
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki programımızda, merakla beklenen ve bu hafta açıklanan 2022 Yılı Oscar Ödülleri Adayları'nı konuştuk. Keyifli dinlemeler...
Transkript
Herkese merhaba, Sinematris't'e Görkem Ögel'i birliktesiniz.
Bu haftaki programımızda üzerine konuşulacak çok şeyimiz var.
Hazırsanız başlayalım.
Biraz daha belliydi sinema yazarları bu yıl diğer yıllara göre biraz daha doğru tahminlerde bulundular gibi geliyor bana takip ettiğim kadarıyla.
Belirgin filmler vardı, parlak filmler vardı, sinemaya tekrar dönüşler vardı.
Üzerine çok konuşulan, tartışılan filmler vardı.
Bundan sonra devamı merakla beklenecek filmler var.
O nedenle bu yılın Oscar'ları biraz daha öngörülebilir, biraz daha beklentileri karşılayan bir yapıda gibi geldi bana.
Ve geçen yılın Oscar'larına göre hatta son birkaç yılın Oscar ödüllerine göre biraz daha parlak bir tören karşımıza gelecek gibi geliyor.
Hemen filmlerden başlayalım.
öne çıkan filmi Jane Campion'ın 13 yıl aradan sonra tekrar sinemaya döndüğü Köpeğin Pençesi filmi.
Köpeğin Pençesi tam 12 dalda Oscar adayı olduğu uzun süredir bu kadar fazla dalda Oscar adayı olan bir film görmüyorduk.
Hemen hemen bütün dallarda Oscar adayı olduğu denebilir.
Onun dışında yılın en iyi filmlerinden bir tanesi en merakla beklenen filmlerinden bir tanesi ve söz konusu merakı da söz konusu beklentileri de gerçekten karşılayabilen filmler,
nadir filmlerden bir tanesi olan Dune Çöl Gezegeni filmi de Ondal'da Oscar adayı oldu.
Onun dışında Don't Look Up yılın sevilen filmlerinden bir tanesiydi.
Ayrıca Cannes Film Festivali'nde en iyi film ödülünü alan Drive My Car filmi bu yıl Oscar'larda da boy gösterdi.
Çok sevilen bir film. Yüksek notlar alıyor.
Guller Model Torun'un sevilen Oscar'lı yönetmen Shape of Water'lı geçtiğimiz yıllarda Oscar almıştı.
Kabus Sokağı filmi yine öne çıkan tek puanlar alan filmlerden bir tanesi.
Spielberg'in uzun zamandır yapacağı söylendiği ve sonunda yaptığı Batı Yakası'nın hikayesi 1957 yapımı müzikalin yeniden çevrimi.
Tam 7 dalda Oscar adayı olduğu zaten Steven Spielberg olunca değil mi?
Mutlaka Oscar'larda bir adı geçiyor Steven Spielberg'in yaptığı neredeyse tüm filmlerin.
En azından teknik dallarda.
Bu sene en iyi yönetmende ve en iyi filmde de aday zaten.
Film senaryoda da aday. Onun için yılın öne çıkan filmlerinden bir tanesi olduğu söylenebilir.
İlginç filmlerden bir tanesi var.
Kenneth Branagh'ın Belfast filmi.
Kendisinin yazdığı, kendisinin yönettiği.
O da 7 dalda Oscar adayı olduğu.
Gerçekten minimalist bir film de denebilir aslında Belfast için ama Yedidal'da Oscar adayı olmayı bildi film merakla bekleniyordu denebilir.
Çünkü Kenneth Branagh bir Shakespeare uzmanı olarak bir İngiliz sinemacı olarak prestijli bir isim.
Onun hemen her filminden de iyi bir şeyler bekliyor sinema severler.
Onun dışında King Richard var.
Will Smith'in en iyi erkek oyuncu dalında Oscar olduğu.
İlginç bir film malum tenis severlerin gayet iyi tanıdığı Venus ve Serena Williams kardeşler Yıldız.
Siyahi tenisçilerin hayatlarını ve onların biraz daha tenise merak salmalarını, onların tenise başlamalarını konu alan biyografik bir film.
Aynı zamanda spor filmleri deniyor buna.
Belli sporları ya da belli ünlü meşhur sporcuların hayatlarını anlatan filmlere spor filmleri deniyor.
Biraz da biyografik oluyorlar tabii.
Aynı zamanda tarihsel filmde oluyorlar büyük çoğunluğu.
Bu senenin yine öne çıkan önemli filmlerinden bir tanesi Kral Richard Yükselen Şampiyonlar'da Oscar'da adını...
Duyuran filmlerden bir tanesi ve 6 dalda Oscar adayı olarak gösterildi.
Onun dışında Paul Thomas Anderson'ın son filmi Licorice Pizza.
Yine yılın önü çıkan filmlerinden bir tanesi.
Sevilen bir film. Puanları çok yüksek.
Herkes çok sevdi, bayıldı filme.
3 dalda Oscar adayı oldu.
Bu biraz az gibi görünebilir ama yine de Oscar'larda adını duyurmuş olması tabii film için de Paul Thomas Anderson için de önemli.
Zaten Paul Thomas Anderson çok ciddi hayranları, fanları olan bir yönetmen.
Güçlü filmleri var, önemli filmleri var ve...
Bu sene en iyi yönetmen dalında da Oscar adayı ve film de en iyi film dalında Oscar adayı.
Oscar'larda boy göstermesi yine gayet iyi.
Şimdi ben kendi fikirlerimi biraz size sunmaya çalışayım.
Ben genel olarak Oscar'ları takip etsem de çok da ciddiye almıyorum.
Çünkü özellikle son yıllarda yani tam bir çizgi çekmek biraz zor ama 10 yıl mı diyelim 20 yıl mı diyelim ya da 90'lardan beri ya da 2000'lerin başından beri diyelim.
Oscar biraz daha ondan önceki dönemleri.
göre biraz daha hafifleşti.
İttirilen fazla film oluyor ve hem politik hem sosyal kültürel çalkantılardan halkın genel hassasiyetlerinden fazla etkilenen bir yapıya büründü Oscar.
Oscar'la ilgili bir söylem vardır.
Hak eden değil sırası gelen diye.
Geçmişte çok sayıda film gerçekten ya da çok sayıda isim diyelim sinemacı hak ettiği için değil belki de sırası geldiği için Oscar almıştır.
Elbette istisnalar olsa da genel olarak Oscar'a böyle denir.
O nedenle yılın en iyilerinin ödül almasından çok bu yıl kim daha biraz parlak, kimin sırası geldi, kim son yıllarda biraz daha yukarılara çıktığı adını duyurdu, kimin üzerine
daha fazla son yıllarda konuşuldu ise daha çok O kişiler, o isimler, o filmler Oscar alıyor.
Bu da belki de kendi içinde bir mantık barındırıyordur.
Yani genel olarak ödül törenlerinde en iyilerin ödülü aldığı varsayımıyla hareket etsek de aslında belki de en iyinin değil son dönemlerde ya da bir süredir en iyi kimse
onun ödüllendirilmesi, onore edilmesi belki de kendi içerisinde bir mantık ve haklılık barındırıyordur.
Hani zaten Oscar tartışmaları geçmişten beri hiçbir zaman bitmez, bitmemiştir.
Şu niye aldı, bu niye almadı, o nasıl aday gösterilmedi diye.
Her zaman tartışmalar süre gider zaten biliyorsunuzdur.
O nedenle diyorum tekrar edeyim.
Ben kendi adıma takip ediyorum elbette.
Haberim oluyor Oscarlardan bakıyorum.
Ama genel olarak çok da ciddiye almıyorum.
Daha çok bir eğlence organizasyonu gibi ve son yılda hani neler yapıldı?
Eğilimler genel olarak neler?
Hangi isimler biraz daha öne çıktı?
Hangi isimler biraz daha geride kaldı gibi böyle bir sinema dünyasını tekrar gözden geçirmemize olanak veren bir organizasyon olarak görüyorum.
Bu yılla ilgili ilginç birkaç tane not var.
Onları sizinle paylaşmak istiyorum.
En başta bir iki hafta önce programını yapmıştım.
Joel Cohen'in Tragedy of Macbeth filminde Denzel Washington yüksek olasılıkla en iyi erkek oyuncu dalında Oscar adayı olur demiştim.
Oldu. Bakın nasıl da bildim anlamında söylemiyorum bunu.
Çok belliydi denebilir gerçekten.
Ve Tragedy of Macbeth filmi de 3 dalda Oscar adayı olarak Oscar'larda boy gösterdi.
Önemli bir filmdi. Bu filmin Oscar'larda bulunması şahsen beni mutlu etti.
Onun dışında Kristen Stewart tabii ki ve tabii ki Diana'yı canlandırdığı Spencer filmindeki rolüyle En iyi kadın oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildi.
Yüksek olasılıkla alacak gibi geliyor bana.
Çok iyi bir performans verdi ve aynı zamanda film tartışmalı bir film olduğu için Diana da zaten tartışmalı bir karakter olduğu için bu yılın mutlaka konuşulacak rollerinden bir tanesi oldu zaten.
Yani Oscar'da da konuşulacaktır kesin ve bu adaylık ödüle dönüşür gibi geliyor bana.
Çok güçlü bir aday gerçekten.
Kristen Stewart da son yılın yükselen yıldızlarından bir tanesi.
Genç yaşına rağmen.
henüz 31 yaşında ama Oscar'a aday olmak için yeterince olgunlaştığına göre Oscar'a almak için de yeterince olgunlaşmıştır ve başarılı işlere imza atmıştır diye düşünüyorum.
Bir başka ilginç not geçtiğimiz yılda bu yıl arasında tesadüf müdür ya da gerçekten bu konuda Oscar artık bir hassasiyet mi barındırıyor bilmiyorum.
Bunun kararını size bırakıyorum.
Geçtiğimiz yıl Sound of Metal filmiyle En iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar adayı olan Paul Rudd.
Rachi diye bir oyuncu vardı.
Çok iyi bir karakter canlandırıyordu.
Ve bu oyuncu gerçek hayatta da tabii ki filmde de sığırdı.
Ve bu yılda ilginç biçimde Joda filminde Troy Kotsur diye bir oyuncu yine sığır.
Ve bu yılda bu oyuncu Oscar adayı gösterildi.
En iyi yardımcı erkek oyuncu dalında.
İki yıl üst üste sağır oyuncuların sağır karakterleri canlandırdığı performansların Oscar'da aday gösterilmesi sanki hani Oscar ve Akademi engelli oyunculara ve engelli
karakterlere biraz daha sanki yer açmak mı istiyor?
Bu konuda bir hassasiyet mi oluşuyor acaba diye şahsen beni düşündürdü.
Bilmiyorum hani tespitim ne kadar yerindedir ama önümüzdeki yıllarda başka engelli oyuncuların ya da engelli karakterlerin tekrar Oscar'larda karşımıza gelip gelmedi.
Bu filmin es geçilmemesi gayet yerindeydi.
Yılın bence ittirilen ve aslında biraz hayal kırıklığı olan filmlerinden bir tanesi Gucci ailesi bir dalda Oscar adayı oldu ve yine Oscar'larda adını duyurmuş oldu.
Oscar'larda boy göstermiş oldu.
Bence biraz yine bu magazinel tarafından öne çıkan bir film oldu.
Çünkü her ne kadar Ridley Scott çok değerli bir yönetmen olsa da ve aslında film elbette özenli bir çalışma, özenli bir film olsa da bence pek de iyi bir film değildi.
Ondan dolayı... Başka dallarda aday gösterilmemesine ben pek şaşırmadım ama yine de Oscar'larda adı geçti.
Ancak yılın en büyük hayal kırıklığından bir tanesi hazır House of Gucci demişken, House of Gucci'nin yönetmeni Ridley Scott demişken, Ridley Scott'ın bu yıl yaptığı bir başka film olan
The Last Duel iyi bir filmdi, çok sarsıcı, çarpıcı bir filmdi.
Hiçbir dalda Oscar adayı gösterilmedi ve tabii ki Ridley Scott sevenler, bir anlamda tabii filmi de sevenler, Last Duel'i sevenler bu konuda büyük hayal kırıklığı yaşadı ve Oscar'ı eleştirdiler.
Nasıl bu filmi siz aday göstermezsiniz diye.
Ben de aynı fikirdeyim şahsen.
Bu sene Oscar'larda boy gösteren birçok filmden çok daha iyi bir film.
Ve aynı zamanda en iyi yönetmen, en iyi film gibi esas dallarda aday olmasa da en azından teknik dallarda Oscar'larda olması gereken filmlerden bir tanesiydi.
Filmin yönetmenliği, sanat yönetimi, ses işçiliği, görüntü işçiliği gerçekten çok iyiydi.
Yani bu filmin Oscar'larda görmezden gelinmesi gerçekten inanılır gibi değil.
Başka ilginç bir not.
Bu yılın...
İyi filmlerden bir tanesi demeyeceğim ama yine de önemli filmlerden bir tanesi diyebileceğimiz...
James Bond Ölmek İçin Zaman Yok bir açıdan özel bir film.
Çünkü Daniel Craig'in James Bond karakterini canlandırdığı son film olduğu için biraz dramatik önemi var.
Biraz da Daniel Craig'e olan sevgiden ve saygıdan.
Çünkü Daniel Craig gerçekten çok iyi bir Bond çıkardı karşımıza.
Çok severek izledik. O nedenle Ölmek İçin Zaman Yok'un da Oscar'larda boy göstereceğini düşünüyordum ben.
En azından adı anılır.
Yüksek olasılıkla teknik dallarda aday olur ve Oscar'larda da adı geçer diye tahmin ediyordum ve gerçekten öyle oldu.
Üç dalda teknik dallarda Oscar adayı oldu ve Daniel Craig'in bize James Bond olarak veda ettiği film Oscar'larda boy göstermeyi başardı.
Bir başka en azından Oscar'da adı geçsin denen filmlerden bir tanesi de Örümcek Adam Eve Dönüş Yok filmiydi.
Sadece bir dalda Oscar adayı oldu.
O da efekti. En iyi görsel efekti.
Ki bence hak ediyor çünkü filmin görsel efektleri zaten çok iyi.
Genellikle Marvel filmleri bildiğiniz gibi genellikle böyle entelektüel kesim tarafından biraz dışlansa pek önemsenmese de teknik dallarda çok özenli filmler oluyor.
Hepsi efektleri, sesleri, mekan tasarımları, kostümleri vs.
Çok özenli filmler oluyorlar.
Onun için genellikle de teknik dallarda boy gösteriyorlar.
Örümcek Adam'ın da Oscar'larda en azından bir dalda bile olsa bulunması bence sevindirici ve güzel bir olay.
Ve bu yılın Oscar'larının bence en kötü, en can sıkıcı ve en büyük hayal kırıklığı yaratan tarafını da sona sakladım.
O da yılın bence hem bu filmler içerisinde...
Demediğim birkaç film var ama yarısından fazlasını izledim filmlerin.
Yani az çok hakim olduğumu söyleyebilirim bu yılın Oscar'larına.
Bence hem Oscar'larda hem de yılın en iyi filmlerinden bir tanesi olarak hatta bana göre en iyi filmi olan Düğün Çöl Gezegeni filmi 10 dalda Oscar adayı olmasına rağmen Filmin
yönetmeni Denis Villeneuve'un en iyi yönetmen dalında Oscar adayı olmaması gerçekten inanılır gibi değil.
Denis Villeneuve zaten dün filmini yapmamış dahi olsa geçtiğimiz yıllarda zaten Oscar adaylığı vardı.
Denis Villeneuve son yılların...
En parlak yönetmenlerinden bir tanesi, en değerli yönetmenlerinden bir tanesi.
Hollywood'un zaten bir kısırlık içerisinde olduğu çok da cazip ve çok böyle saygı uyandıran, çok değerli filmler üretemediğine dair eleştiriler var Hollywood'a son 20 yılda, 2000'lerden
bu yana. Ve son yılların...
Bu Kısır Hollywood'un da bizim karşımıza gerçekten özgün, çarpıcı, farklı, çok iyi filmler götüren Dönü Villum'un hele hele Dün Çöl Gezegeni gibi efsanevi bir filmle ve de zaten efsanevi
bir seriyle ki zaten hani Dün Çöl Gezegeni bildiğiniz gibi.
Bir roman uyarlaması ve dün romanı da bilimkurgu edebiyatının gelmiş geçmiş en değerli eserlerinden bir tanesi.
Yani bir efsanenin başlangıcı olan filmin yönetmeninin en iyi yönetmen adayları arasında olmaması gerçekten çok üzücü.
Çok da büyük bir haksızlık bence.
Ancak bunda şöyle bir alt metin ya da şöyle bir gerekçe olabilir.
Dönü Villeneuve'un Dün Çöl Gezegeni serisinin ilk üç filmini yöneteceği şimdilik kesinleşti.
O nedenle Akademi belki de Dune Window zaten en azından 3 tane Dune filmi yönetecek.
Biz ilk filmde sadece teknik dallarda hani Dune Çöl Gezegeni filminin varlığını bir kabul edelim.
Onu şöyle bir... Onları edelim en azından teknik dallarda ya da işte senaryoda, görüntü yönetiminde bir adını alalım.
Dönü Villeneuve'ü sonraki filmlerde aday gösteririz ya da işte ikinci filmde aday gösteririz, üçüncü filmde en iyi yönetmen ödülünü ona veririz gibi bir hesaplaşma yaşamış olabilir akademi kendi içerisinde.
Bunun konuşulduğuna ben adım gibi eminim, hiç şüphem yok.
Çünkü gerçekten Dune aslında yılın en göze çarpan, en çarpıcı ve beklentileri de...
Kimine göre aşan filmlerden bir tanesiydi.
O nedenle Denis Villeneuve'in Gölmez'den gelinmesi mümkün değil.
Burada bir hesapçılık vardır diye düşünüyorum ben.
Önümüzdeki yıllarda bunu göreceğiz.
Eğer Denis Villeneuve Dune serisinin ilerleyen filmlerinde aday olursa ya da Oscar alırsa bunu mutlaka size hatırlatacağım ve bu noktayı tekrar gözden geçiririz.
Ve son olarak da dünden bahsettim şu notu da eklemeden geçemeyeceğim.
Bence yılın en öne çıkan filmi olan Köpeğin Pençesi.
Filmin yönetmeni Jane Campion gerçekten 13 yıl sonra sinemaya döndü ve çok değerli bir yönetmen.
Sinema tarihinin önemli yönetmenlerinden bir tanesi.
Ancak bu filmin bu kadar büyük övgüyü, bu kadar büyük bir ilgiyi hak ettiğini ben düşünmüyorum.
O nedenle biraz tartışmalı bir Oscar paylaşımı olacağına dair de içimde bir şüphe yok değil gerçekten.
Evet bu haftada her hafta olduğu gibi fikirlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım.
Bu haftalık bu kadar.
Önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere.
Teşekkürler. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
