
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
youtube.com/portalvideotwitter.com/canaybalikinstagram.com/canaybalik
Konuşmaktan bu kadar çekindiğimiz ama ilgimizi de bir o kadar çeken başka bir konu yok. İnsanlığın cinsellikle mücadelesi bir korku komedisi.
Kitap: Mary Roach - Bonk youtube.com/portalvideo
Transkript
Altyazı M.K.
Podcast Yahman'ın iyi taraflarından biri şu.
Görselliğe gerek yok. Hele ki cinsellik gibi konular üzerinde konuşacaksanız görselliğin olmaması bir tık işinize geliyor.
Mesela bir YouTube videosu yapsanız cinsellik hakkında.
Cinsel görseller koymak sıkıntı.
Penis hakkında konuşuyorsanız hangi görseli koyacaksınız?
Gerçi ben bir video izlemiştim.
Penis hakkında konuşurken muz koyuyordu adam videoda.
Vajina hakkında konuşurken de kayısı.
Tabi böyle olunca da videoyu pek ciddiye alamıyorsun.
Hadi görselliği geçtim peki kamera karşısında konuşsan cinsellik hakkında?
E bu da sıkıntı çünkü insan kamera karşısında cinsellik hakkında konuşmaktan bir tık utanıyor.
Ama podcast mis gibi. Sadece ses ve rahat bir şekilde konuşabiliyorsun.
Podcast yapmayı bu yüzden de ayrı bir seviyorum.
Ve anlayacağınız üzerine Portal ile Yansıma'da bu bölümdeki odamız...
Kitabımızda Mary Roach'un Bonk ismindeki bir eseri.
Araştırmacı bir yazar olan Mary Roach kitabında cinsellikle ilgili ne kadar ilginç bilgi varsa toplamış.
Hatta gitmiş profesörlerle görüşmüş, uzmanlarla görüşmüş ve kitap boyunca görüyoruz ki insanlığın cinsellikle olan mücadelesi bir o kadar korkunç ve bir o kadar komik.
Yazar hatta kitabın giriş kısmına ön söz yazmak yerine ön sevişme yazmış.
Ve yazarın ilk değindiği nokta cinselliğin bir tabu olarak görülmesi.
Eski zamanlarda tıp kitaplarında cinsellikten hiç bahsedilmez.
Yazarlar sanki cinsellik yok gibi davranırlarmış.
Hele ki cinsellik hakkında araştırmalar yapan bir akademisyen veya doktor musun?
Birçok insan seni sapık veya ahlaksız olarak nitelendirirmiş.
19. yüzyılda James White ismindeki bir akademisyen tıp öğrencilerine bir kadının vajinasını göstermeye çalışmış.
Kadının da rızası var bu arada.
Ama tıp öğrencileri bu durumdan çok rahatsız olmuş.
Hatta hocalarına şey demişler.
Hocam hayırdır niye gösteriyorsunuz böyle bir şey bu yanlış.
Daha sonra bu olay üniversite çapında yayılmaya başlamış ve en son bu profesör...
doktorlar birliğinden kovulmuş.
Oysa amacı sadece tıp öğrencilerine o vajinanın fizyolojisini göstermek.
Victoria dönemindeki doktorlar kadın cinsel organına yönelik bir operasyon yapacakları sırada araya havlu koyarlarmış veya bir perde çekerlermiş.
O cinsel organı görmeden ameliyat yapmaya çalışırlarmış.
Ne zamanki 20. yüzyıla geliyoruz işte cinsellik artık yavaş yavaş tabu olmaktan çıkıyor.
Çünkü insanlar cinsel problemlerinin çözülmesini istiyor.
İktidarsızlık olsun, orgazma ulaşma problemi olsun insanlar bu sıkıntılarını çözmüyorlar.
Ama şöyle bir durum var ki cinsellik tabu olarak görüldüğü zaman bu sıkıntılar çözülemeyecek.
Çünkü bu konu hakkında konuşmalar, araştırmalar yapılamıyor.
İster istemez insanlar da cinselle yönelik bu tabuyu yavaş yavaş kırmaya başlamışlar.
Ama cinsellikle ilgili araştırmalarda şöyle bir sıkıntı var.
Gönüllü veya katılımcı bulmak çok zor.
Çünkü bir insan cinsel bir araştırmada yer almaya utanıyor ister istemez.
Peki şöyle yapsak, insanlar yerine hayvanlara odaklansak.
Nasıl ki uzay mekiği gönderirken önce insanlar değil de maymunlarla çalıştık.
biz de önce hayvan cinselliğine odaklanıp oradan insan cinselliğine dair çıkarımlar yapsak.
Bu durum cinsellikte pek işe yaramıyor çünkü hayvan ve insan cinselliği birçok açıdan çok farklı.
Kültür olsun, evrim olsun veya verdiği zevk olsun insan cinselliği bambaşka bir boyutta hayvanlara kıyasla.
Yani cinsel araştırmalar yapıyorsak öyle hayvanlara bakmak bizi pek kurtarmıyor.
Nihayetinde insana odaklanmamız gerekiyor.
Ama bir araştırmacı yerine koyun kendinizi.
Cinsellikle ilgili bir araştırma yapmanız için bir çifti gözlemlemeniz gerekiyor ilişkiye girdiği sırada.
Ama hangi bir çift böyle bir olayı kabul eder ki?
cinserliğe girdiğiniz sırada sizi gözlemleyip notlar alacak.
Bazı araştırmacılar bu cinsel araştırmalara hiçbir gönüllü bulamayınca en son kendi eşleriyle filan katılmış hatta.
Bu kısımda nahoş bir olay da yaşanmış.
John Watson ismindeki bir araştırmacı cinsel araştırmalarına kendi eşiyle katılmak yerine bir tane kız öğrencisiyle katılmış.
Yani kız öğrencisiyle cinsel ilişkiye.
girmiş. Daha sonra kızın ismini kullanarak bazı notlar almış ve karısı da bu notları daha sonra bulmuş.
Kocasının çekmecesinde.
Hemen ardından boşanma davası açılmış ve bu notlar da kanıt olarak kullanılmış.
Peki araştırmacılar tam olarak cinselliğin hangi yönünü?
İnceliyor. Buradaki konular çok farklı.
Örneğin Alfred Kinsey ismindeki bir araştırmacı boşalan meninin en çok hangi mesafeye kadar gidebildiğini ölçmeye çalışmış.
Erkek eskortlar bulmuş çünkü erkek gönüllü bulması zor.
Onlara para vermiş ve boşalmalarını istemiş.
Ortalama meni mesafesi 30 santim ile 60 santim arasında.
Ama bir tane katılımcı menisini 2,5 metreye kadar göndermiş.
Hatta az ileride bir Osmanlı halısı varmış.
Az daha ona geliyormuş. Bu Kinsey ismindeki araştırmacı kafayı cinsellikle bozmuş biri.
Fık filan değil. Gerçekten çok merak ediyor.
Ve cinselliğe dair ilgi çekici bilgilere de ulaşıyor.
Örneğin amputelerde hayalet ağrı denilen bir durum var.
Diyelim ki bir amputenin bacağı yok ama o an sanki bacığı varmış gibi ağrı yaşıyor.
Bu hayalet ağrısı dediğimiz konu amputeler için bayağı ciddi bir sıkıntı.
Çünkü bildiğin acı çekiyorsun bir süre boyunca.
Ama amputeler cinsel ilişki sırasında bu acıdan kurtuluyormuş.
Bu acının etkisi kayboluyormuş.
Veya serebral palsi hastalarında da benzer bir durum varmış.
Cinsellik sırasında normalde hissedilen acı daha da azalıyor.
Aslında bu durum cinsellik sırasında hissedilen acının azalması düşününce o kadar normal bir durum ki.
Çünkü biyolojimiz, evrimimiz tek bir amaca bizi yüremeye yönlendiriyor.
Ve bunun içinde elinden gelen ne varsa yapıyor.
Cinsellik sırasında insan kendinden geçiyor.
Göz odağı düşüyor, etrafını pek görmemeye başlıyor.
Kulağı daha kötü çalışıyor, çevreden gelen seslere karşı daha duyarsızlaşıyor.
Nihayetinde cinsellik muazzam bir konsantrasyon isteyen bir eylem.
Hatta bazı eskortlar müşterilerinin cinsel ilişki sırasında bu kadar kendinden...
geçtiğini bildiği için tam ilişki sırasında müşterinin cüzdanını falan çalarmış.
Ama cinsellikte hissedilen acının azalması mesele sadomasoşist ilişkilere geldiğinde bir tık sıkıntı yaratıyor.
Çünkü normalde olduğundan daha az acı hissediyorsun ya cinsellik sırasında.
Sadomasoşist ilişkilerde bu sefer haddini aşabiliyorsun.
Farkında olmadan karşı tarafa veya kendine çok acı verebiliyorsun.
Çünkü acı daha az hissediliyor cinsellikte.
Hatta vücut bile cinsellik sırasında bir yara açıldığında o yaradan daha az kan akmasını sağlıyor.
Ama tabii sıkıntı şu. Sadomasoşist ilişkilerde cinsellik sırasında belki hissedilen acı zannedildiği kadar değil ama cinsellik sonrası hissedilen acı birden artıyor.
Bunu dövüşçülerin durumuna benzetiyorum.
Bir dövüşçü de maç esnasında o an adrenalin varlığından dolayı acıyı o kadar hissetmiyor ama maç sonrasında muazzam bir acı hissediyor.
Acı odaklı cinsel ilişkilerde benzer bir mantıkta.
Acıyı daha çok cinsellikten sonra hissediyorsun.
Hani Kinsey ismindeki bir araştırmacıdan bahsetmiştik ya.
Kinsey kadın cinselliğinde klitorisin önemi üzerinde çok fazla duruyor.
Ama atladığı bir kısım var o da vajinadaki dış dudak dediğimiz kısmın önemi.
Masters ve Johnson ismindeki iki araştırmacı işte bu vajinadaki dış dudağın cinsellik sırasında en az klitoris kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Cinsel uyarılma sırasında kadınlardaki bu dış dudak kısmı incelmeye ve açılmaya başlıyor.
Gelecek olan penis için bildiğiniz yer açıyor.
Çok ilginç bir mekanizması var.
Tabi klitoris de orgazm ve zevk açısından çok...
önemli ama çok hassas bir yapıya sahip.
Klitorise yanlış şekilde temas edildiği zaman bu sefer irite edebiliyor mesela.
Hassas bir dengesi var. Bu bahsettiğim iki araştırmacı vajinanın içerisinde cinsel uyarılma sırasında neler döndüğünü çok merak ediyor.
Ama vajinanın içini görmek de zor çünkü uyarılma sırasında içinde penis var.
Peki bu araştırma ekibi ne yapıyor?
Kamerası olan bir dildo. Daha sonra kadın katılımcıların bu dildoyu kullanarak kendilerini uyarmalarını istiyor.
Ama şöyle bir sıkıntı var. Tam bir cinsel ilişki değil bu dildoyla yapılan.
Hani sonuçta ne arzu var, ne tutku var, ne ön sevişme var.
Bu ekibin dildoyla yaptığı gözlemleri gerçek bir cinsel ilişkiye uyarlamak o kadar da doğru gözükmüyor.
Ama nihayetinde bu ekip kadın cinselliğine dair şunu keşfediyor.
Klitoris sadece dışarıdan değil, vajinanın içinden de uyarılabilen bir şey.
Yani penisin vajina içinde...
Ve evet şimdi size Mary Bonaparte ismindeki bir kadından bahsetmek istiyorum.
Soyadı tanıdık gelmiştir çünkü bu kadının büyük büyük dedesi Napolyon Bonaparte.
Ve Mary Bonaparte ismindeki bu kadının...
Bir problemi var. Klitorisi vajinasından 3 cm yüksekte ve bu yüzden cinsel ilişki sırasında hiç de zevk alamıyor.
Kendisi bu durumu çok da dert eden birisi.
Sağlam bir libidosu var ve zevk almak istiyor.
Zevk alan insanları da kıskanıyor.
En son dayanamıyor ve kendi çapında bir araştırma yapıyor.
Çevresindeki kadınlara soruyor.
Vajinanız ve klitorisi arasındaki mesafe ne kadar?
Az da olsa bazı kadınların durumu kendisine benziyor.
Tıpkı onda olduğu gibi klitorisi vajinasından 3 cm veya daha yüksekte olan kadınlar da varmış.
Ve ortak sıkıntı onlar. da var.
Penetrasyon sırasında klitoris yüksekte olduğu için zevk alamıyorlar.
Kadınların çoğunun vajina ve klitoris arasındaki mesafesi ise 1-2 santim filan.
Bunlar normal kadınlar ve seksten de normal bir zevk alıyorlar.
Ama şanslı diyebileceğimiz kadınlarsa vajina ve klitoris arasındaki mesafenin neredeyse hiç olmadığı kadınlar.
Klitoris hemen vajinanın üstünde ve bu sayede çok rahat uyarılabiliyor.
Böyle kadınlar da cinsellik sırasında normal bir kadından daha fazla zevk alıyor.
Mary bu araştırmasını daha da ileri götürerek kadınlardaki boy uzunluğunun da vagina ve clitoris arasındaki mesafede orantılı olduğunu tespit ediyor.
Uzun boylu kadınlarda vücut oranları da büyük olduğu için vagina ve clitoris arasındaki mesafe ister istemez daha fazla.
Hatta Kim Wellen ismindeki başka bir araştırmacı küçük göğüslü kadınların da cinsellik sırasında daha çok zevk aldığını ortaya koyuyor.
Çünkü genelde küçük göğüslü kadınların clitorisi de vaginasına daha yakın oluyormuş.
Yani model gibi diyebileceğimiz uzun boylu veya büyük göğüslü kadınlar kısa boylu ve küçük göğüslü kadınlardan daha az zevk alıyor cinsellik sırasında.
Bu sırada güçlü bir orgazmın sadece klitoristen değil de başka etmenlerden de desteklenebileceği fikirleri ortaya çıkıyor.
Örneğin kegel egzersizleri.
İki bacağımız arasında olan o kegel kaslarını sıkıp sıkıp bıraktığımızda yani güçlendirdiğimizde orgazm da daha güçlü bir hale geliyor.
Üstelik kadın vajinasının içinde G noktası dediğimiz bir bölüm var ve bu bölüm de uyarılınca diğer bölgelere kıyasla daha güçlü bir orgazm sunuyor.
Farklı cinsel pozisyonların da orgazmda önemi var tabii.
Örneğin klasik misyoner pozisyonundan ziyade Erkeğin arkada olduğu bir pozisyonda ayrı bir uyarılma veriyor.
Bu Mary Bonaparte'ın yolu bir ara Sigmund Freud'la kesişiyor.
Tam da adamına denk gelmiş. Ve şöyle ki Freud'un klitoris ile arası pek iyi değil.
Ona göre bir kadın, yetişkin bir kadın cinsel zevki klitoristen değil de vajinanın içinden alması gerekiyor.
Halen klitoristen zevk alan kadınlar o çocukluk döneminde mahkum kalmışlar.
Freud'a göre klitoris ergenlikten sonra kadınlarda etkisini ve hassasiyetini kaybetmesi gereken bir yer.
Ve gelişmiş bir kadının da asıl zevk kaynağı klitoristen ziyade vajinanın...
O iç kısmı olması gerekiyor Freud'a göre.
Freud zaten kendisinden beklediğimiz tarzda bir yorum yapmış.
Mary'nin de kafası takılıyor tabii Freud'un bu söylediklerine.
Ve en son klitorisini aldırmış kadınlarla röportaj yapıyor.
Bir kadın klitorisini neden aldırsın?
Gerçi kadın kendi aldırmıyor ama bazı kültürlerde veya Afrika'daki bazı ülkelerde gelenek gereği kadınların klitorisi alınıyormuş.
Bundaki amaçlardan biri kadının cinsellikten çok zevk almasının önüne geçip kadınların aldatma olasılığını azaltmak.
Ama Mary yaptığı röportajlarda şunu fark ediyor.
Klitoris alınmış kadınlar her ne kadar o klitoris bölgesinde bir yara izi olsa da o yara izine dokunarak kendilerini uyarabiliyorlarmış.
Çünkü klitorisin sadece dışarıda bir parçası yok.
İçeride bir parçası daha var.
Ve klitoris alınan kadınlar aslında tam olarak klitoris alınmış sayılmıyor.
Çünkü içerideki kısım halen içeride kalıyor ve bu sayede yine zevk alabiliyorlar.
Şimdi kadın cinselliğinden erkek cinselliğine geri dönelim ve erkeklerin en büyük cinsel problemlerinden biri Tabii ki iktidarsızlık.
Penisin sertleşmemesi.
Mary Roach iktidarsızlığa çözüm bulmak isteyen Tayvanlı bir profesörle görüşüyor.
Ve profesörün çözümü de penisteki bazı damarları almak.
Şimdi düşünüyoruz ki penisteki damarları almak tam tersi bir etki yapmaz mı?
Sonuçta bir penisi sertleştiren şey kan dolması.
E kanda damarlarla geliyor.
Ama şöyle penisteki tüm damarlar kan getiren damarlar değil.
O kanı penisten götüren damarlar da var.
Ve bu profesör de zaten bu götüren damarları almak istiyor.
Yani kan penise geliyor ama gitmesi daha da zorlaşıyor.
Bu arada penisin kanla çalıştığı muhabbeti çok eskiden bilinen bir şey değilmiş.
Orta çağda bazı insanlar penisin hava gibi bir şeyle şiştiğine inanıyorlarmış.
Tıpkı balon gibi. Leonardo da Vinci bu kısımda bizi aydınlatıyor.
Çünkü kendisi kadavralarla çalışıyor ve bazı erkek kadavralarda penis erekte bir halde kalır.
Da Vinci bakıyor ki bu erekte penisin içinde muazzam miktarda kan var.
O zaman penisi sertleştiren şey de hava filan değil, kan sadece.
Şimdi Tayvanlı profesöre geri dönelim.
Bu profesör kanı penisten götüren damarları almak istiyor.
Sonuçta bir ereksiyonda sadece sertleşmesi önemli değil.
Aynı zamanda sert kalması da gerekiyor ilişki boyunca.
Ve kanı götüren damarları aldığımız vakit sertleşme süresi bir tık daha uzayabiliyor.
Eski zamanlarda penisin erekte kalması için ereksiyon halkası kullanırlarmış.
Yüzük gibi bir şey düşünün, bu ereksiyon halkasını penisin köküne kadar sıkıştırarak bir nevi o kan dolu halini muhafaza etmesini sağlarlarmış.
Hani bir parmağımızla yüzük sıkışınca parmağımız şişmeye başlar ya.
Aynı mantık. Ereksiyon halkası penisi sıkmaya başlıyor, penis de şişkin kalıyor.
Tabii ne kadar sağlıklı orasını bilemeyeceğim.
Bu arada Tayvanlı doktorun yöntemi olan bazı damarları almak da o kadar etkili bir çözüm değil.
Çünkü insan vücudu damar eksikliğine fark edip yeni damarlar inşa edebiliyor.
Bu arada günümüzde iktidarsız bir erkeğe hasta gözüyle...
Oysa orta çağda filan bu durum pek böyle değildi.
İktidarsız bir erkeğin cinler veya cadılar tarafından lanetlendiğine inanılıyordu.
Gerçi ben bir cadı olsam ve bir erkeğe ceza vermek istesem?
İktidarsızlık gerçekten de sağlam bir ceza.
Tabi böyle bir inanışa sahipsen tedavi aşamaları da çok ilginçleşiyor.
Örneğin iktidarsızlığa çözüm olarak cin çıkarma ayinleri veya kara büyü bozmaları filan yapılırmış.
O an hani erkek ayin sırasında sertleştirebiliyorsa cin çıkmış demek oluyormuş.
İlerleyen yıllarda anlaşılıyor ki erkekteki iktidarsızlık problemi ne şeytan ne cin ne de cadı sonucu ortaya çıkıyor.
Bu erkeğin fizyolojisi ile ilgili.
İlk fikirlere göre bir erkeğin iktidarsız olma sebeplerinden biri fazlaca meni boşaltması.
Çok fazla mastürbasyon yapması.
Ve o dönemde mastürbasyonu kötüleme çabaları da hızlanmaya başladı.
Mastürbasyon seni iktidarsız yapar, unutkanlaştırır, şapşallaştırır, gözünü bozar, kalp ritmini bozar.
Mastürbasyon yapmak rezalet bir şey olarak lanse edildi.
Hani orta çağda tüm suçu cinlere, cadılara atıyorlardı ya.
Şimdi de iktidarsızlığın tüm suçu mastürbasyona indirgenmişti.
Bir nevi günah keçisi olmuştu.
Ve insanların da iktidarsızlığa çözümleri çok daha netti.
Mastürbasyonu bırak. Öyle yöntemler uygulanmış ki uykuda sertleşme ve...
Boşalmanın önüne geçmek için bazı erkekler dikenli ve kalın bir halka takmış penislerine ve eğer penis gece vakti sertleşirse diken penise batacak ve adam uyanacak.
Bu sayede farkında olmadan uyku halinde boşalmaktan kurtulacak.
İnsanları mastürbasyondan uzaklaştırmak için her türlü yöntem denenmiş.
Bazı insanlar şöyle tavsiyeler veriyormuş.
İşte tuvalette işerken penisini çok tutma maazallah hani o an tuttuğun için bir hareketlenir kalkar malkar sonra geri toparlayamazsın mastürbasyon yaparsın.
Daha sonra keşfediliyor ki Hiç boşalmamak da öyle ahım şahım bir şey değil.
Tam tersi zararları da var.
Uzun bir süre içeride kalan sperm kalitesizleşmeye başlıyor.
Gerçi bunun hassas bir ayarı var.
Çok fazla boşaltılan sperm de bu sefer tam olgunlaşmamış oluyor.
3-4 günde bir veya haftada bir boşaltılan sperm genelde en kalitelisi.
İktidarsız bir erkek olmakta evlilikte sıkıntılara yol açabiliyor tabi.
17. yüzyıl Fransız'ında iktidarsız ve evli erkeklere şöyle bir yöntem uygulanmış.
Eğer bu evli erkeklerin eşleri kocam iktidarsız diye bir beyan veriyorsa bir mahkeme toplanıyormuş, özel bir ekip seçiliyormuş ve bu özel ekip o erkeğin evine gidip penisini kaldırmasını istiyormuş.
Tabi gözü önünde yapmıyor erkek, bir odaya geçiyor penisini kaldırıyor daha sonra bu görevli ekibe geri dönüp bak kaldırdım demesi gerekiyormuş.
Eğer o an kaldıramıyorsa kadının lafları doğru kabul ediliyor ve boşanma gerçekleşiyormuş.
Bu arada kaldırman da çok önemli değil.
Kaldırdıktan sonra sert olup olmadığına da bakıyormuş bu görevliler.
Podcast başında belirttim ya bu cinsellik hem komik hem de korkunç bir mevzu diye.
Harbiden öyle ya. Şimdi odağımızı testislere kaydıralım çünkü ereksiyon için testisler de önemli.
Frank Liston ismindeki bir profesör, testis nakliyle ereksiyon probleminin çözülebileceğini düşünüyor.
Bu adama 17 yaşında ereksiyon problemi yaşayan bir genç geliyor.
Ki 17 gibi bir yaş, ereksiyon probleminin en son yaşanacağı yaş.
Ama profesör açıp bakıyor ki bu gencin testisleri çok küçük, kuru fasulye kadar.
Ve bu olaydan sonra ereksiyon problemini daha çok testise bağlıyor.
Eğer küçük bir testis, az bir testis, ereksiyon problemine sebep olabilir.
o zaman daha fazla testis hatta belki 2 testis yerine 3 testis cinsel gücü arttıracak ve ereksiyon problemini belki de ortadan kaldıracaktır.
Ama şimdi testis nakli dediğimiz mevzu nasıl olur ki sonuçta hiçbir erkek testisini bağışlamak istemez.
Her ne kadar tek testis ile yaşamak mümkün olsa da kimse yapmaz bunu.
Ve Liston düşünüyor ve en son karar veriyor ki o zaman canlı insanların değil ölü insanların Kadavraların testislerini ben nakledeyim birisine.
Canlı insandan testis nakletmek sıkıntı dedik çünkü bir beden ve içindeki organlar kişi öldükten sonra etkisini kısa bir sürede kaybetmeye başlıyor.
O zaman kadavralardan testis nakletmek de pek işlevli olmayacak çünkü etkisini kaybedecek.
Ama başka bir çaremiz var.
Hadi insanları kullanamıyoruz, ölüsü de canlısı da pek işe yaramıyor.
Peki insan dışı başka bir canlıya odaklansak?
Bir hayvanın testisini insana nakletsek?
Ve araştırmacılar tam da böyle yapıyor.
Maymun veya şempanze...
gibi canlılardaki testis dokularını insanlara nakletmeye başlıyorlar.
Ama bu uygulamalar pek de başarıya ulaşmıyor.
Araştırmalara bakıyorsun çok fazla bir etki göstermemiş hayvan testis dokularını insana nakletmek.
Tabi başka bir canlının testisini insana nakletmek şu açıdan da sıkıntılı.
Bağışıklık sistemi o yabancı dokuyu bir düşman gibi tanımlayıp saldırıya geçebiliyor ve sonuçta insan yıpranabiliyor.
Bu arada testis nakli sadece insanlarda değil hayvanlarda da düşünülmüş.
Köpek sahibi olan bir kişi hayvanını kısırlaştırdıktan sonra bu köpeğin depresyona girdiğini fark etmiş ve köpek durmadan testis bölgesine bakar, testisinin olmadığını fark eder ve üzülürmüş.
Daha sonra ne yapmış? Testis nakletmemiş sonuçta kısırlaştırma boşa düşer eğer testis naklederse ama takma bir testis bulmuş ve hayvanın o bölgesine takma testisi takmış.
İşe de yaramış bu arada. Köpek o bölgesine baktığında her ne kadar işlevsiz de olsa o yapay testisi görmesi onu depresyondan kurtarmış.
İktidarsızlığa çözüm uğraşları çok yaratıcı olabiliyor.
Testis naklini ben ilk defa duydum mesela.
Hatta Çin'deki bir restoran o kadar ilginç bir şey yapıyor ki.
Hani kemik iliği çorbası kemiklerimize iyi gelir deriz ya.
Bu restorandaki kişiler de düşünüyor ki ya o zaman penis çorbası yapsak bu da penise iyi gelir.
Ve cidden yapıyorlar da. Kaplan penisinden bir çorba yapıp satıyorlar ki çok pahalıya satıyorlar.
93 senesinde 320 dolara satıyorlarmış bu kaplan penisi çorbasını.
Bazıları mesela ereksiyon için salatalığın iyi geldiğini düşünmüşler.
bakıp bu cevizin şekli beyne benziyor o yüzden ceviz beyne iyi gelir diyoruz ya salatalığın şekli de penise benziyor o zaman salatalık yemek penise iyi gelecek şeklinde bir yaklaşım.
Mesela bu hesabı baz alırsak patlıcan da iyi gelir mesela.
Turşu da iyi gelebilir ama turşu küçük kalır belki.
Şimdi odağımızı Viagra ilacına çevirelim.
Viagra'nın ismi her ülkede aynı değil.
Mesela Tayvan'da Viagra'nın ismi güçlü ve sertmiş.
Yani bir ilacın ismi güçlü ve sert olunca hangi organa hizmet ettiği çok belli.
Kalp tabii ki de falan diyormuşum.
Gerçi bu arada kalbi de güçlendiren, sertleştiren bir ilaç olsa hiç fena olmazdı.
Tayvan'da Viagra'nın diğer bir ismi de çelik gibi sertmiş mesela.
Ama Viagra Tayvan'da epey bir sıkıntı çıkarıyor.
Bu ülkedeki kadın hakları aktivistleri Viagra'nın evlilikleri bozduğunu düşünerek bir isyan başlatmış.
Sebebi de şu, kocaları Viagra kullanan kadınlar eşlerini çok da iyi tatmin edememeye başlamış ve evlilik dışı ilişkiler artış göstermiş.
Hatta bazı doktorlar bir erkeğe Viagra yazarken kadının da onayını, Alıyormuş.
Viagra sadece insanlar üzerinde denenmiyor.
Hayvanlar üzerinde de denenmiş.
Pandaları biliyorsunuz ve panda deyince aklımıza nesillerinin sıkıntıda olduğu geliyor direkt.
Ve bu pandalara Viagra vermişler.
Nesilleri daha bir korunsun, daha sık üresinler diye.
Ama hiçbir etki göstermemiş.
Bu arada pandalar cidden çok tuhaf hayvanlar.
Bir kere panda penisi zannettiğinizden çok daha küçük.
Argo'da hatta panda penisli diye bir tabir varmış.
Çok küçük penisli erkekler için kullanılan.
Üstelik pandalar çok da şapşal.
Böyle vücut koordinasyonları nasıl desem çok kötü.
Ağaca filan tırmanmaya çalışıyorlar, düşüyorlar.
Cinsel ilişki sırasında hatta bazı erkek pandalar deliği bile tutturamıyor.
Dişi pandayla penetrasyon sağlayamıyor.
Bu arada Viagra her erkekte işe yaramıyor.
Ve en son artık Viagra olsun, Kegel egzersizi olsun, testis nakli olsun bunların hiçbiri bir etki göstermediğinde son bir çare var.
O da yapay ereksiyon.
Yani protes penis dediğimiz mevzu.
Penisi açıyorlar ve içine silindirler yerleşiyorlar.
Bu silindirler öyle bir silindir ki uyarılınca şişmeye başlıyor ve penis de sertleşmiş gözüküyor.
İlk protes penisin hikayesi çok tuhaf.
23 yaşında 2. Dünya Savaşı gazisi bir zenci çıka geliyor.
Ama bu adamda iktidarsızlık sorunu yok.
Hatta tam tersi indiremiyor adam hep ereksiyonda ve bu şikayetinden dolayı doktorlara gelmiş.
Doktorlar da daha sonra ameliyat yaparken bir sıkıntı çıkarıyorlar.
Bu sefer de adam kaldıramamaya başlıyor.
Tam tersine... En son proteze benzer bir ameliyat yaptıklarında orta ayarı buluyorlar diyebiliriz.
Çünkü penisi yarı kalkık bir halde takılı kalıyor.
Yani zor bir durum adam hayatı boyunca bu yarı kalkık penisiyle yaşamak zorunda.
Hele ki zence olduğunu hesaba katarsak.
Bu arada protez penisler de yine mükemmel bir çözüm değil.
Normal bir ereksiyon kadar sertleşemiyor.
Özellikle protez penislerde penisin o baş kısmı soğuk kalabiliyor.
Ve bu da kadınların hiç hoşuna gitmiyor.
Şimdi protez penisi de bir kenara bırakalım.
El nakli yapıyoruz ya hatta yüz nakli de yapıyoruz.
Buna benzer mantıkla direkt penis nakli yapsak, direkt kökünden çözsek.
Penis naklinde problemlerden biri şu, yine yabancı bir dokuyu naklettiğinde bağışıklık sistemin onu düşmanmış gibi algılayabiliyor.
Ama şu işe yarayan bir yöntem, eğer penisiniz kesilmişse o penisi doktorlar geri dikebiliyorlar.
Sonuçta bağışıklık sistemi de sıkıntı çıkarmayacak, o parçayı tanıyacak senden bir parça.
Bu arada penis kesilmesinden bahsetmişken 1970'li yıllarda Tayvan'da eşler arasında penis kesilmesi çok yaygın görülmüş.
Kadınlar bir gece kocaları uyurken onların penislerini kesmiş.
Peki neden? Genelde kocalarını cezalandırmak için yapıyorlar.
Ya aile içi şiddet ya da aldatmak gibi durumlarda kocalarından intikam almak için bu kadınlar eşlerinin penisini kesmiş.
Ama bazı erkekler durumu kurtarmış.
O kesilmiş penisleriyle doktora gelmişler ve doktor da o penisi dikmiş.
Tabi eski haline pek kavuşamıyor bu penis.
Ereksiyon aşamasında...
eski performansı gösteremiyor.
Ve bazı kadınlar da bu penis dikilmesi mevzusunu bildiği için direkt penisi yok etmeye çalışmışlar.
Tuvalete atıp sifonu filan çekmişler veya pencereden atmışlar.
Pencereden atmada ilginç kısım şu, o yıllarda Tayvan'daki evler genelde bahçeli evlermiş ve bahçede de hayvanlar filan varmış.
Kadınlar penisi attıktan sonra bazı hayvanlar, ördek mördek filan bu penisi yemeye çalışırmış.
Bu anlattıklarımda erkeğin penisi başka biri tarafından kesiliyor.
Ama bir erkek kendi penisini kesmiş.
Ve bunun sebebi de dini bir inanç.
Yeni ahitte şöyle bir pasaj geçiyor.
Çünkü kimisi doğuştan hadımdır, kimisi insanlar tarafından hadım edilir, kimisi de göklerin egemenliği uğruna kendini hadım sayar.
İşte burada o son kısım var ya, göklerin egemenliği uğruna kendini hadım saymak.
Dediğim adam bu kısma çok takılıyor ve kendisine bakıyor.
Görüyor ki istese de istemese de ara sıra mastürbasyon yapıyormuş.
Kendisini Tanrı katında çok kötü hissetmeye başlamış.
En son demiş ki kendisine ben en iyisi penisimi keseyim.
Hem yeni ahitte böyle bir pasaj geçiyor.
Göklerin egemenliği. Belki bu sayede cennete gideceğim.
Ayrıca Tanrı'nın beni o mastürbasyon yaparken izlemesi pek hoşuma gitmiyor.
Nihayetinde en son dini bir sebepten dolayı kendisini hadım etmiş.
Hindistanlı başka bir adam da çok fazla idrar kaçırıyormuş.
En son kafasına tak etmiş ve...
Bu idrar kaçırma probleminden kurtulmak için.
Şimdi erkeklerden kadınlara geri dönelim.
Klitoristen fazlaca bahsettik ya.
Bazıları tarafından klitoris için kullanılan başka bir tabir de minik penis.
Klitoris ve penis gerçekten de birbirine benziyor mu?
İşin aslı benziyorlar. Bir kere erkek uyarılınca kan nasıl penis'e hücum ediyor, bir kadın da uyarılınca bu sefer klitoris'e hücum ediyor kan.
Ayrıca kadın ve erkeğin fetüs hallerinde o cinsel bölgedeki görünüm klitoris şekline çok yakın.
Ama erkeğin bölgesindeki o klitoris'e benzer görünüm büyüyüp gelişip penis'e dönüşüyor ama kadınınki klitoris olarak kalıyor.
Bir de penis'in başı olduğu gibi klitoris'in de başı var.
Klitoris'in dış görünüşüne dikkat edin, harbiden de küçük bir penis'e benziyor.
Üstelik erkek uyarılınca nasıl ki penis büyüyor, kadın uyarılınca bu sefer de klitoris büyüyor.
Erkeklerdeki ereksiyon ve zevk problemi olarak kanın penise fazlaca gitmemesini düşünürsek, klitorise olması gerekenden daha az kan gidince bu sefer de bir nevi kadın iktidarsızlığı yaşanıyor.
Şimdi kafamızdaki soru şu, eğer erkek ve kadın cinselliğindeki kan ve ereksiyon mantığı birbirine benziyorsa, erkekte işe yarayan yöntemler kadında işe yarar mı?
Yani nasıl ki bir erkeğe Viagra veriyorsak, klitorise kan gitme problemi yaşayan bir kadın...
Kadına Viagra versek yine benzer etkiyi gösterir mi?
Bu yöntem denendi tabi ama pek de etki göstermedi.
Erkeklere kıyasla çok daha az etki gösteriyor Viagra kadınlarda.
Gerçi kadın ve erkek cinselliği de çok farklı özünde.
Kadın cinselliğinde psikoloji çok önemli mesela.
Kadınların nasıl ki psikolojisi daha karmaşık aynı zamanda cinselliği de bir o kadar karmaşık.
Şöyle ki bir erkeğin penisi sertleşmişse çok rahat bu adam cinsel açıdan uyarılmıştır çıkarımını yapabiliyoruz.
Ama diyelim ki bir kadının vajinası ıslanmaya başladı.
ki cinsel açıdan uyarılmış çıkarımını yapamıyoruz.
Üstelik konsantrasyon açısından da kadın ve erkek cinselliği çok farklı.
Erkekler çok daha rahat konsantre olabilirken kadınlar o kadar da rahat olamıyor.
Cinsel terapistlerde kadınlar için mindfulness veya anda kalma pratikleri sayesinde orgazma ulaştırmaya çalışılmış mesela.
Orgazm dediğimiz mevzu da zaten çok büyük ölçüde konsantrasyonla alakalı bir durum.
Hayvanlardaki konsantrasyon farkı da insanlara benziyor.
Erkek hayvanlar dişi hayvanlara kıyasla cinselliğe karşı çok daha motive ve konsantrasyon sahibi.
Hatta çiftleşen iki farenin önüne peynir koymuşlar.
Dişi olan fare çiftleşmeyi bırakıp peynire yönelirken erkek olan fare çiftleşmeye devam etmek istemiş.
Evet artık bu kısımda toparlasak iyi olacak.
Dediğim gibi cinsellik çok merak ettiğimiz ve hayatımızın da ciddi bir kısmını kaplayan bir kavram.
Mize anlayışımızdan tutun romantik ilişkilerimize kadar cinsellik hayatımızda ciddi bir öneme sahip.
Bu podcastı hazırlamak da sizlere sunmak da benim için çok ilgi çekici bir süreçti.
Umarım aynı süreci siz de yaşamışsınızdır.
Bir dahaki podcastlerde görüşmek üzere diyelim o zaman.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
