uygun olmayan bir filmdi.
İki tane erkek var ortada bir tane kadın var ikisi o kadına aşık.
Bir görev icra edilecek falan.
Hani görev, merev, gerilim falan hikaye.
Sürekli koşturmaca, sürekli kovalama.
İşin o gerilim tarafı falan o kalmamıştı gerçekten.
Filmde hiç öyle bir ruh yoktu.
Ondan dolayı John Woo'nun yönettiği ikinci bölüm pek de iyi değildi.
Üçüncü bölüm bana göre J.J.
Abrams'ın yönettiği bugüne kadar yapılmış en iyi görevimiz tehlike bölümü.
Harikaydı yani diyorum. Bence en iyisi buydu.
İlk film kadar neredeyse iyiydi.
Hatta belki ondan bile iyidir bilmiyorum. Bu arada hep tüm bölümlerde Yeni karakterler, kötü adamlar giriyor çıkıyor.
Bazı hani ekip elemanları giriyor çıkıyor falan ama bütün bölümlerde olan hani bir Tom Cruise var zaten başrol.
Onun yanında tek bir kişi var.
Ving Rhames diye bir oyuncu.
Çok popüler çok bilinen bir oyuncu değildir aslında ama 90'lardan bugüne miras kalan önemli aslında.
Yani iyi bir oyunculardan bir tanesidir.
En çok da Quentin Tarantino'nun ucuz romanındaki başroldeki siyahi mafya babası rolüyle tanınır bilinir Ving Rhames.
Üçüncü bölüm bence muhteşemdi.
Yani hem çok iyi aksiyondu hem de çok gerilimliydi.
Çok güzel plan program vardı falan filan vesaire.
Ondan sonra dördüncü bölüm.
Ghost Protocol burada Brad Bird deyip yönetmeni istedi Tom Cruise.
Bu aslında bir animasyon yönetmeni inanılmaz ayrı filmiyle en çok tanınır.
Ve Brad Bird bence John Woo'nunki kadar zayıf değil ama yine de biraz daha zayıf bir film yaptı ama yine o tabi ki ortalama üstü denebilir.
Ve 5. filmde artık Christopher McQuarrie şu son 3 filmde yani 5, 6, 7.
bölümlerdeki 8. bölümü.
Christopher McQuarrie'ye çık.
O kesin. Tom Cruise ile çok iyi anlaşıyorlar herhalde.
Güzel de çekiyor adam.
Hani artık görevimiz tehlikenin tüm tavrını, dokusunu falan Christopher McQuarrie ile Tom Cruise birlikte kafa kafaya verip oluşturuyorlar.
Ancak burada bazı sorunlar var bence.
Şöyle bir şey söyleyeyim size.
Şimdi az önce dedim ya.
İlk hani Brenda Palma'nın yaptığı ilk film dizilerdeki yapıyı iki açıdan bozdu diye.
O bir. John Woo iyice dağıttı.
O artık hani bildiğin böyle melankolik kahramanlık filmi.
Hiç öyle gizem, plan, program falan filan hani o işin o tarafı çok daha zayıfladı.
Üçte ve dörtte o biraz oldu ama beşinci filmden sonra artık olay iyice neye dönüyor biliyor musunuz arkadaşlar?
Bu hani bence güzel bir şey değil.
Benim hoşuma giden bir şey değil en azından.
Sizin belki hoşunuza gidiyordur bilmiyorum ama.
ekip işi neredeyse tamamen artık ortadan kalktı.
Hop oradan telsiz sen oradan dön oradan git oradan geliyor kamerayı devreden çıkar tamam sen geç hop kamerayı tekrar devreye al işte oradan sola dön oradan git kasayı şifresi bu falan.
Her an böyle 20-25 dakika süren çok zekice soygun kaçırma kurtarma sahneleri falan olurdu.
Bu neredeyse bitti artık çünkü bütün filmlerde gerilimi arttırmak için yolunda gitmeyen öykülere dönüştü bütün görevimiz tehlike bölümleri.
Yani işte Uydudan sinyal alamıyoruz.
Hop işte maske bozuldu.
Ay işte arabanın lastiği patladı.
Hop şu oldu hop bu oldu. Tamam gerilim arttı.
Eee ne olacak? Eee ne oluyor abi?
Ethan Hunt, Tom Cruise gidiyor.
Koşturuyor, dövüyor, vuruyor, kırıyor, parçalıyor, olayı çözüyor.
Yani kişisel bir nasıl diyeyim kahramanlık ve gösteriye dönüştü tüm göremiş tehlike bölümleri.
Hemen hemen hepsinde Tom Cruise'un olağanüstü bedensel becerilere soyunduğu sahneler oluyor.
Evet bu sahneler sinematografik olarak gerçekten güzel.
Çok böyle heybetli böyle ne bileyim nefesimizi tutturuyor bize falan ama abi ekip mekip kalmadı yani her şeyi tek başına Tom Cruise yapıyor.
E şimdi olmadı ki yani hani öteki tarafı aslında bence daha güzeldi daha sürükleyiciydi biraz daha nasıl diyeyim böyle şeydi daha şaşırtıcıydı yani Tom Cruise'un ne bileyim koskoca dağdan motosiklette
atlayıp da paraşütle trenin içine girmesi anlık bir aksiyon gösterisi.
Ve hani bir gerçekliği de yok zaten tamam hani filmler zaten illa gerçeklik falan aramıyoruz hani onu bir kenara atıyorum ama o öteki ekip işi olanda her şey o kadar gerçekçi o kadar mantıklı o kadar zekice
görünüyordu ki yani diyorum dağdan binanın tepesinden atlıyor diye Tom Cruise'a duyduğumuz hayranlık ekibe duyduğumuz o zekice planlamaları yapan ortak akla duyduğumuz hayranlığın yanında bence devide kulak
kalır yani ondan dolayı.
Artık görevimiz tehlike serisi Tom Cruise'un bu son bölümlerinde özellikle de son 3 bölümde tamamen bir kişisel kahramanlık öyküsüne kişisel gösteriye kişisel bedensel aksiyon oyunlarına dönmüş
durumda. Bu bence pek iyi bir şey değil ondan dolayı ben şu son filmleri yani eski filmlere göre daha az seviyorum hani yine iyi kötü filmler değil ama yine de eski bölümler bence daha iyiydi o ekip işi olanlar daha iyiydi.
Neyse devam edeyim şu noktaya da vurgu yapmak istiyorum şimdi.
Arkadaşlar filmlerin hepsi gerçekten çok büyük filmler.
Bütçe çok büyük, kadro çok zengin, yapım tasarımı çok iyi, yönetmenlik, efektler mefek.
Yani gerçekten Hollywood gişe sinemasının son noktasını temsil eden filmler yaptı Hepton Cruz ve ekibi.
Hani diyorum ben eski bölümleri daha çok seviyordum bunlar o kadar iyi değil diyorum ama birer gişe filmi olarak bir sinema zanaati örneği olarak gerçekten hepsi çok üst seviye filmler.
Hepsi öyle hiçbirinde...
Seviyeyi asla aşağı düşürmedi görevimiz tehlike.
Bundan dolayı da bir anlamda saygı duymamak mümkün değil.
Hani Tom Cruise iyi bir film ortaya çıkarma dürtüsüyle o kadar çabalı yok ya adam.
Yani son zamanlarda zaten hemen hemen bütün filmler öyle.
Yani Top Gun Mevrik'te de aynı şey vardı mesela.
Ve görevimiz tehlike bölümlerinde de Tom Cruise bu mükemmelliyetçiliğini...
Hani bu çabasını gerçekten her an görüyoruz.
O çok belli. Yani izleyiciye mümkün olduğunca iyi bir film sunma anlamında elinden gelen her şeyi yaptığını gerçekten okuyabilirsiniz filmlerinde.
Bundan dolayı takdir etmek lazım.
Diyorum hani şunu diye olabilirsiniz diye bileyim.
Göremiş Tehlike Seyirleri bence gayet işte ortalama gişe filmleri öyle izle geç.
Çok da önemli değil. Okey. En azından diyorum Tom Cruise'un o çabası, o azmi falan filmin her anında Her sahnesinde böyle kare kare izlenebiliyor gerçekten.
Şimdi göremiş tehlike serisine yine ilginç bir noktası var onu belirtmem lazım.
Baya bir şablon üzerinden yürüyor ve çok klasik sahneler var.
İşte kendi kendini 5 saniye içerisinde yok eden mesaj mesela hatırlayın.
O yüzündeki maskeyi çıkarıp altından başka bir karakter çıkması.
Bakın bunları hiç unut böyle yani efsaneleşen artık klasikleşen yani klişeleşen demeyeceğim.
Klasikleşen hepimizin çok sevdiği anlar.
kandırmaca sahneleri, böyle bir sahne tasarlar hep Tom Cruise ve ekibi.
Ne bileyim birinin elinden bir bilgi alacaklardır.
Bilgi almak için onun adamının rolüne geçerler.
Bilgiyi alırlar. Hop sahne dağılıverir.
Gerçekler ortaya çıkar. Vay ulan şok oluruz falan.
Bizi de şaşırtırlar mesela.
Ve yine Görevli Seyirci'nin hemen hemen bütün bölümlerinde en başta Ethan Hunt'a yani Tom Cruise'un canlandırdığı karaktere bir mesaj gelir.
İşte denir ki sana şöyle şöyle bir görev veriyoruz.
İşte bu görev esnasında yakalanırsan eylemlerinden işte devlet haberinin olmadığını söyleyecek.
Ondan sonra Tom Cruise ekibini toplar, bir plan yapar.
Son bölümlerde işin bu kısmı da biraz abartılı ve o da kötü oldu.
Genellikle o ilk planda sıçar batırırlar.
Olmaz yani. İşler yolunda gitmez.
Bunun da genellikle sebebi oyuna üçüncü bir karakterin girmesi olur.
Hani atıyorum işte şuradan bir tane çok ölümcül bir virüs var.
Şu laboratuvarda git onu al.
Tom Cruise oraya almaya gider.
Onu alacak bir plan yapar.
Alamaz. Bu sıçış dediğim kısmı.
Alamama nedeni de genellikle...
O işte atıyorum virüsün peşinde olan başka biri olur.
Şimdi oyunlarda hani iki tarafı olmuyor.
Başlarda öyleydi yani işte iyi taraf kötü taraf.
Filmler ilerledikçe bölümler 4-5-6 falan oldukça ya arkadaşlar artık bu son bölümde 5 ayrı odak falan var.
Yani hani herkes o kadar garip ki Game of Thrones'a döndü yani ortada bir şey var.
Herkes o tronun yani tahtın peşinde.
Herkes o aranan imgenin peşinde falan.
Ondan dolayı bu klasik yapıyı giderek zenginleştirdiler, zenginleştirdiler.
Ve son filmde artık 2 saat 40 dakikalık bir aksiyon.
Yorucu kötü falan demeyeceğim.
Yine dramatik yapısı falan çok iyi yani.
Her şeyi çok güzel anlatıyor ama biraz uzun ve uzun olmasının sebebi de dediğim gibi çok fazla karakterin olması.
Bir şeyin peşinde olan her farklı karakter kurmada ayrı zaman ayırmak zorunda kalıyor yönetmenler.
Senaryolar çok iyi yani. Dengeyi falan çok iyi tutuyorlar ama yine de çok uzun ve diyorum yorucu demeyeceğim ama biraz kılmadı demeyeyim buna ne diyeyim.
Hani biraz böyle hani kısmen e hadi abi tamam artık finale gel denebilecek.
bir durum sunuyor filmler.
Hemen hemen her şeyi anlattım aslında diyeceğim.
Hani anlatacak başka şeyler var da kabaca özetlemiş oldum.
Neredeyse henüz hiç son film hakkında konuşamadım ama işte aslında konuşmuş oldum.
Çünkü tüm bu bahsettiğim göremiş tehlike yapısını son film aynen devam ettirip bir üst kademeye taşıyor.
O kadar. Yani yine ortada peşinden koşulan önemli bir şey var.
Bir anahtar, bir işte virüs, bir tılsım, bir bomba, bir şey var.
Onun peşinde Tom Cruise git bunu al kurtar diyorlar.
Onu isteyen başkaları var.
Başka amaç için isteyen başkaları var.
Karşı taraf var. O peşinde koşulan şeyi korumaya çalışan taraf var.
O peşinde koşulan şeyin ne olduğu üzerine gizemler var.
Bir de onlar öğrenilmeye çalışılıyor falan filan.
Yani geleneksel bir diyorum ortada büyük bir güç var ve onun peşinde olan bir sürü odak var.
Tamam. Ve ne yazık ki yine aynı yapı var.
Çok zeki bir ekibin imkansız bir görevi başarması yapısı yok.
Yine Tom Cruise'un bedensel aksiyon becerilerinin sergilendiği bir film var.
Özetle söyleyecek olursam yüksek bütçeli aksiyon filmlerine ve tabii ki Görevimiz Tehlike serisine biraz olsun ilginiz varsa film elbette sizi mutlu edecektir, keyif alacaksınızdır.
İlgilisine, severine filmi gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum arkadaşlar.
Evet bu haftalık bu kadar.
Göreğimiz tehlike külliyatından serisinden bahsetmeye ve size göreğimiz tehlikeyi özetlemeye çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
