
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, gelmiş geçmiş en büyük müzik ikonlarından biri olan Elvis Presley'in hayatını anlatan Elvis filmini konuştuk. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
yılın en önemli projelerinden bir tanesi olarak karşımıza geldi.
Ancak biz Elvis efsanesinden bahsetmeden önce sinemamızın en önemli efsanelerinden biri olan Cüneyt Arkın'ı anmak istiyoruz.
Ünlü oyuncuyu 28 Haziran günü ne yazık ki kaybettik.
Muhtemelen Türkiye'de Cüneyt Arkın'ın tek bir filmini izlememiş bir vatandaşımız yoktur.
O anlamda tüm severlerinin, tüm Türk sinema severlerinin ve ailesinin başı sağ olsun diyoruz Cüneyt Arkın.
asla unutulmayacak en büyük sinema efsanelerimizden, en büyük sinema ikonlarımızdan biri olarak her zaman hafızalarımızda yaşamaya devam edecektir.
Evet Elvis filminden bahsedeceğiz ancak şöyle bir sıkıntı var ki biyografik filmler zaten hem taşıdıkları yükle hem de çözümek zorunda kaldıkları dramatik
problemlerle peşinen, şüpheyle karşılanılan ve aslında riski projeler olarak karşımıza geliyorlar.
Biyografik filmler gerçek bir kişinin hayatını anlattığı için o kişinin hayatına ne kadar sadık olacak, onun hayatını aynen olduğu gibi ne kadarıyla sinemaya yansıtacak
ve aslında hayatını anlattığımız kişilik ne kadar sinemayla anlatılabilir bir hayat yaşamış bu gerçekten tüm sinemacıları zorlayan en önemli noktalardan bir tanesi.
sinema filmleri temel olarak mümkünse tek bir öykü anlatıp Bir noktadan başlayıp belirli bir noktaya belli bir akış izlemesi gereken anlatılar.
Ve siz bir kişiliğin hayatını anlattığınızda, bir hayatı anlattığınızda aslında bir noktadan başlayıp tek bir noktaya doğru ilerlemiyorsunuz.
İnişler çıkışlar izliyorsunuz, dramatik gelişmeler, daha eğlenceli, neşeli gelişmeler, yükselmeler, düşüşler.
Çünkü neticede bir kişinin hayatı hele hele hem sinema dünyasına hem sanat dünyasına ya da bilim dünyasına belki de Damga vurmuş bir kişinin hayatı haliyle büyük iniş çıkışlar, çarpıcı
anlar barındırıyor genellikle.
Tüm bunları tek bir çizgi ve tek bir öykü haline getirmek gerçekten çok zor oluyor, zorluk teşkil ediyor.
Bundan dolayı da biyografik filmler çoğunlukla eleştiriyle karşılanıyor ve aslına bakarsanız seviliyor ancak çok da aslına yani aslı olan öyküye sadık
olmayan projeler olarak eleştiriliyorlar.
Şimdi bu birincisi. İkincisi de birden çok öyküyü de bir arada anlatacaksanız eğer bu da mümkün tabi ancak neticede anlattığınız kişinin hayatını belli bir cümleden ve belli
bir noktadan tutmak zorunda kalıyorsunuz.
Bir örnek vermeye çalışalım.
Diyelim ki uyumsuz bir müzisyen ya da bilimsel gelişmelere aykırı bir keşif yapmış bilim insanı.
Ya da diyelim ki paradigmalara itiraz eden bir yarış pilotu.
Şimdi bunların her biri tam olarak bir projenin temeli olabilecek cümleler, temeli olabilecek belirteçler.
Ancak siz bazen bir kişiliği işte bu şekilde özetleyemiyorsunuz ve onun hayatını anlatırken birçok noktaya girip çıkmak zorunda kalıyorsunuz.
Bu anlamda da o projeye bakarken diyorsunuz ki bu proje ne anlatıyor?
İşte Elvis projesi tam olarak Bunları aşmaya çalışmış, yüksek oranda da başarmış ancak yine de o problemleri bir anlamda sırtında taşıyan
ve o problemlere aslında biraz da sarılan bir proje olmuş.
Şimdi çok uzun bir girizgah yaptım aslında ancak bu girizgahla projeyi biraz daha rahat anlatabileceğim, rahat eleştirebileceğim.
Şöyle ki Elvis Presley içerisinde bulunduğu dönemin kışkırtıcı, genel kabullerine biraz aykırı davranan Fazla enerjik hatta biraz cinsel
göndermeler, cinsel imalar taşıyan dansıyla, sözleriyle, imajıyla biraz aykırı olan bir müzisyen olarak karşımıza geliyor o filmde.
Bu anlamda diyebiliriz ki döneminin dışında davranan ve döneminin dışında müzik yapan çarpıcı ve farklı bir müzisyenin hayatını anlatacak Elvis projesi.
Öncelikle bu noktadan tutulması gereken bir proje ki film özellikle ilk yarısında bu noktaya çok iyi vurgu yapmış ve bu noktadan yola çıkarak gerçekten Elvis Presley o efsane karakteri
karşımıza son derece çarpıcı, son derece güçlü, bütün o karizmasıyla karşımıza getirmeyi başarmış.
Okey buraya kadar sorun yok.
Ancak film aslında Elvis'in penceresinden bize anlatılan bir film değil.
Elvis Presley'in yapımcısı olan Tom Parker karakterinin gözünden anlatılıyor film.
Evet bu film Elvis'in filmi.
Elvis'in hayatını anlatıyor ancak birinin gözünden anlatıyorsa aslında o kişinin yorumuyla biz bu projeyi izliyor oluyoruz ve orada sular biraz bulanıyor.
Çünkü o kişi olaya nasıl bakıyorsa aslında izleyicinin de projeye öyle bakmasını bekliyor gibi bir durum ortaya çıkıyor.
Ancak tam olarak da böyle değil.
İşte burası biraz zor.
Burayı anlatmak da zor aslında eleştirmek de zor.
Çünkü dediğim gibi film aslında Elvis'in yapımcısının gözünden anlatılan bir film olsa da Elvis'e anlatıyor olmuş.
E bu durumda diyeceksiniz ki film neden yapımcının gözünden anlatılmış?
Şimdi o noktaya gelecek olursa da farklı hem birkaç güzellik hem de bir iki sorun karşımıza çıkıyor.
Elvis'in yapımcısı olan Tom Parker karakteri aslında bir anlamda Elvis'i sömüren, onun dünyaya açılmasını kendi menfaatleri sebebiyle engelleyen ve aslında
zaten gelmiş geçmiş en büyük müzik ikonu olmayı başarmış Elvis'in kariyerini engelleyen bir kişi olarak bize sunuluyor.
Şimdi bu pek ikna edici gelmiyor aslında çünkü eğer gerçekten birileri Elvis'i ciddi biçimde engellemiş olsaydı, ciddi biçimde onun kariyerini yönlendirmiş ve hatta kendi manfaatine kullanmış olsaydı
Elvis gelmiş geçmiş en büyük müzik ikonu olmamalıydı değil mi?
Burada bir sorun var, burada bir sıkıntı var.
Çünkü demek ki söz konusu yapımcı işini gayet iyi yapmış ki Elvis tüm müzik tarihinin en büyük ikonlarından bir tanesi olmayı başarmış.
Şimdi bu noktada gerçekten bir kafa karışıklığı var.
Film üzerine yazılan, çizilen bazı şeylere bakmaya çalıştım.
Söz konusu yapımcının konumu gerçekten biraz karmaşık algılanmış gibi geldi bana.
Çünkü evet Elvis Presley hiçbir zaman tüm dünyada tanınmış, dinlenmiş, sevilmiş bir müzisyen olmasına rağmen gerçekten Amerika'nın dışına hiç çıkmamış ve filmde anlatıldığına göre bunun sebebi Elvis
'in yapımcısı. Ancak...
Amerika içinde kalmış olsa da gerçekten söz konusu yapımcı işini çok iyi yapmış gibi görünüyor ki Elvis'i bol bol deneyimledi tüm müzik severler, albümleri tüm dünyaya yayıldı ve rekorlar kırdı.
Bu anlamda gerçekten Elvis'in kendi yapımcısıyla sıkıntılı bir ilişkisi olsa da ya da film söz konusu yapımcıyı biraz problemli bir karakter gibi bize sunmuş olsa da aslında bu tüm
filmin meselesi olacak kadar büyük bir problem değil gibi görünüyor.
Şimdi çok fazladır işin dramatik tarafına takıldım.
Biraz da görselinden bahsetmem lazım ki bu noktada iki tane konuya vurgu yapacağım.
Birincisi filmin yönetmeni.
Baz Luhrmann aslında genellikle dramatik tarafı zayıf ancak görsel tarafı güçlü projelerle andığım bir yönetmen benim.
Ve aslında çok da iyi filmler beklemediğim bir yönetmen.
Çünkü geçmişteki izlediğim filmleri örnek verecek olursak Moulin Rouge filmi ya da Romeo ve Juliet filmi görsel olarak aynı zamanda muhteşem Gatsby filmini de yapmıştı.
Bu filmler hep görsel olarak yeterince zengin, eğlenceli, sanat yönetimi iyi, kurgusu iyi, müzikleri iyi, renkleri iyi.
Her açıdan görsel olarak güçlü filmler ancak metinleri, senaryoları, öyküleri bence hiçbirinin yeterince çarpıcı değildi, yeterince güçlü değildi.
Bu anlamda dramatik yapıları, öyküleri ve aslında bir anlamda da...
Taşıdığı anlamlar, taşıdığı mesajlar, taşıdığı duygular bana biraz zayıf gelen projeler olmuştu.
Ondan dolayı Elvis filmini izlemeden önce aslında çok da olumlu hisler içerisinde değildim.
Bu belirtmek istediğim birinci nokta.
İkinci nokta da şu ki evet Elvis Presley'i neticede birisi canlandıracak ve kaçınılmaz olarak bu oyuncu olağanüstü olmalı ve ilginç olan şu ki Daha önce çok da tanıdığımız
bildiğimiz başka birçok karakterle özdeşleştirmiş olduğumuz bir oyuncu olmamalı.
Çünkü başka önemli karakterlerle özdeşleştirdiğimiz bir oyuncu olursa onu Elvis Presley karakteriyle özdeşleştirmek biraz daha zor olacaktır ki zaten.
Tarihteki önemli kişilikleri canlandıran oyuncular çoğunlukla daha genç ve tanınmayan yeteneklerin arasından seçilir.
Bu bahsettiğim kaygıdan dolayı olur bu zaten.
O anlamda evet Alice'i kim oynayacaktı ve nasıl oynayacaktı bu da çok önemli bir konuydu.
Şimdi bu belirttiğim iki noktanın hemen cevabını vereyim.
Nasıl olmuş? Baz Lorman gerçekten bence kariyerinin en iyi filmine imza atmış ve eski filmlerindeki zayıflığını bu filmde Tekrar taşımamış hem öykü
olarak hem duygu olarak hem anlam olarak mesaj olarak yani kabaca dramatik olarak son derece güçlü bir film yapmış.
2 saat 40 dakikalık bir film gerçekten çok uzun bir film Elvis.
Ancak filmin gerçekten hiçbir noktasında senaryodan ve öyküden kopmuyorsunuz.
Film tıkır tıkır ilerliyor.
Filmin her kısmında her bölümünde Elvis'in hayatının ya da kariyerinin önemli bir kısmını bir başka kısmını son derece çarpıcı, son derece anlamlı biçimde karşımıza getirmiş yönetmen.
Yani diyebiliriz ki Baz Luhrmann eski projelerindeki o dramatik yapı zayıflığını, o metin zayıflığını...
Bu filmde gerçekten atlatabilmiş ve filmi bu açıdan da güçlü kılabilmiş.
İkinci nokta ise oyuncu Elvis Presley'i oynayan Austin Butler.
Gerçekten muhteşem bir oyunculuk sergilemiş.
Arkadaşlar bakın geçtiğimiz yıllarda Bohemian Rhapsody filminde Freddie Mercury'yi canlandıran Rami Malek zaten o film biyografik filmleri tekrar bir gündeme getiren tekrar bir canlandıran proje olmuştu
ki gelmiş geçmiş en büyük hasılat yapan biyografik film olmuştu Bohemian Rhapsody.
O anlamda filmin zaten bu başarısı biraz da başrol oyuncusu Freddie Mercury'yi canlandıran Rami Malek'e emanet edilmişti.
İddia ediyorum ki Austin Butler'ın performansı Rami Malek'in performansından gerçekten daha iyi.
O kadar iyi ki sadece Elvis Presley'in hani sahnede olduğu hayranlarına hitap ettiği, müzik yaptığı o buğulu bakışları, o...
Başını öne eğdiği, üstten üstten kaşlarının arasından sevenlerine baktığı o işte saçları, o uzun yüzü, o etkileyici bakışları falan sadece performanslarının söz konusu olduğu bir ikon olarak ekrana
geldiği o anlardan bahsetmiyorum.
Aile ilişkileri, sokaktaki ilişkileri, dostlarıyla sohbetleri, ses tonu, hali, tavrı yani hani diyebiliriz ki zaten bunu sosyal medyada birçok kişi söylemiş.
Haklı olarak bu yorumu yapmışlar.
Austin Butler Elvis Presley'i oynamamış.
Elvis Presley olmuş gerçekten.
Müthiş bir oyunculuk var.
Bu yıl yani hani başka tabii hangi performanslar karşımıza gelecek henüz bilmiyoruz ancak gerçekten bu yıl Oscar'ın en güçlü adayı Austin Butler olacaktır.
Bu genç oyuncu, bu parlak oyuncu Elvis Presley performansıyla unutulmaz bir iş çıkarmış.
Yani 2 saat 40 dakikalık filmi iddia ediyorum güzel başka birçok tarafını bir kenara atıp sadece Elvis Presley performansı için dahi izleyebilirsiniz.
O kadar coşkuluğu, o kadar harika, o kadar güçlüğü yani nasıl öveyim bilmiyorum gerçekten.
İzlediğim en iyi gerçek kişilik performanslarından bir tanesi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Tüm bunları bir kenara atıyorum.
85 milyon dolara mal olmuş bir film.
Çok büyük bir bütçe denemez aslında bir Hollywood prodüksiyonu için ama bir biyografik film için yine de oldukça yüksek bir bütçe.
Çok gösterişli, kostümleri, sanat yönetimi, ses işçiliği, kamera hareketleri, efektleri her açıdan son derece zengin, son derece güçlü, harika bir film.
Bu anlamda hem görsel olarak hem kurgu olarak da nefis bir proje olmuş Elvis.
Hani şimdi her açıdan övdüm övdüm muhteşem bir proje diyorum.
Ancak elbette... Bazı zayıflıkları da var.
Öncelikle gerçekten hiç ben sıkılmadan izledim.
Ve birçok sinema severim de bu filmi sıkılmadan izleyeceğini düşünüyorum.
Dediğim gibi 2 saat 40 dakika olmasına rağmen.
Ancak yine de evet uzun bir film.
Hani sıkılan izleyiciler olacaktır belki diyorum ben sıkılmadım ama.
Bazı izleyicileri sıkabilir.
Bazı noktalar çok uzun anlatılıyor filmde.
Filmin ana öyküsünden biraz şaşıldığı taraflar var.
Yine en başta söylediğim noktayı hatırlatıyorum hani tek bir öykü anlatmasını bekleriz ya çoğunlukla filmlerin ya da belli bir odakta kalmasını isteriz ya.
İşte Elvis'in hayatını anlatırken ne yazık ki bu mümkün değil.
O anlamda filmi biraz dağınık bulabilecek izleyiciler olabilecektir.
Buna ek olarak bir de şöyle bir durum var ki.
Aslında hani müzikal bir film bir anlamda değil mi?
Tabii ki Elvis'in hayatını anlatırken müzikale girmemeniz mümkün değil.
İşte dansları, sahne şovları, televizyon şovları vs.
Evet müzikal bir filmle karşı karşıyayız.
Müzikleri de çok iyi ancak biraz da yorucu bir film gelebilir.
Filmde sessiz kalınan ya da filmin daha sakince aktığı diyeyim.
Biraz daha böyle hani sakinleştiği, yavaşladığı, sessizleştiği anlar filmin çok az ve hani film bu kadar da uzun olunca gerçekten karşınızda bombardıman gibi bir film oluyor.
Böyle biraz dinlenmiş ve sakin bir kafayla hani güçlü bir kondisyonla diyeyim en azından filmi izlemeye çalışmanız önerilir.
Son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Her şekilde biyografik filmler zor.
Evet gerçek bir kişiliği anlatıyorsunuz.
Şimdi gerçek hayat ne kadar sinemaya uygun ya da o gerçek hayatı ne kadar anlatıp sinemaya yansıtacaksınız bunlar hep dediğimiz gibi önemli sorunlar.
Elvis 42 yaşında hayata gözlerini yummuş çok önemli bir müzik sanatçısı olarak gerçekten aslında öyküsü hüzne ve drama ulaşan bir kişilik.
Bunu da film aslında anlatmaya çalışıyor ve bunu da başarıyor.
Ancak hani filmin...
O inişleri çıkışları, o dramları ve sonunda aslında bir şekilde tam olarak hüzünlü bir noktaya bağlanması hani ne kadar ikna edici gelir?
Bundan ne kadar tatmin olursunuz?
Gerçekten bilmiyorum. Filmden çıktıktan sonra aklınızda ne kalacak?
Gerçekten bir müzikal mi?
Gerçekten bir karakter dramı mı?
Gerçekten bir aile dramı mı?
Hatta belki işin politik tarafı, Elvis'in bunlara direnmesi, yapımcısıyla olan ilişkileri yani bu kadar zengin bir filmden Aklınızda ne kalır?
Sonunda nasıl bir Elvis portresiyle baş başa kalırsınız?
Bunu tam olarak bilemiyorum.
Emin olamadım. Ben kendi adıma da emin olamadım.
Ve bu da aslında bir proje için...
Bir nevi zafiyettir diyebiliriz.
Bir filmden çıktığımızda aklımızda net bir karakter, net bir öykü, net bir profil kalsın isteriz.
Hani bu filmde pek de öyle olmayabilir.
Ondan dolayı en azından şunu söyleyebilirim.
Sadece sahne şovları, sadece müzikal performansları, sadece o eşsiz dansı, karizması ve sesiyle Elvis'i hatırlamak için bile bu filmi izlemenizi...
Tavsiye ediyorum. Hani onun dışındaki öykü ayrıntıları, yan öyküler, yan karakterler, işin dramı, politikası, gerilimi vs.
Hani filmin bonusu gibi ya da yanında getirdiği ödül gibi olsun demek geçiyor içimden.
En azından öyle algılarsanız filmi çok daha doğru biçimde okursunuz diye tahmin ediyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
