
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölüm “fizy” hakkında reklam içerir.
youtube.com/portalvideotwitter.com/canaybalikinstagram.com/canaybalik
Transkript
Altyazı M.K.
Psikopat deyince genelde aklımıza kimler gelir?
Suçlu insanlar, katiller gelir.
Ki bunların gelmesi de normaldir aslında çünkü psikopatlar suç işlemeye gayet de meyilli insanlardır.
Ama başarılı insanlardan da psikopat olanlar gayet çıkabiliyor.
CEO'lardan veya sporculardan mesela.
Şöyle ki psikopatlardaki şu iki duygunun çalışma mekanizması normal insanlardan çok daha farklı.
Bunlar korku ve keder duygusu.
Psikopatlar normal insanlara göre çok az korku ve keder hissediyor.
Ve suç işlemeye meyilli olmalarının sebebi de bu aslında.
Çünkü bir düşünelim normal bir insanı suç işlemekten alıkoyan iki duygu nedir?
Korku ve kederdir genelde.
Bir kişi suç işlemek hakkında düşünürse önce kafasına bir korku gelir.
Ya ben bu suçu işlersem hapse girelim der kendisine.
Hadi korkuyu geçtim, keder duygusu da devreye girer.
Birinin parasını çalmayı veya birini öldürmeyi kafasına koydu.
Bu eylemden sonra vicdan azabı yaşayabilir, kederlenebilir mesela.
Oysa psikopatlarda durum çok farklı.
Psikopatlar ne ortalama insan kadar korkuyor ne de ortalama insan kadar kederleniyor.
İşte bu yüzden suç işlemeye gayet de yatkınlar aslında.
Merhamet veya vicdan gibi kavramlar bir psikopatta o kadar da bulunmaz.
Ama kritik kısım şu. Bu korku ve keder duygusu nasıl ki suç işlemeye olan meyili arttırabiliyor, aynı zamanda bu psikopatları son derece başarılı da yapabiliyor.
Bir psikopat korku duygusunu az hissettiği için risk almaktan çekinmiyor mesela.
Yeni bir iş kurmaktan da kaçınmıyor.
Bir iş yaparken yüz kere düşünmüyor mesela.
Eyleme geçmeye çok daha yatkın.
Ve başarısızlıktan veya heves kırıcı sözlerden de etkilenmiyorlar kafayı bir...
Oysa normal bir insanı düşünelim.
Biz gayet de el alem ne der diye takıyoruz kafamıza.
Korkuyoruz bazen yeni bir işe baş koyacağımız zaman.
Veya kederleniyoruz başarısızlığa uğradığımızda.
Biri gelip bize heves kırıcı sözler söylediğinde bunu kafaya takabiliyoruz gayet.
Hele ki bu heves kırıcı sözleri söyleyen bir kişi yakınımızsa, değer verdiğimiz bir kişi ise bu sefer daha da ciddiye alıyoruz bu kişinin dediklerini.
Oysa psikopatlar da tam tersi.
Bir kişi gidip psikopata senden bir şey olmaz, sen bu işi yapamazsın dese psikopata gidip de ya bugün hava yağmurlu ama yarın güneşli demek gibidir.
Herhangi bir etkisi yoktur. Psikopatların belli başlı özelliklerine bakalım mesela.
Acımasızlık, korkusuzluk, dürtüsellik, özgüven, odak, baskı altında sakinlik, zihinsel dayanıklılık, cazibe, karizma, azaltılmış empati, vicdan eksikliği.
Şimdi bu özelliklerden bazıları bir kişiyi bal gibi de suçlu yapabilir.
Ama aynı zamanda bu özelliklerden bazıları da bir kişiyi çok başarılı yapabilir.
Çünkü bu saydığım özellikler arasında korkusuzluk, özgü güven, odak, baskı altında sakinlik gibi çok kıymetli özellikler de var.
Bu podcastimizin konusu Kevin Dutton'ın yazdığı Psikopatların Bilgeliği kitabı.
Ve adından da anlaşılacağı üzere bu kitabın amacı psikopatlardan öğrenebilecek şeylerimiz var mı?
Bunu araştırmak. Tabi burada yazar bir psikopatları romantikleştirme veya güzelleştirme amacı gütmüyor.
Sonuçta psikopat özünde kötü bir şey.
Ama kitabın iddiası şu. Bu psikopat dediğimiz insanlardan bile hayata dair, başarıya ve hatta dünyayı daha iyi bir yere getirmeye dair önemli şeyler öğrenebiliriz.
Kitabın odaklandığı problemlerden birisi şu.
Eğer psikopatlık bir bozukluksa, ruhsal bozukluksa neden evrimsel süreçte elenmedi?
Yazarın ruhsal bozukluklara bakış açısı biraz farklı.
Hatta bu bozuklukları bir açıdan evrimsel süreçte hayatta kalma olasılığımızı arttırdığını iddia ediyor.
Mesela kaygı bozukluğundan örnek veriyor.
Evet kaygı bozukluğu olan bir insan zor bir hayat yaşıyordur.
Pek bir başarıya belki ulaşamaz kaygılarını yenemediği için.
Ama şöyle bir durum da vardır. Ölümcül korkulardan ilk kaçacak kişi de bu kaygı bozukluğu yaşayan kişidir.
Kaygı bozukluğu yaşayan kişinin Arabada hız yaptığını veya ölümcül bir çatışmaya girdiğini falan pek göremeyiz.
Çünkü korku duygusu çok hassastır.
Psikopatiğe de aynı şekilde bakıyor yazar.
Eski zamanları gidelim ve bir avcıyı düşünelim.
Psikopatik özellikler bu avcının çok işine yarayabilir.
Odaklanma konusunda, özgüven veya korkusuzluk konusunda.
Ha tabii bu korkusuzluk ve dürtüselliği onun başına bela da açabilir.
Ama aynı zamanda hayatta kalmasına yardımcı da olabilir.
Yerine ve zamanına göre değişkenlik gösteren parametreler bunlar.
Psikopatlar hayatta kalma açısından o kadar da fena değiller aslında.
ve evrimsel süreçte bu bozukluğun elenmemesinin bir nedeni bu olabilir.
Ama başka bir nedeni de psikopatların üreme ve çiftleşmede gayet başarılı olmaları.
Psikopat kişiler etkileyicidir, karizmatiktir hatta konuşma becerileri gayet yüksektir.
Mesela psikopat bir erkeği düşünelim.
Bu erkek gayet karşı cinsi etkileyebilir mesela.
Sonuçta erkeğe bir bakıyorsun.
Özgüvenli, hırslı, kendinden emin, dik bir hedefi var.
Bir kadın böyle bir erkekten etkilenebilir.
Hele ki bu erkeğin manipülasyon yeteneği de varsa o psikopat tarafını çok iyi gizleyebilir.
Uygun bir eş gibi gözükebilir karşı tarafa.
Ama psikopatlar nihayetinde evlenilecek tip değillerdir.
Hani gözü dışarıdadır her an bırakabilir seni.
Dürtüseldir. Ani kararlar alıp...
Başka birisine ilgi duyabilir mesela.
Hadi evlenilecek biri olmasını geçtim.
Evlenilecek biri olması bile şüphelidir.
Tamam arada çok güzel espriler yapabilir.
Anda kaldığı için çok başarılı bir iletişime sahip olabilir.
Ama o duygusuz, vicdansız özellikleri karşı tarafı gayet de yıpratabilir ilişki boyunca.
Psikopatlık Tarihe baktığımızda azalıyor mu artıyor mu?
Giderek daha psikopat insanlara mı dönüşüyoruz yoksa daha mülayim insanlara mı dönüşüyoruz?
Burada kitap başka bir kitaba referans veriyor.
Steven Pinker'ın The Better Angels of Our Nature kitabı.
Ve bu kitabın iddiası şu şekilde.
Tarih boyunca vahşet ve şiddet ciddi bir azalma gösterdi.
Eskiden savaşlar, katliamlar veya cinayetler daha fazlaydı.
Oysa günümüzde daha baristeber insanlar olmaya başladık.
Ama... Sürpriz şurada.
Şiddetin ve vahşetin azalması psikopatların azaldığı anlamına gelmiyor.
Günümüzde psikopatlar daha fazla arttı.
Ama farklı formlarda karşımıza çıkıyorlar.
Eski zamanlarda bir psikopat düşündüğümüzde genelde hangi pozisyonda düşünürdük?
Avcı veya savaşçı.
Çünkü bu işte gerçekten iyidiler.
Vikinglerdeki o berserk takımına bakalım mesela.
Tam kıyıcı bir ekip. Eline baltayı alır düşman takımını keser doğrar.
Ölüm makinesi bir psikopat gibidir.
Oysa günümüzde psikopatlar şöyle formlarda karşımıza çıkabiliyor.
Televizyonlar... görebiliyoruz mesela psikopatları.
Açın bir yarışma programını mesela Survivor, Fear Factor veya Masterchef.
Kesin en az bir tane psikopat bir karakter vardır.
Aşırı hırslı, aşırı konsantre ama bir taraftan da duygusuz, manipüle etmeyi seven, vicdanı pek olmayan karakterler görürüz mesela.
Yarışmacılardan ziyade jürilerde sanki bu daha fazladır.
Bir jüri çıkar işte yarışmacıya söver senden hiçbir şey olmaz der onu yerin dibine sokar.
Millet de izler heyecanlı heyecanlı.
Veya bir psikopat hıncını video oyunundan çıkarabilir veya spora yönelebilir.
çok başarılı sporculardan psikopat olanlar da vardır gayet.
Psikopatlar kendini gizlemekte baya iyiler.
İki meşhur psikopat seri katil var.
John Wayne Gacy ve Ted Bundy.
Bu arada seri katillerin hepsi psikopat değil.
Ama bu ikisi kelimenin tam anlamıyla bir psikopat.
Ve yaptıkları eylemlerde gram pişmanlık duymuyorlar.
Hatta bu iki figür siyasette üst düzey insanlarla bile iletişime geçmiş zamanında.
Kendilerini iyi gizlemelerinin yanında insanları da çok iyi çözüyorlar.
Ted Bundy'nin bir sözü vardı mesela.
Ben kurbanımı yürüyüşünden tanırım diye.
Direkt adam yürüyüşüne bakarak karşı tarafın o kişinin manipülasyonu açık olup olmadığını...
anlayabiliyormuş mesela. Psikopatların başka bir özelliği de göz teması kurarken gözlerini neredeyse hiç kırpmamaları.
O kadar delici, yoğun, keskin bir göz temasları var ki insanı etkiliyor biraz.
Hatta bu göz temasının bu kadar yoğun olması onların anda olduklarını gösteriyor.
Konsantre olduklarını gösteriyor.
Şöyle düşünelim. Gözümüzü sık sık kırpmaya başlamamızın alameti nedir?
Konsantrasyonumuzun azalması. Mesela uykumuz geldiğinde gözümüzü daha çok kırpmaya başlarız.
Veya vahşi doğadaki avcılara bakalım.
O avcının avını avlarken ki göz temasını bir bakın.
Gözünü neredeyse hiç kırpmaz.
Tamamen açıktır gözler.
Çünkü muazzam bir konsantrasyon hallerindedir.
İşte bu konsantrasyon becerisi psikopatlarda fazlasıyla var.
İletişim anında çok konsantreler.
Ve bu yüzden yeri gelince çok iyi mizah da yapabiliyorlar mesela.
Yeri gelince sohbeti çok iyi.
devam ettiriyorlar. Sohbet sönümlenmiyor.
Karizması ve iletişim becerisi yüksek insanlar oldukları için bu psikopatlar karşı tarafı da güzelce kandırabiliyor.
Psikopatlarda empatiye geldiğimizde ise konu biraz değişiyor.
Psikopatlar aslında hiç empati kurmayan insanlar değiller.
Burada kitap empati kavramını iki kısma ayırıyor.
Sıcak empati ve soğuk empati.
Sıcak empati aslında genelde bildiğimiz empatidir.
Karşı tarafın ne duygu hissettiğini anlarsın ama onunla beraber sen de o duyguyu içinde hissedersin.
Mesela yakınlarımıza, sevdiğimiz insanlara sıcak empati yaparız.
Bir dostumuzun üzüldüğünü görürüz.
Onun üzüldüğünü hemen anlarız ama aynı zamanda o üzgünlüğe eşlik ederiz.
Sıcak empatide karşı tarafın ne hissettiğini anlayıp sen de onu içinde hissediyorsun.
Soğuk empatide durum farklı.
Soğuk empatide sadece karşı tarafın ne duygu hissettiğini anlıyorsun ama onu hissetmiyorsun.
İşte psikopatlar soğuk empatide çok iyiler.
Bir kişinin hangi duyguyu hissettiğini çok iyi yakalıyorlar.
İşte bu yüzden insanları çok rahat kontrol ediyorlar.
Podcast'imizin başına dönelim ne demiştik?
Bu psikopatlardan azılı suçlu insanlar da çıkıyor ama aynı zamanda mesleklerinde çok başarılı kişiler de çıkıyor.
Kevin Dutt'ın bir araştırma yapıyor.
Hangi mesleklerde psikopatinin az, hangi mesleklerde psikopatinin fazla olduğunu bulmaya çalışıyor.
Daha sonra da bu araştırmasına göre bir liste çıkarıyor.
Bu araştırmaya göre psikopatinin en yoğun gözüktüğü meslekler şöyle.
CEO, avukat, satış elemanı, cerrah.
Polis memuru din görevlisi.
Psikopatlığın çok az görüldüğü meslekler ise şunlar.
Bakıcı, hemşire, terapist.
Bu listeyi inceleyelim çünkü ilginç detaylar var burada.
Mesela CEO, psikopatinin çok yoğun görüldüğü mesleklerden biri çıkmış ki bakınca o kadar da abes gelmiyor.
Çünkü kafamızdaki CEO algısı nasıl bir şey?
CEO dediğin hırslıdır, azimlidir, konsantrasyonu yüksektir.
Ama yeri gelince çalışanlarına kızar, onları azarlar.
...büyütmektir ve buna ulaşmak için etrafındakileri kırmaya falan çekinmez.
İnsanları okumayı iyi bildiği için insanları kandırabilir.
İş ortaklarını manipülasyona sürükleyebilir.
Böyle CEO'lar vardır. Veya avukat da psikopatine yoğun çıktığı meslek olmuş.
Her avukat öyle adaletin koruyucusu değil.
Bazı avukatlar şeytanın avukatlığını yapabiliyor.
Suçlu birini suçsuz hale getirmeye çalışıyor mesela.
Peki bunu nasıl yapıyor? İkna edici konuşma sanatını kullanarak manipülasyon yapıyor.
Hakimi kandırıyor. Bir şekilde suçlu müvekkilini suçsuz...
bir hale getiriyor. Medyada da psikopatlar çok fazla.
Yine değindik bu konuya. Yarışma programlarına bakın veya sabah programlarına bakın.
Harbiden bir tuhaf insanlardır.
Cerrah da psikopatinin yüksek çıktığı mesleklerden ve hatta Dutton gidip bir cerrahla konuşuyor.
Cerrahın açıklamaları ilginç.
Cerrah diyor ki ben bir ameliyathaneye girdiğim zaman o yatan kişiye hiçbir şefkatim yok.
Onu hatta bir insan olarak görmüyorum diyor.
Bir beden olarak görüyorum diyor.
Çok duygusuz makine gibi işimi yapıyorum diyor.
Ay işte bu bir hasta buna nazik davranayım veya odaklanmam lazım.
Can benim elimde tarzı kendisine yüklenmeler yapmıyormuş.
Gerçi bir açıdan da çok mantıklı değil mi bu yaptığı?
Çünkü bir beyin carığını düşünelim mesela.
Yaptığı işe duygusal yaklaşsa işte ya şimdi ben bir hastanın kafasını açacağım.
Beyni var tüm yaşanmışlıklar filan.
Böyle düşünse muhtemelen duygusallaşır ve hata yapar.
Oysa bu kadar ince ayırın olduğu bir meslekte olabildiğince sakin duygusuz olman gerekir.
Ve psikopatisi yüksek çıkan insanlarda ne demiştik?
Duygusal olarak çok kalın deriller.
Zihinsel sağlamlıkları var ve konsantrasyon.
müthiş. Listede polis de var ki polisler için de gayet normal psikopatinin yüksek çıkması.
O kadar çatışmaya giriyorsun.
Sakin kalman lazım. Odaklanman lazım.
Hadi çatışmayı geçtim. Suçlu insanlarla iletişime geçerken hafif acımasız olman gerekir.
Çünkü bazı suçlular o dilden anlar.
Bazı suçluya karşı iyi polisten ziyade kötü polise oynamalısın.
Hani arka sokaklarda Mesut Komiser var ya yeri geldiğinde kafayı falan yer.
Ama suçludan laf almasını da bilir mesela.
Psikopatinin yoğun görüldüğü meslekler bunlar.
Bir de az görüldüğü mesleklere bakalım.
Mesela terapist. E terapist zaten bir zahmet.
Psikopatlığı az olsun. Zaten terapiste gelen adam kendisine şifa bulmak istiyor.
Niye sıkıntılı adama gitsin?
Bir psikopat terapiste gittiğini düşünsene.
Sen anlatmıyorsun. O sana anlatıyor.
Sen onu dinliyorsun filan. Sen onu çözmeye çalışıyorsun.
Arada laf sokuyor sana filan şöyle.
Bakıcı da psikopatinin çok az görüldüğü meslekler ve psikopat bakıcı da insana çok tuhaf geliyor zaten.
Bakıcı dediğin kibar olur, suyuna gider, nazik olur, duygusal olur.
Oysa psikopat bakıcı der ki ya sen bana bakacaksın hayırdır?
Şimdi psikopatinin yoğun görüldüğü mesleklere geri dönelim.
Bunlardan biri de bomba imha uzmanı mesela.
Bomba imha uzmanı o kadar soğukkanlı olman gereken bir meslek ki cerrahlıktan bile daha zor muhtemelen.
Cerrah olduğunda bir hata yaparsan karşı taraf ölüyor.
Bomba imha uzmanında bir hata yaparsan e sen ölüyorsun.
Bomba imha uzmanlarında şöyle ilginç bir durum gözlemlenmiş.
Bu kişilerin tam bombayı imha ederken ki kalp atışlarına bakmışlar.
Ve kalp atışlarında bir değişme olmamış, artmamış.
Hatta nişan almış tecrübeli bomba imha uzmanlarının kalp atışları.
Aynı kalmasını geçtim.
Yavaşlamış bile. Adamlar içlerinde o kadar soğukkanlı ki imha ederken aşırı sakinler.
Bunun nedenlerinden biri de özgüven gerçi.
Özgüven insana bir sakinlik verir.
Ve psikopatlarda özgüven fazlasıyla vardır.
Bu yüzden genelde sakinlerdir.
İşini iyi yapan her türlü insanda bu profesyonel sakinlik vardır.
İyi konuşmacılara bakın mesela.
Adam kocaman bir sahneye çıkıyor.
Sakindir. Sanki küçük bir gruba sunacak gibi sakindir.
Zaten heyecanlansa bu sefer iyi konuşamaz.
Sesi titrer. Konuşmayı hızlandırır.
İyi performansını kişiler sakinken yapar.
Psikopatların özellikle soğukkanlılık gerektiren böyle mesleklerde başarılı olmalarının nedeni özgüvenli olmaları ve bu sakinliği çok iyi kullanmaları.
Tramvay problemini biliyorsunuz çok fazla karşımıza çıkıyor.
Bir tren var ve raylarda sıkışmış 5 kişinin üzerine doğru gidiyor.
Hiçbir şey yapmazsan o 5 kişiyi öldürecek.
Ama makas var. Makası değiştirip treni farklı bir raya sokabiliyorsun ve o rayda da bir tane kişi var.
O makası değiştirir misin? Bu durumda insanlar genelde ya değiştiririm sonuçta 5 daha fazladır.
5 kişi öleceğine 1 kişi ölsün diyor.
Ama bu problemin ikinci bir versiyonu da var.
Burada bu sefer makas yok. Yine tren 5 kişiyi öldürmeye doğru gidiyor.
Ama üstte bir köprü var ve şişman bir adamı raya atarsan o şişman adam rayı tıkayacak.
Tren o şişman adamı öldürecek ama 5 kişinin hayatı kurtulacak.
Yine öncekine çok benzer bir senaryo.
Ama insanlara böyle sorulduğunda insanlar o şişman adımı atmayı o kadar tercih etmiyor.
Faydacılık felsefesi açısından baksak o şişko adamı köprüden alıp Çünkü faydacılık ne der?
Yapılacak en iyi şey en fazla sayıda insanın en yüksek oranda mutlu olmasıdır.
E bir bakıyorsun birisinde bir kişi ölecek, birisinde beş kişi ölecek.
E tamam atayım cinayet işleyeceğim ama sonuçta o beş kişinin hayatını kurtaracağım.
Sizce psikopatlar bu tarz ahlaki ikilemlere ne cevap veriyor?
Tam bir faydacı olarak cevap veriyor.
O şişko adamı soğukkanlı bir şekilde köprüden atmayı tercih ediyorlar.
Hiç normal insan gibi öyle kararsızlığa falan düşmüyorlar.
Ve psikopatların sıkıntılı taraflarından biri de bu.
Yeri gelince çok faydacılar.
Ahlaki ikilemlere şak diye cevap veriyorlar.
Ama faydacılık da... O kadar ahım şahım bir felsefe değil ki gelen ciddi itirazlar var.
Sonuçta sen bir azınla zulmedebilirsin eğer faydacılığı büyük ölçüde benimsersen.
Veya bireyciliği reddediyorsun.
Daha fazla insanı kurtarıyorsun ama belki de bu sefer masum bir insanın canına kıyıyorsun.
Psikopatların ahlaki ikilemlerde böyle net bir cevabı...
Olmalarının bir nedeni de ödül odaklı olmaları.
Psikopatlar bir ödül gördüler mi kafayı yiyorlar, gözleri dönüyor.
Hatta korkusuz ve kedersiz olmalarının bir nedeni de bu.
Çünkü ödüle karşı o kadar odaklılar ki gözleri korku ve kederi görmüyor.
Şöyle bir örnek verelim. Diyelim ki örümcek korkunuz var ve bilgisayarda bir işe odaklanıyorsunuz.
Ekrana o kadar odaklanmışsınız ki o sıra yanınızdan bir tane örümcek geçiyor ama o örümceği görmüyorsunuz bile.
Görseniz korkacaksınız ama o kadar odaklanmışsınız ki gözünüz çevreden gelen şeylere karşı kör olmuş bir nevi.
İşte bir psikopat da böyle. Ödüle karşı kendine o kadar odaklıyor ki gözü hiçbir şey görmüyor.
Ne korku ne de keder.
Kitapta atıf yapılan başka bir yazar da Alan Harrington.
Harrington'un psikopatlara dair şöyle çok sansasyonel bir iddiası var.
Harrington'a göre evrimimizin devamı psikopat olmak.
Harrington bu argümanını desteklemek için de dünya tarihindeki ahlaki yozlaşmalardan bahseder.
Artık eskisi gibi insani değerler, çalışkan olmak, erdemli olmak, merhametli olmak, acıma duygusuna sahip olmak önemini kaybetti.
Bunun yerine psikopatlar yükseliş gösterdi.
O özel ve yeni insanlar.
Acımasız, duygusuz insanlar.
Ama burada şöyle bir sıkıntı var.
Harrington her ne kadar psikopat insan figürünü şu anki yaşamımız için daha uygun görse de tarih boyunca psikopatlara bakın bir yerde feci çuvallamışlar.
Mesela vikinglerdeki o berserk takımına bakalım.
Evet savaş zamanı çok iyiler.
Düşman hattını yerle bir ediyorlar.
Ama barış zamanı o kadar da iyi değiller.
Çünkü içlerinde bir ateş var.
Bazen kendi krallarına, kendi liderlerine satışıyorlar.
Veya psikopat siyasi liderleri düşünelim.
Evet yükselişleri çok örkemlidir ama düşüşleri de bir o kadar fecidir.
Yani Dut'un bize ne demek istiyor?
Psikopat olmak... Öyle her zaman işe yarayan bir durum değil.
Mesela kahramanlara bakalım.
İyi faydalı insanlara bakalım.
Evet mülayim değillerdir.
Yeri gelince o karanlık taraflarını göstermesini bilirler.
Yeri gelince psikopatlaşmasını bilirler.
Ama özünde tamamen psikopat değildirler.
Halkını da düşünürler. Onlarla empati de yaparlar.
Oysa bir psikopat kendini düşünür.
Sıcak empati yapamaz. Ve bazen yalnız da kalabilir.
Alfa erkek şempanzelerde ilginç bir durum gözlemlenmiş.
Normalde alfa erkekten ne beklersin?
Acımasız, kavgacı, güçlü, dominant.
Evet şempanzelerde Alfa erkekler gerçekten de böyle.
Ama aynı zamanda bir o kadar da lideri olduğu grubu da düşünüyor.
Mesela grup arasında bir savaş olduğu zaman alfa erkek şempanze hemen ayırmaya başlarmış.
Hatta gidip yenilen şempanzeyi teselli edermiş.
Bildiğin empati geliştirilmiş.
Bunu bir psikopat yapabilir mi?
Teselli edebilir mi? Alfa erkek zorba değildir.
Oysa psikopat zorba olabilir.
Ki kitabın da ana argümanına geliyoruz.
Kitap bize psikopatlaşın, psikopat olun demiyor.
Ama bazı psikopatik özellikler çok işine yarar diyor.
Ne zaman, nerede, nasıl kontrol...
edeceğini bilmen şartıyla.
Psikopatlar da Tüm özellikler, acımasızlık, korkusuzluk her zaman üst seviyede ve takılı kalmış.
Oysa akıllı bir insan bu özellikleri yeri ve zamanı geldiğinde kullanmasını bilendir.
Kendisi mikserden örnek veriyor.
Mutfak mikseri değil bu arada.
DJ mikseri. DJ mikserinde belli kanallar vardır ve o kanalların seviyesini ayarlarsın.
Hastalıklı psikopatlarda tüm özellikler son seviyede ve tıkalı kalmış.
Oynatamıyorlar. Adam her zaman acımasız, her zaman korkusuz, her zaman duygusuz.
Oysa akıllı bir insan neyi ne zaman oynatması gerektiğini bilmeli.
Biri bizi ezmeye çalıştığında biz...
Biz de acımasız olmalıyız. Hatta karşımızdaki kişinin haddini bildirmeliyiz.
Bazen içimizden çalışmak gelmez, duygusuz hissederiz.
Ama o çalışma ilhamını almasak bile duygusuz bir şekilde masa başına oturmamız gerekir.
Bazen bir psikopat gibi işe odaklanmamız gerekir.
Hatta bazen utanmaz olmamız gerekir.
Çünkü utanç duygusu öyle bir şeydir ki her zaman hayallerimizi engeller.
El alem ne der diye düşüne düşüne insan zaten berbat bir hayat yaşar.
Oysa yeri gelince o psikopatlardaki utanmazlık öyle içine yarar ki kendini gerçekleştirirsin.
Psikopatlığın bir seviyesi var.
Psikopati testine göre spektrumda belli derecelere.
Ve DAT'ın çoğu şeyde olduğu gibi burada da orta seviye psikopatinin iyi olduğu kanaatinde.
Düşük seviye psikopatide bu sefer çok kaygılı olabilirsin.
Çok utanç dolu olabilirsin.
Yüksek seviye psikopatide bu sefer dünya umurunda olmaz etrafını kırar geçersin.
Orta seviye psikopati en güzel ayar gibi.
Çünkü neyi arttırıp neyi azaltacağını işte o zaman kontrol edebiliyorsun.
Yani bu hayatta her zaman utanarak, korkarak, çekinerek yaşanmıyor.
Biraz hafif yırtık olması gerekiyor insanın.
Kitabın özeti. Bu arkadaşlar.
Kendinize iyi bakın. Bir dahaki podcastlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
