
Filmekimi, The Exorcist Efsanesi ve Exorcist Believer Filmi Üzerine
13 Ekim 2023 · 25 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Sinemaseverlerin her yıl heyecanla beklediği Filmekimi, bu sene de Paribu’nun ana sponsorluğunda sinemalara geliyor. 22. kez düzenlenen festival, 13-22 Ekim tarihlerinde İstanbul’da, 20-22 Ekim’de ise İzmir’de seyirciyle buluşuyor. Filmekimi programında Cannes’dan Venedik’e, Locarno’dan Toronto’ya uluslararası festivallerde dünya prömiyerini yapan ödüllü filmlerin yanı sıra, yeni yapımlar da yer alıyor. Siz filmekimi götüreceksiniz?
https://www.paribu.com/blog/haberler/paribu-sponsorlugunda-22nci-filmekimi-basliyor/
Bu haftaki programımızda, Filmekimi etkinliğini, sinema tarihinin en iyi korku filmi olarak kabul edilen The Exorcist filminin devam filmi olan Exorcist: Believer filmini incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Yarının Dünyası Paribu sunar.
Kaynak filmi olan 1973 tarihli Exorcist filmini elbette akla getiriyor ve denebilir ki Exorcist tam bir efsane.
Sinema tarihinin en önemli korku filmlerinden bir tanesi olduğu için bu hafta özellikle Exorcist filmine de bir alan açmak istiyorum.
Onun üzerine de bir şeyler söylemek istiyorum.
Bugüne kadar Sinematris't programlarında Exorcist filmini çok nadiren anmıştık.
Üzerine konuşmaya fazla fırsat bulamamıştık.
Hazır elimizde bir Exorcist devam filmi varken kaynak filmi de bahsetmek onu da biraz böyle incelemek üzerine bir şeyler söylemek keyifli olacaktır diye düşünüyorum.
Ancak ondan önce sinemanın gündemine göz atalım diyeceğim ama aslına bakarsanız gündemde de şu an çok önemli ve tek bir festival bir film organizasyonu var.
Ve Ekim ayının da uzun yıllardır tabii ki en önemli gündemi sinema gündemini film ekimi oluşturuyor.
Sinema severlerin her yıl heyecanla beklediği film ekimi bu senede Paribu'nun ana sponsorluğunda sinemalara geliyor.
22. kez düzenlenen festival 13-22 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da, 20 ve 22 Ekim tarihlerinde ise İzmir'de seyirciyle buluşuyor.
Film ekimi programında Cannes'dan Venedik'e, Locarno'dan Toronto'ya, uluslararası festivallerde dünya pürümierini yapan ödüllü filmlerin yanı sıra yeni yapımlar da yer alıyor.
Siz film hekimi götüreceksiniz.
Ben şöyle bir festivalin içeriğine baktım, filmlere baktım.
Birkaç filmi size özellikle hatırlatmak istiyorum.
Bence bu filmler festival seçkisinde biraz daha öne çıkıyor.
Biraz daha fazla ilgiyi hak eden filmler bunlar.
Bir tanesi Priscilla adlı film, Sofio Coppola'nın son filmi ve Sofio Coppola 2000'ler sonrası sinemanın önemli, ince, dikkate değer yönetmenlerinden.
Bir tanesi sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden biri olan Francis Ford Coppola'nın zaten adını taşıdığı için böyle önemli bir sinemacı olduğu su getirmez elbette.
Onun filmi Priscilla ilgiyi hak eden filmlerden.
Bir tanesi bir başka önemli film Justin Trier'in Bir Düşüşün Anatomisi filmi.
Bu yıl Cannes Film Festivali'nde altın palmiyeyi alan film Bir Düşüşün Anatomisi.
Zaten Cannes Film Festivali'nde böylesine önemli bir ödülü ulaşmış olmak filmi yeterince önemli ve güçlü kılıyor bence.
Mutlaka izlenmesi gereken bir film.
Son yılların yine önemli yönetmenlerinden biri olan Yorgos Lantimos'un Poor Things filmi de festival seçkisinde yer alıyor.
Önemli bir yönetmen Yorgos Lantimos.
Her ne kadar ben geçmiş programlarımda adını andığım ve Hiç sevmediğimi söylediğim hatta bir balon olduğunu düşündüğümü söylediğim Yorgos Lanthimos'un son filmi.
Hani ben seviyorum ya da sevmiyorum üzerine fikirlerimi bir kenara bırakıyorum.
Festivalin de önemli seçkilerinden biri olarak karşımıza geliyor.
Bir başka önemli film elbette Zeki Demirkubuz'un son filmi Hayat.
2016 yılından beri bizleri sevenlerini biraz ihmal etti gibi geliyor Zeki Demirkubuz ama Son filmi Hayat Gerçekten Çok Güçlü Geliyor gibi hissediyoruz en azından.
Bilmiyorum bana mı öyle geliyor?
Aradan geçen süreden sonra Zeki Demirkubuz'u mu çok özledik bilmiyorum ama yapım süresince de birçok kez üzerine haberler yapıldı.
Zeki Demirkubuz tekrar geliyor demdi.
Sadece Demirkubuz'a olan hasretimiz ve hayranlığımız bile herhalde Hayat filmini festivalin önemli filmleri arasına sokmaya yetecektir diye tahmin ediyorum.
Ve bir de Kuzey'in sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olan Aki Karusmaki'nin Sararmış Yapraklar filmi gerçekten seçkinin önemli filmlerinden bir tanesi olarak karşımıza geliyor.
Yani özetle film ekimi dediğim gibi önemli bir organizasyon uzun yıllardır ben hep takip ederim filmleri yakalamaya çalışırım.
Ha bu arada bir film daha var pardon unuttuğum bir film daha var.
Çocuk ve Balıkçıl filmi Hayao Miyazaki desem yeter mi acaba hayranları için?
Japon animelerinin aslında belki de animasyon sinema deyince tüm dünyayı ve tüm hatta hem sinema tarihini hem de çizgi film tarihini, animasyon sinema tarihini dikkate aldığımızda karşımıza
gelecek en önemli yönetmenlerden bir tanesidir Hayao Miyazaki.
Ülkemizde de çok yoğun biçimde sevilen, tanınan, bilinen bir yönetmendir.
Hayranları çoktur yani benim çevremde de Miyazaki'nin birçok hayranı olan arkadaşım var.
Onun da Çocuk ve Balıkçıl filmi film ekimi kapsamında gösterimde olacak.
Hayranları herhalde takip edecektir, filmi kaçırmamaya çalışacaklardır diye tahmin ediyorum.
Dediğim gibi evet film ekibi çok güçlü geldi, çok sağlam geldi.
Bu senede sinema severleri besleyecek en önemli organizasyonlardan biri olarak karşımıza geliyor.
Evet gelelim bu haftanın vizyon filmine, vizyon konusuna Exorcist İnançlı filmine.
Exorcist İnançlı filminin...
Notlarına bakarsanız ve internetteki incelemelerine eleştirilene bakarsanız sevilmediğini göreceksiniz.
Biraz hayal kırıklığı yarattı izleyicilerde ve hatta yönetmeni David Gordon Green olduğu halde.
David Gordon Green kim?
David Gordon Green Exorcist gibi bir filmin son bölümünü üstlenecek karizmaya, güce, saygınlığa nereden geldi?
Ona dikkat etmek lazım.
Çünkü David Gordon Green bir başka sinema efsanesi olan John Carpenter imzalı 1978 yapımı Halloween filminin son üçlemesini çeken yönetmen.
3 tane film çekildi 2018 yılında, 2021 yılında ve 2022 yılında.
Şimdi Halloween'de çok önemli bir korku klasiği olduğu için onun devamının peşinen 3 film olacağı garantilenmişti.
Söylenmişti yani bir üçleme olacak diye.
Ve ilginç biçimde...
David Gordon Green bu filmlere gerçekten yeni bir soluk getirdi diyebiliriz.
Gayet güncel hem yani efsaneye Halloween filmine çok doğru referanslarla, çok doğru bağlantılarla, doğru dokunuşlarla, doğru detaylarla, ayrıntılarla güncelledi.
Hem de günümüz sineması içinde gayet güncel, çok iyi bir yer.
Korku filmine imza attı.
Şimdi genel olarak bakarsak o filmin de notlarının çok yüksek olmadığını görüyoruz ama bence Halloween filmini gayet çarpıcı biçimde güncelledi.
Güzeldi yani bence filmler iyiydi.
Filmlere neden düşük notlar verildi ben pek de anlamış değilim.
Bu üç filmdeki düzeyinden dolayı, yaklaşımından dolayı ve Halloween efsanesini günümüze en azından yapımcılara göre diyelim ya da belli bir kesime göre diyelim doğru bir şekilde uyarlamış olduğundan dolayı
anlıyoruz ki Exorcist filminin Son üçlemesi de evet bunu da bu noktada söylemiş olalım.
Exorcist'in devamı olan filmler de birer üçleme olacak 3 tane film çekileceği şimdiden duyuruldu.
Ve işte onların da birincisi olan Exorcist İnaşlı şu an salonlarda gösterimde.
Şimdi Exorcist'in temel olayı neydi?
Yani 1973 tarihli kaynak filmden bahsediyorum.
Bir kere sinema tarihinin birçok seçkiye göre, birçok eleştirmene göre, birçok otoriteye göre gerçekten en iyi korku filmi.
Şahsen ben de bu fikirdeyim.
Genellikle Stanley Kubrick'in Shining filmiyle karşılaştırılır.
Kimi der ki sinema tarihinin en iyi korku filmi Kubrick'in Shining'i, kimi de der ki William Fredkin'in Şeytan filmi, Exorcist filmi.
Bence de Exorcist sinema tarihinin en iyi korku filmi.
Şimdi Shining'le veya hani Kubrick'le karşılaştırmak istemiyorum.
O çok uzun bir sohbet olur. Oraya girmeyeceğim ama bu filmi hani bu kadar büyük, bu kadar güçlü bir korku filmi yapan neydi?
Birincisi dönemi için gerçekten çok ileri mekanik efektler kullanılıyordu.
Çok ikna edici, gerçekten çok korkutucu.
Hani makyaj çalışması iyiydi, yönetmenliği iyiydi.
Teknik olarak bir kere mükemmel bir filmdi.
çok iyi yönetildiğini, çok iyi oynandığını, kurgulandığını, yazıldığını yani her açıdan mükemmel bir sinema sanatı ve zanaati örneği olduğu görürsünüz.
Bu bir. İkincisi elbette şeytan gibi tüm dinler için en önemli korku kaynağı olan nasıl diyeyim olguyu diyeyim çok ikna edici biçimde senaryo ulaştırıyordu.
Şeytanı son derece ürkütücü, son derece korkutucu bir şekilde karşımıza getiriyordu.
Üçüncüsü Bu yorum bence şeytan filmiyle ilgili çok da fazla dile getirilmeyen, çok da fazla göz önüne alınmayan bir yorum ama bir parantez benim yorumum değil.
Yine hem edebiyat tarihinin hem de korku tarihinin en önemli kişiliklerinden biri olan Stephen King'in yorumudur.
Stephen King şeytan filmini gerçekten çok korkutucu bulduğunu söylemişti.
Ve ne demişti biliyor musunuz?
Şöyle bir yorum yapmıştı. Bence çok güzel bir yorum.
Çocuklarının elinden kopup gittiğini görüp Hiçbir şey yapamayan ebeveynlerin korkusunu muhteşem biçimde yansıtır ve şeytan filminde bence en korkutucu tarafı
budur. Bakın çok ilginç bir bakış.
70'li yıllar Wustach gençliğinin uyuşturucu seks ve rock'n'roll çılgınlığıyla kendi kültürünü, kendi isyanını dile getiren zamanının gençlerinin ve bir anlamda da kuşak
çatışmalarının tavan yaptığı bir dönemdi.
İşte o dönemin de...
Yetişkinleri ile gençleri arasındaki kopukluğunu bir anlamda alt metin olarak kullanan ve kendi çocukları kendilerinden çok farklı olan ebeveynlerin bu konuda hiçbir şey yapamayışını
da temsil eden bir filmdir.
O anlamda politik olarak da kültürel olarak da elbette dini olarak da falan çok sayıda alt metne sahip olan muhteşem bir filmdi.
Hadi bütün bunları kenara atın.
Çok korkunçtu arkadaşlar.
Gerçekten korkunçtu.
Yani insanlara uyku uyutmadı Exorcist filmi.
Hani o kadar korkunçtu ki.
Hani işte salonlarda çığlıklar atılırdı.
İnsanlar filmi yarıda bırakırdı.
Bayılanlar olurdu falan. Bununla ilgili çok sayıda öykü anlatılır filmin gösterime girdiği dönemde.
Ve son olarak da şunu hatırlatmaya çalışayım.
Sinema tarihinin en iyi filmleri işte en çok Oscar alan filmleri gibi listeler yapıldığında.
Korku sinemasından nadiren örnekler görürüz.
Yani bir anlamda korku sineması hatta edebiyatta da böyledir.
Entelektüel kitlenin biraz sırt döndüğü hani sinemanın seçkin örneklerini seçkin türlerine çok da giremeyen biraz böyle ucuz bir tür gibi görülen biraz dışlanmış
bir türdür korku türü.
O anlamda Exorcist filmi toplam 10 dalda Oscar adayı olup 2 dalda bu ödüle ulaşmıştı ve Önemli dallar olarak kabul edilen en iyi film, en iyi yönetmen, en
iyi senaryo, en iyi kadın ve erkek oyuncu gibi ana dallarda da sinema tarihinin Oscar adayı olan tek korku filmi olma ünvanına ulaşmıştı.
Yani Exorcist filmi korku türünü entelektüel sinemanın elitleri dediğimiz gruplara ulaştırma başarısı gösteren ve korku sinemasının da biraz daha entelektüel ve sinemanın
kaymak tabakası tarafından da dikkate alınıp önemsenmesini sağlayan filmlerinden bir tanesi olmuştur.
Bu açıdan da gerçekten çok önemlidir.
Yani diyebiliriz ki neredeyse korku türüne prestij kazandıran en önemli filmlerden bir tanesidir Exorcist.
Buna ek olarak sinema tarihinin çekim sürecinin en sorunlu, en problemli, en böyle hikayelere konu olmuş filmlerinden de bir tanesidir.
Hem William Fredkin oyuncularıyla işte yapımcılarıyla falan.
Çok ciddi kavgalar etmiştir, çekimler uzamıştır, bütçe aşmıştır falan.
Yani onun maceralarını anlatsam gerçekten bitmez.
İnternette de Exorcist'in çekim arkalarını gösteren çok sayıda video var, çok sayıda paylaşım var.
Hani boş bir zamanınızda o paylaşımları görmek isteyebilirsiniz.
Ama bir yandan da gerçekten hayran olunası bir yapım aşamasına sahiptir şeytan filmi.
Yani diyorum neresinden tutsak, neresinden ölsek bilemiyorum.
Çok önemli bir film Exorcist.
Şimdi bu gücün bu yüksek dağılsılat rakamına ulaşmıştır aynı zamanda onu da söyleyeyim sinema tarihinin o dönem için en çok izlenen filmlerinden biri olmuştur ki korku filmleri nadiren en çok izlenen filmler
arasına girmiştir. İşte bu açıdan da yani gişi başarısı açısından da Exorcist filmi sinema tarihinin en önemli filmlerin darısındadır.
Şimdi bu başarının üzerine de elbette yapım şirketi yeni Exorcist'ler yapmak istedi.
Ve iki tane devam filmi çekildi.
Bir tanesi 1977 yapımı Exorcist 2 The Heretic.
Bir tanesi de 1990 yapımı direkt Şeytan 3 yani Exorcist 3 adıyla gösterime girdi.
Ve gerçekten bu iki filmde çok kötüydü.
Çok ciddi linç yediler.
Çok kötü eleştirel puanlar aldılar, hasılatları çok düşük kaldı ve özellikle Exorcist 2 Heretic'in yönetmeni John Borman 1970'lerin, 80'lerin, 60'ların önemli yönetmenlerinden
bir tanesiydi. Öyle bir linç idi, öyle bir dışlandı ki sinemayı bırakma seviyesine geldi.
Bir de o dönemin linçleri günümüz gibi değil arkadaşlar.
Yani şu an işte sosyal medyada, haber sitelerinde, Twitter'da, ekşi sözlükte vs.
linçlenmiyorsunuz. Gazetelerde, televizyonlarda, sanat dergilerinde, sinema dergilerinde linçleniyorsunuz.
Yani ne bileyim sizi kötü yönde eleştiren bir Twitter hesabını engellemek gibi ya da o da kimmiş hani o kim oluyor da konuşuyor gibilerinden bir yorumla cevap verebileceğimiz eleştiriler değil bunlar o
dönemdekiler yani. Alaya alındı, film gülündü vesaire gerçekten çok kötüydü John Borman'ın filmi.
Hem film de kötü hem de orduya çıkan durum gerçekten çok kötüydü.
1990 tarihli film ise ilk filmin yani bir 73 tarihli Exorcist'in hem romanının hem de senaryosunun yazarı olan William Peter Blatley çekti.
Hem kendisi yönetmenliğini yaptı hem senaryosunu yazdı.
Ancak ne yazık ki o film de kötüydü.
Hani Exorcist'in film yani öyle bir efsaneydi ki o kadar büyük ve güçlüydü ki ardından gelen hemen hemen her şey...
en azından onunla karşılaştırıldığı ya da filme olan hayranlık çok büyük olduğu için gerçekten yer ile yeksan oldu.
Hatta şunu da belirtmek istiyorum.
Exorcist'in başrolündeki Linda Blair yani Regan karakterini oynayan yani içine şeytan giren genç kız karakterini oynayan oyuncu hani o genç yaşta Exorcist filminde muhteşem bir oyunculuk
sergilemişti. Ha işte bir yıldız geliyor demişti herkes yani çok iyi bir oyuncu olacak denmişti Linda Blair için ancak ne Ne yazık ki o da öyle olmadı.
Linda Blair'ın Exorcist sonrası kariyeri gerçekten çok kötü olduğu hiç de beklendiği gibi olmadı.
Hani herkes Exorcist'in laneti Linda Blair'ın üzerinde çökmüştü diye yorumlar yaptı vesaire.
Yani kendisi muhteşem ama kendisinden sonraki tüm mirası dediğim gibi yer ile yeksan olmuş lanetlenmiş bir projedir diyebiliriz.
2004 tarihinde Exorcist The Beginning diye bir film yapıldı.
O da iyi bir film değildi ne yazık ki.
Hani beklenenleri karşılayamadı diyebiliriz ki.
O filmin yönetmeni Rene Harlin'di.
Rene Harlin 90'lardan itibaren önemli gişe filmleri yapmış.
Ancak ne yazık ki neredeyse hiçbir filmi iyi olmayan nadir büyük bütçeli filmler yöneten yönetmenlerden bir tanesidir.
Yani Rene Harlin elini hangi projeye atsa projenin sonu pek de iyi olmaz gerçekten.
Exorcist Beginning filmi de o adı taşıyor olsa da.
Exorcist filminin bir devamı ya da mirasçısı olarak kabul görmedi diyebiliriz.
Ve evet bütün bu artık işte külliyattan sonra bütün bu aksiyondan korkudan sonra diyelim geldik 2023 tarihli Exorcist İnaşlı filmine.
Şimdi Exorcist İnaşlı filmi tam olarak mirası devam ettirmeye çalışan bir film.
O karakterleri kullanıyor, o öyküyü kullanıyor, onun mirasını kullanırken Arada işte başka filmler yapıldı, başka öyküler anlatıldı falan.
Onların hiçbirini dikkate almıyor.
Direkt 1973'ten 50 yıl sonra 2023'te bir anlamda o filmin mirasını alıp yepyeni bir efsane yazmaya çalışıyor.
Peşinden söyleyeyim dediğim gibi film pek beğenilmedi, puanlar kötü.
Ha bu arada puanlar kötü diyorum ama bu hafta Amerika'da 27 milyon dolarlık bir açılış yaparak birinci sıraya yerleşti.
Şimdi böyle küçük bir tezat var burada gibi görebilirsiniz ama hani şunu da diyebilirsiniz.
Hala 50 yıl sonra bile Exorcist isimli bütün projeler herhalde ilk filmin, önce filmin ekmeğini yiyor.
Puanlar bu kadar kötü olduğu halde filmin bu kadar yüksek bir hasılat rakamına ulaşması ilginç gerçekten değil mi?
Ben kendi bir fikrimi söyleyeyim o zaman.
Bence öyle hiç de linç edilecek, çok kötü puanlar alacak bir film değil.
Fena olmayan bir film.
Çok iyi bir film diyemem. Ama vasat bir film demek de bence biraz haksızlık olur.
Burada da yine içine şeytan giren genç bir kız değil iki kızımız var.
Bu efsaneyi hani biraz güncellemeye çalışmış bir film.
1973 tarihli Exorcist'te çok ciddi dini referanslar vardı.
Din olgusunu, Hristiyanlık olgusunu, Katolikliği bir mezhep olarak.
Aynı zamanda Katolik Kilisesi'ni, rahipleri işte kardinalleri yani Roma'yı yani Vatikan'ı da.
konu eden ve onlar üzerinde de çok önemli sözler söylemeye çalışan bir filmdi.
Ve bundan dolayı da aslında Exorcist filmi dini camiadan dışlanmıştı.
Exorcist filmi için onu tekrar izleyeceğime domuz kanında banyo yapmayı tercih ederim diyen rahipler olmuştu o zaman.
Yani hani dini açıdan son derece pürüzlü ve sıkıntılı bir filmdi.
Belki de sebebi budur Exorcist inançlı filminin.
din meselesine ya da işte katolikliği, Hristiyanlığı bu kadar işin içerisine katmaması, egzorist inançlı filminde olay daha çok katoliklikten ve Hristiyanlıktan hangi tür olursa olsun inançlı
olmaya doğru evrilmiş bir proje olmuş ki, filmin başrol karakteri inançsız bir kişi.
Yani direkt ateist olduğu söylenmiyor ama en azından dindar bir kişi değil, katolikliği, Hristiyanlığı ve din inancını Öne alan bir karakter olmadığını görüyoruz.
Aynı zamanda burada da bir egzorsizm ayini var neticede.
O ayini de öncelikle bir rahip yapmıyor.
Şimdi ufak tefek spoilerler vermiş oluyorum ama filmde çok büyük bir sürpriz yok.
Veya filmin sürprizini açık ediyor değilim merak etmeyin.
Bu sohbeti dinlemenizde bir sakınca yok.
Dediğim gibi öncelikle bir rahip söz konusu ayini üstlenmiyor.
Onun dışında...
Afrika'daki daha yöresel, otantik ve tırnak içinde batıl denebilecek inançların bir temsilcisi de söz konusu egzorsizm ayinin içerisinde oluyor.
İçerisinde şeytan girdiği söylenen iki kızın aileleri oluyor, yakınları oluyor falan.
Yani biraz daha böyle o ilk filmdeki işte haçlar, işte kutsal sular, işte İnciller falan filan.
Hani o kadar dini bir ortamda değiliz.
Bu birincisi, filmin ilginç taraflarından bir tanesi.
İkincisi... Neticede artık 1973'te değiliz.
2023'teyiz ve günümüzün korku sinemasının belli teknik gereklilikleri var.
Senaryoyla ilgili, karakter sunumuyla ilgili falan gereklilikleri var.
Bence film gayet iyi çekilmiş, iyi yazılmış.
Çok iyi akıyor.
Hiç sıkmıyor yani insanı.
Güzel bir film olmuş.
Yani izlemesi keyifli bir film bence.
Exorcist inançlı.
Ancak korku dozunun yeterince yüksek olmadığını söyleyebilirim.
Yani film korkutmuyor değil ama.
Tabii öncü filmle, 73 tarihli Exorcist'le ister istemez karşılaştırıyorsunuz.
Yani ya da karşılaştırmasak da aklımıza o geliyor değil mi?
Gelmemesi mümkün değil. İşte o filmin korku dozu düşünüldüğünde bu filmin korku dozu çok mütevazı kalıyor.
Bir gerilim olarak iyi, bir teknik işçilik filmi olarak, akış olarak, karakter dramı olarak gayet iyi.
Korku dozu biraz sınırlı.
Hani şimdi bir üçleme olacak ya bunlar.
Üç tane Exorcist devam filmi çekilecek dendi.
Sanki Gordon Gray'in filmin yönetmeni hani ilk filmde biraz korkutalım.
Yani diğer filmlere de biraz korku dozu bırakalım.
Bunda hafif bir giriş yapalım.
Biraz korkutalım ama çok da abartmayalım demiş gibi geldi bana.
Yani sanki öyle bir ton tutturmaya çalışmış gibi geldi.
Bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum.
Geçtiğimiz programlarda ben bundan bahsetmiştim.
2010'lar sonra Dünya Sineması sinema tarihinde hiç daha önce görmediğimiz bir şey yaptı.
benim dönemler aşırı devam filmleri diye isimlendirdiğim bir devam filmi yapısı kurdu.
Terminator bunu yaptı.
Scream bunu yaptı.
Ne oluyor? Çok geçmiş dönemlerden yani işte 70'lerden, 80'lerden, 90'lardan bazı filmlerin yeni devam filmleri çekiliyor.
O öyküyü devam ettiriyor olsa da işin içerisinde genç, yeni nesil, yepyeni karakterler oluyor.
Ve bu karakterler Eski filmlerin artık yaşlanmış kahramanlarından yardım istiyorlar.
Bakın bu çok güzel bir formül bence.
Bunu uygulayan filmler bence hep iyiydi.
Dediğim gibi Scream bunu yaptı mesela çok güzel yaptı.
Terminatör'ün devam filmleri bunu yaptı ve bence çok güzel yaptı.
İşte Exorcist inançlı filmi de tam olarak 2020'li yılların dönemler aşırı, dönemler ötesi devam filmlerinin bir örneği olmuş.
Ancak bence bu olana iyi kullanamamış.
Nasıl oluyor? Bu filmde de işte kızının içerisine şeytan giren baba karakteri yani neticede egzor sistere vardı ya işte önce tıpla bilimle falan işe çözüm bulmaya çalışıyorlar falan olmuyor.
İster istemez aileler dine yöneliyorlar.
Daha ilkel denebilecek daha böyle kimine göre hurafi olarak isimlendirilebilecek ancak işte din otoriteleri tarafından da adı olan tarihi olan Ve dinde yeri olan yöntemlere
başvurmak zorunda kalıyorlar. İşte burada da karakter bunu yapmak zorunda kalıyor.
Ama öğreniyor ki elbette bu daha önce yapılmış.
Ve bu konuda hatta uzman bir kişi var.
Kim? Elbette işte ilk filmdeki Chris McNeil karakteri Alan Bursley'nin canlandırdığı.
Oscar'lı Alan Bursley'nin canlandırdığı.
Düzeltmiş olayım. Çok değerli, çok iyi bir oyuncudur.
Exorcist'lere performansı olağanüstüydü zaten.
İşte esas Exorcist filminde.
Kendi kızının içerisine şeytan giren anne karakterini gidip buluyorlar.
Çok güzel bir hamle bence.
Exorcist efsanesinin başrol oyuncusunu, başrol karakterini bu filmde görmek çok güzel.
Ancak dediğim gibi bence Exorcist inançlı filmi bu karakteri da iyi kullanamamış.
Daha fazla sahnede görmeyi ben çok isterdim.
Öyküde daha fazla etkisini olsun isterdim.
Ancak bu pek de olmamış.
Hani genel olarak bakacak olursak Exorcist inançlı filmine ben...
Fena olmayan, efsaneyi mümkün olduğunca devam ettirmeye çalışan ancak yeterli de olmayan çok iyi bir korku filmi hele hele Exorcist gibi efsane bir filmin devamı açısından bakarsak da
yetersiz olan bir film olmuş bence.
Ancak yine de korku filmi seviyorsanız bu tip filmlere ilginiz varsa Ve egzorsist efsanesini biraz olsun onun duygusunu dokusunu devam ettirmeye çalışan bir film izlemek
istiyorsanız egzorsist inançlı filmini izleyebilirsiniz.
Evet bu hafta hem film ekiminden bahsetmeye hem de şu an salonlarda gösterimde olan egzorsist inançlı filmini konu edinmeye çalıştık.
Bu haftalık bu kadar önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere teşekkürler.
Haribo.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
