
Bundan tam beş yıl önce yayınladığım ilk podcast bölümümü yükleyerek başlıyorum. "Podcastinin ilk bölümünde Ecem, bu yolculuğa çıkmaya nasıl karar verdiğini anlatıyor. İnsanın kendisiyle yeniden karşılaşmasına ve iyi hissetmekten bahsederken, gelecek bölümler için de cesaret topluyor." yazmışım açıklamaya, yayınlanma tarihi 8 Nisan 2020.
Transkript
Biz bugün podcastinden herkese merhaba.
Ben Ecem. Bunu söylemek bile o kadar heyecan verici ki şu an içimde acayip bir içi içine sığmama durumu hakim.
Derin bir nefese ihtiyacım var.
Evet. Tabii bu ilk bölümün heyecanı, acemiliği tabii ki olacak.
Bunun farkındayım ama bu Heyecan bile o kadar beni mutlu ediyor ki şu an için bu yolculuğun başlamış olması bile benim için dünyalara
değer. Bu bölümde ilk bölüm olduğu için tabii ki bizi bu yolculukta neler bekliyor?
Ve temel soru biz bugün podcastı nasıl ortaya çıktı?
Aslında bu hani şey gibi olacak.
Biz bugün podcast 101.
Kime bir şey olacak? Önce neden biz bugün ismini seçtim, ondan biraz bahsedeyim.
Çünkü kafanızda bir şeyler oluşturuyorsunuz.
Evet, ben bir podcast yapmak istiyorum kararını alırken de çok sancılı bir süre geçirdim.
Ama ne istediğini bulduktan sonra ona bir isim vermek de oldukça zormuş.
Bunun hayatın farklı farklı aşamalarında zaten fark ediyoruz aslında.
Bundan da podcast'tan bahsedeceğiz.
Bu aslında hissettiğimiz duyguların adını koymak belki.
Şimdi kısa bir spoiler vereyim.
Dediğim gibi ismini bulmak zordu.
Zordan ziyade aslında kafanıza milyon tane fikir geliyor.
Milyon tane tanım.
Tanımlamalar, tamlamalar, sıfatlar, yüklemler.
Yani aklınıza bildiğiniz bütün kelimeleri sanki dökmeye çalışıyorsunuz.
Birkaç gün sonunda da aslında bunun beni ne kadar çok strese soktuğunu fark ettim.
Çünkü sürekli zihninizde olmayan bir şeyi kovalayıp duruyorsunuz.
Bir gün oturdum, aldım...
Kağıdı, kalemi elime.
Yanımda her zaman başucu kitabım dediğim kitaplarım vardı.
Onları biraz karıştırdım.
Belki ilham verir umuduyla.
Sonra gerçekten kendimle kaldığıma inandığım bir anda aklıma gelen kelimeleri yazmaya başladım.
Ve hani sorduğum temel soru şuydu kendime.
Ben bu podcastta neler anlatacağım?
Neden bunu yapıyorum?
Ve hani odaklanacağım aslında konular neler diye kendime sorduğumda biz olmaktan çok bahsedeceğimi gördüm.
Ve aslında zamanla ilgili hepimizin kaygısı var.
Geçmiş, gelecek, şimdi ve hani şu anda da çok popüler olan mindfulness dediğimiz anda kalma durumu çok konuşuluyor.
Zamana çok vurgu yapacağım diye gördüm uzun istişarelerim sonucunda.
Kendimle yaptığım istişareler yalnızca.
Ve biz bugün oldu.
İçime gerçekten çok sindi.
İlk hani evet ilkinde bulduğum bir isim değil.
Bundan önce belki 10-15 tane isim düşünmüştüm kafamda.
Birkaç kişiye de danıştım şu mu olsa bu mu olsa diye.
Bu arada sanırım sadece 5-6 kişi biliyor bu podcast fikrini.
En nihayetinde içime çok sinen bu isimle bu yolculuğa başlamış oldum.
Aslında isim hikayesinden bahsederken biraz nelere vurgu yapacağımı da anlatmış oldum.
Ama bizi bu yolculukta nelerin beklediğine ve benim neden böyle bir anlatma ihtiyacına girdiğimden de biraz
bahsetmek istiyorum. İlk bölümü pilot bölüm olarak düşünebilirsiniz zaten.
Şey diye düşünüyordum. Kendi hikayemden yola çıkıyorum.
Evet. 20'li yaşlarında, 20'li yaşların ortasına gelmiş.
Biz aslında genç diye tabir ettiğimiz kitlenin gerçekten hayallerine giden yolu yaşayabildiklerine inanıyor
muyuz? Kaçımız hayal ettiğimiz işi yapıyor?
Ya da hayal ettiğimiz...
işi bir yana bırakıp hayal ettiğimiz şekilde bir yaşam sürüyor.
Bunlar hemen cevaplanması gereken sorular değil tabii ki.
Herkesin o kadar özel ki kendi yaşam hikayesi, o kadar kişinin kendi içine dönüp bu soruları cevaplamasına da belki bir şekilde vesile
olmayı umuyorum.
Seneler önce Nilkara İbrahimgil'in Gençliğime Sevgilerle yazısında ve daha sonra şarkısı da yapıldı onun.
Şöyle bir cümle vardır.
Her gün bir yazar tarafından hayatının hikayelendirildiğini düşün ve dinle.
Böyle bir kahraman olmak ister miydin?
İstiyorsan başarıyorsun.
Ne mutlu sana. Hayatı bu kadar büyülü bir şekilde kaçımız yaşayabiliyor?
Çok net bir cevabı yok sanırım.
Çünkü en farkında olanımız bile aslında 24 saatin 24'ünde bile tüm farkındalığıyla yaşayamıyor.
İş, hayat bizi bir koşturmacının içine sokuyor tabii ki.
Ama önemli olan burada ne kadar bu süreyi farkında olarak ve ne yaptığımızın bilincinde olarak geçiriyorsak.
Ne mutlu bize. Başarı da bence göreceli bir kavram.
Zaten hani neyi, kime göre, nasıl başarıyorsun.
Senin için başarının tanımı eğer sabah evden çıktığında oh bugün de nefes alıyorum diyebilmekse iç huzurunu koruyarak ya da
başını yastığa tüm vicdanını rahat bir şekilde koymak da senin için bir başarıysa sen de başarılısın.
Bugün 500 bin lira kazanmak senin için bir başarıysa ve sen onu başaramadıysan başarısız mısın yani hani böyle bir hani
herkesin kendi belli kalıplar tabii ki başarı tanımlaması var herkesin ama kime göre neye göre başarılsın.
Benim amacım bu podcast'ı dinleyen herkesin podcast bitiminde iyi hissetmesi.
Çünkü Bu dünyaya bir kere geliyoruz ve kendi hikayelerimizi yazıyoruz.
Bunu anımsayarak her günümüzü yaşarsak yaptığımız her işte daha toleranslı, daha
anlamaya açık ve anlaşılır oluyoruz.
Yaptığımız her şey gerçekten daha kolaylaşıyor.
Her gün nefret ederek hatta lanet ederek yaptığınız, başladığınız bir iş ya da bir olay ya da istemediğiniz
kişilerle iletişim kurmak zorunda olduğunuz günleriniz geçiyorsa aslında hepsinin bir kabullenişten size bir öğretisi olacağını
düşünerek hareket ederseniz her şey daha kolaylaşıyor.
Benim de hayatımda iletişim kurmak istemediğim insanlar oldu, oluyor.
Ama iletişim kurmam gerekiyor.
Evet, okey diyorum.
Bu insan da benim hayatıma bana bir şey öğretmek için girdi sonuçta.
Ben onun sayesinde hiç anlaşamayacağım bir karakterle nasıl iletişim kurulacağını öğreniyorum ve ona aslında dengeyi de tutmaya çalışıyorum hayatta
her şey bir denge derler ya aslında ben bunu 2-3 sene öncesine kadar şey diyordum hayatta her şey denge evet bu bir gelip geçiyordu aklımda hani bir iz bırakmıyordu bu
cümle bende ama gerçekten her şey o kadar dengede ve olması gerektiği gibi gidiyor ki ben bundan bir sene öncesine baktığım zaman 2019 Şubat
ayı Baktığım zaman hatta diyorum o zaman çok üzüldüğüm bir olay.
Şu an benim için iyi ki öyle olmuş.
Yaşadığınız her şey sizin iyikiniz olmak için oluyor.
Bunu hiçbirimiz aklımızdan çıkarmayalım.
Benim podcast yolculuğuna başlamamda aslında önce olan da bir kitap vardı.
Olanı sevmek.
Kitabın ismi. Baron Ketty'nin kitabı.
The Work diye geçiyor.
Aslında bir çalışma.
Dünyada The Work ismiyle biliniyor.
Kişisel gelişim terapisti olan bir kadın.
Kişisel gelişim Türkiye'de birazcık dalgaya vurulmuş durumda.
Farkındayım. İnsanların kendini gerçekleştirmesinin bu kadar aslında biraz iddialı bir tanım
olacak ama ele ayağa düşmesi beni rahatsız ediyor.
Çünkü gerçekten işin uzmanları var.
Bu ülkede üniversitelerde psikoloji eğitimi veriliyor.
İnsanlar bunun eğitimini alıyor 4 yıl.
Sonra 2 yıl yüksek lisansını yapıp psikolog oluyorlar.
insanların kendini gerçekleştirme serüvenlerine yardımcı oluyorlar.
Psikologların iş tanımları için.
Benim için de Katie'nin bu kitabı kendi aradığım cevapları bulmamda çok yardımcı oldu.
Çünkü kitabın aslında sizin de okumanızı çok isterim.
Bütün yaşadığımız sorunları, soruları dört soru ile Çözüme kavuşturabileceğimizi söylüyor.
Bu aslında ilk duyanlar için biraz iddialı ve korkutucu gelebilir.
Çünkü evet ben bir sorun yaşıyorum ve bunu dört soruyla çözebilecek miyim?
Hani aylardır belki günlerdir çözemediğim bir sorun.
Dört sorunun içinde mi cevapları gizli diye düşünebilirsiniz ama tabii ki hani dört soru soruyorsun.
Bunlar basit sorular ve cevapları pat pat pat gelmiyor.
Gerçekten bu sorunun sorun haline gelmesine sebep olan noktaları sizin anlamanızı sağlıyor.
Ve onları çözüme kavuşturmanız için sizin aslında kim olduğunuzu birazcık daha derinden keşfetmenizi sağlıyor.
Bu dört soru şu şekilde.
Hani belki siz de küçük bir kitabı okumadan önce alıştırma yapmak istersiniz.
Şu an mevcut bir sorununuz varsa.
Umarım yoktur. Sorununuza bu doğru mu diye yaklaşın önce.
Gerçekten böyle bir sorununuzun olduğu doğru mu?
Bunun doğru olduğunu kesinlikle bilebilir misin?
Bunu düşündüğünde nasıl tepki veriyorsun?
Bu düşünce olmasa sen kim olurdun?
Bu dört soruya cevap vermeye çalıştığınız zaman aslında kendi çözüm hikayenizi de başlatmış oluyorsunuz.
Dediğim gibi hani kişisel bir günlük olarak bile düşünebilirsiniz bunu.
Hayatta karşılaştığımız tüm durumlarla ilgili.
Aslında şu an baktığımız zaman gençler ev almak, araba almak, Çok zengin olmak istemiyor.
Başarmak istiyor.
Kendi başarısını görmek istiyor.
Tecrübe etmek istiyor insanlar.
Bana kalkıp şu anda ev, araba vermesinler.
Başarılı olmak ve o başarının ödüllerini toplamak istiyorum.
Ve tabii ki çevremde de benim yaş grubumda insanlar çok daha fazla.
Bunu gözlemledim.
Çünkü hani...
Kolay yoldan elde edilen hiçbir şey bize gerçek mutluluğu getirmiyor.
Siz şu alın terinizi akıtmadan, ah yorulmuşum falan deyip belinize, boynunuza elinizi götürmeden elde ettiğiniz hiçbir
başarı aslında size gerçek tatmini vermiyor.
Ki zaten...
Hiçbir yolda o kadar kolay değil.
Her yol biraz zorludur.
Bugün böyle bir giriş yapmış olduk.
Her hafta böyle hayata kapa yoğurduğumuz, belki de birazcık rahatlama alanı yarattığımız kendimize
podcastlerde görüşmek üzere.
Biz bugün ne güzel tanıştık.
Haftaya yeniden görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
