
Bu Haftalık Bu Kadar 13: Yapay Zekânın Sinemaya Etkileri
22 Ocak 2026 · 27 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, yapay zekânın sinema üzerine etkilerini ve sinemada yapay zekâ kullanımı üzerine yapılan tartışmaları konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba Sinematris't'e Görkem Öge ile birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda bu haftalık bu kadar dosyamızın 13.
bölümünde yapay zekanın sinemaya etkileri üzerine bir şeyler söylemeye çalışacağız.
Bu haftalık bu kadarın formatı gereği günlük sinema sohbeti yapıyoruz diyoruz.
Ve yapay zeka elbette artık günlük sohbetlerimizin neredeyse vazgeçilmez konularından bir tanesi haline geldi değil mi?
Geldi. Yapay zeka bize ne getirecek?
İşte biz de Sinematris't'e konumuz gereği bunun sinema üzerine etkilerinden biraz bahsedeceğiz.
Ancak elbette yapay zeka sinema tarihinin sinemayı etkileyen ilk teknolojisi değil değil mi?
Sinema tarihinde çok sayıda kırılma yaşandı sinema teknolojileriyle alakalı olarak ve hemen hemen hepsi üzerine de Kendi dönemlerinde tartışmalar zaten dönmüştür.
Yani sesli film deyin, renkli film deyin, görsel efektler deyin, dijital sinema teknolojileri deyin.
Hepsi hem sinemayı etkilemişlerdir hem üzerlerine çok sayıda tartışma dönmüştür.
Bunların hepsi normal aslında.
Yani farklı fikirlerin çıkması elbette çok normal bir şey.
Ancak şöyle bir durum var.
İki tane özellikle bu noktada belirtmek istediğim şey var.
Şimdi birincisi sinema tarihine baktığımızda Sinemaya eklenen ve keşfedilen tüm yeni teknolojilerin sinemanın anlatım dilini de etkilediğini görürüz.
Bu çok da gözden kaçıyor bence.
Yani mesela sesli film ortaya çıktığında ki yine bir parantez açayım.
Sinemaya sesin eklenmesi hala bugün için bile sinema tarihinin...
En büyük sarsıntısı ve dönüşümüdür.
Gerçekten çok büyük bir atılımdı ses sinemada.
Mesela renk o kadar büyük bir atılım olmadı.
Bunlar üzerine ayrıca bir program yaparız sinematrist.
Güzel konular onlar yani üzerine konuşması bugün için bile çok keyifli.
Yani ses ve renk özellikle sinema tarihinde önemli atılımlara sebep olmuş iki teknolojik gelişmedir.
Bunun dışındaysa özellikle...
1990'lı yıllarda Steven Spielberg'in Jurassic Park'la yaptığı CGI dediğimiz Computer Generated Images yani bilgisayarda tasarlanmış görseller teknolojisi
sinema tarihinin en büyük atılımlarından bir tanesiydi gerçekten.
Yani o çok şeyi değiştirmişti ve çok ciddi tepkilerle de karşılanmıştı aslına bakarsanız.
Artık işte her şey yapay olacak sinema bütün gerçekliğini kaybedecek falan filan o kadar çok bağırış çağrış olmuştu ki.
Ki tüm bu bağrış çağrışların yanında elbette Steven Spielberg yaptığı bu...
İnanılmaz atılımla Jurassic Park filmiyle sinema tarihinin en çok kazanan yönetmenleri aynı zamanda dünyanın en zengin insanları arasına girmişti.
Kendi yapım şirketi olan DreamWorks'u kurmuştu.
Yani orada tartışmalar dönüyordu kendi içerisinde ama Steven Spielberg'in keyfi son derece yerindeydi.
Ve sinemayı da bu çok ciddi biçimde etkilemişti gerçekten.
Değiştirmişti yani. Şimdi bakınız daha çok sinema yapma açısından etki sunan teknolojilerden örnek vereyim.
Bir de üretilen filmlerin biz tüketicilere ulaşma yollarında da bazı teknolojik değişmeler ve gelişmeler olmuştu.
İşte mesela video kaset, mesela VCD ya da DVD gibi teknolojiler.
Bakınız bunlar da sinema teknolojileriydi aslında.
Onlar da sinemayı ciddi biçimde etkilemişti.
Neyse yani evet işte sinema tarihinde çok sayıda teknolojik gelişme olmuştu.
Etkilemişti hemen her biri.
Bu kısa sinemada teknolojik gelişmeler özetinden şöyle bir ana fikir ve mesaj çıkarabiliriz.
Elbette yeni teknolojiler çıktı, çıkıyor, çıkacak.
Bunlar üzerine eleştiriler dile getirilecek.
Normal. Ancak sinema sektörü ve dünyası söz konusu teknolojik gelişmeleri bünyesine katıp belli bir oranda değişip biraz zenginleşip belki
bazı değerleri bir parça kaybedip yerine başka şeyler koyup yoluna devam etmiştir arkadaşlar.
Bu hep böyle olmuştur.
Hiçbir tepki diyeyim ya da karşı duruş herhangi bir teknolojik gelişmenin sinemaya eklenmesine engel olmamıştır.
Sinema tarihinde böyle bir örnek yoktur.
Ondan dolayı işte sinemada da Bugün konumuz olan yapay zeka istendiği kadar eleştirilsin, istendiği kadar dışlansın hiçbir eleştirinin ve karşı duruşun
ben etkili ve başarılı olacağına inanmıyorum.
Peşin olarak bunu söyleyeyim. Bakınız bu iyi ya da kötüdür demiyorum.
Onun üzerine fikirlerimi zaten dile getireceğim ama yani şunu söylüyorum.
İstediğiniz kadar karşı olun. Bu kullanılacaktır.
Nokta. Tarantino kullanmasın tamam problem yok Christopher Nolan kullanmasın yani muhafazakar sinemacılar her zaman olur olacak yani onlar da onu tercih edecek belki ama başka çok değerli onlarca
yüzlerce yönetmen bunu kullanacaktır.
Er geç. Şimdi bu belirtmemiz gereken birinci nokta.
İkinci nokta. İki tane çarpıcı örnek vereceğim yakın zamandan yapay zeka ile ilgili.
Birincisi geçtiğimiz sene Oscar'ların da şampiyonu olan diyelim Brutalist filmi Ezrin Brodin'in başrolünde oynadığı.
Yapay zekayı kullanmıştı.
Nasıl? İşte orada Macar bir mimarın hayatı anlatılıyor.
Macarca konuşulan birçok sahne var.
Macarca konuşulan bir sürü sahnede yapay zekanın katkısından faydalanıldığı söylenmişti.
Yani bu bayağı açıklanmıştı.
Hatta filmin bazı efektlerinde, bazı kadrajlarında, kamera hareketlerinde falan da yapay zekadan faydalanıldığı söylenmişti.
Ve bu tepkiyle karşılanmıştı.
Şimdi bu... tepkinin temelinde şu var aslında arkadaşlar.
Şu an bütün yapay zekanın eleştirilerinde aslında bu var.
Hani kimse aslında şunu demiyor.
Tamam bu yeni bir teknoloji.
Aa bu bize çok kötü şeyler getirir.
Kullanmayın. Şimdi elbette bu hayli bağnaz bir duruş.
Ve dediğim gibi tarihte bunun başarılı olduğu bir örnek de yok zaten.
Her şekilde kullanılır. Ancak aşılması gereken ve henüz aşılamayan şöyle bir sıkıntı var.
Şimdi yapay zeka teknolojisi gereği yani yazılımı gereği Nasıl bir yapı?
Siber uzayı yani internet ortamını bu devasa bilgi deposunu hoyratça kullanan bir yapı.
Yani siz ona bir soru sorduğunuzda o internetin o devasa siber uzayı araştırıyor, inceliyor.
Biraz işte insani tepkilerle bir sohbet havasıyla size bir bilgi getiriyor, önünüze çıkarıyor.
Ama o aldığı bilgiyi nereden aldığını söylemiyor.
Bilgiyi izin almadan kullanıyor.
Temel problem bu. Ve bilgi üreticileri de yapay zekanın kendi ürettiği bilgiyi kendisinden telifsiz ve izin almadan kullanmasına karşı çıkıyor.
Zaten farklı farklı birçok şirketin yapay zeka uygulaması var ya.
İşte Çakçıbit'i en çok bilineni yani.
Twitter'ın Groku var.
Bir sürü var yani. Ve hemen hemen hepsine bugüne kadar davalar açıldı.
Ve çok sağlam kanıtlarla yani chat cp diye işte sormuşsunuz mesleki bir şey soruyorsunuz.
Hani şunu ben nasıl yapacağım?
O gidiyor daha önce yapılmış bir araştırmayı ya da o konu üzerine yazılmış bir makaleyi olduğu gibi aynen alıyor bilgi olarak size sunuyor.
Ve işte o alınan bilgiyi üreten kişi de kalkıp chat cp diye dava açıyor.
Diyor ki kardeşim sen benim çalışmamı, benim bilimsel araştırmamı ya da benim makalemi...
Aynen alıp kullanmışsın.
Sen bunu kullanamazsın.
Benden izin alman lazım.
Kaynak göstermen lazım.
Hatta bana para ödemen lazım.
İşte insanların bu konudaki eleştirisi tamamen haklı.
Bu telif hakları, yasası dünyanın tüm sanatçıları tarafından, bilimcileri tarafından, düşünce dünyası tarafından kabul edilmiş bir şey.
Sen bir bilgiyi...
İzin almadan, para ödemeden, tehlif belirtmeden, kaynak belirtmeden kullanamazsın.
İşte yapay zekanın buna bir çözümü olması lazım.
Şimdi bu ilk büyük tepkiydi yani benim hatırladığım yapay zekanın sinema kullanımı üzerine.
Şimdi ikinci örneği vereceğim.
Sizi bu gerçekten büyük bir tartışma yarattı.
Hatta yakın zamanda son birkaç hafta size sunduğum sinematrislerde bu konuya girecektim ama üzerine ayrıca bir program yapmak istedim.
Çünkü diyorum üzerine biraz daha detaylıca konuşmamız gereken bir konu.
Şimdi. Particle Six adında bir yapay zeka şirketi Tilly Norwood adında bir yapay zeka karakter yarattı.
Bir yapay zeka oyuncu.
Tilly Norwood diye ararsanız hemen görürsünüz.
İşte Particle Six adlı yapay zeka şirketi de AI Commissioner diye yani Artificial Intelligence Commissioner, yapay zeka komiseri diye bir kısa
film yaptı. Ve Particle 6'in YouTube hesabında bu kısa film yayınlandı.
Bu kısa filmde toplam 11 yapay zeka karakteri konuşuyorlar, performanslarını sergiliyorlar falan.
Yani bir anlamda Particle 6 şirketi yapay zeka ile oyuncu yaratma, performans yaratma gücünü ulaştığı seviyeyi Bu kısa filmle
dünyaya sunuyor.
Bir anlamda yapay zeka oyuncular geldi geliyor artık gerçek oyuncuların yerini tuttu mu tutacak mı vesaire diye bir tartışma ortaya çıkıyor.
Tabii ki bu girişimde.
Bu noktada özellikle dikkatinizi bir noktaya çekmem gerekiyor.
Bu Particle 6 dediğimiz yapay zeka şirketinin sahibi Elaine Van Der Velden diye bir kadın.
Bu kadın da bir oyuncu.
Bir teknoloji şirketi çıksa da biz artık işte teknolojimiz çok gelişti.
Biz yapay zeka ile oyuncular üretiyoruz.
Ve gerçek oyunculardan daha güzel, daha performansları iyi, gerçek oyunculardan hiç ayırt edilemeyecek kadar duygulular, harikalar vs.
Teknoloji dünyası oyunculuk dünyasına rakip çıkıyor.
Gibi bir tartışmanın söz konusu olmadığını burada vurgulamaya çalışıyorum.
Yani yapay oyuncuyu ortaya çıkaran ilk kişi de bir oyuncu.
Ve Elaine Van Der Velden de zaten bu konu üzerine bir açıklama yaptı.
Ama bu açıklamayı da neyin üzerine yaptı?
Önce onu sizinle paylaşayım.
Şöyle ki birkaç hafta önce Hollywood Oyuncu Sendikası SAG-AFTRA diyebildiğimiz sendika son derece etkin ve güçlü bir sendikadır.
Yani Hollywood'daki bütün oyuncular zaten bu sendikanın üyesi işte oyuncuların hukuki haklarını, çalışma şartlarını falan iyileştiren, çalışmalar yapan son derece güçlü bir oluşum bu.
İşte Suck After'a bir açıklama yaptı.
Dedi ki Tilly Norwood isimli yapay zeka karakteri bir oyuncu değildir.
Bakınız oyuncu sendikası Tilly Norwood için bunu söylüyor.
Bir kere bu ilk iddia, ilk tartışma bile gayet tartışma götürür bir iddia zaten.
Yani oyuncu değil belki ama biz açıp Particle 6 adlı şirketin yaptığı bu kısa filmi izlediğimizde pek de karşımızda oyuncuların olmadığını düşünmüyoruz.
Yani karşımızda gayet de oyuncular var.
Neyse ya bu bile tartışma götürür zaten.
Diyor ki Suck After'a, Tilly Norwood bir oyuncu değildir.
Yapay zeka ile ortaya çıkarılan karakterlerin bir performans sunduklarını kimse iddia edemez.
Yani ortaya çıkan işin bir oyunculuk performansı, yapılan işin de oyunculuk olduğunu kabul etmiyor bir kere Hollywood Oyuncu Sendikası.
Bu bir. İkincisi...
Buradaki yine en önemli noktalardan bir tanesi işte az önce dile getirdiğim telif meselesi.
Sag After'ı diyor ki sen yapay zekayla bir oyuncu karakter yaratmış olabilirsin ancak o oyuncunun performansı bizim oyuncularımızın yani gerçek oyuncuların
performanslarını bugüne kadar birikmiş devasa bir...
Veri deposu haline gelmiş, oyunculuk mesleğinin ortaya çıkardığı performansları sen izinsiz kullanıyorsun, diyor Particle 6 şirketine.
Hollywood Oyuncu Sendikası.
İşte bakınız bu çok güzel bir tartışma.
Elbette oyuncu sendikası diyecektir ki oyunculuğu biz yapacağız.
Oyunculuğu oyuncular yapacak, insanlar yapacak.
Siz başka bir teknolojiyle ortaya oyunculuk çıkarırsanız ortada bir oyuncu olmadığı için ve oradaki tırnak içinde sözlü oyunculuk performansı da Başka
oyuncuların performansını kaynak olarak kullandığı için ortaya çıkan iş hiçbir şekilde kabul edilemez, diyor Hollywood Oyuncu Sendikası.
Şimdi bu konudaki fikirlerimi sizinle paylaşacağım ama yine bir sinema tarihine dönelim, gözümüzü bir geçmişe çevirelim.
Yani elbette buna benzer sayısız tartışma geçmişte de olmuştu.
Onlara bir bakalım, büyüklerimiz, üstadlarımız, sanatçılar bunun üzerine ne demiş?
Akla gelecek ilk isim kim?
James Cameron arkadaşlar.
Neden? Çünkü James Cameron performans yakalama tekniği dediğimiz bir tekniği Avatar projesini yapmadan çok önce kendisi keşfetmişti.
Zaten Avatar projesinde bu teknolojiyi kullanmak istiyordu ve kullandı da zaten ve çok başarılı oldu.
Şimdi bilmiyorum Avatar'ın çekim arkası görüntülerini hiç izlediniz mi ya da denk geldi mi?
Yani Instagram'da falan bunun üzerine sayısız video ortalıkta dönüyor.
Yani birkaç sinema sayfasını takip ediyorsanız mutlaka görmüşsünüzdür.
Şimdi o Pandora'nın o...
Devasa coğrafyası var ya arkadaşlar.
O inanılmaz görsellikteki Avatar filmlerini, sahnelerini bir düşünün.
O filmlerdeki oyuncu performansları hariç hiçbir şey gerçek değil.
Avatar filmleri diyorum görmediyseniz mutlaka bakın.
Avatar çekim arkası falan yazarsanız karşınıza çıkacak.
Baya böyle bir hangarda.
Şimdi yeşil perde dediğimiz bir şey var ya böyle önde hani oyuncu oynuyor.
Diyelim ki arkada kocaman bir saray var.
Ama aslında öyle bir saray yok.
Arkaya yeşil perde çekiyorlar.
Arka plandaki sarayı bilgisayar başında yapıyorlar.
Avatar'daki öyle de değil.
Hiçbir şey gerçek değil.
Oyuncuların yüzü dahil bakınız.
Şimdi Naviler yani neticede tamamen fantastik bir ırk.
Öyle bir şey yok. İşte orada oyuncular oynuyor.
James Cameron'ın o görünen dünyadan.
Sadece oyuncuların performansını bakın yüzünü bile değil.
Sadece oyuncuların performansını alıyor.
Onun dışındaki her şeyi kendisi post prodüksiyon aşamasında bilgisayarın başında yapıyor.
James Cameron da zaten o zamanki röportajlarında şunu diyordu.
Her şeyi bilgisayarın başında yapabilirsiniz diyordu.
Ama hiçbir oyuncunun performansını yapamazsınız diyordu.
Hatta Avatar projesine hazırlanırken kendisiyle yapılan röportajlarda şöyle bir konu söz konusu oluyordu ben hatırlıyorum.
Teknoloji öyle bir seviyeye geldi ki ölmüş yani aramızdan ayrılmış çok ünlü sinema tarihi kişilikleri yani mesela atıyorum Marilyn Monroe.
James Cameron diyordu ki şu an Marilyn Monroe'yu da biz canlandırabiliriz yani bir filmde Marilyn Monroe'yu oynatabiliriz diyordu.
Teknolojimiz buna yeter diyordu.
Ancak neticede izleyici Marilyn Monroe'nun öldüğünü bildiği için onu izlemekten çok da keyif almayacaktır.
Çünkü izlediği o karakterin Marilyn Monroe olmadığını biliyor diyordu.
Bakınız bu konu bir. İki, tamam siz Marilyn Monroe'yu canlandırırsınız.
Ancak Marilyn Monroe'nun canlandırdığı karakteri nasıl yorumlayacağını asla bilemezsiniz diyordu.
Yani diyelim ki biz Marilyn Monroe'yu ne bileyim bir şirket...
Patroniçesi yapacağız ya da bir hemşire yapacağız ya da ne bileyim ben bir çöpçü yapacağız yani kafanızdan bir tipleme uydurun.
Hani Marilyn Monroe'ya o rolü verdik ya o rolü nasıl yorumlayacak ki o?
Hangi anda, hangi duruma, hangi repliğe, hangi kişiye nasıl bir yüz vereceğini ya da tepki vereceğini hiçbir şekilde bilemeyiz diyordu James Cameron.
İşte çok haklıydı.
Kendisi bu konuyu elbette hepimizden çok daha önce düşünmüştü ve hiçbir oyuncunun performansını tekrar ortaya çıkaramayacağını bildiği için Avatar
gibi izleyicisine sunduğu her şey yapay olan bir projede sadece oyuncuların performansını almayı uygun görmüştü arkadaşlar.
Yani James Cameron da kabul etmişti ki ben her şeyi...
Bilgisayar başında yaparım ama bir oyuncunun performansını yapamam.
Yani Zoe Saldana Neytiri karakterini nasıl yorumlar?
Bunu James Cameron bile bilmiyordu o yüzden Zoe Saldana Neytiri karakterini oynuyor.
Bu bağlamda Sagaftra ile James Cameron aynı fikirde.
Şimdi bu noktada da şöyle bir ayrım var ancak arkadaşlar.
James Cameron Performans yakalama teknolojisini icat ederken bir teknoloji yoktu ama ya da belki de bu kadar gelişmiş değildi.
O da ne biliyor musunuz?
O da şu. Biz bugün bir yapay zekaya bir ressamın tüm tablolarını gösterip bu ressamın bütün görsel üslubunu incele,
detaylıca analiz et ve ortaya...
O ressamın hiç yapmadığı yeni bir tablo çıkar diyebiliyoruz.
Ve biz yapay zekaya şunu diyebiliriz.
Marilyn Monroe'nun oynadığı bütün filmleri izle.
Marilyn Monroe'nun oyunculuk tarzını, tercihlerini, mimiklerini, hangi karakteri nasıl yorumladığını analiz et.
Ve bu analizden Marilyn Monroe'nun avatardaki neytir karakterini nasıl yorumlayabileceğini düşün ve ortaya bir Marilyn Monroe performansı
çıkar. Ve yapay zekaların bu konuda son derece başarılı olduğunu da biliyoruz.
İşte bu noktada tartışma artık neredeyse içinden çıkılmaz bir hale geliyor.
Yapay zekanın bu gücü var arkadaşlar.
İşte bu noktada...
İster James Cameron isterse de Hollywood Oyuncu Sendikası tek bir savunmaya sarılabilir artık.
Telif hakkı ödemiyorsun.
Peki şunu soracağım şimdi.
Kendisi de bir oyuncu olan Elaine Van Der Welden sahibi olduğu Particle 6 şirketiyle ortaya bir yapay oyuncu çıkarıyorsa.
Ve kalkıp da şunu diyorsa Suck After'a yani Hollywood Oyuncu Sendikası gel ben sana telifini ödeyeceğim.
Benim yarattığım yapay zeka oyuncusu da Avatar'ın 5.
bölümünde yeni bir karaktere oynayacak.
Hadi bakalım derse Hollywood Oyuncu Sendikası nasıl bir cevap verebilir?
Buyurun. Ya da diyelim ki bu kadar da medeni olmasın yani Particle Six şirketi bu kadar da haklara saygı duymayan bir şirket olsun diyelim ki kendisi bir film yaptı.
Bütün karakterlerde yapay zeka oyuncu ve yüz milyonlarca dolar para kazandı diyelim ki.
Oyuncu sendikası da kalktı Particle Six şirketine dava açtı.
Tamam şirkette kalktı dedi ki tamam kardeşim kaç para istiyorsun söyle.
Dedi ve onun parasını verdi diyelim ki ne olacak arkadaşlar.
İşte bu noktada bence şu an için bir çözüm yok.
Henüz bu konuyu çözecek seviyeye gelmedik bence.
Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Biraz olsun ilginiz varsa AI Commissioner filmini mutlaka izleyin.
2 dakikalık bir kısa film zaten yani YouTube'da var.
Oradaki performanslara bir bakın.
Ha bu performanslar ne kadar iyidir kötüdür bunu da ayrıca tartışabiliriz.
Ve hani aklıma gelmişken de şunu söyleyeyim.
Hollywood'un birçok ünlü oyuncusu bu konu üzerine demeçler verdi.
Mesela Emily Blunt dehşete kapıldım dedi yani.
Yani yapay oyuncular bence çok iyi diyor Emily Blunt.
Hani yakın zamanda işsiz kalabiliriz diyor.
Whoopi Goldberg tepkiyle karşıladı tam hani böyle bir şey olmaması lazım.
Hani başka oyuncular buradaki performanslar çok abartılı, hiç insani değil, hiç gerçekçi değil diye fikirlerini dile getirdiler.
Yani elbette bir karşı tepki var elbette oyunculardan ama yapay zeka oyuncuların sundukları performansları ya da bu şirketin ulaştığı teknoloji seviyesinden memnun
olan tırnak içinde korkan oyuncular da var.
Bu seviyeye gelindiyse artık bize gerek yok diyen oyuncular da var.
Onu da belirtmiş olayım. Bu arada da Hollywood Oyuncu Sendikası bir itirazda bulundu ya böyle.
İşte Particle Six'in sahibi olan ve kendisi de tekrar hatırlıyorum bir oyuncu olan Elaine Van Der Velden de şöyle bir savunma yaptı Instagram hesabından.
Dedi ki benim ortaya çıkardığım bu yapay zeka oyuncu teknolojisi Gerçek insan olan oyuncuların yerini tutacak bir teknoloji değil.
Benim böyle bir iddiam yok dedi.
Bu yeni ve yaratıcı bir sanat eseri dedi.
Bakınız bence bu savunma çok güzel.
Gerçek insan oyuncuların yerine geçecek bir şey değil bu diyor.
Diyor ki bu yeni bir araç.
Yepyeni bir şey. Başka bir şey yani diyor.
Bu yeni bir aygıda arkadaşlar.
Oyuncular yine olur diyor.
Olsun diyor. Ben onların yerini tutacak bir şey icat ettiğimi iddia etmiyorum diyor.
Ama Emily Blunt'ın korkması da aslında bu savununun...
pek de nasıl diyeyim ikna edici bir savunma olmadığını gösteriyor bence yani Emily Blunt muhteşem bir oyuncu mesela harika bir oyuncu elbette kendi mesleğini de sektörü de bizden çok daha yüksek
seviyede bilen ve inceleyen bir insandır elbette o kalkıp korktu ve hani eyvah dediyse Der Velde'nin bu açıklaması yani ben işte oyuncuya rakip çıkarmıyorum falan açıklaması biraz
havada kalıyor yani diyorum o öyle düşünüyor olabilir ama elbette yapay zeka oyuncular Sohbetin en başına dönüyorum şimdi.
Hiçbir teknolojide olmadığı gibi durdurulamayacaktır.
Bunlar olacaktır arkadaşlar.
Teknolojik olarak biz bir seviyeye geliyorsak eğer bir şey yapılabiliyorsa yapılır.
En özeti bu.
Bir şey yapılabiliyorsa yapılır.
O durdurulamaz bence. İşte yapay zeka oyuncular da mutlaka sinema sektörüne bir katkı yapacaklardır.
Gerçek oyuncuların yerini bazen dolduracaklardır.
Yani bunu da engellemek mümkün olmayacaktır.
Ama çoğu durumda da gerçek oyuncularla yapay oyuncular belki bir arada bulunacaklardır.
Bunu artık geçen zaman gösterecek.
Yani bunu net olarak şimdiden belirlemek mümkün değil bence.
Ancak aynı prensip ve aynı iddia bence geçerli.
Bir şey yapılabiliyorsa yapılır.
Burada çözülmesi gereken sorun telif meselesidir.
Yapay zeka şirketleri oyuncu sendikalarına telif öderler belki de.
Yani bu problem böyle çözülebilir.
Bakalım ne olacak? Elbette bu tartışma sürecek.
Elbette yeni yeni teknolojiler, yapay zekanın sinemaya katkıları farklı şekillerde ve farklı biçimlerde mutlaka devam edecektir.
Bence çok neşeli. Çok düşündürücü.
Gerçekten işin hem sanatsal hem felsefi hem bilimsel tartışılısı çok ayrı katmanları tarafları var bence.
Bugün için en azından ulaşılan bu seviye üzerinden konuyla ilgili fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Umarım bir katkı sağlayabilmişimdir.
Evet bu hafta bu haftalık bu kadar dosyamızın 13.
bölümünde. Yapay zeka teknolojilerinin sinemaya etkisi ve katkıları üzerine bir fikir muhakemesi yapmaya çalıştık.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
