
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
2023'ün bu ilk programında, 2023'ün merakla beklenen projelerini tanıtmaya ve kısaca incelemeye çalıştık. Keyifli dinlemeler
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Şimdi öncelikle şunu söyleyeyim geçtiğimiz yılda hani buna benzer bir şeyler söylemiştim.
İşte 120-130 yıllık sinema tarihinde biz de ne yapalım böyle bir döneme denk geldik.
Devam filmleri furyasının olduğu bir döneme denk geldik.
Ne yazık ki aslında ne yazık ki diyorum her devam filmi tabii ki kötü değil ama ne yazık ki Hollywood son 20-25 yıldır gerçekten özgün proje eksikliği yaşayan bir sinema merkezi
konumuna geldi. Çok fazla film var ve devam filmleri ardı ardına ardı ardına geliyor.
Evet bazıları iyi yani bizi mutlu ediyor.
Bazı serileri seviyoruz.
Hatta bu seri film furyası...
2000'lerden sonra özellikle çizgi roman uyarlamalarının çok yüksek gişe yapmasından, tutmasından, sevilmesinden sonra sadece devam filmleri furyasını değil evrenler furyasını da karşımıza çıkardı.
Sinematik evrenler meselesi çok yeni değil.
2000'li yıllarda başlamadı ama sinema tarihinin geçmiş dönemlerinden günümüze gelen evrenler filmleri hani işte Star Wars aslında bunun ilk başlatan Star Wars diyebiliriz.
Bir evren inşa edip onu sürdürmeye devam eden en büyük...
Film Star Wars'da ondan sonra devasa bir evrene dönüşmüştü ki George Lucas zaten Star Wars'u en başından bir evren olarak tasarlamıştı.
Ondan sonra Yüzüklerin Efendisi'dir, Harry Potter'dır, Marvel'dır, DC evrendir.
Onun dışında başka evrenler de çıkageldi ancak şu an geçmişte hiç olmadığı kadar...
Böyle evrenler sinema tarihinde kendilerine has bir alan yarattılar.
Hayranlar yarattılar ve bu evrenler de hani şimdilik öngöremediğimiz süreler boyunca devam edecek gibi görünüyor.
Ondan dolayı işte diyorum biz de böyle bir döneme denk geldik.
Hani seviyoruz ya da sevmiyoruz.
Bunu hani bir anlamda katlanmak zorundayız diyelim.
Ama bir anlamda da tabii sevdiğimiz tarafını en azından bu evrenler ve devam filmleri furyasının merakla takip ediyoruz diyebiliriz.
Elbette hani devam filmleri...
ve evren filmleri dedik ama özgün projeler de yok değil.
Hala karşımıza güzel ilginç özgün projeler geliyor ama bu noktada küçük bir parantez açmak istiyorum.
Hani aslında biraz da sinema severler olarak bu hani Nasıl diyeyim devam filmlerine ya da evrenlere biraz alıştık belki de biraz böyle tanıdığımız bildiğimiz sevdiğimiz hani çok sevmesek de en azından
karşımıza nasıl bir film geleceği konusunda biraz daha ön bilgilere sahip olup biraz da güvenle projelere yaklaştığımız bir dönemde olduğumuz için çok farklı sıra dışı projeleri
de belki de biraz kabullenmekte zorluk çekiyoruz.
Hani ben birçok özgün filmin de hak etmediği halde çok da beğenilmediğini falan gördüm.
örneklerinden bir tanesi. En yakın zamanda örneklerinden bir tanesi.
2022 yılının bence en iyi filmi olan Her Şey Her Yerde Aynı Andı projesiydi.
Hani hep ben dedim ki ya bakın işte özgün proje yok.
İlginç sarsıcı böyle ileri görüşlü proje yok.
Bakın işte karşınıza harika bir film geldi.
Hani bunu da çok da kabullenemedi insanlar.
Bence çok iyi bir projeydi o.
Hani dediğim gibi bu hem devam filmleri furyası hem evrenler furyası belki de çok sıra dışı böyle hani farklı projelere de hani alışkanlık nasıl diyeyim edinmemizi ya da farklı projelere karşı
biraz esnek davranma becerimizi belki de elimizden aldı gerçekten.
Ben böyle düşünüyorum. Devam filme olmayan özgün projeler de aslında biraz birbirine benziyor.
Yani bunların dışında çok böyle çok farklı çok ilerici demeyeyim sadece ama hem ilerici hem de hani tamamen kendi telinden çalan projeleri de kabullenmekte biraz zorlanan bir sinema
sever kitlesi olduk gibi geliyor bana.
Ondan dolayı hani çok da özgün, sıra dışı farklı projeleri hak eden bir sinema dünyası mı, sinema sever dünyası mı günümüz?
Ona da çok emin değilim.
Hani orada da bir eleştiri getirmeye çalışmış olayım.
Şimdi filmlerime geçeyim.
Birçok film anacağım. Hani hangisini anayım, hangisini anmayayım?
Hadi boşver bunu söylemesem de olur falan dediğim projeler de oldu bu programa hazırlanırken.
Ama mümkün olduğunca hatırlatmaya, anmaya çalışayım.
Şimdi biraz da böyle hem tarih sırasına göre sıralamaya çalıştım.
Bazı filmlerin 2023'te hangi ayda ya da günde, haftada gösterme gireceği de belli değil.
Bazı önemli projelerin onlardan da bahsetmeye çalışacağım.
Arkadaşlar artık böyle hem işte tarih sırasıyla hem de böyle özelliklerine göre filmleri böyle size anlatmaya çalışacağım artık.
Ocak ayında çok yakın zamanda önümüzdeki hafta Steven Spielberg'in son projesi Fabelmans, Fabelmanlar Türkçe'ye çevrildi.
Çünkü baş karakterlerin soyadı Fabelman anladığımız kadarıyla.
1920'li yıllarda sinema yapmaya çalışan bir gencin hem kendi ailesi...
İçerisinde yaşadığı bazı sorunlarla ilgili filmler yapmaya çalışması, sinema yapmayı keşfetmesi, daha büyük projelere niyetlenebilmek için nasıl bir hazırlık yaşaması veya nelere ihtiyacın olduğunu fark etmesi
üzerinden bir biyografik film Fabelmans.
Smith Spielberg biraz kendi anılarından, kendi gençliğinden esinlenerek bu projeyi hem yazmış senaristlerinden bir tanesi de Smith Spielberg.
Smith Spielberg aslında çok fazla senaryo yazmıyor.
Birçok projesini kendisi geliştiriyor olsa da aslında...
Narist olarak çok fazla projeye imza atmış bir yönetmen değil.
Ama burada gerçekten senaryoda çok önemli payı olduğunu biliyoruz Fabelmanlar projesinde.
Ondan dolayı tabii ki biliyoruz ki Steven Spielberg ne yaparsa yapsın.
Yılın en önemli filmlerinden bir tanesi Steven Spielberg'in filmi oluyor.
Bizde henüz gösterime girmedi dediğim gibi.
Ocak ayında gösterime girecek ama filmin notları şimdiden çok yüksek.
Ondan dolayı Fabelmanlar projesini merakla bekliyoruz diyebiliriz peşin olarak.
İkincisi Darren Aronofsky'nin Balina The Whale projesi.
Şöyle söyleyeyim yılın en merakla beklenen projelerinden bir tanesi bu gerçekten.
Darren Aronofsky geçtiğimiz haftalarda da bahsetmiştim.
Çok ağır, sarsıcı, acımasız dramlar yapan bir yönetmen.
Bir rüya için ağıt projesi.
Özellikle Darren Aronofsky'nin filmografisindeki en önemli filmlerden bir tanesidir.
Ülkemizde de çok ciddi hayranları vardır.
Daha yakın zamanda da The Mother diye bir proje yapmıştı.
İyi bir filmdi bence. Eleştiriliyor aslında bir anlamda.
Çok iyi bir yönetmen. Son 20 yılın en önemli yönetmenlerinden bir tanesi olsa.
da Darren Aronofsky Black Swan, Siyah Kuğu en önemli projelerinden bir tanesiydi.
Darren Aronofsky'nin fanları var.
Onlara ne derseniz deyin Aronofsky'i sevmekten vazgeçmiyorlar.
Haklılar belki de kendileri açısından.
Çünkü Aronofsky çok dediğim gibi ağır dramlar yapıyor.
Çok sarsıcı filmler yapıyor.
Böyle çok acımasız bir yönetmen.
Hani bir karakteri alıyor böyle onun En ağır acılarını bize gösteriyor ve o karakterin böyle yerin dibine batıp perişan olmasını, böyle intiharlara sürüklenmesini, hayatının mahvoluşunu çok
böyle sarsıcı bir sinematografiyle karşımıza getiriyor.
Ondan dolayı The Whale projesi de ayakta alkışlandı.
Cannes Film Festivali'nde gösterildi, ödüller aldı falan.
Yani çok böyle diyorum güçlü bir proje olacak gibi görünüyor Aronofsky'nin son projesi.
Ondan dolayı The Whale...
Merakla beklediğimiz 2023'ün projelerinden bir tanesi.
Marvel evreninin önemli karakterlerinden bir tanesi artık diyebiliriz.
İki tane film yapıldı üzerine. Bu üçüncü filmi Karınca Adam, Ant-Man ve Eşek Arısı diye ikinci filmde bizde çevrildi.
Garip bir isim oluyor Eşek Arısı ama Wasp aslında İngilizce'de gayet de sevimli bir isim.
Ant-Man and Wasp, Quantimania ismiyle gösterime girecek.
Şöyle söyleyeyim Ant-Man Marvel evreninin biraz daha böyle komedi tarafına kayan serilerinden bir tanesi oldu.
Peyton Reed filmin yönetmeni hani böyle komik bir ton tutturdu.
Daha eğlenceli bir ton tutturdu.
Paul Root karınca adam rolünde bayağı tutuldu, sevildi.
Evangeline Lilly wasp rolünde gayet sevildi.
Hani film malum...
Bildiğimiz Marvel teknik işçiliği, Marvel akıcılığı, eğlenceliği, işte yüksek bütçe falan.
Bildiğimiz Marvel evreninin üçüncüsü de buna yakın bir havada olacaktır diye tahmin ediyorum.
Dediğim gibi Marvel evreninin yine fena olmayan filmlerinden bir tanesi olarak Ant-Man and Wasp, Quantumania bu yılın merakla beklenen filmlerinden bir tanesi.
Bu yılın önemli filmlerinden bir tanesi bence Çığlık 6.
Şimdi Çığlık serisi...
Güçle devam ediyor.
Çığlık 5 2022'de gösterimi girmişti ve ben geçtiğimiz hafta yine bu filmi almıştım.
Şimdi çığlık 90'lı yılların sinema üzerinden sinema yapma akımının özellikle de hani kampa gidip ölen gençler alt türünü...
Eleştiren ama onu bir yandan da tekrarlayan ya da en azından devam ettiren önemli projelerden bir tanesiydi.
90'ların en önemli korku filmi yönetmenlerinden bir tanesi olan Wes Craven bu projeyi ortaya çıkarmıştı ve karşımıza getirmişti.
Çığlık korku sineması tarihinin ve dediğim gibi teen slasher hani gençlerin kesici aletlerle öldürüldüğü filmlere...
verilen alt tür adı olarak Ten Slasher alt türünün en önemli projelerinden bir tanesiydi.
Çığlık. İşte Çığlık da en son diyorum 2022'de 5.si yapılmıştı.
Anlıyoruz ki 2023 yılında da 6.sı yapılacak.
5.bölüm çok iyiydi eğer 6.bölümde o kafayla yine o teknik işçilikle o senaryo incelikleriyle karşımıza gelirse gayet iyi bir film olur diye tahmin ediyorum.
Yakın dönemin parlayan yıldızlarından Jenna Ortega burada da başrolde bir öngörü olarak söylüyorum.
Hani nasıl olacak tabi izlemeden bir şey söylemek mümkün değil ama.
Çığlık 6 projesi bence 2023'ün önemli projelerinden bir tanesi olarak karşımıza geliyor.
Şimdi o bütün Marvel evreninden, o çığlık, Ten Slasher evreninden falan bir çıkalım arkadaşlar.
Çok hani bambaşka, çok özgün biyografik bir filmden bahsedeceğim.
Şimdi öncelikle yönetmenden bahsedeyim.
Todd Field diye bir yönetmen var.
Amerikalı bir yönetmen. Çok istisna bir yönetmen bu.
Bugüne kadar 3 tane uzun metraj film yaptı.
Daha doğrusu bu. Üçüncü...
Uzun metrici Todd Fielton.
Önceden yaptığı iki filmi gerçekten muhteşemdi.
Bir tanesi 2001 tarihli In the Bedroom diye bir film.
Yatak odasındaydı diye bir filmdi ki.
İlk filmiyle birçok dalda Oscar adayı olmuştu.
Ve ikinci filmi de 2006 yılında yaptığı Tutku Oyunları'ydı.
Şimdi bu iki filmde...
Gayet ağır, çok iyi teknik işçilikli, çok incelikli, nefis dramlardı.
İşte Tar Projesi de hem biyografi hem de bir drama olarak çok önemli bir proje.
Puanları acayip yüksek.
Yani filmin çok iyi olduğu söylendi.
Amerika'da falan Avrupa'da gösterimi girdi.
Çok sevildiği, çok iyi bir film olduğu söyleniyor.
Şöyle ki yakın dönemin son 20 yılın ve aynı zamanda dünyanın en önemli hem kadın kompozitörlerinden hem de kadın orkestra şeflerinden biri olan
Linda Tar'ın hayatını anlatan bir film bu.
Ve Linda Tar karakterini...
Elbette hem Oscar'lı hem yakın zamanın en önemli kadın oyuncularından biri olan Cate Blanchett oynuyor.
Tar Projesi 10 Mart'ta gösterime girecek.
Biraz hem dramlara hem biyografik öykülere ve tabii aynı zamanda şunu da söyleyeyim.
Tamamen bir müzikal film aynı zamanda elbette bir.
Hani kompozitörü ve orkestra şefini konu alan bir filmin tabii ki müzikle dolmuş ve taşmış olmamasını bekleyemeyiz.
Nefis bir film olacağını tahmin ediyorum ben.
Oscar'larda da boy göstereceği zaten şimdiden konuşuluyor.
Ondan dolayı Todd Field'ın yönettiği tar projesini, Cat Blanchett'ın oynadığı tar projesini mutlaka izlemeye çalışın diyorum.
En azından türe ve hani bu alana müzikal filmlere ve dramalara, biyografilere...
İlginiz varsa. Şimdi yine bu alemden çıkıyoruz.
Hem seri filme hem de bir evren filmine geliyoruz.
DC evrenin önemli karakterlerinden bir tanesi.
Deniyor. Bence hiç de değil.
Çünkü Shazam'ın ilk filmi bence hiç de bir film.
İyi değildi. Yani böyle nasıl diyeyim böyle hani ne denir sinema yazarları ya da hani birçok sinema severler böyle sulu zırtlak diyor bu projeler için.
Ben de biraz öyle düşünüyorum.
Shazam karakteri biraz daha DC evreninin komedi tarafını böyle üstlenmeye çalışan daha böyle eğlenceli bir DC filmi yapmaya çalışan bir filmdi.
İlk film Shazam. İkinci filmi de bunun devam filmi Shazam Tanrıların Öfkesi.
17 Mart'ta gösterime girecek.
Diyorum ben Şazam'ı çok merakla heyecanla beklemiyorum ama büyük bir proje, ölçekli bir proje.
Ve gerçekten oyuncu kadrosu da yıldızlarla dolu diyebilirim.
Birçok tanınmış oyuncu var. Ondan dolayı en azından sevenleri için hem DC evrenini hem de Şazam karakterini seven sinema severler için Şazam Tanrı'nın Öfkesi yılın önemli projelerinden
bir tanesi olarak. gösterime girmiş olacaktır.
Buradan hatırlatmış olayım. 2023'te Shazam'ın ikinci bölümü de karşımıza gelecek.
İşte bir başka seri ve başka bir kendi içinde bir evrene dönüşmüştür belki.
John Wick. John Wick'in dördüncü bölümü 2023'te karşımıza gelecek.
Şimdi şöyle söyleyeyim ben John Wick'i bu kadar övülmesini çok da anlayamıyorum.
Kötü bir film. Ya da hani kötü bir seri değil elbette John Wick ama bu kadar parlatılacak bir aksiyon serisi olduğunu da düşünmüyorum ama herhalde Keanu Reeves'ı çok seviyoruz değil mi?
Harika bir adam hani özel hayatından da sürekli işte capsler, sürekli paylaşımlar, sürekli işte hayranlarla çekilen fotoğraflar, hayranlarına fiziksel olarak temas etmemesi, çok nazik bir insan olması, işte metroda ayakta durması falan
yani böyle Keanu Reeves'e bayılıyoruz ya okey.
Onun artık içerisinde bulunduğu hemen hemen bütün filmler zaten çok seviliyor Keanu Reeves'ı çok sevdiğimiz için.
Onun kariyerini merakla takip ediyoruz.
İşte John Wick karakteri de artık böyle Keanu Reeves'la tamamen özdeşleşti ya böyle.
Sanki hani John Wick'i izlemiyoruz da direkt Keanu Reeves'ı izliyoruz gibi hissediyorum ben.
Ondan dolayı da bu seri çok sevildi gibi hissediyorum.
İşte John Wick'in de dördüncü bölümü 2023'te karşımıza gelecek.
24 Mart'ta gösterime girecek.
Yani bilmiyorum hani John Wick'in öldürmediği mafya üyesi kaldı mı Amerika'da bilmiyorum.
Adam artık tüm Amerika'nın yeraltı dünyasını öldürecek hani kurşundan geçirecek gibi geliyor bana.
Ama elbette tabii teknik işçiliği falan iyi böyle gayet şık çekilmiş filmler, güzel filmler.
Ondan dolayı John Wick 4'te, Chapter 4'te herhalde yılın öne çıkan filmlerinden bir tanesi olacaktır.
Çok mu hızlı gidiyorum? Biraz sakinliğim mi, yavaşlayayım mı?
Yoruyor muyum sizi arkadaşlar? Kusura bakmayın.
Şöyle söyleyeyim şimdi bambaşka bir filmden bahsedeceğim.
Bunu gördüm çok şaşırdım.
Ben de şaşırdım. Hiç beklemiyordum böyle bir şey.
Sam Raimi geçtiğimiz yıl Doctor Strange'in 3.
filmiyle karşımıza gelmişti ki aynı zamanda önemli bir yönetmendir diye anmıştım.
Seven, yaşı biraz daha geçkin sinema severler.
Sam Raimi'yi bilirler. Aslında Sam Raimi kim biliyor musunuz arkadaşlar?
Çok bomba bir yönetmen diye hep söyleyip duruyorum.
Kampa gidip ölen gençler efsanesini yaratan yönetmen aslında Sam Raimi'dir.
Bunu da Evil Dead filmiyle 80'li yıllarda yapmıştı.
İşte böyle kötü ruh falan diye o zamanlar gösterime girmişti ama gençler gayet böyle jitlerine binip dağ evine giderler.
Orada kötü... Ruhlar gelip bu gençlerin hepsini öldürür.
3 tane film yapılmıştı 80'li 90'lı yıllarda bunun üzerine.
Hepsini de tabii Sam Raimi yapmıştı.
Hem senaryolarını kendisi yazıyor, dostlarıyla falan yazıyor.
Böyle arkadaşlarıyla birlikte yazıyor, bir ekip olarak yazıyor.
Ama gerçekten efsane olmuştu o filmler.
Bu kadar yıl sonra yani işte 30 yıl sonra diyeyim.
Sam Raimi tekrar bir projeyle karşımıza geldi.
Lee Cronin diye bir yönetmen yönetiyor.
Ben tanımıyorum ama Sam Raimi'nin dostu arkadaşı herhalde.
Aynı zamanda yapımcıların arasında da Sam Raimi geçiyor.
Diyorum Lee Cronin'le birlikte oturmuş yazmış ve karşımıza tekrar Evil Dead Rise adıyla.
Şimdi bakın buradaki yani esas önemli nokta Evil Dead isminin hala devam ettiriliyor olması.
Yani Sam Raimi başka bir böyle işte kampa gidip ölen gençler projesi yapsaydı çok da şaşırmazdık.
Derdik ya Sam Raimi zaten hani bu efsaneyi başlatan isim.
Bu kadar zaman sonra tekrar böyle bir film yapıyor.
Ha güzel ilginç bunu da izleyelim.
Gibilerinden sizi hatırlatırdım ben ama özellikle Evil Dead ismini kullanması gerçekten çok ilginç, çok çarpıcı.
Ondan dolayı bu projeyi izlemeye çalışacağım.
21 Nisan'da gösterime girecekmiş.
Size o diyorum hem işte kampa gidip ölen gençler efsanesini hem Sam Raimi'yi şöyle bir kabaca hatırlatırım.
O artık hani filmde nasıl olacaksa izleriz.
Onun üzerine de bir şeyler söylemeye...
Çalışırız diyorum. 2023'ün önemli projelerinden bir tanesi olarak da Sam Raimi'nin senaryosunu yazdığı, Lee Cronin'in yönettiği Evil Dead Rise filmini anmak gerekli.
Bu filmi hemen kısaca anacağım.
Yine Marvel evreninin önemli ekiplerinden biri diyeyim artık.
İşte evren o kadar geniş dedi ki önemli karakterlerinden biri demiyoruz.
Seriler ve ekipler var bu evrenin içerisinde tabii ki.
Galaxy'nin Koruyucuları ekibinin üçüncü filmi.
5 Mayıs'ta gösterimi girecek.
Hemen hatırlatıyorum üzerine bir şey söylemeye gerek yok.
Zaten tanıyorsunuzdur, biliyorsunuzdur.
Özellikle de takipçisi iseniz.
İşte bir başka seri artık yani öyle bir hale geldi ki.
Şimdi bakın televizyon projeleri sinemasallaştı.
5 bölümden oluşan diziler var.
6 bölümden, 8 bölümden.
Yani sanki işte 3-4 saatlik bir uzun metraj bölümlere ayrılıp bize dizi olarak getiriliyor.
Televizyonlarda işte Amazon'da, Disney'de, Netflix'te falan.
Okey Apple'da ya da. Sinema projeleri de artık dizileşti.
3 tane, 4 tane, 5 tane, 6 tane, 8 tane işte.
Fast and Furious yani Hızlı ve Öfkeli serisinin Onuncu filmi 2023'te gösterime girecek.
Fast and Furious serisi geçtiğimiz haftalarda anlatmıştım.
İsteyen dinleyicilerimiz oraya dönüp bölümü dinleyebilirler.
Ama en son şunu söyleyeyim.
Hızlı ve öfkeli 9'da artık ekip arabayla uzaya çıkmıştı.
Ben de artık arkadaşlar ne yapıyorsunuz ya demiştim.
Abartmışlardı artık bence ki.
İşte 6, 7, 8 falan kötü filmler değillerdi bence.
Fena olmayan iyi teknik işçilikli gişe filmleriydi.
Artık onda ne yapacaklar?
Nereye gidecekler? Yani hani Güneş'e mi gideceksiniz?
Plüton'a, Satürn'e falan mı gideceksiniz?
Ne yapacaksınız? Bilmiyorum.
Benim şahsen yüksek beklentilerim yok ama bir yandan da Filmin oyuncu kadrosuna baktığımda inanamıyorum hani yıldızlar geçidi kalıbını kullanırız genellikle.
Çok sayıda tanınmış oyuncuların bir projede yer aldığı durumlarda.
Bir yandan çok fazla şey beklemiyorum ama bir yandan da hem oyunculara hem yönetmene, ekibe baktığımda...
Harika bir şey gelecekmiş gibi görünüyor.
Bilmiyorum arkadaşlar. Ben işte Fast and Furious Hızlı ve Öfkeli'nin 10.
bölümünün yılın öne çıkan en azından bir kesim için merakla beklenen projelerinden biri olduğunu anayım.
Artık gerisi size kalmış.
Merakla bekler misiniz? Ya da of aman 19 tane izledik 10.sına da hiç gerek yok deyip geçer misiniz?
Onun takdirini size bırakıyorum.
Yine yılın önemli filmlerinden bir tanesi.
Bunu da anlatmayacağım. Anıp geçeceğim.
Indiana Jones'un 5.
bölümü bu sene karşımıza gelecek.
Üzerine birçok şey söylemiştim geçmiş bölümlerde.
Uzun uzun anlatmıyorum ve geçiyorum.
Bu da çok fazla detaylı anlatacağım bir film olmayacak.
Anıp geçeceğim. Transformers serisinin artık kaçıncı filmi ben de bilmiyorum.
Canavarların Yükselişi ismiyle bizde gösterime girecek.
Rise of the Beasts diye tam çeviriyle.
Ne kadar merakla beklerseniz size kalmış Ben Transformer serisini çok merakla beklemiyorum ama mutlaka hepsini de izliyorum.
Yani izlemeden de bırakmıyorum.
Hani bakalım nasıl olmuş diye uzun anlatmayacağım dedim ama tek bir not düşeyim.
Ben normalde fragman izlemem yani merakla beklediğim filmlerin fragmanlarını asla izlemiyorum.
Keyfi kaçıyor benim için yani sevdiğim bir şey değil.
Hani bunun fragmanını izleyeyim dedim diyorum böyle çok delice merakla beklemediğim için.
Dediğim gibi tek bir şey söyleyeyim.
Filmin efektleri geçmiş filmlere göre gerçekten daha iyi arkadaşlar.
O kadar güzel, o kadar akıcı, o kadar gerçekçi yapmışlar ki.
Yani hiç böyle ki filmlerde biraz efekt olduğu belli.
Elbette o devasa işte 10 metre boyunda robot işte araba robota dönüşüyor falan.
Tamam efekt. Ya belli de oluyordu tabii ki efekt olduğu.
Yine işçilik olarak özenli ve iyi olsa da.
İşte burada biraz daha başka bir şey var.
Biraz daha çalışılmış böyle biraz daha akıcı biraz daha güzel gerçekçi yapalım demişler.
Bu çok belli oluyor filmden.
Ondan dolayı diyorum ben yine izlerim.
Artık iyi midir kötü müdür onu bilmiyorum ama belki üzerine de bir program yaparım.
Hani çarpıcı bir şey gelirse çok sarsıcı bir şey olursa sizinle tekrar bunu konuşuruz.
Ama diyorum Transformers'ın son bölümü yine yılın öne çıkan filmlerinden bir tanesi olacaktır elbette.
Yine... Bir evren filmi ama burada benim beklentim biraz daha yüksek.
İyi bir film olacağını tahmin ediyorum.
DC evreninin Flash karakterinin filmi.
Geçtiğimiz yıllarda bu duyurulmuştu zaten.
Justice League evreninde ve Zack Snyder'ın ayrıca şimdi hatırlamayan arkadaşlar için ben hatırlatayım.
Zack Snyder Marvel evrenine karşı DC evreninin en güçlü yönetmenlerinden bir tanesiydi.
İşte hem Superman'i o yaptı hem Watchmen'i yapmıştı.
Onun evrenle bir ilgisi yok ama çok iyi bir filmdi Watchmen gerçekten.
Zack Snyder da iyi bir yönetmendir.
Ben seviyorum yani. Justice League filmini de o yapıyordu daha doğrusu.
Yaparken ne yazık ki Zack Snyder'ın kızı intihar etmişti.
Ve Zack Snyder yaşadığı bu tabii ki çok üzücü olaydan dolayı stüdyodan affını istemişti.
Bu kelimeyi kullandığım için özür diliyorum sizden.
Anladınız siz onu. Devam ediyorum.
Projeden ayrılmıştı istemeden ve şirkette ne yapacak demişti ki başka bir yönetmen getirelim ve çok çarpıcı bir şey olmuştu.
Marvel evreninin ilk iki Avengers filmini yapan Josh Whedon o iki filmden sonra Marvel evrenden ayrılıp DC evreninin en önemli filmi
olan yani Avengers evreninin...
nasıl diyeyim en büyük rakibi olan Justice League filminin başına getirilmişti.
Bakın bu çok ilginç bir not.
Şimdi bunu bu programda bundan bahsetmeyi hiç düşünmemiştim.
Planlamamıştım ama bunu bilmeyen sinema severler, dinleyici arkadaşlarımız için ilginç bir not olmuştur.
Hani düşünebiliyor musunuz? Marvel evreninin tüm karakterlerinin birleştiği en büyük film olan Avengers filmlerinin yönetmeni Gidip DC evreninin yani en büyük rakip stüdyonun en büyük filminin yönetmeni
oluyor. Çok ilginç değil mi? Bunu duyduğumuzda baya şaşırmıştık.
O acayip bir transfer olarak karşımıza gelmişti.
İlginç bir durumdu. Neyse Josh Veydon Justice League'in yönetmişti Zack Snyder ayrıldığı için.
Ancak o film beğenilmemişti pek de gerçekten.
Hem kısa bir filmdi hem çok fazla sahneye atılmıştı.
Biraz komedi tuzu arttırılmıştı falan filan.
Neyse DC'nin hayranları buna tepki vermişti.
ile karşılamışlardı ve onun üzerine Twitter'da devasa bir kampanya başlatılmıştı.
Sadece Twitter'da değil tüm sosyal medya ve sinema platformlarında bu konu edilmişti.
Zack Snyder Justice League'e geri dönsün diye hayranlar bağırıp çağırmışlardı falan.
Sonra da evet gerçekten bu isyan karşılık bulmuştu ve Zack Snyder artık hani biraz kendisini toparladıktan sonra herhalde diyelim tekrar projeye geri dönmüştü ve Zack Snyder
'ın Adalet Birliği diye, Zack Snyder's Justice League diye tekrar bir film yapılmıştı.
Daha doğrusu sıfırdan yapılmamıştı tabii çekilmemişti ama bir dizi olarak tekrar bir proje yapılmıştı.
4 saatlik, koskoca 4 bölümlük bir bölüm olarak karşımıza gelmişti ve gerçekten o elbette Josh Veda'nın yaptığı ilk sinemalarda gösterime giren...
Justice League'den çok daha iyiydi.
Bence gayet de iyi bir filmdi.
Hani bütün bunları niye anlattım?
O evrenin önemli karakterlerinden bir tanesidir Flash karakteri.
İşte geçmişten gelip Bruce Wayne'e bir şeyler söylüyordu falan böyle.
Orada ilginç bazı notlar vardı.
Çok alt metinden, alt metin demeyeyim daha doğrusu yan hikayeler vardı böyle.
Bu yan hikaye Josh Whedon'ın o sevilmeyen Justice League filminde çıkarılmıştı.
Yani biz onları esas filmde görmemiştik.
Sonra görmüştük.
Zack Snyder'ın yaptığı Justice League'de görmüştük.
İşte bunları bu yüzden anlatıyorum.
Biraz uzattım kusura bakmayın. İşte o anlamda Flash karakteri DC evreni için gayet önemli bir karakter.
Ve burada da...
İlginç biçimde DC'de bir böyle yan paralel evrenler falan gibi bir durumlar olacak diye tahmin ediyoruz.
Ondan dolayı çok ilginç bir not vereceğim şimdi size.
Hani bu spoiler olacak mı bilmiyorum hani söylemeyeyim mi ama IMDB'de falan bu var yani.
Hani ben vermiyorum bu spoiler'i.
IMDB vermiş. Batman kim normalde?
Ben Affleck değil mi? Şimdi yeni bir tane Batman yapıldı biliyorsunuz.
Bu evrenle alakası olmayan bir Batman yapıldı değil mi?
Hayır işte burada Flash'te Ben Affleck Batman karakterine geri dönüyor.
Bu bir haber. İkinci haber.
Ya bu çok ilginç bir şey.
1989'da Tim Burton'ın yaptığı ilk Batman filminde Batman'i canlandıran Michael Keaton'da bu filmde Batman rolünde.
Ya ne oluyor abi?
Yani diyorum bir paralel evren falan var herhalde yani.
Hani öyküyü hiç bilmiyorum ben.
İnanılmaz heyecanlıyım bu açıdan.
Aynı zamanda General Zod karakteri.
Bu kim? Michael Shannon'ı canlandırdı.
General Zod kim? Superman'in, Henry Cavill'in oynadığı, yine Zack Snyder'ın yaptığı Superman filminde bir General Zod vardı.
Yani ta işte Superman'in dünyasından buralara geliyordu falan.
Hani karakterlere bakıyorum.
Feora Al diye bir karakter vardı.
Kadın savaşçı karakter. Bu General Zod'un yardımcısı rolünde.
Hani Superman evreninden de...
Birileri gelmiş buraya falan.
Böyle hani acayip bir karışım olacak galiba şey.
Flash filmi gerçekten çok hani böyle biraz dağınık anlatıyor.
Şuna bakmayın ama çizgi romanları ya da DC evreninde hani biraz olsun merakınız varsa ya da geçmişte işte Superman'i Batman'i falan izlediyseniz mutlaka bu filmini izleyin diyorum.
Çok ilginç olabilir. Çok çarpıcı olabilir 2023'te.
Devam ediyorum. Programı uzatıyorum ama diyorum işte hani bu filmleri anmadan geçmek gerçekten hiç iyi olmaz.
görevimiz tehlikenin yani Tom Cruise'un malum muhteşem artık işte o da bir evrene döndü diyebiliriz.
Artık kaçıncı filmi ben de bilmiyorum.
Yanına numara falan koymuyorlar.
Ben de saymıyorum artık kaçıncı film diye.
Ama ilginç bir şey var.
Yine o ilginç noktayı belirtmem lazım.
İşte Tom Cruise bildiğimiz Tom Cruise.
Hani bildiğimiz görevimiz tehlike.
Tamam serüven aksiyon ajan filmi.
Tamam. Ama ne oldu biliyor musunuz?
Son 3-4 bölümde başka şeyler oldu.
Eskiden bu tip işte ajan aksiyonlarında falan Her bölümde başka bir hikaye anlatılırdı.
Yani karakterler aynı olurdu ama başka hikayeler anlatılırdı.
Şimdi artık son iki yani bundan önceki iki görevimiz tehlike bölümü birbirinin devamıydı.
Yani hem hani görevimiz tehlike efsanesi devam ediyor diyeyim seri devam ediyor.
Ama kendi içinde de öyküler devam ediyor.
Burada da bakın ismi aynen okuyorum.
Görevimiz tehlike ölümcül hesaplaşma birinci bölüm.
Son iki filmin hem devamı hem de kendi içerisinde herhalde bir öykünün ilk kısmı bu.
Yani diyorum artık evren haline geldi Missing Impossible Göremiş Tehlike serisi.
Ve kendi içinde hem Göremiş Tehlike'nin işte artık 6.
7. 8. 9. filmi oluyor.
Hem de kendi içerisindeki bir...
öyküyü başlatıp devam ettiriyor falan.
Böyle hani biraz karmaşık bir hal aldı.
Yine yıldızlarla dolu bir kadro.
Yine tabii Tom Cruise yerinde.
Yüksek olasılıkları iyi olacaktır.
Yönetmen yine Christopher McQuire.
Yani diyorum hani yine yılını öne çıkan projelerinden bir tanesi.
Göreğimiz Tehlike'nin son bölümü diyeyim ve devam edeyim.
İşte bir hani bambaşka bir film.
Barbie projesi mutlaka duymuşsunuzdur.
Hani bildiğimiz Barbie bebekleri yok mu böyle?
Genç kızların çok ilgisini çekebileceğini tahmin ettiğim bir proje Barbie projesi.
Greta Gerwig yönettiği yakın dönemin önemli yönetmenlerinden bir tanesi.
Ve Barbie rolünde de Margot Robbie tabii ki yakın dönemin yine en büyük en parlak isimlerinden bir tanesi.
Ve onun tabii hani partneri rolünde Ken rolünde de Ryan Gosling yine yakın zamanın önemli oyuncularından bir tanesi karşımızda.
Barbie bebeklerin projesi.
Kabaca öyle söyleyeyim.
Bir süredir zaten filmle ilgili işte görseller paylaşılıyordu, setten fotoğraflar paylaşılıyordu, röportajlar paylaşılıyordu falan böyle.
Diyorum hani Barbie projesi çok önemli bu proje en azından belli bir kesim için.
Ondan dolayı 2023'ün de öne çıkan merakla beklenen projelerinden bir tanesi olarak Barbie'yi anmak herhalde çok da yanlış olmayacaktır.
Öylesine hani çocuksu, sevimli bir projeden gayet ciddi ve sarsıcı bir projeye geçeyim hemen.
Yine daha önce anmıştım.
Şimdi de anmak kaçınılmaz.
Christopher Nolan'ın son filmi Oppenheimer.
Kim bu Oppenheimer?
J. Robert Oppenheimer.
Atom bombasını imal eden bilim adamı.
En kısa haliyle. Bu atom bombasını geliştirme sürecini anlatıyor film.
Elbette Christopher Nolan yönetmen olunca kaçınılmaz olarak çok önemli bir proje oluyor.
Cleon Murphy, Emily Blunt, Matt Damon, Robert Downey Jr.
Gary Oldman, Karen Brahe.
Anlat anlat bitmez.
Çok sayıda harika oyuncu var projede.
Elbette yüksek bir teknik işçilik.
Elbette büyük bir proje.
Çok büyük bir proje Oppenheimer.
Christopher Nolan'ın artık hemen hemen her projesinden beklediğimiz gibi.
Ondan dolayı 2023'ün en önemli projelerinden bir tanesi olarak Oppenheimer'ı anmak da kaçınılmaz.
Nasıl diyeyim? Yine bir seri, devasa bir serinin ve evrenin son filmi, 10.
filmi hangisi? Testere serisi.
Testere serisi kendi içinde aslında şimdi James Wan'ın ortaya çıkardığı ta yani 2000 yılında ortaya çıkardığı çok ilginç bir projeydi.
Çok iyi bir projeydi aslında Testere.
Ve James Wan'ı zaten hani daha ilk filminden böyle hani son dönemin yakın dönemin önemli yönetmenlerinden bir tanesi kılmıştı.
Ve onun üzerine çok sayıda Testere filmi yapılmıştı.
Çok uzun anlatmayacağım ama çok kısaca şöyle bir şey söyleyeyim.
Hani Testere serisi önemli bir seri.
Özellikle ilk film çok önemli bir film.
Neden? Sinema tarihindeki hani öneme açısından bunu söylüyorum.
Şöyle ki sürpriz sonu filmler sinema tarihinin önemli bir nasıl diyeyim alt türlerinden bir tanesi.
Testere serisi sürpriz meselesini anlatımının bir parçası haline getiren film.
Olarak aslında sinema tarihine geçmiş durumda.
Yani şöyle söyleyeyim testere filmlerinde.
10 tane sürpriz oluyor işte 5 tane sürpriz oluyor 8 tane sürpriz oluyor.
Bütün meramını neredeyse sürprizler üzerinden anlatıyor.
Testere filmleri bitmiyor kardeşim sürprizler bitmiyor.
Ama bu bilmiyorum sizin için hani sıkılınan bir şey midir?
Nasıl diyeyim if artık bıktık sürprizden de bıktık diyorsanız okey ona bir şey demiyorum.
Seven olur sevmeyen olur ama neticede testere serisi sürprizli film olgusunu gerçekten...
ileri noktaya taşıyan serilerden bir tanesi olarak önemli.
Şimdi ben kendi adıma söylüyorum.
Bence de abartılmış bir seri.
Sevenlerinin kendilerine göre haklı tarafları var.
Ondan dolayı 10. film nasıl olur, iyi mi olur, kötü mü olur bilmiyorum.
Hani filmin künyesinde...
Ve seriyi ortaya çıkaran James Wan'ın adını görmüyorum ama yine de en azından testere adını taşıyan bir proje olduğu için herhalde seriye sadık olmaya çalışacaktır.
Ya da serinin belli niteliklerini, belli güçlü taraflarını taşımaya çalışacaktır diye tahmin ediyorum bu film.
Ondan dolayı yine yılın önü çıkan merakla beklenen projelerinden bir tanesi olarak testere onu anabiliriz.
Şimdi anacağım film benim.
En merakla beklediğim film 2023'ten ve zaten 2021'in de ilk film en önemli filmlerinden bir tanesiydi.
Dün filminin ikinci filmi Part 2 2023'te gösterime girecek.
Çöl Gezegeni adıyla bizde gösterime girdi.
Dönü Villeneuve yine son yılların bence Çanvuk Park'la birlikte en önemli, en güçlü, en harika yönetmenlerinden bir tanesi.
Hani Çanvuk Park için düğün çekse izlerim.
Diyorum ben hemen her yerde.
Burada da söylemiştim.
Yine Donnie Villeneuve için aynı şeyi söyleyeyim.
Hani düğün çekse izlerim. Ki bırakın düğün çekmeyi falan.
Arkasında muhteşem bir bilim kurgu.
eseri var. Bilim kurgu edebiyatının en önemli Frank Herbert'ın yazdığı en önemli efsanelerinden bir tanesi olan Çöl Gezegeni evreni var tabii ki.
Donnie Villeneuve'un yine muhteşem görselliği var.
Büyük bir bütçe var. Harika bir oyuncu kadrosu var ve tabii onları bir kenara attım.
Karşımızda Çöl Gezegeni filmi var zaten.
Hani ilk film muhteşemdi.
Oscarlarda boy gösterdiği birçok dalda ödül aldı.
Ondan dolayı Dune Çöl Gezegeni'nin ikinci filmi yine 2023'te karşımıza gelecek.
Merakla bekliyoruz.
Üzerine daha önce birçok şey söylediğim için serinin ya da filmin önemli taraflarından bahsetmeyeyim.
Hiç sohbeti yeterince uzattım zaten.
Ama diyorum 2023'ün yine en önemli projelerinden bir tanesi olacak diyorum.
Hala filmlerim var.
Bitmedi. Hala anlatıyorum.
Hala anlatıyorum. Artık birden çok seferde programı dinlemek isteyebilirsiniz.
Ama yine hızlıca bunları da söylemeye çalışayım.
Bir tanesi Martin Scorsese.
Martin Scorsese olur da yılın önemli filmi olmaz mı?
Elbette olur. Martin Scorsese'nin son filmi Killers of the Flower Moon 2023'te gösterime girecek.
Projeyi anlatmayacağım.
Sadece şu noktaya dikkat çekeceğim.
Robert De Niro 70'li, 80'li, 90'lı yıllar boyunca Martin Scorsese'nin en sevdiği, en çok birlikte çalıştığı oyunculardan bir tanesiydi.
Yanlış hatırlamıyorsam 7 kez birlikte çalışmışlardı.
Ondan sonra da Leonardo DiCaprio Martin Scorsese'nin en sevdiği oyunculardan bir tanesi oldu.
Onunla kaç kez çalıştı?
Yanlış hatırlamıyorsam 5 kez mi çalıştı, 6 kez mi çalıştı?
Yani birçok kez çalıştı. İşte bu filmde Leonardo DiCaprio ve Robert De Niro bir arada.
Yani ikisiyle de hani artık en sevdiği iki oyuncuyu bir araya getirmiş.
Gelin ya ikinizle birlikte bir film yapalım demiş.
Zaten artık muhtemelen bu kadar çok birlikte çalıştıkları için yakın dost olmuşlardır diye tahmin ediyorum.
Özellikle bu açıdan film öne çıkıyor.
Bir Scorsese filminde hem DiCaprio'yu hem de De Niro'yu bir arada izlemek yüksek olasılıkla çok keyifli olacaktır diye tahmin ediyorum.
Ondan dolayı da diyorum 2020 için önemli filmlerinden bir tanesi olarak bunu anmak istedim.
Tamam arkadaşlar son.
Bu son. Ama bunu da benim hani gençliğimin diyeyim efsanelerinden bir tanesi olarak anmak istiyorum.
Çok ilginç bir proje olduğu için anmak istiyorum.
Şöyle ki 2000 yılında Chicken Run Tavuklar Firarda adında bir film gösterime girmişti.
Stop motion animasyon olarak işte bir çiftlikteki tavukların hayatını anlatan ve onların dünyasını anlatan bir filmdi.
Chicken Run Tavuklar Firarda.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
