
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
,Bu hafta Sinematris'te, Alien Serisinin tarihini ve serinin son filmi Alien: Romulus'u inceledik. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Romulus'a gelmeden önce bir kere efsaneyi bir başlatalım değil mi?
Şimdi Alien 1979'da gösterime girmiş çok özel, çok güçlü, gerçekten bilim kurgu tarihinin, korku filmleri tarihinin de...
En önemli en güçlü filmlerinden bir tanesi 3 tane kendine has özelliği var Alien filminin.
Şimdi Ridley Scott'ın ikinci uzun metrajıydı Alien ve reklamdan gelme bir yönetmen olduğu için de Ridley Scott görsel olarak gerçekten çok güçlü bir yönetmendi.
Bundan dolayı da Alien öncelikle görsel olarak muhteşem bir film gerçekten.
Artık yani 2020'lerdeyiz 1979 yapımı bir film.
Ancak rahatlıkla söyleyebilirim ki Alien bugün için bile son derece etkileyici, son derece özenli, detaylı, muhteşem bir görsel tasarıma sahip bir film.
Özelliği öncelikle bu.
İkincisi yaratık filmleri dedik.
Alien filmi yaratık filmleri olarak kabaca özetlediğimiz türü de uzaya taşıyordu.
Hem bir yaratık filmi olarak uzayda bir uzay gemisinde geçiyordu.
Yani yaratık filmlerin büyük çoğunluğu hani insanların yaşam alanlarında yani dünyada geçer, evinizde geçer, sokağınızda, mahallenizde.
Yok ormana gittiniz, yok denize gittiniz, bir mağaraya gittiniz vesaire yani.
Dünyada geçer. Ancak Alien filmi uzayda geçiyordu ve bu noktaya vurgu yapmak istercesine Alien'ın ilk afişinde de uzayda çığlığınızı kimse duyamaz gibi
bir tanıtım cümlesiyle geliyordu.
Bilimkurguluğu da zaten buradan geliyordu.
Yani dünyada geçen bir yaratık filmi çoğunlukla bilimkurgu olmaz, bir korku filmi olur.
Ancak işte siz bu yaratığı uzaya taşıdığınızda otomatik olarak film zaten bilimkurgu oluyordu.
İşte Alien filmi de...
bilimkurgu ve korku ana türlerinin en parlak kesişim noktalarından bir tanesi oluyordu.
Sinema tarihinde bilimkurgu korku dediğimizde biz gerçekten ilk aklımıza gelecek filmlerden bir tanesi Alien'dır diyebiliriz.
İkincisi de bu. Üçüncüsü de çok ilginç biçimdeki bu üçüncü Alien'a ait özellik Ridley Scott'ın bir yönetmen olarak kendi o zamanki yapımcılarıyla sürekli didişmesini kavga
etmesine sebep olan özelliklerdi.
Bir tanesi nedir bu?
O yıllarda bakınız 70'ler sinema tarihi için zaten önemli bir zaman.
Bunu ben sinematristlerde birçok kez size anlatmaya çalışmıştım.
70'lerde Hollywood sineması bir yenileme geçiriyor.
Ve özellikle de gişe sinemasının formüllerini yazan George Lucas ve Steven Spielberg'in de muhteşem filmler yaptığı bir dönem.
İşte Akış Dinemeyi, 15 dakikada bir aksiyon formülü, yeni filmler yapılmıştı.
O zaman için George Lucas Star Wars yapıp ve Steven Spielberg de Jaws'u yaparak çok başarılıydı.
Yani o yıllarda Hollywood çok büyük hasılatlara ulaşmıştı.
Bu yenilemeyi içeren filmler işte Ridley Scott'ın o dönemlerde hani birkaç yıl sonra Star Wars 77'dir bakın bu 79 işte Jaws 1976 bu 79 bakın o başarılı
olan filmlerin üzerine yapılan bir film.
Ancak George Lucas ve Stephen Spielberg'in akış dinamiğini Hollywood formüllerini içermeyen bir filmdi.
Yapımcılar bile sıkı atıyor ya filmin işte ilk 40-45 dakikasında hiçbir şey olmuyor.
Hani biraz akıcı olması lazım.
Çok sıkıcı senin filmin.
O da diyor ki evet ilk 45 dakika hiçbir şey olmuyor ama...
Ondan sonra da inanılmaz şeyler oluyor diyor.
Yapımcılarını bu şekilde ikna ediyor yani.
Alien tam bir stüdyo filmi.
Yani Hollywood stüdyolarının finanse ettiği bir film olmasına rağmen Hollywood gişe formüllerini...
İçermeyen bir filmdi çok soğuk bir filmdi çok yavaş akan bir filmdi hatta sıkıcı bir filmdi bile diyebiliriz yani hani hiç öyle sürükleyici işte izleyeni sonu gelmez bir maceraya sürükleyen
falan hani vardır ya böyle klasik gişe anlatımı heyecanı hiç de öyle bir film değildi diyorum son derece soğuktu yavaş akıyordu pek bir şey olmuyordu yani.
Hem kendi karakterlerini hem de izleyicisini belirsizliğin gerilimin içerisine hapseden Ridley Scott'ın dokunuşuyla son derece doğru bir senaryo akış dinamiğini içeren bir
filmdi. Çok uzatmayalım başka bir sürü film anlatacağız.
Ridley Scott'ın Alien'ı Gösterime girdi ve gerçekten çok sevildi.
Yani o yıllarda da çok büyük bir rüzgar yarattı.
Muhteşem bir filmdir. Bugün için hala hangi açıdan bakarsanız bakın...
...gerçek bir sinema tarihi başyapıtıdır Alien.
Şimdi 1979'da yapıldı Alien ve başarılı oldu.
Ondan sonra yapımcılar bir devam filmini zaten düşünüyorlardı.
Bu noktada çok ilginç yani sinema tarihinin...
...en nadir rastlanan durumlarından bir tanesi ortaya çıktı.
Yapımcılar Alien'ın...
Devamını James Cameron'a verdiler.
Terminator'u yapmış. Herkes James Cameron'ı çok seviyor.
Çok güçlü bir yönetmen. Neden?
İşte az önce bahsettiğim meseleden dolayı çünkü Ridley Scott çok iyi bir film yapacak olmasına rağmen çok da gişe kalıplarına uymayan, yine böyle sıkıcı bir film yapacak, çok da akmayan, daha gerilimli,
daha korkulu, daha böyle gergin bir film yapacak diye yapımcılar filmi James Cameron'a veriyorlar.
James Cameron biraz daha aksiyona daha yatkın bir senarist.
Ondan dolayı diyorlar ki James Cameron çeksin bu filmi ve ortaya Yaratığın Dönüşü filmi çıkıyor.
Ve ilginç biçimde genellikle olduğu gibi ilk filmin gerisinde bir film ortaya çıkmıyor.
Çünkü James Cameron'ın senaryo akışını, o müthiş detaycılığını, aksiyon yapısını müthiş biçimde Aliens filmine...
Adapt ediyor. Ortaya gerçekten inanılmaz bir film çıkıyor.
Çok iyi bir film çıkıyor. Şimdi Alien mi daha iyi bir filmdir?
Alien 2 mi daha iyi bir filmdir?
Bu gerçekten sinema tarihinin sonu gelmez sohbetlere kapı açan bir sorusudur.
Kimisi der ki Ridley Scott'ın ilk filmi daha iyi.
Kimisi der ki James Cameron'ın ikinci filmi daha iyi.
Bana göre yine de Ridley Scott'ın ilk filmi...
James Cameron'ın ikinci filminden daha iyi.
Ama yine yani ikinci film de çok iyi gerçekten ben.
Onu da çok severim. Çok başarılı bulurum.
Bu noktada küçük bir vola vermek istiyorum.
Şöyle ki. Bundan sonraki filmlerin hiçbiri bu ilk iki filmin ötesine geçemedi.
Hani geçmesi de beklenmeli mi?
Bence beklenmemeli zaten. Yani bu iki film gerçekten muhteşem filmler.
Bu noktada bu iki filmi muhteşem yapan şeylerden de biraz bahsetmek istiyorum.
Birincisi evet ortada bir yaratık film var, bir bilimkurgu film var.
İşte senaryoları iyi, görsellik iyi.
Muhteşem bir uzaylı tasarımı falan var.
Tabi bu noktada bir parantaz açayım.
Giger'dan bahsetmemek olmaz.
Olağanüstü bir tasarımcı, o ressam, bir ilüstratör, nefis bir tasarımcıdır.
İşte Ridley Scott da Alien filmindeki o Alien yaratık tasarımında Giger'dan faydalanmıştı.
Giger'ın zaten çizmiş olduğum ortamlar, yaratıklar, silahlar vs.
Yani filmin neredeyse bütün tasarımlarını Giger'dan almıştı.
Ve hatta... Şimdi çok detaya giriyorum kusura bakmayın ama anlatılmayacak gibi de değil gerçekten filmin çekimlerine falan da Geiger'ı davet ediyor birçok şeye müdahale ediyor falan yani filmin birçok sahnesinde neyin nasıl yapılacağını
H.I. Geiger'ın söylediği anlatılır sürekli filmin yapım notlarında ve aynı zamanda Ridley Scott'ın da sette.
Bazı şeyleri nasıl yapmaları konusunda Geiger'la konuşarak değil çizişerek yani bir şeyleri çizerek anlattığı ve onunla anlaştığı falan söyledi.
Ne kadar muhteşem değil mi? Bir şey bilmiyorsanız yine olmaz bir şey ya.
Böyle film kolay kolay gelmez gerçekten.
İşte bu filmlerde hem James Cameron hem...
Rüdeskat'ın öncü filminde kapitalizm alt metni de vardır aynı zamanda.
Hani bu noktada kısaca öyküsünden de bahsedeyim o zaman ama bütün öykülerden bahsetmeyeceğim.
Öykü zaten çok uzun. İşte artık gezegen madenciliği falan başlamış.
Nostromo diye bir gemi çok uzaktaki bir gezegene gitmiş.
Oradan maden getiriyor.
Bu sırada işte bir mesaj alıyorlar.
Şu gezegenden bir imdat mesajı geldi.
Uzaycılık kanununa göre oraya gitmek zorundasınız.
İşte ekip oraya gidiyor. Bu yaratığı kapıyorlar ve bir yaşam mücadelesi veriyorlar.
İşte bu noktada söz konusu şirketin ve aralarında bir tane de android var.
O android de çok önemli android karakteri.
O android karakteri de birlikte şirket eşsiz benzersiz yaratık örneğini korumak üzere bütün mürettebatı gözden çıkarıp o yaratığın tüm mürettebatı öldürmesine
ve O yaratığın hayatta kalmasına yatırım yapıyor falan.
Bunun üzerine bir sürü detay vardır.
Yani bir biyolojik silah elde etme fırsatını yakalayan şirket bütün mürettebatı yani kendi personelini insanları gözden çıkarmıştır.
Güzel bir yan öyküdür bu alt metindir diyelim.
Bu düşünsel taraf bu felsefi taraf bir anlamda teknofobi diyeceğimiz bilim kurgunun vazgeçilmez.
teması Alien filmlerinde de karşımıza gelir.
Bu anlamda bu filmler sadece görsel olarak çok güçlü değildir.
Metin olarak da ve bir gelecek alegorisi olarak da, düşünsel olarak da son derece dolu ve güçlü filmlerdir.
1986'da James Cameron'ın Yaratığın ikinci bölümünü yaptıktan sonra tabi bu film de çok başarılı oldu.
Hem eleştirel olarak hem de gişede çok başarılı oldu.
1992'ye geldik.
Yani yaklaşık 6 yıllık bir aradan sonra çok sevdiğimiz muhteşem yönetmen David Fincher'ın İlk uzun metraj projesi olarak yaratığın 3.
bölümü karşımıza geldi.
İşte burada artık işler pek de yolunda gitmedi.
Burada yapımcılarla David Fincher ters düştüler, kavgalar, bağırışlar, çağrışlar.
David Fincher depresyonlara giriyor, ben sinemayı bırakacağım diyor.
Film onun istediği gibi son kurgusuna ulaşamıyor falan filan derken çok sıkıntılı, çok problemli bir filmdir Alien 3 gerçekten.
Sonunda ortaya çıkan film yani ne kadar iyidir ne kadar kötüdür net bir yorum yapmayacağım bunun üzerine kendi fikrimi söyleyeceğim.
Bence David Fincher'ın yönettiği Alien 3 gayet de iyi bir filmdir ben hani birçok kez izlemişimdir sevdiğim için son derece depresiftir.
Yine Ridley Scott'ın Kullandığı akışı kullanır.
Yani hiç de böyle bir aksiyon filmi gibi akıp gitmez.
Diyorum depresiftir, akmaz, sıkıcıdır, gerilimlidir, bunalımlıdır.
Böyle bir acayip bir filmdir.
Yani tam böyle bir kalıba sokmakta cidden zorlanıyorum.
Ancak bence de serinin özel halkalarından biridir.
Ama hani siz şimdi kalkıp deseniz ki yok ya bence Alien 3'ü çok da iyi bir film değil.
Okey derim yani söyleyecek bir şey yok.
Ondan sonra 1997'de Fransız yönetmen Jean-Pierre Jeunet'in yönettiği Alien Resurrection, Alien Drillish filmi gösterime girdi.
Bu film çok büyük bütçeliydi işte.
O zaman için 11 milyon dolar falan para verilmiş Sigourney Weaver'a başvuruda oynaması için.
Hani o bir rekordu o zaman.
Çok büyük böyle beklentilerle gösterime girmiş bir projeydi Alien Resurrection.
Ancak... Gerçekten kötü bir film oldu.
Yani hani bu filmi beğenen bir el yıl severin ya da sinema severin olduğunu ben pek düşünmüyorum.
Yani tam bir fiyaskoydu diyebiliriz.
Zaten gişede de çok da başarılı olmadı.
Eleştirel olarak da çok başarılı olmadı.
Şimdi bakınız bu noktaya kadar Ridley Scott hiç ortalıkta yok.
İlk filmi yaptı bir tek.
Ondan sonra hiçbir projenin hani ne senaryo ekibinde ne de yapımcıları arasında yer almadı.
Ancak bu arada tabii Ridley Scott başka başka filmler yaptı.
Çok güçlendi. Yani bir yapımcı konumuna falan.
falan geldi. İşte Alien Resurrection filmi başarısız olunca Sigourney Weaver'ın Ridley Scott'a gidip olmuyor böyle bak hani ikinci film iyiydi tamam.
Üçüncü film hani sallantıda ama dördüncü film çok kötü oldu.
Gel ikimiz seninle kafa kafaya verelim.
Yapımcılığını sen üstlen, senaristliğini, yönetmenliğini hani her şeyini sen yap.
Ben de başrolde olayım.
Yepyeni bir Alien filmi.
Ancak tam o sırada da şimdi ilk filmde neydi Ridley Scott?
Sadece yönetmendi yani filmin telifi o zamanlar Ridley Scott'ta değil işte yapım şirketinin yeni bir...
Alien filmi yapacağı senaryonun yazıldığı, açıklandığı, duyurulduğu yani Ridley Scott'la Sigourney Weaver yeni bir Alien filmi yapmak istediklerini duyuramadan önce yapım şirketi
bir hamle yapmış oldu. İşte yapım şirketi de böyle bir hamle yapınca Ridley Scott'ın ve Sigourney Weaver'ın kendilerini geri çektikleri söylenmişti.
Neyse 2004 yılında tam 7 yıl sonra karşımıza yeni bir Alien filmi geldi ancak başka bir isimle.
Alien ve Predator diye hemen tabii ki burada hatırlatmak lazım.
John McTeer'da da 1987 tarihli Predator filmi son derece başarılı olmuş bir siyon bilim kurgu korku denebilecek bir filmdi.
Üzerine başka bir devam filmi yapılmıştı falan ve yapımcılar iki projenin de yapımcılığını üstlenen şirket dedi ki biz Alien ile Predator'u birleştirelim yeni bir film yapalım.
tam olarak yani gişeye oynayan popülist bir film karşımıza geldi.
İşte Scary Weaver'la Ridley Scott birleşip yeni bir Alien 5 yapacaklarmış yaşasın derken bu filmin gösterime gireceğini duyduğumuzda eyvah dedik yani Alien'ı da Predator'u da mahvedecekler dedik
ve evet gerçekten öyle oldu.
O kadar kötü bir film karşımıza geldi ki of dedik ya.
Yani aslında bu kötü film hem Alien gibi muhteşem bir seriyi hem de Predator gibi muhteşem bir seriyi bir araya getirip resmen yani böyle tabuta koyup gömdü.
O kadar kötü bir filmdi ve yapım şirketi bir de utanmadan 3 yıl sonra Alien ve Predator'un ikincisini yaptılar.
Oh dedik artık tamam Alien tarihe gömüldü yani bundan sonra asla bir Alien filmi karşımıza gelmez dedik.
Peki ne oldu?
Çok kötü olunca Geşer'e de batınca bu filmler eleştirel olarak da batınca aslında bir anlamda Ridley Scott'a bir bilet çıktı.
Nasıl bir bilet çıktı? Alien efsanesini baştan başlatma bileti çıktı.
İşte Ridley Scott da artık hem yapımcı olmuştu, son derece güçlü bir sinemacıydı.
Hani sıfırdan kendi yapımcılığında, kendi yönetmenliğinde ve istediği ekibi kurabileceği bir şekilde yepyeni bir Alien serisi başlatma gücüne ve olanağına erişti.
2012 yılında hani artık Ridley Scott Alien ismini de kullanmak istemedi.
Prometheus ismiyle Alien efsanesinin öncesini anlatan bir film yaptı.
Ve çok iyi bir film değil bence.
Yani önce filmler kadar güçlü ve bir film değil.
Ama yine de iyi bir filmdi.
Çarpıcıydı bence. Öyküsü iyiydi.
Görsel dokusu iyiydi.
Ve filmde hasılat yapınca eleştirel olarak da beğenilince ne oldu?
Tabii ki artık Ridley Scott tam olarak direksiyonu eline aldı.
Bundan sonra bu seri benim elimdedir.
Yapımcısı da ben olacağım. Ekibi de ben kuracağım.
Senaryoyu da ben yazdıracağım.
Yani her şeyi ben... yapacağım diye yeni bir Alien efsanesi başlattı diyebiliriz.
Yani bundan sonrakiler her ne kadar eski Alien'ın hani o yaratığını temalarını falan hani kullanıyor olsa da aslında tabii şimdi artık yepyeni yani işte 2012'de yapıldı.
Ondan sonra 2017 yılında Alien Covenant diye bir film yapıldı.
O da onun devamı gibi bir şeydi.
Ve en sonda artık bugün Alien Romulus'la yine yapımcı Ridley Scott ancak bu kez yönetmen kolduğunda kendisi yok.
Fede Alvarez var.
Fede Alvarez de yakın zamanın yine fena olmayan kişi yönetmenlerinden bir tanesidir.
Artık işte bu seri 2024 yılında Alien Romulus'a kadar geldi diyebiliriz arkadaşlar.
Evet artık Alien Romulus'tan bahsedeyim değil mi?
Çok mu uzattım?
Kusura bakmayın ama diyorum işte bakın seride kendi içerisinde böyle bir sürü girişler çıkışlar iyiler kötüler düşüşler tekrar silkinişler falan baya bir yeni çıkış yaşamış böyle.
Peki Alien Romulus nasıl bir film?
Peşinden söyleyeyim iyi bir film.
Zaten puanı da fena değil.
Gişe hasılatı da şu an için fena gitmiyor.
İyi bir film. Genel olarak beğenilmiş görünüyor.
Kendi adıma söyleyeyim. Ben de beğendim.
Ama elbette ta 1979'da ve 1986'da yapılan filmler kadar iyi mi?
Hayır. Ama yeni filmlere göre bakarsak yani Prometheus'a ve Alien Covenant'la karşılaştıracak olursak bence gayet de iyi bir film.
Öyküsü güzel. Akışı güzel, görsel dokusu çok iyi.
Bakınız onu söyleyeyim. Hani şimdi yönetmen olarak Fede Alvarez Ridley Scott'tan koltuğu devraldı ya.
Hani bu noktada şunu söyleyebiliriz.
Hani o işte Ridley Scott'ın görsel muhteşemliği, yönetmenliği, tasarımları falan yok diyeceğim gibi geldi bana aslına bakarsanız.
Kendimi biraz kurdum öyle. Ama hayır bence Fede Alvarez'in yönetmenliği de gayet iyi.
Tasarımlar çok iyi.
Gerçekten çok iyi. Bayıldım yani.
Hani ne açıdan çok iyi?
Biraz daha detay vereyim bu noktada.
Arkadaşlar biraz ilkel bir tasarım var.
Yani çok dijitalize değil böyle.
Biraz daha kirli, biraz daha mekanik bir yapım tasarıma anlayışı var filmin.
Peki öyküsü nasıl?
Uzun uzun anlatmayacağım öyküyü.
Zaten hani film hala gösterimde olduğu için spoiler de vermek istemediğim için çok detay vermeyeceğim ama şöyle söyleyeyim.
Bugüne kadar yapılmış neredeyse bütün Alien filmlerinin bir kolajı gibi.
Eski filmlerin bazı sahneleri tekrar edilmiş.
Bir sürü yenge var, bir sürü gönderme var, bir sürü benzer şey var.
Ancak ortada yepyeni bir öykü var.
Şimdi bugüne kadar Alien filmleri genellikle bir bilimsel araştırma yapma, bir şeyleri kurtarma, orada yeni bir keşif yapma gibi öykülerin üzerine giden karakterlerin Alien'la
karşılaşıp bütün planların alt üst olması üzerine öyküler yazılmıştır.
Bir tek bunun istisnası şeydir.
David Fincher'ın yönettiği Alien 3'tür.
Bir amaçla bir yere gidişi.
Bir amaçla bir yere gidiş derken şuna vurgu yapmaya çalışıyorum.
Genellikle ekip gayet güçlüdür böyle.
Aralarında bilim insanları vardır, silahları vardır, bir sürü teknolojileri vardır falan filan.
Yani güçlü bir ekip vardır.
İyi bir amaç için, güçlü bir amaç için bir yere giderler ve orada...
Yaratıkla karşılaşıp perişan olurlar.
Yaratık bunların hepsini öldürür falan.
İşte burada çok ilginç bir öykü var.
Şöyle ki Alien Romulus filmi 1979 tarihli Ridley Scott imzalı ilk filmin sonrasında geçiyor.
James Cameron'ın 1986'da yaptığı filminse öncesinde geçiyor.
Sadece onu belirteyim yani. Tüm filmlerin kronolojik sırasını anlatmayayım.
Öykü oradan devam ediyor.
O zamanki şirket artık uzayda madencilikle ilgili koloniler kurmuşlar.
Orada çalışanlar yani işçiler bir nevi köleleştirilmişler.
Oradan kaçamıyorlar, kurtulamıyorlar, çalışmak zorunda kalıyorlar.
Son derece kötü şartlarda hayatiyetlerini sürdürmeye çalışıyorlar.
İşte bir grup genç o koloniden kaçmaya çalışıyorlar.
Yani bir kaçış yolu bulmaya çalışıyorlar.
İşte uzayda bir tane gemi varmış terk edilmiş bir gemi o gemiyi alıp kaçabiliriz diye bir plan yapıyorlar.
Yani diğer filmlerden farklı biçimde son derece genç ergen böyle hani hiç de böyle bilim insana olmayan binbir türlü yeterliliği olmayan.
çok da güçlü olmayan bir ekibin o koloniden kurtulma öyküsünün üzerine bir Alien macerası kurulmuş.
Bence çok güzel. Yani ben daha filmini böyle ilk 15-20 dakikasında dedim çok güzel ya.
Harika. Yani bu anlamda Alien Romulus'un Çıkış hikayesi, kendi öyküsü yani Elliot'ın dışındaki o yaratığın dışındaki öyküsü bence çok güzel gerçekten.
Hem çok güzel akıyor, dramatik derinliği çok güzel, karakterler çok güzel.
Bir grup genç izliyoruz arkadaşlar.
Bu benim çok hoşuma gitti. Ve filmlerin hemen hemen hepsinde tabii öncü filmin Ripley karakterini canlandıran Sigourney Weaver'ın üzerine çok da hani Hollywood güzelliği, çekiciliği
vasfında olmayan bir Sigourney Weaver vardı değil mi?
Ripley karakteri öyle bir karakter değildi yani.
Hatta Ripley karakterini şöyle isimlendirebiliriz.
Sinema tarihinin en sert kadın karakteri.
Terminator 2'deki Sarah Connor'la birlikte Alien'daki Sigourney Weaver'ın canlandırıldığı Ripley karakteri gerçekten sinema tarihinin en güçlü kadın aksiyon karakterlerinden bir tanesidir.
Ve tabii bundan sonraki tüm Alien serilerinde fazla kadınsı olmayan, fazla çekici, seksi olmayan, o Hollywood başrol kadın karakterinin özelliklerine pek de uymayan
kadın karakterler kullanılmıştır.
Prometheus'ta bu rolü kim canlandırmıştı?
Naomi Rapace canlandırmıştı.
Şimdi ya böyle çok da böyle Charlize Theron, Scarlett Johansson olmayan bir kadın neticede Naomi Rapace değil mi?
Elbette. Alien Covenant'ta Catherine Waterson bu rolü üstlenmişti.
İşte burada da başrolde Kayleigh Spani diye gencecik pırıl pırıl bir oyuncu var.
Ben Kayleigh Spani'yi 2024 yapımı İç Savaş Civil War filminde başroldeyim.
Başrollerden bir tanesiydi diyeyim.
Önemli karakterlerden bir tanesiydi ama ben Kayleigh Spani'yi en çok Kate Winsett'in başrolünde oynadığı Mayor of Easttown dizisinden hatırlıyorum.
O dizide Yani en önemli kilit karakterlerden bir tanesi de oynuyordu Kayla Spani ve çok iyi bir oyunculuk sergiliyordu bence.
Ve hani aslına bakarsanız bir Alien projesinin başrolünde olmak için fazla sevimli.
Yani diyorum o Sigourney Weaver kadar veya Naomi Rapace kadar erkeksi böyle bir aksiyon baş kadın karakteri olacak kadar bir nasıl diyeyim böyle o güçlü tarafı yok gibi geldi.
Ama bence bu projeye gayet de yakışmış.
Hani gayet minyon, şirin, sevimli, gencecik bir...
Kadının aksiyona vurması biraz daha böyle duygusal olmuş belki de yani.
Yani olmuş yani gerçekten güzel olmuş diyorum.
Serinin geçmiş örnekleriyle benzer olmasa da yakışmış bence.
Film akıyor gidiyor nefis sahneler var.
Tekrar hatırlatayım eski filmlere çok benzeyen onlarla yani neredeyse böyle aynı olan başka bir sürü sahne var ama.
Film gayet de üzgün gayet de kendi dünyasını kurmuş kendi öyküsünü de anlatmış ve kendine hasta hani eski serilerin hiçbirinde olmayan da bir şeyler var yok değil ondan dolayı
ben gayet başarılı buldum.
İyi bir film. Keyifle izleyeceğinizi düşünüyorum.
Hem bir korku gerilim olarak.
Hem bir aksiyon filmi olarak.
Hem bir bilim kurgu olarak.
Hem nefis tasarımlar.
Çok akıcı bir ülkü. Hani güzel ortamlar falan filan.
Yani birçok açıdan ben Alien Romulus'un gayet de başarılı bir film olduğunu düşünüyorum.
Son olarak da şu notu düşmek istiyorum ki.
İlk filmde bir Ash karakteri vardı.
Yapay insan. Android. O çok önemli bir karakterdi.
Prometheus Toy ise o Ash karakterinin.
Görevini devralan Michael Fassbender'ın canlandırdığı David diye bir Android vardı.
O da çok önemliydi.
Hani bundan yol açarak şunu söyleyeceğim.
Alien evreninde Android karakterler hep çok önemlidir.
Öykünün akışını ve hatta finalini belirleyen karakterlerden bir tanesidir.
O Android karakterler hatta belirleyen karakterdir.
En önemlisidir diyeyim bazı bölümlerde.
Buradaysa da evet yeni bir Android karakter var.
Ancak o Android karakteri bu film geçmiş filmlerdeki gibi kullanmamış.
Biraz farklı kullanmış.
Bu kadar söylüyorum ve bırakıyorum yoksa ötesi çok kötü spoiler olur gerçekten.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
