
Gerçek sevgi nedir? Nerede yanlış öğreniyoruz? Hayatımıza sevgiyi daha derin, daha gerçek bir yerden nasıl alabiliriz? Bu bir ilişki bölümü değil ama,senin kalbinle yeniden temas etme bölümün diyebilirim.
Transkript
Hello diyelim bakalım.
Şöyle bir sık daha hani böyle arkadaş ortamındaki samimiyeti yakaladığımız bir bölüm olacak bence.
Çünkü Şubat ayına girdik malumunuz ve bütün Şubat boyunca konuşulan bütün aslında ortamı domine eden başlık aşk ve ilişkiler
malumunuz. İki gün sonra da 14 Şubat.
Biz de hep beraber ilişkileri, sevgiyi...
Aşkı ve aslında birazcık daha kendimizle de ilişkimizi konuşacağımız 3 bölüm hazırladım.
Bu ilki Şubat ayının sonuna kadar olacak tüm bölümler.
Herkesin ilgisini çekeceğini düşündüğüm konu başlıklarında.
Bugün zaten başlığı okudunuz.
Diğer ikisi de sürpriz olsun.
Eğer önceden öğrenmek istiyorsanız ya da bölümlerin sıralamasında bir katkınız olsun istiyorsanız.
Instagram'dan takip edebilirsiniz.
Orada böyle haftalık anketler açıyorum bazen.
Orayı böyle takip ederseniz ve Spotify'daki bildirimleri açarsanız çok daha böyle etkileşimde geçeceğimiz günlerimiz var önümüzde diyebilirim.
Sosyal medyayı birazcık daha aktif kullanmaya başlayacağım sanki.
Çünkü Spotify'da yorum yapma özelliği falan yok ya.
Birazcık sanki...
Havada kalıyormuş gibi hissediyorum.
Sizin etkileşime geçmeniz için sosyal medyada birazcık daha birbirimize temas halinde olacağımız bir döneme giriyoruz bence.
İstediğin sevgiyi elde etmenin 3 basit yolu var desem inanır mıydın?
Çünkü çoğumuz sevgiyi istiyoruz ama farkında olmadan ona kapıyı kapatan alışkanlıkları içimizde taşıyoruz.
Kendini yalnız hissediyorsan.
Hayat otomatik pilotta yaşanıyormuş gibi geliyorsa sana ya da bir süredir belki uzunca bir süredir kalbin kapalıysa bu bölüm sevgiyle yeniden temas etmen için 3 basit
yolu anlatacağım. Bonus olarak da hadi aşkı çekmenin 3 yolunu söylüyorum.
Hazırsan başlayalım.
Hepimizin sevgide yaptığı ortak hataları konuşmadan gerçek sevginin ne olduğunu, neden zorlandığımızı ve hayatımıza daha fazla sevgiyi nasıl davet edebileceğimizden bahsedeceğim.
Yani özetle bugün konuşacağımız şey aslında ilişki tavsiyesi gibi duran ama aslında çok daha derin bir yere dokunan bir sohbet bence.
Bekarsan... Flört ediyorsan, bir ilişkideysen hatta yıllardır evliysen bile bu bölüm hani ilişkin var mı sorusundan ziyade sevgiyle gerçekten temas edebiliyor muyum sorusuyla
ilgili. Çünkü yani çoğumuz ilişkilerin içinde kayboluyoruz.
Öyle değil mi? Ya da tam tersi de olabilir diyelim.
İlişkisizliğin içinde donup kalanlarımız da var muhakkak.
Yani seviyor ama hissedemiyor olabilirsin ya da sevgiye açık olmak istiyor ama nereden başlayacağını bilemeyebilir.
İşte tam oraya dokunuyoruz şu anda.
Gerçek sevgiye yaklaşmak için, aşık olmayı hatırlamak için ve en önemlisi sevgiyi içine tutabilmek için benim aklıma gelen bazı şeyler var.
Ama sende hangisi yankılanıyorsa bölümün sonunda onu yanında götürebilmeni daha en başından böyle dileyerek senin için.
Sevgi'de hepimizin yaptığı ortak hatalara geçiyorum.
Şimdi Sevgi'de, Sevgi dediğimiz şey aslında hani bununla ilgili çok da güzel geri dönüşler aldığım bir bölüm var.
Dinlemediysen onu da Sevgi'nin 5 dilini konuştuğumuz bir bölüm var.
Klaşık sanırım 5-6 hafta önceydi.
Hepimizin yaptığı ortak hatalarla ilgili düşünürken ne fark ettim?
İnsanların yani hepimizin aslında büyük bir kısmının yalnız olduğu çok açık.
Yani hepimiz birbirimizden Ya da bazen de kendimizden kopuk yaşıyoruz.
Çoğu zamanda bu hayatın getirileri götürleri derken bir otomatik platta yaşıyormuş gibiyiz.
Ve hani sevgi olan inancın azaldığını görüyorum.
Ama hepimizi kurtaracak olan şey sevgi.
Hani bunu anonim bir laf olarak da söylemek istemiyorum.
Hani çok ele ayağa düşmesini istemeyeceğim bir cümle.
sevgi yok diye düşünüyoruz çoğumuz maalesef ve sevgiye nasıl ulaşacağımızı, onu nasıl alıp vereceğimizi ve en önemlisi nasıl yaşayacağımızı bilmediğimiz için böyle bir yok saymaya gidiyoruz
bence. Halbuki yani sevgi ne seni ne de beni bulacak bir şey değil.
Tamamen Bizim yarattığımız bir deneyim.
Yanlış insanlarda, yanlış ilişkilerde değil, yanlış beklentilerde ve pasif bekleyişte olduğumuz için aradığımızı bulamıyoruz bence.
Biz net değiliz.
Adres net olmayınca aradığımızda bizi bulamıyor.
Yani neyse.
Sevgi bence eylem demek.
Bunu yanlış hatırlamıyorsam Mel Robbins'de bir podcastında ya da bir videoda söylemiş bir kesti de görmüş olabilirim.
Şöyle diyor da. Love is not a feeling, love is what you do.
Yani sevgi bir his değil, bir ruh hali hiç değil, bir davranış biçimi.
Az önceki İngilizce telaffuzundan dolayı kimse eleştirmesin.
Böyle bir şey İngilizce bir şey okurken kendimi halden öyle soktuğum zamanlar oluyor.
Bu bilerek yaptığım bir şey değil.
Direkt İngilizce bir şeyler, cümleler, kelimeler gördüğüm zaman girdiğim aksan.
hallerinden birini yaşamış olabilirim, yaşatmış olabilirim.
Buraya geçiyorum. Şimdi sevgi bir his değil, bir ruh hali, bir davranış biçimi olduğunu söylüyorum.
Çünkü sevildiğimi hissetmiyorum diyen çoğu insan aslında kimseye de sevgiyle Sevgi dolu bir eylemle yaklaşmıyor.
Onları o şekilde karşılamıyor.
Bunu görüyorum sık sık.
Daha çok çünkü almaya meyilliyiz.
Yani göstermiyoruz.
Sevgiyi vermekten ziyade ifade de etmiyoruz.
Yani o zaman nasıl elde edeceğiz istediğimiz sevgiyi?
Buna bir bakalım. Birinci basit yol insanlara önemli olduklarını hissettirmek.
İnsanların yani hepimizin en en en temel ihtiyacı karşısındaki kişinin hayatında bir yeri olup olmadığını bilmek.
Değil mi yani? Bu çok basit bir şey.
Bunun yolu büyük jestler değil arkadaşlar.
Romantik şovlar hiç değil.
Ama nelerdir? Şunlar diyebilirim.
Birinin söylediğini hatırlamak.
Onun için zaman ayırmak.
Bunu senin için yaptım demek.
Yani küçük ama...
Bilinçli davranışlar ona var olduğunu hissettirmek.
Yani onun varlığından duyduğun iyi hisleri belki de hissettirebilmek.
Mesela şöyle bir örnek vereyim.
Biriyle bir sohbet sırasında anlattığım bir şey var diyelim.
Onu da günler haftalar sonra karşımdaki kişi hatırlayıp ''Aa Ecem şurada ne oldu ya?'' diye soruyorsa Böyle hani tabii ki ne güzel hatırladım.
Olmuyorum ama iyi hissediyorum.
Yani çünkü diyorum ki ben oradayken ona bir şey anlatırken o da oradaymış.
Yani beni dinlemiş. Ben anlatırken dikkatini vermiş diye.
Hani iyi bir duygu uyandırıyor bende.
Bu bir gerçek. Bu herkes için böyle bence.
En azından yani öyle olmasını umuyorum.
Bunu ne yapıyor?
Daha çok bir şeyleri anlatmaya, paylaşmaya götürüyor insana.
Çünkü insanlar sevildiğini hissettiklerinde açılır.
Önem ya da değer vermediğin bir şeyi birine neden hatırlayıp aklında tutasın?
Yani değil mi? Önemli bir köşe burası bence.
Yani sevgiyi önce dışarıya verdiğinde artan bir duygu.
Bekleyerek değil, birinin gerçekten önemli olduğunu hissettirmek.
Takdir etmek olabilir, teşekkür etmek olabilir.
Özünde birine senin varlığın önemli mesajını vermek birinci basit yolumuzun temeli.
Yani belki şey de diyebiliriz burada bir alt başlık açıp hani sevgi ve takdiri açıkça ifade etmek.
Çünkü... Yani söz ve sevgiyi ifade etmekten kaçınmamak ve hani seni seviyorumu söylemek hem bağları güçlendirir ve insanları gerçekten değerli hissettirir.
İkinci basit yol gerçekten dinleme ve dikkat gösterme.
Bu yollar tabii ki birbiriyle bağlı.
Bu arada birisi Sivas'a birisi İzmir'e gitmiyor.
Hepsinin aslında böyle kesişim noktaları var.
Biraz önce söylediğimle bağlantılı olarak gerçekten birine odaklanarak telefonu bırakıp gerçekten dinlemek sevginin en güçlü yolu.
Bu karşı tarafın görülmek hissini derinleştiriyor.
Çünkü çoğumuz dinlemiyoruz.
Sadece sıramız gelsin diye susuyoruz.
Peki gerçek dinlemek ne?
Telefonu bırakmak. Herkes bir elindeki telefonu bıraksın.
Göz teması kurmak.
Bu benim için çok çok çok önemli.
Ben ilkokuldayken falan böyle bir tane öğretmenimiz anne babama söylemişti.
Ben direkt o zamandan beri konuşurken insanların gözlerinin içine bakıyorum.
Gerçekten hani hatırlıyorum o zaman da benim yaşıtlarım, sınıftakiler falan böyle ya yere bakar ya sağa sola bakar konuşurken asla temaza geçmez.
Ben de inadına insanın gözünün içine bakmayı seviyorum yani.
Onun da orada kalmasını sağlıyor bence bu.
Nerelik telefonu bırakmak, göstermesi kurmak.
Üç. Düzeltmeye çalışmamak.
Onu olduğu haliyle kabul etmek gibi de düşünebiliriz.
Ve savunmaya geçmemek.
Yani çünkü birini gerçekten dinlediğinde onu değil sadece aranızdaki ilişkiyi de iyileştiriyorsun.
Bunu unutma. Ve üçüncü basit yol sevgiyi ifade etmek.
Bu kısım çok net ve belki biraz da sert.
Kimse için hani biliyordur ya zaten diye bir şey yok.
Sevgi söylenmek zorunda.
Sen benim için değerlisin.
Seninle gurur duyuyorum.
Bunlar örnek olabilir. Yani illa havalı havalı kelimelere, cümlelere gerek yok.
En basit haliyle söyleyebilirsin.
Çünkü sevgi ifade edilmezse ne karşı tarafa?
Ne de kimseye yani.
Hiç kimseye ulaşmaz.
Karşı tarafı bırakın. Çünkü tüm bu basit yolların arasında bir de kahramanımız var.
Ne bu? Kendinle ilişkin.
Hepimiz artık farkındayız bence.
Kendinle nasıl konuştuğun, kendine ne kadar alan tanıdığın ve kendini ne kadar affettiğin.
Bunlar başkasına verebileceğin sevginin sınırını belirliyor.
Diyorum ve şimdi...
Bölümün başında söylediğim aşkı çekmenin yollarına geçiyorum hafiften.
Hayatındaki en önemli ilişki kendinle olan ilişkin diyerek.
Bu çok klişe gibi geliyor ama çok bariz bir gerçek ve çok somut.
Söylemeden duramam.
Kendinle nasıl konuşuyorsun?
Hata yaptığında kendine nasıl davranıyorsun?
Yalnız kaldığında kaçıyor musun?
Yoksa orada kalabiliyor musun?
Yani hayatına aldığın insanları birebir kopyalıyor bu işte kendine davranış hallerin.
sağlıklı ilişkiler büyük romantik anlarla değil küçük ve tutarlı alışkanlıklarla kurulduğunu hatırlatmaktan geliyor.
Ben de bu hatırlatıcıyım bugün.
Çünkü sevgi herhangi bir uygulamada bulunacak bir şey değil.
Önce insanın kendi içinde açtığı bir alan.
Şimdi aşkı çekmenin üç temel yolunu da anlatsam mı acaba diyeceğim.
Süreye bakıyorum bir.
Neyse. Vaktimiz var bence.
Şimdi çok temel ama bir o kadar da zor bir soruyla başlayalım.
Aşkı nasıl buluruz?
Bu soru genelde şu anlama geliyor.
Hani hayatımda neden kimse yok?
Yanlış bir şey mi yapıyorum?
Benimle ilgili bir eksik mi var?
Oysa belki de bu soruyu...
Biz biraz yanlış yerden soruyoruz.
Mesele aşkı bulmak değil, aşkın gelebileceği bir halde olup olmadığımız.
Aşk seni bulmaz, sen ona alan açarsın diyerek durumu özetleyebilirim.
Çünkü çoğumuz aşkı pasif bir şey sanıyoruz.
Nedir bu pasiflikten kastım?
Ne diyoruz? Doğru kişi gelsin.
Aman aman kader karşıma çıkarsın.
İşte kusmetse olur. Bir gün olur herhalde falan hani.
Cümleleri sana da tanıdık.
Geldi mi? Geldiyse sert bir cümle söyleyeceğim.
Hazır mısın? Aşk bekleyene değil.
Hareket edene gelir. Ama bu hareket dating app indirmek değil.
Daha çok mesaj atmak değil.
Kendini zorla pozitif yapmak falan.
Hiç değil. Bu tamamen içsel bir hareketten geliyor.
Ben sevgiyi almaya gerçekten hazır mıyım?
Burada bir duralım bir gerçekten yani.
Ve soralım kendimize.
Bunu istersen bir defterin varsa falan oraya yaz.
Telefonun notlar kısmına yaz.
Ve kendine dürüst cevabını söyle yani.
İçinden dökülenleri görmek senin hakkın.
Aşk gelmiyorsa çoğu zaman yolunu kaybettiği için değil.
Kalbin dolu olduğu için gelmiyor.
Burada bu kesin bilgiyi lütfen yayalım.
Peki hani kimse yok diyorsun.
Kalbim neyle dolu olabilir?
Geçmiş ilişkilerin, yarım kalmış hikayelerin olabilir.
Bir daha olmaz cümlelerin olabilir.
Ve kendine karşı katılığınla dolu olmuş olabilir mi?
Çünkü kalp doluyken Yeni bir bağ kuramaz ve insan bunu fark etmeden hani böyle flört eder gibi görünür ama aslında hep bir savunmadadır.
Birçok insan aşkı yalnızlıktan çıkış kapısı sanıyor bence.
Ama yalnızlık hissiyle kurulan ilişkiler çoğu zaman iki kişilik bir yalnızlığa dönüşüyor.
Şunu bir kulağımıza küpe edelim mi?
Yalnızlık bir alarm, çözüm değil.
Yalnızlık bize şunu söylüyor.
Bağ istiyorsun evet ama bağ kurmak biriyle olmakla aynı şey değil.
Ve aşkta en sık yapılan hata bence insanların sevilmek için kendilerini küçültmesi.
Daha az sorması, daha az talep etmesi, daha az görünür olmayı kabul etmesi.
Ve sonra hepsinin birleşiminde ne oluyor?
E beni neden gerçekten sevmiyorlar?
E çünkü baştan kendini sakladığında sevilen kişi Yani o ilişkideki sevgiyi paylaştığını sandığın kişi sen olmuyorsun.
Beni seçsin diye kendimi küçültmek, değiştirmek, filtrelemek.
Yani bu ne yani? Bu ne abi yani?
Daha cool görünmeye niye çalışıyorsun?
İhtiyacını niye gizliyorsun yani?
Hoşuna gitmeyen şeyleri neden tolere ediyorsun?
En başında bunu yapmayacaksın.
Bunları yaptığından neden hep aynı ilişkiler benim başıma geliyor?
Eğer baştan kendin gibi değilsen sonra gerçeğin, kendi gerçeğin ortaya çıkmaya başladığında sevilen kişi, yani ortadaki kişi sen olmadığın için sen olmuyorsun.
Kalan sevgi eksikliği sandığın şey çoğu zaman özdeğer eksikliği.
Ve pilot aşk dediğimiz tüm bu konular özdeğerle doğrudan bağlantılı.
Unutma aşk değeri olmayan yere yerleşmez.
Bu bir suçlama değil.
böyle dik dik konuşuyorum bazen farkındayım ama buradan bir çıkalım bu kafalardan bir çıkalım herkes bir omuzlarını dikleştirsin sırtını dikleştirsin istiyorum ya bir böyle kafasını kaldırsın
baksın istiyorum kendinize gelin lütfen sevgili hanımlar sevgili beyler Kendini değersiz hissettiğinde sevgiyi kanıt olarak beklersin.
Terk edilmemek için susarsın.
Seçilmek için şekil değiştirirsin.
Kendini bir değerli hisset ya.
Şunu unutma. Gerçekten bir gerçek sevgi istiyorsan.
Gerçekten gerçek sevgi ne demekse.
Neyse. Aşk pazarlıkla gelmez.
Nasıl gelir diye sorma.
Onu sormayı bıraktığın zaman geliyor.
Üç yol dedim. Çok kısa üç yol.
Net ol. Ne istediğini bilmeden aşk gelmez.
Biri olsun falan.
Geç bunları. Bunlar yetmez.
Nasıl biriyle aşk yaşamak istediğini ve neler hissetmek istediğini önce kendi içinde bir netleştir Allah aşkına.
Her gelene hay hay, gidene bay bay ile olmuyor.
Bugün biraz sert bir günümdeyim galiba.
Neyse bu konularda aşırı netim ve terzi kendi söküğünü dikemiyor.
Bu yüzden bu kadar net olmak belki de aman ben iyi bir şey olduğunu savunuyorum.
Hiç belki de Uğraşamayacağım şu anda.
Ben netlik seviyorum.
Her şeyde, hayatın her alanında.
Belirsizlik beni yoruyor.
Net olun. Duygusal olarak müsait olmak.
Bunu biraz önce de söyledim.
Geçmiş kırılganlıklarla flört edemezsin.
Kalbin doluyken yerine yeni biri sığmaz.
Ve sonuncusu. Bu güzel.
Kendini göstermeye cesaret edeceğiz.
Hepimiz cesaret edelim.
Kendini göstermeye cesaret et deyince biraz emek ipiyle oluyor.
O yüzden edelim mi çevirdim.
Gerçek seni maskesiz filtrelemeden, sen hazır olduğunda değil, sen olduğun kişiyle.
Gelecek sevgi ve aşk artık adına ne diyorsam.
Yani daha iyi olduğunda değil, daha az yaralı olduğunda değil, daha mükemmel olduğunda falan değil.
Şu anki halinde yani olduğum halini kabul ettiğinde ve onunla kol kola çıkabildiğinde yani onun elini tutup aslında kendini göstermeye cesaret ettiğinde.
Çünkü bugün aşkı nasıl bulacağımızı değil neden henüz hayatımıza almadığımızı sormak daha doğru diye düşünüyorum.
Çünkü ben aşkın bir ödül olmadığını düşünüyorum.
Bir beceri de olduğunu düşünüyorum.
Doğru söyleyeyim değil mi?
Bir beceri de olduğunu düşünmüyorum.
Onun tamamen bir hal olduğunu ve hal değiştiğinde hayatın cevap verme biçiminin değiştiğini tecrübe eden biri olarak onu söylüyorum.
Bir sonraki bölümde görüşene kadar kalbinize biraz daha alan açmanızı diliyorum.
Ve bir soru vardı ya kendinizi sormanızı rica ettiğim.
Onu lütfen bir sorun ya.
Lütfen. Hakkınız var buna.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
