
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, 95. Akademi ödüllerini konuştuk. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Hani bir önceki yılın filmleriyle ilgili fikirler, yorumlar, Oscar tartışması bitmeden tamamlanamıyor bir türlü.
Yani 2022'nin sohbetlerini, 2022'nin filmlerini, sinemacılarını artık geride bırakacaksak...
Oscar muhabbeti yapmak zorundayız.
Oscar bitmeden bir önceki yılın hesabı bir türlü kapatılamıyor.
Ondan dolayı şu Oscar'ın sohbetini yapalım, bitirelim de artık 2022'yi kapatıp önümüze bakabilelim.
2023'e ve yeni gelecek projelere bakabilelim diyorum.
Ancak ondan önce de şöyle çok küçük bir duyurum olacak.
Geçmişte ben bir dönem sinema tarihi dersi, senaryo dersleri vermiş olduğum için kursiyer arkadaşlarla, öğrenci arkadaşlarla birebir sıcak ilişkide olmaya çok alışmış bir anlatıcıyım aslında.
Ve hani hala da bana işte sosyal medyadan eski arkadaşlarım eski dostlarım diyorum öğrencilerim kursiyerler zaman zaman sorular sorarlar.
Hocam şu konuda ne düşünüyorsunuz?
Şuna ne diyorsunuz? Şu film sence nasıl?
Falan gibilerinden böyle soru cevap meselesi çok güzel sohbetlere kapı açıyor.
Bu güzel fırsattan ben sizlerle de dinleyici arkadaşlarımla da faydalanmak istiyorum.
Bundan sonraki programlarımda ara ara soru cevap bölümleri yapmak istiyorum.
Sinema tarihiyle ilgili, sinema kuramlarıyla ilgili, sinema dünyasıyla ilgili aklınıza takılan hani böyle googlamakla pek de ulaşamadığınız bazı hususları bana sormak istiyorsanız lütfen sosyal
medya hesaplarımdan bana sorular sorun.
Instagram ve Twitter'ı zaten yoğun biçimde kullanıyorum.
Instagram'dan olabilir, Twitter'dan olabilir.
Hani ben hala Facebook hesabım açık herhalde.
Facebook kullanan kalmadı pek ama.
Facebook'ta takip ettiğim bazı sinema sayfaları falan var yani hala ara ara Facebook'a açıyorum.
Facebook'tan da olabilir hani direkt e-posta vermeme gerek yok herhalde.
Lütfen bana aklınıza takılan dediğim gibi tüm soruları sorun ben de bunları...
Mümkün olduğunca derleyip toparlayıp belli bölümlerde soru cevap şeklinde sizlere cevaplamaya çalışayım.
Dediğim gibi hani buradan başka sohbetler çıkar.
Merak edilen ortak konular olabilir.
Hatta belki de hani öyle sorular sorulabilir ki bütün bir programı o soruya ayırabiliriz.
Ya da o sorunun açtığı başka konulara başlıklara ayırabiliriz.
Ya da hani daha basit daha kısa öz sorularınız varsa da kısaca cevap verebilirim.
Ondan dolayı burada duyuru yapmış olayım.
Eğer ilginiz varsa eğer sormak istedikleriniz cevaplama.
Lütfen bana iletin ben de sizlerle bu sohbetleri paylaşmaya çalışayım.
Soruyu soran arkadaşın işte adını soyadını ya da nickini cevap verirken belirtmeye çalışacağım.
Yani şu şu arkadaşımın sorduğu soru diye belirtmeye çalışacağım.
Hiçbir belirteç olmazsa ancak isminizi vermemi istemiyorsanız yani belirtin.
Hani benim ismimi vermenizi istemiyorum diye belirtin.
Ben o zaman sadece soruyu ve soruya kendimce verebildiğim cevabı sohbetlerimize konu etmeye çalışırım.
Tamam şimdi bu konuyu kapattığımıza göre Oscar'lara geçebiliriz.
Şimdi filmlerin üzerinden mi gideyim, ödüllerin üzerinden mi gideyim diye düşünüyordum aslında ama geçtiğimiz sene falan ben filmlerin üzerinden gitmiştim.
Biraz fazla uzun bir sohbet çıkmıştı.
Hani belki öylesi daha keyiftidir ama biraz daha kısa öz yapabilmek için bu kez...
Ödüllerin üzerinden gideceğim arkadaşlar ama onlar önce de hemen kabaca Oscar gecesini size özetlemeye çalışayım.
İki tane verilen Oscar beni şaşırttı.
Onun dışında neredeyse hiç şaşırmadım diyebilirim.
Ben çok böyle duygusal yaklaşmam Oscar'a.
Yani ay şu filme niye verilmedi, ay bunun mutlaka verilmesi lazımdı falan gibilerinden yaklaşmıyorum.
Pek biraz böyle tarafsız ve kabullenici yaklaşıyorum.
Hani akademi şöyle uygun gördü, böyle uygun gördü.
Ben daha çok şunu tahmin ediyordum ama gibilerinden yaklaşıyorum.
Fark etmişsinizdir zaten geçtiğimiz programlardan.
Çok böyle üstlenmiyorum filmleri ya da ödülleri ama burada gerçekten yılın en önemli birçok filmi...
Hiç ödül alamadı. Yani bence bu yılın Oscar'larının en ayırtıcı tarafı gerçekten oydu.
Banshees of Initiative'in 9 dalda Oscar adayı oldu ve hiç Oscar alamadı.
Elvis 8 dalda Oscar adayı oldu, hiç Oscar alamadı.
Fabelmanlar 7 dalda Oscar adayı oldu ve hiç Oscar alamadı.
Tar filmi de 6 dalda Oscar adayı oldu ve hiç Oscar alamadı.
Hani bu bir eleştiri konusu mudur değil midir bilmiyorum diyorum.
Ödüllerin üzerinden gidince daha çok bu konu ortaya çıkacaktır ama daha önce birçok kez söyledik.
Hemen hemen herkes söyledi.
Her şey her yerde aynı anda filmi.
Bundan sonra sadece her şey diye anacağım.
Gecenin tabii ki şampiyonu oldu.
Hiç kimse için sürpriz olmamıştır belki buna.
Tepki gösterenler oldu tabii ki.
Yani ya arkadaş yapmayın zaten filmin seveni kadar her şeyi sevmeyen de bayağı sinema sever var.
birçok eleştiri filme yönlendiriliyor ama her şey 11 dalda Oscar adayı olmuştu ve 7 dalda Oscar'ı kucaklamayı bildiği hani Oscar'ın da galibi olduğu en çok ödül alan film olduğu ve zaten
ben de dün öğrendim bunu bilmiyordum ve çok ilginç bir bilgi bence bu.
Her şey sinema tarihinin en fazla ödül alan filmi olmuş.
IMDB'deki rakamı size söylüyorum.
Toplam 350 ödül almış ve 342 Ödül adaylığı almış.
Bu inanılmaz bir rakam gerçekten.
Bundan önceki rekortmense Yüzüklerin Efendisi Kral'ın dönüşü filmiymiş.
Her şey Yüzüklerin Efendisi'ni geçerek yani sinema tarihinin hani tüm ödülleri kastediyor tabi burada sadece Oscar'ları falan değil.
Tabi burada bir de şu var hani her film çok fazla yarışmaya aday olmuyor olabilir yani.
Aslında bu çok da önemli bir kıstası olmayabilir ama yine de bir anlamı geliyor bence.
Sinema tarihinin en çok ödül alan filmi Her şey bundan dolayı da 7 Oscar alması çok da şaşırtıcı değil belki.
Çünkü birçok kez burada sohbet konusu etmişizdir ki Oscar elbette ve öncelikle tamamen popülist bir organizasyon olduğu için sinema tarihinin en çok ödül alan filmi olan her şeyin burada
da en fazla Oscar alması çok da şaşırtıcı olması gerek.
Bana göre yılın en iyi filmi yani 2022'nin en iyi filmi zaten her şeydi.
Ondan dolayı diyorum ben çok şaşırmadım.
Hani ama Görkem çok sevindin mi mutlu oldun mu derseniz dediğim gibi hem ben konuya çok da duygusal yaklaşmadığım için işte yaşasın benim en sevdiğim film en çok ödülü aldı falan demiyorum.
Öyle bir yaklaşımda değilim.
Çok şaşırdım mı? Çaşırmadım.
Ama başka filmlerin hakkı yenmesi açısından bakarsak bence hani her şey başka filmlerin hak ettiği ödülleri aldı mı bence aldı.
Yılın en iyi filmi olmasına rağmen bakın hani en sevdiğim film olmasına rağmen bunu söylüyorum.
İlerleyen ödüllerde bunlar hangisidir söylemeye çalışacağım.
Yılın en fazla Oscar alan ikinci filmi ise beni gerçekten diyorum her şeye çok sevinmedim diyorum ama buna sevindim.
Gerçekten sevindim çünkü biraz böyle parlatılmasını biraz ön plana çıkmasını çok istediğim bir filmdi bu.
Batı cebesinde yeni bir şey yok filmi dört dalda Oscar aldı ve gerçekten de önemli dallarda Oscar aldı.
Çok sevindim ben buna.
Hani onun dışında gerçekten çok fazla Oscar ödülü alan film yok diyeceğim.
Yani mesela The Whale Darren Aronofsky'nin son filmi iki dalda Oscar aldı.
Avatar bir dalda Oscar aldı ki zaten en iyi efekt dalında Oscar aldı.
James Cameron'ın hangi filmini yaparsa yapsın zaten efekt teknolojilerinin son noktasını temsil ettiği için yani neredeyse adam efekt teknolojileri icat ettiği için Avatar Suyun Yolu'nun en iyi
efekt Oscar'ını alması herhalde hiç kimseyi şaşırtmayacaktır.
Bir dalda Oscar alan başka bir film Top Gun Maverick en iyi ses Oscar'ını aldı.
Çok da önemli bir Oscar değil belki ama teknik dallarda yine teknik...
Arkadaşlar bu konuya dikkat ediyorlardır belki de hani sesçiler falan efektçiler ama ben Oscar adayları açıklandığında söylemiştim Top Gun Mevrik bence yine yılın en iyi filmlerinden bir tanesiydi çok güzel bir film
harika bir film gerçekten ondan dolayı Oscar'larda sadece adının geçmesi bile tek bir dalda dahi olsa çok iyi bir şey demiştim yani varsın hiçbir şey almasın ama.
Oscar'larda boy göstersin Tom Cruise çıksın hani o gevrek sırıtışını Oscar gecesinde onun görelim yeter demiştim.
Onun için tek bir dalda Oscar alması bence güzel bir şey ben buna sevindim diyebilirim.
Çok önemli dallarda alıp da hani başka çok okkalı filmlerin de böyle hakkını yemediği gibi bir durum olduğu için o da bence güzel oldu.
Bir dalda Oscar alan başka bir filmse Woman Talking filmi.
Bence bu alenen saçmalığın daniskası çünkü ben filmi izledim iyi bir film dahi olduğunu düşünmüyorum ki en iyi uyarlama senaryo dalında ödül aldığını görüyoruz ki en iyi uyarlama senaryoda başka
adaylar var ondan diyorum ödüllere geldiğinde bahsedeceğim.
Ve filmin senaryosu bence iyi bile değil yani son derece vasat bir senaryo çok uzun uzun anlatmayacağım filmi ama hani hiçbir şekilde bu ödülü hak ettiğini düşünmüyorum.
Hani başka sebeplerden verilmiştir falan deyip geçeceğim.
Yani çok dallanıp budaklandırmak istemiyorum bu konuyu.
En iyi filme geleyim şimdi.
Hemen hani kabaca diyorum Oscar özeti yapmaya çalıştım size.
En iyi filme her şey aldı.
Bu çok da şaşırtıcı değil belki de.
Başka adaylar vardı ama bu noktada şunu belirtmek istiyorum.
Şimdi en iyi filmde zaten 10 tane aday var.
Hani bunların hepsi çok güçlü aday değil belki ama Fabelmanlar, Steven Spielberg'in en güçlü adaylardan bir tanesiydi bence.
Ben She's of Yenişir'in en güçlü adaylardan bir tanesiydi.
Tars güçlü adaylardan bir tanesiydi yani alsaydı şaşırmazdım.
Elvis güçlü adaylardan bir tanesiydi alsaydı şaşırmazdım ama tüm bunlara bakarsak yine de bence her şey bu filmlerin hepsini geride bırakarak en iyi filmi almış olması beni şaşırtmadı ve gayet de haklı
bir karar olduğunu düşünüyorum. En iyi erkek oyuncu dalında The Whale filmiyle Balina filmiyle Brandon Fraser aldı.
Şimdi bu dalda Billy Knight, Paul Maskell, Colin Farrell ve Austin Butler vardı.
Bana göre bu dalın en güçlü iki adayı Brandon Fraser ve Austin Butler'dı Elvis filmiyle.
Birçok kişi Banshee's O Finishing filmiyle Colin Farrell'ın en güçlü adayı olduğunu iddia ediyordu ama ben bu fikirde değilim.
Colin Farrell çok sevdiğimiz bir oyuncu.
Harika bir oyuncu. Bu filmde de yine Banshee's'de çok iyi bir performans sergiledi ama şöyle.
Oradaki rol bence...
diğer iki adayın rolü kadar güçlü bir rol değildi.
Yani çok böyle çok güçlü performansa olanak veren, zemin sağlayan bir rol değildi bence o.
Diyelim Colin Farrell değildi ama rol o kadar parlak olmadığı için ben onun ödülü almamasına hiç de şaşırmadım.
Ondan dolayı Brandon Fraser ya da Austin Butler'ın hani hangisi alırsa alsın ben gayet hak ettiğini düşünerek alacağını düşünüyordum.
Ve Brandon Fraser'ın almasına çok da şaşırmıyorum.
Bu noktada şöyle bir şey akla getirilebilir.
Brandon Fraser biraz daha hani yaşı Aston Butler'a göre en azından biraz daha geçkin, biraz daha böyle kariyerinin daha böyle sonbaharında gibi görülebilecek bir oyuncu olduğu için ona biraz daha torpil geçinmiş olabilir akademi üyeleri
tarafından. Şaşırtıcı değil. Aston Butler olağanüstü bir performans ve Elvis portresi çizmiş olmasına rağmen ödülü alamadı.
Biraz daha genç bir oyuncu, biraz daha kariyerinin başında bir oyuncu.
Gerçek anlamda ilk parladığı rol bu olduğu için Akademi şey demiş olabilir.
Yani Aslı sen tamam süperdin ama biraz daha çalış baba.
Hiç moralini bozma bak her bütün dünya seni duydu, izledi.
Herkes güzelliğinin, yakışıklılığının, yeteneğinin, harika performansının farkında.
Onun için sen biraz bekle deyip onu kenara almış olabilirsin.
Ondan dolayı buna da çok şaşırmıyorum.
En iyi kadın oyuncu dalı bence bu yılın en tartışmalı ödülüydü.
Yani adayların hangisi alsa hiç şaşırmazdım.
Her şeyle Michelle Yeoh.
To Leslie filmiyle Andrea Rosbrook.
Bunun üzerine ayrıca bir iki notu var onu söyleyeceğim.
Devam ediyorum şimdilik. Fabelmanlarla Michelle Williams.
Tarj filminde Cat Blanchett.
Bence en büyük aday buydu.
Ve Blonde filminde tabi ki Marilyn Monroe rolüyle Ana de Armas.
Hepsi alabilirdi arkadaşlar.
Hepsi çok iyi gerçekten. Michelle Yeoh'un almasına dediğim gibi ne sevindim ne üzüldüm.
Ama bence esas hak eden.
Tar filmindeki rolüyle Cat Blanchett'ti.
Yani diyorum bu performansların hepsini izledim.
Hepsi de gerçekten çok iyi.
Yani Ana de Armas Marilyn Monroe rolünde muhteşemdi.
Michelle Williams Fabelmanlardan kusursuz bir performans sergiliyordu.
To Leslie filmiyle Andrea Rosberg diyeceğim bu filmi hiç kimse izlemedi neredeyse.
Zaten bununla ilgili o notumu söyleyeyim aklımdayken.
Şimdi bu filmdeki Andrea Ricebrook'un performansı başka Hollywoodlu kadın oyuncular tarafından biraz parlatılmış, Instagram hesaplarında paylaşmışlar, çok övmüşler falan filan.
Bu övgüden dolayı da Andrea Ricebrook bu rolüyle Oscar adayı olmuş.
Ancak ondan sonra bir tartışma çıktı, bir bağırış çağırış kavga gürültü oldu.
Neden biliyor musunuz? Çünkü bu film Los Angeles'da yani Hollywood'un bulunduğu şehirde Hiçbir salonda gösterime girmemiş, yaygın gösterime girmemiş.
Bu sefer de herkes şunu söylüyor.
Ya arkadaşlar bu film gösterime girmedi de siz bu arkadaşımızın rolünü nerede izlediniz de bu kadar övüyorsunuz, parlatıyorsunuz, tavsiye ediyorsunuz.
Çünkü bu durumda şöyle bir olasılık akla geliyor ki Oscar'larda oy kullanan akademi üyelerini hiçbirine, hiçbir aday...
Direkt bağlantıya geçemez.
Lobi çalışması yapamaz.
Hani mesaj bile atamaz. Yani Instagram'dan ne bileyim mesaj bile atmak Oscar'ın kurallarına göre yasak.
Ya da herhangi bir şekilde hani birilerini parlatmaya çalışmak.
İşte hani bak şu çok iyi hani falan filan.
Kayıt dışı mutlaka bunlar yapılıyordur elbette.
Yani barda ne bileyim bir bira içerken insanlar birbiriyle konuşmuyor mudur?
Konuşuyordur ama neticede bir şekilde lobi çalışması yapmak yasak olduğu için ve bu film de Los Angeles'ta gösterime girmediği için en azından yaygın anlamda Birilerinin bu filmle ilgili lobi çalışması yaptığı
sohbeti ortaya çıktı ve ortalık ayağa kalktı.
Ondan dolayı hatta Andrea Rosbrun'un bu adaylığının geri çekilmesi gerektiği üzerine de sohbetler çıktı.
Yani baya böyle hani Oscar'a o prestij kaybetti diyebiliriz.
Ben filmi izledim ve gerçekten Andrea Rosbrun'un o övülen performansı...
Gerçekten övülecek kadar da var.
Çok iyi yani inanılmaz bir oyunculuk sergilemiş oyuncu.
Çok da bağımsız küçücük bir film böyle.
Ondan dolayı diyorum hani özete geleyim.
Bu dalda hangisi alırsa alsın ben hak ederek aldı arkadaşlar derdim.
Ve yine de tartışmalı bir dal olduğunu size hatırlatmaya çalışırdım.
Michelle Yeoh'un almasına biraz hani her şey filminin popüleritesine bağlıyor.
Ve elbette tabii ki Michelle Yeoh'un muhteşem bir performans sergilemiş olması da burada önemli.
En iyi yardımcı erkek oyuncu dalında her şeyle...
Keyu Kuanhal'dı.
Çok iyi bir oyuncu.
İnanılmaz tatlı sevimli bir adam.
Çok da uzun bir kariyeri var.
Ta Indiana Jones'larda 80'lerde Harrison Ford'un yanındaki küçücük uzak doğulu çocuğu da bu arkadaş oynuyordu.
İnanılmaz bir oyuncu gerçekten. Çok iyi.
O kadar tartışmalı bir dal olduğunu düşünmüyorum.
Yüksek olasılıkla ya Ki Hui Kuan alacaktı ya da Ben Shees ve Brandon Gleason alacaktı.
O da hem çok iyi bir oyuncu hem filmdeki performansı iyiydi ama dediğim gibi bu dalda alınan ödülün ben çok da tartışmalı olduğunu düşünmüyorum.
Gelelim en iyi yardımcı kadın oyuncu dalına.
Burası bence biraz daha tartışmalı çünkü Wakanda Forever ile Angela Bassett gibi bir...
Yani inanılmaz bir oyuncu ve inanılmaz bir performans var.
Ben geçtiğimiz programlarda bundan bahsetmeye çalıştım.
Burada Angela Bassett'ın filmde Birleşmiş Milletler salonuna girip de böyle tüm dünya ülkelerine ayar verdiği bir sahne var.
Birkaç dakikalık bir sahne ama sadece oradaki performansıyla bile bence Angela Bassett ödülü alsaydı gerçekten çok da şaşırmazdım.
Zaten inanılmaz bir oyuncu yani hani ne oynarsa oynasın çok güzel.
Ama alamadığı Jamie Lee Curtis her şeyle...
Buradaki ödülü aldı ve ben tekrar söylüyorum yine şaşırmadım çünkü Jamie Lee Curtis de bu rolde inanılmaz kılık kıyafeti hali tavrı falan muhteşem bir oyunculuk sergilediği için çok da şaşırmıyorum.
Buradaki hani sürpriz hani sürpriz ödül denir değil mi buna sürpriz ödül daha önce yine bahsetmeye çalışmıştım her şeydeki rolüyle Stephanie Husu.
İnanılmaz bir oyuncu. Çok genç bir yetenek.
Onu izlemek gerçekten çok keyifli.
Ondan dolayı bu hani en azından Oscar adayı olması çok güzel bir şey.
O genç oyuncu için, kariyeri için harika bir kazanç olmuştur.
O da bu ödülü alsaydı çok şaşırmazdım ama diyorum Angela Bassett ve Jamie Lee Curtis bence biraz daha öndeydi.
Ve Jamie Lee Curtis'ın almasına çok da şaşırmıyorum.
Şimdi gelelim en iyi yönetmene.
İşte burası biraz tartışmalı.
Ve bence en son akla gelecek yönetmenler aldı.
Her şey filmiyle Daniel Kovan ve Damon Shailert aldı.
Şimdi diyeceksin ki Görkem sana göre yılın en iyi filmi her şeydi.
Nasıl onun yönetmenleri en iyi yönetmen ödülünü alıyor da şaşırıyorsun veya en son onlar almalıydı diyorsun.
Şunu kastederek diyorum arkadaşlar.
Çünkü Oscar biraz daha geleneksel, biraz daha klasik yönetmenlik anlayışını daha fazla kutsar ve genellikle kariyerinin başındaki yönetmenlere çoğunlukla ödül vermez.
Yani onları teşvik etmek için parama genellikle vermez ve...
Genellikle de çok kışkırtıcı, çok karmaşık, çok böyle sıçramalı, çok sıra dışı izleyiciyi yoran yönetmenlik tarzlarına genellikle yönetmen ödülü vermez.
Bakın en iyi filmi verir ama en iyi yönetmeni genellikle vermez.
Ve burada da diğer adaylara baktığımızda Belsiz ve Martin Magdan'ın Nefis bir yönetmenliği var Bershiz filmiyle.
Ve gayet de geleneksel, çok daha böyle herkese hitap edebilen, çok estetik, çok şık, çok ağır akan nefis bir film yönetti.
Alamadı. Fabelmanlarla Steven Spielberg ben her şeyle Den Yıllar alabilir demiştim ama bir sürpriz yapabiliriz.
Sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden biri olarak Steven Spielberg'in Kendisine anlattığı ve de yaşından dolayı da artık böyle kariyerinin sonlarına doğru yaklaştığı bir projede Sivin Spielberg alabilir demiştim.
Yani alsaydı hiç şaşırmazdım.
Hayır o da almadı.
Todd Field adaydı.
Tar filmiyle Todd Field da muhteşem bir yönetmenlik sergilemiş gerçekten.
Yani Tar da çok iyi bir film ama.
Oscar için bence biraz entelektüel kaçıyor.
Yani biraz daha böyle hani bizim sanat filmi olarak isimlendirdiğimiz tarzda bir yönetmenlik anlayışı benimsediği için onun almasını hani ne bileyim Steven Spielberg kadar ya da Martin McClane kadar beklemezdim ama o
da alabilirdi. Yani yine Daniel'lardan daha büyük bir adaydı bence.
Diğer aday Robert Ostlund hüzün üçgeniyle hem nefis bir yönetmenlik sergiliyor hem de 3 dalda Oscar adayı olmuştu bu film.
Hem Kuzey'den gelen hem Avrupa'dan Amerika dışından gelen bir yönetmen hem de Kuzey'in sineması yakın zamanda bayağı atak yaptı.
Ondan dolayı da Akademi Robert Ostlund'u da kutsayabilir hani en azından diye düşünmüştüm.
Diyorum bence bu 4 aday da den yıllardan yönetmen olarak diyorum.
Bakın yanlış anlamayın hani filmler açısından söylemiyor.
En iyi yönetmen Oscar'ında bence daha büyük adaydı.
Daniel'lara verdiler.
Hani hak etmiyorlar mı?
Bence hak ediyorlar. Yani muhteşem yönetmenlik sergilediler ama dediğim gibi çok böyle uç yönetmenlik anlayışı benimsedikleri için daha düşük olasılıktı bence ama vermesi bence çok güzel diyorum.
Yani harika diyorum. Bu bir anlamda neye geliyor biliyor musunuz?
Yani şimdi arkadaşlar Oscar yurttaş keyne değil vadim o kadar yeşildi ki gibi.
...bir filme veriyor. Yani çok daha ilerici ve çarpıcı değil, daha klasik bir filme.
Ya da ne bileyim hani başka nasıl bir örnek vereyim?
Mesela ucuz romana vermiyor da gidip Forrest Gump'e veriyor.
Şimdi ucuz roman o zaman için çok daha ilerici, sarsıcı, çarpıcı, ilginç bir film.
Ama Forrest Gump çok daha klasik, geleneksel bir film.
Şimdi bu filmlerin hepsi çok iyi.
Yani biri daha iyi, biri daha kötü anlamını söylemiyorum.
Sıra dışı ilerici ve çarpıcı filmlerden çok geleneksel, klasik yönetmenlik anlayışını verir demeye çalışıyorum.
Ondan dolayı hani ben ne kadar ketiklerini düşünsem de Daniel'ların Her Şey filmiyle bu ödülü almalarına şaşırdım.
Ancak işte Oscar burada biraz böyle hani ilginç davrandı, biraz cüretkar davrandı diyelim.
Bu ödülü aldı Daniel'lar.
En iyi orijinal senaryoda yine Her Şey aldı.
Şimdi bu da dürüst olmak gerekirse çok şaşırmadım ben.
Hak ettiğini düşünüyorum. Diğer adaylara baktığımda işte Tarj, yine Banshees, Fabelmanlar ve Hüzün Üçgeni.
Bu filmlerin hemen hemen hepsinin senaryosu güzel, düzgün, sıkıntı yok ama her şeyin senaryosu olağanüstü arkadaşlar.
Yani çok dolu bir senaryo, çok zor bir senaryo.
Yani böyle bir senaryoyu yazıp böyle akıcı hani herkesin izleyebileceği bir formatta getirmek teknik olarak çok çok zor bir şey gerçekten.
Ondan dolayı her şeyinden en iyi senaryo Oscar'ını gayet de hak ederek aldığını düşünüyorum.
En iyi uyarlama senaryoya geleyim.
Heh işte az önce söylemiştim ya.
Woman Talking filmi en iyi uyarlama senaryo Oscar'ını aldı.
Ve dediğim gibi bence bu düpedüz saçmalık yani inanılmaz bir şey.
Bu daldı çünkü başka olağanüstü bir film var.
Batı cephesinde yeni bir şey yok filmi.
Birçok kez bu filmden bahsettim.
1930'lu yıllarda yazılmış olağanüstü bir romanın uyarlaması bu film.
1930 ve 1979 yılında iki uyarlama daha yapıldı.
Ve bu iki yani düşünün hani öyle bir roman ki.
3 tane uyarlamaya zemin sağlıyor.
3 tane muhteşem film uyarlanıyor bu romandan.
Birinci Dünya Savaşı üzerine yazılmış en muhteşem romanlardan bir tanesi.
Zemin muhteşem yani uyarlanılacak kaynak muhteşem.
Ve Batı cephesinde yeni bir şok yok filmi hiç de azımsanamayacak süresine rağmen 2,5 saatlik bir film.
Hiç sıkıcı olmadan muhteşem karakter analizleriyle ve olayın özünü hani film esas neyi anlatmaya çalışıyordu buna geçtiğimiz programlarda bu film üzerinde birçok şey söylemiştim.
Tekrar söylemeyeyim. Filmin özünü romanın özünü harika bir şekilde aktaran muhteşem bir senaryoya sahip.
Bu film varken Woman Talking gibi bir odada neredeyse bir samanlıkta birbiriyle tartışan kadın karakterler.
Yani filmin özü kötü değil yine Woman Talking kötü bir film demiyorum buradan yanlış anlaşılmasın ama.
ne bence işlediği konuyu çok da iyi işliyor ne de çok sıra dışı ya da çarpıcı bir konuyu işliyor.
Yani neredeyse hiçbir numarası olmayan bir senaryo bence Woman Talking filminin senaryosu.
Ondan dolayı hani burada çok garip bir tercih yaptığını düşünüyorum akademinin.
Ondan dolayı hani bence bu dalda saçmalamışlar ama artık ne diyelim hani bir gelişme olarak hani işte bu dalda da bu film aldı deyip geçiyorum.
Çok da uzatmayayım. En iyi sinematografi dalında Batı cephesinde yeni bir şey yok.
Ödülü kucakladı. Diyorum Batı cephesinde yeni.
Buna da Batı diyeyim geçeyim.
Hani Batı filminin harika bir film olduğunu söylüyorum ama bence bu dalda Batı filmini biraz torpil geçirmiş.
Çünkü başka bir filmin ben bu açıdan çok daha iyi olduğunu düşünüyorum.
Hatta başka iki filmin. Şöyle söyleyeyim.
Adaylar arasında Elvis filmi var ve sinematografik olarak bence Batı'dan daha iyi bir film gerçekten.
Elvis muhteşemdi yani görsel olarak sanat yönetimi olarak hani ışıkları renkleri bütün o hani görsel dünyası inanılmazdı.
Batı da kötü değil iyi ama biraz daha ya daha önce çok kez yapılmış bir şey hani bir savaş atmosferi oluşturuyorsunuz o kadar.
Daha önce bunu çok muhteşem biçimde oluşturmuş çok film var gerçekten.
Ha diyeceksiniz ki geçmişteki meşhur kişiliklerin o dönemlerini...
Görsel olarak iyi temsil eder filmler yok mu?
Var. Hani Alice'e rakip olabilecek ama yine de Alice'ın bu açıdan ben Batı'dan daha iyi bir film olduğunu düşünüyorum.
İkinci film hangisi? Hani burada Batı'nın hakkını yemiş olabileceği.
Ne yazık ki benim o açıdan gördüğüm film adaylar arasında bile değil.
Hangisi biliyor musunuz? Banshees filmi.
Banshees of Innishrin bence...
Şimdi onun üzerine ilerleyen haftalarda ayrıca bir program yapacağım.
Çünkü o filmi geçtiğimiz programlarda demiştim hani henüz filmi izleyemedim.
Onun üzerine yorum yapamıyorum demiştim.
Filmi izledim. Onun üzerine bir şeyler söyleyeceğim ilerleyen programlarda.
Onun için şimdi çok uzatmayayım ama bence Banshees görüntü yönetiminde yılın en iyi filmiydi.
Yani inanılmaz bir görselliği vardı bence.
Çok da sade böyle soft estetik bir görselliği olmasına rağmen.
Ondan dolayı aday bile olmadığı için hani onu batılı rakibi olarak görmüyorum ama.
Bence en iyi sinematografiyi Elvis filmi almalarıydı diyorum.
En iyi kurguda her şey filmi aldı.
Hiçbir şey söylemiyorum.
Sonuna kadar hak ediyor.
Hani diğer filmler de çok iyi kurguya sahip olmuş olmasına rağmen.
Her şeyin kurgusu inanılmaz zor bir kurgu.
Yani muhteşem bir kurgu işçiliği var.
Hani hem filmin akıcılığı olarak hem belli sahnelerdeki o çarpıcı, kışkırtıcı, böyle hani görsel yağmur diyebileceğimiz anlarda falan her şey muhteşemdi.
Ondan dolayı hiçbir şey demiyorum.
En iyi production design bu ne?
Yapım tasarımı. Yapım tasarımında yine Batı filmi aldı.
Çok iyi, okey.
Çok şaşırmıyorum ama bence de burada Batı iki tane filmin hakkını yiyor.
Hatta belki de üç tane filmin hakkını yiyor.
Ve bence yılın...
Ne yazık ki hayal kırıklıklarından biri olan bir film bunun gerçek galibiydi bence.
Hangisi biliyor musunuz? Babylon filmi, Babil filmi yılın önemli filmlerinden biriydi aslında.
Ama ilerleyen programlarda yine Babil'den bahsedeceğim.
Bütün bir program yapmam üzerine belki ama birkaç filmi böyle bir arada bahsettiğim programların bir tanesinde Babil filminden mutlaka size bahsetmek istiyorum.
Üzerine bir şeyler söylenmesi gereken bir film.
Çok iyi bir film değil bence.
Hatta belki iyi bir film bile değil.
Ama yapım tasarımı olarak...
Bütün filmleri birlikte bırakabilecek bir film.
Belki Fabelmanlar ama özellikle Elvis bence yine.
Görüntü yönetiminde Elvis çok iyiydi diyorum ya.
Yapım tasarımında da Elvis çok iyiydi ama ondan da daha iyi bence Babil filmiydi.
Burada biraz hakkı yenmiş gibi geliyor bana.
Biraz daha hızlanarak geçiyorum.
Bir iki filmden daha bahsedip sohbeti bitireceğim.
Yılın en iyi animasyon filmi.
Herkes diyordu ki. Elbette Guillermo del Toro'nun Pinokyo'su altın kürelerde de zaten o ödülü almıştı.
Yılın en iyi animasyon ödülü de Guillermo del Toro'nun Pinokyo'suna gitti.
Okey çok şaşırtıcı değil bence de.
Çizmeli Kedi son dilek filmi uzun metraj bir sinema filmi olarak bakarsak bence Guillermo del Toro'nun Pinokyo'sundan gerçekten daha iyi bir film.
Pinokyo diyorum bence o kadar iyi bir film değil ama animasyon kalitesi, animasyon emeği çünkü hani şimdi animasyonla biraz...
teknik öne çıkıyor. Biraz emek öne çıkıyor falan.
Stop motion animasyon olarak Pinokyo gerçekten olağanüstü bir işti.
Ondan dolayı ben Pinokyo'nun en iyi animasyon film ödülünü almış olmasına çok da şaşırmadım diyorum arkadaşlar.
Evet hemen hemen bütün filmleri andım değil mi?
Çok böyle es geçtiğim yoktur diye tahmin ediyorum.
Son olarak şunu söyleyeyim. Hem akademiye hem de geceye şöyle son bir yorum yapıp sohbeti kapatayım.
Ben akademinin son 1-2 yıldır biraz daha isabetli, biraz daha cesur, biraz daha böyle hakkaniyetli falan olmaya çalıştığını görüyorum.
Bilmiyorum yanılıyor muyum ama geçen senede bence akademi ödülleri bayağı daha adil ve iyi dağıtılmıştı.
Bu senede biraz daha adil ve iyi dağıtıldığını düşünüyorum.
Geçtiğimiz yıllarda bir sürü saçma şey vermiştir akademi, ödüller vermiştir.
Yani şimdi size akademiyi savunacak değilim yani seneye belki çok da garip bir ödül dağıtımı olacaktır bilmiyorum ama.
Yine de dediğim gibi son iki yıldır akademinin gayet iyi ve özellikle cesur bakın yani akademinin cesur davrandığı fazla yıl karşımıza çıkmamıştır tarihte gerçekten.
Ondan dolayı her şey her yerde aynı anda hani belki ödül açısından abartılmış olsa da diyorum yine o şerfi koyayım yani.
Hani ben hak ettiğini düşünüyorum filmini ama yine de sadece en iyi filmi ve en iyi yönetmeni bile bu kadar sıra dışı.
Bu kadar çarpıcı, bu kadar nasıl diyeyim hani geleneksel ve klasiğin dışında olan bir filme vermiş olmasından dolayı gerçekten akademinin ben bu sene çok cesur ve onora edilesi
davranıldığını düşünüyorum.
Ondan dolayı hani ben bu akademi ödüllerinden gayet memnun ayrıldım diyebilirim.
Bazı dallarda hani akademinin tercihlerine katılmıyor olsam da kendimce yine de iyi bir ödül dağıtımı olduğunu düşünüyorum ben bu seneki akademi ödüllerinin dağıtımının.
Evet daha da uzatmayayım.
Yine uzattım bakın. Kısacık bir program yapmaya çalışacaktım ama işte hani aklıma bir şeyler geldikçe böyle mümkün olduğunca daha zengin daha dolu bir program yapmaya çalışıyorum.
Size sunmaya çalışıyorum. Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
