
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, son yılların en önemli ve beklenen filmlerinden biri olan Dune: Çöl Gezegeni filmini konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda sonunda, sonunda Dune Çöl Gezegeni filmi gösterime girdi ve tabi koşa koşa salonları doldurduk, izledik ve genel olarak çok sevildi.
Ve gerçekten çok iyi bir film arkadaşlar.
Hani burada birçok güncel filmi, gösterimde olan filmi size tanıtmaya ve üzerine sohbet etmeye çalışıyoruz.
Hani bugüne kadar mutlaka izleyin arkadaşlar dediğim bir film hatırladığım kadarıyla olmadı ama burada gönül rahatlığıyla söylüyorum.
Dune Çöl Gezegeni filmini mutlaka izleyin arkadaşlar.
Tabii şimdi size hem filmi tanıtacağım hem neden mutlaka izleyin dediğimi de anlatacağım ayrıntılı bir şekilde ama önce onu söyleyeyim yani.
Film çok iyi arkadaşlar. Gerçekten çok iyi.
Hemen şöyle tanıtayım. 1965 yılında yazmaya başlanıp 1985'te biten 6 bölümlük devasa bir bilimkurgu uzay operası romanının uyarlaması
bu film arkadaşlar. Frank Herbert tarafından yazılmış.
Bilimkurgu edebiyatının zaten en önemli romanlarından bir tanesi.
Çok okunmuş, çok sevilmiş, bir sürü ödül almış falan böyle.
Zaten hani edebiyat dünyasında bilimkurgu edebiyatında özellikle adı duyulmuş, sevilmiş en önemli eser.
Bu dizinin betimlemesi TRT
tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
Şimdi bunların yani birçoğu birçok sinema sever birçoğumuz hani diyoruz ki ah işte onu keşke sinemada izleyebilseydik dediğimiz birçok evren var.
Zaten birçok film de var illa evrene yani kendi evrenine sahip olması gereken film olması gerekmiyor ama bu şekilde birçok film var.
Arkadaşlar çok yüksek olasılıkla Dune serisi sinema tarihine mal olmuş.
Henüz kesinleşmedi gerçi.
İkincisiyle ilgili hemen anlaşmalar, sözleşmeler yapıldı.
Ve bu filmin yönetmeni Donnie Villeneuve'un bu filmin devamını çekeceği de şimdiden kesinleşti.
Ve Donnie Villeneuve zaten filmin hazırlıklarında çalışmaya başladı.
Yani çok yüksek olasılıkla...
Dune serisi sinema tarihinin önemli, değerli, hatırlanan, büyük evrenlerine sahip serilerinden bir tanesi olacak.
Ve uzun yıllar sonraki sinema severler.
Eminim şu an bizim bazı seriler ya da filmler için dediğimiz gibi ah ah biz işte bir zamanlar ne şanslı bir nesil vardı Dune'u sinemada izledi falan diyecekler.
Emin olun arkadaşlar bakın bunun garantisini veriyorum size.
Onun için aslında bu kadar değerli ve önemli bir romanın, edebiyat eserinin sinemaya uyarlanmasının Tam dönemine denk geldiğimiz için biz biraz şanslı bir nesil oluyoruz.
O nedenle bu tarihsel filme, bu şimdiden hani sinema tarihine geçme olasılığı çok yüksek olan filme siz de tanık olun.
Yani bu sinema canlandırmasına, bu sinema olayına siz de tanık olun diye en başta diyorum ki mutlaka gidin izleyin arkadaşlar filmi.
Şimdi öncelikle Dönüvillöv'den başlayayım.
Arkadaşlar Dönüvillöv filmi yönetmeni zaten mutlaka koşa koşa gidin diyorum ya.
Yani birinci sebep bu. Zamanında Dune'u sinemada izleme fırsatını kaçırmayın diyorum.
İkincisi arkadaşlar Donnie Villeneuve zaten 2000'den sonrası sinemanın en önemli, en iyi yönetmenlerinden bir tanesi.
Hatta ilginç biçimde biliyorsunuz 2000'den sonrası sinemasının en önemli, en parlak yönetmeni kim?
Christopher Nolan. Malum yani.
Önemli ve değerli bir yönetmen tabii ki ve Twitter'da işte ekstra sözlükte falan böyle sosyal medyada bazı yerlerde birçok kişinin böyle ya işte Donnie Villeneuve, Christopher Nolan'dan bile iyiymiş ya falan gibi yorumlar yaptıklarını görüyorum böyle.
Hani bu bir anlamda şu oluyor yani 2000'ler sonrası sinemanın en büyük yönetmeni aslında Donnie Villeneuve gibi bir itirafa denk geliyor neredeyse.
Gerçekten arkadaşlar Donnie Villeneuve çok iyi bir yönetmen.
Bildiğim kadarıyla hani birçok yönetmen biliyorum haliyle sürekli ilgilendiğim için.
Hiç kötü filmi olmayan bildiğim çok nadir yönetmenlerden bir tanesi ki...
Buradan hareketle dolayısıyla size de şunu çok rahat söyleyebilirim.
Donnie Villeneuve'un yaptığı her şeyi izleyin arkadaşlar.
İzleyebilirsiniz. Hani hemen birkaç örnek vereyim hangi filmleri yaptı.
Blade Runner 2049'u yaptı.
Ki Blade Runner 2049 yani Ridley Scott'ın efsane filmi.
1980 tarihli Blade Runner'ın devamının bir yönetmenine teklif edilmesi artık herhalde günümüzde bir yönetmenin ulaşacağı son nokta olsa gerek.
Arrival diye bir film yaptı.
Nefis bir film. Scario diye bir film yaptı.
Nefis bir film. Kariyeri gerçekten muhteşem filmlerle dolu.
Çok iyi filmlerle dolu. Ve ben şahsen dün Çöl Gezegeni filminin Dönebilmem'e verildiğini duydum da inanılmaz sevmiştim.
Harika bir film ortaya çıkacağını düşünmüştüm.
Ve tam da beklediğim gibi oldu.
Çünkü arkadaşlar çünkü Çöl Gezegeni gerçekten Dönebilmem'in sinematografisine, sinema anlayışına, tarzına, üslubuna çok uygun bir öykü bence.
Bunu da şundan yol açarak söylüyorum.
Hemen bir parantez daha açacağım.
Dün Çöl Gezegeni filmi.
Bir uzay operası dedim ya arkadaşlar.
65'te başlamış yazılmaya.
Seri 85'te bitmiş.
Tam olarak da George Lucas'ın bu uzay operası deyince ilk akla gelen serilerden bir tanesi olan Star Wars'un Arak yaptığı resmen fikrini ya da duygusunu veya dokusunu çaldığı söylenen seri zaten
Star Wars. Bunun üzerine internette birçok böyle haber var.
Bunun üzerine işte makaleler var.
Böyle söyleyenler var. Yani Star Wars komple Dune'dan çalıntı diye.
Bunu niye söylüyorum? Şuradan yola çıkarak söylüyorum ki.
Normal şartlarda uzay operası farklı evrenler sunan filmler için çok uygun bir alt tür ve Dune'da gerçekten devasa bir uzay operası bambaşka bilinmeyen bir gezegende geçiyor.
Tabi adı üzerinde bambaşka bir kültür, bambaşka öğretiler, bambaşka yaşam dinamikleri, bambaşka bir iklim, ortam, karakterler, tiplemeler.
Yani gerçekten devasa bir dünya sunmuş bize.
Hemen konuyu bağlıyorum. Ne dedim?
Hani Donnie Willem'in sinemasına çok uygun demiştim ya.
Normal şartlarda uzay operaları hemen söyleyeyim hatırlayayım tekrar Star Wars'taki gibi çoğunlukla eğlenceyi daha çok amaç edinen hızla akıp giden böyle hani farklı kültürleri, farklı dünyaları, coğrafyaları
bize tanıtıyor olsa da çoğunlukla hızlı hızlı akıp giden, bizi eğlendirmeye çalışan, heyecan vermeye çalışan filmlerdir.
Çoğunluğu öyledir. Ya bu kötü demek değil ama Biraz genç ya da çocuk işi demeyeceğim.
Çocuk filmi diye bir şey kalmadı.
Aslına bakarsanız çocuklar için yapıldığı birçok filmi biz yetişkinlerde gayet keyifle izliyoruz.
Hangisinden örnek versek olur.
Biraz daha yakın zamanda özellikle işte bu Marvel serileriyle falan gişe filmleri çok hızlı akan daha çok eğlencelik daha çok böyle aksiyon işte bilim kurguyu işte harmanlayan falan filmler oldu.
Ve bunların arasında tırnak içinde yetişkin filmi neredeyse kalmadı arkadaşlar.
İnanın ki sinemaya baktığımda daha çok hep genç kitleyi hedefleyen filmler görüyorum.
Diyorum bu kötü bir şey değil bu da güzel bir şey ama biraz da ötekisi olsun diyoruz.
Yani biraz daha yetişkin işi biraz daha ağır bu kadar hızlı akıp gitmeyen filmler.
olsun diyoruz. Buna ihtiyaç duyuyoruz yani.
İşte Dönivilno'nun sineması tam olarak böyle bir sinema arkadaşlar.
Dönivilno dönemin hakim sinema anlayışına uygun biçimde.
Mesela Christopher Nolan gibi falan değil yani.
öykülerini, filmlerini böyle daha yavaş yavaş, daha ağır ağır akıtan, daha böyle bir tanıtan, daha çok kurgudan çok fotoğrafa ağırlık veren ve gerçekten muhteşem fotoğraflar yaratan, muhteşem
ortamlar yaratan bir yönetmen.
Tarzı biraz günümüz gişe ve aksiyon filmlerine ters olduğu için Dune serisinin Dönü Villeneuve tarafından sinemaya aktarılması nefis bir haberdi benim için.
Ve hemen filmi de daha ayrılılı bir şekilde anlatmaya başlayayım.
Arkadaşlar film çok iyi diyoruz ya.
Şimdi bambaşka bir öyküsü yok aslında.
Yani sadece öykü olarak bakarsak buna benzer öyküler mutlaka karşımıza gelmiştir.
Yani o açıdan film çok yeni bir şey sunmuyor.
Ancak bambaşka bir ortamda olduğu için ve bu bambaşka ortamı da Donnie Villeneuve gerçekten bize sunmak için en doğru yönetmen olduğu için ortaya nefis bir iş çıkmış diyorum.
Esas işin özü bu. Bambaşka bir çöl gezegenindeyiz.
Orada bambaşka yerel bir halk var.
Oraya gelenler var. Orada etkisi olan bir imparatorluk.
İmparatorluğun klanları, askerleri, kralı, yardımcısı.
Orada yerel bir halk, savaşçılar, kralın oğlu.
Bir sürü karakter var.
Çok zengin bir dünya gerçekten.
Ve Denevil'in bütün bu karakterlerin her birini nakış gibi işlemiş.
Teker teker bize karakterleri tanıtıyor.
Kendi çatışmalarını teker teker sunuyor.
Hani öykünün ve filmin içerisindeki tüm karakterlerin konumlarını, önemlerini tek tek bize sunuyor.
Yani o kadar güzel bir yapı sunuyor ki film.
Gerçekten biraz ağır akıyor gibi geliyor en başta.
Hani böyle diyorum ya hani günümüzde artık sinema biraz akıp giden, böyle hızlı hızlı akıp giden, hiç sıkmayan bir kurgu anlayışına sahip olmuş durumda.
Diyorum Dönebiliyor'un sineması buna pek uyum sağlamıyor ama...
Bu kesinlikle film sıkıcı demek değil.
Aksine bizi farklı bir duyguya, farklı bir dokuya, farklı bir tavra davet eden bir yapısı var Dönebiliyorum sinemasının.
Ve bu yapı da gerçekten Çöl Gezegeni filmine mükemmel oturmuş.
O kadar güzel olmuş ki.
Ve aynı zamanda şöyle bir durum var.
Şimdi akıp gitmiyor hızlı hızlı.
Daha böyle biraz daha durağan, sakin sakin.
Hani çektiği her planı, gösterdiği her görüntüyü, fotoğrafı bize...
Uzun uzun deneyimleten bir yönetmen.
Hani böyle tırnak içinde söylüyorum.
İşte biraz böyle Tarkovski bilim kurgu çekiyor gibi.
Ya da işte ne bileyim Nuri Bilge Ceylan bilim kurgu çekiyor gibi bir anlamda.
Ancak ancak şöyle bir şey var.
O kadar özenli, o kadar ince ve o kadar incelikli bir sineması var ki.
O gördüğünüz her fotoğraf böyle ağır ağır akıyor.
Hani hızlı gitmiyor dediğim her fotoğraf o kadar iyi ki.
O fotoğrafları tek tek deneyimlemek ve incelemek zaten insana keyif veriyor arkadaşlar.
Hele hele hiç tanımadığınız, bilmediğiniz bir evreni ve coğrafyayı yönetmen size tanıtıyorsa bu gayet de doğru bir...
Görsel ve sinemasal tercih oluyor.
Hemen şunu da belirteceğim.
Neden bir de illa gidin görün mutlaka izleyin diyorum.
Şöyle bir olay var arkadaşlar.
Normal şartlarda hani uzay operası diyorum serövene daha çok heyecana falan odaklı bir seridir dedim ya.
Buradaki durum biraz daha düşünsel bir tarafı da var.
Yani Dönü Villeneuve sinemasının.
Ama aynı zamanda dramatik tarafına da çok fazla eğiliyor.
Yani aksiyona, vurdu kırdıya falan değil.
Daha çok karakterlerin iç çatışmalarına, nasıl mücadeleler verdiklerine eğiliyor.
Ve bir bilim kurgu operasında...
uzay operasında böyle bir şey görmek gerçekten çok az rastlanır bir durum.
Derevini de bunu çok iyi verdiği için hani buna benzer fazla film de göremeyeceksiniz arkadaşlar.
Emin olun yani. Onun için de mutlaka filmi görmenizi öneriyorum.
Teknik olarak film muhteşem arkadaşlar.
Yani mükemmel. Gerçekten sinemanın yani 125 yıllık birikiminin ulaştığı noktayı özetleyecek seviyede iyi bir film arkadaşlar.
Kostümler. Işıklar, set tasarımları yani filmin neresi efekt, neresi set, neresi ne bileyim yapılmış ya da neresi inşa edilmiş falan anlamanız mümkün değil gerçekten.
Oyuncu seçimleri harika ya bütün karakterler yani oyunculuklar falan da çok iyi çok özenle çalışılmış performansları belli.
Dönebil Döv'de nefis yönetmiş oyuncuları gerçekten.
Karakterler, oyuncu seçimleri o kadar doğru o kadar iyi ki hani özdeşleşemeyeceğiniz ya da kendi iç çekişmesini diyeyim ya da filmdeki işte öyküdeki konumunu, durumunu, önemini anlayıp kavramakta
zorlanacağınız hiçbir karakter yok.
Bütün karakterlerle özdeşleşeceğinize garanti ediyorum gerçekten.
Çok iyi oyunculuklar var.
Çok iyi tiplemeler var.
Ve aynı zamanda film teknik olarak bu kadar iyi işte diyorum seti, sesi, ışığı işte efektleri falan her şey bu kadar iyi olunca O hızlı kurgu olmasın diyorsunuz
zaten. Anlıyor musunuz demek istediğimi?
Yani her şey böyle akıp gitmesin.
Böyle filmi biraz ağır ağır sakin sakin izleyeyim.
Bu teknik işçiliği, bu olağanüstü işçiliği, bu olağanüstü sinematografiyi gerçekten deneyimlemek istiyor insan arkadaşlar.
O açıdan da günümüz için baya ayrıksız ve sıra dışı bir film haline geliyor Çöl Gezegeni.
Onun için de zaten mutlaka izleyin diyorum.
Ve arkadaşlar birkaç nokta daha var filmle ilgili sizi mutlaka hatırlatmam gereken.
Romanın yarlaması dedim ya aslında arkadaşlar 1984 yılında Düğün Çöl Gezegeni romanı sinemaya uyarlanmıştı, çekilmişti.
Ve kim çekti? Yine sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden David Lynch çekmişti arkadaşlar.
Ve ne yazık ki çok kötü bir film olmuştu o.
Bence çok kötü değil ama yetersiz ve vasat diyebilirim.
Genellikle internette falan böyle bir araştırırsanız çok kötü dendiğini göreceksiniz.
Biraz haksızlık bence o kadar kötü değil ama gerçekten vasat bir film.
Hele hele hem David Lynch gibi çok değerli önemli bir yönetmenin filmi olarak hem de Düğün Çöl Gezegeni gibi yani nefis bir edebiyat eserinin uyarlaması olarak çok vasat bir film.
Buradan da şuraya geleceğim.
Yani aslında Düğün Çöl Gezegeni hem birçok edebiyat severi için, romanın severi için hem de birçok sinema severi için için uyarlanamaz bir roman olarak görülüyordu arkadaşlar.
Bu olmaz abi. Bak işte David Lynch gibi bir yönetmen bile denedi.
O bile yapamadı yani.
Bu yapılmaz artık denmişti uzun yıllar birçok yerde.
İşte Denis Villeneuve tam olarak bu işin altından alnının akıyla kalkmış.
Bu yüzden de filmi mutlaka görün diyorum arkadaşlar.
Gerçekten o kadar iyi ki. E şimdi şöyle bir şey daha mutlaka bunu da belirtmem lazım.
Başka bir evren orası.
Yani hani Başka bir işte sinemasal evren.
Başka bir gezegen. Başka tiplemeler falan var.
Başka bir dünya. Başka dinamikler söz konusu.
Evet. Bunları çok iyi vermiş yönetmen.
Şimdi bir çöl gezegeni. Yani ada üzerinde şimdi spoiler vermiş olmuyorum.
Onu söyleyeyim. Bir çöl gezegeni.
Burada en değerli şey su. Yani çok sıcak bir ortam.
İşte böyle 60 derecelere varıyor falan filan.
Hep böyle ne bileyim binalar, kılık kıyafet.
Su en değerli şey.
Onun için bir de çok yüksek teknoloji var tabi.
Hani bilinmeyen bir gelecekte süre gittiği için.
İnsanların oradaki hareketleri, tavırları, tiplemeler, yaşam dinamiklerini film öyle güzel vermiş ki.
Yani yarı belgesel gibi de izliyorsunuz aynı zamanda.
Hani öyküyü falan hiç tabi boşa çıkarmıyor ama film sadece onu bile izlesiniz.
Hani öyle bir dünyada, öyle bir coğrafyada, öyle bir evrende işler nasıl süre gidiyor diye bile izlesiniz.
Gerçekten çok keyif alırsınız filmden.
Hemen şunu da belirteyim.
Diyorum devamı için yani Denis Villeneuve çalışmaya başladı bile onu biliyoruz.
Yüksek olasılıkla bu altı romanın tamamı çekilecek.
Ondan sonrası ne olur bilinmiyor. Tabii yani yeni öyküler falan yazılır mı artık o ne kadar sürecek veya hangi yönetmenler bundan sonra çekecek o da belli değil.
Ancak normal şartlarda...
Çok büyük seriler hani bu tip işte Marvel evreni diyoruz mesela değil mi?
Star Wars'lar, Matrix'ler, Harry Potter'lar, Yüzükler Efendisi falan bir sürü seri var.
Bunlar bunun artık yani Düğün Çöl Gezegeni son örneği oldu ve gelecek nesillere kadar taşıyacağı için sinemanın da genel işte teknolojik gelişimi, anlatısal gelişimi, temel dinamikleri falan üzerine bir
kılavuz niteliği taşıyacağını düşünüyorum ben bu filmin.
Dönü Villeneuve hani dönemin eğilimlerinin dışında bir yönetmen bunu çekmiş ve yönetmiş olsa da.
O açıdan da bir kılavuz teşkil edeceğini düşündüğüm için de işin başını mutlaka sinemada görün diye öneriyorum size.
Şimdi bu kadar övdüm, övdüm, övdüm.
Evet süper, harika, muhteşem.
Gidin, gidin, gidin. Ancak arkadaşlar filmin bir tane kusuru var.
Ve bu kusur da bence baya önemli ve büyük bir kusur.
Dürüst olmak gerekirse bunu fikrimizse söylemekle mükellef bir sinema yazarı olarak, bir incelemeci olarak bunu söylemek zorundayım.
Arkadaşlar filmin finali yok.
Film bitmiyor.
Yani... Tamam hani perde kararıyor ama film bitmiyor.
Nasıl? Hemen şöyle şimdi hem yüz yüze bazı işte sinemacı veya bunun üzerine fikir yürüten arkadaşlarımla yüz yüze de konuştuğum oldu.
Sosyal medyada da bunun üzerine bir şeyler söyledim.
Yani film bitmiyor ve bu filmin kusuru.
Ben bunu söyledim ve insanlar bana diyor ki ya arkadaş bu zaten altıf bölümlük bir bilimkurgu romanının uyarlaması.
Yani bunun işte devamı var zaten.
Devamı gelecek. Tabii ki bu film başlangıç.
Evreni tanıtıyor. Bunu da çok iyi yapıyor.
Ve öyküyü bir noktaya getirip bırakıyor.
Yani bu filmin kusuru değil dediler bana.
Bu şekilde savundular. Ancak ben bu fikre katılmıyorum.
Çünkü tamam bu bir edebiyat uyarlaması olabilir.
Bunun devamı olacak belki.
Yani her şekilde film, romana sadakatli olması iyi bir şey film için.
Çünkü çok başarılı bir roman. Ondan kopmasını beklemiyoruz.
Ancak neticede ortada bir de...
Uzun metraj sinema filmi dinamikleri var arkadaşlar.
Bir giriş, bir gelişme ve bir sonuç.
Ekilen tohumların hasat edilmesi, belli bir karakter gelişiminin, dramatik bir yükselmenin, bir patlamanın bir sona bir finale erişmesi.
Tam sona finale de olmasa da en azından o bölüm içerisinde izlediğimiz uzun metraj film içerisinde en azından hani öykünün tamamını anlatmasa da o bölüm babında bir finale bir
dramatik arınmaya ulaşması gerekli arkadaşlar.
Yani filmin bir edebiyat uyarlaması olması ve daha 5 tane daha devamının olacak olması bu bölümünün Tamamen finalsiz ve herhangi bir arınma ya da kendi içinde belli bir son teşkil
etmeden bitmesine yeterli sebep değil.
Çünkü bunu tarihte yapmış başka birçok film de var.
atıyorum Matrix üçlemesi bir üçleme olarak yazılmıştı.
Önce ilkini yapalım bakalım işte iş yapacak mı sevilecek mi ona göre diğerine bakarız dediler.
Ve birinci film bittiğinde devamı neredeyse artık çekileceği kesin gibi bir şeydi.
Ama orada bir final vardı.
Star Wars 9 bölüm olarak 3 tane üçleme olarak tasarlanmıştı.
Ama her bölümünün bir finali var.
Yüzüklerin Efendisi bir üçleme.
Her bölümün bir finali var.
Yani devamının olacak olması öyküyü istediğiniz noktada bitirin.
Bir şekilde en azından O film için, o uzun metraj için bir final teşkil etmesi gerekiyor arkadaşlar.
Hem dramatik olarak, hem duygusal olarak, hem mantıksal olarak öyle söyleyeyim.
Bu filmde öykü dinleme açısından mantıksal olarak bir noktaya kadar geliyor belki.
Belki kabul ederim ama dramatik olarak ve duygusal olarak gerçekten çok açıkta kalıyorsunuz.
Zaten filmin son yarım saatinde onu hissediyorsunuz.
O ana kadar çok iyi gidiyor. Harika gidiyor film.
Akışı çok iyi. Ağır ve biraz yavaş olmasından hemen asla sıkıcı değil ve...
Çok doğru bir tavırla izleyicisiyle bir bağ kuruyor.
Ama son yarım saatte normalde filmler hani yükselir ya mesela.
Sonra doğru yaklaştıkça macera artar, gerilim artar, dram artar.
Hani bir noktaya doğru böyle bir evrilir film.
Onu hissederseniz izlerken.
Heyecan ya da hangi duyguyu anlatıyorsa film.
İster korku olsun, heyecan olsun, işte hüzün olsun.
Hangisi olursa olsun o duygu bir böyle yükselir, yükselir, yükselir.
Bir köpürür değil mi? İşte filmin son yarım saati ne olduğunu anlıyorsunuz arkadaşlar.
Bu film bitti. Bunu anlıyorsunuz ama dediğim gibi tamam Dün Çöl Gözgen'in filminin devamının olacak olması, 6 bölümlük bir serinin başlangıcı olması kendi içinde
de makul bir finale sahip olmaması için yeterli sebep değil arkadaşlar.
Tek kusuru, gerçekten tek kusuru bu.
Onun dışında her açıdan harika ve her açıdan muhteşem bir film.
Birçok sebep saydım artık.
Bunları herhalde dikkate alarak filmi izlersiniz diye düşünüyorum.
Mutlaka izleyin diyorum. Gerçekten çok değerli bir film.
Donnie Villeneuve benim gibi severlerini yine hiç şaşırtmadı ve kusursuz sinematografisine...
Kusursuz kariyerine bir nefis sinematografi ve nefis bir film daha eklemiş oldu.
O nedenle Dün Çöl Gezegeni filmini mutlaka izlemenizi öneriyorum arkadaşlar.
Gelecek nesillerin devamlarını izleyeceği ve sinemada tüh izleyemedik keşke izleyebilseydik diyeceklerini tahmin ettiğim filmi sinemada yakalamak hepimize nasip oldu.
Bunu da umarım hep birlikte yaşarız diyorum.
Evet bu haftalık bu kadar.
Donnie Villeneuve'den Dune Çöl Gezegeni filmini konuştuk.
Umuyorum ki bundan sonraki bölümleri de bu programda konuşmaya fırsatımız olur.
Evet teşekkürler arkadaşlar.
Haftaya görüşmek üzere. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
