
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, zengin oyuncu kadrosu, çarpıcı öyküsü ve eğlenceli tavrıyla öne çıkan ve çokça konuşulan Don't Look Up'ı konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda Don't Look Up konuşacağız.
Yakın dönemin yine gösterime giren en önemli filmlerinden bir tanesi.
İlginç bir film. Aslında çok, yani fikir olarak çok iyi zaten.
Hani ortaya çıkış denemeyi, esas anlattığı öykü, yaklaşımı, tavrı falan çok doğru bir proje.
İzlemesi çok keyifli bir film.
Bazı problemleri var. Tabii onlardan da bahsedeceğim ama öncelikle kısaca filmi tanıtayım.
Adam McKay yönetti. Adam McKay yakın dönemin bilinen yönetmenlerinden bir tanesi.
Hollywood'un biraz daha böyle kalbur üstü filmlerini yapan, biraz geçmişteki gerçek olayları anlatmaya meraklı, gerçek kişileri anlatmaya meraklı.
Dick Cheney'i falan anlattı mesela.
Ya da Wall Street'teki büyük o ekonomik dalgalanmanın filmini yaptı falan.
Böyle güzel hani hem güncel yakın tarihin önemli kişiliklerini ve olaylarını kameraya almayı seven, teknik olarak başarılı, güzel, keyifli filmler yapan bir yönetmen.
Ancak şöyle bir sorunu var arkadaşlar.
Biraz hani genel olarak biz filmleri değerlendirirken, yönetmenleri değerlendirirken biraz...
yönetmenlerin kendilerini projenin biraz arkasına almasını isteriz.
Böyle çok ön plana çıkmalarından genel olarak eleştirel anlamda hoşlanmayız.
Kendi şovunu yapan yönetmen hani biraz başka bir şey.
Bir de hani becerilerini, yeteneklerini, sinema yapma hevesini filmin hizmetine kullanan yönetmen biraz da başka bir şey.
O nedenle Adam McKee biraz projelerinin önüne çıkan yönetmenlerden bir tanesi olarak anılabilir.
Farklı bir şeyler yapmaya çalışıyor.
Geleneksel bir kişi filmi yapmayayım.
Biraz yönetmenin damgasını vurayım.
Herkes olsa filmi böyle yapar ama ben öyle yapmayayım.
Biraz daha farklı yapayım falan diyen bir yönetmen biraz.
O açıdan Adam McKay'in bu projenin üzerine...
Gösterdiği etki biraz kendi tarzını ön planı çıkarma çabası filmi biraz yaralamış gibi.
Ondan da diyorum bahsedeceğim.
Şimdi Donlu Kapı'nın çok net bir öyküsü var.
Az çok filmi duyduysanız zaten öyküsünü de duymuşsunuzdur fragmanında veya tanıtımlarında falan da.
Zaten anlatıldığı için spoiler vermiş olmayacağım.
O nedenle kabaca öyküsünden de bahsedeceğim size.
Çok basit bir şekilde dünyaya bir kuyruklu yıldız çarpacak arkadaşlar.
Daha önce zaten buna benzer filmler yapılmıştı ama bu filmler genellikle daha çok biraz daha dramatik hani bilim kurgu olsalar da temel olarak daha biraz dramatik insanların ve dünyanın işte kendisini, yaşanılan
hayatları, dünyanın ulaştığı noktayı, insanların kendi yaşamlarını, tercihlerini falan gözden geçirmelerine olanak veren ve neden olan bir etki olarak daha çok işlenmiştir sinema tarihinde bu tip kıyamet öyküleri.
İşte burada duygu biraz farklı, doku biraz farklı.
Kabaca dünyaya bir tane göktaşı çarpacak, daha doğrusu işte kuyruklu yıldız çarpacak.
Bunu işte bilim insanları falan fark ediyorlar ama bir türlü bu problemi insanlara duyuramıyorlar.
Yani duyurmakta zorlanıyorlar.
Hani dünya artık o kadar karmaşık ki işte...
Politika, siyaset, ekonomi, sosyal medya, televizyon dünyası, medya dünyası falan o kadar karmaşık, yoğun, dolu ve herkes kendi derdiyle, kendi dünyasıyla o kadar meşgul ki herkesin
o kadar büyük problemleri var ki devasa bir kıyamet senaryosu bir türlü ciddiye alınamıyor, dikkate alınamıyor falan.
Yani bu bilim insanları derdini bir türlü anlatamıyorlar gibi bence çok güzel bir fikir.
İnanın çok da doğru bence, haklı da yani.
Bir sürü ortalıklı kıyamet senaryosu dönüyor belki başka konular üzerine.
Ne bileyim hastalık olur, küresel felaketler olur, açlık olur.
Salgın hastalıklardan geçince zaten bir tanesini yaşıyoruz.
İki senedir neticede Covid-19 salgınını falan ama herkes olaya kendi açısından bakıyor ve hiç kimse tüm dünyayı, tüm insanlığı ilgilendirebilecek çok önemli bir meseleyi gerçekten ciddiye alıp
da böyle onun üzerine...
Hani insanoğlu işte bilim insanları, politikacılar, siyasetçiler, ekonomistler falan bir araya gelip de dünya için bir gerçek bir çözüm ortaya çıkarırlar mı, çıkaramazlar mı?
Hani bana kalırsa çıkaramazlar çünkü dünya çok garip bir hal aldı diyor film.
Kabaca böyle tanıtabilirim size öyküsünü.
Kalros'u gerçekten yıldızlar geçirdi yani.
Hani Leonardo DiCaprio, Cate Blanchett, Meryl Streep falan, Jennifer Lawrence böyle bir sürü yakın dönemin çok değerli, güçlü, önemli oyuncusu var.
Filmin izlemesi çok keyifli gerçekten.
Nefis oyuncular, nefis performanslar vermişler.
Filmin kurgusu, akışı, yönetmenliği falan 10 numara 5 yıldız.
Hiçbir sıkıntı yok. Çok keyifli izleyeceksiniz filmi.
O açıdan da hiçbir sıkıntı yok. Biraz normalden de biraz uzun bir film olmasına rağmen yani böyle 2 saat 20 dakika falan.
Çok güzel, çok keyifli. Her şey güzel yani.
İyi bir film. Ancak diyorum...
Bir yönetmenden az önce bahsettiğim gibi yönetmenden kaynaklanan bir sıkıntısı var.
Ve dondlu kapının da sıkıntısı şurada ortaya çıkıyor arkadaşlar.
Şimdi hiciv diye bir şey vardır.
Hiciv bir mizah türü bu.
Zaten bir sanatsal üsluptur.
Yani geçmişte işte hem tiyatroda hem işte romanda edebiyatta hem sinemada falan böyle hiciv ustaları vardır.
Hiciv daha çok politik taşlama.
Biraz kara mizah. En böyle kaba anlatımla işte ağlanacak halimize gülme diye halk arasında isimlendirdiğimiz üsluba biz hiciv diyoruz.
Bu filmde aslında bir tür hiciv.
Bir günümüz dünyası eleştirisi diyorum.
Hem medyanın hem politik dünyanın işte bilim dünyasının sanat dünyasının falan eleştirildiği ağlanacak hale gülünen bir öykü var karşımızda.
Bir durum bir tavır var. Ancak arkadaşlar filmin sorunu ne biliyor musunuz?
Esas sorunu. Bu ağlanacak halimizi gülme durumunu o kadar abartmış durumda ki gerçekten komik bir film olmaya çalışmış.
Yani sanki ağlanacak duruma gülmemizi istemiyor da film gerçekten esprileri gülmemizi istiyor gibi gerçekten bir komedi filmiymiş gibi.
O ağlanacak tavrı kendisi de dikkate almayıp sanki.
O da bir kenara atıp tamamen bir komedi filmiymiş gibi falan karşımıza geliyor bile şimdi.
Orada çok ciddi bir sorun ortaya çıkıyor.
Abi sen yani aslında film biraz eleştirdiği şeye dönüşüyor gibi bir şey yani diyorum.
Bütün dünyayı, bütün insanlığı ortadan kaldırabilecek bir tehlike var.
İşte bunun üzerine bir şeyler söylemeye çalışan bilim insanları var.
Bunlar bir türlü kendilerini ciddi biçimde ifade edemiyorlar.
Seslerini dünyaya duyuramıyorlar.
Çünkü duyurmak istedikleri kaynaklar...
Onu sadece ne bileyim bir haber gibi, politik bir fırsat gibi ya da ekonomik bir fırsat gibi falan görüyor böyle.
Çok güzel bir öykü değil mi aslında?
Çok gerçekçi de. Yani hani şunu diyebilirim bu filmdeki o kıyamet senaryosu gerçekten karşımıza gelse inanın filmde anlatıldığı gibi olur yani.
O konuda şahsen benim hiç şüphem yok.
O kadar garip bir dünyadayız çünkü bana göre de.
Birçoğunuzla benzer fikirde olursunuz diye tahmin ediyorum.
Ortalık ne kadar karışık değil mi?
Ne kadar kompleks, karmaşık ve sorun çözme konusunda aslında ne kadar yavaş davranabilen ya da engellere, eksiklere, sorunlara takılabilecek bir dünyanın içerisindeyiz şu an.
Film diyorum. Filmdeki olay gerçekten karşımıza gelse cidden filmde anlatıldığı gibi olur.
Şimdi film bunu bize resmetmeye çalışıyor gerçekten.
Hani dünya çok kötü berbat bir durumda abi yani karşımıza böyle bir problem gelse bir küresel falan bir sıkıntı ortaya çıksa gerçekten dünya bununla başa çıkamayacak bir halde mi diyor?
Evet bunu diyor demiyor değil elbette bunu söylüyor film.
Bunda şüphe yok ancak bunun üzerinden sanki gerçekten komedi yapmaya çalışıyor gibi.
Hani filmde çarpıcı böyle biraz daha dramatik anlar yok değil.
Hani kardeşim bak. Hani işler zıvanadan çıktı ya.
Dünya yok olacak. İnsanlık yok olacak abi.
Yani bunu ciddiye alalım.
Bunun üzerine eğilelim.
Ama bunu yapamıyoruz. Niye yapamıyoruz abi?
Yapmamız lazım. Denen anlar yok değil.
Evet bunu diyor ama film aslında bunu derken de birçok anda filmin genelinde diyeyim en azından.
Yani 2 saat 20 dakikalık gayet de uzun falan bir filmde çoğunlukla Bu ciddi sorun üzerine eleştirel tavır sergilemekten çok gerçekten izleyicisini güldürmeye çalışıyor gibi
bir yaklaşım sergiliyor arkadaşlar şimdi.
Orada bir sıkıntı var. Film üzerine yapılan genel yorumlara bakarsanız böyle genel izleyici kitlesinin daha çok filmi sevdiği aa evet ya çok eğlenceli çok keyifli izledik o güldük falan dendiğini ama filmin
Günümüz dünyası eleştirisi iken metinde en azından yani öyküde ve senaryoda öyleyken işin tavrında, işin kurgusunda, yönetmenliğinde falan pek de öyle değil.
Pek de oraya takılmak istemiyormuş gibi görünüyor böyle.
Abi sen hani diyorum bir hiciv değil misin sen?
Hani işte günümüz dünya eleştirisi filmisin.
Yoo abi çok da öyle değiliz yani ama bunlar zaten yapıldı.
Boşverin gülelim eğlenelim.
Dermiş gibi bir durum var ortada.
Hani beni bu düşünceye iten şeylerden bir tanesini biliyor musunuz arkadaşlar?
Şöyle bir şey var. Film gerçekten de komik yani.
Gerçekten komik olmaya çalışmış ve bunu da başarmış.
Şimdi ben komik olmaya çalışmasında zaten bir sorun görüyorum.
Normalde kara mizah olması gerekirken yani böyle kahkahalarla güleceğimize acı acı gülüyor olmamız gereken bir senaryo var ortada.
Ama yo yani bayağı kahkahalarla gülüyoruz diyorum.
Hem bunu amaçlamış film bu çok net evet.
Buna gülüyoruz. Ve bunda başarılı da olmuş.
E tamam abi sen bunda da başarılı olduğunda o arkadaki o ciddi tonu, o kıyamet senaryosunu, o ağlanacak halleri, dünyanın içerisine düştüğü o çok sıkıntılı
durumu ve hali eleştirmiyor.
Bunu insanları güldürmek için kullanıyor gibi bir duruma düşüyorsun böyle.
Şimdi bu çok planlanmış bir şey mi?
Hani en başta gerçekten yönetmen bunu mu yapmak istedi?
Ya da Gerçekten çok iyi oyuncularla, nefis performanslarla, iyi esprilerle falan ister istemez böyle bir komedi filmine mi dönüştü?
Gerçekten ben genel olarak bu tespitleri yapmakta biraz daha şey görürüm kendimi, biraz daha yeterli görürüm.
O tonlara çok dikkat ederim çünkü.
Çok dikkatli izlerim o açıdan.
İnanın bu filmde tam da çözemedim.
Yani hani sanki...
Ne bileyim yani yönetmen böyle senaryo okumuş.
Aa abi evet ya burada çok hani hem güzel bir öykü, çok güzel bir politik taşlama.
Bunun üzerine gerçekten çok böyle ağlanacak halimizi resmettiğim, acı acı güleceğimiz bir film yapabilirim diyerek mi yola çıkmış?
Yoksa gerçekten ben kitleleri zaten güldürürüm.
Çok komik, nefis espriler yapılmış.
Harikada oyuncularım var.
Gerçekten komik, eğlenceli bir film yapayım.
E alttaki ciddi o eleştirel ton zaten kendini gösterir mi demiş yönetmen.
Hani bu aradaki farkı gerçekten tam olarak çözemedim arkadaşlar.
Şimdi internette sosyal medya üzerinde diyorum genellikle film beğenildi.
Genellikle iyi eleştiriler yazıldı.
Söylendi evet çok güzel çok iyi falan ama.
Şöyle bir şey var. Normal şartlarda şimdi düşünün ki biraz daha yerel düşünelim.
Dünyayı ilgilendiren bir sorun değil de atıyorum ailenizin içerisinde bir problem olsa bir sıkıntı olsa annemizle babamızla ne bileyim kardeşimizle veya yakın akrabalarımızla ilgili bir problem olsa oturup bunu bir...
Yani ailecek insan konuşur değil mi?
Veya atıyorum bir kasabada bir mahallede büyük bir problem olsa insanlar biraz daha işte haberleşebilir, konuşabilir.
Bazı sorunları çözmek için hani yüz yüze konuşarak, görüşerek bir şeyleri halledebiliyoruzdur.
Yani hani öyle düşünüyorum, öyle umuyorum.
Ama olay iyice küresel olduğunda çok daha devasa bir kıyamet senaryosundan ya da tüm dünya insanlarının yaşamlarını etkileyecek bir şey olduğunda elbette farklı dinamikler işin içerisine girecektir.
Şimdi film bu küreselliği çok güzel veriyor gerçekten.
Çünkü diyorum işin içerisinde bambaşka güç odakları, bambaşka kaynaklar, bambaşka iletişim yolları, etkileşim alanları falan ortaya çıkıyor.
Film bunları çok güzel kullanıyor.
Temel olarak diyorum bir politik dünya, politika.
hani neticede küresel konuları etkileyen şeylerden bir tanesi.
Bir, ekonomi dünyası.
Kaçınımız olarak işte büyük şirketler, işte para babaları dediğimiz kitle ya da işte çok böyle küresel ekonomik güç odakları.
Okey. İki, medya.
Hem sosyal medya hem televizyon dünyası tabii ki.
Hani şimdi bakın bunlar hep güç odakları küresel ölçekte.
Film bunlara tam olarak eşit alanlar açmaya çalışıp tüm dünya insanlarını etkileyen bir meseleyi bu güç odaklarının etkileyeceğini Bize resmediyor.
Bu çok güzel. Filmo dengeyi çok güzel kurmuş.
Ama hepsini açık söylüyorum boklamış resmen.
Hepsini yerin dibine sokmuş.
Hepsini. Bunu yaparken de bilim dünyasını tamamen aciz kılmış.
Hani tamamen bu güç odaklarının etkisindeki gayet etkisiz zavallı insanlar olarak hatta zaafları olan insanlar olarak çizmiş bu bilim insanlarını falan.
Bilmiyorum bu fikre katılır mısınız katılmaz mısınız?
Ama film bunu en azından ikna edici biçimde vermiş.
Okey burada problem yok.
Ama gerçekten bu kadar tüm bu mecralar kendi menfaatini düşünüp Küresel ölçekte tüm insanlığı ilgilendirilebilecek bir meseleyi 2.
3. 5. 10.
plana atar mı? Ya da sadece kendi menfaatleri için biçimlendirmeye çalışır mı?
Hani gerçekten bu kadar karamsar mıyız dünya üzerine?
Diyelim ki evet. Hadi buna da okey.
Evet böyle olsun.
Bence de öyle olabilir. Ama bu diyorum benim şahsi fikrim.
Herkes aynı kanıda olmayabilir.
Ama gerçekten olaylar bu kadar komik, bu kadar neşeli, eğlenceli biçimlenir mi?
Ona emin değilim arkadaşlar. Filmin o açıdan diyorum doğru bir tavır sergilediğini düşünmüyorum.
O anlamda film çok ciddi dünya üzerine çok ciddi çok önemli harika tespitler yapacak iken diyorum o komedi filmine dönüşmesi yaklaşımında
aslında yakaladığı harika bir durumu çok böyle ince tespitlerini biraz komediye biraz eğlenceye kurban etmiş ve aslında böyle bir durumda da sinema üzerine de
hani Diyelim ki hani böyle bir küresel bir meselede hani diyelim ki sinemada bir görev üstlenecek üstlenebilecek iken atıyorum haberleşme ya da bu konuyu inceleme eleştirme üzerine bir görev üstlenebilecek
iken belki de bunu da yapmayıp sinemada bu önemli meseleyi sadece insanları güldürmek için kullanacak ne yazık ki böyle hani eleştirilesi bir odakmış gibi sunuluyor bize gibi bir durum çıkıyor ortaya bence.
O nedenle diyorum iyi bir film olsa da hani izlediğinizde çok keyif alacağınıza eminim.
Çok güzel hem duygulanacağınız hem böyle kahkahalarla güleceğiniz anlarla karşılaşacağınıza eminim ama Çok da ciddiye alınacak bir film ne yazık ki değil arkadaşlar Don Dukat.
Öyle olmak istememiş gibi göründü bana açıkçası.
Yani daha ciddi, daha düşünsel, daha eleştiren, biraz daha felsefi, biraz daha politik falan bir film olabilecekken daha ciddiye alınabilecek, daha da böyle insanları etkileyebilecek bir film olabilecek
iken süresinin ve hani bize anlattıklarının büyük çoğunluğunu böyle komediye, eğlenceye ayırmış.
Biraz daha böyle zaten hızlı hızlı akıp gittiği için günümüz filmleri biliyorsunuz geçtiğimiz haftalarda.
incelediğim bir sürü filmde aynı noktaya dikkat çekmiştim.
Hani filmler günümüz sosyal medya dünyasında diyorum biraz Christopher Nolan biraz da böyle Michael Bay gibi yönetmenlerin sinemasal üsluplarıyla hep böyle hızlı hızlı akıp geçmek zorunda olduğu için anlattığı önemli meseleleri çok
güzel öyküleri hızlı hızlı akıtıp geçiriyor.
Onun için olayların dramatik derinliğine çok da giremiyoruz demiştim.
Don Lukap için de aynı şey geçerli.
Ve diyorum anlattığı ciddi öyküyü hem biraz komediye heba ettiği için hem de hızlı hızlı akıtıp geçirdiği için son derece komik, eğlenceli bir yapı ortaya çıkardığı için sahip olduğu o
ciddi eleştirel tonu biraz ne yazık ki harcamış gitmiş ve çok daha ciddi, çok daha dikkate alınması önemli, keyifli, düşündürücü bir film ortaya çıkarabilecekken Pür eğlencelik bir film
ortaya çıkarmış olması nedeniyle diyeyim.
Kötü olmasa da hani genel olarak yine iyi, iyi diyebileceğimiz bir film olsa da çok daha iyi bir film olabilme fırsatını kaçırmış film olarak karşıma geldi benim donlu kap.
Ama yine de dediğim gibi iyi bir film izlerseniz keyif alacağınıza inanıyorum ve...
Firmino hem eleştirel dozundan da hani arkada kalmış en azından eleştirel dozundan da faydalanabileceğinizi düşünüyorum arkadaşlar.
Evet bu hafta donlu kap konuştuk.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere arkadaşlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
