
Amcan Babanı Öldürse ve Annenle Evlense Ne Yapardın?
25 Ekim 2024 · 22 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
youtube.com/portalvideotwitter.com/canaybalikinstagram.com/canaybalik
En eziyetli beladır kararsızlık. Hamlet de yürüyen bir kararsızlık örneğidir. Babasını öldüren ve annesiyle evlenen amcasını öldürüp intikamını alacak mıdır peki? Yoksa onun hesabını Tanrı'ya mı bırakacakır. Bir karar vermek gerekiyordur. Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.
Transkript
Shakespeare Hamlet karakterini öyle bir tasarlamıştı ki bir kere ondan nefret etmeme imkanınız diye bir şey yok.
Hamlet karşımıza tam bir toksik, narsist bir insan olarak çıkıyor.
Çevresindekilere zarar veriyor.
Onları kullanıyor, kandırıyor, manipüle ediyor.
Ama bir taraftan da bu karakterin başına girenlere baktığımızda ona üzülmeden de edemiyoruz.
İğrenç bir adam olduğunu kabul etsek de insani yönlerini görmezden gelemiyoruz.
Enteresan bir kader yaşıyor.
Podcast'in başlığında belirttiğim gibi amcasından şüphe duyuyor.
Kral olan babası beklenmedik bir şekilde ölüyor ve Hamlet'in dul kalan annesi de Hamlet'in amcasıyla evleniyor.
Shakespeare'in hikayelerini okuyup anlamak biraz külfet geliyor bana arkadaşlar.
Kullandığı dil çok edebi, ayrıca karakter fazlalığı da kafamızı karıştırıyor.
Ama ben bu podcast'te Hamlet hikayesini sizlere elimden geldiğince akıcı ve rahat anlaşılır şekilde aktarmaya çalışacağım.
Hikaye boyunca birçok felsefi ve psikoloji konseptinde üzerinden geçmiş olacağız.
Örnek vermek gerekirse ölümün çirkinliği mesela.
Öldükten sonra insan vücudunun çürümesi, sadece kemiklerin kalması.
Ne kadar korkunç ve iğrenç bir olay değil mi?
İşte Hamlet, ölümdeki kaba ve iğrenç tarafa kafa yoruyor.
Bir türlü eyleme geçemiyor hayatında.
Durmadan kararsız kalıyor.
Olmak ya da olmamak şeklinde ifade ettiği gibi arada kalmış bir karakter.
Hazırsanız başlayalım. Hikayemiz soğuk bir kış gecesinde sahne alır.
Danimarka'daki bir kulede iki tane görevli tuhaf sesler duymaya başlar.
Bu sırada Horatio isminde ana karakterimiz Hamlet'in de arkadaşı olan bir figür bu ikiliye yakınlaşır.
İkili Horatio'ya bir hayalet gördüklerini söylerler.
Horatio inanmaz tabii ki.
Ama tam bu konuşma olurken bir hayalet ortaya çıkar ve hemen kaybolur.
Bu hayalet hayatını kaybetmiş olan Kral Hamlet'tir.
Yani hikayemizin ana karakteri Prens Hamlet'in babası.
Horatio'nun ilk aklına gelen bu yaşadığı...
deneyimi arkadaşı Prens Hamlet'e anlatmaktır.
Sonuçta bu prens babasının hayaletiyle temasa geçmeyi elbette ki isteyecektir.
Şimdi en baştan toparlayalım.
Prens Hamlet'in babası Kral Hamlet bir şekilde hayatını kaybetti.
Nasıl öldüğünü bilmiyoruz ve prensin arkadaşı da bu hayaleti görüyor.
Ayrıca bu sahne sayesinde ortalıkta gerçekten bir hayalet dolaştığını anlıyoruz.
Sonuçta Horatio ilk başta ikilinin söylediği hayalet iddiasına inanmamıştı.
Ta ki kendi gözleriyle görüne dek.
Sıradaki sahnemiz Hamlet'in amcasına geçer.
Claudius. Bu amcanın kardeşi yani kral Hamlet ölmüştür.
Amca da ölen kardeşinin karısıyla.
Yani Prens Hamlet'in annesiyle evlenmiştir.
Amca yaptığı konuşmada absürt bir açıklama yapar.
Evet kardeşim hayatını kaybetti ama ben de karısıyla evlendim.
Sadece üzülmeyelim bu ölüm için aynı zamanda bu evliliği kutlayalım der.
Amca için gereken ifadeleri size bırakıyorum.
Bu konuşmayı ana karakterimiz Prens Hamlet de dinlemektedir.
Amca Hamlet'te bir tuhaflık fark eder.
Babasının ölümünden bir süre geçmiş olmasına rağmen Hamlet halen siyahlar içinde sanki cenazedeymiş gibi giyinmektedir.
Amcası Hamlet'ten Artık babasının ölümünü sindirmesini ister.
Ben de artık senin baban sayılırım der ve kendisinden sonra tat sırasının Hamlet'te olduğunu ima eder.
Hamlet yalnız kaldığında psikolojik açıdan bu karakterin ne kadar kötü durumda olduğunu anlarız.
Hamlet intihar etmek istiyordur.
Tanrı'ya keşke intihar günah olmasaydı diye isteme der.
Amcasının öfkesi kabarmıştır.
Babası ölür ölmez bu amca nasıl olur da anneyle evlenir ki?
Akıl alır gibi değildir bu mesele.
Hamlet eski zamanları düşünür.
Annesi ve babası bir zamanlar gerçekten mutlu bir çift gibi gözükmektedir.
Oysa şu an babası mezarda, annesi de amcasıyladır.
Bu sırada Horatio Hamlet'in odasına dalar.
Horatio gerçekten de Hamlet'in yakın bir arkadaşıdır.
Ve Horatio Hamlet'e babasının ruhunu gördüğünden bahseder.
Hamlet şoka uğramıştır.
Ama Horatio'yu dinlemeye karar verir.
Gece onunla beraber bekleyecek ve babasının hayaletini arayacaktır.
Bu sahneden anlarız ki Hamlet amcasındaki işgüzarlığın farkına varmaya başlar.
Amcası da piş... Pişkin pişkin bak benden sonra tahtın sırası sende dese de normal olarak tahtın sırası zaten Prens Hamlet'tedir.
Babası öldüğüne göre taht da oğlun yani kendisinin hakkıdır.
Ayrıca Hamlet'in her şeye rağmen bir dindar tarafı olduğunu da görürüz.
Hamlet'in tüm günü acılar içinde geçer.
Yaşamak tam anlamıyla bir eziyettir onun için.
Ama eğer intihar ederse cehennemde sonsuz acı çekeceğini de biliyordur.
Bu arada hikayemizde Hamlet'in zamanında flörtleştiği bir kız da vardır.
Ofelia. Sıradaki sahnede Ofelia'nın babası kızına Hamlet'ten uzak durmasını söyler.
Ofelia'nın abisi de bu fikri onaylamaktadır.
Onlara göre Hamlet bu kızla sadece gönül eğlendirmektedir.
Ofelia babasına Hamlet'in kendisine aşka dair ne güzel şeyler söylediğinden bahseder.
Ofelia'ya göre Hamlet kendisine sırılsıklama aşıktır.
Ama kızın babası hiç de öyle düşünmez.
Babaya göre Hamlet tam bir manipülatördür.
Ve kıza low bombing yaparak kandırmaya çalışıyordur.
Ofelia'dan ayrılıp Hamlet'e geri dönelim.
Ne demiştik? Hamlet Horatio'nun tek...
Üstelik bu hayaletin babasının ruhu olma ihtimali de vardır.
Hamlet hayaletle baş başa kaldığı an hayaletten bir ses duyar.
Bu hayalet babasının ruhu olduğunu iddia eder ve oğlundan kendisinin intikamını almasını istiyordur.
Çünkü kralı öldüren kişi kardeşidir.
Yani prensin amcası.
Hamlet'in tüm o endişeleri sonunda gerçeğe kavuşur.
Hayalet ayrıca amcanın karısını da ayarttığını söyler.
Amca türlü numaralarla bu kadını kendisiyle evlenmeye ikna etmiştir.
Hayalet'in Hamlet'ten son ricası annesine bir şey yapmamasıdır.
Onu kendi vicdanıyla baş başa bırak der.
Hayalet... ortadan kaybolur.
Horatio ve ekibi olay yerine gelmiştir.
Hamlet'e sorarlar ne oldu diye.
Hamlet eli ayağı birbirine dolanmış bir haldedir ve oradakileri hayaletle ilgili hiçbir şey söylemez.
Ofelia'ya geri dönelim.
Ofelia'nın babası yine Hamlet'le ilgili ürpertici bir durumdan bahseder.
Hamlet Ofelia'ya doğru kitlenip iç çekmeye başlamıştır.
Adeta bir deli gibi. Baba da bu haberi duyunca şu karara varır.
Hamlet kara sevdaya tutulmuştur.
Kızı Ofelia'ya duyduğu aşktan dolayı kafayı yemiştir.
Hamlet'e dair şunu öğreniyoruz.
Hayalet deneyiminden sonra kendisi artık normal bir olmaktan çıkmış.
Ofelia'ya karşı olan tuhaf davranışları da kara sevdasından falan gelmiyor.
Yine de kafamızda bir şüphe var.
Gerçekten delirme sürecine mi girdi yoksa etrafındakilere deli numarası mı yapıyor?
Sonuçta Hamlet'in tuhaf davranışları artık annesinin de amcasının da farkında olduğu bir durum olmuştur.
Bu sırada Ofelia'nın babası kral ve kraliçeye durumu anlatır.
Hamlet'in kızı Ofelia'ya karşı bir kara sevdaya tutulduğundan böyle olduğunu söyler ve Hamlet'in kızına yazdığı aşk mektuplarını onlara gösterir.
Hamlet'in bu süreçlerde kafası karışıktır.
Depresyona girmiştir ve hayata dair hiçbir şeyden zevk alamıyordur.
Amcasını öldürüp öldürmemek konusunda bile kararsızdır.
Fakat aklına bir tuzak kurmak gelir.
Hamlet amcasına bir tiyatro gösterisi izletecektir.
Ama bu gösterinin son kısımlarında bir kırılma anı olur ve cinayet gerçekleşir.
Bu gerçekleşen cinayet tıpkı amcanın kardeşini öldürme senaryosuna benzer.
Hamlet düşünür ki eğer amcama bu gösteriyi izletirsem ve amcam tetiklenirse işte o zaman bu adamın suçlu olduğundan emin olabilirim.
Hamlet'in kararsızlığını amcasının tiyatroya gösterdiği tepki belirleyecektir.
Hamlet'in kurduğu tiyatro planı aslında zekicedir diyebiliriz.
Biz insanlar tükettiğimiz hikayelerle bağ kurarız.
Onları kişisel olarak algılarız.
Diyelim ki hayatımızda kötü bir şey yaptık.
Ciddi bir yalan söyledik mesela.
Eğer tükettiğimiz bir hikayede de yalan söyleyen bir karakter varsa o karakterden tetikleniriz.
Hamlet de aynısını amcasına uygulamak istemişti.
Eğer amca izlediği tiyatroda ihanet içeren cinayeti kişisel algılarsa ve rahatsız olursa Hamlet'e göre bu tam bir suçluluk psikolojisi sınıfına girecekti.
Hamlet hikayemizin bu kısımlarında intihar fikri üzerine daha sık düşünmeye başlar.
Bu acılara son vermek adına intihar fikrine giderek daha da yakınlaşır.
Ama bir taraftan dindar olan tarafı onu engeller.
Öldükten sonra bir yaşam varsa Hamlet bu sefer intihar ettiği için daha fazla acı çekecektir cehennemde.
Bu sırada Hamlet Ofelia ile karşılaşır.
Ama bu kızcağıza hiç de öyle aşk sözcükleri kullandığını düşünmeyin.
Hamlet bu konuşmada en hafif tabirle Ofelia'yı kırıp parçalar.
Onu asla sevmediğini söyler.
Hatta kadın cinsini duyduğunda...
nefreti dile getirir. Bu kısımda Hamlet'in olmak ya da olmamak pasajının biraz uzun halini sizlere hatırlatmak istiyorum.
Şöyle geçer. Olmak ya da olmamak.
İşte bütün mesele bu.
Düşüncemizin katlanması mı güzel?
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına yoksa diretip bela denizlerine karşı dur, yeter demesi mi?
Shakespeare'in karakterleri her zaman sandığımızdan daha derin olarak karşımıza çıkar.
Bu pasaj durumumuza çok iyi bir örnektir.
Hamlet'e dışarıdan ilk baktığımızda sadece amcasını öldürüp öldürmemek arasında kalmış, kafası karışık bir genç olarak görürüz.
Oysa bu adam neredeyse hayattaki her şeye karşı kararsızdır.
Ofelia ile aşk yaşayıp yaşamamak da kararsızdır mesela.
İntihar edip etmeme konusunda da arada kalmıştır.
İşte biz bu kısımda iğrendiğimiz karakter olan Hamlet ile bir bağ kurmaya başlarız.
Çünkü günün sonunda hepimiz arada kalmış insanız.
Harekete geçsek mi, ertelesek mi?
O kişiyle ipleri koparsak mı yoksa son bir şans daha mı versek?
Yaşama bağlansak mı yoksa vazgeçsek mi?
Hamlet'in kararsızlığı insanoğlunun kararsızlığıdır.
Karşımızda babasını kaybetmiş acılı bir gençten ziyade hayatla olan tüm bağlarını sorgulayan, kafası karışık ve bunalmış birisi vardır.
Hamlet bizim melankolik tarafımızdır.
Hamlet sonunda yapacağı tiyatro numarasıyla amcası hakkındaki gerçeği öğrenecektir.
Tiyatro oyunu başlar ve ana karakter olan kral kendi yeğeni tarafından öldürülür.
Hamlet de kralın bir yakını tarafından öldürülme senaryosuyla amcasının tetikleneceğini umar.
Ve tam da öyle gerçekleşir.
Amca bu sahneyi gördükten sonra çılgına döner.
Hamlet artık amcasının bir katil olduğuna emin olmuştur.
Önceki ikilem şuydu. Amca katil mi değil mi?
Sıradaki ikilem de şu.
Amcasını öldürecek mi yoksa affedecek mi?
Amca odasında tek başına Tanrı'ya dua etmektedir.
İşlediği günahın Hristiyanlıktaki ilk cinayet olan Habil ile Kabil'in bir kopyası olduğunun farkındadır.
Ve amca tam dua ederken Hamlet gizli bir şekilde amcasına bakmaktadır.
Hamlet'in asıl amacı amcası tekken onu hızlıca öldürmektir.
Ama amcasını dua ederken görünce bu işin dini bir tarafını fark eder.
Amcasının cezasını kendisi mi kesmeli yoksa tanrıya mı bırakmalıdır?
Sonuçta her ne kadar amcasını babasını öldürdüğü için öldürse de cinayet her koşulda günahtır.
Ve Hamlet günün sonunda amcasını öldürmenin dini açıdan yanlış olduğu...
Hamlet o an vicdanına yenik düşmüştür ve amcasını öldürmekten vazgeçer.
İşte bu sahnede o toksik Hamlet'in ilk defa vicdani tarafına şahit oluruz.
Bu adam amcasının babasının katili olduğuna emin olmasına rağmen halen amcasını öldürmeyi seçmemiştir.
Tanrı kaygısı onu bu cinayetten vazgeçirmiştir.
Hamlet'i intihar etmekten alıkoyandır bu dini inancı.
Hamlet'in amcası, Hamlet'in kendisine karşı hınç dolu olduğunu ve illaki intikam almak isteyeceğini biliyordur.
Ve bunu önlemek adına Hamlet'i sürgüne göndermek ister.
Hamlet'in annesi de bu süre zarfında tamamen amcanın saflarındadır.
Ki bu kısım çok enteresandır.
Hatta annesi Hamlet'e neden onu sürgün ettiklerini açıklarken sen amcanı gücendirdin diye bir ifade kullanır.
Hamlet de durur mu yapıştırır cevabı.
Sen de babamın kardeşiyle evlenerek babamı gücendirdin.
Hamlet annesiyle bu tartışmayı yaşarken perdenin arkasından bir ses duyar.
Birisi onları gizlice dinliyordur.
Hamlet de bu kişinin amcası olduğunu düşünerek perdenin ardında kim olduğuna bakmadan o figüre kılıcını geçirir.
Ve perdenin açılmasıyla düşen adam Hamlet'in amcası değildir.
Ofelia'nın babasıdır. Hamlet yanlış kişiyi öldürmüştür.
Ama kendisi bu sefer daha da kararlı olmuştur.
Çünkü sıradaki alcalı can kesinlikle amcasının canı olacaktır.
Hamlet apar topar amcasına doğru hareketlenirken tekrardan babasının hayaletiyle karşılaşır.
Hamlet'le hayalet iletişime geçerken Hamlet'in yanında annesi de bulunmaktadır.
Ama işin ilginç tarafı annesi Hamlet'in gördüğü hayaleti göremez ve Hamlet'in delirdiğini zanneder.
İşte bu kısımda biz okuyucularda Hamlet'ten daha doğrusu tüm olay akışından şüphe duyarız.
Hikayenin daha başında bu hayaleti Hamlet dışında iki gardiyan da görmüştür.
Oysa şimdi Hamlet'in gördüğü hayaleti yanındaki annesi niye göremez?
Hamlet bu sefer hayalet görmekten ziyade psikoz benzeri bir atak mı geçiriyordur acaba?
Hamlet arkadaşına açıklama olarak en başından beri deli numarası yaptığını söyler.
Bu kısımda Hamlet ve annesi arasındaki ilişkiye geri dönelim.
Hamlet'in annesine tepki göstermesindeki amacı sadece babasına yaptığı ayıp mıdır?
Hamlet belki de annesini kendi safına çekmek istiyordur.
Hatta belki annesinin de bu işte payı olduğundan şüphelenip onun ağzından bir ipucu yakalamak istiyordur.
Veya annesini de öldürmemek için ondan iyi bir işaret bekliyordur.
Hamlet'in annesine karşı karmaşık duygular taşıdığını söylemem gerek ve benzer karmaşıklığı annesi de yaşar.
Başta Hamlet'i suçlar, amcanın yani yeni kocasının yanında durur, ardından Hamlet'ten korkmaya başlar, kendisine zarar vereceğini düşünür ama en sonunda oğluna karşı bir pişmanlık yaşar ve ona hak vermek zorunda kalır.
Anne gerçekten zayıf ruhlu bir karakterdir ama en azından tüm bu süreçten dolayı bir vicdan azabı yaşayabilecek kadar da insanlıktan nasibini aldığını söyleyebiliriz.
Ayrıca Hamlet'in Ofelia'nın babasını yanlışlıkla öldürmesi de bu karakterin ne kadar dürtüsel ve kontrolden kayıp olduğunu bize gösterir.
Amcasını bile dini sebepler yüzünden öldürmekten vazgeçen Hamlet, anlık bir dürtü sonrası amcası zannettiği kişiyi öldürmüştür.
Ama bu talihsiz cinayet onu amcasını öldürmek konusunda daha kararlı yapar.
Bir kere günaha girmiş, cinayet işlemiştir sonuçta.
Hamlet için cennetin kapıları kapanmış, artık cehennem başlamıştır.
Bataklığa bir kere adımını attıktan sonra...
tamamen batmaya niyetli bir hale gelmiştir.
Ve bu yolda amcasını da kendisiyle beraber götürecektir.
Anne olayı gidip amcaya anlatır.
Hamlet'in yanlışlıkla Ofelia'nın babasını öldürdüğünü söyler.
Ayrıca Hamlet'in intikam almaya ne kadar kararlı olduğunu da belirtir.
Amca korkar tabii. Bu krizi bir şekilde çözmelidir.
Ama en önemlisi bu meseleyi çözerken asla itibarına zarar gelmemelidir.
Amca hemen iki gardiyanı Hamlet'i bulması için yollar.
Hamlet bu sırada Ofelia'nın babasının cesedini ortadan kaldırmaya çalışıyordur.
Bu iki gardiyan Hamlet'e hayırdır ne yaptın sen diye sorduklarında Hamlet katmanlı bir cevap verir.
Beden artık kralla birlikte.
Ama kralın bir bedeni yok.
Bu ifadesiyle Ofelia'nın babasının asıl kral olan kendi babasıyla beraber öbür dünyada olduğunu söyler.
Bu ifadesiyle Ofelia'nın babasının asıl kral olan kendi babasıyla beraber öbür dünyada olduğunu söyler.
Bu süreçte Hamlet'in annesi safları tekrardan amcaya geçirmiştir.
Çok enteresan iki yüzlü bir karakter gerçekten.
Hamlet'i görünce oğluna yardım etmek isteyen kadın, kocasını görünce bu sefer Hamlet'e düşman olmak ister.
Anne oğlunun işlediği cinayetten çok korkmuştur orası kesin.
Amcanın planı da artık daha da kesinleşir.
Hamlet'i sürgüne gönderecek ve orada idam ettirecektir.
Bu kısımda Shakespeare'in muazzam karakter kurgusuna da şahit oluruz.
Olaya bir bakın. Hamlet, amcası ve annesi arasındaki o psikolojik dinamiğin derinliğine bakın.
Acayip gerçekten. Shakespeare tam bir dahi olduğunu gösteriyor.
Bu kısımda amcanın şeytani zekasına da şahit oluruz.
Amca eğer Hamlet'i memleketinde öldürürse bu durum şüphe oklarını direkt kendisine çekecektir.
Ama amca sinsi planıyla Hamlet'i sürgüne gönderip başka bir ülkede öldürmeyi tasarlar.
Böyle bir ölümde ipin ucunun amcaya gelmesi çok daha zor olacaktır.
Peki tüm bu olanlar karşısında Ofelia ne yapar?
E tabii ki kafayı yer. Babasını.
Aşık olduğu toksik adam Hamlet öldürmüştür.
Ofelia'nın delirmesi Hamlet'inki gibi öyle iki yüzlü numaralı değildir.
Kendisi tam anlamıyla akıl sağlığını kaybetmiştir.
İnsanlara çiçekler verip şarkılar söyler.
Ofelia'nın abisi ise bu süreçte öfke krizlerine girmiştir çoktan.
Bir şekilde babasının intikamını Hamlet'ten alacaktır.
Enteresan bir dinamiğe kavuşuruz bu kısımda.
Çünkü Hamlet'te kendi babasının intikamı için çıktığı yolda karşısına yine babasının intikamını almak isteyen Ofelia'nın abisi çıkıyor.
Üstelik Hamlet sadece bu adamın babasını öldürmemiş, kız kardeşinin de delilmesine yol açmıştır.
Hamlet bir şekilde kıvrak zekasını kullanarak sürgüne gönderildiği yerden tekrar vatanına geri dönmeyi başarır.
Amca her ne kadar Hamlet'i sürgünde öldürmeyi ilk başta planlasa da Hamlet'in geri dönecek olması ona göre bir problem yaratmayacaktır.
Çünkü Hamlet'i amcanın kendi başına öldürmesine hiç gerek yoktur.
Ortada bir katil adayı çoktan vardır.
Ufeli'nin abisi Hamlet'i seve seve öldürecektir zaten.
Tabii ki öyle durup dururken birini öldürmek olmaz.
Ofelia'nın abisi Hamlet'i düelloya davet edecektir.
Maç öncesi abi kılıcının ucuna bir zehir sürer.
Bu sayede Hamlet'ten sadece bir kesik alsa bile bu kesik onu zehirleyip öldürmeye yetecektir.
Hamlet'in annesi de bu anda Ofelia'nın abisine trajik haber getirir.
Ofelia nehirde boğulmuştur.
Ya intihar ederek ya da yanlışlıkla suda boğularak hayatını kaybetmiştir.
Abisini bu saatten sonra kimse durduramayacaktır.
Artık hikayemizin son kısımlarına gelmekteyiz ve düğüm çözülmek üzere.
Hamlet arkadaşıyla beraber cenaze taraflarına gelir ve mezar kazıcıları izler.
Yeni cenazeler için eskilerin üstü kazınmakta ve bu sırada kafa tasları ortaya çıkmaktadır.
Hamlet kafa taslarından birini alır ve yukarıya doğru kaldırıp Bu kafatasına bakarken düşüncelere dalar.
Mezar kazıcılardan birisi bu kafatasının Kral Hamlet'in yani Prens Hamlet'imizin babasının yanında zamanında çalışmış bir saray soytarısına ait olduğunu söyler.
Hamlet de çocukluğunda bu soytarıyla geçirdiği zamanları hatırlar.
Bu kadar neşeli, canlı bir soytarı bile en sonunda korkunç bir kafatasına dönüşmüştür.
Hamlet ölüm hakkında düşüncelere dalar.
Her ne kadar tanrıya ve ölümden sonra yaşama inanan biri olsa da bir kafatasını o halde görmesiyle nihilist duygulara girdiğini anlayabiliriz.
Anlı canlı komik soytarıyı bile ölüm korkunç bir kafatasına dönüştürmüştür.
Bu sırada Ofelia'nın cenazesi gelmektedir ve Hamlet'in halen Ofelia'nın ölümünden haberi yoktur.
Onun naaşını görür görmez Hamlet fenalaşır ve olay yerini terk eder.
Ofelia'nın abisi Hamlet'e direkt saldırmak istiyordur ama amca onu sakinleştirip uygun zamanı beklemesini söyler.
Böyle bir düellonun olacağı haberi Hamlet'in kulaklarına gitmiştir.
Hamlet ve Ofelia'nın abisi olan Leartes karşı karşıya gelmiştir.
Hamlet öncelikle Leartes'ten özür diler.
Babasını bilerek değil de dillik sonucu öldürdüğünü söyler.
Leartes her ne kadar hamleti anlayabilse de artık çok geçtir.
Düello başlayacaktır.
Düello öncesi amca eğer Hamlet düelloda ilk iki vuruşta isabet sağlarsa ona bir şarap ikram edeceğini söyler.
Ve tabi anlamak kolaydır ki bu şarabın içinde zehir vardır.
Hamlet vuruşlarında başarılı olur.
Ama amcanın ona ikram ettiği şaraptan içmek istemez.
Tam bu sırada Hamlet'in annesi kalkılır ve o şaraptan içer.
Amca her ne kadar durdurmaya çalışsa da artık çok geçtir.
Zehirli şaraptan anne içmiştir.
Bu sırada Hamlet ve Laertes'in kılıçları yanlışlıkla el değiştirir ve artık kendi kılıçlarıyla değil de birbirlerinin kılıçlarıyla savaşmaktadırlar.
Ve Hamlet, Leartes'i kendi zehirli kılıcıyla yaralamıştır.
Anne içtiği şarap sonrası yere kapaklanır.
Leartes de kendi hazırladığı tuzağa düşmüş ve kılıçtaki zehirden etkilenmiştir.
Anne ve Leartes hayatlarını kaybederler.
Hamlet koşarak annesinin içtiği şarabı zorla amcasını içirir ve onu da öldürür.
Bu sırada fark eder ki Duelo'nun başında Hamlet de o kılıçlar değiş tokuş olmadan evvel Leartes'in zehirli kılıcıyla bir darbe almıştır.
Ve Hamlet'in de ölmekten başka şansı kalmaz.
Anlayacağınız anne, amca, Ophelia'nın abisi ve Hamlet hiçbiri bu karmaşadan sağ çıkamamıştır.
Hamlet'in ölümü kahramanca değildir ama acizce de değildir.
Yine de kendi açısından bir anlam barındıran ölüm şeklidir.
Ve hikayemiz böyle... sona erer.
Ne olay değil mi? Tam bir drama.
Bu hikayemizde işlenen bazı temalara bakalım.
Tabii ki de en göze çarpan tema Hamlet'in olmak ya da olmamak.
Demecinden hareketle ondaki o kararsızlık hali.
Hamlet kararsızlığın acısını çekmiştir hikaye boyu.
İntikam alsam mı almasam mı?
Hayatıma son versem mi vermesem mi?
Tanrı'ya göre mi yaşasam yoksa isyan mı etsem?
Babasının ölümü acısını bir şekilde sindirebilmiştir.
Ama kararsızlığın acısı Hamlet'i hikaye boyunca takip eder.
Ama bir taraftan bu hikaye sadece kararsızlığı değil, hayatın o beklenmedik kaotik tarafını da bize gösterir.
Ofelia'nın delirmesi, babasının ölmesi, kılıçların el değiştirmesi, annenin çarabı içip ölmesi olsun.
Hayatın o kaotik ve zor yapısını aktarır bize bu hikaye.
Ama biz yine de kararsızlık üzerinden devam edelim.
Hamlet, eyleme geçmekte zorlanmasının kaygısını yaşıyordur.
Bir eyleme geçmeden önce günlerce düşünür.
O eylemin ahlaki, dini ve kişisel sebeplerini durmadan sorgular ve asla bir çıkış yolu bulamaz.
O yüzden Hamlet'in eyleme geçtiği anlara dikkat edin.
Örneğin Ofelia'nın babasını öldürdüğü an.
Hamlet tamamen dürtüsel ve delilercesine harekete geçmiştir bu anda.
Çünkü düşünerek eyleme geçmek onun kitabında yoktur.
Bir eylem üzerine düşündüğü vakit arada kalır ve eylemsizliğe sürüklenir.
Ancak ani bir şekilde, şak diye ve kontrolsüzce gerçekleşen eylemleri Hamlet yapabilmiştir.
Hepimiz bir taraftan Hamlet'e hak vermek zorunda kalırız.
Bir eylem üzerine fazlaca düşündüğümüzde işlerin hep daha da karıştığını, tezler ve anti tezlerin birbiri içine girdiğini hayat bize hep göstermiştir.
İşte böyle bir karakterdir Hamlet.
Toksi, kararsız, hem dindar hem de...
Hem de günahkardır. Ve bu podcastimizi de bu kısımda bitirmek iyi olacaktır.
Kendinize iyi bakın arkadaşlar. Bir dahaki podcastlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
