
David Cronenberg ve Son Filmi Crimes of the Future Üzerine
18 Ağustos 2022 · 22 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, tarihin en sıradışı yönetmenlerinden biri olan David Cronenberg'i ve onun son filmi olan Crimes of Future'ı incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
8 yıl sonra sinemaya döndüğü ve aslında onunla özdeşleştirdiğimiz sinemaya da 20 yıldan daha uzun bir süre sonra dönüş yaptığı film olduğu için gerçekten çok önemli.
Ve ne yazık ki Crimes of Future filmi ülkemizde sinemalarda gösterime girmedi.
Dijital platformlarda sinema severler bu filmle buluşabildiler.
Ne yazık ki diyorum çünkü tabii ki çok üzücü bir durum bu.
Ancak David Cronenberg gerçekten gişeyle geçmişten beri pek de iyi...
İlişkileri olmamış bir yönetmen olduğu için aslında bu durumda bizi çok da şaşırtmadı.
Ancak her şekilde tabii ki David Cronenberg ile tekrar...
Crimes of Future filmiyle buluşabildiğimiz için de yönetmenin severleri olarak gayet mutlu olduğumuzu söyleyebiliriz.
Şimdi filmden bahsedeceğim ancak hemen her programda yaptığım gibi tabii ki bir filmden bahsederken hem o filmin türünden, yönetmeninden, sinema tarihindeki yerinden, konumundan da bahsetmeye çalışıyorum bildiğiniz gibi.
Bu programda da öyle yapacağım ancak şöyle bir durum var ki...
David Cronenberg'in sinemasından bahsederken aslında gerçekten Crimes of Future filmini de eksiksizce anlatmış ve özetlemiş olacağım.
Ondan dolayı David Cronenberg'den uzun uzun böyle doya doya bahsetmek istiyorum.
Zaten bunu yaparken de David Cronenberg'in kariyerinin ilerleyişinden de filmlerinden de genel temalarından da bahsetmiş olacağım.
Şimdi David Cronenberg aslında bayağı olgun artık bayağı yaşlı bir sinemacı 1943 doğumlu neredeyse 80 yaşına gelmiş bir sinemacı ancak Buna rağmen Crimes of Future'da ne kadar genç, ne kadar dinamik
ve ne kadar üretken bir zihin olduğunu bize tekrar göstermiş oldu.
Şimdi David Cronenberg deyince akla genellikle literatüre body horror olarak geçmiş olan alt tür giriyor.
Bu nasıl bir tür? Çoğunlukla insan bedenindeki deformasyonları aynı zamanda anormallikleri ya da anormalleşmeleri merkeze alan bir korku gerilim türü body horror.
David Cronenberg gerçekten bu türün yaratıcısı ve bu türün merkezinde yer alan filmleri de yapmış yönetmen olarak karşımıza geliyor.
Peki David Cronenberg neden bunu yapıyor?
Sapıklık olsun torba da olsun diye yapmıyor elbette.
David Cronenberg'in hemen hemen bütün filmlerinde karşımıza gelen bu bedensel anormallikler.
ve deformasyonlar her zaman gelecekle ilgili ya da insan hayatı dünya için önem arz eden çok sayıda konuyla ilgili bir fikir yürütme ve felsefi açılımlar yapma
amacıyla karşımıza gelmiştir.
Yani David Cronenberg aslında insan bedenini çok önemli bazı düşünsel olguların ve insan hayatı için önem sunan konuların bir nevi yansıması
bir nevi onlarla insanın ilişkisinde yaşadığı sarsıntılar olarak karşımıza getirmiştir.
Ve tabii söz konusu önemli olgularla insanın ilişkisi madem ölümcül düzeyde bedensel deformasyonlara neden oluyor, haliyle bu bedensel deformasyon ve anormallik durumları da bir tür varoluş mücadelesi
haline gelir David Cronenberg karakterleri için.
Ve tabii varoluş mücadelesi deyince de akla cinsellik gelir.
David Cronenberg'in hemen hemen bütün filmlerinde de Hem çok derin hem çok sarsıcı ve bir anlamda da son seviyeye kadar rahatsız edici cinsel imgeler ve cinsel
göndermeler vardır. Şimdi tüm bunları topladığımızda da karşımıza nasıl bir tablo çıkıyor diyorsunuz.
Elbette David Cronenberg sineması sinema tarihinin en rahatsız edici filmler listelerine girmiş bazı filmlere de ev sahipliği yapmıştır.
Evet diyebiliriz ki David Cronenberg son derece rahatsız edici bir yönetmendir.
Filmlerini herkes öyle oturup keyifle, mutlulukla izleyemez.
David Cronenberg belli bir kitleye hitap eder, kendi sinemasına katlanabilecek ve onun ilgilenmekte ısrar ettiği konulara da ilgi duyacak olan sinemacılara hitap eden bir yönetmen
olarak en başta demiştik ya şahsenin münhasır, evet aynen öyle bir yönetmendir.
Şimdi genellikle önemli konularla insan hayatı için, insan yaşamı için önem sunan konularla iştigal eder dedik.
Nedir bu konular? Aslında bir anlamda David Cronenberg'in filmlerinin önemli bir kısmı da bilim kurgudur.
Bilimsel gelişmeler elbette bakir topraklara da bir anlamda yelken açmak olacağı için David Cronenberg bilimsel gelişmeleri, teknolojik gelişmeleri ve bunlarla bağlantılı konuları da filmlerine
dahil etmiştir. Bunlarla ilgilenmiştir.
Video oyunları, ekran bağımlılığı, teknolojik gelişmeler, teknolojik deneyler hep zaten tedirgin edici alanlar olduğu için David Cronenberg bunları bol bol kullanmıştır.
Ve tabii ki yolunda gitmeyen deneyler mesela değil mi?
Bilim kurgunun en çok ilgilendiği...
konulardan bir tanesi olarak David Cronenberg filmlerinde sık sık karşımıza gelir.
Şimdi madem böyle David Cronenberg olağanüstü bir yönetmen olsa gerek değil mi?
Evet elbette öyle ancak daha çok fark ettiyseniz temalardan, konulardan ve ilgilendiği Temel meselelerden bahsettim David Cronenberg'in.
Çünkü bu açıdan son derece güçlü ve kendine has bir yönetmen olsa da sinematografik olarak aslında David Cronenberg'i sinema tarihinin en güçlü ve önemli yönetmenleri arasında anmakta
biraz zorlanıyorum ki bu açıdan birçok sinema sever dostumla, sinema yazarı dostumla tartışmışımdır.
Bence David Cronenberg her ne kadar tema olarak, konu olarak, ilgilendiği meseleler olarak son derece zengin bir yönetmen olsa da sinema...
Ne yazık ki o kadar zengin, o kadar da güçlü bir yönetmen değildir.
Hele hele 2000'li yıllar sonrasında artık sinemanın nasıl bir hale geldiği, nasıl dönüşümler yaşadığı dikkate alınırsa David Cronenberg'in sinemasının ne yazık ki ilgilendiği konuların
ölçeği ve gücü paralelinde yeterince güçlü, yeterince sarsıcı ve yeterince de zengin olduğunu Düşünmüyorum ben şahsen.
Çok sıra dışı, bambaşka, çok sarsıcı dünyalar inşa eder.
Ancak filmlerinin süresi mesela gayet kısadır.
Hani sanki inşa ettiği dünyaya şöyle bir uğrar.
O dünyadan bize ilginç, sıra dışı, farklı bazı kareler verir.
Birkaç karakter tanıtır.
Kısa ve sade bir öykü yazar.
Yani kabaca diyebiliriz ki aslında inşa ettiği dünyaya uğrayıp geri çıkar.
Ayrıca karakterleri de işlemek istediği konunun ve resmetmek istediği dünyanın bir temsilcisi konumundadır.
Bir karakter sineması yapmaz David Cronenberg.
Çoğunlukla senaryoları sadedir.
Az miktarda ortam karşımıza gelir, az miktarda karakter karşımıza gelir, az miktarda eylem ve olay karşımıza gelir.
David Cronenberg sineması çok geniş, çok güçlü, çok kendine has, çok sarsıcı, çok zengin dünyalar inşa etse de bu dünyanın ne yazık ki...
Çok küçük bir kısmını sinema sallaştırarak izleyicisiyle buluşturur.
O dedim ya hani son derece düşünsel bir sinema yapar aslında David Cronenberg.
Ancak işin düşünsel kısmını gerçekten...
Bizlere bırakır. Yani onu seven sinema severlere bırakır.
Ben size hani böyle bir dünya sundum.
Çok fazla incelemiyorum.
Çok fazla araştırmıyorum.
Çok fazla hani fikir jimnastiği yapmıyorum.
Ben size sunayım. Buyurun fikir jimnastiğini siz yapın der bir anlamda.
Şimdi bu takdir edilecek bir şey de olabilir.
Ancak neticede sinemayla bizim karşımıza getirdiği için bu dünyaları ister istemez sinemasal olarak da daha doyurucu, daha zengin, daha geniş bir...
Sinemasal perspektif sunmasını bekliyoruz ondan.
Ancak bunu da genellikle sinemasında yapmadığı ve bugün de yapmıyor diyebiliriz.
Hani bir anlamda David Cronenberg'in küçük bütçelerle çalışıyor olması da belki de buna sebebiyet veriyor olabilir.
Bunu anlayabiliriz.
Çünkü gerçekten hani yapmak istediği sinema çok ölçekli bir sinema olmaya çok müsait.
Bambaşka bir dünya inşa ediyorsunuz.
Gelecekte ve hatta zamansız.
Evet bu arada bir parantez açayım.
Filmlerinin büyük çoğunluğu zamansız.
Yani zamansız derken ne demek?
Gelecekte süre gider hatta belki geçmişte süre gider ancak hangi yılda süre gittiği tamamen belirsizdir.
Gelecekte yani 10 yıl sonra mı 50 yıl sonra mı 100 yıl sonra mı bunu bilemeyiz.
Son filmi de böyle zaten Crimes of Future'da böyle.
Söz konusu zamansızlık ve aslında bir anlamda da gelecekte süre gidiyor olması filmin normal filmlere göre günümüzde süre giden filmlere göre daha geniş bir bütçe daha fazla yapım
tasarımı daha fazla efekt vesaire teknik olanak gerektiriyor değil mi?
Elbette işte David Cronenberg büyük bütçelerle çalışmadığı için belki de biraz hani benim isimlendirmemle biraz daha mütevazi, biraz daha kısıtlı bir sinema yapmak zorunda kalıyordur.
Bunu tahmin edebiliyorum ki birçok röportajında da zaten bundan bahsediyor.
Bağımsız bir sinema yapmak istediğinden bahsediyor.
Ondan dolayıdır da belki de David Cronenberg'in sineması işlediği konular bağlamında, görselliği de öyküleri bağlamında biraz fakir, biraz kısıtlı kalıyor.
Ve hemen şunu da eklemeden geçemeyeceğim.
Öykülerine, temalarına, düşünsel hani o zenginliğine falan bakarak David Cronenberg'in sinemasına her zaman şunu söylemişimdir.
Keşke David Cronenberg yazsa da başka bir yönetmen çekse diye düşünmüşümdür birçok kez.
Çok da haklı bir şikayet olmayabilir ancak gerçekten David Cronenberg'in sinematografisinin...
İnşa ettiği dünyaların ve söz konusu metinlerinin gücünde olmadığını hep düşünmüşümdür.
Ve buna ek olarak da David Cronenberg için hani madem bu kadar güçlü dünyalar inşa ediyor da onları yeterince güçlü bir sinematografiyle karşımıza getirmiyor.
David Cronenberg roman yazmalı demiştim bir zamanlar uzun süre önce.
Ve ben bunu söyledikten sonra kısa bir süre sonra David Cronenberg ilk romanı olan Tüketilmiş'i yazmıştı.
Bunu görmek gerçekten benim hoşuma gitmişti.
Çünkü David Cronenberg'in inşa ettiği dünyalar gerçekten belki de sinemadan çok edebiyatla inşa edilmeye...
Daha uygun dünyalardır.
Bilmiyorum aslında henüz romanı okumadım.
Okumak istiyorum zaten Türkçeleştirildi ancak o zaman tekrar fikrimi sizinle paylaşmaya çalışırım.
Evet şimdi Crimes of Future'a gelelim artık son filme.
İşte bahsettiğim gibi neredeyse David Cronenberg'in sinemasının hemen hemen tüm unsurlarını içeren bir filmle karşı karşıyayız.
Kabaca filmin öyküsünden bahsedeyim.
Tabi ki gelecekte ve bilinmeyen bir zamandayız.
Bu zamanda artık insanlık çok garip bir dünya inşa edilmiş durumda ki insan her canlı gibi evrim geçiriyor.
Ve insanın vücudunda da artık değişmiş dünyanın gerekliliklerinden olsa gerek ki evrimin temel dinamiğinden dolayı.
vücudunda yeni yeni farklı dokular, organlar ortaya çıkmaya başlıyor ve hani insanın evrimi de çok da istenmeyebilecek ya da şüpheli bazı yollara
girmemesi için devlet insanın yaşadığı evrimleşmenin sonucu olan farklı organ, organel ya da dokuların ortaya çıkışını kayıt altına almış ve insanın evrimini bir anlamda
yönlendirmeye, değiştirmeye, dönüştürmeye en azından kontrol altına almaya çalışmış ve böyle bir dünyada da söz konusu zaten hani ne kadar David Cronenberg'e uygun bir tema değil mi?
İşte bu insan vücudundaki evrimleşmeyi, farklı doku ve organ oluşumlarını bir tür sanatsal çaba ve çalışma haline getirmiş olan karakterlerle
karşı karşıyayız. Söz konusu sanatçıları Viggo Mortensen ve Leo Sidox oynuyor.
Aynı zamanda devletin söz konusu insanın evrimini kontrol altına alma çabasıyla ilgilenen bir devlet kurumu var.
Bu devlet kurumu görevlilerini de Don McKellar ve Kristen Stewart oynuyor.
İnç oyunculuklar sergilemişler.
Bunlara ek olarak artık bir hani...
body horror dedik ya bedensel korku dedik ya bu filmde tabi söz konusu bedensel korku olduğu yerde duruyor ancak buna bir de beden sanatı dediğimiz body art dediğimiz olgu eklenmiş bunun
üzerine birçok şey söyleyebilirim ancak iki tane isim vereceğim size eğer ilginizi çekiyorsa bu isimler üzerinden bir arama yaparsanız filmle olan bağlantısını çıkarabilirsiniz bir tanesi Azize
Orlan denen bir sanatçı body sanatçısı bir tanesi de Stellark isimli bir sanatçı koluna kulak yapan sanatçı diye internette aratırsanız göreceksiniz.
Bu iki sanatçıya Azize Orlan ve Stellark üzerine filmde çok sayıda gönderme var diyebiliriz.
Hani burada çok detaylı biçimde bunları incelemiyorum sohbeti uzatmamak için ancak...
Günümüzde body sanatı yapan sanatçılara da zaten David Cronenberg bir anlamda göndermeler yapmış.
Ondan dolayı da filmin tabi alt metinleri günümüzdeki body sanatı üzerine de bir şeyler söylemeye çalışıyor.
Hani bir tür body sanatı falan derken söz konusu sanatçıları hem onore etme hem onların sanata ve bedensel anormallikleri ve aynı zamanda insanın evrimine dair fikirleri üzerine
tabii çok sayıda replik var, çok sayıda söylenen şey var.
Hemen hepsi dikkate değer ve incelenesi.
Ancak hani Cronenberg'in inşa ettiği dünyaya bakarsak hani artık insan evrimi...
Hem devlet ve kamu tarafından kontrol altına alınmak istenmesi zaten çok düşünülesi ve üzerine fikir yürütülesi bir şey.
Bunun bir sanatsal malzeme olması ve sanatçıların ayrıca bu konuya ilgi duyması.
apayrı üzerine düşünülüsü ve fikir yürütülüsü bir şey zaten.
Bunlar üzerine ne söylesek gerçekten bitmez.
Yani saatlerce bunlar üzerine sohbet edebiliriz.
Ancak David Cronenberg'in bu konulara yaklaşımı işte az önce sanatçı üzerine dile getirmeye çalıştığım eleştiri gibi gerçekten hani yüzeysel demeyeceğim yüzeysel değil ancak hani kısıtlı
ve kısıntılı gerçekten. Diyorum çok sarsıcı konular değil mi bunlar bilmiyorum bana öyle geliyor.
Gerçekten çok düşündürücü.
Ancak film dediğim gibi yine süresi kısa, yine karakteri az, yine sahnesi az, olayı az, mekanı az.
Her şekilde film hani oraya bir uğruyor böyle oradan tekrar uzaklaşıyor gibi bir durum var.
Şimdi bir de filmde hani işte devlet söz konusu insan evrimini kontrol altına almaya çalışmış vesaire tamam.
Bunu hani biz eleştirebiliriz bunu haklı ya da yanlış görebiliriz.
Ya da haksız ya da saçma ya da garip görebiliriz.
Bu konuda tabii film belli bir yorum yapmıyor.
Ancak insanın evriminin hangi noktaya gideceği üzerine de gerçekten filmde...
Çok güçlü öngörüler var.
Şöyle ki spoiler da vermek istemiyorum.
Filmi hani biraz olsun ilgi duyuyorsanız bu tip konulara böyle sıra dışı konulara ya da David Cronenberg sinemasını tabii ki mutlaka izleyin diyorum.
İzleyeceksinizdir yüksek olasılıkla zaten.
İnsan evriminin hangi noktaya gittiği üzerine de filmde şöyle çok güzel bir nokta var.
Neticede hani... İnsanın beslenmesi de insanın evriminde çok önemli bir nokta değil mi?
Zaten hani hem dünyanın hem insanlığın nereye gittiğiyle ilgili çok önemli bir olgu beslenme.
Filmde insan evriminin de haliyle beslenmeyle paralel bir noktaya gideceği üzerine bir öngörü var.
Ve söz konusu beslenmenin de neredeyse diyebiliriz ki bugün için bizim besin olarak kabul ettiğimiz, gıda olarak kabul ettiğimiz...
Her şeyden çıkıp bambaşka bir noktaya yönlenebileceği üzerine bir alegori zaten bu film.
Filmin bana göre de en çarpıcı kısmı gerçekten de o.
Elbette bir şekilde hani filmde bir evrim söz konusu.
O evrimin ne yöne gideceği üzerine alegoriler, düşünceler söz konusu.
Ve eğer bu evrim hani en azından bugün için bizim mevcut evrim aşamasındaki insanların fikirlerine göre gittiği yönün doğru yanlış iyi kötü kabul
edilebilir ya da kabul edilemez oluşuyla ilgili bir fikir yürütme söz konusu ki bence Crimes of Future filminin en çarpıcı tarafı en sıra dışı tarafı da gerçekten bu.
Filmde evet izlenmesi zor sahneler var.
Hani midenizi kaldırabilecek böyle sizi tiksindirebilecek sahneler var.
Başka birçok David Cronenberg filminde olduğu gibi.
Ancak bunlar David Cronenberg'in başka filmlerine nazara Çok da uç sayılmaz.
Birçok kişi internette tiksindik çok kötüymüş.
Gerçekten David Cronenberg çok sarsıcı bir film yapmış gibi şeyler söylenmiş.
Hayır ben bu fikirlere katılmıyorum.
David Cronenberg'i biraz olsun tanıyor iseniz eski filmlerinde gerçekten çok daha tiksindirici birçok sahnenin olayın karşımıza geldiğini göreceksinizdir.
Hatırlayacaksınızdır. Bu film o açıdan çok da sarsıcı değil bence.
Ancak insan evrimiyle ilgili öngörüleri hangi yöne doğru ilerleyebileceği üzerine söylemleri gerçekten çok daha sarsıcı.
Ve bunu söylerken de şu noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Filmin sinematografisiyle ilgili görsel gücü ve sarsıcılığıyla ilgili övücü bir şey söylemem çok da mümkün değil.
Film bu açıdan çok da çarpıcı çok da sarsıcı değil bence.
En azından David Cronenberg'in eski filmleriyle karşılaştırdığımızda.
Ancak yine...
Az önce söylediğim gibi film bir sinema filminden çok görsel gücüyle karşımıza gelen bir üretimden çok metniyle ve öyküsüyle ya da öngörüleriyle daha sarsıcı ve daha
güçlü bir yapıt olarak karşımıza gelmiş.
Şimdi bu anlamda...
Yine David Cronenberg ile ilgili dile getirdiğim eleştiri bu filmde aynen geçerli metin olarak, öykü olarak, felsefi, düşünsel, bilimsel, teknolojik alt metin olarak, sanatsal olarak
son derece değerli bir metin olsa da görsel olarak diyeyim hani bir sinematografi üretimi olarak çok da güçlü olduğunu düşünmüyorum ben Crimes of Future'ın.
Hani diyebiliriz ki David Cronenberg sineması yine eski haliyle karşımıza gelmiş ve Evet bizi düşündürse de sarsa da gayet ilginç ve sıra dışı bir film olarak karşımıza gelmiş olsa
da yine inşa ettiği dünyanın paralelinde bir etkileyicilikle karşımıza geldiğini iddia etmek ne yazık ki zor.
Sohbetimizi bitirmeden şunu da eklemek istiyorum.
Evet David Cronenberg uzun yıllar...
Çok sarsıcı body horror filmleri yaptı.
Ancak 2000'li yıllardan sonra bu bedensel deformasyonları biraz arka plana atıp biraz daha böyle gerilim dram gibi birkaç tane film yaptı.
Şark vaatleri falan gibi. Onlar da iyi filmlerdi.
Kötü değildi. Ancak o body horror dediğimiz türe bu filmle tekrar dönüş yapmış oldu.
Bu dönüşle aslında ben biraz daha güçlü, biraz daha sarsıcı.
En azından 2022 yılındayız neticede.
Artık hani sen ama çok değişti zaten.
Ancak yine David Cronenberg ısrarla hareketsiz sabit planlar kullanıyor.
Son derece aksak bir kurguyu tercih ediyor.
Son derece sakin, sükun böyle hani bir karakter tırımı çekermişçisine bir sinematografi ve kurguyu benimsiyor.
Bundan dolayı da aslında öykülerinin sarsıcılığını, çarpıcılığını ne yazık ki sinematografik olarak deneyimleyemiyoruz.
Ancak dediğim gibi bu üslubu da Cronenberg'in benimsediği bu sinemasal tarzı da Seven beğenen sinema severlerinin olduğunu biliyorum.
Burada da artık zevkler ve renkler söz konusu oluyor.
Yönetmenin sinematografisini bu anlamda biraz fakir buluyorum ve aynı fakirliğinde ne yazık ki Crimes of Future filminde de aynı şekilde karşımıza geldiğini düşünüyorum.
Hemen hemen bütün David Cronenberg filmlerindeki gibi hani karşımızdaki görsel temsilden çok o görsel temsilin işaret ettiği metni daha fazla dikkate alıp daha etkileyici
bulduğumuz. bir projeyle karşı karşıyayız diyorum.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
