
Herkesin Yükünü Taşımak Zorunda mıyız? Ruhsal bakım arada yapılan bir ritüel değil, günlük bir hijyen meselesi. Bu bölümde bunu keşfediyoruz.
Transkript
Selam! Bu bölüm ayın hangi haftasında yayınlanacak bilmiyorum ama Mart ayında yayınlanacağı kesin.
Büyük ihtimalle de 5 Mart ya da 12 Mart'ta yayınlanacak ama yüksek ihtimalle 5 Mart'ta yayınlanmayı planlıyorum.
Şu an 5 Mart 2026'da dinliyorsanız size ayrıca sevgilerimi iletiyorum.
Ve bütün cemreler artık düştüyse bir baharı karşılayalım mı?
Lütfen artık yani çok sıkıldım kıştan.
Hiç kış insanı değilim.
Bilmem katılır mısınız ama son birkaç senedir özellikle şey geyiği dönüyor ya hani Ocak yaşa yaşa bitmedi.
Mart ayı da öyle bir ay hani çok geyikleri dönen hani bin gündür sanki Mart ayını yaşıyormuşum gibi geliyor falan geyikleri bence bu sene de dönecek.
Bilmiyorum buna katılıyorsanız bana Instagram'dan yazın orada böyle daha DM aracılığı ya da paylaşılan postların altına yorumlarınızla beraber.
Daha böyle bir etkileşim halinde, daha çok DM yoluyla iletişim halindeyiz.
Bundan çok büyük mutluluk duyuyorum.
Şimdi bugün ne konuşacağız?
Şimdi Şubat ayı biraz daha böyle 14 Şubat romantizmine atıflarda bulunduğumuz 3 bölüm işte daha sevgi, aşk ve ilişkiler ekseninde bir şeyler anlatmaya çalıştığımız,
anlamaya çalıştığım bir aydı.
Bu ay böyle bir tema belirlemedim aslında ama hani bir şeylere odaklanınca hani ağacın dalları gibi konu konuyu açıyor.
Ay bu da böyle bir bölüm olur, bu ayrı bir bölümün konusu olur diyerek.
Bir de hani benim değişen ve gelişen ruh halime ve psikolojime göre de değişiyor tabii ki.
Bugün spiritüel hijyen, ruhsal sınırlarımızdan konuşacağız.
Ya spiritüellik deyince tabii ki böyle bir albenisi...
olan bir konu evet ama çok suistimalde açık bir konu olduğu için birazcık daha ayakları yere sağlam basan noktalardan konuşacağız.
Aslında hepimizin günlük yaşamımızda yaşadığımız şeyleri analiz etmemizi sağlayacak da bir konu bence.
Çünkü günün sonunda hepimiz yatağımıza, odamıza, evimize geri dönüyoruz ve gün içinde maruz kaldığımız sadece fiziki dünya değil üstümüze aldığımız
enerjiler var ve günün sonunda kendi enerjimizi geri kazanmamız için yapmamız gereken Bazı püf noktalar var diyeyim.
Çünkü hani bazen gün bitiyor ama gün bizim üstümüzden inmiyor.
Yatağa yatıyorsun, ışık kapalı ama aklında sürekli bir konuşmalar devam ediyor.
Bunu overthink bölümünde de bahsetmiştik ama birazcık daha ruh ve enerji.
seviyesinde anlatmak istiyorum.
Bu aklımızda dönüp duran, devam eden konuşmaların bazen de birinin yüz ifadesi ya da gün içerisinde söyleyemediğin bir cümle, içine attığın bir şey olduğunu fark ediyorsun
ve tuhaf da bir ağırlık oluşuyor üstünde.
Hani bir kas yorgunluğu değil, uykusuzluk değil, daha başka bir yerden.
Ben de hani bunu uzun bir süre anlamamıştım.
Hani çok empati yapıyorum galiba diyordum işte.
Çok düşün... İşte tırnak içine çok hassasım falan.
Ama sonra bir gün fark ettim ki ben sadece kendi duygularımı taşımıyormuşum.
Gün içinde maruz kaldığım her şeyi içeri alıyorum.
İşte karşımdaki herhangi birinin gerginliğini, birinin beklentisini, hayal kırıklığını belki.
Ve hani akşam olduğunda da hangisi benim hangisi değil karışabiliyor.
İşte ruhsal hijyen dediğim şey tam da...
Burada başlıyor. Bu yani böyle tütsü yakmak, kristal düzmek falan değil.
Sürekli yüksek frekanslı olmak falan da değil.
Bugünün sonunda kendine dönüp bugün üzerimde bana ait olmayan ne var diye sorabilmek.
Oprah Winfrey bir sohbetinde şunu söylemiş.
Ruhsal bakım arada yapılan bir ritüel değil, günlük bir hijyen meselesi.
Bu cümle iyi gelen bir cümle.
Çünkü... Biz dişimizi fırçalamayı unutunca rahatsız oluyoruz değil mi?
Ama ruhumuzu haftalardır temizlemiyorsak bunun farkındalığını hangi noktada yaşıyoruz emin değilim.
Bugün biraz... O yüzden bundan konuşalım istedim.
Büyük dönüşümlerden ya da kendini baştan yaratmaktan değil.
Sadece başkalarının yükünü taşımadan da iyi biri olabilir miyiz diye öğrenmekten belki.
Tabii ki bu bölüm inanılmaz bir aydınlanma yaşatmayacak ama biraz cam açacağız.
Odanın camlarını biraz aralayalım.
Biraz hava girsin içeri. Hazır baharda geliyor.
belki gün bittiğinde üstümüzden bize ait olmayan bir şeyi çıkarmamıza da hepimize yardımcı olur.
Şöyle bir şeyden bahsetmek istiyorum.
Şimdi gün içinde evet bedenimize iyi bakmayı Öğrendik bir şekilde değil mi?
Hani ne yediğimize, ne içtiğimize, kaç adım attığımıza, nasıl göründüğümüze.
Hani buralarla çok ilgiliyiz.
Dışsal yani dışarıdan nasıl göründüğümüzde hepimiz çok ilgiliyiz.
Peki ya zihin ve ruhu hiç hesaba katıyor muyuz?
Peki heyecancım hani spritüel hijyen nedir?
Bana bir cümleyle anlat dersen eğer.
Şöyle derim. Mistik bir kavram olarak değil de modern hayatın ortasında kalmış bir ruhun kendini koruyabilme becerisi.
Bir nevi ruhsal sınır bakımı.
Yani psikolog Esther Perel'in modern insanın en büyük problemlerinden birinin sınırların bulanıklaşması olduğunu söylediğini okudum.
Bir Instagram postunda herhangi bir araştırma ya da makale değil.
Yani nerede ben bitiyorum, nerede başkası başlıyor artık pek belli değil.
İşte spritüel hijyen tam da burada devreye giriyor.
Bu duygu bana mı ait?
Bu yükü gerçekten ben mi taşımalıyım yoksa sadece bir alışkanlık mı bu gibi gibi soruları sormaya başladığımız yer.
Gün içinde maruz kaldığımız duyguları, başkalarının yüklerini, suçlulukları, kıyasları onları nereye koyduğumuzu kimse bize...
Öğretmiyor. Bu arada bölümün başında opera'dan bir alıntı yaptım.
Bir tane de podcast'ı var.
Bir spritüel öğretmen ve yazarla yaptığı.
Daily Care for Your Spiritual Hygiene diye ismi.
Ve hani spritüel hijyandan bahsederken bunu yalnızca bir trend olarak değil, içsel temizlik ve ruhsal özgürlük yolu olarak tanımlıyorlar.
Fiziksel hijyen gibi hani zihnimizi, kalbimizi ve enerjimizi de günlük olarak temizlemek gerektiğini söyledikleri için.
için gözümüze lütfen ama lütfen böyle hani tütsü, kristal, bir takım ritüeller gelmesin.
Şuralara girmiyorum. Benim bahsettiğim şey çok daha basit.
Sadece bir iyi hissetme çabası da değil.
Sana ait olmayanı bırakma becerisi.
Ya da şu olabilir mesela hani gün içinde maruz kaldığın şeyleri fark edebilme yetisi.
Çünkü yani biz maruz kalıyoruz sürekli.
Birinin moduna, beklentisine, Birinin bir şey yapmalısın diye bir bakışına falan yani ve bunların hepsi bizden içeri giriyor.
Ama çıkışı yok. Bahsettiğim başkasının duygusunu üstüne almamak.
Her mesajı, her beklentiyi cevaplamak zorunda hissetmemek.
Yani kendi iç sesini başkasının sesiyle karıştırmamak.
Günün sonunda ben ne hissettim diye kendine dönebilmek.
Bölümün genelinde hijyenin anlamı ve bu spritüel hijyenin anlamı ve nasıl uygulanacağı konuşuyor onlarda.
Ve yazarla kişisel yaşamından ve travmalarından örnekler üzerinden böyle şifa süreçleri paylaşılıyor.
Dinleyiciler sorular soruyor ve ruhsal ağırlıklardan arınma yolları tartışılıyor.
Buradan ilham aldım açıkçası ve bunu da sizinle paylaşmak istedim.
Siz de dinlemek isterseniz bana ilham oldu.
Size de ben o podcast'tan öğrendiklerimle kendi düşündüklerimi, bildiklerimi böyle harmanlayıp anlatıyorum şu anda.
Ve Günün sonunda kendime aldığım bir cümle olsa podcast'tan bunun tamamen bir tırnak içinde söylüyorum.
New Age bir etiket değil.
Tamamen ruhsal, psikolojik, iyilik haliyle bağlantılı olduğu için yaygın bir ihtiyaç olduğunu gösterdi bana.
Ben mesela hani eskiden şunu çok yapan biriydim.
Birine nasılsın diye sorar.
Gerçekten anlatınca da böyle bir...
O anlattı niye ben bu kadar yoruldum ya derdim.
Bu pek öğretilen bir şey değil çünkü bu tecrübeyle sabit bir hal.
Empatiyle yüklenmek aynı şey değil.
Şunu söyleyeceksin ya kendine hani herkesi anlamak zorunda değilim.
Herkesi taşımak zorunda hiç değilim.
Ama biz... İyi insan olmayı biraz yanlış anladık galiba.
İyi insan eşittir.
Her şeyi içine atan insan sandık.
Şu an dinleyenlerden bazılarınız şunu diyor olabilir hani ben zaten çok farkındayım.
Evet ama farkındalık demek spritüel hijyen demek değil.
Farkındalık şöyle düşünebiliriz.
O kirin farkında olmak evet.
Hijyense o kiri temizlemek.
Ve çoğumuz şu noktada takılı kalıyoruz.
Biliyoruz. Ama yapmıyoruz.
Yani kendimize dönmüyoruz.
Günün sonunda bu duygu bana mı ait diye sormuyoruz.
Size çok büyük büyük şeyler önermeyeceğim ama mesela gün biterken kendine tek bir soru sormanı önerebilirim.
Bugün taşıdığım şeylerin hangisi gerçekten benimdi?
Sessizlik düşündüğümüz kadar boş bir şey değil.
Baya dolu. Eckhart Tolle'ün gerçek temas sessizlikte başlar.
cümlesi tam yerine denk geldi.
Belki de ruhumuzu temizlemek için daha fazlasını yapmaya değil biraz daha azına ihtiyacımız var.
Birazcık da alıntılarla dolu oluyor bu bölüm ama Gabor Mate'nin çok sevdiğim bir cümlesi var.
Şefkat kendini feda etmek değildir diye.
Ve bence bu cümle spritüel hijyenin bir özeti gibi.
Birini anlamaya çalışırken kendi sınırlarımızı silmemeyi öğrenmeliyiz.
Hayatı baştan aşağı değiştirmekten bahsetmiyorum.
Çok küçük ama bilinçli seçimlerle kendi öz bakımımızı ve hijyenimizi, ruhsal sınırlarımızı korumayı sağlayabiliriz.
Yani çünkü biz ruhsal bakım deyince hep böyle büyük şeyler bekliyoruz.
İşte uzun uzun oturulan meditasyonlar, inzivalar, hayatı kökten değiştiren kararlar falan.
Ama yani bu kendine...
edindiğin yüklerden biri olabilir mi?
Çoğu zaman ruh büyük bir dönüşüm değil.
Küçük ama düzenli bir temas istiyor.
Ruhsal bakım ara sıra yapılan bir lüks değil.
Günlük hayatın içine yerleşen Beden hijyeni kadar sıradan bir alışkanlık.
O yüzden bunu nasıl yapacağız diye değil gün içinde zaten neredeyiz işte orada neyi biraz daha değiştirebiliriz diye konuşmamız gerek.
Şimdi bunu hayatta nasıl aynı kefeye koyabiliriz diye biraz bakmak istiyorum.
Çünkü bunlar büyük şeyler değil yapılabilir olanlar.
Peki bunu hayata nasıl koyacağız?
Mesela sabah Güne nasıl başladığımız en önemlisi.
Birçoğumuz uyanır uyanmaz telefona bakıyoruz.
Henüz kendi içimize bile gelmeden başkalarının dünyasına giriyoruz.
Güne bir dakika ayırarak başlamaya ne dersin?
Bir dakika boyunca hiçbir şey yapmamak.
Sadece nefes almak ve onu dinlemek.
Çünkü günde biz 23 bin kez yeniden doğuyoruz.
Bunu hiç aklına getiriyor musun?
Yani bunu meditasyon diye adlandırmak zorunda değiliz.
Ben buna ruh için küçük bir duş diyorum.
Daha gün kirletmeden bir durulma anı gibi.
Ve o anın içine minicik bir cümle koyman da yeterli.
Bugün sadece bana ait olanı taşıyacağım.
Yani spritüel duş güne veya güne uyanışına bir ritüel eklemek.
Fiziksel hijyende duş almak neyse ruhsal hijyende de bir başlangıç ritüeli neden olmasın.
Bu sert bir meditasyon zorunluluğu değil daha çok bir dakika gözlerini kapatıp düşüncesiz nefes almak, kısa bir niyet belirlemek belki ve ruhsal durumun tesadüfen değil düzenli bakımla
iyileştiğini çok rahatlıkla ve dürüst bir şekilde söyleyebilirim.
Bunun dışında mesela duygusal yükleri dışarı bırakma pratiği yapabiliriz.
Ne olabilir Ecem?
Hemen söylüyorum. Beden temizliğinde çöpü atmak gibi bir şey bu.
Fiziksel olarak yapabileceğim bazı şeyler de var.
Mesela günün sonunda bir iki dakika yazmak.
Bugün beni yoran neydi?
Sorusuna bir cevabın muhakkak vardır.
Bir duyguya isim vermek.
Benim değil. benim diye etiketlemek.
Bu fikir Oprah'ın yaptığı bölümde de var.
Katılımcılara ağırlıkları, özellikle acı, suçluluk, geçmiş travmalar temizlenmesi için kendi yöntemlerini geliştirmelerini öneriyorlar ve akşam olduğunda bence spritüel hijyenin
en kritik anı burası.
Uyumadan önce kendimize sorduğumuz sorular.
Gün sonu bir kapanış yapmak, hani Z raporunu çıkarmak gibi.
Çok uzun bir muhasebeye de gerek yok.
Bir cümle bile yeterli.
Bu sorunun cevabı her gün her gün net olmak zorunda da değil.
Ama soruyu sorduğun anda bile bir şeyler böyle yerini bulmaya başlıyor.
Üçüncüsü ne olabilir? Zor konuşmaları cesaretle karşılamak.
Mesela ruhsal yüklerin biriktirilmesini engelleyen bir şeymiş.
Bu duygu biriktirmemek için pratik bir yöntem.
Mesela... Derin bir nefes almak, duygunu isimlendirmek, nazik ama net ifade etmek bu zor konuşmaları yapmanın anahtarları.
Bu sadece karşındakini bilgilendirmek değil, kendini temizleme pratiği derneği zamanda.
Bence bu çok güzel bir yöntem.
Kutsal hayır pratiği.
Sözlü olarak değil, enerjisel olarak.
Yani şöyle bir şey.
Sadece hayır demek değil.
Hayır dediğin için kendine evet demek gerekir.
Bu hem pratik bir sınır koyma yöntemi hem de ruhsal hijyen için fiziksel bir duruş.
Önemli bir kavram. Sonra mesela meditasyondan bahsediyorlar hani pratik olarak ama bu nefesle yapılan kısa alışkanlık hem sinir sistemini sakinleştiriyor hem de
zihinsel kirleri söküp atıyor.
Yıllar içindeki Baktığımız zaman işte bu spritüellik ve spritüel hijyen konularına benzer pratiklerin hep anlatıldığı görülüyor.
Hem nefes hem de farkındalık üzerine zibilyon tane konuşma bulabilirsiniz.
Ben burada hani kısa kısa özetlemek istiyorum sadece o yüzden bu şekilde geçiyorum.
Bu dijital detoks aralıkları çokça aşina olduğumuz bir kavram artık.
Bir fiziksel aktivite gibi görünse de ruhsal temizliğe doğrudan etki ediyor.
İşte yarım saatle bir saat arası telefon cebinde kapalı bir yürüyüş yapmak, bildirimleri sessize almak.
Yani ruh daha az uyarı aldığında enerji akışı da daha serbest oluyor ve biriken o bütün endişe ve kaygı hali de dağılıyor.
Bugün kapanışı konusu çok çok önemli.
Tekrar altını çizmek istiyorum.
Bugün ne hissettim?
Hangi duygu bana ait ve neyi bırakıyorum diye bu üç cümle, üç soru üstüne böyle bir düşünüp bir derin nefes almak.
Basit ama güçlü bir iç temizlik.
Uzun meditasyonları hani ben gelemiyorum, duramıyorum, sessizlikte diyorsanız eğer şöyle bir iç rahatlatıcı şey söyleyebilirim.
İhtiyaç duyulan şeyin farkında...
olmak da özgürleştiriyor.
Ve fiziki ortamınıza baktığınız zaman bir enerji alanınızı temizlemeniz gerektiğini de söylemem gerekiyor.
Bu bir odayı havalandırmak gibi pencereyi açıp 5 dakika hava almak, kısa yürüyüşler yapmak, doğada olmak ve fiziksel temizliğiniz yani gün içerisinde en çok bulunduğunuz
alanın burası iş yerinizdeki bir alanda olabilir, evinizdeki bir odada olabilir.
Onu böyle daha ferah ve temiz, olduğu haliyle hep tutmak diye.
Bunların hepsi insan psikolojisinde de duygusal ağırlığın azalmasına yardımcı oluyor.
Tabii ki ben burada 7-8 tane şey saydım ve aslında standart bir listeyi değil kendi düzenli bilinçli bakımını bulmak çok önemli.
Bu arada şunu da çok net ifade etmek gerekiyor.
Spirtüel hijyen yapınca hayat mükemmel olmuyor.
Hala sinirleniyorsun.
Hala kıskanıyorsun.
Hala bazen saçma tepkiler veriyorsun.
Ama en azından şunu diyorsun.
Bu benim duygum. Ve şu an bununla ne yapacağımı biliyorum.
Herkes dağıldığında ortamı toparlayan kişi de olabilirsin.
Herkesi sakinleştiren kişi de olabilirsin.
Hep anlayan ama hiç anlaşılmayan kişi de olabilirsin.
Ama bunların hepsini biliyorsun.
Kim olduğunu biliyorsun çünkü.
Yani gün bitip yatağına yattığında sanki gün hala üstündeki gibi hissetmemen için, gün içindeki bütün konuşmaları, bakışları, söyleyemediklerini bırakabilmen için benim tavsiyelerim bunlar.
Ve belki en önemlisi şunu hatırlamak.
Spritüel hizyen Kendimizi sürekli düzeltmek değil.
Daha sakin olmak zorunda değil.
Daha pozitif olmak zorunda değil.
Hep iyi hissetmek zorunda hiç değiliz.
Spiritual hijyenle ilgili artık ne insana ait olduğunu biliyorsun bence.
Ve bu insana tuhaf bir hafiflik veriyor.
Bir dahaki bölüme kadar bu sefer bir farklılık yapıp kendinize iyi bakın demeyeceğim.
Çünkü bazen iyi bakmak çok iddialı bir cümle.
Günün sonunda üstlerimizde başkasının...
enerjilerini çıkarabilelim diyorum ve üstünüzde size ait olmayan bir şey varsa biraz silkelenip bırakabilmenizi diliyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
