
Transkript
Nikola Tesla'nın özel hayatı hakkında pek bir bilgiye sahip olmadığımız zamanlar vardı.
Tesla'nın ölümünden bir yıl sonra 1944 yılında çıkan Anlaşılamayan D.H.
kitabı uzun bir süre Tesla'nın hayatına dair temel eser olarak görülüyordu.
Ve bu biyografide bile Tesla'nın özel hayatında merak ettiğimiz kısımlara dair tatmin edici bir bilgi göremiyorduk.
Fakat ilerleyen yıllarda iş değişecekti.
Zamanla Tesla hakkında bilgiler ortaya çıkmaya başladı.
İnsanlar bu adam hakkında bilgiler öğrendikten sonra daha yüksek bir titizlikle Tesla'nın yaşamındaki bilinmeyenleri araştırmaya koyuldular.
Ve son portrede karşımıza asla beklemediğimiz özelliklere sahip.
Belki de dünyanın en enteresan kişisi çıkmaktaydı.
Tesla ile ilgili kabataslak bir yorum yapmak istesek, kendisinin içe kapanık, tüm zamanı çalışmakla geçen, sıkıcı bir işkolik olduğunu düşünebiliriz.
Oysa Tesla tahmin edebileceğinizden çok daha renkli, farklı yönlü ve naif bir ruttu.
Ve ben de bu podcastte Tesla'nın hayatını aktarmaya çalışacağım.
Hazırsanız başlayalım. Nikola Tesla 1856 yılında 9 Temmuz'u 10 Temmuz'a bağlayan gece Hırvatistan'ın Lika bölgesindeki bir köyde dünyaya geldi.
Babası bir papazdı ve şiire, edebiyata karşı bir merakı vardı.
Tesla'nın çevresindeki insanlar pek okuma yazmaları olmasa da kültürlerindeki şiirleri, masalları, dansları sağlam bir muhafazakarlıkla koruyan, hayata karşı güçlü bir duruşu olan insanlardı.
O dönem Hırvatistan'da bir erkek çocuğunun izleyeceği rota belliydi.
Ya asker olacaktı ya da din adamı.
Kız çocukları da ya bir askerle ya da din adamıyla evlenmişti.
Tesla'nın babası annesine kıyasla daha kültürlü gözükse de Tesla biliyordu ki zekasını ve yaratıcılığını annesinden almıştı.
Tesla'nın annesi tam anlamıyla bir mucit ev kadınıydı.
Ev eşyalarını birleştirerek yeni parçalar yaratır ve kendi işini kolaylaştırırdı.
Tesla da küçüklüğünden beri annesindeki bu pratik ve yaratıcı zekanın farkında olur hatta içten içe keşke annem kadınların önünün açıldığı bir yerde dünyaya gelseydi diye düşünüp annesinin köyden çıkamayan potansiyeline
üzülürdü. Nikola da babasından etkilenip şiirler yazmaya başladı ve kendisi bu alışkanlığını ömür boyu bırakmadı.
Evet Tesla hayatı boyunca yer yer şiirler yazan birisiydi.
Bilimsel tarafı kadar sanatsal tarafı da vardı.
İcatlarına ise 5 yaşında başladı.
Köydeki suç haklarından farklı ve daha efektif bir suç harkı icat etmesiyle dikkatleri üzerine çekmişti.
Tabi Tesla'nın küçük yaştaki bazı icatları fiyaskoyla sonuçlanıyordu.
Örneğin bir keresinde Evden bir şemsiye çalmış ve rüzgarlı bir havada ahırın çatısına çıkarak şemsiyeyle beraber kendini aşağı atıp uçabileceğini ummuştu.
Yere çakılan küçük Tesla bilincini yitirmiş ve annesi onu yatığına taşımıştı.
Hiç öyle içine kapanık uysal bir çocukluk geçirdiğini düşünmeyin.
Nikola Tesla'nın çocukluğu yaramazlıklarla doluydu.
Bir keresinde köyünde sosyete bir kadınla talihsiz bir olay yaşamıştı.
Bu kadın kendini aşırı beğenen, süslenmeyi çok seven ve hizmetçileri olan birisiydi.
Bir gün kiliseye gelen bu kadın merdivenlerden çıkarken küçük Tesla da kontrolsüz bir şekilde merdivenden iniyordu.
En son kadının üstüne çullandı ve kadının o pahalı ve gösterişli elbisesi cart diye yırtıldı.
Bu olay üzerine Tesla'nın babası öfkeden kıpkırmızı olmuştu ve oğlunun yanığına bir tokat indirdi.
Tesla babasından yediği bu tokadı asla unutmadı.
Ama bu yaramaz çocuğun köy halkı tarafından takdir edildiği anlar da vardı.
Örneğin bir keresinde köylüler nehirdeki bir borudan su fışkırtmaya çalışırken su da borudan bir türlü akmıyordu.
Tesla olayı hemen anladı.
Borunun nehir içinde büküldüğünü hissetti ve nehrin içine dalıp boruyu düzeltti.
Tessa bu yardımından sonra köy halkı onu kısa süreliğine de olsa kahraman gibi görmeye başladı.
Ve omuzlarında taşıdı. Bu çocuğun hayatta kalması bile mucizeydi.
Tessa birçok sefer boğulmaktan son anda kurtuldu.
Bir seferinde az kalsın kaynayan süt fıçısının içine düşüp haşlanacaktı.
Ve yangında yanmaktan kılpayı kurtulduğu bir anda olmuştu.
Ama bu olayları Tessa'nın çocukluk travması olarak lanse etmek doğru olmaz.
Haylazlın bedeli diyebiliriz en fazla.
Fakat Tessa'nın daha 5 yaşındayken yaşadığı bir olay ifadenin tam anlamıyla çocukluk travması olacaktı.
Testa'nın abisi o sıra 12 yaşındaydı.
Aileye hediye edilen bir arap atını sürüyordu.
Ama bu atla yaşadığı bir kaza sonrası o kadar ciddi yaralandı ki Hayata tutunamadı.
İşte abisinin daha çocuk yaştaki bu ölümü Tessa'nın travmasıydı.
Bu olaydan sonra o çocukkenki özgüveni zedelenme sürecine girdi.
Çünkü ne zaman çarpıcı bir iş yapsa ailesinin aklına abisi geliyordu.
Tessa da giderek daha içine kapanık bir çocuğa dönüştü.
Gitgide takıntıları ve fobileri ortaya çıktı.
Örneğin küpe takan birisini gördüğünde midesi bulanıyordu.
Asla birisinin saçına dokunamazdı.
Ve yedi yemeklerin hacmini hesaplamadan onları mideye indiremezdi.
Tesla abisinin ölümünden sonra kendisini ailesine karşı mahcup hissetmeye başladı.
Sonuçta ciddi bir acı yaşamışlardı.
Aile, Nikola'nın da başına bir şey gelmesini kaldıramazdı.
Tesla da daha küçük yaştan kendisine sıkı bir disiplin uygulamaya başladı.
Artık daha çalışkan, daha uslu bir çocuk olacaktı.
Bu süreçte dışarıda başını belaya sokmaktansa babasının kütüphanesine sardı.
Ama sarmak ki ne sarmak?
Tesla geceleri saatlerce mum ışığında kitap okuyordu.
Babası da en son Tesla'ya mum vermeyi yasakladı.
Ama Tesla bu sefer de odasındaki kapının anahtar dili ve boşluklarını kapatıyor ve içeride yaktığı mum ışığının dışarıya yansımamasını sağlayarak kitap okumaya devam ediyordu.
Bu başlarda hiperaktif ama sonradan içine kapanmış çocuğun okuduğu bir roman zihin yapısını değiştirecekti.
Kitabın ismi Aba'nın oğluydu ve bu kitap Tesla'ya iradenin gücünü göstermişti.
Bu kitaptaki öz disiplin ve irade kavramları Tesla'nın mühendis olduğu zamanlarda bile aklında olacaktı.
Fakat şöyle bir sıkıntısı vardı.
Babası Tesla'nın mühendis olmasını değil de kendisi gibi bir din adamı olmasını istiyordu.
Başına gelen hayırlı bir felaketse mühendis olmasındaki yolu açacaktı.
Tesla o dönem ortalığı kasıp kavuran kolera salgınına yakalanmıştı.
Tam 9 ay yataktan çıkamadı.
Doğru dürüst hareket bile edemedi.
Babası bir oğlunu zaten kaybetmişti ve ikincisini de kaybedemezdi.
Bu süreçte oğlunun yanına gidip onunla ilgileniyor, neşelendirmeye çalışıyordu.
Tesla babasına şu sözü söyledi.
Belki mühendislik okumama izin verirsen daha iyi olabilirim.
Babası evladının hayatı boyunca bir din adamı olmasını istemişti.
Ama o andan sonra Tesla'ya engel olmayacaktı.
Tesla Avusturya'daki bir politeknik okuluna yazıldı.
Burada sabah 3'den akşam 9'a kadar çalıştığı feci bir rutine sahipti.
Ve 2 yıllık öğrenimi tek yılda halletmek istiyordu.
Bu süreçte tabii takıntıları da arttı.
Kendisinin bir işe başladı mı sonunu getirme gibi bir saplantısı vardı.
Mesela bir ara Walt Hare'ın kitaplarını okumaya başladı.
Ve yazarın tüm kitaplarını okumak istedi.
Ve kısa sürede tam 100 ciltlik kitap serisini bitirdi.
Ayrıca bu aralar doğru akım üzerine düşünmeye ve bu akımı daha verimli bir hale getirmeye uğraşıyordu.
Doğru akım muhabbetine podcast'in...
ilerleyen kısımlarında tekrar döneceğiz.
Tesla üniversitede okurken aldığı burs kesilince zorluğa düştü.
Oradan buradan borç toplamakla da yapamayınca en son kumar oynamaya başladı.
Kağıt oyunlarında pek iyi değildi ama Bilardo'da muhteşem işler çıkarıyordu.
Fakat bu düzensiz hayat biçimi ve kumar alışkanlığı en son okulunu bırakmasına sebep olacaktı.
23 yaşındaydı ve kendi parasını kazanması gerekiyordu.
Doğru düzgün bir iş bulamadı ve en son aile evine geri döndü.
Bu yıl babasının da öldüğü yıldı.
Tesla 24 yaşına geldiğinde tekrar üniversitede şansını denemek istedi ve kumar oynamayı ciddi derecede azalttı.
Peki Tesla'nın kumarbaz olmasını engelleyen etmen neydi?
Babası Tesla'nın kumar bağımlılığına bağırarak, çağırarak ve onu aşağılayarak engellemeye çalışırdı.
Oysa annesinin tepkisi farklı olurdu.
Kocasının bu bağırma çağırmasının boş olduğunu bilirdi.
Çünkü değişmek istemeyen bir insanı kimse değiştiremezdi.
Anne oğluna sadece şöyle dedi.
Hadi git kumarını oyna. Senin borçlarından dolayı biz de her şeyimizi kaybedeceğiz.
Ama sana bir şey olmaz. Bunu da atlatırsın.
İşte annesinin bu cümlesi ne baba gibi öfkeliydi ne de bağırış çağırış içeriyordu.
Fakat kurduğu ifadeler o kadar testanın içine oturdu ki annesinin sözleri üzerine kumarı bırakmasını şu ifadelerle açıklıyordu.
O zaman orada arzumun üstesinden geldim.
Yalnızca vazgeçmedim. Küçük bir izini dahi bırakmayacak şekilde bu şehveti yüreğimden söküp attım.
Tesla'nın annesinin köy şartlarına rağmen evindeki eşyalara karşı ne kadar yaratıcı olduğunu fark ettiniz değil mi?
Sonuçta Tesla o mucitlik tarafını annesinden almıştı.
Ve annesi günümüzde yaşasaydı evindeki aletlere nasıl hakim olacağını düşünün.
Hele ki günümüzün teknolojisiyle.
Örneğin kendisi ev aletlerini kullanırken eminim ki yapay zekadan faydalanırdı.
Ve ben de sizlere bu bölümün sponsoru olan Samsung'un Bespoke yapay zeka teknolojisinden bahsetmek istiyorum.
Samsung'un yapay zeka destekli teknolojileriyle evde enerji tasarrufu...
Sağlamak artık çok kolay. AI enerji modu sayesinde %70'e varan enerji tasarrufu yaparken çevreye de katkıda bulunabilirsiniz.
Böylece hem bütçeniz hem de gezegenimiz kazançlı çıkar.
Bu akıllı yaşamı daha verimli hale getiren ise SmartThings uygulaması.
Evinizdeki akıllı Samsung cihazlarınızı tek bir uygulamadan hem evde hem de dışarıda kontrol ederek her şeyin uyum içinde çalışmasını sağlayabilir.
Rutinler oluşturabilirsiniz. Her açıdan verimliliğinizi arttırabilirsiniz.
Samsung ürünleri dayanıklı yapısıyla uzun yıllar güvenle kullanılabilirsiniz.
Seçili buzdolabı, çamaşır ve kurutma makinelerinde, kompresör veya motorda 20 yıl dijital imörter garantisi sayesinde ilk günkü performansı korur ve size uzun süre eşlik eder.
Kullanıcılar, Bespoke AI serisi ürün grupları sayesinde günlük yaşamlarını, ürünlerini, kişiselleştirme özellikleri ve optimize tasarımlarıyla dönüştürebilirler.
Ayrıca AI özellikleri ve SmartThings bağlantısıyla donatılmış ev aletleriyle ekosistemlerini en yeni Samsung teknolojileriyle genişletebilirler.
Bespoke teknolojisine dair daha detaylı bilgi içeren Samsung sayfasını ve ayrıca Bespoke destekli buzdolabı ve çamaşır makinesinin linklerini bu podcastin açıklama kısmında belirttim.
Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.
Tesla'nın başka zararlı alışkanlıkları da vardı.
Kahve ve sigara bağımlısı olması mesela.
Ve hayatının ilerleyen dönemlerinde de nasıl ki kumarı bıraktıysa sigaradan ve aşırı kahve tüketiminden kurtuldu.
Tesla 25 yaşına gelmişti.
Amcasının bir tanıdığı sayesinde Budapest'teki bir telgraf şirketinde işe başladı.
Düşük maaş alması ve tam anlamıyla bir mühendislik yapmıyor oluşu içini sıkıyordu.
Ama en azından artık çalışıyor ve kendi parasını kazanıyordu.
O sıralarda ünlü ve zengin muciz Thomas Alva Edison, şirketlerinin bir şubesini de Budapest'te açacağını duyurmuştu.
Ve kader yavaş yavaş Tesla ve Edison'ı yan yana, daha doğrusu karşı karşıya getirecekti.
Ama halen bu buluşmaya biraz süremiz var.
Biz devam edelim. Tesla işe girmesiyle sağlık konusunda sıkıntılar baş gösterdi.
Kalp atışları düzensizdi.
Arı sıra titremeler yaşıyordu ve geceleri doğru dürüst uyuyamıyordu.
O sırada Anital isimli bir arkadaşı ona egzersiz yap tavsiyesi verecekti.
Hatta bu ikili sık sık uzun yürüyüşlere çıkmaya başladı.
Egzersiz ve yürüyüş hayatına katan Tesla'nın sağlık sorunları da gerilemişti.
Evet spor önemli arkadaşlar. Tekrardan hatırlayalım bu gerçeği.
Tesla'nın aklında birkaç yıldır süre gelen bir problem vardı.
Üniversite zamanından beri doğru akım üzerine düşünüyor ve doğru akımdan daha etkili bir yöntem, bir alternatif keşfetmek istiyordu.
Bir ikindi vakti onu egzersize başlatan arkadaşıyla yolda yürürken Tesla, götenin faustundan pasajlar okuyordu.
Tam o sırada zihninde bir fikir çaktı adeta.
Tesla titremeye, heyecanlanmaya başladı.
Arkadaşı da endişelendi tabii.
Tesla hemen bir dal parçası buldu ve toprağa diagram çizmeye başladı.
Akımın bir sarkanç, bir salınım hareketi yaptı.
Alternatif akım diye bir şeyin...
olabileceğini düşündü. Tesla'nın o aydınlanma anında yeni bir hayat amacı da belirmişti.
Doğru akım yerine alternatif akımı hayata geçirmek, deneylerle alternatif akımın gücünü göstermek ve elektrikte, fizikte, insan hayatında bir devrim yapmak.
Ama tabii ki alternatif akım sadece bir fikir olarak kalırsa insanlar onu ciddiye almayacaktı.
Kendisinin alternatif akımla çalışan makineler yapması gerekiyordu ve uzun yıllarını alternatif akımı benimseyen aletler geliştirmeye harcayacaktı.
Tesla bu aydınlanma anını hayatımda hissettiğim en eksiksiz, zihinsel Saadet haliydi olarak ifade etmişti.
Durmadan hayaller kuruyor.
Zihninde laboratuvarlar tasarlayıp deneyler yapıyordu.
Artık büyük oynaması lazımdı.
Ve tabii ki büyük oynamak için büyük bir şirket gerekiyordu.
26 yaşındayken aile dostları sayesinde Edison'ın Paris'teki bir şirketinden iş teklifi alacaktı.
Edison'a büyük bir iştahla alternatif akımı anlatmaya hevesleniyordu.
Sonuçta Tesla'da bir fikir vardı.
Edison'da ise para ve imkan.
İkisi güçlerini birleştirirse alternatif akım dünyayı ele geçirebilirdi.
Ama çevresinden öğrendiğine göre Edison yeniliğe pek açık olmayan bir insandı.
Tesla'nın Edison'la görüşmesine halen biraz daha zamanımız var.
Bu sırada kendisi Paris'te yeni işinin keyfini çıkarıyor.
Bolca yürüyüşler yapıyor, nehirde yüzüyor ve alternatif akım hayaliyle yaşama tutunuyordu.
Çalıştığı şirketin imkanları sayesinde alternatif akımla çalışan bir motor inşa etmeyi becerdi.
Ve alternatif akımın doğru akıma kıyasla ne kadar güçlü olduğunu iliklerine kadar hissetti.
Edison şirketinde sadece doğru akım kullanıyordu.
Ama Tesla, alternatif akımın gücünden o kadar emindi ki, Edison'ın da en son doğru akım kullanmaktan vazgeçeceğini zannediyordu.
Burada kaçırdığı nokta, Edison'ın görünenden çok daha inatçı, hırslı ve kibirli biri olduğuydu.
Artık Edison'la Tesla'nın karşılaşma zamanları gelmişti.
Tesla'nın şirketinde bir üst düzen yönetici, Tesla'daki bu potansiyeli gördükten sonra Tesla'yı Amerika'ya, Edison'ın yanına yollayacaktı.
Tesla Amerika'ya ayak bastı.
Cebinde sadece birkaç kuruş para, karaladığı şiirler ve bazı makale taslakları vardı.
Tam bir çulsuz bilim adamı görüntüsündeydi.
28 yaşındaydı, parasızdı, dikkat çekmiyordu.
Ama fikirlerindeki potansiyele güveniyor ve ileride kazanacağı hayatı biliyordu.
Banker Bilo'da bir sahne vardı hatırlarsanız.
Bilo ve arkadaşı İstanbul'a gelip kaybolmuşlardı.
Tesla da benzer bir şekilde Amerika'da kayboldu.
Ve bir türlü Edison'ın şirketine varamadı.
Polise, vatandaşa sora sora ilerliyordu.
Bu sırada bir dükkanın yanından geçti.
Dükkan sahibi bir makineyi bozmuştu ve makineyi küfürler ediyordu.
Tesla da tüm o telaşına rağmen dükkanda durdu ve adamın makinesini tamir etti.
Adam o kadar memnun olmuştu ki Tesla'ya 20 dolar verdi.
Bu olay Tesla'ya ısınmamızı sağlayan olaylardan sadece birisi.
O kadar stresin altında bile insanlara yardım etmekten çekinmiyor.
Edison ve Tesla buluşmasına geçmeden evvel kısacık Edison'dan bahsetmemiz lazım.
Edison da gerçekten şahsına münasır, ilgi çekici bir adamdı.
Neşeli olduğu gibi yeri gelince çok kaba da olabiliyordu.
Tam bir patronlu ve görev adamıydı.
Disiplini, zekası ve hırsıyla ismini Amerika'ya duyurmuş ve bu başarıyı da sonuna kadar hak etmişti.
Ayrıca akademisyenlere karşı pek sempati beslemiyordu.
Akademisyenler teoride sayıda boğuluyor, oysa biz mühendisler gerçekten dünyayı değiştiriyoruz mimarinde ifadeler kullanarak akademisyenleri aşağılamaktan çekinmezdi.
Tesla sonunda Edison'ın huzuruna çıkacaktı.
Tesla'nın elinde üst düzey birinden gelen referans mektubu bile vardı.
Tesla referans mektubunu Edison'a uzattı.
Mektupta şöyle yazıyordu. Edison, iki müthiş adam tanıyorum ve sen bunlardan birisin ve diğeri de karşındaki bu genç adam.
Tesla gerçekten de karizmatik bir referans mektubu sunmuştu.
Daha sonra Tesla büyük bir iştahla alternatif akımdan bahsetti.
Bu akımla yaptığı makineleri anlattı ve alternatif akımın dünyayı nasıl ele geçirebileceğini söyledi.
En sonunda Edison'ın cevabı şu oldu.
Ağır ol, bana bu safsatalardan bahsetme.
Edison alternatif akım fikrini beğenmemişti.
Tehlikeli bulmuştu. Amerika'da doğru akım kullanılıyor ve insanlar da bu durumdan razı.
Benim de işime geliyor dedi. Tesla hayal kırıklığına uğramıştı.
Edison da bu adama başka bir iş teklif etti.
Bir geminin aydınlatma şebekesini tamir etmesini isteyecekti.
Tesla aynı gün çalışmaya başlamış ve ertesi gün şebekeyi başarıyla tamir etmişti.
Edison şirkette bu şebekeyi bu kadar kısa sürede kimsenin tamir edemeyeceğini biliyordu.
Tesla Edison'a gelip de tamir ettim deyince Edison tek bir kelime bile söylemedi.
Aferin bile... Sadece ona baktı ve uzaklaştı.
Uzaklaşırken fısıldadığı ses şöyleydi.
Bu herif gerçekten de esaslı birisi.
Tesla bu fısıltıyı duymuştu.
Edison Tesla'nın alternatif akım hevesini tasvip etmese de bu adamın mühendislik konusundaki yeteneğini yok sayması mümkün değildi.
Tesla hem aşırı zeki hem de aşırı çalışkandı.
Edison da Tesla'nın yeteneğinden kendi çıkarı adına istifade etmek istedi.
Tesla Edison'ın şirketindeki makineleri daha verimli bir hale getiriyor.
Şirketi adeta seviye atlatıyordu.
En son Edison Tesla'ya esaslı bir iş verdi.
Şirketteki belli dinamoları daha da geliştirebilirse Tesla'ya tam 50 bin dolar vereceğini söyledi.
Tesla alternatif akım hayalini bir kenara bırakıp bu yeni görevine odaklanacaktı.
Para önemliydi sonuçta ve Tesla aylar süren sıkı bir çalışma rutinine girdi.
Bu kısımda Edison ve Tesla'nın karakter farklılıklarına değinmek faydalı olacaktır.
Edison Tesla'dan pek az etmiyordu.
Burayı anlamak kolay. Çünkü Edison Tesla'yı o sevmediği akademisyenlere benzetiyordu.
Edison'a göre Tesla durmadan teori üzerine kafa patlatıyor ve deneyden kaçıyordu.
Benzer şekilde Tesla da Edison'daki teorik zeminin eksikliğini yadırgıyor ve bu adamın bir deney bağımlısı olduğunu düşünüyordu.
Edison durmadan deneyler yapıyordu ama oysa bu deneyin teorisi üzerine biraz kafa yorsa Tesla'ya göre o kadar deney yapmasına gerek kalmayacaktı.
Ayrıca Edison Tesla'ya laf atmayı da severdi.
Tesla'nın Hırvatistan'ın bir köyünden geldiğini öğrenmiş ve bu bölgeyi daha önce hiç duymamıştı.
O da Tesla'ya sizin köyde insan eti yolar mıydı benzeri bir soru sormuş ve onu rencide etmeye çalışmıştı.
Tesla da ilerleyen yıllarda Edison için bu adamın pasaklı ve tek yönlü olduğundan dem vuracaktı.
Tesla'nın kendisi sanata ve edebiyata ilgiliydi.
Oysa Edison, Tesla'ya kıyasla çok daha tek yönlüydü.
Üstelik eğer Edison'ın karısı olmasa, bu adamın mikroplar içinde yaşayabilecek kadar duyarsız olduğunu düşünüyordu Tesla.
Anlayacağınız bu iki karakter sadece bilimsel fikirler açısından değil, her açıdan birbirleriyle uyuşmayan.
Kimyanın tutmadığı ve asla tutmayacağı yapıya sahip iki insandı.
Şimdi Edison'ın Tesla'ya verdiği o 50 bin dolarlık işe geri dönelim.
Tesla uzun uğraşlar sonunda bu işi tamamlamış ve parasını almak için Edison'ın kapısını çalmıştı.
Edison ona sadece şu cevabı verecekti.
Senin, biz Amerikalıların espri anlayışından haberin yok anlaşılan.
Tesla o an Edison'dan büyük bir kazık yediğini anlamıştı.
Öfkeyle istifa edeceğini söyledi.
Edison da bunun üstüne maaşına biraz zam teklif ederek Tesla'nın sinirini daha da bozmuştu.
Tesla odadan çıkıp gitti.
Ama problem şuydu. Tesla'nın istifa ettiği dönem, yani 1884 yılında, Amerika ciddi bir ekonomik kriz içerisindeydi.
İş bulabilmenin ve geçinmenin zor olduğu bir dönemde istifa etmesi, Tesla'yı bir süre süründürecekti.
Tesla da çareyi, madem ki başkalarının şirketinde yapamıyorum, o zaman kendi şirketimi açayım demek de buldu.
Tesla laboratuvarını kurdu ve hemen çalışmalara başladı.
Piyasadakinden çok daha dayanıklı ve ekonomik bir lamba üretmeye başladı.
Ama şirket henüz çok genç olduğundan ve ekonomik krizden dolayı bir türlü büyüdü.
Tesla Edison'dan sonra yine dumura uğramıştı.
Tesla bu süre zarfında 29-30 yaşlarında hayatının en zor dönemlerinden birini yaşadı.
Para kazanmak adına sokakta işçilik bile yapmıştı.
O sırada yine bir tanıdık vasıtasıyla A.K.
Brown isminde bir telgraf şirketinin yöneticisiyle tanıştı.
Brown Edison gibi değildi.
Yenilikleri açıktı ve Tesla'dan alternatif akım fikrini duyar duymaz gözleri parıldamaya başladı.
Brown'un destekleriyle Tesla tekrar bir şirket açtı.
Tesla bu şirketinde alternatif akımın gücünü duyurmaya kararlıydı.
Projeleri dikkat çekti ve en sonunda Mühendislik Enstitüsü'nden seminer daveti aldı.
Tessa bu seminerde yaptığı konuşmada daha önceleri pek fark etmediği bir yeteneğini keşfetti.
Kendisi muhteşem bir hatipti.
Etkili bir konuşma tarzıyla izleyicileri büyüleyebiliyordu.
Bu sırada George Westinghouse ismindeki varlıklı bir yatırımcı Tesla'nın fikirlerinden çok etkilendi.
Bu Westinghouse ismini unutmayın çünkü hikayemizin önemli figürlerinden biri.
Tesla Westinghouse'u laboratuvarına davet etti.
Westinghouse bu laboratuvarda adeta çocuklar gibi neşeliydi.
Tam olarak makinelerin nasıl çalıştığını anlamasa da karşısında duran Tesla'nın potansiyeline güveni tamdı.
Maddi olarak Tesla'nın elinden tutacaktı.
Westinghouse ve Tesla bir anlaşma imzaladılar.
Sonunda Tesla'nın maddi açıdan kaygıları kalmayacaktı.
yatırımla sadece işine odaklanabilecekti.
Bu sırada tüm bu gelişmelerden kim hoşnutsuz dersiniz?
Tabii ki Edison. Edison, Westinghouse ve Tesla ortaklığından sonra daha da hırslanmıştı.
Ne yapıp edip alternatif akımın popülerlik kazanmasını engellemeliydi.
Çünkü günün sonunda Edison'ın başarı kriteri paraydı.
Ve doğru akımla çalışan şirketi alternatif akımın yayılmasıyla ciddi darbe alacaktı.
İşte şimdi tam olarak akım savaşları başlıyordu.
Bir tarafta Tesla ve alternatif akım, diğer tarafta Edison ve doğru akım.
Westinghouse da zora düşmüştü.
Rakip şirketler tarafından dava edildi ve belki de bu davaların arkasında Edison'ın parmağı vardı.
Planı çok daha sinsiydi.
Edison'ın laboratuvarının yer aldığı bir mahallede kedi ve köpek sayılarında bir azalma fark edildi.
Bunun nedeni sonralardan açıklığa kavuşacaktı.
Edison çocuklara para vererek onlardan kendisine kedi köpek getirmesini istiyordu.
Ve bu hayvanlara da alternatif akım vererek onları feci şekilde öldürüyordu.
Sonra da bu ölümleri broşürlerle anlatıyor.
İnsanlara bakın alternatif akımın tehlikesini görün diyordu.
Westinghouse tabi ki bu darbelerden sonra pes etmedi.
Ama Edison gibi belden aşağı vurmayacaktı kendisi.
Alternatif akımın neden güvenilir ve güçlü olduğunu makalelerle, akıl yoluyla ortaya koyacaktı.
Edison ise giderek daha çirkinleşmeye başladı.
En son bir idam mahkumunu alternatif akımla öldürmeye kadar ileri gitti.
Üstelik alternatif akım sistemi de doğru dürüst kurulmadığı için bu mahkum feci acı içinde ölecekti.
Edison'ın bu infazla mesajı belliydi.
Bakın alternatif akım böyle ölümcül bir şey.
Siz de bu akımı evlerinize, ocağınıza, çocuğunuzun bulunduğu odalarınıza mı almak istiyorsunuz?
Gerçekten şeytani bir zeka vardı Edison'da.
Tam bir hasımcalık oynuyordu kendisi.
En son bu hırsını şöyle ifade edecekti.
Büyük bir serbet edinmek umurumda değil.
Birisini alt etmek benim için daha önemli.
Ayrıca Westinghouse ve Tesla dostluğunun sadece bu anlaşmayla sınırlı kalmadığını, uzun yıllar sürecek bir kardeş ilişkilerini başlattığını da belirtelim.
Westinghouse gerçekten tüm rakiplerine rağmen Tesla'ya güvenmeyi, inanmayı seçmişti.
Ve Tesla da emeğiyle onun yüzünü asla kızartmadı.
Bu hayat hikayesinin duygusal taraflarından biridir.
Tesla ve Westinghouse dostluğu.
Tesla'nın 30'lu yaşlarının başı zor geçse de aldığı yatırımla 35 yaşına yaklaştığı sürelerde hayatının en güzel anlarını yaşamıştı.
Tesla'nın şöhreti Amerika'dan Avrupa'ya taşmış, nitelikli seminerlerden konuşmacı teklifi almıştı.
Sanki karizmatik bir şovmen gibiydi artık.
O kadar etkileyici konuşuyor, o kadar tutkuyla anlatıyordu ki.
Kendisinin yeni hedefi bir radyo çalışmasıydı.
Ama bu süre zarfında verimliliği düşüş gösterdi.
Nedense geçmişi ve çocukluğu üstüne sık sık düşünmeye başladı.
Aklına annesi normalden daha yoğun bir şekilde geliyordu.
Ve annesinin sağlığının kötüleştiğini içgüdüsel olarak hissediyordu.
Tesla laboratuvar işlerine kısa bir ara verip memleketine dönecekti.
Annesi gerçekten ölmek üzere bir haldeydi.
Tesla annesi son nefesini vermeden ona yetişti.
Ve annesi öldükten sonra bu kadının kendisi üstündeki emeklerini hatırladı.
Babası her ne kadar kültürlü ve bilgili.
bile olsa da Tesla zekasını ve yaratıcılığını anneden almıştı.
Bu kısımda Tesla'nın sezgileri üzerinde durmak istiyorum.
Tesla'nın annesinin kötüleştiğini önceden sezmesi gibi hayatında sezgilerinin doğru çıktığı mistik anlar olmuştu.
Örneğin kız kardeşi de hasta olduğunda Tesla bu hastalığı bilmemesine rağmen kız kardeşine yolladığı mektupta hastalıktan şüphelendiğini söylemişti.
Bir parti çıkışında Tesla konuklardan dönüş trenine binmelerini istememiş ve bilerek onlara treni kaçırmasını sağlamıştı.
Ve o tren daha sonra ciddi bir kaza yapmış, içindeki yolcular da ağır bir şekilde yaralanmıştı.
Tesla 37 yaşındaydı ve çevresinden özellikle bir konuda baskı görüyordu.
Evlilik Arkadaşları Tesla'nın artık evlenmesini istiyordu.
Hatta onu birçok kadınla tanıştırıyorlardı.
Bu kadınların kimi varlıklı, kimi çok güzel, kimi de çok zekiydi.
Üstelik bu kadınlar da Tesla'dan oldukça etkileniyordu.
Ama Tesla her seferinde bu kadınları kibarca reddediyor ve hayatına yalnız bir erkek olarak devam ediyordu.
Bir muhabir en son dayanamamış ve ''Peki sanatçı yaratılışına sahip insanlar için evliliğin uygun olduğuna inanıyor musunuz?'' diye bir soru yöneltmişti kendisine.
Tesla şöyle bir cevap verdi.
Bir ressam için evet, bir müzisyen için evet, bir yazar için evet ama bir mucit için hayır.
Çünkü bu ilk üçünün ancak bir kadının verebileceği ilhama ihtiyaçları var.
Aşkları onları daha büyük eserlere yöneltmeli.
Ama bir mucidin vahşi, arzulu nitelikteki doğası çok yoğundur.
Ve aşkını bir kadına yönelttiği takdirde bilime verebileceği hiçbir şey kalmaz.
Sanmıyorum ki anabileceğimiz çok sayıda evli barklı mucit olsun.
Mucidimiz 39 yaşındayken, 1895 yılının bir Mart sabahında hayatı boyunca kolay kolay unutamayacağı bir trajediyle karşılaştı.
Tesla'nın muhteşem çalışmalar yaptığı laboratuvarı çıkan yangınla kül olmuştu.
Olay geri döndürülemeyecek boyuttaydı.
O kadar aylık hatta yıllık emekler boşa gitmişti.
Bu olay dünya gazetelerine kadar yansıdı.
Başlıklar şöyleydi. Dahi'nin alın teri silindi gitti.
Bir yaşam boyu süren çalışmaların meyveleri kül oldu.
İşin feci tarafı bu trajedi sadece Tesla için değil, insanlık için bir trajediydi.
Her şey yolunda giderken annesinin ölümüyle başlayan olaylar silsilesi sonucu Tesla tekrardan iflasın eşiğine geldi.
Üstelik bu olaydan sonra ölümden döndüğü bir anda olmuştu.
Tesla'nın çalıştığı makineden bir kıvılcım patlamış ve Tesla 3,5 milyon voltluk bir şok yemişti.
Akımın hacmi küçük olduğundan Tesla'ya ciddi bir zarar gelmedi.
Ama az da bu kaza sırasında tahtları köyü boylayacaktı.
Tesla 40 yaşından 50 yaşına kadar olan dönemde üretkenliğine devam etse de meslektaşlarından ve akademisyenlerden ciddi eleştiri aldığı zamanlar yaşadı.
Bir zümre Tesla'yı hayalperest, asla gerçek işler yapamayan kişi olarak görüyorlardı.
Tesla yaptığı işlere devam etse de insanlardan gelen alay ve tepkiden illa ki etkilendiğini söyleyebiliriz.
Edison Tesla'dan şu ifadelerle bahsediyordu.
Tesla her zaman için bir şeyler yapacak olan adam olarak kalacaktır.
Karşımızda 50 yaşında. Kanadı kırık bir mucit vardı.
Bu dönemde karakter dışı diyebileceğimiz davranışlar sergiledi.
Örneğin Tesla, tekrardan eski şöhretine kavuşmak için gazetelere verdiği demeçlerde abartı ifadeler kullanıyordu.
Yapacağı icatları bağlandıra bağlandıra anlatmaya başlamıştı.
Ki bu genelde Edison'ın yaptığı bir şeydi.
Ayrıca güvercinlere sardığı bir süreç başladı.
Tesla yaralı gördüğü veya hoşuna giden güvercinleri evine götürüyor ve onları besliyordu.
Hatta bir gün mistik bir olay gerçekleşti.
Tesla'nın arkadaşı bir yemek sırasında Tesla'yı kaybetmişti.
Ve dışarı çıkıp Tesla'yı ararken...
onu bir parkın içinde buldu.
Ama ne bulmak? Tesla ayağından başına dek güvercinlerle kaplanmıştı.
Ve bazı güvercinler de bu sırada elindeki yemden yiyordu.
Tesla'nın simsiyah takımı güvercinlerin beyazlığından gözükmüyordu bile.
Ürpertici ama zarif bir olaydı.
Hele ki Tesla'nın favori bir güvercini vardı.
Dişi ve bembeyaz olan güvercine Tesla adeta aşıktı.
Bu güvercin ara sıra Tesla'nın odasına gelir ve Tesla da onu iyileştirirdi.
Hayatının eşe kaynağıydı ve Tesla ne zaman bu özel güverciniyle yan yana gelse yaşama dair tüm kaygılarını unuturdu.
Tesla bir gün yatağına uzanıp hayallerine dair düşüncelere dalmışken, Brooke bir his içini kapladı.
İçinden bir güç onu güvercinin yanına götürdü.
Tesla bu güvercinin gözlerinin içine baktığında bu kuşun az bir ömrü kaldığını anlamıştı.
Tıpkı annesinin ölümünü önceden sezdiği gibi bu güvercinin de öleceğini hissetmişti.
Ve sezgisi doğru çıktı.
Favori güvercini ölmüştü.
Tesla, o güvercin ölünce hayatımda bir şeyler de eksildi demişti.
Bu güvercini bir ilham kaynağı, yaşam enerjisi olarak görüyordu.
Ve ölmesiyle de hayatında yeni bir bölüme giriş yapmıştı.
Psikologlar Tesla'daki bu güvercin merakını güvercinin annesini temsil ettiğini söyleyerek açıklıyordu.
Tesla'da hayatının başından beri annesini ilham kaynağı ve zekasını mimarı olarak gördüğünden o beyaz güvercinin de anne yerine geçtiğini iddia ediyordu psikologlar.
Tesla 75 yaşına basmıştı ve bir yakın arkadaşı da Tesla adına şaşalı bir doğum günü partisi düzenlemişti.
Dünyanın dört bir yanından bilim insanları, iş insanları, sanatçılar bu partiye katılmıştı.
Tesla her ne kadar 75 senelik hayatında birçok trajediyle karşılaşsa ve kafasındakileri tam olarak da yapamasa bile bu doğum günü partisinde ona söylenen sözler son derece zarifti.
Artık saçları beyazlaşmıştı doğal olarak, zayıflamış ve yanakları iyice çökmüştü.
Ama o masmavi gözlerine bakan insanlar bu adamın halen bitmediğini biliyorlardı.
Tesla son yıllarında doğal olarak yaratıcılığını, tutkusunu ve sezgisel gücünü bir nemze kaybetmişti.
Daha farklı hobilere sarmaya başladı.
Örneğin bir tane boksörle arkadaşlık kurdu.
Çevresindeki bilim insanları böyle bir mucidin boksörle iletişime geçmesinden utanmışlardı.
Tesla'nın bu arkadaşlığı daha sonra boks maçlarına ilgiye evrildi.
Tesla için ölüm zamanı gelmek üzereydi.
Laboratuvarda çalıştığı asistanına kendisini kötü hissettiğini söyleyerek otel odasına döndü.
Ertesi gün odasının kapısına rahatsız etmeyin yazısını astığı için temizlikçi odaya uğramadı.
Ertesi gün yine bu yazı asılıydı ve temizlikçi yine uğramadı.
Ve en son temizlikçi bu yazıyı yok sayıp odaya girince Tesla'nın ölü bedeniyle karşılaştı.
Bir otel odasında sessiz sedansız ve tek başına ölmüştü.
Nikola Tesla 86 yaşında hayatını kaybetti.
Tesla'nın ölümü Amerika ve Avrupa'daki gazetelerde yer aldı.
Binlerce önemli insan onun hakkında övgüyle bahsediyordu.
Alternatif akım onun hayatı boyunca tam potansiyeline kavuşamasa da daha sonraki yıllar büyük etki kazandı.
Şu an kullandığımız birçok cihazın parmak izinde Tesla'nın dokunuşu olduğunu varsayabiliriz.
Ama bir de bu mucizin hayatına bakıyorsun.
Hiç de öyle kolay bir hayat yaşamamış.
Çocukluğundaki travmalar, abisinin ölümü, laboratuvarının yanması, annesinin ölümü, Edison'dan gördüğü zorbalık, meslektaşlarından gelen tepki.
Böyle bir hayata trajedi diyebilir miyiz?
Tam da trajedi değil aslında.
Tesla'nın tüm engellere rağmen hayata tutunuş şekli olsun, çevresindeki insanlara ve günümüzdekilere verdiği ilham olsun, tüm bu süreçte insanın içini ısıtan zarif bir tarafta var.
O yüzden bu podcast'in ismini Tesla'nın trajedisi değil de zarif trajedisi koymak istedim.
Evet, bölümümüzü bu kısımda bitirmek uygun olacaktır.
Bu podcast'lik benden bu kadar arkadaşlar.
Bir dahaki podcast'lerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
