
- Evital, online sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getiren birdijital sağlık platformdur. Kullanıcılar; psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı hizmetlerini online olarak alabilir, ücretsiz ön görüşmeyle ihtiyaçlarına en uygun uzmanı seçebilirler.
- Daha fazlası için: https://s.evital.app/portal50
- PORTAL50 koduyla ilk psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seansınız %20 indirimli.
Transkript
Evital'in katkılarıyla 14 Nisan 1912 gecesiydi.
Devasa Titanic gemisi 2200 yolcusuyla beraber 5 gecedir denizdeydi.
Hava anlamsız derecede karanlıktı.
Gökyüzünde ay yoktu ve sisler çoğalıyordu.
Mürettebat uzun süredir böyle bir havayla karşılaşmadıklarını kendi aralarında konuşuyorlardı.
Titan'in görkemini anlatmaya gerek yoktu.
Bu gemi her şeyiyle adeta yüzen bir oteldi.
Kocaman yemek salonları, havuzları, hamamları, spor merkezleri olsun zamanın en şaşalı gemisiydi.
Gemiye binen insanları geçtim, gemideki insanların köpekleri bile gösterişliydi.
Tabi gemideki herkes de zengin değildi.
First class yolcuların yanında ikinci sınıf yolcular tam da orta direk aileleri temsil ediyordu.
Üçüncü sınıf yolcularsa çoğunlukla işçilerdi.
Bu işçiler New York'a giden Titanic gemisine Amerika'da iş bulmak amacıyla binmişlerdi.
Bu gece sırasında gözcülük yapan Frederick isminde bir adam vardı.
Kendisinin işi epey zordu çünkü çıplak gözle böyle bir havada geminin çevresinde neler olduğunu görmek çok zordu.
Ve başka bir talihsizliği ise dürbününe ulaşamıyor olmasıydı.
Frederick'in hemen yanındaki çekmecede bir dürbün vardı.
Ama bu dürbünün anahtarı gemiye alınmaktan son anda vazgeçilen başka bir görevlide kalmıştı.
Ve görevli gemiye binmeyeceğini öğrenmesine rağmen çekmecenin anahtarını gözcü Frederick'e vermeyi unutmuştu.
Frederick dürbünün etrafı yokluyor olsaydı da bu buzdağını halen geç fark edebilme ihtimali vardı.
Absürt derecede karanlık bir havada dürbün bile yetersiz kalabilirdi.
Frederick dikkatli bir şekilde geminin çevresini süzerken uzaklarda küçük bir cisim gördü.
İlk görür görmez o kadar telaşlanmadı çünkü bu cisim o kadar küçük gözüküyordu ki buzdağından ziyade kopmuş bir buz parçası olabilirdi ve kocaman Titanic gemisine bu küçük buz parçası hiç zarar veremezdi.
Ama dakika bile değil saniyeler geçtikçe Frederick...
gördüğü bu cisim büyümeye başladı.
Gemi son sürat ilerliyor.
Cisim büyüyor ve Frederick'in sırtından soğuk terler akıyordu.
Geminin karşısında kocaman bir buzdağı vardı.
Frederick hemen kuledeki zili tüm gücüyle üç kere çaldı.
Ve gemi içindeki yetkiliyi telsizle aradı.
Sakin ve uykulu bir ses ona ne gördün diye sordu.
Frederick ise şöyle cevap verdi.
Buzdağı. Tam karşımızda.
Adam tedirgin bir sesle tamam teşekkür ederim diyerek kapattı.
Frederick 30 saniyede küçük bir noktadan devasa boyuta ulaşan buzdağını dehşetle izledi.
Ama onu asıl dehşete kaptıran geminin hareketiydi.
Neredeyse buzdağına çarpmak üzerelerdi ve gemi daha rotasını değiştirmemişti bile.
En son çarpışmada gerçekleşti.
Buzdağı Titanik'in yan tarafını adeta jilet gibi kesmiş, fermuar gibi açmıştı.
Çarpma bir açıdan sürtüşme gibi olduğu için yolcuların kulağına ince ve huylandırıcı bir ses gitti.
Yolcuların bazıları olayın bir çarpışma olduğunu anlamadı bile.
Geminin limana yaklaştığı için böyle bir ses yaptığını düşünenler vardı.
Mevzuyu anlayanlarsa telaşa kapılmadı.
Sonuçta bu gemi Titanik'ti.
Tanrı'nın bile batıramayacağı gemi olarak biliniyordu.
Sakin kalan yolcuların yanında bazı yolcular korkmaya başlamıştı.
Mesela bir yolcunun penceresinin hemen...
önüne buzdağının büyük bir parçası düşmüştü.
Dümenin kontrolü ikinci kaptan Murdoch'un ellerindeydi.
Geminin asıl kaptanı Kaptan Smith nöbeti Murdoch'a devretmiş ve dinlenmeye geçmişti.
Gemideki telaş kısa sürede yayıldı ve Kaptan Smith uyanır uyanmaz Murdoch'un yanına koştu ve neler oluyor diye sordu.
Bir buzdağı efendim. Otorları ters alıp yavaşlatmaya çalıştım ama buzdağı çok yakındı.
Daha fazlasını yapamadım.
Murdoch böyle söylemişti.
Yolcular ve mürettebatın bir kısmı halen hiçbir şey yokmuş gibi hayatlarına devam ediyorlardı.
Geminin durduğunu fark edip buzdağını öğrenenler bile geminin buzdağına çarptığına inanmıyorlardı.
Çevresindekilere gemi buzdağına çarpmamak için durdu demişlerdi.
Ama bazı yolcular daha meraklıydı ve olayı araştırmaya başladılar.
First Class'takilerin durumu enteresandı.
Bu zengin insanlar kürklerden yapılmış pijamalarıyla kendileri için özel hazırlanmış altın rengi koridorda toplanmışlardı.
İçlerinden birisi ben mürettebatla konuştum.
Bir buzdağına çarpmışız ama ciddi bir şey yokmuş dedi.
Bazıları yataklarına geri döndüler.
Ama bazıları merak etmişti.
Gemiye bir şey olup olmadığını değil, buzdağının görüntüsünü merak ediyorlardı.
Daha önce hiç buzdağı görmüş müydün?
Hadi gidip dışarı çıkıp bakalım konuşmaları geçiyordu.
Yolcuların çoğunu bir süre sonra ölüme götürecek olan buzdağı adeta bir turist ilgisine maruz kalmıştı.
Çarpışma olalı 10 dakika geçmişti ve Titanik'in altından sesler gelmeye başladı.
Titanik'in altında bu gemiyi olası bir kazaya karşı koruyacak olan 16 tane kompartman vardı.
Bu kompartmanlar suyu hapsederek suyun geminin üst taraflarına ulaşmasını engelleyeceklerdi.
Ama Titanik buzdağına yanlamasına çarptığı için 4-5 tane kompartman direkt zarar görmüştü.
Hepsi aynı anda feci bir su akınına maruz kalmıştı.
O sırada Carl ismindeki bir yolcu geminin en alt taraflarında kompartmana yakın bir kısımda 3.
sınıf olarak yolcu ediyordu.
Geminin en kötü konaklama yerleriydi buralar.
Carl etraftaki gürültüyü duyup yatağından kalktığı an ayağını yere değer değmez ayak bileklerine kadar suya battığını gördü.
Yolculardan suyla ilk temas eden kişi tabii ki de 3.
sınıf bir işçi olmuştu.
Bu sırada Kaptan Smith tüm bu olayı kafasında oturtmaya çalışıyordu.
Muhteşem bir gemi kaptanlığı kariyeri...
38 yıldır mesleğini üst düzey gerçekleştirmiş ve karizmasıyla, sosyal becerisiyle insanların sevgisini kazanmıştı.
Normalde emekli olacaktı ama Titanic gibi tarihe geçecek bir geminin ilk seferini yaparak kariyerini muhteşem bir şekilde sonlandırmak istemişti.
Smith gidip geminin bazı kısımlarını inceledi ve bu kısımların zarar almadığını gördü.
İçi rahatlamıştı biraz. Gemi hasar görmüştü ama bu hasarın felakete yol açmayacağını düşündü.
O sırada geminin posta kısmında çalışan bir işçi koşarak Smith'in yanına geldi ve posta...
Kaptanın umudu yerle bir olmuştu.
Birisi yanına gelip kim ciddi bir şekilde zarar gördü mü diye sordu.
Kaptan Smith bu saatten sonra yalan söyleyemezdi.
Korkarım evet diye cevap verdi.
Mürettebat hemen o an gemide bulunan Thomas Andrews'a ulaştı.
Peki kimdi bu Thomas? Titanic'in baş mimarıydı, baş mühendisiydi.
Kısaca Titanic'i yapan adamdı.
Thomas gibi başka mühendisler ve mimarlarda bu geminin batmasının mümkün olmadığını düşünüyorlardı.
Bu aşırı imserlik en sonunda ters tepti ve küçük ihmaller büyüyerek büyük bir felakete yol açtı.
Bu durum halk arasında Titanic sendromu olarak bilinir.
Yani küçük ihmallerin birleşerek büyük bir felakete yol açması durumu.
Akıl sağlığımızda ihmale gelmemesi gereken konulardan birisi.
Çünkü tıpkı Titanic Sendromu gibi psikolojimizde belli sıkıntıları fark ediyorsak ama ihmal etmek işimize geliyorsa bu sıkıntılar ileride çok daha ciddi bir şekilde bize dönebiliyor.
Akıl sağlığımızla tek başımıza mücadele etmek zorunda değiliz.
Bu süreçte bir sağlık profesyonelinden yardım almak neden olmasın.
Sizlere bu podcast bölümümüzün sponsoru olan Evital'den bahsetmek istiyorum.
Evital sizlere sağlık problemleriniz için etkili ve pratik bir danışmanlık hizmeti sunuyor.
Evital platformu sayesinde ister psikolojik danışmanlık, ister beslenme danışmanlığı, Altyazı
M.K.
Beğenirsem öyle para veririm.
İşte Evital sizlere beslenme danışmanları ve psikolojik danışmanlarla ön görüşme yapabileceğiniz bir imkanda sağlıyor.
Platformun bünyesinde bilimsel yöntemlerle hazırlanmış testler bulunuyor.
Bu testlerle mental durumunuzu değerlendirip kendiniz hakkında bilgi edinebilir.
Evital'i tam olarak hangi amaçla kullanacağınızı seçebilirsiniz.
Sağlık Bakanlığı tarafından tescil edilen Evital uygulaması, diploma onaylı sağlık profesyonelleriyle size yardım etmek için hazır.
Portal 50 koduyla ilk psikolojik danışmanlık veya beslenme...
danışmanlık seansınızda %50 indirimli oluyor.
Evital uygulamasının linkini ve indirim kodumuzu açıklama kısmına ekledim.
Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.
Tüm bu telaşın içinde trajikomik bir durum vardı.
Bu koşuşturma sırasında bazı yolcular buzdağından düşen küçük buz parçalarıyla güvertede futbol oynuyordu.
Thomas'a dönersek bu gemiyi kendisi kadar iyi bilen başka birisi yoktu.
Thomas kaptan Smith'le buluştu ve ona durumu açıkladı.
Titanic'in altındaki 5 kompartmanda su almıştı.
Peki bu ne demekti? Titanic tasarlanırken 4'ten fazla kompartmanın aynı anda su alacağı düşünülmemişti.
Oysa buzdağı Titanic'in yandan fermuar gibi çizdiği için 5 kompartmanda zarar görmüş ve hepsi aynı anda su almıştı.
su almıştı. Titanic eğer buzdağına diklemesine burun kısmıyla çarpsaydı bu kadar talihsiz bir durum olmayacaktı.
Thomas kaptana acı gerçeği söyledi.
Titanic bu 5 kompartmanın su alması sonucu asla ayakta kalamazdı.
Kesinlikle batacaktı.
Hatta Thomas geminin batacağının matematiksel bir kesinlikte olduğunu söyledi.
Oradaki herkes Thomas'ın bu sert ve ani sözleri karşısında şok olmuştu.
Sonuçta bu gemi medyada batırılamaz olarak nam salmıştı.
59 yaşındaki kaptan Smith bu seferden önce verdiği bir röportajda günümüzde Modern gemicilik o kadar ilerledi ki ben artık gemilerin batacağını düşünmüyorum demişti.
Ve şimdi de o batan geminin içindeydi.
Çarpışma olalı 25 dakika geçmişti.
Kaptan Smith filikaları hazırlayın emrini verdi.
Peki bu çarpışmadan önce Titanic'in telsiz kısmında çalışan operatörler ne yapıyordu?
Onların işi diğer gemilerdeki operatörlerle iletişime geçip kritik bilgileri aktarmaktı.
Şöyle ki bu operatörler günde 14 saat çalışıyor ve aylıkta 30 dolar gibi komik derecede düşük bir maaş alıyorlardı.
Bu operatörler de ek gelir olarak yolcuların sevdiklerine olan mesajlarını iletip onlardan rüşvet alıyordu.
Titanic'teki operatörlerden birisi de Phillips ismindeki bir gençti.
Bu genç yolcuların isteklerine bakarken o sırada başka bir gemiden çağrı aldı.
Ama asıl işçi Phillips'in umurunda değildi.
Maaşım zaten az niye uğraşayım diye düşündü.
Oysa bu çağrıda başka bir gemi Phillips'i sizin bulunduğunuz bölgede buz dağları var diye uyaracaktı.
Kaptan Smith'in flikaları hazırlayın emrinden sonra gerçek yolculara açıklandı.
Gemi batıyordu. Filikalarla kurtarabildikleri kadar insanı kurtaracaklardı.
Gemicilik rajonuna göre öncelik kadınlara ve çocuklara aitti.
Bu süreçte Titanik'te hiçbir zil çalınmadı.
Kornaya basılmadı. Bunlara gerek kalmamıştı çünkü herkes Titanic'in batıyor olduğu bilgisini kulaktan kulağa almıştı.
Herkes odasından hızlıca çıkmaya çalışırken bir odanın kapısı sıkışmış ve kilitli kalmıştı.
Ardından bir adam içeride mahsur kalan kişiyi kurtarmak için kapıyı kırdı.
Ve gemideki bir işçi de Titanic New York'a vardığında kırdığın kapının parasını ödeyeceksin dedi.
Ve çevresindekileri gemiye zarar vermeyin diye tehdit etti.
First Class'taki yolcuların odalarını terk etme aşaması epey renkliydi.
Mesela bir kadın dakikalarca hazırlanmış, üstüne güzel bir elbiseyi, topuklu ayakkabısını giymiş ve sanki özel bir yemeğe çıkıyormuş gibi hazırlanmıştı.
Adolf ismindeki bir adam odadan çıkarken eşine bizim altın saatlerimizi, gümüş yüzüklerimizi ve kolyelerimizi aldığından emin ol diyordu.
Dindar birisi olan Colette yanına sadece incil almıştı.
Bir öğrenci sadece kitaplarını aldı.
Paraları ceplerine sokuşturup döke döke odalarından çıkanlar vardı.
Bir adam odasından... çıkmış.
Ama odasındaki paralarını unuttuğunu hatırlayıp odasına geri dönmüş.
Odasını geri dönerken de en iyisi param gemide kalsın diye düşünüp tekrar çıkmış.
En sonda artık hızlıca odasına dönüp parasını alıp çıkmıştı.
2-3 kere git gel yapmıştı anlayacağınız.
Margaret ismindeki yaşlı bir kadın bu çarpışmadan 4 gün önce bir hizmetçinin odasına bir can yeleği yerleştirdiğini görünce bu hizmetçiye hani Titanic batmaz diyordunuz o zaman bana neden can yeleği veriyorsunuz diye takılmıştı.
Bu ikili şimdi ise canlarını kurtarmak için kaçarken göz göze gelmişti.
Zenginlerin hepsi mallarını kurtarmak istememişti.
Robert ismindeki bir bankacı sadece pijamasıyla odasından çıkmış ve bir serveti odasında bırakmıştı.
Bir bayansa paralarını topuklu ayakkabısının arasına sıkıştırmış ama topukluyu tam olarak bağlayamadığı için koşarken düşmüş ve paraları saçılmıştı.
İkinci sınıf yani orta direk yolcularda böyle bir durum görmüyorduk.
Genellikle sadece giysilerini alıp kaçıyorlardı.
Üçüncü sınıf yani işçilerin olduğu kısım ise tam bir kaostu.
Herkes itiş kakışla kendini güverteye atmaya çalışıyordu.
Bir de herkesin bir hikayesi vardı.
Kimisi bir iş görüşmesi için New York'a gidiyordu.
Kimisi bir aile gezisi için.
Kimisi de özel hayatlarındaki sıkıntılardan kaçıyordu.
Mesela Love ismindeki bir genç kızın babası kızını istemediği biriyle evlendirmek istemişti.
Love da İngiltere'den Amerika'ya kaçarak kendisine yeni bir hayat kurmak istemişti.
Titanic gemisinde tam 16 tane flika vardı ki bu gemi 64 flikayı kapsayabilecek kapasitedeydi.
16 flika en fazla 1100 yolcu taşıyabilirdi.
Oysa gemideki kişilerin sayısı 2200'dü.
Bu ne demek oluyordu? Titanic'teki insanların en az yarısı kesinlikle ölecekti.
Ve flikalarda öncelik kadın ve çocuklara verildiği için ölen kişilerin neredeyse tamamı erkek olacaktı.
Kadın olmasına rağmen flikaya binmek istemeyenler de vardı.
Mesela yaşlı bir kadın kocasının flikaya alınmadığını öğrenince gemiye tekrar atladı ve kocasına bunca zaman senle yaşadım, senle de ölmek istiyorum diyerek gemide kalmayı tercih etti.
Titanic filminde batış esnasında geminin korusu keman çalıyordu ya bu işte gerçekten doğru bir sahneydi.
Titanic batarken geminin korusu insanları sakinleştirmek amacıyla müzik çalmıştı.
Müzisyenler de apar topar odalarından çıktıkları için bazıları pijamalarıyla, bazıları da yarım yamalak takımla...
Müzik normalden biraz hızlı tempoda olsa da müzisyenler nota hatası yapmamıştı.
Flika'ya bineceklerle gemide kalacaklar arasında bir vedalaşma vakti gelmişti.
Dan ismindeki bir adam yeni evlendiği eşini öptü ve sen git ben burada kalacağım dedi.
Bir doktor karısına cesur ol.
Ne olursa olsun cesur ol diyerek veda etmişti.
Bay Turrell ise karısına hiçbir şey demedi.
Uzunca karısının gözlerinin içine baktı.
En son onu öptü ve gemiye döndü.
Mark ismindeki bir baba oğluyla beraber gemide kalacaktı.
Karısı ve üç kızını yolculadıktan sonra kızlardan biri Mark'ın oğluna babama sahip çık tamam mı demişti.
Bir tane anne kızıyla beraber flikaya binerken oğlunu geride bırakmak istememişti.
Flikadan gemiyi aniden atladı.
Ama oğlunun ısrarları üzerine tekrardan flikaya bindi.
Vedalaşma kısmının uzun sürdüğü çiftler var.
vardı. En son gemiciler anons yaptı.
Zamanımız azalıyor. Bir an önce flikalarınıza binin dendi.
Bir tane genç kız flikaya binmişken odasında sevgilisinin fotoğrafını unuttuğunu ve onu alması gerektiğini söyledi.
Flikadakiler homurdağansa da kız hemen odasına gidip fotoğrafı kaptı ve flikaya geri döndü.
Meraklı erkekler kaptan Smith'e yaklaştı ve durumumuz gerçekten bu kadar ciddi mi diye sordu.
Kaptan Bir veya bir buçuk saatimiz kaldı yanıtını verdi.
Yaşlı bir kadın gemiden filikaya atlamayı başaramadı.
Ve gemi filika arasındaki boşluktan tam denize düşecekti ki son anda birisi onu tutmayı başardı.
Bir tane şişko kadınsa ben filikaya binmem.
Hayatımda hiç binmedim ki diye mızmızlanmaya başladı.
Zar zor kadını filikaya bindirdiler.
Filikalar harekete geçti.
Bu teknelerdeki herkes gemiden uzaklaşırken son kez batmakta olan Titani'ye bakıyorlardı.
Bu facianın açık ara en dramatik sahnesiydi bu vedalaşmanları.
Halen gemiden ayrılmayan 3-4 tane filika kalmıştı.
Bazı erkekler çaktırmadan filikalara sızmak istediler.
Paul ismindeki bir tanesi 3 metre yükseklikten filikaya atladı.
Bir tanesi de atlarken filikadaki bir kadına çarptı ve kadını sakatladı.
Tam bir genç daha atlayacakken yardımcı kaptanlardan biri olan Subaylov genci yakaladı ve silahını çekti ona.
Genç ağlamaya başladı. Filikadaki kadınlar da çocuğa vurma diye ağlıyorlardı.
Subaylov tabii ki de çocuğu vurmadı.
Ama... Eğer aranızdan filikaları atlamaya çalışan olursa bu silahı kullanmaktan çekinmem diye bağırıyordu.
13 yaşındaki bir genç çocuk da filikaya binmek isterken bir yetkili sen binemezsin çocuk değilsin dedi.
Başka biri ise daha 13 yaşında çocuk sayılır deyince bir anlaşmazlık çıktı.
En son bu çocuğu filikaya bindirdiler.
Ama bir daha çocuk da olsa hiçbir erkek filikaya bindirilmeyecek dendi.
Tüm flikalar gitti ve Titanic'i bir sessizlik kapladı.
Yaklaşık 4 saatlik kaos sona ermişti ve gemide kalan erkeklerde bir kabulleniş vardı.
Kaptan Smith tekrar ortaya çıktı ve son kez herkese seslendi.
Beyler, görevlerinizi yaptınız.
Daha fazlası elinizden gelmez.
Artık herkes kendi başının çaresine baksın dedi.
Kaptan karşılaştığı herkes de bu ifadeyi kullanıyordu.
Kendi başının çaresine bak.
Kendi başının çaresine bak.
Gemi burun tarafından batmaya başlamış ve arka tarafı yukarı kalkmıştı.
Kalan herkes arka tarafa akın ettiler.
Enteresan bir durumdu çünkü geminin arka tarafı 3.
sınıf yolcular için yani işçiler içindi.
Buraya genelde kimse uğramazdı.
Oysa şu an zengin fakir demeden herkes geminin arka tarafına toplanmıştı.
Bu açıdan bakıldığında geminin lüks Alakart restoranı gözüküyordu.
Ürpertici bir görüntüydü.
Alakart'ın tüm o gösterişli masaları, koltukları bomboştu.
Sigara içme odasında sadece tek bir kişi vardı.
Thomas Andrews. Hani şu Titanic'in baş mimarı olan kişi.
Bir tane işçi Thomas'ın yanına geldi ve ona birkaç şey söylemeye çalıştı.
Thomas dinlemedi bile. Dünyadan kopmuştu.
Odadaki bir resme bakıp dalmıştı.
Gemideki bazı erkekler neden böyle bir geziye çıktılar diye kendilerine kızıyorlardı.
Edith ismindeki bir adam zamanında bir falcının kendisine suya dikkat et dediğini hatırladı.
Frank ismindeki bir iş adamı normalde Titanic'in kardeşi sayılacak olimpik gemisiyle yolculuk yapacaktı.
Ama son anda Titanic'e transfer edilmişti.
Gemi batmak üzereydi. Kaptan Smith ise ortalıklarda yoktu.
Bazı iddialara göre kendi silahıyla kafasına sıkmıştı.
Flika'dakiler geminin yüzeyden kayboluşunu bir sessizlikle izliyorlardı.
2200 kişiden 1500 ölmüştü.
Olay tabii ki de dünya çapında ses getirmiş, insanları travmatize etmişti.
Artık kimse asla batmayan gemi laflarına inanmıyordu.
Gemiciliğe dair düzenlemelerde bir geminin yolcu sayısını karşılayacak kadar Flika'ya sahip olması gerektiği kararı alındı.
Flika'ya alınanlar arasında first class'tan erkekler de vardı.
Ve bu kişiler memleketlerine döndüğünde büyük bir tepkiyle karşılaştı.
Bir kadın kocasının Titanic'ten Flika'yla döndüğünü öğrenince ondan boşanma kararı almıştı.
Toparlarsak. Yüzyıl geçmesine rağmen bu trajediyi kolektif hafızamız unutmamıza izin vermiyor.
Muhtemelen bir yüzyıl daha izin vermeyecek.
Titanik her zaman insanın denize hükmetme arayışındaki en büyük trajedisi olacak.
Evet arkadaşlar bu podcastimizi bu aşamada bitirmek iyi olur.
Kendinize iyi bakın ve bir dahaki podcastlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
