
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Eskimeyen filmler'de bu hafta yine 90'lı yılların unutulmaz 3 polisiye filmini hatırlatıp tanıtmaya çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar. Sinemadres'e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda eskimeyen filmler dosyamıza devam edeceğiz.
Geç hafta biraz hızlı başladık.
Çok güzel filmler tavsiye ettik ve o hızı aynen, o enerjiyi aynen devam ettirip size 3 tane daha film tavsiye etmek istiyorum.
Aslında biraz ilginç biçimde 90'lı yıllar arkadaşlar polisiye suç filmleri açısından çok verimli bir dönemdi.
Gerçekten polisiye sinemanın, suç dünyasının sinema tarihi başyapıtlarına 90'larda rastladık.
Çok fazlası film var bu açıdan ve ben arşivime şöyle bir bakarken, izlediğim filmlere bakarken başka 3 tane daha muhteşem filmle karşılaştım.
Bu dedektiflik, polis, suçlu.
Kanun tarafı suçlu tarafı falan derken size 3 tane daha hiç eskimemiş ve eskimeyen hala keyifle izlenen ve dediğim gibi tesadüf değil ama biraz da 90'ları sembolize eder biçimde yine
suç öyküleri ve polisiyeler içerisinden çıkmış o türe ait 3 tane daha film tavsiye edeceğim.
Yine bu filmler hala anılıyor, hala biliniyor.
Sinema severler tekrar tekrar izler bu filmleri.
Bazı seçkilerde ya da böyle işte 90'ların en önemli filmleri veya polisiye sanımının en önemli filmleri arasında anılan filmlerdir bunlar.
Ancak çok geniş kitlelerin, genel sinemayı sever kitlesinin özellikle de tabii 2000'ler sonrası böyle Z kuşağının hatta belki de duymadığı...
Ya da duyduysa da yüksek olasılıkla izlememiş olduğu filmler bunlar.
Yine 3 tane film tavsiye edeceğim dediğim gibi.
Benzer türlü olacaklar ve gerçekten çok keyifli filmler.
Hepsini de tabii hararetle tavsiye edeceğim size.
Birincisi 1998 yapımı Büyük Leboski arkadaşlar.
Coen Kardeşler filmi. Geçen hafta da programa Coen Kardeşler'in Fargo filmiyle başlamıştım.
Eski meyan filmler dosyasına o filmle girmiştim.
Ve yine bir Coen Kardeşler filmiyle giriyorum.
Coen'lerin en iyi filmlerinden bir tanesi.
Zengin filmografilerine rağmen çok iyi filmleri var Coen kardeşlerinin ama Fargo en öne çıkan filmlerinden bir tanesi.
Bana göre büyük Lebowski de öyle arkadaşlar.
Ve sinema tarihi açısından da yine çok özel bir konumda Lebowski.
Fargo gibi biraz ona benziyor ama başka taraf.
Tabii farklılıkları var.
Şöyle söyleyeyim. Neticede orada da bir suçlu tarafı var.
Bir kanun tarafı vardı işin.
Ama suç öykülerine, polisiye, sinema tarihine baktığımızda genellikle adaleti sağlayan ya da suçluları kovalayanların her zaman profesyoneller olmadığını görüyoruz.
Bazı filmlerde evet polisler bayağı böyle maaşlı, devlet görevlisi, rozetli, silahlı.
Polisler suçluları kovalıyor ya da bir gizemi çözüyorlar.
Ama bu her zaman böyle olmuyor.
İşte Büyük Leboski'deki gibi bazen de özel dedektifler söz konusu arkadaşlar.
Benim işte atıyorum biri ölüyor veya birisi ortadan kayboluyor, kaçırılıyor, bir şey oluyor.
Tamam kanun bunu kaçıranları ya da o kişiyi öldüreni arıyor ama ben diyelim ki olayın mağdur tarafıyım.
Ben devletin güçlerine, polislerine çok da güvenmiyorum ve kendi paramla gidip dedektifi tutuyorum.
Diyorum ki bu işi bana çöz. İşte bu dedektif tipi de, özel dedektif tipi de sinema tarihinin bayağı böyle bilinen, sevilen karakterlerinden bir tanesidir.
Sinema tarihinde çok güçlü özel dedektif karakterler vardır.
Güçlü oyuncular bunları oynamıştır.
Büyük Lebowski'de de bir dedektifimiz var ama biraz ilginç bir dedektif.
Yine Koyen Kardeşler sinemasından tekrar uzun uzun bahsetmeyeyim.
Geçen hafta biraz bahsetmiştim. Çok farklı bir karakter galerisi vardır Koyen Kardeşler'in.
Büyük Lebowski filmindeki dedektifimiz de...
Jeffrey Lebowski o kadar özel bir karakter ki sinema tarihinin en müstesna, en sıra dışı, en ilginç detektiflerinden bir tanesi herhalde Jeffrey Lebowski'dir.
Şöyle söyleyeyim size karakter ya da gangster dediğimiz karakter biraz bellidir dedim ya.
Eli silaha yatkındır, vuruşmaya, dövüşmeye, koşturmaya yatkındır.
Neticede bir suçlu yakılıyorsunuz değil mi?
Gerekirse dövüşeceksiniz.
Atıyorum işte silah sıkacaksınız, ipuçların kanıtları kovalayacaksınız falan böyle.
İşte bir bara girip böyle 10 doları 20 doları uzatıp bir fotoğraf uzatıp bu adamı daha önce burada gördün mü diyeceksiniz barman'e.
İşte bunu suç öykülerinden öğreniyoruz arkadaşlar.
Hiç de detektif olacak bir karakter değil arkadaşlar Lebowski.
Ve bir yandan da düşünürsek öyle bir tip değil diyoruz.
Daha da kötü tarafı yani kötü demeyeyim aslında.
Eğlenceli bir güzel tarafı. Buna hiç niyeti de yok.
Böyle bir isteği de yok. Böyle biri yani öyle biri değil.
Ve bunu neden yapsın ki diyeceğimiz tiplemede bir karakter Jeff Lubovski.
Zaten şöyle Koyan kardeşlerin bütün kariyerlerindeki filmlerin bir komedi dozu vardır arkadaşlar.
Yani en ciddi filmlerine bile böyle ince çok böyle durum sitcom dediğimiz durum komedisine biraz daha yatkın.
Biraz karakter galerisinin ilginçliğinden beslenen falan böyle tatlı bir komedi.
Bozu vardır yani Coen kardeşlerin sinemasında.
Büyük Lebowski yüksek olasılıkla Coen kardeşlerin yaptığı en komik film.
Yani böyle gülmekten yerlere yatacağınız anlar var filmde.
Ve tiplemeler zaten çok komik.
Çok kısaca şöyle söyleyeyim.
Bir kaçırma öyküsü var işin içerisinde.
Ve bu kaçırma öyküsüne hiç öyle bir öykünün içerisinde yer...
almayacak olan yani almasının beklenmeyeceği bir karakter girmek zorunda kalıyor ve bu olayı çözmek zorunda kalıyor.
Uyuşuk, işsiz, başıboş böyle evde bütün gün oturup ot çeken işte böyle rock dinleyen, bira içen ve bowlinge giden falan gayet aylak bir tip dedektif olmak zorunda kalıyor ve dedektiflik yapıyor.
O kadar ilginç ve sevimli ki yani diyorum arkadaşlar yani çok anlatırsam bir sürü ayrıntıya gireceğim.
Kendime hakim olamayacağım çünkü çok.
Nefis bir film Büyük Lebowski.
Hani bir anlamda da Koyan Kardeşler dediğim gibi farklı karakter galerisi bize sunarlarken aynı zamanda türleri de incelerler biraz.
Türlerin incelemesine girişmiş olurlar.
Büyük Lebowski filmi de biraz özel dedektiflik filmlerinin bir nevi incelemesi gibi.
Hiç dedektif olmayacak bir tipi siz oraya koyuyorsunuz ve olay biraz onun bakış açısından daha yavaş daha uyuz uyuşuk diyeyim.
kısır diyeyim ya da çözülemiyor gibi görünüyor ama o debelenme bile bir olayın çözülemeyişi ve mecburen çözülmesi ya da istemeden çözülmesi.
Hani çözülmek zorunda kalınması gibi bir durum var ortada.
Bu o kadar ilginç bir komedi dozu yaratıyor ki inanamazsınız.
Büyük Lebowski'yi eğer izlemediyseniz çok farklı bir tad alacağınıza eminim.
Ve şöyle bir olay var.
Koyan Kardeşler filmlerini izlerken hiçbir aksiyon filmi değildir.
Aksiyon hani dışarıdan baksanız işte bir kaçırma olayı var, bir dedektif var, işte kaçıranlar var, suçlular var falan.
Yani kabaca filmin öyküsünü okusanız böyle gerilim dolu bir aksiyon filmi falan izleyeceğiniz intibasına kapılabilirsiniz.
Kesinlikle öyle bir şey yok. Film öyle bir film değil.
İşte güzel tarafı da burada zaten dediğim gibi.
Yani öyle film birçok var.
İyisi de var, kötüsü de var. Ama bu film öyle bir film değil.
Çok farklı bir film. İnce bir film.
Etkileyici bir film. Çok komik bir film ve kesinlikle eskimez bir film arkadaşlar.
Hala bugün bile ben ta yaşımın verdiği izinle ta o zamanlar izlemiştim.
Çok uzun yıllar önce izlemiştim.
20 sene olmuştur rahat.
İzlediğimde de çok sevmiştim.
Tam olarak anlayamamıştım aslında.
Bu ne ya bu ilginç bir film. Çok güzel bir tarafı var ama tam da çözemedim falan dediğimi hatırlıyorum.
Yani ilerleyen yıllarda tekrar izleyip çok daha fazla sevdiğimi hatırlıyorum filmi.
O yüzden... Bugün için bile Büyük Lebowski filminin bir alternatifini, bir benzerini bulmak gerçekten güç.
İşte o yüzden de biraz eskimiyor zaten bu eskimeyen filmler dediğim filmler.
O nedenle 1998 yapımı Coen kardeşlerin Büyük Lebowski filmini eğer izlemediyseniz mutlaka izleyin arkadaşlar.
Çok farklı bir tat ve çok farklı bir his alacağınıza kesinlikle eminim, garanti ediyorum.
Bugün alacağım ikinci film.
Biraz farklı bir tona geçiyoruz.
Farklı sularda yüzeceğiz şimdi.
Yine bir özel dedektiflik filmi ama Büyük Lebowski'de andığım hemen hemen hiçbir şey bu filmde yok.
Bambaşka bir film. Yine bir özel dedektiflik filmi 1987 yapımı Alan Parker'ın Angel Heart filmi arkadaşlar.
Bizde Şeytan Çıkmazı adıyla daha çok bilinir.
Bu da bir özel dedektiflik filmidir ama özel dedektiflik filmi olmasına rağmen yine bir aksiyon filmi değil ancak daha çok Böyle korku demesem de korku gerilime kayan
bir tarafı var arkadaşlar. Çok tedirgin edici bir film.
Biraz ürkütücü anları var.
Biraz böyle nasıl diyeyim anlatması da zor.
Yani biraz tür kırması. Şöyle söyleyeyim yine ortada bir özel bir durum var.
Onu da söylemek istemiyorum. Hiç spoiler vermeme adına.
Yani bir dedektif tutuluyor birisi tarafından.
Dedektif bir olayı çözmek zorunda kalıyor.
Hani işte kayıplarını bulmak zorunda kalıyor.
Birisi kayıp hadi bunu bulun bana.
Ve dedektifimiz Mickey Rook'un oynadığı inanılmaz bir oyuncu Mickey Rook gerçekten.
Çok farklı bir oyuncu, çok sıradışı bir oyuncu.
Eğer böyle internet başında uykunun tutmadığı bir gece internet başında böyle takılıyorsanız internette eskiden sörf yapmak denirdi ya.
İnternette surf yapıyorum.
Ne ilginçmiş değil mi?
Şimdi kalmadı değil mi bunu kullanın?
Evet kalmasın lütfen zaten.
İnternette böyle gezinirken boş bir zamanınızda Mickey Rook'un hayatına şöyle bir bakın arkadaşlar.
O kadar ilginç bir hem ilginç bir kariyeri var hem ilginç de bir özel hayatı var.
Çok ilginç bir tipleme Mickey Rook gerçekten.
Çok da iyi bir oyuncu. Mickey Rook'un canlandırdığı bir özel dedektif karakterimiz var.
Bir olayın peşine düşüyor.
Onu tutan kişi Robert De Niro canlandırıyor.
İnanılmaz bir oyunculukla ve inanılmaz bir karizmayla böyle.
İşin içerisinde biraz sihir var.
Biraz büyü var. Biraz böyle fantastik bir durum var.
Fantastik bir yapı var. Dediğim gibi özel dedektif öyküsü bir anlamda suç ve suçu kovalayan bir...
Kanun gönüllüsü denemez dediğim gibi özel dedektif ama neticede bir gizemi çözmeye çalışan biri var ama hiç de öyle...
Yani kolayca çözülebilecek bir gizem gibi bir şey değil yani karşımızdaki.
Angel Heart çok tedirgin edici bir film.
Korkutucu bir film. Bazı anlarda yani tüyleriniz diken diken oluyor gerçekten.
Biraz hoyrat bir film aslında.
Hafif kanlı insanın midesini kaldırabilecek bazı anlar var.
Karanlık bir film bir anlamda da 1987 oldukça geçmiş bir tarih değil mi?
Yani hani bugün için 30 yıldan daha fazla 35 senelik neredeyse bir film ama yine hiç eskimemiş bir film.
Yani bugün izleyin. Daha dün yapılmış gibi o kadar başarılı ki kurgusu, görüntü yönetmenliği, sinematografisi, öykünün akışı, o tedirgin edici atmosfer doku aynen bugün için geçerli.
Hiç eskimemiş ve aynı zamanda hani sürpriz sonlu filmler var ya artık yani çok alıştığımız işte olay şöyledir diye böyle filmin sonunu takip etmeye falan veya çıkarmaya çalışıyoruz ya artık bir üçgüdüsel oldu böyle hani
filmler çoğunlukla. bir gizem çözme aracı haline geldi.
Film bize bir gizem sunar.
Biz de bu gizemi bakalım finalden önce fark edebilecek miyiz gibi bir durum var ortada.
İşte 80'li 90'lı yıllarda bu o kadar da sık rastlanan bir şey değildi ve O zaman aslında sürpriz finalli filmler birer başyapıt oluyordu.
Çok etkileyici biçimde böyle.
Hatırlayın 6. İster işte Dövüş Kulübü falan böyle sürpriz sonlu filmler işte Olağan Şüpheliler veya işte Esaretin Bedeli değil mi?
Bakın hepsi 90'lı yıllara yani o yıllara ait filmler bunlar ve sürpriz son dediğimiz kavramı mükemmel biçimde kullanan filmlerdi.
İşte arkadaşlar Angel Art bunlardan da önce yapılmış bir film.
Şimdi ister istemez sürpriz sonunda olduğunu söylemiş oldum ama hayır aslında filmin olayı sürpriz sonunda değil.
Yani hiç sürpriz sonunda bir film olmasa da çok iyi bir film olurdu.
Zaten bütün olayı da sürpriz sonunda değil öyle söyleyeyim.
Çok başarılı bir film, çok sıra dışı bir film, etkileyici bir film, tedirgin edici bir film.
Böyle hani sizi biraz sıkacak yani sıkacak derken canınız sıkılacak anlamında söylemiyorum.
Karamsar bir... hisle izleyeceksiniz filmi.
Filmin dokularını sinmiş o karamsarlık, o tedirginlik, o gerginlik gerçekten ekrandan öyle bir taşıyor ki yani bundan etkilenmemek mümkün değil.
Özel dedektiflik klişeleri üzerine de güzel göndermeler var.
Filmde çok iyi oyunculuklar var.
Nefis fotoğraflar var.
İnce bir ses işçiliği var.
Böyle tedirgin eden bir ses işçiliği var filmin.
1987 yapımı Alan Parker'ın yönettiği Angel Heart filmi.
Eskimeyen filmlerden bir tanesi arkadaşlar.
Hala daha ben geçenlerde izledim.
Birkaç gün önce tekrar izledim. İnanılmaz bir film.
Çok keyifli bir film gerçekten. Çok da anılır.
Google'a bir Angel Heart yazın.
Hakkında yazılanları, sinema tarihçisi ya da sinema yazarı arkadaşlarımızın, hocalarımızın, ustalarımızın film hakkında yorumlarını göreceksiniz.
Çok anılır gerçekten.
Eğer izlemediyseniz, yine izlemiş arkadaşlar vardır mutlaka ama izlemediyseniz Angel Heart Eskimeyen bir film arkadaşlar.
Mutlaka izlemenizi öneriyorum.
Bugünkü üçüncü filmim biraz daha farklı sulara geliyorum.
Bu kez polis merkezinden çıkmayacağız arkadaşlar.
Tam olarak kanun gönüllüsü böyle maaşlı baya devlet görevlisi olan polislerin cinayet masasının, dedektiflik masasının, ahlak masasının sularında yüzeceğiz.
Ama yine bambaşka bir dokuda.
Curtis Hanson'ın 1997 yapımı LA Confidential Los Angeles Sırları filmi arkadaşlar.
Los Angeles Sırları filmi bana göre sinema tarihinin gerçekten en iyi polisiye filmlerinden bir tanesi yani.
10 tane bana polisiye film say deseniz sinema tarihinden L.A.
Confidential o ilk ona girer.
Şöyle söyleyeyim. Şimdi diğer anların filmler dedim ya özel dedektiflik filmini mesela Angel Art özel dedektiflik filmi.
Big Lebowski özel dedektif olmak zorunda kalan bir dedektif filmi.
İşte LA Confidential öyle değil.
Tamamen resmi kanun güçlerinin işin içerisinde olduğu bir film.
Yine bir suçlu tarafı var. Bir mafya tarafı var.
Ve bir polis tarafı var.
Ancak LA Confidential'ın farkı şu.
Zaten bir roman uyarlaması. James Elroy'un romanı.
Arkadaşlar polisiye dünyanın üzerine bütün klişeler var.
Ve klişelerin ötesine geçmiş biçimde var.
Nefis polis tiplemeleri var.
Daha böyle bir zeki polis.
Biraz daha sert polis böyle yumrukçu polis, dayakçı polis, kirli polis, temiz polis, işini bilen polis, rüşvetçi ve ahlaksız polis var.
Bir de böyle hafif rüşvetçi ve yani kısmen rüşvetçi demeyeyim de biraz böyle yolunu bulan yani böyle hani az çok böyle rüşvete falan meyilli olup da çok da pislenmemiş polis
tipi var işin içerisinde.
Nefis bir öykü var. Kocaman bir şehir var.
LA Confidential zaten ya Los Angeles'da.
Film Los Angeles'da geçiyor.
Ve Los Angeles'ın Los Angeles olduğu dönemlerin geçmişte geçiyor.
Söylemeyeceğim hangi yılların filmini izlediğinizi.
Film geçmişte süre giden bir film.
Los Angeles'taki Hollywood'un en böyle janjanlı, hararetli, güçlü olduğu dönemler.
Orada suç öykülerinin de patladığı dönemler.
Ve polisin de işin suçlu tarafıyla, suç tarafıyla başa çıkmakta zorlanması.
ve farklı önlemler almaya çalıştığı dönemler.
O kadar zengin bir film ki o kadar çok karakter var filmde.
O kadar çok tipleme var.
Çok dolu ve büyük bir öykü arkadaşlar.
Çok büyük bir öykü gerçekten.
Yani normalden böyle çok daha uzun bir film değil.
2,5 saatten biraz daha kısa.
2 saat 15 dakika falan gibi yanlış hatırlamıyorsam bir film.
O kadar bol malzeme var ki filmde yani çok zengin bir film gerçekten çok zengin bir film ve aynı zamanda muhteşem oyuncularla dolmuş bir film ve bu oyuncular film çekildiği zaman çok da meşhur oyuncular değillerdi.
Mesela Russell Crowe, mesela Guy Pearce, mesela Kevin Spacey.
O zamanlar tabi az çok bilinen oyuncularda ama bugünkü güçlerinde ve saygınlıklarında değillerdi.
Diyebilirim ki bu filmde oynayan bütün oyuncular daha sonra parladılar ve çok güçlü oyuncular haline geldiler.
Ve Curtin Sanson'la filmin yani yönetmeni öyle onlarca filmi olan bir yönetmen de değil.
Az filmi var. İlerleyen yıllarda biraz daha fazla film yapmaya başladı falan ama o zaman için çok parlak bir yönetmen de değildi Curtin Sanson.
Sonradan çok parladı, çok güçlü bir yönetmen olduğunu gösterdi.
Biraz da böyle belgesel falan değil tabii ki yani.
Gerçek hayatı anlatmıyor ama gerçek hayattan da biraz karakterler var işin içerisinde.
Öyle söyleyeyim. Rüya gibi bir film ya LA Confidential.
Yani neresinden tutsanız hayran oluyorsunuz.
Her şeyine hayran oluyorsunuz.
Yönetmenliği çok iyi, karakterleri tiplemesi, akışı, görüntü yönetimi, işte ses işçiliği, müzikleri.
Neresine dokunsam...
harika şeyler geliyor elime gerçekten.
Neresinden tutsanız harika bir film ve polisiyenin genel klişeleri üzerine de güzel şeyler söyleyen bir film.
Hep böyle şey vardır ya polisin içerisinde bir kokuşmuşluk vardır.
Dediğim gibi rüşvetçi polis olur.
Biraz daha böyle haber uçuran, mafyaya bilgi veren polis olur.
Muhbir denir ya buna. Onun üzerine de her şey var film içerisinde.
Polisiye dünya üzerine, suç dünyası üzerine neredeyse bugüne kadar var olan her şeye bir şekilde bulaşmış, onu öyküsüne yedirmeyi bilmiş ve bunları da çok bütünlüklü
ve harika bir yapı içerisinde sunabilmiş teknik işçilik olarak, zanaat olarak, öykü olarak, işin şıklığı, estetiği olarak bir anlamda tabi mesajları ya da dokunduğu temel konular üzerine
fikirleri olarak falan dop dolu bir film arkadaşlar.
Yine az çok bilinir sinema yazarları, sinema tarihçileri LA Confidential'ı anarlar, severler, saygı duyarlar biliyorum birçok yerde gördüm ama yeni dönem Sinema sever arkadaşların hani 2000'ler sonrası Z kuşağının
gözden kaçırdığı filmlerden biri olduğunu düşünüyorum.
İzlememenin her şekilde bir kayıp olduğunu düşünüyorum.
LA Confidential 1997 yapımı eskimeyen filmlerden bir tanesi arkadaşlar.
Mutlaka izlemenizi öneriyorum.
Evet bu haftalık da bu kadar.
3 tane daha film size anmaya çalıştım.
Artık önümüzdeki hafta başka bir türden filmler size izah etmeye, hatırlatmaya çalışırım umarım.
Teşekkür ederim. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
