
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
youtube.com/portalvideotwitter.com/canaybalikinstagram.com/canaybalik
Elizabeth, 5 senelik ilişki yürüttüğü adamın bir seri katil olduğunu öğrendiğinde Ted'e sorduğu soru "hiç beni öldürmek istedin mi?" olmuştu. Ve evet, Ted Elizabeth'i öldürmek istemiş ama bir şekilde kendini tutmuştu. Kitap: Elizabeth Kendall - Phantom Prince
Transkript
Altyazı M.K.
Bazı seri katiller gerçek kişiliklerini gizlemeyi çok iyi başarıyor.
Normal hayatta gayet sıradan zararsız biri gibi gözükürken içlerindeki o karanlık tarafı öyle bir bastırıyorlar ki günümüzdeki belki de birçok oyuncudan daha iyi rol kesiyorlar.
Rol yapmasını çok iyi beceren seri katillerden biri de Ted Bundy idi.
Kurbanlarını özellikle genç kadınlardan seçiyordu.
Ted Bundy'e dışarıdan baktığımızda ne görüyorduk?
Elize düzgün üniversite mezunu, ağzı iyi laf yapan ve komik de denilebilecek bir erkekti.
Yani bir kadın için çekici bir erkek olduğunu söyleyebiliriz.
Bu katilin kurbanlarına ne yaptığını Tümo vahşeti bu podcast'te detaylı anlatmayacağım.
Ama Ted Bundy'e dair kafamıza takılan bir soru var.
Bu adam nereden baksan... Birkaç senedir, 4-5 senedir cinayetler işliyor ve yakın çevresine de hiç bu seri katil tarafını göstermiyor.
Acaba biz Ted Bundy'nin bir yakını olsak, işte sevgilisi, ailesinden bir üye olsak onda bu saplantıyı ya da bu bozukluğu fark edebilir miydik?
İşte tam bu kısımda çok kritik bir şahıs karşımıza çıkıyor.
Zamanında Ted Bundy ile neredeyse 5 senelik sevgili olmuş Elizabeth Kindle.
Elizabeth Ted ile tutkulu bir aşk yaşamış.
Kendisi Ted'i delilercesine sevdiğini itiraf ediyor.
Hatta Ted'in seri katil olduğu ortaya çıktıktan sonra...
bile halen bu adama karşı az da olsa bir sevgisi olduğunu itiraf ediyor.
Ben de bu podcast'ta Ted ve Elizabeth'in 5 senelik ilişkisine odaklanacağım.
Çünkü Ted bu ilişki sürecinde cinayetler işliyordu.
Peki Elizabeth'e nasıl bir rol yapıyordu?
O seri katil tarafını nasıl gizliyordu Elizabeth'ten?
Buna odaklanacağız. Şimdi Elizabeth ve Ted'in ilk tanışma anlarına geçmeden önce kısaca sizlere Elizabeth'ten bahsedeyim.
Elizabeth 24 yaşında üniversite son sınıfta olan genç ve hoş bir kadın.
Ayrıca kısa süren bir evlilikten ona kalan 2 yaşında Molly isminde bir kızı da var.
Elizabeth bu evliliği hakkında bize pek bir detay vermiyor ama boşanma sürecine dair ben bir şeyleri mahvettim ifadesini kullanıyor.
Elizabeth psikolojisi çok sağlam olan bir kadın değil.
Alkol problemleriyle de baya mücadele etmiş birisi.
Kızını tek başına büyütmenin zorluğunun yanında Elizabeth'in başka bir sıkıntısı da para konusu.
Elizabeth bir üniversite departmanında sekreterlik yapıyordu ve kazandığı para da kendisine ve kızına pek yetmiyordu.
Hatta anlattığı bir anısı şöyle.
Elizabeth bir gün arabasını bir yere park ediyor ve geri döndüğünde arabasında bir fişin asılı olduğunu görüyor.
Yanlış bir yere fark etmiş ve 20 dolarlık bir ceza fişi bulmuş.
Daha sonra da ağlamaya başlamış.
Elizabeth bu süreçten çok bunalmış birisi.
Bir tarafta kızı, bir tarafta geçim derdi derken en son artık patlama noktasına geliyor ve yakın arkadaşı Engie'ye gidiyor.
Engie'ye içini döktükten sonra Engie'nin başka bir arkadaşı da odaya geliyor ve Elizabeth'i o halde görünce diyor ki senin bu gece bir dışarı çıkman lazım.
Gel seninle mekanlara gidelim, gece kulübüne gidelim, bir şey yapalım.
Bir eğlen, bir alemlere hak kendine gel.
Tabii Elizabeth kabul ediyor etmesine de kafasında problem şu.
Molly'ye kim bakacak? Tam o an şansa Molly'ye bakacak birini ayarlıyorlar.
Ve Elizabeth uzun bir süreden sonra gece artık dışarı çıkıyor.
Bu arkadaşı gibi üniversite tayfasının takıldığı bir gece kulübüne gidiyorlar.
Elizabeth başlarda gergin tabii.
Normalde erkeklerle dans etmek istiyor ama bir heyecanını yenemiyor.
Tabii bu heyecan birkaç bira içtikten sonra gidiyor.
Ve Elizabeth oradaki erkeklerle dans etmeye başlıyor.
Tam o sırada karanlıklar arasından...
bir figür çıka geliyor ve Elizabeth'i dansa davet ediyor.
Elizabeth anında bu adamın enerjisini seviyor.
Güzel görünüşlü, güzel bir konuşmaya sahip, ağzı da gayet iyi laf yapan birisi.
Elizabeth o an bu adamla kimyasının çok iyi tuttuğunu fark ediyor.
Laf lafı açıyor, saçma sapan espriler yapıyorlar, gülüyorlar.
Belli yani kimya uyuştu.
Bu adamı tanıyalı daha nereden baksan 5-10 dakika olmuştur ama Elizabeth bu adamı sanki uzun senelerdir tanıyormuş gibi hissediyor.
Elizabeth bu adama dair ilginç bir şey de fark ediyor.
Adam oradaki diğer erkeklerden farklı gözüküyor.
Diğer erkekler üniversiteli 20 yaşlarında.
Oysa bu adam sanki 30'larında gibi.
Giyim tarzı konuşması da olgun birine benziyor.
Hatta Elizabeth başlarda bu adamı bir doktora öğrencisi veya öğretim üyesi falan zannediyor.
Oysa bu adam 23 yaşında.
Elizabeth'den bir yaş küçük bir üniversite öğrencisi.
Şimdi burada bahsetmemiz gereken bir konu var.
Elizabeth o gece sadece Ted Bundy ile dans etmedi.
Birkaç erkekle dans etti. Hatta kendisine gelen başka bir erkekten rahatsız oldu.
Bu adamın bir sapık olduğunu düşündü ve ondan uzaklaştı.
Oysa Ted Bundy karşısına çıkınca gayet kimyasını beğendi ve bu adamla devam etti.
Buradan değineceğim nokta şu.
Bazen o hislerimiz, sezgilerimiz bizi yanıltabiliyor.
Yani Elizabeth'i yanıltabiliyor diyelim.
Sapık zannettiği adamdan negatif enerji aldı ama o adam belki de normal biriydi.
Ted'den negatif enerji alması gerekiyordu.
Sonuçta bir katilin zihniyetine sahip.
Ama Ted'den hoşlandı mesela.
Bu durumu karizmanın tehlike...
diye de yorumlayabiliriz.
Ted gerçekten bir imaja bürünmekte o kadar ustaydı ki insanlara rahatsız edici gelmiyordu.
Neyse Elizabeth ve Ted'in ilk konuşma anlarından devam edelim.
Elizabeth bu adamı o kadar beğeniyor ki içten içe bu adamla Evlilik hayalleri kurmaya başlıyor.
Dans ediyorlar. Mekan artık kapanma saatine yaklaşıyor.
Ve Elizabeth aşırı sarhoş bir halde.
Ama bu adamdan ayrılmak istemiyor.
Yani tek gecelik bir buluşma olmasını istemiyor bu anın.
Ted ile eve gelen Elizabeth ne kadar fazla alkol içtiğini o an anlıyor.
Çünkü neredeyse hiçbir şey hatırlamıyor.
Ayakkabılarını çıkarır çıkarmaz kendini yatağa fırlatıyor.
Ted'in de kafası güzel tabi.
Ted de onun yanına yatıyor.
Ve ikisi böyle sarhoş bir halde uyuyorlar.
Sabah oluyor ve Elizabeth artık ayılmaya başlıyor.
Yanına bakıyor Ted yok. Ted çoktan kalkmış mutlu.
Mutfağa gitmiş hatta ikisine kahve bile yapmış.
Ve Elizabeth gün yüzüyle Ted'i görünce bu adamın yine ne kadar karizmatik biri olduğunu kendisine tekrar hatırlatıyor.
Elizabeth Ted'e karşı utanmış bir halde çünkü ucuz bir kadın imajı verdiğini zannediyor.
Barda tanıştılar, içtiler ve hemen Ted'i eve davet etti.
Ama Ted de Elizabeth'den gayet hoşlanmış çünkü Ted Elizabeth'in numarasını alıp daha sonra Elizabeth'i arayıp ona zaman geçirmekten ne kadar hoşlandığını söylüyor.
E zaten Elizabeth'in istediği de buydu.
Ve anlıyoruz ki bu ikili arasında bir ilişki...
Artık başlayacak. Bu ikisi date'lere çıkıyorlar, buluşuyorlar, sevişiyorlar ve artık sevgili oluyorlar.
Bu ilişkiyi genelde Ted yönetiyor.
Ne zaman, nerede, nasıl buluşacaklarını hep Ted seçiyor.
Ve Elizabeth'in de bu durum hoşuna gidiyor.
Elizabeth'in zaten ilişki algısına göre bir erkeğin ilişkiyi yönetmesi lazım.
Ve Ted'in de o kontrolcü ve yönetici tarafı Elizabeth'in hoşuna gidiyor.
Bir gün Elizabeth Ted'le sohbet ederken kızıyla beraber bir parkta geç saatte dolaştığını Ted'e anlatıyor.
Ted hemen Elizabeth'e kızmaya başlıyor.
Ya diyor geç saatte parkta ne işiniz?
var. Ortalık sapık dolu diyor.
İşin ilginç tarafı şu. Ted de bu sıralar cinayetlerine başlıyordu ve tam da anlattığı gibi ıssız zamanlarda büyük parklarda gece saatlerinde kurbanlarını avlıyordu.
İlişki artık bir ciddiyet kazandıktan sonra Elizabeth Ted'in ailesiyle tanışmak istiyor.
Ted'i de kendi ailesiyle tanıştıracak.
Önce Elizabeth Ted'in ailesiyle tanışıyor.
Utangaç hissediyor tabii ki.
O kadar rahat hissedemiyor. Ama şimdi Ted'in kendi ailesiyle tanışma zamanı gelince Ted aşırı rahat davranıp bir nevi karizmasını konuşturuyor.
Elizabeth'in babasıyla saatlerce siyaset ve futbol konuşuyor mesela.
Ki Elizabeth'in babası içine dönük ve suskun bir adam ama Ted bu adamı konuşturmayı bile beceriyor.
Onun dışında Ted Elizabeth'in annesini güldürüyor ve Elizabeth'in ailesi bu Ted'in ne kadar hoş bir adam olduğunu zannediyor.
Ted insanlara her zaman o özgüvenli tarafını gösteriyor.
Hatta Elizabeth'e karşı da öyle.
Ama bir gün Elizabeth Ted'in hassas ve kırılgan bir noktasını keşfediyor.
Ted Elizabeth'e gayrimeşru bir çocuk olduğunu ve babasının gerçek babası olmadığını Hatta bunu söylerken sesi titremeye başlıyor.
Hatta gözünden yaşlar geliyor.
Elizabeth o an bu adamın, bu özgüvenli adamın derinlerde ciddi bir kompleksini yattığını, gayrimeşru bir çocuk olduğu bilincinin bu adama ciddi zararlar verdiğini fark ediyor.
Elizabeth'in yavaştan aklına evlenme fikri geliyor.
Bir süredir Ted'le beraber hatta artık beraber yaşamaya başlıyorlar.
Ve Elizabeth çevresine nasıl bir açıklama yapacağını düşünüyor.
Şimdi Ted'e sevgili desen pek sevgili değil artık olay daha bir ciddileşti.
Aşkım desen biraz fazla romantik ve liseli kaçıyor.
Elizabeth artık Ted'e kocam demek istiyor.
Hatta en son... Bu evlilik isteğini Ted'e itiraf ediyor.
Bir nevi Elizabeth evlilik teklifi yapmış oluyor.
Ve Ted de bu evliliği kabul ediyor.
Ama Elizabeth içten içe Ted'deki bu yarım yamalaklığı fark ediyor.
Ted evliliğe o kadar da yatkın biri değil.
Bir ara Elizabeth Ted'in kendisine yalan söylediğini fark ediyor.
Ted normalde hukuk bölümünde okuyor ve derslere bir süredir gitmiyor.
Elizabeth de Ted'e ya derslerine niye gitmiyorsun diye sorunca Ted de benlik bir problem yok, idareden kaynaklı diye bir yalan söylüyor.
Tabi Elizabeth başlarda bunu fark etmiyor.
Ama en son... Bir merak ediyor, öğrenci işlerini arıyor ve durumun asla Ted'in anlattığı gibi olmadığını fark ediyor.
Üstelik Ted Elizabeth'e bu yalanı 6 aydır söylemiş.
Ve o kadar inandırıcı yalan söylemiş ki Elizabeth idareciyi aramasaydı bunu öğrenemeyecekti.
Ted yavaştan ilişkide dengesiz ve karışık sinyaller yollamaya başlıyor.
Bir gün geliyor Elizabeth'e diyor ki seni çok seviyorum, sana aşığım, hayatımın anlamı sensin.
Başka bir gün ise Elizabeth'e gelip Bu kızı umursamamaya başlıyor.
Elizabeth'in sinirler bozuluyor tabii.
Çünkü içten içe düşünüyor ki acaba bu adam beni aldatıyor mu fikirleri filizleniyor.
Bu ikili Ted'in dengesizliği yüzünden baya bir tartışma yaşıyorlar.
Hatta Elizabeth en son Ted'i kıskandırmak adına başka bir erkekle date'e çıkıyor.
Ve gidiyor bunu Ted'e söylüyor.
Ama Ted umursamaz bir şekilde cevap veriyor.
Tamam çıkabilirsin. Hatta gözün bende değilse kapı orada.
İstiyorsan ilişkiyi bitirelim diyor.
Ve Elizabeth o an sinir krizine giriyor.
Çünkü asıl amacı Ted'i kıskandırmak.
Ted'i halen çok seviyor. Halen bu adamla ilişkiye devam etmek istiyor.
Ama kıskandırma planı ters tepiyor.
Bu ilişki artık ağır bir darbe aldı ve eskisi gibi düzenli değil.
Hatta tek tük buluşmaya başlıyorlar.
Ted de bir gün Elizabeth'in karşısına çıkıp kendisinin de başka bir kızla date'e gittiğini söylüyor.
Tabi Elizabeth Ted gibi tepki vermiyor öyle umursamaz takılmıyor.
Sinir krizleri geçiriyor.
Ted'den bunu öğrendiği gün evde bir biski şişesinin dibini görüyor.
Ağlıyor, etrafı yıkıyor, öfke çığlıkları atıyor.
Sabah olunca halen Elizabeth'in sarhoşluğu geçmiyor.
Ve o an Elizabeth bir bıçak alıp Ted'in dairesini basıyor.
Tabi Ted sakinleştiriyor ve en sonunda Ted Elizabeth'den özür diliyor.
Tam anlamıyla toksik bir ilişki var karşımızda ama bu olaydan sonra bile bu ilişki halen bitmiyor.
Bir şekilde devam ediyorlar.
Elizabeth 1974'ün başlarında PG kadın cinayet haberlerini gazetede görüyor.
Örneğin Ocak ayında genç bir kadın öğrenci odasında tecavüz edilmiş ve ölene kadar dövülmüş bir halde bulunuyor.
Şubata doğruysa 30'lu yaşlarda başka bir kadının başına benzer şeyler geliyor.
Daha sonra küçük bir kız kayboluyor.
Elizabeth'in olduğu bölüm... devamlı kadınlar kayboluyor veya ölüyor.
Sanki bir sapık hatta seri katil o bölgedeki kadınları katletmeye başlıyor.
Çünkü bu vakalar aşırı anormal derecede kadın cinayetleri.
Elizabeth de bu cinayetlerden ürpermeye başlıyor.
İçten içe kendisine soruyor ki ya acaba bu sapık beni de öldürür mü diye.
Hatta arabasını garajına park ederken artık daha tetikte bir halde yürüyor.
Arkasına bakmaya başlıyor gece yürürken.
Ama oysa Elizabeth o an fark edemiyor ki bu kadın cinayetlerini işleyen kişi Ted'in malum bir arabası var.
Volkswagen Beetle yani malum Vosvos.
Ve Elizabeth bir gün haberlerde kaybolan bir kızın en son Vosvos'ta görüldüğünü okuyor.
Ve içten içe düşünüyor. Ya acaba bu Vosvos benim sevgilimin Vosvos'u mu diye.
Bu katili gören bazı görgü tanıkları polislere bu katilin ifadesini tasvir ediyor.
Ve polisler de bu adamın Örnek bir yüzünü çiziyor.
Ve Elizabeth gazetelerde gördüğü bu çizim yüzüne baktığında birazcık Ted'e benzediğini kabul ediyor.
Ama içten içe kendini kandırmak da istiyor.
Saçları Ted'inkinden daha düz, işte yüz hatları benzemiyor deyip gönlünü rahatlatmak istiyor.
Ve 4 senedir bu adam o kadar rahat ve o kadar normal bir insan imajı veriyor ki Elizabeth bu adamın seri katil olacağına en ufak pay bile vermiyor.
Ama tesadüfler biraz fazla absürt.
O vosfos olayı var. Bir de örnek çizimdeki kişi de Ted'e benziyor.
Ama Elizabeth halen o aranan katilin Ted olduğuna inanmıyor.
Ted bir gün Elizabeth'in karşısına saçını kestirmiş bir halde Elizabeth şaşırıyor çünkü Ted genelde saçını bir nebze uzatmayı severdi.
O dalganın oluşması hoşuna giderdi.
Hatta bu kısa saç Ted'e hiç yakışmıyor.
Elizabeth o an fark edemiyor belki ama Ted'in saçını kestirmesindeki amaç o örnek görseldeki uzun saçlı halinden belki uzaklaşmak olabilir.
Veya bir kurbanıyla yaşadığı arbede sonucu kafasına darbe alıp o saçının yapısı veya telleri koptuğundan en iyisi kestireyim demiş olabilir.
Elizabeth ve Ted bir gün piknik yaparken Elizabeth Ted'in arabasında bir balta buluyor.
O an kan beynine sıçrıyor ve hemen Ted'e soruyor.
Baltanın arabada ne işi var diye.
Ted tabi hazır cevap. Hemen diyor ki ailemin ağaç işleri vardı, bahçe işleri vardı onun için aldım.
Elizabeth bir türlü Ted'in seri katil olabileceğine inanmıyordu.
Çünkü ilişkilerine baktığında Ted'in o kadar da fizikselliğe kayan veya kendisine şiddet uygulayan biri olmadığını görüyordu.
Genelde Ted hep tartışmaları sakinlikle çözmeye çalışırdı.
Hatta bu ilişkide daha fiziksel, daha saldırgan olan taraf Elizabeth'ti.
Genelde kafayı çeker ve Ted'e vurmaya çalışırdı.
Ted de genelde ya sakin ol, bir sakinleşelim kafasındaydı.
Ama Elizabeth sadece bir gün Ted'in o agresif tarafına şahit oldu.
Ted'in şöyle bir alışkanlığı vardı.
Küçük eşyalar çalardı.
işte girdiği yerlerden bazen Yemek çalardı.
Bazen elektronik eşya çalardı.
Ama en son Elizabeth Ted'in odasına girdiğinde Ted'in bir televizyon çaldığını gördü.
Bu cidden büyük çaplı bir hırsızlık demekti.
Ve Elizabeth hemen Ted'e sorular sormaya başladı.
Nereden çaldın bunu? Polisimi aramamı istiyorsun gibi ifadeler kullandı.
Ve o an Ted Elizabeth'e dönüp dedi ki eğer bunu birine söylersen senin o boynunu kırarım.
Ve gerçekten ciddi bir tavırla bunu demişti.
Günler geçtikçe yaşadıkları eyalette kayıp genç kız ilanları giderek artıyordu.
Elizabeth en son dayanamadı.
ve polisi aradı ve oradaki polis memuruna sevgilisinin o aradığınız seri katil olabileceğini bazı özelliklerinin uyuştuğunu söyledi.
Telefondaki polis memuru da dedi ki öyle telefonla anlatmakla olmaz gel emniyete bir ifade ver öyle değerlendirelim.
Elizabeth de bu fikri duyar duymaz hemen vazgeçti.
Ted üniversite eğitimi için Seattle'dan Utah bölgesine geçiş yaptı.
Ve Elizabeth tam o sırada tatsız bir gerçeği fark etti.
Ne zamanki Ted Seattle'dan ayrıldığında Seattle'da gerçekleşen kayıp kadın vakaları sıfıra inmişti.
Hatta bu sefer bu vakalar Utah'da görülmeye başlandı.
Elizabeth artık dayanamadı.
Bu kadar tesadüf fazlaydı ve sevgilisinin o aranan seri katil olduğundan neredeyse emindi.
Bir polis memuruyla görüştü ve polise Ted'in fiziksel görünüşünü ve karakterini detaylıca anlattı.
Ama polis memuru en sonunda Ted'in o kadar...
şüpheli olmadığını söyleyerek Elizabeth'i geri yolladı.
Polislerdeki beceriksizlik işte Ted Bundy'nin bu kadar uzun süre cinayet işleyebilmesinin de başka bir sebebi.
Benzer bir durumu Jeffrey Dahmer olayında da yaşamıştık.
Hatta podcastimde bahsetmiştim hatırlarsanız.
Elizabeth artık Ted'den korkmaya başlıyordu.
İlişkileri zaten zayıflamıştı ve tek tük görüşüyorlardı.
Ve Ted'in o aranan seri katil olduğuna yönelik kozlar her geçen gün artmaktaydı.
Elizabeth geleceğini düşündü.
Ya Ted bir gün kendisini öldürürse?
Hatta kızını veya ailesini öldürürse diye düşündü.
Elizabeth'in acilen bir şey yapması lazımdı.
O gece uyuyamadı ve sabah altı olur olmaz babasını aradı.
Babasına Ted'in o aranan seri katil olabileceğini söyledi.
Ve babasından polisle iletişime geçmesini istedi.
Babası da biraz daha sakin yaklaştı.
Bak emin misin eğer bu olay polise giderse ve ciddiye alırlarsa Ted'in kariyerini mahvedersin diye soruyordu.
Aradan belli bir süre geçti.
Ve bu süre zarfında Elizabeth tekrardan Ted'in seri katil olmayacağı fikrine daha yakınlaşmaya başladı.
Bir seferinde Ted'le beraber kendi ailesine ziyarete gitmişlerdi.
Ve o an Ted o aile masasında o kadar rahattı ki Espriler, sohbetler, rahatlık.
Elizabeth bir türlü kafaya koyamıyordu.
Böyle bir adam seri katil olamazdı.
O yüzden sevgilisinin seri katil olacağı düşüncesinden tekrar uzaklaşmaya başladı.
Ama başka bir olayda Elizabeth'in şüphelerini tekrardan arttıracaktı.
Bir kadının Ted'e yakınlaştığını ve Ted'e şehirle ilgili bir soru sorduğunu fark etti.
Ted de bu kadına karşı flörtöz davranıyor ve bir taraftan da sorularına cevap veriyordu.
Ve Elizabeth o an Ted'in bir insanı kandırabilmek için ne kadar kabiliyetli olduğunu gördü.
Elizabeth yine bir kriz anına...
geldi ve bu sefer başka bir polis memuruyla görüştü.
Ama bu polis memuru Ted'in zaten şüpheli listesinde olduğunu hatta evine gidip onu kontrol ettiklerini ama ona dair hiçbir şüphe bulamadıklarını söyledi.
Elizabeth bu düzensiz ilişkiden artık bıkmıştı.
En son Ted'i karşısına aldı ve dedi ki artık kendine bir çeki düzen ver.
İlişkimiz ilişki değil.
Kopmak üzere. Bundan sonra ne yapacağız?
Ve Ted'den de ya işte ne olacaksa olsun tarzı çok rahat ve gevşek bir tavır gördüğünde o an ilişkiyi bitirme kararı aldı.
Neredeyse 5 senelik bu Ted ilişkisinin artık sonuna gelmişti.
Bu toksik ilişkiye artık Elizabeth bile daha fazla katlanamazdı.
Ayrıldılar. Ve bu ayrılıktan kısa bir süre sonra Ted polisler tarafından yakalandı.
Seri katil olduğu için yakalanmadı ama.
Bir gün Ted gece vakti arabasıyla gezerken arabayı bir tuhaf kullanıyordu.
Ve bir polis Ted'den şüphelenmeye başladı ve arabasını durdurdu.
Polis memuru arabayı araştırınca içeride hırsızlık aletleri gördü.
Hırsız maskesi, levye, anahtar kıracağı, kelepçe gibi.
Hatta cinayete de yorulabilecek aletler vardı.
Hemen Ted'e yönelik bir tutuklama kararı çıktı.
Ted cinayetten filan değil de hırsızlık şüphesinden yargılanacaktı.
Ama tam bu sırada Carol isminde bir kadın yakalanan bu Ted'in bir gün kendisine saldırdığını ve kendisinin de zar zor ondan kaçtığını söyledi.
Polisler bu ifadeyi ciddiye aldı.
Hatta Carol'ı Ted'in karşısına çıkardı ve Carol da dedi ki bu adam bir gün bana saldırmıştı beni öldürmeye çalıştı ama son anda kaçtım.
Artık işler ciddileşmeye başladı.
Ted'in birkaç sene hapis yatacağı kesinleşmiş gibiydi.
Ve daha öldürdüğü onca kadına dair bilgiler ortaya bile çıkmamıştı.
Ama Elizabeth halen Ted'in suçlu olayı Hapishanede Elizabeth Ted'in görüşüne geliyor ve tekrar birbirlerini ne kadar sevdiklerini konuşuyorlardı.
Her ne kadar ayrılsalardı bu ikisi halen bir İlişkiye devam etmek istiyordu.
Hele ki Ted o kadar suçsuz ve mazlum rol yapıyordu ki işte beni boş yere hapise attılar hayatımı mahvettiler diye diye Elizabeth'i kendisine inandırmıştı.
Elizabeth bu süreçte alkolün dibine dibine vurdu.
Artık o kadar fazla içiyordu ki içmesi bir etki yapmıyordu.
Ted'de de işler kötü gitmeye başladı.
Hapishaneye girer girmez derin bir depresyona da girdi.
Elizabeth gelince ona hayatımı böyle geçiremem diyordu.
Hatta arada intihar edeceğine dair göndermeler de yapıyordu.
Ama bir sefer görüştüklerinde Elizabeth'e bir şeyler değişiyordu.
Yakında buradan kurtulacağım tarzı laflar ediyordu.
Ve Elizabeth o an Ted'in bu hapishaneden kaçmaya niyetlendiğini anladı.
Bu konuşmadan sonra gardiyanlar Ted'in hapisten kaçmaya teşebbüs ettiğini görüp onu yakaladılar.
Ve Ted 15 gün hücre hapsiyle cezalandırıldı.
Ama bir gün acayip bir olay gerçekleşti.
Ted mahkeme öncelerinde kütüphane odasında bir şeylere bakıyordu.
Ve gardiyanlar o an Ted'i kütüphanede serbest bırakıyordu.
Ted kendi avukatlığını yaptığından ona kütüphanedeki istediği kitaplara bakma özgürlüğü vermişlerdi.
Ve kelepçesiz bir özgürlüktü.
O kütüphanede göz kulak olması adına sadece bir tane gardiyan görevlendirilmişti.
Ve bu gardiyan da işini boşlayan birisiydi.
Ted de bunu fark edip kütüphanenin ikinci kattaki penceresinden atladı ve kaçmayı başardı.
Ama nereye kaçacağını bilemedi ve dağlara doğru gitti.
Bu dağlarda yağmur da yağmaya başladı ve Ted çok bitkin düştü.
En son bir tane derme çatma kulübe buldu.
Geceyi orada geçirdi. Sabah olunca tekrar bir araba çalmak istedi.
Hatta araba çalmayı da başardı.
Ama o kadar yorgundu ki arabayı çok kötü kullanıyordu.
Ve bir polis memuru da bu kötü...
Araba kullanan kişiyi fark edip acaba bu kimmiş diye bakınca bir fark etti ki...
Bu adam hapisten kaçan Ted Bundy.
Ted 6 gün sonra paşa paşa hapishaneye tekrar geri döndü.
Ted artık sadece Carol Deronca saldırıdan değil hapishaneden kaçma suçundan da yargılanacaktı.
Ama işler burada bitmiyordu.
Ted 6-7 ay sonra hapishaneden tekrar kaçacak ve bu sefer kolay kolay bulunamayacaktı.
1977 senesinin sonlarına doğru Ted hapishanedeki hücresinin havalandırma boşluğundan kaçmayı başardı.
Havalandırma boşluğu küçücüktü ama Ted birkaç aydır bilinçli bir şekilde kilo verip o deliğe sığmaya.
kendini ayarlıyordu. Ve bunu da başarıp hapishaneden kaçmayı başardı.
Ted bu sefer önceki gibi hemen yakalanmadı.
Polisler de Ted'i kolay kolay bulamıyordu.
Elizabeth heyecanlanmıştı çünkü acaba Ted kendisini bulur mu diye düşünüyordu.
Çünkü Elizabeth'in asıl gerginliği eğer Ted kendisinden onu saklaması adına yardım isteyecek olmasıydı.
Çünkü eğer Ted böyle bir yardımla gelirse Elizabeth bunu reddedemezdi.
Ama Ted Elizabeth'e hiç gözükmedi.
Ted'in kaçışından 2-3 hafta sonra feci bir olay gazetelere yansıdı.
Bir kız yurdundaki 4 kişi vahşice saldırıya uğradı.
Ve bu 4 kişiden ikisi de hayatını kaybetmişti.
Polislerin şüphesi hemen Ted'e yönelikti.
Bu hapishane kaçkını bu cinayetleri işlemişti.
Ve o bölgede yapılan derin bir araştırma sonucu Ted'i yakalamayı başardılar.
Ted'in ilk kişiyi yakalandıktan sonra Elizabeth'i telefonla aramak oldu.
Kıza her şey bitti diyordu.
Haberlerde iğrenç şeyler ortaya çıkacak hazır ol demişti.
Elizabeth Ted'e yoksa o kız yurdundaki cinayetleri sen mi işledin diye sorunca Ted de evet demek yerine ya benim sıkıntılarım var, içimde çok durduramadığım dürtüler var gibi cevaplar veriyordu.
Ve Elizabeth o an anladı ki bu kız yurdundaki cinayetleri Ted işlemişti.
Elizabeth geç de olsa şunu kabul etmişti.
Ted o aranan... Kadın avcısı seri katildi.
Ve Elizabeth Ted'e o malum soruyu sordu.
Sizce ne sordu dersiniz? Hiç beni öldürmek istedin mi?
diye sordu Ted'e. Ve evet Ted bir seferinde gerçekten Elizabeth'i öldürmek istemişti ama kendisini bir şekilde tutmuştu.
Elizabeth kendisindeki o körlüğe ama bir taraftan da bu adamın ne kadar iyi rol yapabildiğine şaşmıştı.
5 sene boyunca hayatının aşkı olan bu adam özünde bir seri katildi ve kendisinden bunu gizlemeyi bir şekilde başarmıştı.
Yavaştan araştırmalar hızlandı ve Ted'in birçok kadın cinayetini gerçekleştirdi.
kişi olduğu ortaya çıktı. Elizabeth tüm bu olaylardan sonra bile Ted'e dair içinde az da olsa bir sevgi vardı ifadesini kullanıyordu.
Tabii bu çok tepki çekecek bir ifadeydi.
Ama Elizabeth seneler sonra yaptığı açıklamasında o süreçte çok kötü bir zamandan geçtiğini, alkol bağımlılığı ve depresyonla mücadele ettiğini ve o yüzden böyle bir ifade kullandığını söylüyor bizlere.
Alkolden ve depresyondan kurtulup bu adama baktığında artık Ted'e karşı hiçbir şey hissetmediğini söylüyordu.
Ted o kadar korkunç derecede iki taraflı biriydi ki, sabah cinayet işler, akşamında Elizabeth'le içmeye giderdi.
Sabah birini kaçırır, öldürür, daha sonra Elizabeth'in ailesine gider ve onlarla sohbet eder, espriler yapardı.
O kadar iki karakterli bir hayat sürüyordu ve bu rolüne o kadar inanmıştı ki, kelimenin tam anlamıyla bir psikopat vardı karşımızda.
Ted Bundy'nin öldürdüğü insanlara karşı en ufak bir empatisi bile yok.
Rol yapma yeteneği de üst düzey.
Ama yine de bu adamın karizmasının biraz abartıldığını söylemem gerekiyor.
Bazıları nedense seri katilin karizmasını abartmayı seviyor.
Oysa Ted Bundy kadınları öldürürken öyle muhteşem karizmasıyla filan onları etkilemiyordu.
Genelde onlara arkadan saldırıyordu.
Arabama bir şey taşıyorum yardım eder misin veya arabamda bir şey bozuldu bakar mısın diyor.
Kadın arabaya yaklaştığı zaman Ted arkadan levyeyle kadının kafasını vuruyordu.
Genelde çoğu cinayetini böyle işlemişti.
Günün sonunda kadınların iyi niyet, yardım etme arzusunu istismar ediyordu.
Ve bu podcastlik benden bu kadar.
Bir dahaki podcastlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
