
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda "Aksiyon yıldızları" dosyasını açıyoruz. İlk konuğumuz, türün en meşhur, sevilen ve küstah karakteri; James Bond. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar, Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda aksiyon kahramanlarından bahsedeceğiz.
Çok bilinen, çok sevilen, kimi eski kimi biraz daha yeni.
Aslında hepsi eski de, yani üç tane ana aksiyon kahramanından, ana aksiyon serisinden bahsedeceğim.
İlk ikisi en azından öyle, üçüncüsü diğerlerinin yanında biraz marjinal kalıyor.
Ya da direkt isim vereyim diye vermiyorum ki.
James Bond, Ethan Hunt ve Jason Bourne'dan bahsedeceğim arkadaşlar.
Bunlar üçü de... En bilinen aksiyon serilerinden 3 tanesinin baş kahramanı zaten.
Kahraman diyebiliriz bunlara. Hani hepsi aslında normal insan.
Yani doğaüstü, insanüstü işte DC Marvel serilerindeki gibi süper kahramanlar gibi doğaüstü güçleri yok ama beceri olarak, zeka olarak, akıl olarak ya da işlerini, mesleklerini icra etme açısından hani
insan olmanın kıyılarında, sınırlarında hareket eden karakterler olduğu için biraz böyle kahraman diyesi geliyor insanın.
Yani sadece filmlerin baş karakterleri olduğu için değil.
kahramanımsı, süper kahramanımsı özelliklere de sahipler biraz.
Ama işte bunu konuşacağız.
Süper kahraman mı bunlar aslında bir anlamda da biraz da bundan bahsedeceğiz.
Aksiyon sineması tabii çok eski bir tür.
Çok köklü bir tür. Sinema tarihinin en eski dönemlerine kadar aksiyon sinemasının örneklerine rastlıyoruz.
Ve aslında aksiyon sinemasında bizim kılavuzumuz hemen hemen her zaman merkezdeki bir karakter alıyor.
Bir baş karakter alıyor. Aksiyona çok müsait böyle.
Güçlü, kuvvetli, hızlı, aynı zamanda işte karizmatik, bir sürü yeterliliği olan böyle eli silaha da düşkün.
Yumruğa, dövüşmeye, tekmeye, tokada da düşkün.
Aynı zamanda belli mesleklerin içerisinde oluyor aslında aksiyon kahramanları.
Hani ajan olabilir, işte polis olabilir, dedektif olabilir ya da işte asker, böyle komando vesaire olabilir.
Böyle Rambo falan tipinde.
Aksiyon kahramanları çoğun, yani eczacı bir aksiyon kahramanı pek hatırlamıyorum.
Yani şimdi eczacı arkadaşlar alınmasın ama.
Yani nereden aklıma da eczacı geldi bilmiyorum.
Neyse. Yani hani belli mesleklerde daha çok oluyor aksiyon kahramanları.
Ve bugünkü programda sohbet konusu edeceğim 3 aksiyon kahramanı da ajan zaten hepsi.
Farklı özellikleri var. Biraz onlardan konuşmak zaten keyifli olacak.
Çok neşeli olacak. İşin keyifli taraflarından bir tanesi o.
Hani aksiyon belli meslekleri tabii biraz daha böyle mahalledilen.
Normal olarak tabii bunu garipsemek gereksiz belirtiyorum ama.
Belirli meslekler tabii aksiyon sinemasına çok daha yakın olduğu için belli mesleklere sahip karakterlerin aksiyon sinemasında öne çıktığını görüyoruz.
Şimdi aslında hepsinin ortak özellikleri var ama birbirine hiç benzemeyen özellikleri de var.
Aslında yine süper kahraman dünyasındaki gibi.
Onları anmak zaten keyif veriyor biraz ve bu karakterlerin özellikleri de onların farklı tipte aksiyon filmleri ortaya çıkarmalarına olanak sağlıyor ve neden oluyor.
Tabi bu da yazarların, yönetmenlerin, yapımcıların istediği bir şey tabi.
Aranan bir şey. Hepsi birbirine benzemeyecek herhalde.
Çeşitli farklılıkları olacak.
Şimdi önce James Bond'dan başlayalım mı?
En kralı o galiba.
Hani en karizmatiği böyle. Aynı zamanda köklü tabii.
Ta 60'lı yıllarda yazılmış bir romanın uyarlaması aslında.
James Bond bir romanla aslında insanlar tanıdı James Bond'u.
Ve ilk James Bond'u...
Canlandıran karakter Sean Connery.
Oyuncu İngiliz oyuncu. Çok yakın zamanda öldü zaten.
Çok değerli bir oyuncuydu.
Tüm sinema dünyasının üzerinde herhalde hemfikir olduğu nadir değerli sinema oyuncularından da bir tanesiydi.
Bir İngiliz asizzadesi.
Hem yakışıklı hem karizmatik hem centilmen hem iyi oyuncu.
Allah yani ne varsa üstün insan.
Gerçek hayatta bile bir süper kahraman vasıflarına sahip.
Bir insandı duyduğumuz, gördüğümüz, bildiğimiz kadarıyla.
Çok da değerli bir oyuncuydu zaten.
Sean Connery yakınlarda vefat etti ve James Bond karakterini ilk oynayan oydu.
Şöyle söyleyeyim şimdi James Bond kimdir?
James Bond nasıl bir tiptir?
James Bond bir İngiliz'dir en başta.
İngiliz MI6 deyince de biraz garip oluyor aslında.
Yani MI6 deniyor hani filmde.
İngiliz istihbarat örgütünün en değerli, en karizmatik, en böyle zor işlerin verildiği ajanıdır James Bond.
Tabii dünyanın farklı bin bir ülkesinde tanıdıkları vardır, dostları vardır falan böyle.
Çok hani ağı çok geniştir James Bond'un.
James Bond'un özellikleri ne?
Bir kere şimdi genelde aksiyon sineması nedir?
Gişe sinemasının bir parçasıdır çoğunlukla.
Ve gişe sinemasının gerekliliklerine de çoğunlukla uyar aksiyon sineması.
İşte belli bir giriş gelişme sonucu vardır, iyi karakterler vardır, kötü karakterler vardır.
Film akıcıdır, akar gider, bizi hiç sıkmaz, keyif verir.
Böyle düşünsel, felsefi, psikolojik falan alt metinleri böyle ufak tefek vardır belki karakter çözümlemeleri falan ama bunlar çoğunlukla ana öyküye hizmet eder özelliktedir genellikle.
Onun için çok düşünsel falan filmler değildir.
Daha çok bize eğlendirme, bize keyif verme, gözümüze okşama niyetiyle yapılmış filmlerdir, gişe filmleri.
Ve onun için de tabii genellikle iyi ve kötü karakterler vardır çoğunlukla.
Hani karmaşık karakterler olsa da arada sırada.
Genellikle iyisi vardır, kötüsü vardır.
İşte James Bond'un aslında biraz ayırt edici taraflarından bir tanesi bu.
James Bond karakteri klişe, klasik, bildiğimiz bir iyi adam karakterine çok uygun değildir.
Mesela en başta nedir?
James Bond korkunç, kibirli bir tiptir.
Burnu büyüktür, acayip poposu kalkıktır.
Böyle herkesle muhatap olmaz.
Nazik bir adam değildir mesela.
Hani centilmendir aslında ama nazik değildir.
Çoğunlukla insanlara biraz böyle üstten bakar.
Çok da böyle şey olmaz yani. Böyle herkesle muhatap olmaz.
Sürekli böyle laf sokar insanlara.
Konuştuğunda karşısındakini böyle ezer biraz.
O küstahlık İngiliz asizzadeliğinin böyle o İngiliz şeyinin kibiri vardır.
Yani İngiliz kültürünün kibiri vardır.
Onda baya baya vardır. Aksiyona tabii çok yatkındır.
Hani vurdu, kırdı, hopladı, zıpladı, dövüştü, silah, tekme, uç, döner tekmeler falan her şey vardır.
Bir aksiyon kahramanına, kahraman olmaya gayet uygun bir karakterdir.
Ama ilginç tarafı şudur.
karizmasını hiçbir zaman bozmaz.
Asla o çekiciliği, o karizması istediği kadar dövüşsün, istediği kadar dayak yesin.
Zaten pek dayak yemez. Tamam yumruk tekme yer de kolay kolay dayak yemez yani.
Nadiren dayak yer. Dayak yediğinde bile nadiren de olsa o karizmasını kaybetmez.
En böyle paspal halinde böyle üstü başı yırtık işte yağlı kirpası içinde falan bile olsa çok karizmatiktir yani.
Böyle çok böyle güzeldir yani.
James Bond hiçbir zaman o karizmasını kaybetmez.
Aynı zamanda Şimdi asla çift taraflı ajanı falan oynamaz.
Yani şeydir tarafı bellidir.
İyi taraftadır her zaman.
Ama çok da böyle kendi tarafı olduğu İngiliz hükümetinin ya da İngiliz işte MI6 gizli örgütünün de tüm şeylerini böyle politikalarını veya tüm iddia ettiklerini tüm savunduğu şeyleri de
savunmaz aslında. Biraz muhalif tarafı da vardır yani.
Kendi başlarına M.
M, M harfi bildiğimiz M.
M'dir onun şeyi.
Yöneticisi, patronu diyeyim, direktörü ya da adı her neyse o oluşumda.
Onunla sürekli takışırlar böyle.
O kibiri kendi üstlerine karşı da bayağı geçerlidir yani böyle.
Hani her lafı dinlemez, biraz başına buyurup dur.
Atıyorum işte yabancı bir ülkede bir adamı kovalıyor.
O adam gider bir konsolosluğa girer.
Atıyorum o ülkenin bir devlet dairesine girer.
Derler ki ya oraya girme bak orada olay çıkarma bize.
İşte politik sıkıntılar çıkarma.
Umursamaz. Girer ortalığı dağıtır, yıkar, patlatır, çatlatır falan.
Hani kendi yöneticilerinden de sık sık böyle azar yiyen.
Hatta böyle hani polislik.
Şimdi bunlarda rozet yok da polislik kurumuna hani silahını ve rozetini teslim et işte.
Bir ay açığa alanın falan vardır ya.
Hani o duruma çok sıkça düşer aslında James Bond.
Aynı zamanda bazen kaybolur ortadan.
İşte bir yerde bir... Bir olay olur, bir patlama olur, çatlama olur.
James Bond'da ulaşılamaz bir süre.
Ortadan kaybolur. Sonra tekrar çıkar ortaya.
Yani çok böyle kurallara uyan, çok böyle şey bir adam değildir böyle.
Sevmez yani çok. Kuralcılığı sevmez, üzerindeki hakimiyeti sevmez.
Ama temsil ettiği kuruma da asla şey yapmaz.
Hani ondan ayrılmaz veya fikir olarak muhalif olsa da eylem olarak, fiiliyatta çok da muhalif tavırlarda bulunmaz.
Çok nadiren olur. Çok sayıda oyuncu oynadı.
Şimdi ben onları size sayayım.
İlk zaten Sean Connery'di oynayan ve aslında James Bond karakterini bize tanıtan, sevdiren.
Sean Connery'den sonra Roger Moore oynadı.
George Lazenby oynadı.
Timothy Dalton oynadı.
Pierce Brosnan oynadı.
Pierce Brosnan'dan sonra zaten Daniel Craig oynadı.
En sevilenlerden bir tanesi de buydu.
Ve aslında bakarsanız şimdi böyle bir tartışma vardır.
Hani tarihteki işte en iyi James Bond kim?
Şimdi Daniel Craig gerçekten çok iyiydi doğruya doğru ama...
Birçok James Bond hayranı da birçok sinema sever de az çok James Bond'a böyle merak duyan, ilgi duyan, seven kitleler aslında en çok Sean Connery'i sever.
Doğruya doğru şimdi diyorum Daniel Craig gayet iyiydi de en azından o zaman için Sean Connery'nin yaptığı olağanüstü bir şeydi.
Yani sinema tarihinde öyle bir tip o zamana kadar yoktu.
Gerçekten yoktu. Çok çok keyifli bir karakterdi.
Çok keyifli filmlerdi onlar.
Bugün bir de açıp izleseniz gayet keyiflidir.
Çok neşelidir yani. Aynı zamanda James Bond'un en kral taraflarından bir tanesi de hem filmlere ve kendisine ait.
fazla incelik, ayrıntı ve öge var.
Mesela bunun işini icra ederken kullandığı alet ekip mesela araba Aston Martin kullanır.
Aston Martin ne? İngiliz otomotiv sektörünün ortaya çıkardığı en güçlü, en sağlam otomobillerden böyle en hızlı spor otomobillerden bir tanesi.
Uzun yıllar Aston Martin kullandı.
Sonra son yakın zamanda farklı arabalar kullandığı oldu ama aslında Aston Martin'dir James Bond'un arabası.
Aynı zamanda Q diye bir karakter vardır.
Bütün filmler şimdi filmlerin yapısı da aynı.
Film başlar. Çok sağlam bir aksiyon sahnesi olur.
Ondan sonra bu aksiyon sahnesinin anlamını, açılımı, filmdeki anlamını gösteren konuşma, sohbet seansları.
Bu merkeze bir döner yani.
O aksiyon sahnesinden sonra merkeze döner.
Orada işte Eme, yani kendi yöneticisine hesap verir.
Orada bir azar yer. İşte niye şunu yaptım, ben sana şöyle yap demedim mi falan filan gibilerinden.
Bu açıklar. Tamam sen bana öyle dedin ama işte aslında böyleydi.
Böyle masa başından olmuyor bu işler.
Bir gel bakalım sahaya falan der.
Böyle bir laf sokar, bir kibirini gösterir böyle.
Ondan sonraki bir şekilde kendini affettirir.
Tamam neyse hadi falan derler buna.
Şimdi şunu bunu yapman lazım derler.
İşte görevi şöyle sürdü.
Şuraya git bunu yap falan.
O sırada Q diye bir karakter vardır.
Q bir nevi mucit.
Bir nevi böyle... Teknoloji üstadı bir tiptir MI6'in içerisinde.
James Bond'a her filmde kullanacağı yeni teknolojik alet ekipman verir.
İşte bir tane kalem verir. Bak bu bomba patlatıyor.
İşte bir gözlük verir. Bak bunun içinde kamera var.
İşte atıyorum bir papyon verir.
Bu papyonun içerisinde mikrofon var.
Atıyorum işte bir ayakkabı verir. Bu ayakkabı seni uçuruyor.
Şu görünmez yapıyor falan filan.
Hani James Bond'un işini yaparken kullanacağı, ona yardımcı olacağı küçük böyle teknolojik destek ekipmanları veren Q diye bir karakter vardır mesela.
Zaman zaman değişti. Kim oynuyor, nasıl oynuyor falan.
En son karakter de gayet iyiydi bence.
Neyse ve hatta o teknolojik ekipmanları denerken bir kaza falan yapar.
Yanlışlıkla bir düğmeye basar, bir şey patlar falan.
Veya işte arabanın ne bileyim egzozundan alev çıkar.
Orada evrakları yakar falan atıyorum.
Böyle şeyler olur. Çok neşelidir, keyiflidir o sahneler.
Ve James Bond'un en hani şimdi buna bir sıfat uygun görmeye çekiniyorum ama Kendine has diyeyim.
Taraflarından bir tanesi seks apelitesi çok yüksektir.
Kadınlara çok düşkündür.
Biraz zamparadır böyle. Kadınlarla ilişkisi dediğim gibi çok harikadır diyeceğim.
Dayak yiyeceğim. İğrençtir diyeceğim.
Yine dayak yiyeceğim. Öyle olmasın.
Şöyle söyleyeyim. Dediğim gibi kendisine hastır biraz.
Hemen hemen her filmde birden çok kadınla duygusal ve cinsel olarak yakınlaşır.
Birden çok kadınla sevişir.
Kesin. Hemen hemen her filminde.
Ve aynı zamanda çok eril bir tiptir.
Yani çok erkekçi. Böyle erkek, çok fazla erkek bir tiptir.
Psikolojik anlamda veya sosyal anlamda.
Kadınlara biraz aşağılayıcı davranır, gıcık davranır böyle.
Aynı zamanda yine Casino Royale filmindeydi yanlış hatırlamıyorsam.
Hani şunu demişliği var James Bond'un bir kadına.
İşte benim tipim değilsin.
Niye? Bekarsın. Evli kadınlarla sevişir genelde.
Baya böyle hani evli olan kadınların kocalarını aldatma durağı biraz James Bond'tur.
Hani bunun artık açılımını size bırakıyorum arkadaşlar.
Ve kadınlarla ilişkisinde...
şeydir böyle biraz. Hem üstten bakar, onlara da kibirli davranır.
Çok böyle hani kadınlara, birlikte olduğu insanlara falan saygılı falan da davranmaz böyle.
Gıcık davranır inadına.
James'e işlerinde yardım eden kadınlar da vardır.
Sadece süs niyetine olan kadınlar da vardır filmlerinde ama James'in kadınlarla ilişkileri hep şeydir böyle.
Dalgalıdır. Altında da biraz arkadaşlar ben şöyle bir şey seziyorum.
Nasıl diyeyim? Hoşlanıyor, çok seviyor.
Hatta işte Casino Royale filminde Daniel Craig'in oynadığı ilk James Bond filminde.
Zaten Daniel Craig'in James Bond filmleri biraz farklıydı.
Orada farklı açılımlar vardı.
İşin çok keyifli tarafı o zaten.
Yani hani Sean Connery belki Daniel Craig'den daha iyi bir James Bond'tu.
Genelde o fikirdedir sinema tarihçileri veya serinin karakterinin hayranları.
Ama filmler olarak...
Daniel Craig'in filmleri belki de tarihteki en iyi James Bond filmleriydi.
Çünkü farklı açılımlara imza attı Daniel Craig ve filmlerde ki yazarlar, yönetmenler.
Mesela James Bond karakteri Daniel Craig'in baya bir karaktere aşık oldu.
Hani işi gücü bırakma, kariyerini falan bırakma seviyesine geldi.
Tarihte böyle bir şey pek yoktu.
Ama onu da hani genel James Bond'un kadınlarla ilişkisinin içerisinde eriterek konuşacak olursam eski filmlerde de James Bond bir kadından çok hoşlanır.
Güzel ilişkilere girer.
Hani belki aşık da olur ama hem biraz kibirine yenik düşer.
Hem biraz kadınlara güveni yoktur belki de.
Ya da aslında benim anladığım şu.
İşinin hani bir ajan ya bu casus aslında.
Casusluk mesleğinin kendisini sorumlu gördüğü aynı zamanda bir vatanseferlik tarafı vardır aslında James Bond'un.
Çünkü tam bir İngiliz'dir ya böyle haliyle.
Hani İngiliz kültürünü temsil eden bir tiplemedir aynı zamanda.
Onun için işinin ve yapması gerekenlerin.
Hani ona... imkan bıraktığı hayatın bir kadına bağlanma ve bir kadınla uzun ve sürekli ilişki kurmasına izin vermiyor olmasından dolayı biraz kadınlara karşı öyle davrandığını düşünmüşümdür ben.
Ya tamam ben seni sevsem sevdim tamam çok aşık oldum da ne yapacağız yani hani sabah gidip akşam memur muyuz biz hani nasıl düzenli bir ilişki kuralım nasıl evlenelim barklanalım çocuk çocuk çocuk sahibi olalım mümkün değil yani diyormuş
gibi düşünmüşümdür ben. Hani bunu açıkça itiraf etmese de bana öyle gelmiştir.
Zaten istediğimiz güzel çok Keyifli.
İstediğimiz hayatı zaten yaşayamayacağız seninle.
Kendi içinde öyle düşünüyor herhalde.
Öyle düşünüyor diye düşünüyorum ben.
Hani zaten biz istediğimiz ilişkiyi yaşayamayacağız.
Onun için hani bari hiç ciddi bir ilişki ben başlatmayayım.
Eşin hani daha işte sevişelim, takılalım, eğlenelim gibi görüyorum ben.
James Bond'u hep öyle görmüşümdür.
Zaten hani adam bir gün İngiltere'de bir gün...
Rusya'da bir gün Amerika'da bir gün Arjantin'de bir gün ne bileyim ben Monaco'da.
Zaten hani işi gereği hiçbir yere bir dikili ağacı da yok adamın.
Yerleşik bir hayatı da yok. Onun için bir türlü hani kadınlarla ilişkisi böyle tırnak içinde.
Normalde çok iyi adam diyebileceğimiz böyle hani centilmen, düzgün efendi adam diyebileceğimiz bir modda hiçbir zaman olmamıştır.
Ve olamayacaktır da yüksek olasılıkla.
Kadınlarla ilişkisi bayağı karmaşıktır James'in.
Aynı zamanda bir de şöyle bir tarafı var James Bond'un.
Biraz muhalif dedim ya sırnak için.
Dik kafalı bir tip kendi yöneticilerine falan da.
Aslında işini yapışında bir şimdi hani işi mi ortaya James Bond gibi bir tiplemeyi çıkarıyor.
Böyle çok başına buyruk bir dikiliyacı olmayan çok böyle biraz nerede akşam orada sabahın asilzade versiyonu gibi böyle.
Çok düzensiz savruk böyle dünya insanı gibi böyle.
Yoksa gerçekte James Bond öyle de Öyle bir işe mi meyil etti?
Öyle bir hayatı mı kendisine uydurdu?
Bu biraz bulanıktır. Yaptığı iş mi öyle bir karakter ortaya çıkarmıştır?
Yoksa o zaten öyle biridir de o yüzden mi böyle bir iş yapmaktadır?
Bunun iki tarafı olduğunu düşünüyorum ben yani.
Hem James Bond da öyle biri zaten.
Zaten öyle bir tanesi yani atıyorum şey olmasaydı atıyorum casus olmasaydı da yine öyle bir hayatı olurdu.
Çok meşhur bir aktör olurdu veya çok meşhur bir maceracı olurdu, dağcı olurdu, skydivingçi olurdu vesaire bir sporcu olurdu ya da formüle bir pilot olurdu belki.
Hani öyle süre giden serüvenci çok böyle durağan olmayan bir tipleme olduğu için Zaten bu işi çok iyi yapıyor belki de.
O anlamda bir temsilcisi olduğu oluşumun, MI6'in politikalarını çok da her zaman savunmasa da ya da çok da böyle biraz kendisi için o işi yapıyormuş gibi.
Sanki tam bir vatansever değil de böyle tam bir kültür olarak bir İngiliz kültürünü temsil ediyor ama temsilcisi olduğu oluşumun tüm politikalarını ya da uygulamalarını desteklemiyor.
Ama ona rağmen işini çok iyi yapıyor olmasının altında...
Öyle bir alt metin vardır aslında arkadaşlar.
Kendi yöneticisi de zaten sık sık ona söyler.
Yani senin egon çok korkunç, çok yüksek.
Sen aslında ülkene hizmet etmiyorsun.
Sen kendine hizmet ediyorsun gibi bir şey vardır James Bond'un tüm eylemlerinin ve karakterinin altında.
Ama her şekilde filmleri de sinema tarihinde hep yani çok sevilmiştir, çok izlenmiştir, çok çekicidir, karizmatiktir.
Güzeldir yani James Bond böyle hani biraz yalan da olsa.
Hiçbir zaman karizmasını kaybeder.
Gerçekçi bir aksiyon kahramanı değildir arkadaşlar James Bond.
Kolay kolay hata yapmaz, hiç böyle ne bileyim anahtarını evde unutmaz, hiçbir zaman hastalanmaz.
Süper insan gibi bir tiptir böyle.
Hani hata yaptığında da o hatayı telafi etmesi bile karizmatiktir yani.
Hiç kolay kolay özür dilemez, hiç böyle o kibrinden taviz vermez falan böyle.
İnsan üstü bir tiptir bir anlamda.
Ama dediğim gibi güzel tarafı da budur belki de.
James Bond'un James Bond'u izlemek de çok keyifli.
Konuşmak bile keyifli yani.
Hani şu sohbet bence James Bond'un üzerine konuşmak gayet eğlenceli, keyifli bir şey.
Daha çok anlatacak şey var aslında James Bond'la ilgili de bilmiyorum.
Yeterince özetleyebildim mi?
Bu program şimdilik burada kalsın.
Aksiyon Kahramanları serimize devam edeceğiz.
Bugün James Bond'u anlattık.
Bir dahaki programda Ethan Hunt'ı anlatırız herhalde.
Görevimiz Tehlike serisinden bahsedebiliriz.
Ondan sonra da Jason Bourne'dan bahsetmeyi düşünüyorum.
Şimdilik bu kadar. Bugün James Bond'u konuştuk.
Aksiyon Kahramanları serimize devam edeceğiz.
Teşekkürler. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
