
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki sinematriste, içerisinde bulunduğumuz bilimkurgusal dönemin, bilimkurgu türü ile ilişkisini incelemeye çalıştık.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda bilim kurgu sineması üzerine konuşacağız.
Ancak genelde yapmaya çalıştığımız gibi bilim kurgu sinemasına biraz farklı bir pencereden bakmaya çalışacağız.
Bilim kurgu türü üzerine gözden kaçtığını düşündüğüm bazı notlar ve ilginç anekdotlar size vermeye çalışacağım.
Ancak ondan önce de şöyle bir hatırlatma yapmak istiyorum.
Bilindiği gibi pandemi ülkemizde ve tabii tüm dünyada devam ediyor.
Ne yazık ki rakamların arttığını görüyoruz.
Bundan dolayı başka birçok mecra gibi hemen hemen hatta her mecra gibi sinemada bundan nasibini alıyor.
O nedenle bu sohbetlerimiz böyle çok popüler olamıyor.
Çünkü güncel gelişme fazla yok sinemada.
Hatta merakla beklediğimiz birçok filmin de gösterim tarihlerinin ne yazık ki ertelendiğini görüyoruz.
O nedenle bir süre daha sohbetlerimiz biraz daha böyle genel, biraz sinema tarihi üzerine, biraz akımlar üzerine, bazı yönetmenler üzerine ya da...
bazı türler üzerine olacak.
Bir süre daha böyle devam edeceğiz gibi görünüyor.
Güncel gelişmeler olursa tabii ki memnuniyetle onlara da sohbet konusu edeceğiz.
Şimdi bilim kurgu sineması üzerine önce şöyle kabı bir tanımlama ve bir giriş yapayım.
Bilim kurgu sineması hemen hemen hepimizin bildiği gibi çoğunlukla bilimsel gelişmeleri ya da bilimsel öngörüleri odağa alarak çeşitli hikayeleri konu edinen türe deniyor kabaca.
Ancak o kadar basit değil çünkü bilim kurgu aslında sinemadan da Çok daha eski bir tür.
Edebiyatta da çok değerli bilim kurgu eserleri var.
Sinemanın daha keşfiden önce yazılmış.
Ve bunun yanında bilim kurgu aynı zamanda oldukça fazla alt tür içeren de bir ana tür aslında.
Çok kısaca onları belirteyim.
Çünkü özellikle spesifik olarak en az örneği olan ve en az bilinen türlerin bir tanesine biraz daha fazla odaklanacağım.
Şöyle ki şimdi ilk akla gelen bilim kurgu filmi nedir acaba diye sorsam muhtemelen birçok sinema sever arkadaşımız farklı cevaplar verecektir ama biz birkaç tane önemli bilim kurgu filminden
örnek verelim ve onların hangi türlere girdiğini söyleyelim.
Örneğin Star Wars. Star Wars tam olarak bir uzay operası arkadaşlar ve uzay operası da Bilim kurgunun önemli alt türlerinden bir tanesi.
Biraz işin fantezi tarafına kaçan, daha çok serüvene odaklanan, birden çok karakter, birden çok mekan, birden çok macera, birden çok öyküyü bir arada barındıran, büyük ölçekli,
yüksek ölçekli, çoğunlukla hem bütçe olarak hem de öykünün içerikleri olarak ölçekli olan bir tür.
Bilimsel gelişmelerden çok fantezi dünyasına, insanın hayal gücüne hitap eden bir tür.
Dediğim gibi Star Wars bunun en güzel örneklerinden bir tanesi.
Star Trek örneğin başka bir örnek.
Hemen bunun biraz zıttı bir örnek vereyim.
Cyberpunk mesela. Cyberpunk bilim kurgu daha çok yakın geleceği anlatan bilgisayar ve makine teknolojilerinin insan hayatı ve dünya üzerine olası etkilerinden bahseden bir tür.
Terminator, Matrix ya da başlangıç filmlerinden bir tanesi olan çok eski diyebileceğimiz Metropolis ya da Stanley Kubrick'in Kimimur Uzay Macerası filmi bunun örnekleri olarak sayılabilir.
Onun dışında Stenpunk diye bir tür var mesela az bilinen türlerden bir tanesi.
Stenpunk daha çok alternatif tarih bilim kurgusu olarak geçiyor arkadaşlar.
Böyle tanımlanabiliyor. Çok basit bir imge ve örnek vereyim hemen Stenpunk'ın ne olduğunu anlarsınız.
Örneğin buharla çalışan bir robot düşünün.
Tam olarak bu Stenpunk anlamına gelir.
Ne demek bu? Geçmişte süre giden aslında yani geçmiş teknolojileriyle geçmişteki imgelerle süre giden ancak o gün içinde fantastik ya da bilimkurgusal olarak kabul
edilebilecek imgeler ve öyküler barındıran türe filmlere biz steampunk diyoruz.
Onun dışında daha da farklı hani alt türlere girecek olursak işte zamanlı yolculuk filmleri, uzaylı istilası filmleri hatta post apokaliptik dediğimiz dünyada bir kıyametin.
kopup hayatın tamamen ya da yüksek oranda ortadan kalktığı ve hayatta kalan insanların yaşam mücadelelerini konu eden apayrı bir tür var ve bunun da çok önemli filmlere örnekleri var.
Mad Max mesela ilk akla gelenlerden bir tanesi.
Onun dışında normal şartlarda bilim kurgu farklı zamanlara hitap ediyor olsa da bir anlamda da zamansız bilim kurgu filmleri de var.
Hatta Star Wars'ın en başında çok uzun zaman önce der.
Mesela gelecek gibi görünecek olsa da oradaki teknolojiler çok uzun zaman önce der.
Hangi zamanda süre gittiği...
pek net olmayan, bilinmeyen filmler var.
Örneğin Alex Proyas'ın Dark City'si böyledir ya da David Cronenberg'in Existence'i böyledir.
Hani bunlar gelecekte ya da günümüzde ya da geçmişte bilinmeyen bir zamanda süre geçmiş filmler.
O anlamda aslında bilim kurguyu tanımlarken sadece zaman olgusundan bahsetmek pek doğru olmuyor.
Biraz günümüz teknolojisine göre çok farklı diyelim ya da öykünün süre gittiği zamana göre çok ileri teknolojilerin bulunduğu ve bu teknolojilerin etkilediği öykülerin
ortaya çıkardığı filmlere kabaca bilim kurgu diyoruz.
Bilim kurgu sinemasının çoğumuzun da bildiği gibi çok belirli imgeleri vardır.
Hani hemen hemen tür bağlamında söylüyorum.
Belirli türlerde karşımıza çıkan çok net imgeler vardır.
Hani örneğin Uzay operası için veya Star Wars için desek işte ışın kılıcı, lazer tabancaları, uzay gemileri vs.
diyelim. Ya da Cyberpunk için düşünsek işte makineler, robotlar, terminatör veya insanlığı ele geçiren bir yazılım ya da makine, bir teknoloji.
Ya da onun dışında zamanlı yolculuk filmlerini düşünsek zaman makinesi en kaçınılmaz imgelerden biridir herhalde.
Onun dışında tabi bilim kurgu aynı zamanda farklı türlerle de ciddi biçimde evlilikler yapan birbirine...
geçirgenlikler içeren bir ana tür.
İşte burada da alt tür kavramı biraz ortaya çıkıyor.
Örneğin bilim kurgu gerilim ve korku sinemasıyla oldukça sıkı bağlar kurmuş bir tür.
Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi herhalde tarihe baktığımızda Ridley Scott'ın Alien filmidir.
Ya da bilim kurgu aksiyonla çok güzel bağlantılar kuran bir tür.
Birliktelikler ortaya çıkaran bir tür.
Hemen en basitinden James Cameron'ın Terminator ya da Avatar filmleri.
Net biçimde hem bilim kurgu hem de aksiyon oluyor.
Onun dışında bilim kurgudan bahsederken tabii ki daha çok ölçekli, daha sanat yönetimine, görsel efektlere, ses efektlere fazlaca yüklenen filmlerle karşı karşıya geliyoruz.
Bu bağlamda sinema teknolojilerinin ve aynı zamanda sinemanın görsel tarafının da bilim kurgu türüyle bir üst basamağa biraz daha ileriye taşındığını iddia edebiliriz.
Tarihin önemli bilim kurgu filmleri.
baktığımızda çoğunlukla, büyük çoğunluğunun çok değerli sinematografiler, çok iyi çalışılmış sanat yönetimleri, efektleri vesairesini içerdiğini görürüz.
O nedenle bilim kurgu içerdiği tematik motifler ya da politik bakışların dışında da sinema teknolojileri ve sinemanın görsel gelişimi açısından da çok önemli türlerden bir tanesi olarak kabul edilebilir.
Şimdi şöyle bir noktayı dikkate çekmek istiyorum arkadaşlar.
Sinema 1895'de ortaya çıkmıştı.
Daha önce bahsettiğimiz gibi yorumluyar kardeşlerim.
Ondan sonra kurumacı sinemayı ilk kez yapan da George Méliès idi.
Fransız ilizyonist.
George Méliès çeşitli kaynaklara göre 500 küsur civarında film yapmıştı ve bunların arasında bilim kurgu var arkadaşlar.
Şimdi tabii ki o zamanın olanaklarıyla yapılan bilim kurgular bugün için biraz amatörce ve ikna edicilikten uzak gelecek olsa da...
Bu noktada bir parantez açmak istiyorum ve bir vurgu yapmak istiyorum.
Evet bize biraz belki amatörce ya da ikna edicilikten uzak geliyor.
Ancak bu nokta zaten bilim kurgu sinemasının günümüzün gelişmiş teknolojileriyle günümüzün içerisinde bugün yaşadığımız teknolojilerle bağlantılarını göz önüne alırsak
bilim kurgunun sinema tarihi içerisinde çok özel bir konuma sahip olduğunu görüyoruz arkadaşlar.
sinemanın bugüne kadar ki tarihinde yapılmış bilim kurgu filmlerinin büyük çoğunluğu şu an içerisinde yaşadığımız dönemde geçiyor.
Bu açıdan bilim kurgu sineması çok büyük bir farklılık arz ediyor arkadaşlar.
Düşünün ki 1950 yılında çekilmiş bir korku filmi ya da bir drama diyelim ya da 1970 yılında çekilmiş bir suç öyküsü ya da 1940 yılında çekilmiş bir film noir, bir kara film ya da bir komedi filmi
belki günümüz sinema severlerine hala hitap ediyor olabilir.
Siz bugün Billy Wilder filmi izlediniz ya da bir Frank Capra filmi izlediğinizde ya da bir Godfather'ı izlediğinizde ya da bir Geleceği Dönüşü izlediğinizde aynı hissi alıyor musunuz Geleceği Dönüş'te?
Geleceği Dönüş'te Marty McFly 2015 yılına geliyordu.
Günümüz için 5 yıl öncesine.
Arkadaşlar uçan araba gören var mı ya da uçan kaykayı gören var mı?
Hayır. Blade Runner filmi sinema tarihinin en büyük bilim kurgu filmlerinden Cyberpunk'ın sinemadaki ilk örneği 2019 yılına geçiyordu.
Şu an şehrin içerisinde bacalarından alevler çıkan fabrikalar görmüyoruz bildiğim kadarıyla.
Ya da uçan arabalar da görmüyoruz.
Ya da yapay genetik teknolojisinin ortaya çıkardığı yapay insanlarla henüz karşılaşmadık.
Demek ki burada bir farklılık var.
Bilim kurgu sineması arkadaşlar.
Az önce bahsettiğim alt türlerden biri var.
Lütfen hatırlayın. Stan Punk dediğim alt tür.
Alternatif tarih bilim kurgusu dedim ya biraz.
Arkadaşlar bir zamanlar bilim kurgunun başka bir türünde ya da merkezinde yapılmış, çekilmiş bir film, o amaç gözeterek yapılmış bir film günümüz için bir steampunk'a dönüşmüş durumda.
Bir alternatif tarih bilim kurgusuna dönüşmüş durumda.
Çünkü günümüzde biz sinemanın geçmiş dönemlerinde yapılmış bilim kurgu filmlerinin süre gittiği dönemleri yaşıyoruz.
Ancak o filmlerin hemen hemen hepsinin, gerçekten bu biraz acı aslında ancak bir gerçek, hemen hemen hepsinin yanıldığını görüyoruz.
birçok açıdan yanıldıklarını görüyoruz.
Elbette doğru tespitleri de vardır.
Bilimkurgu sinemasının örneklerinin, özellikle değerli örneklerinin ancak yüksek oranda da yanıldıklarını görüyoruz.
Hiçbir tespitte bulunmak isterim.
Aslında bu biraz normal ama yine bana ilginç geliyor, belki size de ilginç gelir.
Hiçbir bilim kurgu filminde sosyal medya yok arkadaşlar.
E tabii birileri bunu o zaman düşünseydi.
Mark Zuckerberg bu kadar zengin olmazdı belki veya Twitter bu kadar ilgiyi görmezdi.
Bu belki de normaldir evet ama sosyal medyanın bulunduğu...
Ya da internet teknolojilerinin, ondan da öncesine gidelim hani haberleşme teknolojilerinin günlük hayata bu kadar hakim olduğu bir bilim kuruluşu filmi hatırlamıyoruz.
Yani bir noktası atıyorum 50'lerde, 70'lerde hatta 80'lerde hackerların ufak ufak böyle işlendiği bazı filmler vardı 80'li yıllarda.
Ancak o da başka bir şeydi yani bu günümüzdeki internetin durumu üzerinde tespitler yapan ya da öngörüler yapan filmler değildi onlar.
Ancak hani tekrar edeyim gerçekten tarihteki hiçbir bilim kurgu filminde sosyal medya ya da benzeri ya da benzeri bir şey olduğunu görmüyoruz örneğin.
Onun dışında bugünlerde süre giden, geçmişte yapılıp bugünlerde süre gittiği söylenen bilim kurgu filmlerinde dediğim gibi ne çevremizde tayt giyen insanlar var, ne uçan arabalar var, işte ne
uçan kaykaylar var. Hadi ışın kılıçlarını, lazer tabancalarını saymayacağım.
Hani o dediğim gibi uzay operası biraz daha fantastik bir türdür.
O zaman için başarılı olan hani sinematografik anlamda günümüz için de başarılı olarak kabul edilebilir.
Bu açıdan eleştirmiyorum türü ancak gelecek öngörüsü açısından gerçekten çok ciddi biçimde çuvalladıklarını görüyoruz.
Bu konuda yapacak bir şey de yok. Bu da ortaya şöyle bir durum çıkarıyor.
Normal şartlarda bu filmleri zamanında yapan sinemacılar bilimkurgunun parlak ve ilerici örnekleri olarak icra etmişlerken ya da sinema severler bilimkurgu filmlerini geleceği betimleyen, geleceği
anlatan ya da gelecek üzerine sağlam tespitler içeren filmler olarak izlemişlerdi o zaman için.
Ancak günümüzde o filmlerin neredeyse bu açıdan hiçbir anlamı yok.
Ya da çok az anlamı var diyelim hani hiçbir anlamı yok demeyeyim ama...
Hani çünkü öngörülerin büyük çoğunluğunu biz şu an yaşıyor olmamız lazım normalde ancak öyle bir durum söz konusu değil.
Örneğin başka gezegenlere gitmek ya da uzaydaki yaşam, uzaylılar.
Şimdi bu zaten çok da hani zamana endeksli bir alt tür sayılmaz hani uzaylı istilası filmleri ya da uzaylılarla diyalog kurulan filmler.
Bunun bir zamanı yok normal şartlarda.
Örneğin bu alt türden bahsedince benim aklıma ilk gelen filmlerden bir tanesi Robert Zemeckis'in Mesaj filmi, The Contact filmi.
Birçoğunuz izlemişsinizdir eminim.
Çok da iyi bir filmdir. Mesela o filmin hangi yılda geçtiği çok önemli değil.
Yeter ki uzaya anten uzatabileceğimiz ya da bir çanak tutabileceğimiz teknoloji olsun.
İster 1990'lar olsun, 2020'ler olsun ya da 2050'ler olsun çok fark etmeyecektir.
Ancak mesela o bir bilim kurgu filmiydi.
O gün için... Yüksek teknolojilerin kullanıldığı bir filmdi elbette o gün için.
Ancak günümüz için o bilgisayarlar yani Windows 95 falan böyle floppy disketler falan ne kadar da ilkel duruyor değil mi?
O filme bilimkurgu filmi gibi bakmak günümüz için pek de mümkün değil.
Ya da hatta belki geleceğe dönüşe bile, geleceğe dönüş filmi mesela.
Çoğumuz çok severiz. Bilim kurgu tarihinin nadir komedi serüven aksiyon bilim kurgu.
Böyle birkaç türü bir arada barındıran çok güzel temalarla işlenmiş harika bir filmdir.
Sevmeyenimiz yoktur herhalde.
Ancak bugün için mesela geleceği dönüşü bir bilim kurgu filmi olarak izlemek gerçekten çok güçlü.
90'larda yapılmış cyberpunklar var.
Örneğin benim ilk aklıma gelen örneklerden bir tanesi Keanu Reeves'ın oynadığı Johnny Mnemonic filmi vardı.
Orada bayağı böyle yeşil ekranlı bilgisayar, hani insan hafızasına bilgi yükleyebiliyorsunuz beynine.
Bayağı böyle Matrix'teki gibi enseden ya da başın bir bölgesinden içeri bir giriş, böyle bir kulaklık girişi gibi bir girişle insanın beynine herhangi bir veriyi, bilgiyi yükleyebiliyorsunuz.
Ancak dediğim gibi filmde yeşil ekranlı bilgisayarlar var.
Şimdi burada bir tutarsızlık oluyor.
Yani o filmi o gün izleyen insanlar başkaydı.
Yani o filme bakışları başkaydı.
Bizim o filmlere bakışımız başka.
Az önce belirtmeye çalıştığım gibi diğer türler için bu söz konusu değil.
1950 yılında yapılmış bir komedi yani bugünün izleyicisine çok komik gelmeyebilir ama o hala bir komedi filmidir ya da hala bir dramdır.
Atıyorum çok sevdiği bir insanı kaybeden bir insanın dramının zamanı yoktur.
Yani ister tarih öncesinde geçsin, tarihsel film olsun, isterse günümüzde geçsin, isterse gelecekte geçsin fark etmez.
Onun türü ve hatta alt türü...
Hemen hemen aynıdır. Aile dramı diyebiliriz, bir savaş dramı diyebiliriz, karakter dramı diyebiliriz ya da biraz daha böyle entelektüel içerikli filmleri düşünürsek düşünsel meseleler çoğu zaman bir zamanı olmayan öykülerdir
bunlar çoğunlukla. Ancak yine az önce söylemeye çalıştığım gibi bilim kurupı türü.
İşin görseline, sinemanın görseline, sinemanın sanat yönetimine, efektine, kamera kullanımına fazla sırtını dayayan bir tür olduğu için, delili imgelerle yola çıktığı için, yani işte zaman
makinesinden tutun da, robottan geçin de, uzay gemisinden yola çıkın da, mesela yolculuğa çıkın da başka bir gezegene doğru.
Bunlar çok önemli bilim kurgu türünde.
Ancak işte geçmişte yapılmış olan tasarımlar ya da gelecek üzerine yapılmış öngörüler bugün için madem yüksek oranda tutmadı, madem bugünkü teknolojiyle karşılaştırdığımız arada oldukça
ciddi farklar var. O nedenle bilim kurgunun geçmiş dönemlerdeki sinemanın tarihindeki örneklerini o zamanki izleyicinin izlediği kafayla, o zamanki izleyicinin izlediği hissiyatlarla
izlemek artık ne yazık ki mümkün değil.
Bu anlamda şöyle bir tespit yapabiliriz.
Sinema tarihi çok farklı türleri farklı dönemlere başyapıt olarak taşıyabiliyorsa birim kurgu için aynı şeyi yapamıyor arkadaşlar.
En azından gerçek hayatla ilişki açısından şöyle düşünelim.
Dediğim gibi sadece Blade Runner'da uçan araba vardı da bugün yok.
Bu Blade Runner kötü mü yapar?
Hayır tabii ki bunu kastetmiyorum.
Ancak madem Blade Runner filmi örneğin genetik teknolojilerinin ortaya yapay insanlar çıkartmasından yola çıkarak İnsanın ne olup olmadığı, insanı neyin ortaya çıkarıp çıkarmadığı
sorusunu inceleyen bir filmdi.
Günümüzde buna dair bir soru hiç görmüyoruz ama film günümüzde geçiyor.
İşte bu kopukluk ve bu ikna edici olmama demeyeyim.
Dediğim gibi o günler için belki ikna ediciydi bunlar ama günümüzde bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz temaları, imgeleri, teknolojileri görmüyor olmak o filmleri biraz daha hani yapıldıkları dönem için gelecek olsa da.
Bugün için daha geçmişte olmuş olaylar gibi ya da hani geçmişte olmuş demeyelim de geçmişte yapılmış film olduklarını gizleyememeleri üzerine farklı bir algı ortaya çıkarıyorlar.
Bu anlamda dediğim gibi az önce bahsettiğimiz steampunk alt türü az örneği olan bir alt türdür.
Bir çırpıda aklıma gelenler örneğin Terry Gilliam'ın Brazil filmi ya da Wild Wild West diye bir western vardı arkadaşlar hatırlayanlar vardır belki.
Ya da Galicinin çektiği Sherlock Holmes filmleri ya da...
Martin Scorsese'nin Hugos'unda da oldukça o yıllar için teknolojiler vardı.
Ya da Tim Burton Hayalet Suvari filmi mesela oldukça Stan Park etkileri barındıran bir filmdir.
Nasıl bu filmler çekildiği zaman için bile ilkel teknolojiler barındırıyor ise normalde bu amaçla yapılmamış birçok film günümüz izleyicisi için ilkel teknolojiler barındırıyor arkadaşlar.
Ve bir anlamda bu anlamda iddialı oldukları bu anlamda ne yazık ki bu filmler bilim kurgusal özelliğinin yüksek oranda Kaybetmiş durumda.
Biraz farklı bir gözle izliyoruz artık bu filmleri.
Dediğim gibi yine seviyoruz.
Yani bu bahsettiğim, incelemeye çalıştığım nokta atıyorum Blade Runner'ı ya da işte Ekim'in bluzay macerasını ya da Metropolis'i değersiz kılmaz.
Elbette bunlar sinemanın en büyük başyapıtlarını, örneklerdir.
Ancak biraz farklı bir gözle o filmleri artık izliyoruz.
Biraz farklı bir bakış atıyoruz o filmlere.
Günümüz bilim kurgularına baktığımızdaysa gerçekten çok daha ölçekli, çok daha heybetli.
çok daha iddialı filmlerle karşı karşıya geldiğimizi görüyoruz.
Ya da tam tersini söyleyeceğim.
Bu arada şu güçlü örneklere bir iki tane isim vereyim hemen.
Aklıma Christopher Nolan geliyor. Interstellar filmi ya da Inception filmi ya da en son yaptığı Tenet filmi gerçekten çok büyük, ölçekli, güçlü filmler bunlar.
Ya da James Cameron'ın Avatar projesi ya da düşünür Ridley Scott'ın Alien'ın devamı olarak çektiği filmler.
Bakın filmler hep iddialı, büyük ve ölçekli.
Bir yandan da bağımsız bilim kurgular var.
Genellikle çok iyi bir fikirden yola çıkıp bilimkurgusal bir fikirle filmi besleyip Ortaya zekice senaryolarla birlikte minimalist olsa da parlak filmler çıkaran örneğin yakın
zamandan Coherence diye bir film vardı.
Predestination diye bir film vardı.
Bu benzeri filmler hani normalde bir odada geçen bilim kurgu gibi ya da bir evin içerisinde geçen bilim kurgu gibi parlak bir fikirden yola çıkıyorlar ama bildiğimiz anlamda bilim kurgu filmi sayılmazlar.
Bu ölçek ve teknolojik birikim açısından söylüyorum.
Onun dışında vurgulamaya çalıştığım şu ki artık günümüzde bilim kurgular...
geçmişteki gibi de değil çok ölçekli ya da çok büyük 21.
yüzyıl sinema severine iyi bir bilim kurgu filmi izletebildiğimizi gösterebilmenin, bu hisse verebilmenin yolu işte ancak böyle Avatar gibi ya da Prometheus gibi ya da böyle Interstellar
gibi çok büyük, güçlü ve iddialı projelerle ancak mümkün olabiliyor.
O nedenle artık eski bilim kurguları yapıldıkları dönemdeki kafayla izleyemiyorsak Günümüz bilim kurgu sinemasından da bugüne kadar verilerin çok daha fazlasını beklediğimiz gerçeğiyle karşı karşıyayız
ne yazık ki arkadaşlar. Ya da belki de iyi ki diyorum.
Çünkü bilim kurgu yapmak isteyen sinemacıyı gerçekten çok ciddi ve birikimli bilim kurgu sever kitlesi bekliyor.
Bilim kurgu sinemacılarının işi gerçekten zor.
Evet beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Diğer programda görüşmek üzere.
Herkese sevgiler. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
