
Sorumluluktan Kaçan, Pısırık Çocuk-Adam'lar
18 Haziran 2025 · 19 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
- Asla büyümeyen, sorumluluktan kaçan ve pısırık çocuk-adamlar... Kimlerdir bunlar?
- Evital, online sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getiren bir dijital sağlık platformdur. Kullanıcılar; psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı hizmetlerini online olarak alabilir, ücretsiz ön görüşmeyle ihtiyaçlarına en uygun uzmanı seçebilirler.
- Daha fazlası için: https://s.evital.app/PORTAL25
- PORTAL25 koduyla tüm seans paketleriniz %20 indirimli.
Transkript
Evital'in katkılarıyla. Peter Pan sendromuna neden Peter Pan denilmiş?
Bu karakteri illaki görmüşsünüzdür.
Asla büyümeyen ve hep çocuk kalan Peter Pan, büyülü güçlere sahip olsa da bu güçleri gerçek dünyada kullanamaz.
Wendy Peter Pan'dan hoşlanan ve onun büyümesini isteyen genç bir kızdır.
Ama Peter Pan tüm hareketleriyle bir ilişki insanı olmadığını ona gösterir çoktan.
Wendy de bir çocuğun sevgilisi olmak yerine annesiymiş gibi davranır.
Etrafınızda Peter Pan'ı andıran birileri illaki vardır.
Bu kişiler komiktir, eğlencelidir, yaşam doludur.
Ama bir o kadar da tembel ve korkaktır.
Hep bir şeyler yapacağım der.
Ama bir şey yaptığını görmeyiz.
Bir yola adanmışlık gösteremez.
Hep bir bahane bulur. Şu meslek tam bana göre değil der.
Bir kadından hoşlanır ama kadının bir tarafını beğenmediği için onu direkt çöpe atar.
Gerek meslek gerek romantik ilişkiler için hep mükemmel olanı arar.
Ve elindeki fırsatları kaçırır.
Karşımızda bedenen büyüyüp gelişmiş.
Ama zihnen halen...
çocuk kalmış tuhaf bir figür vardır.
Bu kişiler tüm o neşeli taraflarına rağmen özünde üzgün bireylerdir.
Bir şeyler istedikleri gibi olmamıştır ve kendilerini döngünün içinde bulurlar.
Daha fenası bu kişiyle yakın bağ kuranların hayatı da gerilemeye başlar.
Peter Pan sendromu erkeklerde genelde 12 yaşında filizlenmeye başlar.
Sorumluluktan kaçma isteği, anksiyete, yalnızlık ve cinsiyet karmaşasına kadar giden bir süreci barındırır.
18 yaşındaki çocuk adamlarda narsist belirtiler baş gösterir.
Dünyayı domine etmek, güce ulaşmak ister.
Bu dönemlerde eğer sevgilisi varsa onu aldatabilir.
Farklı kızlarla deneyim yaşayarak değerini ispat ettiğini düşünür.
Fakat 23 yaşına geldiğinde kriz kapıya dayanmıştır.
18-22 yaşlarını ne kadar boş geçirdiğini fark eder.
Düzenli bir roman Antik ilişkisi olmamıştır.
Bir hedefi yoktur. Kayda değer bir başarısı yoktur.
25-26 yaşlarına geldiğinde artık büyümesi gerektiğini zor da olsa anlar.
Ve istemeyerek de olsa bir yetişkin maskesi takar.
30'lu yaşlarında evlenip çocuk bile yapabilir.
Ama yaşama karşı duyduğu kırgınlık geçmez.
Çünkü ne evlilik, ne çocuk yapmak, ne de aile kurmak.
Bunların hiçbirisi ona anlamlı gelmemiştir.
Tüm insanların neden evlenip aile kurduğunu sorgular.
40-45'li yaşlarda geç kalmış bir orta yaş krizi görürüz.
Karısını aldatıp daha...
Genç birine yönelebilir, çocuklarını boşlayabilir ve alkolizm gibi bağımlılıklar edinebilir.
Bir çocuk adamla ilişki yaşıyor olabilirsiniz veya direkt siz de bu sendromdan mustarip olduğunuzu düşünüyor da olabilirsiniz.
Hani kadar bu podcast'te konuya dair tavsiyeler verecek olsam da, böyle durumlarda bir sağlık profesyonelinden yardım alarak ilerlemek her zaman daha güvenilir olacaktır.
O yüzden sizlere bu podcast bölümümüzün sponsoru olan Evital'den bahsetmek istiyorum.
Sağlık problemleriniz için danışmanlık hizmetini Evital platformundan pratik bir şekilde alabiliyorsunuz.
Evital platformu sayesinde ister psikolojik danışmanlık, ister beslenme danışmanlığı olabilirsiniz.
olsun, ihtiyacınız olan sağlık profesyonelleri ile görüşmelerinizi dilediğiniz yer ve saatte yapabiliyorsunuz.
Online bir platform olmasının artısı tam da burada.
Tek ihtiyacınız bir internet bağlantısı.
Evital sizleri kullanıcı dostu bir arayüzle karşılıyor ve kendinizi uygulamaya kısa sürede alışmış bir halde buluyorsunuz.
Avantajlı seans paketleri sayesinde bütçenize en uygun olan seçenekten devam edebiliyorsunuz.
Bir de tabii ki taksit imkanınız da var.
Derseniz ki ben önce Evital'i denemek istiyorum.
Beğenirsem öyle para veririm.
İşte Evital sizlere beslenme ve psikolojik danışmanlarla ön görüşme yapabileceğiniz bir imkan da sağlıyor.
Bilimsel kaynaklara dayanarak hazırlanmış testler de Evital platformunda mevcut.
Bu testlerle mental durumunuzu değerlendirip kendiniz hakkında bilgi edinebilir.
Evital'i tam olarak hangi amaçla kullanacağınızı seçebilirsiniz.
Sağlık Bakanlığı tarafından tescil edilen Evital uygulaması.
Diploma onaylı sağlık profesyonelleri ile size yardım etmek için hazır.
Portal 25 koduyla psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seanslarınızı ister tekli, ister ikili, dörtlü veya sekizli paket olsun tüm bu seans paketleriniz %25 indirimli oluyor.
Dikkat edin Peter Pan sendromuna sahip kişiler genelde orta veya orta üst sınıfa mensupturlar.
Gece kondulardan çocuk adam çıkmaz.
Bir burjuva derdi olarak sayılabilir çocuk adam olmak.
Rahatın batması dediğimiz durumdur.
İlk izlenim konusunda gerçekten iyidirler.
Çocuk adam dışarıdan sıcak ve enerjik gözükür.
Sempatik bir gülüşü vardır ve bu kişilerle ilk tanıştığınızda ne kadar da iyi birisi deriz.
Finansal statüsü iyi değildir.
Genellikle ailesinin yardımlarıyla geçinir ve ailesiyle yaşar.
Sevgili seçeceği zaman kendinden bayağı genç kadınları seçer ki bu gayet anlaşılır bir durumdur.
Onunla yaşıt olan kadınlar bu kişinin ne halt olduğunu bilir.
Sorumluluk ve adanmışlık göstermeyen bir erkekle de ilişki yaşamak istemezler.
Çocuk adam da daha tam olgunlaşmamış genç kızları avlamaya çalışır ve bunda bazen başarılı da olur.
Böyle kişilerle evlilik yapmak da kadın tarafı için işkencedir.
Bu kişi sürekli evlendiği kadından ona bir anne olmasını ve sahip çıkmasını ister.
Bu kadın başlarda kocasına annelik etmekten hoşlanabilir.
Ama zaman geçtikçe çekilmez bir hale döner.
İş hayatına geçersek eğer bu çocuk adamın yaşı 20'lerinde ise tembellik için elinden geleni yapar.
Seçtiği kariyer rotasını beğenmez.
Kendisinde büyük potansiyellerin olduğunu düşünür ama hiçbir işin ucundan tutmak istemez.
Fakat yaşlandığında işler değişebilir.
Çocuk adam fark edilme ve değer görme arzusunu bir motivasyona dönüştürerek bir iş kolyeye dönüşebilir.
Çocuk adamlar duygularını şiddetli yaşar.
Sinirlenmeleri kolayca bir öfke krizine dönüşür.
Üzüldükleri zaman ağır bir depresyondaymış gibi gözükürler.
Veya tam tersi. Bir ortamdan keyif alıyorsa bu keyfi histerik derecede bir zevk akını gibi deneyimleyebilir.
Çocuk adamlar özünde üzgün insanlardır dedik ya.
Bunun bir sebebi çocuk adamların hiç gerçek arkadaşı olmayışıdır.
İlişkilerde adanmışlık gösteremediği için bir kadınla güçlü bir bağ kuramaz.
Arkadaş ortamlarında eğlenceli de olsa.
Tembelliği ve korkaklığı yüzünden o kadar da ciddiye alınmayan bir fikir.
Genelde arkadaş ekibinin soytarısı olur bu tipler.
Şimdi Peter Pan'a geri dönelim.
Peter Pan hikayesinde eğer çizgi filmi izlemişsiniz hatırlarsınız Kaptan Kanca isminde bir karakter vardır.
Yaklaşık 40'lı yaşlarda olan Kaptan Kanca karakteri Peter Pan'ın bu hikayedeki baş düşmanıdır.
Huysuz ve mutsuz bir yetişkin olan Kaptan Kanca Peter Pan'ın olmaktan korktuğu kişidir.
Peter Pan büyümekten bu yüzden korkar.
Çünkü büyüyüp de Kaptan Kanca gibi mutsuz, neşesiz ve sıkıcı bir adam olmak istemez.
Gerçek hayattaki çocuk adamlarda da benzer bir örüntü gözlemleriz.
Bu kişiler çevresindeki yetişkin...
Genellikle babalarına bakarlar ve derler ki ya büyüyüp koca adam olmak ne kadar da sıkıcı bir şey.
İşten eve evden işe gidiyorsun.
Yaptığın işten keyif almıyorsun ve sıkıcı bir hayata sahipsin.
Bu düşünceler sonucu da büyümek o kadar da kötü bir şeyse ben de büyümemeyi tercih ediyorum derler.
Çocuk adam babası gibi sıkıcı birine dönüşmek istemez.
Şimdi çocuk adamdaki bu düşünce tarzının sağduyumuzdan o kadar da uzak olmadığını düşünelim.
Kendi çocukluğumuzdan bakalım. O zamanlar açık ara daha neşeli ve huzurluyduk.
Her şey bir oyun ve eğlenceden ibaretti.
Her yeni gün yeni bir macera demekti.
Ve canımız sıkılmıyordu. Oysa yaş aldıkça ve sorumluluklarımız arttıkça doğal olarak eski neşemizi ve yaşama hevesimizi kaybettik.
Yapmak istemesek de yapmamız gereken şeyler ortaya çıktı.
Can sıkıntısına tahammül etmeyi öğrendik.
Peter Pan'ın felsefesinde bizi kendine çeken cezbedici bir taraf var.
Kim çocukluğundaki o büyülü günleri tekrardan yaşamak istemez ki?
Hepimiz geçmişi düşünerek ne güzel zamanlardı demeye bayılıyoruz.
Geçmiş ve gençlik içinde bir dirilik ve enerji barındırır sonuçta.
Çocukluğun bir ruhu vardır.
Bu ruh eğlenceli, oyuncu ve büyüleyici bir ruhtur.
O yüzden çocuk adamlar.
Öyle pek karizmatik olmasalar da bir auraya sahiptirler.
Çocuk adamlar bizi güldürür, yaşama hevesimizi anlık da olsa artırır ve bizi sanki o eski mutlu günlerdeymişiz gibisin.
Ama bu kişiyi yakından tanıdıkça aciz bir halde olduğunu da fark ederiz.
Öz bakım konusunda eksiktir.
Evi toplamaz, kendisine bakmaz.
Veya öyle güleç olduğuna bakmayın.
Yeri ve zamanı gelince öyle bir kabalaşır ki.
Çocuktur sonuçta ve hepimiz biliriz ki çocuklar acımasızlıklarıyla ve kabalıklarıyla meşhurdur.
Bir çocuk tipinizi beğenmeyip size direkt çirkinsin diyebilir.
Fiziksel bir kusurunuzla çok rahat dalga geçer çocuklar.
Densizlerdir. Dandun konuşurlar.
Eğer bir çocuk adamla sevgiliyseniz, böyle densiz lafları çok duyarsınız.
Düşüncesizce ve acımasızca sizi eleştirir.
Kırar ve umursamadan giderler.
Gönlünüzü pek almaya da çalışmazlar.
Ta ki tekrar size ihtiyaçları olana dek.
Bu arada ben YouTube kanalımda bazen lise katliamcılarından bahsediyorum ya, onların da psikolojisinde yer yer Peter Pan sendromuna benzer tarafları görüyorum.
Büyümek ve yetişkin biri olmanın temeli sorumluluk almaktır.
Bir şeyi canımız istemese de, o şeyi görevimiz bilerek, istemeyerek de olsa yapmaktır.
Bir çocuk adamın çocuk kalmasını sağlayan şeydir sorumsuzluğu.
Büyümeyi seçen insanlar, istemeyerek de olsa bu zorunluluğu kabul ederler.
İşte bir çocuk adam asla bu zorlamaya gelmez.
Sorumluluk almayı reddediyorum der ve mevzuyu öylece kapatır.
Ama onlardaki bu radikallik, eğitim ve iş hayatlarını işkenceye çevirir.
Mesela bizler sorumluluklarımızla nasıl başa çıkarız?
Yetiştirmemiz gereken bir ödev veya proje...
vardır. Ama bugün çalışmak yerine yarın çalışırım deriz.
Kendimizi zora sokarız ama yarın veya öbür gün gerçekten de oturur çalışırız.
2-3 gün geç kalsak da o görevimizi bir şekilde yarım yamanakta olsa teslim ederiz.
İşte çocuk adamda böyle bir mekanizma yoktur.
Bir ödevin veya projesinin teslim tarihi olsa bile, bu tarihi geçirse bile hiçbir şey umursamaz.
Ben yapmıyorum der ve geçer.
Eğitim hayatında böyle kişilerle karşılaşmışsınızdır.
Adam tek bir tane ödevi bile yapmaz.
Bu ödev aşırı basit bir ödev olsa bile yapmaz.
Ben yapmıyorum der ve gerisi onun için bitmiştir.
Ondaki burhaltlık akıl alır gibi değildir.
O yüzden çocuk adamlar, istedikleri kadar zeki olsunlar.
Eğitim ve iş hayatında vasıtın ötesine geçmeleri çok zordur.
Wendy ve Peter Pan arasındaki ilişkiye geri dönelim.
Hikayede Wendy bir seferinde Peter Pan'a benim için sen kimsin diye bir soru soruyordu.
Ve Peter Pan da ben sana adanmış bir evladım cevabını veriyordu.
Wendy o an pek belli etmese de bu cevaptan içten içe bozulmuştu.
Bu arada Peter Pan'a yürüyen sadece Wendy değildi.
Başka kızlar da vardı. Tinkerbell veya Kaplan zambığı mesela.
Ama Peter Pan çevresindeki tüm kadın figürlerini annesi gibi görmek istediği için bu ilişkiler hiçbir yere varmıyordu.
Bu üç kız arasından bir tek Wendy.
Peter Pan'a annesi gibi davranıyordu.
orandığı için Peter Pan'la arası en iyi olan kız kendisiydi.
Wendy Peter Pan'ı bir baba ve eş yapmaya çalışıyor.
Ama Peter Pan her seferinde Wendy'nin yaramaz oğlu olmak istiyordu.
Gerçi Wendy Peter Pan'la olan ilişkisini derinleştirmeyerek büyük bir tehlikeden kutulmuştu.
Çünkü Peter Pan sendromunu taşıyan bir erkeği seven kadın.
Çok geçmeden bu çocuk adamın tıpkı Dr.
Jekyll ve Mr. Hyde tarzı bir ikililik barındırdığını görür.
Bir gün çok enerjik, iyi olan bu erkek diğer gün durmadan iğneleyen çekilmez birine dönüşebilir.
Ne demiştik? Çocuklar kabalıkları meşhurdur.
Çocuk adam romantik ilişkisi boyunca kızını asla kendisini terk etmeyeceğini düşünür.
Sonuçta o kız da annesi gibidir ve annesi çocuk adam ne yaparsa yapsın onu sevmekten vazgeçmemiştir.
Ama ilişki yaşadığı kız annesine benzemez.
Karşısındakinin ne halt olduğunu anlayıp ondan ayrılınca çocuk adamı yoğun bir hüsran bekler.
Çocuk adamların aldatma olasılığı da hiç az değildir.
Bu kişiler sorumsuz ve memnuniyetsiz demiştik.
Bir ilişkinin yükünü taşımazlar ve nasıl ki kariyer seçimlerinde hep içlerine sinmeyen bir şey varsa eş seçiminde de memnuniyetsizlik de var.
Bu kişilerin her zaman fakatları vardır.
Bu fakatlar çocuk adamın kariyerinde yükselmesini ve uzun, sağlıklı ilişkiler yaşamasını engeller.
Antik Yunan'da bir masal vardır.
Bir gün bir astrolog, yıldızlara bakıp düşüncelere dalmayı o kadar sever ki, yolda yürüyüp yıldızlara bakarken önündeki çukuru fark etmez ve o çukurun içine düşerek yaşamını kaybeder.
Çocuk adam da bu astrolog gibidir.
Hayal gücü muazzam kuvvetlidir.
En uçuk kaçık senaryoları düşünür, tepelerdeki yıldızlara bakar ama daha kendi zemininden, kendi gerçeğinden haberi yoktur.
O yüzden zihin aleminde işler yolundayken.
Gerçek alemde başarısızlık ve kriz onu bekliyordur.
Çocuk adamların başarısızlığı tam da bu yüzdendir.
Zeka veya yetenek açısından hiç de eksik değillerdir.
Ama gereken iş ahlakı olmadığı için hedeflerini hiçbir zaman gerçekleştiremezler.
Şimdi çocuk adamlar böyledir, şöyledir diyoruz da.
Bir de çocuk adamların tam zıttı insanlara bakalım.
Yani çocukluğunu hiç yaşayamamış kişiler.
Aileleri onlara çocukluktan itibaren fazla sorumluluk yüklemiştir.
Yeri gelince aileyi geçindirmeye çalışır.
Anne babaya terapistlik yapar bu tipler.
Daha küçük yaştan tanışmış ve hızlı büyümek, hızlı olgunlaşmak zorunda kalmışlardır.
Hayatın tatsız taraflarıyla erkenden tanışmaları bu kişileri gerçekçi, bağımsız ve fazla ciddi yapar.
Bu kişinin ayakları yere sağlam bassa da hayata karşı bir kırgınlık besler.
Yaşamaktan o kadar da keyif almıyordur.
Yaratıcı tarafları körermiştir.
Yaşamı robotik bir şekilde monoton ve sıkıcıdır.
Bir insanın içindeki çocuğu tamamen öldürmesi veya erken yaşta büyümek zorunda kalması da bireyin bütünleşmesi açısından sağlıksız bir durumdur.
Yapılması gereken ne o çocuğu erkenden öldürüp yok etmek ne de çocuğun bizi ele geçirmesine izin vermektir.
Gölgemizle kurduğumuz temasın bir benzerini yani dengeyi gözetmeliyiz bu aşamada.
İçimizdeki çocuğun özel tarafları da vardır çünkü.
Çocukluk, neşe, yaratıcılık, keyif almak gibi artılara sahiptir.
Bir enerji yığınıdır. Hatta Nietzsche, insan dönüşümleri için son aşama olarak çocuğu seçmiştir.
Niç'e göre insan ancak o çocukluktaki yaşama hevesine tekrar kavuşabildiği zaman kader sevgisini gösterebilir.
Niç'e göre çocuk çoktan bu hayatı ebedlemiştir, benimsemiştir.
Çocuk geçmişe veya geleceğe odaklanmaz.
Masumiyetlik ve affetmektir.
Çocuk yeni bir başlangıç, bir oyun.
Kendini idare eden bir çarktır.
İnsan içindeki çocuktan kaçamaz ve onu tam olarak öldüremez.
Bu açıdan içimizdeki çocuk konsepti gölgeye gerçekten benzer.
İçindeki çocuğu uzun yıllar baskılamış kişiler.
Bu sefer yaşlanınca huysuzlaşmaya ve tıpkı bir çocuk gibi davranmaya başlarlar.
Çocuk ve yetişkin arasındaki uyumu yilme yan gibi düşünelim.
İstediğimiz kadar bir çocuğun hayal gücüne sahip olalım.
Bu hayaller disiplinle birleşmedikçe gerçeklik kazanır.
Ama yine benzer şekilde, istediğimiz kadar disiplinli ve sorumluluk sahibi bireyler olalım.
İçimizdeki çocuğu dinlemedikçe hep bir taraflarımız eksik kalır ve gereken yaratıcılığı gösteremeyiz.
Carl Jung Peter Pan sendromundan yazılarında epey bahseder.
Gerçi o Peter Pan tabirini kullanmaz.
Puer eternus yani ebedi çocuk ifadesini kullanır.
Ama konsept olarak Peter Pan sendromuyla aynıdır bu ifade.
Ve Jung hayatının bir döneminde huzursuz hissettiğinden bahseder.
İfade edemediği bir şey onun canını sıkıyor.
Bilinç dışından bilince baskı uyguluyordur.
Jung kendisindeki bu huzursuzluğa epey kafa yorar.
Ve en sonunda bilinç dışını dinlemeye karar verir.
O an Jung içindeki çocuğu bastırdığını fark eder.
Bu çocuk tarafıyla bütünleşmesi gerektiğini düşünür.
Bilinç dışındaki tüm fikirlerin akmasına izin verir.
Bir gözlemci gibi bu sürece karışmayacak, sadece izleyecektir.
Ve Jung'un zihnine spesifik bir görüntü gelir.
Çocukken oyuncak parçalarıyla kale inşa ettiği zamanları görür.
Jung çocukken oyuncak parçalarıyla belli yapılar inşa etmeye bayılırmış.
Ama büyüdükçe herkes gibi bu hobisinden uzaklaşmış.
Kendisi içindeki çocuğun arzusunu fark etti.
Bu çocuğu uzun yıllar baskılamıştı.
Ve Jung da o yaşında oyuncaklarla yapılar oluşturmaya çalıştı.
Bu süreçte içindeki huzursuzluğun da çözüldüğünü...
yaşayet oldu. Çocukluğumuzda yaptığımız ama şimdi bıraktığımız spesifik bir aktiviteyi düşünelim.
Sizin çocukluğunuzla bağdaştırdığınız böyle bir aktivite var mı?
Küçükken belki spora ilgiliydiniz ama büyüyünce bıraktınız.
Belki enstrüman çalıyordunuz ama okul zorlaşınca pratik yapmaya ara verdiniz.
Belki kitap okuyordunuz ama birden okumayı bıraktınız.
İşte çocukken yapıp artık bıraktığımız aktivitelere geri döndüğümüzde.
İçimizdeki o çocukla tekrar bağ kurmuş oluruz.
Böyle durumlarda yaratıcılığımız ve yaşama hevesimiz keskinleşir, dirileşir.
Çocukla bütünleşmek gerekli bir süreçtir.
Ama insanın önce büyümek için gereken şartları göstermesi, ardından çocukla bütünleşmesi sağlıklı olandır.
Çocukla bütünleşmek için insan önce büyümek için gereken şartları sağlamalıdır.
Sorumluluk alacak, canı istemese de yapması gerekenleri yapacak ve ailesinden bağımsız bir birey olacaktır.
Bu bağımsızlığın yanında bir gruba ait olmak, çevrendeki insanların sıcaklığını ve yardımını hissetmek gerekir.
Çocuk adamlar bir topluma dahil olamazlar.
O yüzden insan ilişkilerinin sorumluluğu kısmında eksik kalırlar.
Ama sürekli toplumla zaman geçiren bir insanda gittikçe bireyselliğini kaybeder.
İnzivaya çekilerek, içe dönük tarafını besleyerek, yani kendisiyle zaman geçirerek içindeki çocukla bütünleşebilir.
Kierkegaard, özgürlüğün sersemliği ismini verdiği bir konseptten bahseder.
Bir uçurumun tepesinden aşağıya baktığımızı düşünelim.
Öyle anlarda neden korkarız ki?
Sonuçta oradan birisi bizi itmeyecektir veya istem dışı düşmeyeceğizdir.
Atlayıp atlamamak tamamen bizim elimizdedir.
Ama asıl korkunç olan da budur.
Atlayıp atlamamak tamamen bizim elimizde.
Eğer o uçurumdan atlamak istesek, bizi tutan tek bir kişi bile olmayacak.
İşte bu özgürlük hakkımız, insana bir sersemlik katar.
Gerçekten de bir düşünelim. İstediğimiz her şeyi yapmakta özgürüz.
Birisini sevebiliriz. Birisine zarar verebiliriz.
İnşa edebiliriz, yıkabiliriz.
Ama kendi özgürlüğümüz üzerine düşündükçe kaygılarımız artar.
Bir çocuk adam, sonsuz bir özgürlük sersemliği içerisindedir.
Şu kariyeri mi seçsem? Şu kız yerine bu kızla mı çıksam?
Şu yolu değil de öbürünü mü yürüsem?
Bir yolu artık seçip o yolda yürümeye başlamalıdır bir an önce.
O yolun da mükemmel olmadığı gerçeğini anlamalıdır.
Peter Pan Sendromu olan kişi can sıkıntısına katlanamaz.
O yüzden her başladığı işi yarıda bırakır.
Her işin ona keyifli gelme gibi bir zorunluluğu olduğunu düşünür.
Oysa can sıkıntısını benimsese, yaptığı iş ona keyif vermeye de başlayacaktır.
Sadece çocuk adamlar değil, hepimiz can sıkıntısına karşı savunma mekanizması olarak yaptığımız işi yarıda bırakıyoruz.
Ama can sıkıntısını benimsenecek bir şey olarak görelim.
Diyelim ki bir ödevin başına oturduk.
İlk başlarda canımızın sıkılmaması imkansız gibi bir şeydir.
O yüzden hep telefonumuza dönerek o can sıkıntısını baskılamak istiyoruz.
Oysa can sıkıntısına biraz maruz kalsak, tahammül etmeyi öğrensek, beynimiz bir yerden sonra diyecek ki tamam benim canım aşırı sıkıldı.
En iyisi şu karşımdaki ödeve odaklanayım da ondan keyif almaya çalışayım.
Can sıkıntısını çözecek tüm o...
çabuk haz noktalarını kapattığımızda en son yaptığımız işe odaklanmak zorunda kalırız ve odaklanınca can sıkıntısı da kalmaz.
Çocuk adamın yolculuğu bir açıdan kahramanın yolculuğunun eksik kısmına benzer.
Kahramana önce bir çağrı gelir.
Maceraya çağrıdır bu.
Kahraman bu çağrıda korkularıyla yüzleşecek.
Uzun zamandır kaçtığı gerçekle karşı karşıya gelecektir.
Ama kahraman ilk önce bu çağrıyı kabul etmeye cesaret edemez ve reddeder.
Ancak daha sonra çağrıyı kabul edip onu dönüştürecek olan yolculuğa başlar.
Ve kahraman korkularıyla yüzleşerek sonunda hazinesine kavuşur.
Ödülünü fazlasıyla alır.
Ama çocuk adam böyle değildir.
O çağrıyı reddetmiş ve değişimi kabul etmiş.
Buradan iyi anlıyoruz.
Çocuk adam sadece sorumluluktan değil, korkularıyla yüzleşmekten de kaçar.
Onun potansiyeline ulaştırmayan sebep tembelliğin yanında korkaklıktır.
Bazı kızılderili kabileleri zamanında erkek çocukları alıp onları bir gece ormanın ortasında bırakırdı.
Ve bu çocuk korkmadan hayatta kalabiliyorsa ve kabilesine geri dönebiliyorsa artık bir erkek olarak kabul edilirdi.
Günümüzde erkek olma tabiri farklı şekillerde algılanıyor.
Kaç kızla birlikte olduğuna, kaç para kazandığına bakıp yargılayanlar var.
Oysa eskilerde erkekliğin asıl kritikleri İzlediğiniz
için teşekkür ederim. Sonuç olarak bir çocuk adamın potansiyeline ulaşmasını sağlayacak iki etmen vardır.
Birincisi sorumluluk almak.
Canı istemese bile, canı sıkılsa bile yapması gereken şeyleri görebilip robotik bir şekilde yapmak.
İkincisi de korkularıyla yüzleşmek.
Evet podcastı bu aşamada bitirebiliriz.
Bu podcastlik benden bu kadar arkadaşlar.
Kendinize iyi bakın ve bir dahaki podcastlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
