
ilişkilerde neden hep yanlış insanı seçiyoruz?
19 Şubat 2026 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
İlişkiler seni kurtarmayacak. Kimse yarım hâlini tamamlamak için gelmiyor.
Bu bölümde şunları konuşuyoruz:
– Neden hep “yanlış” insanı seçiyoruz?
– Neden potansiyele aşık oluyoruz?
– Aşk gerçekten mutluluk getirir mi?
– İlişkiler neden bizi iyileştirmek yerine tetikler?
Belki de sorun ilişki değil. Sorun, ilişkiden beklediğimiz şey.
Transkript
Geldi bahar ayları, gevşer gönül yayları diye bir şey var.
Söz öbeği mi var, deyim mi var?
Biz bunu Şubat versiyonunu yapmaya ant içtik adeta ve ikinci bölümde geliyoruz.
İlişkiler hakkında duyman gereken acı gerçekler var.
İlişkiler hakkında duyman gereken bir gerçek var deseler ve bunu açıklama hakkı...
Bana verilmiş olsa ne söylememi isterdin?
En gerçek şekilde yalnız vereceğime hepimiz en fikiriz değil mi?
Söylüyorum. Kimse seni yarım ya da yaralı halinden kurtarmak için gelmiyor.
Ve çoğu ilişki sen yanlış olduğun için değil, kendinden vazgeçtiğin için bitiyor.
Biliyorum hiç romantik değilim.
Bugün ilişkiler hakkında kimsenin açıkçası söylemediği ama çoğumuzun da işten içebildiği o acı gerçekleri konuşacağız.
Bunları yüksek sesle söylemek zor ama ben söylerim birçok ilişki aşk yüzünden değil yalnız kalmaktan korktuğumuz için sürüyor.
Ve bugün bence ilişkiler hakkında bu duyman gereken acı gerçeklerden bahsederken kimseyi hiçbir durumu yargılamadan konuşmaya ihtiyacımız var.
Yani sen zaten ayaktaysan yanına gelmek için var bir ilişki.
Seni kurtarmak için gelmiyor.
İlişkiler mutluluk makinesi değil.
Bunu böyle büyük puntolarla yazdım.
Kahvemin son yudumunu alıyorum.
Acayip yağmur yağıyor bu arada.
Bilmiyorum yağmurun sesi geliyorsa.
Hoş romantik bir ortam.
Ambiyans var sanmayın sakın.
Asla yok. Şimdi romantizmi kötülemek istemiyorum ya.
Güzel bir şey tabii ki ama yani tadında.
Herkesin anladığı romantiklikle benim romantizm anlayışım.
Bir değilmiş gibi geliyor çoğu zaman.
Neyse bu konumuz değil.
Şimdi konumuz ilişkilerin aslında eksik yanlarımızı tamamlamak için gelmemesi üzerine.
Ana çıkarımım bu oldu benim düşündüğüm üstüne gerçekten.
Ve kimse seni senin yerine seçmeyecek diye bir cümlem var.
Bu bölümün bence spotu bu.
Bir ilişkide sürekli hani neden böyle yapıyor diye soruyorsan asıl soru Şu olmalı.
Ben neden bunu kabul ediyorum?
Birçok insan ilişkiye şunun umuduyla giriyor.
Yalnızlığım geçsin, hayatım anlamlansın, kendimi daha değerli hissedeyim.
Bu net yani. Bu üçü tik tik tik herkes bir şapkasının önüne alsın.
Eğer mutsuzsan, sen kendin mutsuzsan nerede olursan ol yani bu hayatının en yakışıklı adamıyla bir ilişki içerisindeysen de mutsuz olursun.
Aşk sorun çözmüyor.
Yani sorunları büyütüyor.
Ve ilişkilerde acı veren şey çoğu zaman karşımızdaki değil.
Bizi yaralayan şey çoğu zaman gördüğümüz gerçek değil de insanların sana kim olduklarını erken göstermesi.
Ama biz buna inanmak istemiyoruz.
Çünkü umut gerçekle yüzleşmekten her zaman daha konforlu.
Yani sosyolojik olarak da bakıldığında modern ilişkilerdeki belirsizlik kültürü.
hani yani net olmamak da günümüzde artık bir kaçış stratejisi yani biliyorsun.
Özgüvensizsen ilişkide daha görünür oluyor bu.
İşte terk edilme korkun varsa her şeyden tetiklenebilirsin bununla ilgili ve eğer sınırlarını korumuyorsan, sınırı koymuyorsan daha çok ilişkinin içerisinde
kaybolmaya müsait oluyorsun.
Özünde ilişkinin seni iyileştirmeyeceğini kabul etmen lazım.
Sen iyiysen ilişkin de iyi olacak.
Bu yüzden hani bazı insanlar var bence hani ilişkin varken daha kötü oldum falan diyen.
Çünkü sorun değil yani.
Sorun sensin.
Sadece ilişki içerisinde bu daha görünür hale geliyor.
Ve hani doğru kişi diye atfettiğimizde bir şey var ya doğru adam, doğru kadın her neyse.
Yani doğru kişi gelince de her şey kolay olmuyor.
Allah'ım ne kadar pesimistim.
Neyse. Şimdi geldik tüm romantik mitlerin yıkıldığı yere.
Çünkü yani doğru insan bile hani zorlar.
Çünkü günün sonunda Kurduğun bir yakınlık oluyor ve o yakınlıkta kaçtığın her şey ortaya çıkıyor.
Sabırsızlığın, kontrol ihtiyacın olabilir, değersizlik duygun olabilir.
Bunların hepsi kendi kendine yaşadığında değil biriyle yakın temasta olduğun zaman ortaya çıkacak şeyler.
Çünkü aşk dediğimiz, ilişki dediğimiz haller rahatlık değil.
Bir temas hali ve acı bir gerçek.
potansiyeline aşık olmak.
Gözünde büyüttüğün, idealize ettiğin birini aşk sanmaya çok meyillisin.
Sen de meyillisin, ben de meyilliyim.
Ben bunu çok yaptım. O yüzden biliyorum.
O aşk falan değil. Bu arada bir sandırı gibi bir şey yani.
Bunu isterseniz diyemezsin.
Orada bir hasbihal edelim.
Çünkü insanlar Bunu daha çok sanırım kadınlar mı yapıyor ya?
Buna çok emin değilim.
Erkek gözünden hiç biriyle bunu konuşmadım.
O yüzden hani tek taraflı bir yorum olacak.
Ama yani yorum yapmak isteyen bir erkek varsa da neden dinlemeyelim değil mi?
İnsanlar gerçeği değil.
Potansiyeline aşık oluyor derken neyi kastediyorum?
Aslında çok iyi biri.
Biraz neyse zamanla düzelir.
Ben onu düzeltirim. Zaten en büyük hata.
Bunların hepsini çöpete at.
Böyle çöpete at.
Yeni bir kavram gerçekten.
Çöpete at. Sepete at.
Çöp sepetine at. Bir insanın kim olabileceğine değil.
Şu an kim olduğuna bak.
Birini sevmekle birinin kim olabileceğine tutunmak arasında çok çok çok ince bir çizgi var.
Ve biz çoğu zaman o insanın gerçek haline değil ihtimale aşık oluyoruz.
Ve sonra gerçek gelip böyle Kapımızı çaldığında neden böyle diye soruyoruz.
İlişkiler hayalle değil yani gerçekle yürür.
Ve bunu fark ettiğinde de kalmak zorunda değilsin.
Bir ilişkide kalmak bir başarı değil.
Mutsuzsan, sürekli kendini küçültüyorsan, güvende hissetmiyorsan gitmek kesinlikle bir başarısızlık değil, öz saygıdır.
Çünkü ilişki seni tamamlamaz.
Doğru insan her şeyi çözmez.
Kendinle yüzleşmeye cesaretin varsa ilişki seni büyütür.
Belki de ilişkiler zor olduğu için değil, biz onları yanlış beklentilerle kurduğumuz için yorucu.
Yani sen zaten kendinle kavgalıysan ilişki de bu kavgada iki kişilik oluyor.
Yorgunsan daha çok yoruluyorsun, eksik hissediyorsan o eksik daha da böyle bağırıyor yani.
Etin bunlar da ilişki problemlerini ortaya çıkartıyor.
O yüzden sorun ilişki değil, ilişkiden beklediğimiz şey.
Aşk seni kurtarmak için gelmez dedim biraz önce ama...
Sen kendini kurtarmaya çalışmayı bıraktığında yanına oturabilir.
Bunu da eklemiş olayım.
Belki de burada biraz durmak gerekiyor.
Çünkü aşk meselesi sadece iki kişi arasında geçen bir hikaye de değil.
Bir dönemin, yaşadığın zamanın, kültürün ve yalnızlık biçiminin de hikayesi.
Bugün ilişkilerden bu kadar çok şey beklememiz tesadüf de değil.
Modern dünyada, hadi modern toplumda diyelim.
Aile küçüldü, mahalleler dağıldı, aidiyet alanları daraldı.
sosyolog Bauman'ın dediği gibi hani ilişkiler akışkanlaştı aslında.
Bağ kurmak istiyoruz ama bağlanmaktan korkuyoruz.
Yakınlık arıyoruz ama işte kaybolmaktan endişeleniyoruz falan ama hani psikolojiye döndüğümüz zaman o çok net bir şekilde bize şunu söylüyor.
Bir ilişkiye ne kadar çok ihtiyacın var duygusuyla girersek o ilişki o kadar kırılgan oluyor.
Çünkü sevgi eksikliği kapatmak için kullanıldığında üzerine yük bindirilen bir şeye dönüşüyor.
Ama şunu da unutmamakta fayda var bence.
İnsan bağ kuran bir canlı.
Hepimiz sosyal varlıklarız ve sevgi istemek zayıflık değil.
İşte yalnız hissetmek kişisel bir kusur değil yani bu çağın ruhu.
Bir iki hafta önce yalnız tam bahsettik yani bunların hepsi birbiriyle ilintili aslında.
Asıl mesele şu olabilir diye düşünüyorum.
Aşkı bir kurtuluş olarak mı görüyoruz yoksa bir karşılaşma olarak mı?
Bu önemli bir soru.
Bunun üstüne ben de düşüneceğim.
Şimdi geldi aklıma konuşurken konu konuyu açtı.
Yani işin özünde çünkü fark ediyorum ki aşk kimseyi hayattan hayatta olduğu yerden Kaldırıp başka bir yere götürmüyor.
Hayatın tam ortasında, olduğun yerde karşına çıkıyor ve şunu soruyor.
Kendinle ne kadar temastasın?
Belki de iyi bir ilişki her şeyi çözen değil, her şeyle birlikte kalabilen bir ilişki diyebiliriz günün sonunda.
Birlikteyken de kendin kalabildiğin, yalnızken de dağılmadığın, yani birini bulmaktan çok kaybetmemeyi öğrenmek çoğunlukla.
Yani cevabı hemen bulmak zorunda değilsin.
Ama şu soruyu tekrar soruyorum.
Bölümü bu soruyla kapatmak istiyorum.
Aşkı bir kurtuluş olarak mı görüyoruz?
Yoksa bir karşılaşma olarak mı?
Yorumlara yazabilirsin, DM atabilirsin Instagram'dan.
Belki üstüne biraz daha birlikte bakarız.
Üzerine biraz daha konuşuruz.
Merak ediyorum sen ne düşünüyorsun.
O zaman haftaya perşembe görüşürüz.
Saat 6.30'da.
Yayına koyacağım bu bölümü de tüm bölümlere olduğu gibi.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
