
Tanrı'nın Sebepsiz Kötülüklere İzin Vermesinin Sebebi Ne?
3 Haziran 2022 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Tanrı'nın belli kötülüklere izin vermesini yine anlayabiliyoruz. Peki ya sebepsiz kötülükler? Hiçbir nedene bağlayamadığımız, aklen hiçbir şekilde kavrayamadığımız bu saçma kötülüklere Tanrı neden izin verir ki?
Kaynaklar:
Skeptical Theism | Stanford Encyclopedia of Philosophy
(https://plato.stanford.edu/entries/skeptical-theism/)
Skeptical Theism | Internet Encyclopedia of Philosophy
(https://iep.utm.edu/skept-th/)
William Rowe - God and the Problem of Evil
Transkript
Teizme getirilen en büyük itirazlardan biri kötülük problemi.
Kötülük problemini kabaca şöyle özetleyebilirim.
Dünyada kötülüğün var olması Tanrı'nın var olmasıyla çelişki gösterir.
Çünkü Tanrı her şeyi görür, bilir, her şeye gücü yeter ve aynı zamanda mutlak iyidir.
Peki öyleyse Tanrı bu kötülüklerin farkında olmasına ve kötülükleri engelleme gücüne sahip olmasına rağmen neden kötülüğü engellemez ve bu kötülüklerin tezahür etmesine izin verir?
Tanrı'nın dünyadaki kötülüklere yönelik bu kayıtsız tavrı onun mutlak iyi özelliğiyle çelişmez mi?
Teistler tarafından bu probleme karşı verilen bazı cevaplar var.
Örnekler üzerinden gidelim.
Mesela genç bir insanın düzgün giden hayatında birden kanser olduğunu varsayalım.
Bu kişinin giderek sağlığı zayıflasın ve yatağa bağımlı bir şekilde hayatını sürdürmeye mahkum olsun.
Bu kişi böyle bir durumda Tanrı'ya isyan edebilir veya Tanrı'nın neden kanserine engel olmadığını sorgulayabilir.
Fakat teistlerin bir kişinin başına gelen felaketlerde ruhsal gelişime yönelik bir bakış açıları da var.
Özellikle Hristiyan inancında insanın dünyaya eksik bir şekilde geldiği ve tamamlanması gereken biri olduğu fikri atar.
Kişi Tanrı'nın rızasını veya cennetini öyle durduk yere kazanamaz.
Kendisini ispat etmesi, mücadele göstermesi yani bir nevi yontulması gerekiyordur.
Ve bu yontulma sürecinde başa gelen kötülükler bir öneme sahiptir.
Çünkü bu kötülükler kişiye imtihan fırsatı sunar.
Eğer kişi başına gelen kötülüklere karşı sabır gösterirse, isyan etmezse ve imanını korursa bu onun yararına olacaktır.
Başına gelen kötülük onu ruhen geliştirmiş, olgunlaştırmış ve nihayetinde Tanrı'ya daha da yaklaştırmıştır.
Yani Tanrı'nın insanların başına gelen kötülüklere izin vermesi rasyoneldir.
Çünkü bu durum o kişinin çıkarına hizmet edebilme potansiyeline sahiptir.
Şimdi de başka bir kötülük örneğinden gidelim ve bu kötülükte bir önceki örneğin aksine insan faktörü de bulunsun.
Yani kötülük direkt bir insanın iradesinden kaynaklansın.
Mesela Hitler ve Stalin gibi kişilerin yaptığı toplu katliamlar veya işkenceci seri katilleri düşünelim.
Tanrı neden bu kişileri engellemez de bunların iradelerini kullanıp insanlara dehşet bir acı çektirmelerine izin verir?
Teizm için burada devreye özgür irade savunusu giriyor.
Bir kere özellikle semavi dinlerin insanı irade sahibi bir canlı olarak kabul ettiklerini belirtelim.
Hatta tüm bu imtihan dediğimiz sistem insanın kendi iradesini nasıl kullandığına bağlı.
Ölümden sonra kişi iradesini nasıl kullandığına yönelik hesap verecektir.
Ve Tanrı'nın kurduğu sistemin temeli de irade üzerine kuruludur.
Hatta bu irade o kadar değerli ve özel bir konumdadır ki Tanrı'nın insanlara istedikleri gibi kullanmaları için bir irade vermesi, iyi kötü gibi kavramların bile üstünde onlardan daha değerli
bir şeydir. Yani Tanrı'nın gidip de kötülük yapacak insanların iradelerini engellemesi, bu sefer insanlara uyguladığı imtihan ile çelişecektir.
Tanrı eğer Hitler'in veya bir seri katilin iradesini engelleseydi ve onların kötülük yapmalarına izin vermeseydi, bu sefer de irade üzerine kurmuş olduğu imtihan sistemi sekteye uğrayacaktı.
Yani kötülük yapan insanlara Tanrı'nın izin vermesi, Tanrı'nın sıfatlarıyla bir tutarsızlık göstermez veya Tanrı'nın yokluğunu kanıtlamaz.
Şimdi anlattıklarımı bir toparlayalım.
Bir kere kişinin başına gelen kötülüklerin aslında hayırlı felaketler olabileceği fikri var.
Bir de insan kaynaklı kötülüklerde özgür irade savunusu var.
Ve bu fikirler verilen örneklere karşılık güçlü bir argüman olarak gözüküyor.
Lakin verdiğim kötülük örnekleri kötülük probleminin tamamını kapsamıyor.
Bir kötülük türü daha var.
Sebepsiz kötülükler.
Yani herhangi bir nedene hiçbir türlü bağlayamadığımız, önceki verdiğim örneklerin aksine hikmetini bir türlü çıkaramadığımız kötülükler.
Mesela William Rowe burada yavru geyik örneğini veriyor.
Farz edelim ki dünyanın bir ucundaki ormana bir yıldırım şarpsın ve bu yıldırım ormanın yanmasına sebep olsun.
Ve orada dolaşmakta olan yavru geyikte yangında acılar içinde saatlerce kıvrandıktan sonra hayatını kaybetsin.
Bu durum biraz uç bir örnek gibi gelse de böyle şeyler dünyamızda yaşanmaktadır.
Şu an siz bu podcasti dinlerken bile bir yıldırım düşmesi sonucu bir orman yanıyor olabilir.
Ve oradaki hayvanlar da dehşet bir acı içinde kıvranıyor olabilirler.
Ve bu hayvanların gelişmiş bir sinir sistemine sahip olduklarını da belirtmek gerekiyor.
Yani bu hayvanlar acıyı da tıpkı bir insan gibi hissederler.
Dolayısıyla bu olayda buz gibi bir kötülük vardır.
Şimdi böyle bir kötülüğü Tanrı ile nasıl bağdaştırabiliriz?
Tanrı'nın bu kötülüğe izin vermesine neden olarak neyi savunabiliriz?
Bir kere özgür irade savunusu ile bu durumun alakası yok.
Çünkü bu kötülükte herhangi bir insan faktörü yok.
Yıldırım düşmesi bir dua olayı.
Ayrıca orada ızdırap çeken yavru geyiğin de ruhsal gelişim sonucu Tanrı'ya yakınlaşması fikri hiç makul gelmiyor.
Bu yavru geyik örneği sebepsiz kötülükler sınıfına girer.
Ve böyle örneklerin desteğiyle karşımıza delilci kötülük problemi çıkar.
İlk olarak eğer Tanrı varsa, izin verdiği kötülüklerin illaki bir nedeni, sebebi vardır.
Sebepsiz bir kötülüğe niye izin versin ki?
Fakat dünyamızda yaşanmak...
Bakta olan bazı kötülüklere baktığımızda hiçbir sebep atfedemiyoruz.
Yavru geyik örneğinde olduğu gibi.
Böylece Tanrı'nın sebepsiz kötülüklere izin verdiği ortaya çıkıyor.
Ve bu durum onun sıfatlarıyla çelişki gösteriyor.
Bu argüman sebepsiz kötülük delillerinden hareketle Tanrı yoktur sonucuna varıyor.
Sebepsiz kötülükler, diğer kötülük örneklerine kıyasla bir teist için epey zorlayıcı bir problem.
Ama bu podcast'ta bahsedeceğim şüpheci teizm görüşü, bize sebepsiz gelen kötülüklerin bile Tanrı'nın varlığına itiraz doğurmayacağını savunuyor.
Şüpheci teist tabirini ilk duyduğumuzda sanki kişinin teist olmasından şüphe duyması gibi anlaşılabilir.
Fakat durum böyle değil. Şüpheci teistin şüpheciliği imanına yönelik değil.
Tanrının tutumunu anlayabilme kapasitemize yönelik.
Özellikle Tanrının tutumunu konu kötülük problemi olunca anlayabilmek.
Yine bir örnek üzerinden gidelim.
Diyelim ki geri Kasparov'un bir satranç maçını izliyorsunuz ve Kasparov maçta vezirini feda ediyor.
Fakat siz ortalama seviyede bir satranç oyuncusu olarak Kasparov'un bu veziri neden feda ettiğine bir türlü anlam veremiyorsunuz.
Hatta Kasparov'un bu hamlesi o kadar saçma ve manasız geliyor ki bu kişinin bir hata yaptığını düşünüyorsunuz.
Oysa Kasparov dünyanın en üstün satranç zekalarından biri ve vezirini feda etmesinin altında bile bir taktik var.
Ve bu taktik nihayetinde ona maçı kazandıracak.
Bu örnekten şuna varıyoruz.
Senden daha bilgili, senden daha üstün birinin tutumları eğer aranızda ciddi bir seviye farkı varsa sana anlamsız gelebilir.
Fakat bu tutum özünde bir anlama, daha yüksek bir amaca sahip de olabilir.
Şimdi bu fikri tanrı ve insan arasındaki ilişkiye odaklayalım.
Yani tanrının sebepsiz kötülüklere izin vermesi ve bunları engellememesinin de bir hikmeti, bir anlamı olabilir.
Ve insan da tanrının seviyesinde bir algıya sahip olmadığı için sınırlı aklıyla bu kötülüklerin sebebini çözemeyebilir.
İşte şüpheci teizmin şüpheciliği tam da burada başlıyor.
Sebepsiz bir kötülük gördüğümüz vakit tanrının sıfatlarından hareketle bu durumda bir çelişki yakalayabiliriz.
Fakat ya acaba tanrı katında böyle bir kötülüğün bile bir anlamı, bir karşılığı varsa?
Şüpheci teizm bu tarz şüphe uyandıran soruları kendimize sormamızı ister.
Biz insanlar tanrıyı tamamen anlayabilecek pozisyonda değilizdir.
Ve sınırlı aklımızla bir yargıya varıp Yavru geyik gibi örnekler üzerinden bu kötülükler sebepsizdir dememiz ve kendimizden de bu kadar emin olmamız hata içeren bir durumdur.
Şüpheci teizm görüşü her türlü kötülük örneğini savuşturuyor olmuş gibi gözüküyor.
Çünkü işin içine şüpheciliği de katıyor.
Fakat bu görüşe gelen itirazları da değerlendirmek gerek.
Tanrı'ya dair kısıtlı bir algıya sahip olduğumuz ve onun sebepsiz kötülüklere izin vermesindeki hikmeti tam olarak çözemeyeceğimiz fikrine odaklanalım.
Bu bakış açısı belli problemleri de yanında getiriyor.
Örneğin Tanrı'nın bu kadar anlaşılmaz davranmasının Tanrı-insan ilişkisine zarar vermesi durumu var.
Ne türlü bir iletişim olursa olsun karşı tarafa kendimizi anlatmak kadar karşı tarafı da anlamak isteriz.
Çünkü anlaşılmazlık karşı tarafı doğru anlamayı zorlaştırmasının yanında yanlış anlamaya da yol açabilir.
Mesela bir şüpheci teist, Tanrı'nın yolladığı kutsal kitabı doğru anlayıp anlayamadığı konusunda da şüpheye düşebilir.
Ya ilahi emirleri yanlış anladıysam sorusunu kendisine sorabilir.
Tanrı'nın yer yer gizemli ve anlaşılmaz davrandığını kabul etmemiz, sepepsiz kötülüklere şüpheciliği getirmesinin yanında bir dindarın doğru amel edip etmediğine de şüphecilik getiriyor.
Diğer bir itiraz da ahlaki ikilemler kısmında.
Başta verdiğim kanser olan genç örneğine geri dönelim.
Diyelim ki şüpheci teist olan bir doktor, bir şekilde bu gencin kanseri yenmesini sağlayacak bir ilacı geliştirmeyi başarsın.
Bu vakit doktor da bu ilacı gence verip vermemek konusunda şüpheye düşebilir.
İlk olarak kanser gibi bir kötülüğün bile bu gence bir hayrı olacağını düşünebilir ve kendisine şöyle diyebilir.
Eğer ben bu gence kanser tedavisi uygularsam, bu gencin dünyevi imtihan fırsatını yani kanser ızdırabı sonucu ruhen olgunlaşmasını engelleyeceğim ve bu dünyada ona fayda sağlasam da belki de öte
dünyada kişinin cenneti hak etme fırsatını onun elinden alacağım.
Gerçi böyle bir düşünce tam olarak şüphecilik içermiyor.
Sonuçta belli sebepler atfedilmiş bir şekilde.
Eğer tamamen şüpheci bakarsa şöyle bir düşünce oluşabilir.
Tanrı'nın bu gencin kanser olmasına izin vermesinde illaki benim zihnimin algılayamayacağı bir neden vardır.
Ve eğer bu gence kanser ilacını verirsem bu nedeni etkisiz hale getirmiş olacağım.
Peki ya bu neden gencin kanseri atlatmasından daha hayırlı ise?
Böyle bir düşünce tarzı şüpheci teizme daha yakın aslında.
Sağduyu bize böyle bir durumda bir an önce bu gence kanseri yenecek ilacı uygulamamızı söyleyebilir.
Sonuçta ortada bir acı vardır ve elimizde bu acıyı azaltmak gibi bir fırsat vardır.
Fakat şüpheci teistin kötülükler ve tanrı ilişkisine dair şüpheci bir tavır benimsemesi ve açık kapı bırakması bu kişiyi ahlaki ikilemler karşısında muğlak bir pozisyonda tutabilmekte.
Sonuç olarak sebepsiz kötülükler halen din felsefesinin tartışılan konularından biri ve her ne kadar şüpheci teizm bize bu konuda bir görüş sunmaya çalışsa da bu görüşe gelen güçlü itirazların da olduğunu bilmek
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
