
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta "Aksiyon yıldızları" dosyasına devam ediyoruz. Konuğumuz, türün en sıcak, en samimi, en dostane kahramanı olan, Görevimiz Tehlike Serisinin baş karakteri Ethan Hunt. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda Aksiyon Kahramanları serimizle devam edeceğiz.
Görevimiz Tehlike serisinin baş karakteri Ethan Hunt'tan bahsedeceğiz.
Tabii ki Görevimiz Tehlike serisinden de bahsedeceğiz.
Geçtiğimiz hafta serinin ilk karakteri James Bond'tan bahsetmiştik.
Normaldir değil mi aslında James Bond?
Yani Aksiyon serisi deyince, Aksiyon Kahramanı deyince böyle hani süper kahramanları falan saymazsak.
İlk akla gelen en köklü, en çok filmi yapılmış.
En son kaçtı? 26 mıydı? 27 miydi?
Bu kadar yani.
30 tane film yapılıyor neredeyse üzerine.
Herhalde öncelikle James Bond'dan bahsetmemiz çok da garip olması gerek.
James Bond çok özel bir tipti.
Diyorum ondan bahsettik.
Bu kez Ethan Hunt'tan bahsedeceğiz.
Ethan Hunt da James Bond'dan hiç de aşağı kalmayan bir aksiyon karakteri.
Ama ondan tabii ki farklılıkları var.
Bu programda onları bahsedeceğiz biraz.
Tabii ki Görevimiz Tehlike serisinden de, filmin genel özelliklerinden de biraz bahsedeceğiz.
Çok keyifli Ethan Hunt'ta.
Görevimiz Tehlike de çok keyifli.
Hemen ayırt ediciliklerinden bahsedeyim kısaca.
Zaten James Bond'u birçok oyuncu oynadı.
Bahsetmiştik geçen hafta. Ama Ethan Hunt'ı sadece tek bir kişi oynadı bugüne kadar.
Tom Cruise oynadı.
6 tane film yapıldı yanlış hatırlamıyorsam.
İlginç tarafı şu. Aslında Göreğimiz Tehlike serisi bir televizyon dizisine dayanıyor.
Mesela James Bond bir romana dayanıyor.
Ian Fleming'in James Bond romanı.
Ya bu arada bak onu da unuttum.
James Bond'da filmde hep James Bond 007 diye anılır.
Onu çok sinir olurum. 002O ve 7.
Biz 007 diyoruz Türkçe'de değil mi?
Hani O demiyoruz.
Onlar O diyor. İngilizce ne garip bir dil.
007 diyorlar. Mesela ben Hiç hoşuma gitmemiştir o ifade 007.
Niye 007 diyorsunuz abi?
O ve sıfırı ne kadar özensiz.
Neyse tamam bu konuyu geçiyorum.
O İngiliz istihbarat ajanıydı James Bond MI6'in ama görevimiz tehlikede tabi olay Amerika'ya kayıyor.
CIA'in altında da denemez ya da işte onun gibi bir görevimiz tehlike de değil aslında Türkçe'de görevimiz tehlike.
dendi o seriye, o filme, diziye de.
Asıl ismi Missing Impossible.
Hani görevimiz imkansız.
İmkansız görevler gücü diye geçiyor.
Amerikan İstihbarat Servisinin içerisinde ayrı bir bölüm bu.
Ethan Hunt'ın yönettiği bir bölüm ve orada imkansız görevler gücü diye bir birim oluşturulmuş ve aslında birimin tek değişmez üyesi bugüne kadar Tom Cruise yani Ethan
Hunt oldu. Ama geçmişi öyle değil.
Çünkü Göremiş Tehlike Serisi bir televizyon dizisinden uyarlama ve televizyon dizisi bir aksiyon dizisi değildi.
Daha çok böyle biraz serüven biraz da böyle ajanlık casusluk öyküsü gibiydi ama ana dayana aksiyon değildi.
Orada biraz daha ekip işi vardı.
Birbirinden farklı özelliklere sahip bir beyin...
Karakter vardı biraz daha yaşlı ve olgun ve onun dışında her biri farklı alanlarda uzmanlıkları olan 4 kişilik bir ekip yani toplamda 5 kişi.
Bunlar çok da imkansız görülen devletin açıkça net biçimde böyle hani askeri veya işte bir güvenlik birliğinin bir gücünü yollayıp da halledemediği, çözemediği işleri yapan, gizlice yapan ve
daha çok böyle vurduya kırdıya aksiyona patlatmaya çatlatmayı değil de daha çok böyle teknolojinin olanak verdiği.
Yeterliliklerle genelde kimseye göstermeden, çaktırmadan sorunları, problemleri, imkansız görevleri çözen bir ekip vardı orada.
Hani biraz daha zekaya, biraz daha planlamaya, biraz daha hesaplamaya, biraz daha böyle beceriye, yeteneğe, hani kabaküvü kuvveti değil de biraz daha inceliklere dayanan bir filmdi oradaki sorunları
çözen ekibin yaptıkları.
İlk defa... Brenda Palma'nın yönetiminde Tom Cruise'un başrolünde oynadığı ve o ilk bölümde Jean Reno, Stephen Graves, Emmanuel Barthes, John Wick gibi iyi oyuncuların oynadığı bir film olarak ortaya çıktı.
Ve biraz aksiyon olarak çıktı aslında.
İlk bölümde biraz aksiyon da aslında Brenda Palma bir aksiyon yönetmeni değildir.
Daha çok böyle gizem, daha biraz böyle karamsar da bir yönetmendir aslında.
Aldatma hikayeleri, daha çok böyle işin içinde ne iş var hikayeleri anlatan bir yönetmendir.
Çok değerli bir yönetmendir. Görevimiz Tehlikenin diziden uzun metrajı geçişi de...
Biraz öyle oldu. Yine ilk bölümde ortada bir ekip vardı ama filmin daha ilk yarım saatinde bütün ekibin ölmesine şahit oluyorduk ve Ethan Hunt tek başına kalıyordu.
Hani bu aslında ilginç ve farklı bir şeydi.
Hani ilk bölümde aslında daha Göreğimiz Tehlike filmi yani sinemadaki Göreğimiz Tehlike projesinin diyeyim sinemadaki yolculuğu daha filmin ilk yarısında ilk dakikalarında hatta ilk yarım saatinde
diziden farklılaşmıştı.
Baş karaktere olayın çözümünü dayamıştı.
Baş karakter olayları çözecek bir şekilde çözecek.
Biraz daha aksiyona dayalı biraz daha böyle vurdu kırdı olan biraz daha patlama araba kovulama sahneleri falan olan.
Bir filme dönüştü görevimiz tehlike.
Dediğim gibi dizide böyle değildi.
Evet biraz Ethan Hunt'tan bahsedelim.
Ethan Hunt nasıl bir karakter? Vallahi nasıl diyeyim?
Ethan Hunt sütten çıkmış ak kaşık sütten çıkmış ak ajan.
Ethan Hunt çok böyle diğer aksiyon kahramanlarının hiçbirinden hiçbir eksiği olmayan.
Yani her türlü silahı kullanır, güçlü, kuvvetli koşar.
Her türlü aksiyon faaliyetine tamamen yatkın bir karakter.
O açıdan bir eksiği yok. Ama karakter mesela James Bond'dan falan çok farklı.
Çok efendi, çok düzgün, çok böyle nazik, hiç böyle kimseyi pek kırmayan arada bir tartışsa da bazı dostlarıyla veya yöneticisiyle falan genel olarak o ahlaki iyi adam tiplemesi
var ya hani gişe filmlerinin iyi adam, her şeyle iyi adam, erdemli adam.
O karaktere mesela James Bond'a göre çok daha fazla uyum sağlar Ethan Hunt.
Çok daha düzgün bir insandır.
İşte böyle yalanı dolanı olmayan, hiç böyle kibirimi biri olmayan James Bond gibi.
Böyle kadınlara karşı çok nazik.
Hani böyle kadınlardan hoşlanır falan ama asla onlara böyle terbiyesizce davranmaz James Bond gibi.
Zaten hiçbir filmde birileriyle seviştiği falan da görülmemiştir.
Hiçbir kadına böyle yürüdüğünü falan da asla görmezsiniz.
Hani böyle çok hoşlanır, bakar, böyle nazik davranır.
Hani bir kadından hoşlansa da bir filmde asla ona karşı böyle duygusal ya da cinsel bir meyilde bulunmaz yani.
Kadına yürümez yani hani bizim Türk tabiriyle.
Çok daha efendi, düzgün adamdır.
Aynı zamanda... Bütün bu karakterler aslında genelde vatansever ama politik tarafı James Bond'da neredeyse tam tersidir.
İtiranda biraz daha ortalamadır böyle.
James Bond kadar şey değildir.
Kendi oluşumunun uygulamalarına, politik tercihlerine falan böyle veya eylemle ilgili tercihlerine çok da fazla itiraz etmez ama tam olarak temsil etse değildir.
Arada böyle biraz başına buyruk davrandığını falan görürsünüz.
Hatta son bölümlerde biraz daha bunu yapar oldu da bunun ayrı bir açılımı var.
Onu anlatacağım şimdi. fazla düzgün bir adam aslında Ethan Hunt.
Günlük hayatını çok fazla görmüyoruz ama filmde daha çok aksiyonunu görüyoruz tabi.
Aksiyon filmi gereklilikleri açısından.
İşini yapışında şimdi James Bond'da falan veya başka aksiyon kahramanlarında bilek gücüne çok fazla dayanılan, karakterin üstünlüklerine çok fazla payı verir genelde aksiyon sineması.
Hele hele böyle baş karakterin ortada olduğu aksiyon filmleri zaten çoğunlukla öyledir.
Hani bir de 80'lerin iyice hoyrat aksiyon filmleri vardı.
Onların üzerine çok fazla konuşmak istemiyorum aslında.
Onlar için ayrı bir program yapabiliriz de.
Sylvester Stallone'nin veya Arnold Schwarzenegger'in, Jean-Claude Van Damme'ın, Jackie Chan'in ya da böyle Steven Seagal'in başrolünde olduğu böyle hani bütün...
yatırımını baş karakterin üzerine yapan ve onun kaslarının üzerine yapan filmlerde bu zaten daha da böyledir.
Baş karakter ne yapıyorsa yapıyor kardeşim.
Onun üzerinde bir şey yok. İşte Ethan Hunt da o kadar da değil ama.
Az önce dedim ya dizinin ruhu pek o değildi.
Dizide hiçbir karakter çok öne çıkmaz.
Tam bir ekip işidir onlarınki.
Hepsi böyle hani bir zincirin halkaları gibi, bir saatin çarkları, dişlileri gibi hepsi bir yapı oluşturur.
Dizide öyleydi yani Görevimiz Tehlike.
Ethan Hunt'ın baş karakter olduğu sinema filmlerinde tam olarak öyle değildi.
Biraz Ethan Hunt öne çıktı ama tamamen de değil.
Hani her şeyi de kendisi yapmıyor.
Yine bir ekibi var. Şimdi filmden filme değişti zaten ekipler.
Dediğim gibi ilk filmde ekibin büyük çoğunluğu öldüğü için tek başına kaldı.
Olayları çözmek zorunda kaldı falan ama ilerleyen bölümlerde yanında hep ekipler oldu.
Ve ekiplerin karakterleri değişti ama.
Birkaç tane oldu böyle.
Farklı farklı oldu. Ama yine Ethan Hunt'tan sonra Vig Rhames'in oynadığı çok karizmatik bir adam.
O çok da iyi. İyi de bir oyuncu olduğunu düşünüyorum.
Çok parlak bir yıldız değildir belki ama Vig Rhames en fazla filmde onun yanında oldu.
Yanlış hatırlamıyorsam sadece tek bir filmde mi yoktu?
Ya da hepsinde mi vardı? Şimdi yanılmış olmayayım.
Ama en çok o onun yanında oldu.
O teknoloji dahisidir. Hani bir hacker'dır böyle.
Her türlü işte kapıyı açar.
Her türlü ağa girer. Uyduları kontrol eder.
İşte o da çok keyiflidir.
Ama Ethan Hunt'ın gücüne tamamen dayanan bir bölüm değildir ama.
Ethan Hunt da ön karakterdir.
Yani baş karakterdir. Ethan Hunt'ı Tom Cruise'u izleriz biz filmler boyunca.
Ve bir plan vardır.
Hep önemli birisi kaçırıldı.
Gideceğiz onu kurtaracağız diyelim ki.
Ethan Hunt kurtarır karakteri.
Ama tüm ekip ona yardım eder.
Biri kapıyı açar. Biri ne bileyim barigatları indirir aşağıya.
Bir tanesi aracı ayarlar.
Gelir onu alır. Ethan Hunt'ın gücüne yeterliliğine dayanan bir seridir.
Çok fazla destekçisi var.
James Bond'da böyle bir şey yoktur.
Ancak şöyle bir şey oldu arkadaşlar.
Eternant'ın ilk birkaç bölümü.
Şimdi aslında şöyle bölümleri biraz daha ayrıntılı anabilirim.
Daha biraz vaktimiz var. Umarım sizi sıkmam ama.
İlk bölümde zaten hani işte ekip öldü bu tek başına kaldı.
Kendini aklamaya çalıştım.
İkinci bölümü John Woo yönetti.
Orada aslında genel göremiş tehlike mantığı biraz başka bir yere gitti.
İyice şeye döndü olay.
Çok değerli eleştirmenlerden yanlış hatırlamıyorsam Kutlukan Kutlu ikinci bölüm için.
Yine erkek rekabetiyle kavrulan melankolik bir kahramanlık film gibi böyle bir şeyler söylemişti.
O bölümün incelemesini yaparken ta o zamanlar çok doğru bir tanım aslında.
John Woo biraz başka, şimdi Japon aksiyon yönetmeni John Woo.
Face Off filmiyle en çok tanınır, bilinir Türkiye'de.
90'ların sonunda çok iyi filmleri vardı.
Çok değerli bir yönetmendi. Hala değerlidir de şu an çok karşımıza filmi gelmiyor hatırladığım kadarıyla yakın zamanda.
O yönetmişti filmi ve onun tarzı aslında biraz farklıydı.
İlk film hariç filmin yapımcısı Tom Cruise aynı zamanda.
Onun yapım şirketi ve yönetmenleri bizzat seçiyor.
Onun için her bölümde biraz farklı yönetmenleri seçti bizzat Tom Cruise ve filmlerin yapısı biraz farklı.
İlk bölüm dediğim gibi orada sadece oyuncuydu Tom Cruise.
Bir bildiğim kadarıyla yapımcılar arasında var mıydı bilmiyorum ama hani filmi biçimlendiren o değil.
Öyle söyleyeyim o ikinci filmden sonra hemen hemen hepsinde Tom Cruise yapımcıydı ve bölümlerin genel havasını biçimlendiren de Tom Cruise'du biraz.
İkinci bölümde çok şey oldu.
Nasıl diyeyim çok... Biraz daha genel Missing Impossible yapısından çok Tom Cruise'a yatırım yapan, onun bilek gücüne dediğim gibi aksiyon gücüne yatırım yapan bir filmdi.
İkinci bölüm. Bence çok iyi bir film değildi.
Üçüncü filmde J.J.
Abrams'a çalıştılar. Bana göre serinin en kral filmi.
Yani harikaydı yani J.J.
Abrams'ın çektiği aksiyon.
Philip Seymour Hoffman oynamıştı.
Yakın zamanda o da vefat eden aktör.
Çok nefis bir aktördü. Çok harikaydı ve harika bir kötü adam porşası çıkarmıştı orada.
Ondan sonra... Brad Bird ile çalıştı.
Bir animasyon yönetmeni aslında.
Dördüncü bölüm çok iyi değildi ama çok da kötü değildi bence.
İyiydi, fena değildi. İşte o dördüncü bölümden sonra özellikle Göremiz Tehlike şöyle bir yapıya bölündü arkadaşlar.
Eski bölümlere göre biraz daha değişti olay.
Şimdi görevler zorlaştıkça...
İş biraz sıkılaştıkça Tom Cruise'un yeterliliklerine, aksiyon becerisine biraz daha fazla dayanan bir film olmaya başladı.
Yani ekip her zaman var, bir planlama var ama giderek daha sarsıcı, daha doğaçlama hareket etmek zorunda kalınan filmlere dönüştü.
Göremiş tehlikeler.
Ve zaten son bölümlerde Tom Cruise ve...
Onun imkansız görevler gücü saf dışı kalmak zorunda kaldı.
CIA yöneticisi en son Alec Baldwin'la oynadığı baş karakter.
Bu imkansız görevler gücünü artık sizi kapatıyorum kardeşim.
Siz çok böyle başına buyurup takılmaya başladınız.
Ortalığı çok kırıp batırıyorsunuz.
Hani başından beri zaten ondan bahsedeceğim.
Şey vardır hani filmin klişeleri vardır ya böyle filmin ilk...
Bir aksiyon sahnesiyle falan başlar ama ondan sonra kendisini 5 saniye sonra yok edecek bir band kaydıyla görev verilir Ethan Hunt'a değil mi?
Göremiş Tehlike serisinin en böyle alışıldık motiflerinden bir tanesi odur.
Bir görev verilir, gizli bir görevdir bu.
Mesaj da her zaman şöyle biter.
Siz ya da ekibinizden herhangi biri yakalanacak ya da hani görev açığa çıkacak olursa yöneticileriniz sizi tanımadığını, hiç böyle bir görevi bilmediğini söyleyecek.
Tam böyle bir vatansever bir görev.
Ölürsek kalırsak veya yakalanırsak, tutuklanırsa, hapsedilirsek devlet bizi reddedecek.
Ona göre bak çok önemli bir görev.
Bu gizli olması gereken bir görev falan diye böyle.
Mutlaka ona söylerler o band kaydında.
Güzel bir ayrıntıdır yani o.
Ama sonlarda artık şey olmuş.
Bayağı böyle sizi kapatıyoruz biz.
Çünkü siz çok diyorum başınıza buyruk davrandınız falan.
Hani o en başlardaki hele hele dizideki yapı sonlara doğru iyice gitti.
Hani bir plan yapılır.
Ekiple birlikte Ethan Hunt bir yere gider.
Orada ufak tefek aksaklıkları olsa da Ethan Hunt'ın becerilerine, yeterliliklerine ihtiyaç duyulan böyle plan dışı davranılması gereken anlar olsa da sonlara doğru neredeyse artık işte
sadece iki saatimiz var.
İngiliz başkanını kaçırmamız ve olayı çözmemiz lazım ama iki saatimiz var.
Elimizde ekipman da yok, silah da yok, hiçbir şey yok.
Hadi bakalım hurra. Neredeyse oraya döndü artık yani.
Eskiden öyle değildi. Biraz daha zorlayıcı bir yapı ortaya çıktı.
Bu arada evet bir yandan da görevsel iki filmlerin genel motiflerine de geçmiş oldum aslında biraz.
Bölümleri de anlatıyor oldum yani Ethan Hunt'ı anlatmanın yanı sıra.
Dediğim gibi en temel motiflerden bir tanesi filmin ilk dakikalarında o verilen 5 saniye sonra kendini yok eden band kaydı.
Diğer en önemli motiflerden bir tanesi yine teknolojik alet ekipman ve mutlaka bir soygun sahnesi.
O ilk bölümde... Brenda Palmer'ın yönettiği ilk filmde nefis bir soygun sahnesi var.
Hani bilgisayarın olduğu bembeyaz bir odaya Tom Cruise iple yukarıdan sarkıtılıyor.
Ve ip işte bir an böyle boşa düşüyor.
Yere çarpmak üzereyken böyle ellerini kenara açıyor.
Hatırlıyorsunuzdur o sahneyi. Çoğu sinema sever bilir.
Çok artık klasikleşmiş bir sahnedir.
Böyle yere düşmek üzereyken...
Tam böyle atıyorum işte 3-5 santim yere çarpmadan önce havada kadar çünkü yere değse bile alarmlar çalacak falan.
İşte gözünden bir damla böyle gözlüğünün kenarına gelir hani yere böyle bir damla düşse bile alarm çalacak.
O nefis bir gerilim sahnesidir o.
Tarantino şey demişti o sahne için hani Brian De Palma'nın yaptığı sahne sinemanın ta kendisi falan demişti.
Çok gerginlik verici bir sahne böyle o harikaydı.
İşte o bilgi çalma.
O soygun. Hani o da bir soygun aslında.
Hani işin içinde para bulunuyor. Yok tabii de çok böyle girilmesi zor bir yere girip bir bilgi, bir işte liste, bir disket, bir veri, bir şey çalma sahnesi.
Bütün filmlerde var hemen hemen.
Hatta onu göstermemesi de var aslında.
Şöyle hani mesela üçüncü bölümde bir yere girip bir şey çalıyor.
Tavşan Aya diye bir şey çalıyor ama o sahneyi göstermiyor mesela yönetmen.
Aslında şey girişini gösteriyor çıkışını göstermiyor.
O hep böyle... Ya olan, mutlaka fiilen olan ya da gönderme yapılan bir ayrıntıdır.
Mutlaka filmlerde, filmlerin bir tanesinde o vardır.
Şöyle bir ayrıntı var. Az önce ne dedim?
James Bond gibi değil dedim ya. Ethan Hunt kadınlara karşı çok iyidir ve yanlış hatırlamıyorsam kaçtaydı?
Üçüncü bölümdeydi. İkinci bölümde mesela aşık oluyor ama tabii o kadına birlikte olamıyor.
Bir şekilde olamıyor, olmuyor ya da öyle söyleyelim.
Üçüncü filmde aşık oluyor, birlikte oluyor bir kadın var ve onunla evleniyor.
Ama işler yürümüyor, yürüyemez.
Çünkü... İşte dedim ya geçen bölümde bahsetmiştim.
James Bond zaten hani bizim hayatımız pek böyle düzenli, sağlam ilişkilere olanak verecek bir hayat değil diye belki de kadınlara böyle küstah kibirli davranıyordur falan diyordum ya.
Ethan Hunt bunu denedi ve olmadı işte.
Bak James Bond haklı çıktı. Gördün mü Ethan yapmayacaksın öyle ben evi yuva kıracağım, çoluk çocuğa karışacağım.
Olmaz abi bu meslekle olmuyor öyle şeyler.
Sen James'e sor bak o belki de denedi saklıyor kimseyi söylemiyor utancından.
Yani olmuyor.
Ethan Hunt işte bunu denedi olmadı arkadaşlar.
Bir ev kurdu, bir yuva kurdu falan ama ilk düşmanı kalktı gitti karısını kaçırdı.
Şimdi oldu mu bak olmuyor.
Üçüncü bölümdeydi o. Philip Seymour Hoffman'ın dediğim gibi C.C.
Abrams'ın yönettiği bölümde vardı.
O çok nefis sahnelerde onlar.
O karısını kaçırdığı, karısını kurtarmaya gittiği, karısının da böyle hani bir hemşireydi karısı.
Tatlı sevimli bir karakterdi ama o da böyle elleri armut toplamıyormuş.
Böyle bir silaha falan sarıldı bir şekilde.
Çok keyifliydi yani onlar.
Sonraki bölümlerde hep böyle Ethan Hunt eşinden ayrılıyor.
Hiçbir şekilde bir de bağlantı kurmuyor.
Kimse hiçbir düşmanı gidip eşini falan yakalayıp Ethan Hunt'ı bir şeyler yaptırmak zorunda kalmasın falan diye eşiyle bir şeyi kalmıyor ama birbirlerini biliyorlar böyle.
Arada bir karşılaşıyorlar bir yerlerde falan.
Neyse. Başka bir kadın karakter girdiği işin içerisine başka bir ajan.
Ondan mesela Ethan biraz hoşlandı.
Kadın ona teklif etti hadi kaçalım gidelim buralardan falan ama yapmadı böyle.
Bir özel hayatın bu tip bir işe mesleğe diyeyim hani nasıl etkilediği ya da işin özel hayatı nasıl etkilediği üzerine de Ethan Hunt filmlerinde çok böyle bir son bölümlerde dokundurmalar
oldu olmadı değil ama İşte Ethan Hunt James Bond gibi değil.
Kişi küstahlığa pisliğe böyle kadınlara kötü davranmaya ve hiç kendine yaklaştırmamaya değil nezaketle reddetmeye daha çok böyle Ethan Hunt'ın karakterine uygun tavır bu.
Böyle küstahlık yapacak böyle önüne gelen her kadını sevecek falan bir adam değil.
Öyle bir adam değil o. Ama buna dokundurmalar da yaptı Göremiş Delike filmleri.
Ve tabii aksiyon sinemasının böyle son efekt teknolojileri, son aksiyon tarzları falan.
Hani son noktadır hep.
Nefis araba kovalama, motosiklet kovalama sahneleri vardır.
Harika koşuşturmacalar vardır.
Ve James Bond gibi değildir aslında Ethan Hunt.
Biraz böyle karizmasını kaybettiği anlar olur tabii.
Her zaman o Tom Cruise'un o iyimser, güzel gülümsemesi ve kocaman beyaz dişler, karizmatik.
Tamam güzel adam eyvallah ona bir şey demiyorum ama James Bond kadar ben hiç karizmayı...
Çizdirmem demez biraz. Böyle saçının çamura, elinin yakasının çamura, balça bulaştığı olur yani.
Biraz daha böyle vefakar bir karakterdir.
Hani hiç karizman bozmayacağım inadı yoktur Ethan Hunt'ın.
Biraz daha şeydir yani böyle daha bir parça daha insancıldır şeye göre.
James Bond karakterine göre.
Ve genel olarak da seri...
Çok böyle keyifli yerlere gitti.
Hiç böyle karizmasını bozmadı.
Hiç filmlerin arasında çok böyle vasat, kötü örnek hiç hatırlamıyorum ben.
Bence en vasat örneği John Woo'nun yönettiği ikinci bölümdü.
Genel yapıdan da biraz farklıydı.
Ama genel olarak hem Ethan Hunt karakteri çok sevdiğimiz, bize keyif veren, hiç böyle sıkılmadığımız, çok neşeli, güzel bir karakter.
Hem de görevimiz Tehlike serisi.
Her zaman aksiyon sineması içerisinde böyle hep övülerek anılacak.
Hep böyle seviyeyi hiçbir zaman düşürmemiş.
Güzel, keyifli, eğlenceli gişe sineması örnekleri arasında her zaman...
zaman sayılmıştır ve bugün de sayılmakta zaten.
Devamı da geliyor zaten. Yedincisini de yapacaklar.
Merakla bekliyoruz diyelim.
Evet arkadaşlar bugün aksiyon sineması karakterlerinin ikincisini Ethan Hunt'ı andık ve Göremiş Tehlike serisinden bahsettik biraz.
Bir dahaki programda Jason Bourne'dan bahsedeceğiz.
Sohbetlerimiz biraz daha farklılaşacak.
Biraz daha farklı bir taraflara doğru akacak.
Evet. Teşekkürler.
Bir dahaki programda görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
