
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu hafta, yakın dönemin önemli filmlerinden, Post-Apokaliptik korku filmi A Quiet Place Part 2'yi ve filmin evrenini konuştuk. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar arkadaşlar. Sinematris''e hoş geldiniz.
Bu haftaki programımızda A Quiet Place evreninden bahsedeceğiz.
Serinin artık seri oldu.
Birinci bölümü 2018 yılında gösterime girmişti.
İkinci filmi ise yakın zamanda gösterime girdi.
Şu an gösterimde zaten. Hala izleniyor gişelerde, salonlarda ve tabi dijital platformlarda.
Çok bilinen, çok eski sinema tarihine ciddi katkılar yapmış bir türün.
Post apokaliptik bilim kurgu türünün son güzel, eli yüzü düzgün, genellikle genel izleyicilik kitlesi tarafından sevilen örneklerinden bir tanesi oldu.
Ve genel olarak bakarsak türünde, alt türün, post apokaliptik bilim kurgu dediğimiz alt türünde hemen hemen bütün motiflerini içeriyor ve güzel de içeriyor.
Ben şahsen filmi beğendim.
İyi bir film olduğunu düşünüyorum. Biraz da abartıldığını düşünüyorum ama onunla ilgili de bir iki fikrim var.
Onu da söyleyeceğim şimdi. Öncelikle şu türün kabaca bir tanımını yapayım size.
Hani fırsat oluyor böyle belli filmler gösterime girince onların da ait olduğu türleri ve evrenleri de burada sohbetimize katma ve tanımlama şansı buluyoruz.
Post apokaliptik bilim kurgu arkadaşlar şöyle bir tür.
Dünyadaki yaşamın tamamen ya da yüksek oranda...
Ortadan kalkması sekteye uğraması ve söz konusu buna kıyamet diyoruz zaten çoğu zaman yani hani dünyada bir şekilde bir kıyamet kopması çeşitli etkilerle ki parantez için bu etkiler de zaten filmin alt türünü de
biraz belirliyor ya da bu etkilerin üzerine baya böyle maddeler var hani dünyadaki kıyamet senaryoları denir buna biliyorsunuz.
O zaman şöyle güncelleyim tanımı.
Dünyada bir kıyamet kopması sonucu yaşamın çok yüksek oranda sekteye uğraması hatta ortadan kalkması ve bunun sonrasında hayatta kalmaya başarmış az bir grup insanın hayatiyetini
yeni ortaya çıkan şartlarda sürdürmeye çalışması üzerine öyküler diyoruz biz post apokaliptik bilim kurguya.
Şimdi bir anlamda bu türün şöyle bir özelliği var arkadaşlar.
Bilim kurgu filmleri genellikle geçmişi değil bugünü anlatır diye bir çok güzel bir şey vardır.
Böyle bir alt metin vardır sinema dünyasında.
Post apokaliptik film bilim kurgu zaten edebiyatta da gayet güçlü örnekleriyle karşımıza gelmiş bir alt tür.
İnsanoğlu... Dünyada biz hani şu an yaşıyoruz.
Hayatlarımızı sürdürüyoruz.
Hayatlarımızı etkileyen, hayatlarımızda var olan sayısız şey var.
Ve biz bir anlamda dünyanın sonunu getiriyoruz aslında insanlık olarak.
İşte kapitalizm deyin, sanayileşme deyin, çevre kirliliği deyin vesaire birçok şey yani.
İşte bunların hangisi acaba dünyanın ya da insanlığın sonunu getirecek sorusuna çok güzel seçenekler, alegoriler ve fikir muhakemeleri yapılmasına izin veriyor bu tür.
Dünya mesela atıyorum bir virüs sebebiyle yani şu hani hala pandemi sürüyor bitmiş sayılmaz ya da hani inişli diyelim çok şükür.
Hani mesela bir virüs bir hastalık tam bir post apokaliptik bilim kurgu konusudur ya da uzaylılar değil mi?
Uzaylılar gelir ve dünyadaki yaşamı sonlandırır.
Buna benzer başka bir sürü senaryo var.
Atıyorum işte bir ara 90'ların sonunda 2000'lerin başında Göktaş'ı.
İşte Deep Impact, Armageddon gibi filmler dünyadaki kıyametin bir alegorisini bize sunmuşlardı.
Bir seçeneğini sunmuşlardı. Onun dışında tabii en çok bildiğimiz kıyamet senaryolarından bir tanesi ne?
Makinelerin dünyayı ele geçirmesi değil mi?
Hani işte Terminatörler, Matrixler vs.
Bunların hepsinde bir şekilde dünyada bir etkiyle bir kıyamet kopuyor.
Ve ondan sonra insan nüfusu çok azalıyor.
Küçük bir rakama düşüyor ve o insanlar da bütün şartların değiştiği dünyada çok zor bir yaşam mücadelesi veriyorlar.
Quiet Place'de de arkadaşlar şöyle bir şey var.
Dünyaya uzaydan hani bu da bir nevi uzaylı istilası filmi denebilir aslında sessiz bir yer için.
Uzaydan böyle farklı bir yaratık bir uzaylı formu dünyaya gelmiş.
Bunlar çok güçlü zırhları var.
Acayip böyle vahşi güçlü yani bizi her tek bir darbeleriyle yok edebilecek güçte uzaylılar bunlar ve sese çok hassaslar.
Ve biz sessiz olabildiğimiz, sessiz kalabildiğimiz sürece onlar bizi görmüyor.
Körler çünkü bu yaratıklar.
Sessiz kaldığımız sürece bizi göremiyorlar ve biz hayatiyetimizi sürdürüyoruz.
En küçük bir ses çıkarsak ta uzaklardan bile olsa bizi duyup gelip bize öldürüp avlıyorlar, yiyorlar falan vesaire.
Şimdi bu tam gerçekten bir post apokaliptik bilim kurulu konusu.
Dünyada şartlar değişiyor.
Biraz böyle... Evrimsel de bir durum var yani doğal seçilim dediğimiz evrimsel seçilim dediğimiz sessiz kalabilenin hayatta kaldığı dünyadaki yeni şartlara uyum sağlayabilen kişilerin hayatta kaldığı ve ona
uygun da bir yaşam tasarlayabilen zekada ve beceride insanların hayatta kaldığı bir evren.
A Quiet Place evreni.
Şimdi birinci bölümde bir aileyle başladık hani bu şartlar ortaya çıkmış oluşmuş hani dünyada nasıl bir şeyler olduğunu o filmde görmemiştik.
Böyle bir durum var ortada ve bir aile bu şartlar altında hayatta kalmaya çalışıyor falan diye izlemiştik.
İkinci de hem birinci bölümün girişinde kısmen başını yani hani olayın nasıl başladığını ve ondan sonrasını izliyoruz.
Hani biraz böyle farklı hikayeleme durumları var.
Öncesini sonrasını anlatma durumları var.
Güzel fena değil ve genellikle de post apokaliptik bilim kurbunun temel meselelerinden bir tanesi de insanın aslında besin zincirinin en üstündeki konumunu kaybetmesi üzerinedir.
Yani ya makineler bizden daha üst bir ırk ya da üst bir medeniyet ya da üst bir varlık haline gelir.
Ya da başka bir hayal. Mesela biliyorsunuz Maymunlar Cehennemi diye devasa bir seri var.
Geçmişte de 1968'de yanlış hatırlamıyorsam esas Maymunlar Cehennemi filmi.
İnsanın hani besin zincirinde maymunun altına düşmesi.
Maymunların bizim üstümüze tırnak içinde bizim efendilerimiz olması üzerineydi.
Diyorum bu da benzer başka filmlerde var.
Quiet Place'de de işte insanoğlu dünyanın en güçlü.
Hani türüyken besin zincirinde en üstündeyken burada bir alt seçeneğe bir alt tabakaya düşüyor ve bir av konumuna düşüyor ve ayak uydurmaya çalışıyor.
Ve şöyle bir olay var arkadaşlar.
Genellikle genellikle bu filmler bilim kurgu desek de bilim kurgusu olarak aslında bir hamle yapıyor.
Küçük bir hamle işte kıyamet kopmuş dünyaya sese çok hassas çok güçlü yaratıklar düşmüş.
Bitti. Öykü boyunca aslında çok fazla bilim kurgusal öykü ayrıntısıyla ya da bilim kurgusal ögeyle çok fazla karşılaşmıyoruz ama.
Daha çok değişmiş bir dünyada, farklılaşmış bir dünyada hayatta kalmaya çalışan insanların öyküsünü, hikayelerini, yaşamlarını deneyimliyoruz.
Buna benzer diyorum başka çok film var.
Yakın zamanda da Sandra Bullock'un oynadığı Bird Box diye bir film gösterime girmişti.
O da yakın zamanda 2018 tarihli film.
İlk bölümle aynı zamanda gösterime girmiş.
Sessiz bir yerde nasıl sese çok hassas canlılar vardı.
Bir ses çıkardığımız takdirde gelip bizi ağlıyorlardı.
Orada da... Göz görmememiz gereken canlılar dünyayı istila ediyor.
Onlara bakmadığımız, çevremize göz atmadığımız, onları görmediğimiz sürece hayatta kalabiliyoruz mesela.
Hemen hemen aynı şey. Yani öykü gerçekten çok yakın.
Çok çok yakın. Mesela bu evrimsel şartlarda, bu yeni inşa edilen dünyada örneğin sağırlar direkt hayatta kalır değil mi?
Öyle düşünelim. Ya da dilsizler diyelim.
Ya da atıyorum işte ses telleri olmayanlar diyelim.
Ya da hiç ses çıkaramayanlar.
Otomatik olarak hiç bu dünyadan etkilenmez.
Bird Box'ta da zaten hani körlerle ilgili bazı tespitler vardı vesaire.
O filmle ilgili bir şey söylemeyeyim şimdi.
Belki izlemek isteyebilirsiniz. O da iyi bir film yani.
İzlemenizi öneririm. Evet şimdi sessiz bir yere gelelim.
Nasıl bir film? Aslında arkadaşlar ikisi de şimdi ben sevdim diyorum.
İyi filmler olduğunu düşünüyorum. Kötü filmler değil ama aslına bakarsanız Hani post apokaliptik sinemanın tarihine baktığımızda hani çok iyi örneklerini başyapıtı örneklerini aklımıza getirdiğimizde onların yanında anılabilecek bir film
olduğunu düşünmüyorum ben. Ve temel olarak da şöyle bir olay var.
Şimdi biraz böyle spekülasyon yapacağım.
Biraz böyle Hollywood dedikodusu vereceğim size.
Filmin yönetmeni John Krasanski başroldeki Emily Blunt'ın eşi zaten kocası.
Daha önce bir tane komedi filmi yaptı ve bu seri onun aslına bakarsanız yönetmen oluşunu hani tüm dünyaya böyle duyurduğu ya da Rüştü'nü ispat etmek denir ya.
Rüştü'nü yönetmen olarak ispat etmeye çalıştığı film oluyor ve ilk filmde bunu ispat ettiği gibi oldu çünkü sevildi film.
İzlendi. Yeterli bir hasılat yaptı.
Gayet böyle olumlu eleştiriler aldı.
Puanlar aldı falan. Tamam. Bu şekilde tabii ikincisini yapabiliyor.
Yoksa hani yapması zaten mümkün olmaz ki.
Eşini başarılı da oynattı. Hani bu hep klasiktir.
Hani işte hani belediyede hep akrabalar çalışır falan muhabbeti var.
Aynı şey Hollywood'da da var. Merak etmeyin.
Hani bir yönetmen bayağı böyle çocuğunu, kendi eşini falan oynatabiliyor.
Para veriyor mudur diye düşünüyorum ben.
Bence o ilginç. Gerçi yapımcı kendisi değil tabii.
Emily Blunt oyunculuk parasını alıyordur yüksek olasılıkla.
Daha ucuza çalışmıştır bence.
Yani şimdi kocasının filmi değil mi?
O kadar olsun yani. Bir cepten öteki cebe.
Neyse. Şimdi John Krasinski'nin filmi ama şöyle bir durum var.
Oyuncu olarak çok sevilen bir oyuncu.
Ama Hollywood'da şöyle ince bir nokta vardır arkadaşlar.
Bir oyuncu ne zaman yönetmenlik yapsa öyle söyleyeyim ya da atıyorum bir yönetmen ya da oyunculuk yapsa falan onun nasıl iş çıkaracağı üzerine hem sektörde hem sinema severler arasında böyle bir acaba yapabilecek
mi? Acaba olacak mı?
Gibilerinden böyle bir şey vardır.
Bir soru işareti durumu vardır yani.
O biraz daha zordur böyle.
Şimdi geçmişte yani örnekleri de vardı atıyorum.
Robert De Niro'lar, Al Pacino'lar, Jack Nicholson'lar o çok büyük veya Marlon Brando'lar böyle çok güçlü okkalı oyuncuların yönetmenlik deneyimleri ortaya iyi filmler çıksa bile bakın çıksa
bile genellikle çok beğenilmemiştir.
Çünkü neden? Zaten oyunculuk açısından çok başarılı olmuş insanlar oldukları için onlar yönetmenlik kariyerleri, oyunculuk kariyerlerinin gerisinde kaldığı için hani genelde Hollywood'da şöyle bir yapı olmuştur.
Ya hani ya baba tamam kötü film değil ama sen boş ver sen hani oyuncu daha kralsın daha iyi yani sen oyunculuk yap gibi bir hava vardır böyle genellikle.
Onun için bu güçlü oyuncuların Hemen hemen hiçbiri benim bildiğim tanıdığım hiçbir örnek yok.
Hani oyunculuğu bırakıp artık ben yönetmenliğe devam edeceğim diyen yoktur ya da çok çok nadirdir.
Çok azdır gerçekten. Atıyorum Denzel Washington bile yakınlarda işte Çitler de Fences diye film yaptı.
Bayağı böyle sevildi çok iyi bir film zaten ama Denzel Washington hepimizin gözünde.
Muhteşem bir oyuncu değil mi?
Onu bir yönetmen olarak anmıyoruz çoğumuz.
İşte hemen hemen bütün oyuncular için bu söz konusu orada bir hani acaba olacak mı?
gibi bir durum var. İşte John Krasanski'nin bu Quiet Place serisi içinde hani bu muhabbetin yapıldığını ben hani onun böyle şeyini o duygusunu hissedebildim ya böyle internette falan az çok araştırırken bakarken.
Bir de şöyle bir şey var. Yine tam böyle bir Hollywood dedikodusu veriyorum size.
Şimdi bunlar karı koca ya Emily Blunt'la.
Şimdi Emily Blunt gerçekten Hollywood'un böyle en sevilen, en iyi, en böyle aranan oyuncularının bir tanesi oldu.
Hemen hemen oldu yakın zamanda.
Hani en kral oyuncularla falan çalıştı böyle.
Çok sevildi yani. İyi bir oyuncu.
Şimdi kocasıyla eşi arasında yani John Krasinski ile Emily Blunt arasında sanki böyle bir kariyer şeyi.
Yani hani o daha önde bu daha önde falan gibi de bir muhabbet döndüğünü ben tahmin edebiliyorum.
Bu da çok normal. Ve aslında John Krasinski de zaten bazı röportajlarında falan söylüyor yani.
Hani işte atıyorum şuraya gittim beni tanımadılar.
İşte Emily Blunt'ın kocası dedim tanıdılar.
Hahaha falan diye böyle şakalaşıyor yani bu durumla.
Hani bu tırnak içinde bir eziklik falan değildir tabii ki yani.
Hatta işte diyorum hani adam bunun muhabbetini yapıp gülebildiğine göre tabii ki adamın öyle bir ezikliği falan yok ama.
Genel olarak kariyer karşılaştırması ister istemez hani belki içgüdüsel bir şeydir artık bilemiyorum.
veya şeyle alakalı hani Hollywood'da da daha fazla insanların gözüne batan veya hani işte bunun üzerine dönebilecek olan dedikoduların da insanları belki rahatsız edebileceği bir durum olabilir.
John Krasanski gayet bir yönetmen olarak gayet düzgün iş çıkarmış.
Hiçbir sıkıntı yok. Yani hani filme baktığımda böyle ilk filmini yönetmiş bir yönetmenin filmini izlediğim intibasına kapılmadım ki ben o açıdan az çok hani gözüme biraz güvenirim yani.
Hani şuralarda bazı acemilikler olmuş gibi hissettiğim anlar olmuştur yani.
Ama bir yandan da, bir yandan da şimdi oyunculuk olarak bakıyorum.
Hani Emily Blunt da ki ben John Krasinski'nin oyunculuğunu da severim.
Hani izlediğim filmlerde gayet doğru, güzel performanslar verdiğini gördüm.
Çok da sevimli falan da bir adam. Böyle yakışıklı falan.
Hoş bir adam. İzlemesi keyifli bir oyuncu yani gerçekten.
Ama o kadar da diyorum çok amatör bir yönetmenlik yok tabii ortada ama hani hem bir Hollywood'un teknik şartları için hem doğru dürüst bütçe şartları için tam profesyonel böyle dünyanın hani
en kral sinemasının yapıldığı dünyada da hani düşünüyorum doğru bir teknik ekiple yeterli bir bütçeyle de birçok yönetmenin de ortaya çıkarabileceği bir yönetmenlik sergilemiş bence.
Hani çok da öne çıkan vay be bravo harika yönetmiş adam gerçekten diyeceğim anlar da açıkçası pek karşıma gelmedi.
Şöyle söyleyeyim genel izleyici kitlesi için kötü bir film değil.
Yani ben şahsen izlemenizi öneririm.
Güzel. Hoş bir bilim kurgu gerilim böyle aksiyon yarı böyle hani tür kırması zaten artık karşımıza saf tür neredeyse çıkmıyor.
O açıdan iyi ama çok da böyle vay böyle bayılıp hani tekrar tekrar izleyeceğiniz bir film ortaya çıkarıldığını da düşünmüyorum.
Onun dışındaysa şöyle bir şey var.
Bence arkadaşlar senaryolar biraz zayıf.
İki filmde de senaryolar biraz zayıf.
Bunu çok büyük bir bütçeye...
Sebebiyet vermemek için özel olarak mı yapmıştır bilmiyorum.
Zaten yazarı da John Krasanski yani kendisi yazıp yönetiyor.
Ama birinci filmin senaryosu hadi biraz ilginç bir fikir ortaya çıkardığı için.
Sessiz bir dünya hani Quiet Place.
Sessiz oldukça hayatta kalacaksın şimdi.
Bu ilginç bir fikir olabilir.
Bundan çok verimli, çok ilginç öyküler, karakterler, durumlar ortaya çıkarılabilir falan ama açıkçası filmlerin senaryolarında ben öyle bir zeka pırıltısı görmedim.
Yani baya... Sessizsin evdesin işte kalın duvarlar yapmışsın hiçbir tarafta ses çıkaracak bir şey bırakmamışsın falan.
E tamam bunlar zaten alelade bir yazarın veya herhangi bir konu üzerine biraz kafa yormuş bir insanın bile aklına gelebilecek şeyler.
Hani bazen ilginç bir fikir ortaya çıkar da o fikirden başka harika fikirler çıkar.
Çok böyle dahice hani dahice olmasa da biraz daha parlak fikirler diyeyim.
Ben Quiet Place evreninin çok da böyle dahice fikirler içeren, çok çarpıcı, çok böyle...
Farklı ve etkileyici bir evren inşa etmiş bir seri yani iki film olduğunu düşünmüyorum ben bunların.
O nedenle iyi film olduklarını düşünsem de izlemeye değer olduklarını düşünsem de böyle verilen puanlar kadar ya da şeyde böyle nasıl diyeyim sektörde yarattığı bu pozitif etki kadar da iyi bir şey olduğunu
düşünmüyorum. Ama sahip olduğu enerjiden, güçten ya da filmlerin iyiliğinden biraz daha böyle fazla ittirildiğini hissettim biraz.
Hani Hollywood konjüktürü içerisinde.
O nedenle aa bak işte hani Krasanski harika film yapmış ya adam çok iyi abi süper ya falan denmiş belki ama bence o kadar da o kadar da değil.
Gerçekten değil. Örneğin IMDB notlarına falan baktığımda hep böyle 7'nin üzerinde notları işte Kritiker veya Letterboxd gibi.
İşte Rotten Tomatoes gibi hani genel böyle filmlerin notlandığı eleştirildiği ortamlara baktığımda genel olarak vay süper harika film.
Yapmayın abi o kadar da süper değil yani hani benzeyen de çok film var.
Tür olarak diyorum en azından alt tür olarak post apokaliptik bilim kurgu üzerine bol film yapılıyor yani bu şey değil.
Az örneğe rastlanan bir film değil ve bence film kendi türünün içerisinde çok öne çıkan filmlerden bir tanesi sayılmaz.
Anlık. Günlük, gecelik hani güzel vakit geçirebileceğiniz, biraz gerileceğiniz, biraz böyle hani sıkılmadan izleyebileceğiniz diyelim aslında bu ifade güzel.
Sıkılmadan izleyebileceğiniz bir film yapılmış.
Hani türü biraz seviyorsanız böyle hem gerilim, yarı aksiyon, yarı korku, biraz yaratık filmi falan böyle seviyorsanız post apokaliptik bilim kurguya az çok ilginiz varsa izleyebilirsiniz.
Filmin teknik işçiliği falan zaten kötü değil düzgün ama Hollywood'dan zaten teknik kötü işçiliği...
Olan pek bir film görmüyoruz.
Zaten hepsi o açıdan zaten iyiler.
Bir problemlik ortada. Sadece...
Dediğim gibi anıldığı kadar, ittirildiği kadar iyi bir film olduğunu düşünmüyorum.
Güzelmiş, fena değilmiş. Ya işte izledik, eğlendik, tamam gerildik, hafif heyecan duyduk.
İzledik, bitti diyeceğiniz bir film olduğunu düşünüyorum.
O nedenle Quiet Place bölüm 2'yi, tabii birinciyi izleyerek lütfen.
Yani sadece ikinciyi izlemeniz biraz gerçekten fakir olacaktır.
Çünkü ilk bölümle ciddi bağlantıları var filmin.
Sadece ikiyi izlerseniz anlayamadığınız bir sürü ayrıntı olur.
Emin olun, hiç şüpheniz olmasın.
O nedenle... Mutlaka birinci bölümü önce izleyerek ikinci bölümü de izlemenizi ben tavsiye ediyorum.
Evet bu haftada Quiet Place konuştuk.
Üçüncü bölüm gelir mi? Bence yüksek olasılıkla gelecek ve Quiet Place bence tam bir evrene dönüşecek.
Hani iki bölümle aslında bir film serisine evren demek pek doğru olmayabilir ama ben bu hafta öyle yaptım.
Çünkü kendine ait bir dünya inşa ediyor ve bence yüksek olasılıkla da devamı geleceği için artık Quiet Place evreninden bahsetmek çok da yanlış olmaz diye düşündüğüm için böyle söyledim.
Evet bu haftalık da bu kadar arkadaşlar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
