
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, yılın öne çıkan, özenli yapımlarından biri olan Cruella'yı konuştuk. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar. Sinema Adresi'ne hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda Cruella'yı konuşacağız.
Yakın zamanda gösterime giren önemli filmlerden biri.
Yılın da önemli filmlerinden bir tanesi ki önümüzdeki yılın Oscar'larında da boy göstermesi yüksek olasılık olan filmlerden bir tanesi.
Özellikle teknik dallarda olabilir.
Belki oyuncu dallarında da olabilir.
Bilmiyorum. Onu şimdiden öngörmek zor ama başka hangi filmler karşımıza gelecek bilmiyoruz neticede.
Ama en azından teknik dallarda Oscar'a aday gösterileceğini düşündüğüm filmlerden bir tanesi.
çok şey var. Çünkü Cruella aynı zamanda 90'lı yılların kült filmlerinden, çok sevilen filmlerinden 101 Dalmatyalı filminin de öncesini anlatıyor.
Yani oradaki baş karakterle de alakası var.
Tabi bu roman ayarlaması aynı zamanda 101 Dalmatyalı'nın aynı zamanda animasyonları da var.
Romanları da var. Yani bir evrenin bir parçası aslında Cruella.
Ondan da bahsedeceğiz size.
Yani tabi ondan bahsedeceğim ama bir yandan da aslında o evrenin bir parçası oluşunu da Belirtirken o evrenden filmi koparmaya çalışarak bahsedeceğim aslında.
Evet biraz böyle farklı bir Croyola incelemesi ve okuması sunacağım size.
Önce kısaca tanıtayım hani adını bile duymayan arkadaşlar vardır yüksek olasılıkla.
İzleyenler de vardır tabii mutlaka ama Croyola Emma Stone yani yakın zamanın en bilinen sevilen oyuncularından bir tanesi.
Filmde başrolü oynuyor Croyola karakterini canlandırıyor.
Ve nefis oyunculuk sunmuş.
Gerçekten çok keyifli Emma Stone'u izlemek.
Zaten çok iyi bir oyuncu. Hemen hemen her rolünde böyle öne çıkan harika performanslar veriyor zaten.
Günümüz sinemasının böyle önemli oyuncuları arasına girdik.
Ama bir başka Emma daha var.
Emma Thompson bir üst nesil denebilir.
Hani daha yetişkin, daha olgun, daha köklü, eski bir oyuncu.
O da filmin kötü karakterini canlandırıyor.
Baroness'i canlandırıyor. O daha da iyi oyunculuk vermiş.
Bence bu filmden iki tane kadın oyuncu, en iyi kadın oyuncu ve en iyi yardımcı kadın oyuncu Oscar adaylığı çıkabilir gerçekten.
Çok iyi performanslar var filmde.
Neyse ben sistematikimi bozmayayım şimdi konuyu dağıtmayayım.
Şöyle 101 Dalmatçalı filmi 1996 yılında gösterime girmişti.
Duymuşsunuzdur yüksek alasılıkla izlemediyseniz de.
Aslına bakarsanız o yıllarda ben çok daha genç bir sinema severdim.
O filmi o zamanlarda izlemiştim ama açık söyleyeyim çok beğenmemiştim.
O zamanlar için yani yüksek bir bütçeyle gösterime girmişti.
Çok ciddi bir reklam, tanıtım kampanyalarıyla falan filan böyle.
Allah ah 101 Dalmaçyalı.
Yani televizyonlarda reklamları çıkmıştı ki o yıllarda televizyonda çok fazla film reklamı görmezdik biz.
Hani yani işte afişleri, reklamları bir de Dalmaçyalı.
Şimdi Dalmaçyalı çok hani sevilen böyle tüm dünyadaki hayvanseverler tarafından sevilen bilinen bir köpek cinsi zaten.
Harika bir köpek gerçekten.
Çok neşeli, eğlenceli. Hani görüntüsü falan da çok sevimli böyle oyuncu.
Bakan kulaklarıyla böyle benekli hani beyazın üzerine siyah benekleriyle cinsinin özelliği çok sevilen bir köpek türü olduğu için film onu da öne çıkarıyordu.
Yani Dalmatyalı köpek türünü de bayağı öne çıkaran böyle primini biraz onun üzerine yapan bir filmdi ki.
96 yılında göstereme giden 101 Dalmatyalı ile bugünkü sohbetimizin konusu olan Cruella arasındaki en belirgin fark da bu zaten ondan bahsedeceğim.
Hani bir filmi çocuk filmi olmaya ne kadar yakın ya da ne kadar uzak olduğunu değerlendirmek istiyorsanız temel olarak karakter incelemelerini karakterlerin sunumlarına ve söz konusu karakterlerin kişiliklerinin,
geçmişlerinin işte psikolojik ya da sosyal açılımlarının ne kadar derin incelendiğine bakmanız lazım.
Çünkü çocuk filmlerinde çok derin karakter açılımları olmaz.
O yüzden işte 96 yılındaki 101 Dalmaçyalı filmi o zaman için hani teknik olarak falan gayet böyle temiz, güzel çekilmiş işte kostümler, setler, müzikler, oyunculuklar falan gayet böyle hani teknik olarak o
yılların seviyesini tuttursa da Senaryo olarak, karakter incelemeleri olarak pek derin değildi.
O zamanın ve bugünkü de yine konumuz olan Cruella karakteri 101 Dalmaçalı filminin...
Kötü karakteriydi. Ve Glenn Close bugün için bile çok iyi bir oyuncu.
Yine sinema tarihinin çok değerli oyuncularından bir tanesi.
O zaman performans olarak bize nefis bir Croyola karakteri sunmuştu.
Ama o filmde bu karakterin pek derinliğine inmiyorduk.
Neden kötücül bir karakter?
Nasıl bir karakter? Neden kötücül?
Neden böyle biraz gaddar?
Şimdi nasıl bir tip onu da söyleyeyim bu.
Croyola karakteri bir moda ikonu.
İnanılmaz bir kadın. Muhteşem bir tasarımcı.
Tam bir moda sanatçısı yani öyle söyleyelim.
Ve hem kariyerine çok düşkün olması hem tahtına hani kendisi böyle bir moda kraliçesi ya böyle.
O sektörün en okkalı moda tasarımcısı.
Moda üreticisi aynı zamanda.
Stilist yani. Ve kendi kariyerine sahip olduğu o ünvana, o moda dünyasındaki pozisyonuna, karizmasına o kadar saplantılı ki.
Hiç böyle yani çocuk yapmamış, evlenmemiş hatta evlenmeyi ve çocuk yapmayı.
başarısındaki o inanılmaz ulaşılmaz mertebesine bir engel olarak falan da gören bir karakter böyle.
O anlamda çocukları da sevmiyor ve en küçük bir sevgi kıpırtısı yok böyle.
Hiç kimseye Korkunç narsist bir karakter.
Korkunç bencil, herkese kötü davranır, üstten bakar, kibirli falan filan.
Böyle yani bir kötücül, kötü kalpli cadı tiplemesi diyorum yani böyle çocuk masallarında sürekli karşımıza gelen.
Ona çok uygun bir karakter.
Tam olarak böyle kötü karakter.
Kadın ya da erkek olması zaten çok farklı değil.
Bir fark sunmuyor bize de.
Hani kötü kadın diyeyim, öyle söyleyeyim.
Öyle bir karakterdi.
Şimdi 101 Dalmatyalı filmindeki o karakterin biz Cruella filminde...
hesapta aslında geçmişini öğrenmiş oluyoruz.
Hani Cruella karakteri nasıl ortaya çıkmış, nasıl öyle bir karakter olmuş gibi bir bağlantı var.
Yani dediğim gibi sohbetin başında dedim ya hani bu evrenin bir parçası bu.
Cruella filmi, bugün konuşacağımız film.
101 Dalmatyalı filmindeki kötü kadın olan Cruella karakterinin geçmişini, ortaya çıkışını anlatıyor bize.
Ancak ancak işte ben bu bağı koparmak istiyorum.
Filme bambaşka bir bakış atmak istiyorum.
Çünkü arkadaşlar bakarsanız o zamanki 101 Dalmatyalı filmini izleyip sonra Cruella filmini izleyecek olursanız aslında hiç de ikna edici bir geçmişe dönüş öyküsü olmadığını göreceksiniz.
Çünkü ben hiç ikna olmadım şahsen.
Sizin de olacağınızı düşünmüyorum.
Çünkü 101 Dalmaçyalı filminin temel öyküsü şuydu yani.
O zamanki Cruella tasarımcılarından bir tanesinin bir tasarımına böyle aşık oluyor.
Çok beğeniyor yani. Hani emrinde çalışan stilistlerden bir tanesi bir kıyafet çiziyor.
Böyle beyaz üzerine benekli desenleri olan çok abartılı çok güzel bir kostüm böyle tamam mı?
Şimdi bunu görüyor bayılıyor.
Aa harika çizmişsin çok güzel hadi bunu yapalım.
Bunu yapmak için de O stiliste yakın zamanda kendisi dalmaçalı köpek bakıyor ve dalmaçalısı olan bir adamla tanışıyorlar.
Birbirine aşık oluyorlar. Aslında önce köpekler birbirine aşık oluyor.
Sonra karakterler birbirine aşık oluyor.
Sonra bu köpekler yavruluyor ve 15 tane yavru yapıyorlar.
Bir sürü yavru, bir sürü benekli, dalmaçalı.
Ve işte bu Cruella, moda ikonu olan Cruella bu köpeklerin hepsini öldürüp postlarını alıp ondan bir elbise yapmak istiyor.
Şimdi ilk filmin şeyi buydu.
Temel çatışması gerilimi buydu.
O köpeklerin hepsini alacak Cruella.
Onların hepsini öldürecek. Onların postunu alacak ve o bayıldığı o çok sevdiği ve üzerinde görmek istediği elbiseyi yapacak.
Bu kadar kötücül. Kendine bir elbise yapabilmek için 15 tane dalmaçalı yavrusunu öldürecek kadar kötü bir kadın.
Öyle bir gerilim vardı filmde.
Şimdi bu filmde Cruella'da da biz o karakterin Nasıl ortaya çıktığını falan işte geçmişini öğreniyoruz.
Bir annesi varmış. Ortada bir baba figürü yok.
Raya'nın babası yok. Annesi var ve annesiyle birlikte yaşıyor.
Biraz da sıra dışı bir...
Kız bu Croyola. Aslında şöyle söyleyeyim Croyola sonradan Croyola'ya dönüşüyor daha doğrusu.
Aslında bu kızın adı Estella.
Estella küçük yaşlarken de biraz sıra dışı bir kız.
Yani çevresindeki diğer çocuklardan falan baya da farklı bir tip böyle.
O yüzden biraz dışlanıyor falan.
Biraz kendi iç dünyasına dönüyor.
Sıra dışı bir tip olduğu için hani genelde bu karakterler öyledir ya.
Ondan sonra bunlar bir yerden başka bir yere taşınacaklar.
Kabaca uykuyu anlatıyorum. Merak etmeyin spoiler vermeyeceğim.
Filmi izlemeden yani bu sohbeti dinlemenizde bir sakınca yok.
Şimdi annesiyle başka bir yere taşınacaklar.
Taşınırken yol üzerinde bir yere uğramaları gerekiyor.
Oraya uğruyorlar ve orada ne yazık ki annesi ölüyor.
Kabaca anlatıyorum. Ve Cruella yapayalnız kalıyor.
İki tane hırsız sokak çocuğu ile tesadüfen tanışıp arkadaş oluyorlar.
Ve o da bir hırsız olarak büyüyor.
Fakir, sokaklarda yaşayan bir kız olarak büyüyor.
Ve en çok istediği şey, en büyük hayali bir tasarımcı olmak.
Moda tasarımcısı olmak, moda çizeri olmak diyeyim.
Bunun üzerine çalışmak istiyor, ustalaşmak istiyor, kılık kıyafeti çok seviyor falan.
Aslında çok böyle hani hayal gücü geniş, yetenekli, becerikli, zeki, akıllı, sevimli.
Biraz da sıra dışı falan böyle hani sanatçı ruhlu, yaratıcı ruhlu.
Bir kızı canlandırıyor burada Emma Stone.
Ve bir gün geliyor o dönemin, kendi döneminin en güçlü, en parlak moda ikonlarından baronez işte.
1996 yılındaki Cruella karakterinin buradaki yansıması bu.
Yani aslında dönüşeceği tip bu.
Ya da mücadele edeceği ya da uyum sağlayacağı ya da altında çalışacağı diyeyim artık.
Ondan sonrasını siz filmi izlediğinizde göreceksiniz.
Şimdi kabaca öykü böyle öyle söyleyeyim.
İşte bir sokakta hırsızlık yapan bir kız bir moda ikonuyla bir şekilde tanışıyor ve onun yanında çalışmaya başlıyor falan filan.
Ondan sonra iş yürüyor gidiyor. Çok güzel sürprizler var, dönüşler var falan.
Yani ben filmin anca böyle ne bileyim ilk 15-20 dakikasını anlattım size Cruella filminin.
Ancak ben filme şöyle bir farklı bakış atmak istiyorum arkadaşlar.
Çünkü dediğim gibi 1996 yılında yapılan 101 Dalmaçalı filmindeki Cruella karakterinin geçmişini anlatıyor bu film ama ya bence çok zayıf anlatıyor.
Daha doğrusu çok ayrıntılı güzel anlatıyor ama ben o zamanın Estella'sının daha sonra dönüşüp Cruella karakterine ve özellikle 96 yılında yapılmış olan 101 Dalmatyalı filmindeki kötücül
Cruella karakterine dönüşünü hiç mi hiç ikna edici bulmadım?
Hiç hoşuma gitmedi hatta...
Hatta yani şöyle bir bağlantı kurmak istemedim yani öyle söyleyeyim.
Çünkü bu filmdeki Cruella karakteri az önce dedim ya 96 yılındaki filmdeki Cruella karakteri çok karton bir karakterdi.
Yani bildiğiniz kötü kalpli cadı.
Hiç hani niye öyle olmuş, nasıl olmuş, geçmişi nasıldır, ne değildir falan.
Ve hatta ve hatta 96 yılındaki Dalmatyalı filmlerindeki o moda ikonu...
Yani bayıldığı giysiyi yapabilmek için bir sürü işte Dalmaçyalı yavrusunu öldürme üzerine bir film sadece.
Yani oradaki modacılığı tamamen onun saplantılı kişiliğinin dayandırıldığı bir neden olarak gösteriliyor.
İşte bugünün Cruella filminde arkadaşlar bunun tam tersi bir durum var.
Yani moda filmi bu aynı zamanda her şeyini filmin her şeyini bir kenara atın.
Nefis bir moda filmi.
İnanılmaz tasarımlar var.
Moda dünyası üzerine çok güzel tespitler var.
Tasarımcılar var. Harika tasarımlar var.
Modayı seven bir moda filmi.
Gerçekten moda filmi. Hani ben çok böyle moda düşkünü falan bir insan değilim.
Ben böyle filmi inanılmaz bir keyifle izledim.
Çünkü filmin teknik işçiliği.
Dedim ya önümüzdeki seneki Oscar'larda yüksek olasılıkla adını duyacağız.
Kuryalı filminin. İnanılmaz iyi.
Yani çok çalışılmış. Muhteşem tasarımlar var.
Ve aynı zamanda filmin sinematografisi.
Çekimleri, kurgusu, ışığı, renkleri, kamera kullanımı falan gerçekten çok iyi.
Bugün için bile çok iyi.
Gayet iyi filmler arasında sayabilirim.
Yılın en iyi çekilmiş filmlerinden örnekler verecek olsam bu filmi anabilirim.
Bence 101 Dalmatyalı o 96 yılındaki film o zamanın...
Teknik olarak iyi filmlerinden biri sayılmazdı.
Bence o yıllarda teknik olarak o filmden çok daha iyi filmler vardı.
Ama Cruella günün standartını bayağı tutturuyor ve hatta onun biraz da önüne geçiyor.
O nedenle de izlemesi çok keyifli bir film.
Şimdi dediğim gibi eski filmle ve 101 Dalmatyalı evreniyle bağlantısı açısından bakarsak bu filmin zayıf olduğunu düşünüyorum.
Ancak ben bunun filmin kötü taraflarından biri olduğunu düşünmüyorum arkadaşlar.
Çünkü bu filme ben bambaşka bakacağım.
Şimdi ondan bahsedeceğim biraz size.
Şimdi filmde bir suç filmi havası da var arkadaşlar.
Öyle söyleyeyim. İşin içerisinde yani işte kaçırma, rekabet olarak bir moda ikonu olan barones'e bir rakip çıkıyor burada.
Cruella diye bir karakter çıkıyor filmde.
Öyle söyleyeyim. Bir numaralı moda ikonunun karşısına Bir rakip çıkıyor ve onların rekabetini de izliyoruz filmin önemli bir kısmında.
Ve filmin bu kısımları bence çok zengin ve işin çok keyifli tarafı.
İşin hani o karakter açılımları tarafını falan bir kenara bırakırsak.
Bu tarafı çok keyifli. Ve ben bunu nasıl okudum biliyor musunuz arkadaşlar?
Nasıl karşılaştırdım? Şimdi suç dünyası diye bir tür var aynı zamanda.
Diyorum Cruella filmi aynı zamanda suç filmi de denebilir.
Kıyısından geçiyor denebilir.
Yani teğet geçiyor denebilir. Şimdi suç dünyası aslında nasıl bir tür?
Nasıl bir tür biliyor musunuz arkadaşlar? Neredeyse %100 erkek egemenliği ve erkek hegomanyası üzerine kurulmuş bir tür.
Suç filmi türleri.
Alt türleri de dahil yani.
Hani gangster filmleri, işte banka soygunu filmlerinden tutun da.
Hani işte Godfatherlar, Goodfatherslar, Sevenler, Polisiyeler falan.
Düşünün hani tüm suç filmi külliyatını düşünün.
Tamamen erkek egemen bir dünyadır orası.
İşte arkadaşlar kadın egemen bir suç filmi deyince benim aklıma Cruella geliyor.
O kadar güzel olmuş ki nasıl?
Yani iki kadın birbirleriyle nasıl suç dünyasında iki mafya babası iki rakip aile birbiriyle nasıl mücadele eder diyelim ki?
Onu bir düşünün.
İşte iki kadın mafya değil ama moda ikonu öyle söyleyeyim.
Birbiriyle nasıl mücadele eder ya da herhangi bir alanda sıra dışı, kanun dışı, ahlak dışı alanlara meyil edebilecek bir kadın diye düşününce aklıma yani bir moda
ikonu geliyor gerçekten. Niye?
Hani kadınlar haliyle kadınlarımız ya da tüm dünya kadınları erkeklere göre modaya çok daha fazla ilgi duyarlar değil mi?
Yani moda dünyasının şimdi tam bilmiyorum ama ne bileyim %90'ı falan herhalde kadınlar üzerinden ya da kadınların ilgi duyduğu.
Tasarımlar üzerinden ya da daha çok kadınların yönettiği ya da kadınlara hitaben biçimlenmiş bir sektör.
Ne diyeceğim o da sektörü ve yan sektörleri diyeyim.
Yani işte parfümünden tutun da kozmetiğinden geçin de gibilerinden.
İşte buradaki moda dünyasını da kadınlar yönetiyor ve onlar da neredeyse moda dünyasının mafya patronları.
Olmuş durumdalar ve suç dünyasındaki erkekler nasıl birbirleriyle mücadele ederken belirli yöntemler hani o dünyanın da böyle kendi içinde bazı kuralları, gereklilikleri işte kırmızı çizgileri falan varsa
ya da bu kırmızı çizgiler kırılıyorsa işte moda dünyasında da bu şekilde iki birbirine rakip olan daha doğrusu hani bir tane mafya babası gibi bir kadın karakter var.
Moda ikonu ona bir tane rakip çıkıyor ve onlar birbirleriyle mücadele ediyorlar, dövüşüyorlar birbirlerine.
Dövüşüyorlar derken böyle yani yumruk yumruğa dövüşmeyi kastetmiyorum.
Mesleki bir kavgayı kastediyorum.
Birbirlerine rakip oluyorlar.
Birbirlerine mücadele ya o kadar güzel bir mücadele ve böyle moda dünyasındaki o mücadeleyi bir nevi erkekler arası suç öykülerindeki mücadelenin uyarlanmış hali gibi sunmuş film arkadaşlar.
Bu o kadar hoşuma gitti ki. Filmi böyle okumak yani.
Hani bir moda ikonu yani atıyorum işte bir suç filmi.
izlediğimiz bir mafya babası her gün 50 tane adam öldürüyorsa belki atıyorum hani öyle bir mafya savaşları olmuştur hani geçmişten beri mafya filmlerinde işte tabi burada o kadar da cinayet yok ama hani cinayete kadar gidebilecek
bir kızışma var öyle söyleyeyim size ve kıskançlık var ciddi bir böyle haset hatta dedikodu bir gıybet durumu falan da var böyle hani moda dünyasının belki kimyasına biraz
daha uygun biçimde diyeyim Bir çekememezlik var.
Kim daha güzel, kim daha çekici, kim daha yaratıcı.
Biraz böyle kadın filmi de demeyeceğim.
Bunu daha hafif ya da daha ucuz anlamında söylemiyorum yanlış anlamayın.
Tam tersine bu dünyaya kadınların suç dünyasına nasıl sanki meyil edebileceğini, birbirlerini alt edebilmek için nasıl bir suç öyküsü girişimlerinde bulunabileceği
üzerinden falan bize nefis bir dünya sunan bir film kuruyorlar.
Bu şekilde okuyarak... İnanılmaz hoşuma gitti benim filmi böyle görmek.
Dediğim gibi böyle okumak. Ve Cruella karakteri hem Estella hem Cruella olarak bir nevi iki kişilik sunuyor bize.
Ve ben bu iki kişiliği de bariz biçimde Joker'imsi bir perspektiften bakmayı tercih ettim.
Nasıl Batman dünyasındaki DC dünyasındaki Joker önceden başka biridir de sonra Joker'e dönüşür, bol makyaj yapar, çılgın kahkahalar atar falan.
İşte Cruella karakterinde de benzer bir yapı var.
Bir kişiyken...
Başka birine dönüşüyor ve dönüştüğü kişi baya böyle daha çılgın daha böyle hani başı bozuk diyorum çılgın kahkahalar atan rengerek giyinen bir bize böyle bir çılgınlık bir delirmişlik hali yarı
delirmişlik hali sunan bir karakterse Joker işte bunun bir nevi kadınsal açılımlarını kadın dünyasına ait açılımlarını sunan ve o dönüşümü Erkek dünyasındaki Joker'in dönüşümü
neyse yaklaşık olarak kadın dünyasındaki ya da kadınların bahsettiğimiz moda dünyasıyla bağlantılı olarak yaşadığı hem kişisel hem mesleki hem karşıtıyla, rakibiyle...
Mücadele ederken yaşadığı devinimleri anlatan ve tabii geçmişinden gelen bir işte ailevi bazı çalkantılar, travmalar, belki ailelerin birbirine verdiği ya da güçlü bir ailenin daha fakir,
biraz daha zayıf bir aileye verdiği, verebileceği zararlardan yola çıkan travmaları konu alan bir film olarak o kadar...
keyifli ve o kadar dolu buldum ki Crowley'i.
O 101 Dalmatyalı filminin öncesi ya da sonrası ya da dediğim gibi o evrenin bir parçası olarak okumaktansa bir nevi kadın dünyasının suç öykülerine olan açılımı
ya da tam tersi suç öykülerinin kadınların dünyasına olan bir açılımı, bir penceresi olarak okumayı tercih ettim ben Crowley'i ve bu açıdan gerçekten çok keyif aldım filmden.
Çok mutlu oldum. Yani nefis diyorum nefis karakterler var.
Çok güzel hem ailevi hem mesleki hem moda dünyasının açılımları hem biraz böyle hırsız olan bir sokak kızının böyle çok...
Yani zor bir hayat olmuş bir kızın aynı zamanda münvada dünyasına girmesi, yeteneklerini ortaya saçabilmesi hatta ikon olarak gördüğü karaktere rakip olabilmesi ve ona rakip olmak için de sadece mesleki
değil farklı kişisel, ailevi ve geçmişten gelen güçlü motivasyonlar bulması üzerine nefis bir senaryo, nefis tiplemeler, nefis karakterler, nefis bir sinematografi.
Gerçekten çok keyif aldım ben filmden.
Çok iyi bir film olduğunu düşünüyorum.
Ve bir de şöyle bir şey söyleyeceğim.
Dediğim gibi 101 Dalmatçalı evrenin bir parçası ama ama bir anlamda Cruella kendi efsanesini ve kendi mitini de yaratmaya çalışan bir film gibi göründü bana.
Çünkü hem Emma Stone'un çok güçlü oyunculuğu hem çok böyle atıyorum az çok çizim becerisi olabilecek bir kişinin eline kalemi alıp da böyle Cruella karakterini de böyle bir karikatür olarak da çizebileceği böyle saçının yarısı
tam beyaz, yarısı siyah, kıpkırmızı tutaklar böyle çok şey bir tip.
Logo gibi, emoji gibi bir tip.
O kadar tatlı bir tip ki.
Filmin bitiş jenerindeki nefis görseller, filmin içerisinde sık sık karakterin yüzüne böyle yakın çekim yapıp o kuruyalanın o kendine has yüzünü, o kendine has güzelliğini, çekiciliğini ama bir yandan da
böyle o başı bozukluğunu, o deliliğini, o çılgınlığını da izleyicilere anlatmaya böyle gözüne batırmaya çalışan bir film olarak çok...
Bir mit yaratan. Hani çok kalıcı olur mu?
Gerçekten böyle Joker'imsi bir mit yaratır mı Cruella?
Bilmiyorum. Onu biraz zaman gösterecek ama belki devam film falan da yapılabilir.
Bilmiyoruz. Ona uygun bir yapı var çünkü filmde.
Ama... Genel olarak çok başarılı buldum filmi.
Çok keyifli buldum. Çok neşeli buldum.
İzlemekten de keyif aldım ben şahsen.
Bir sinema severi olarak. Sizin de seveceğinizi düşünüyorum.
İzlemediyseniz bir göz atın ve göz atacaksanız da hani çok kendi başına bir film olarak düşünün.
Yani geçmişteki o dediğim gibi yüzü bir dalmaççalı filmiyle ya da animasyon filmi ya da romanlarıyla falan çok bağlantılı olarak görmektense Kendi başına efsanesini, mitini yaratmaya çalışan ve bunu da dediğim
gibi kadınların dünyasındaki suç öyküsü ya da suç dünyasının biraz kadınsal ve feminen açılımı olarak görmenizi tavsiye ediyorum.
Böyle bakarsanız çok daha fazla keyif alacağınız ve filmi başarılı bulacağınızı düşünüyorum.
Evet çok koştura koştura anlattım gibi oldu ama anlatacak çok şey vardı.
Biraz lafı fazla uzattıysam kusura bakmayın diyeyim.
Evet bu haftalık bu kadar.
Kuryalla'dan bahsettik. İzlemenizi öneriyorum.
Keyifli bir film. Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden yayına, format, kayıt,
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
