
Neden Farklı Dilleri Konuşuyoruz? I Babil Kulesi Efsanesi
1 Temmuz 2025 · 22 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
fizy’de dinlenecek çok şey var!
Keyifle dinleyeceğin şarkılar, hiçbir yerde bulamayacağın fizy özel podcastler, yüzlerce sesli kitap ve daha fazlası fizy'de seni bekliyor. Şimdi sen de fizy Premium planına dahil ol, KULTUR20 koduyla bireysel müzik paketlerinde %20 indirim fırsatını yakala!
Aboneliğini başlatmak için Tıklayın
Detaylar için Tıklayın
Bu bölüm “fizy” hakkında reklam içerir.
Onur’la sanat ve tarih sohbetlerimizi Paldır Kültür’e taşımak istedik. Her hafta tarihi olayları anlatan sanat eserlerini birlikte yorumlayacağız, ilk bölümüzde konuğumuz Pieter Brueghel’in Babil Kulesi eseri. Hep ortak bir projenin hayalini kuruyorduk, hem gerçekleştiği için çok mutluyuz hem de sizlerin yorumlarını heyecanla bekliyoruz. Şimdiden keyifli dinlemeler!
Kitaplarım📚
Sanat Ajandası: https://www.kitapyurdu.com/kitap/sanat-ajandasi-zamansiz-fleksi-kapak/695649.html&filter_name=sanat+ajandası
Müzede Bir Macera: https://www.kitapyurdu.com/kitap/muzede-bir-macera/665748.html&manufacturer_id=274522
Renklerle Dost Bir Aile: https://www.kitapyurdu.com/kitap/renklerle-dost-bir-aile/704697.html?srsltid=AfmBOoooqZzin9T2vzwPFBS5OErlEu9QeivP3XNsfdrRmxrq5OQf0LEY
Takip etmek isterseniz♥️
https://www.instagram.com/paldirkultur.podcast/
https://www.instagram.com/senapinarcivan/
Babil Kulesi hakkında daha fazla görsel için: https://www.dailyartmagazine.com/famous-babel-towers-art/
Yararlandığımız Kaynaklar:
1. Sembol ve Anlam: Batı Resminde Kutsalın Temsil, Serap Yüzgüller
2. Icons of the 16th Century, Rose-Marie & Rainer Hagen
3. Kuzey Rönesansı, Nilüfer Öndin & Ali Kayaalp
4. Umberto Eco, Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışı
5. Athanasius Kircher The Last Man Who Knew Everything, ed. Paula Findlen
6. Dante Alighieri, İlahi Komedya, Cehennem
7. Dante Alighieri, De vulgari eloquentia
8. Salimbene di Adam, Cronica
Transkript
Fizi'de dinlenecek çok şey var.
Müzik, podcast ve yüzlerce sesi kitaptan istediğini dinle.
Bireysel müzik paketlerinde sana özel KULTUR20 koduyla %20 indirim kazan.
Merhaba, Paldır Kültür''e hepiniz hoş geldiniz.
İlk defa dinleyecekler için ben Pınar ve şu an yanımda çok özel bir konuğum var, eşim Onur.
Merhaba, ben Onur. Artık Paldır Kültür''de daha fazla yer alacağımı düşünüyorum.
Biz aslında tarihi olayları, sanat eserlerindeki tarihi olayları yorumlayacağız.
Evet. Projemiz bu.
Projemiz genel olarak bu, bir resim ve bu resim tarihi bir olaydan bahsedecek.
İçinden çok tarihi olayın kendisinden ve o ressam döneminde...
Ne biliniyordu bu olaylar hakkında?
Biraz bunların üzerine duracağız. Onur'la aslında öğrencilik yıllarımızdan beri 6 yıl oldu herhalde.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde ikimiz de tarihi okuduk.
Ben daha sonra popüler kültüre yöneldim.
İçerik üreticiliği, daha yazarlık olsun.
Onur da akademiden devam etti.
Evet, ben de Bilkent Üniversitesi'nde tarih doktoru yapıyorum.
Aynı zamanda Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi'nde araştırma görevlisiyim.
Ve ilk böyle sevgide olduğumuz zamanlardan beri mesela bana 2.
Frederik'i falan anlatıyordun.
O zamanlardan beri ben her şeyde böyle onuru dinlemeyi tarihi olaylarda çok seviyorum.
Ama yıllardır da böyle ona aslında şey beraber de bir şeyler yapalım hadi hadi diyorum.
Yani sonunda 6 yılın sonunda ikna ettim.
O yüzden bu bölüm ve bu proje benim için inanılmaz anlamlı ve yoğun çabalarımın.
Bir sonucu. Ve ilk resmimiz de aslında ikimizin de çok sevdiği bir resim.
Siz de büyük ihtimalle karşılaşmışsınızdır.
Babil Kulesi. Neden bunu seçtik?
Babil romanını okuduk.
İkimiz de daha yarısındayız ama.
Hatta ben okurum diye aldın.
Önce sen başladın.
Sonra ben de peşinden devam ettim.
Evde bir kitap olduğu için baya böyle internet kafe gibi saatli okuyoruz.
Sırayla okuyoruz. İkimiz de bitiremedik.
İkimiz de bitiremedik o yüzden.
Oldukça ilgi çekici ve güzel kalem alınmış bir roman.
Yazarı bence şu an modern, fantastik de önemli bir isme dönüşecek.
Ve 96'lı. Ve çok genç.
Benim çok hoşuma gitti gerçekten.
Brüel'in resmine...
Bakacağız ama dediğimiz gibi bu bir podcast olduğu için insanlar bunu dinlerken yani bir şeylerle uğraşacak.
Şu an belki yürüyüş yapıyor olabilirsiniz.
Belki yürüyüş yapıyorlar, belki mutfaktalar, belki ev işi yapıyorlar, belki metrodalar.
O yüzden böyle çok resmi anlatmaktansa olaylardan da daha çok bahsedeceğimiz için.
Bence şuna değinmek lazım.
Yani gerçekten Babil Kulesi, illerin çıkışıyla ilgili çok güçlü bir imge.
Bir etiyolojiden bahsederiz.
Yani mitolojinin bir alt kategorizasyonu.
Ne demek? Kökenlerle alakalı.
Bu bize dillerin kökenini bir noktada.
En azından Brielle'in yaşadığı dönemde ondan öncesinde orta çağda insanlar diller nasıl ortaya çıktı sorusunda hep Babil Kulesi'ye cevap vermişler.
Yani bu çünkü eski ayette İncil'de geçen bir kısım.
Önemli bir kısım tabi burada diller diyorum bu çok önemli.
Çünkü dilin değil yani ilk insan yaratıldığında Hazreti Adem yaratıldığında zaten Tanrı hayvanları ve yaratılmış varlıkları önüne getirip onlara isim koyduruyor.
Biz zaten şeyi biliyoruz bir dil var.
İnsanların konuştuğu bir dil var.
Fakat... Çok küçükken de sorarız ya işte mesela İngilizce nasıl çıktı?
Türkçe nasıl çıktı? Mesela ağaç niye ağaç?
Ona kim ilk ağaç dedi ve o ağaç oldu.
Hani dillerin nasıl çoğaldığı Babil'de açıklanıyor.
Eski ayetin yaratılış bölümünde 11.
bölümün 1-9. ayetlerinde geçen bir kısım, bir pasaj.
Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.
Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova bulup oraya yerleştiler.
Birbirlerine gelin tuğla yapıp iyice pişirelim dediler.
Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar.
Sonra kendimize bir kent kuralım dediler.
Göklere erişecek bir kuleyi dikip ün salalım.
Böylece yeryüzünde dağılmayız.
Rab insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağı indi.
Burada Tanrı meleklerle konuşuyor.
Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek hiçbir engel tanımayacaklar diyor.
Bunu bir meydan okuma olarak görüyor.
Yani göklere, cennete ve kendi dünyasına.
Kendi krallığına kadar ulaşan bir kulenin yapacağını düşünüyor.
Ondan sonra da gelin aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar.
Böylece Rab onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.
Bu nedenle kente Babil adı verildi.
Çünkü Rab bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı.
Hikaye bu kadar kısa bir bölüm üzerine kurulmuş.
Peki neden kente Babil adı verildi?
Babil'in kendi içinde bir etimolojik açıklaması var.
Akatçaya falan böyle dayanan.
Bab-illum da tanrı kapısı demek.
Bab-illum, Babilion, Babil buradan geliyor.
Ama bunun dışında da Bab-el sözcüğünün işte böyle Flavius gibi eski...
tarihçilere baktığımızda bir karmaşa anlamına yani karmaşa üzerine kurulduğunu görürüz.
Ve zaten bir karmaşadan doğduğu içindeyken hiçbir zaman inşa edilemiyor, tamamlanamıyor.
Bunun böyle bir açıklaması var.
Biz bu bölüm için öncesinde hazırlanırken benim en çok aslında 2.
Fredeli'nin dil konusundaki deneyi çok ilgimi çekmişti bana anlattığında.
Onu konuşalım isterim.
Tabii yani hep dedik yani bu bir soru insanlar hangi dilleri konuşuyordu?
Bu güçlü bir mitoloji ve işte İbranice, Yunanca, Latince yani kutsal kitap hangi dilde yazılmışsa insanlar bu dillerden bir tanesinin en azından Babil Kulesi yıkılmadan önceki dil olduğunu düşünüyorlar.
Zaten bu sürece de...
Orta çağda konfisyolinguarım diyorlar.
Yani dillerin karışması.
Diller bu olaydan sonra karıştı ve günümüzdeki hale geldi.
İşte İtalyanca şubu vs. o zaman konuştukları diller oluştu.
Hatta bunu hani dillerin karmaşasını da bir ceza, bir lanet olarak görüyorlar.
Umberto Eco'nun da böyle bir teorisi var.
Evet yani tanrısal bir ceza dilleri çeşitlendirdi gibi.
Ki bence de ceza. Ben mesela yabancı dil öğrenmek konusunda her zaman çok kötüyümdür.
Bence ceza yani. Yapay zeka ne yaparsa yapsın ve bence tek dilde konuşalım.
Ya da her şeyi anlayalım.
Herkes kendi dilinde konuşsun ama karşısı bizi kendi dilinde anlasın gibi.
Yani uğraşmak istemiyorum. Google Meet'in yaptığı bir şey diye sanırım.
Yani bilmiyorum. Dilleri öğrenmek tabii ki de zihinsel olarak çok faydalı olabilir ama ben o faydadan eksik kalabilirim.
O zaman tekrardan Babil'e geri dönmemiz gerekir senin için.
Bilmiyorum yapabilir miyiz ama.
Yapalım. Sanırım yapay zeka bunu yapacak.
Yapsın. Buna benzer bir şey yapacak.
Bahsettiğin deneyi gelecek olursak tabii insanlar için bu çok büyük bir gerçeklik.
Bugün biz biraz daha bunları efsaneler gibi okuyoruz ama insanlar buna inanıyorlar.
Kusarova Cermen İmparatoru 2.
Frederick'te buna... Hangi dönemler oluyor?
Hangi dönemler oluyor? Bu 13.
yüzyılın... başları ve ortası oluyor aslında.
1200 ile 1250 arasında düşünebilirsiniz.
Daha Brüger'e de çok var.
Bir 300 yıl var. Brüger'e oldukça uzun bir zamanımız var.
Daha gelmedik. Bu arkadaş bir ilginç bir arkadaş.
Dillerde meraklı bir arkadaş.
Ve bu sorunsalı merak ediyor.
Ve biraz Herodot'un hikayesindekine de benzer bir şekilde bebekler alıyor.
Herodot'un hikayesi ne?
Herodot'un hikayesi de... Çok referans veriyorsunuz.
Çok referans.
Söyleyeyim mi? Biz böyle sabaha kadar konuşuruz da Onur da biraz daha bölümün kısa olmasını istiyor.
Ama ben de hatta her şeyi detaylı öğrenmek istiyorum.
O yüzden Herodot'un dille ilgili hikayesini de bence...
O da yanlış hatırlamıyorsam Frik diliyle Mısır dilinin hangisinin önce olacağına dair bir tartışma üzerine kuruluydu.
Hatta ki milyoner olmak isterde de çıkmıştı son soru olarak.
Çocuklar hiçbir dile maruz kalmadan büyüdü.
İlk önce ne söylüyorlar?
Sanırım Frikçe'de ekmek sözcüğünü söylüyordu çocuk.
Ve Frikçe'nin daha eski olduğuna kanaat kulladı.
Komik bir hikaye. Ben ilk Ay'ı demişim galiba.
Babamın adını demişim.
Ay'dan Ay'ı. Evet Ay'ı.
O komik olmuş. İkinci Fredrik de buna benzer bir şey yapıyor.
Babil öncesinde hangi dilin konuştuğunu şöyle bulmaya çalışıyor.
Belli çocukları alıyor. Her türlü dilden mahrum bir şekilde bakıcıları var.
Süt anneleri var. Hiçbir dile maruz kalmadan bu çocuklar besleniyor, büyütülüyor ve merak ediyor.
Bu hangi dilli konuşacak? İşte Arapça bile bunların içinde var.
Bu dönemde biraz daha Sicilya'da Müslümanlarda olduğu için cifreleri Arap toplumunun da bir noktada kırıldı gibi.
O yüzden Arapça'da meraklı olduğunu biliyoruz.
Latince mi, Yunanca mı, Arapça mı bu çocuklar ne konuşacak diye bekliyorlar.
Bu kaynağı anlatan kişi de bize diyor ki çocuktan hiçbir şey konuşamadı ve hepsi zaten öldüler.
Bakıcılar da iyi dayanmış hiçbir kelime etmeden.
O için de sonra da hiçbir detayımız yok maalesef.
Ben biraz daha duygusal yaklaşıyorum annelik içgüdüsüyle.
Bu sadece bir anekdot. Daha sonrasına gittiğimizde Orta Çağ'da baş...
Başka Barbie Kulesi ile ilgili nasıl izlenimler var?
Ne düşünüyorlar? Tabii benim favorim burada Dante.
Ki bu dillerin karmaşası Dante'nin zihninde desakralize yani böyle kutsiyeti bozulan bir şey.
Örneğin mesela en meşhur eserine bakalım Dante'nin İlahi Komedi ve Cehennemi'de.
Cehennemde şeytanlar kimsenin bilmediği bir dili konuşuyorlar.
Mesela o cehennemdeyken virgül yüzle beraber gezerken şeytanlar diyor ki Papa Setan, Papa Setan Aleppe.
Bunun günümüzde hiçbir karşılığı yok.
Bununla dil bilimciler çeşitli yorumlar getirmişler şu muydu bu muydu diye.
Aynı şekilde Babil Kulesi'ni yaptıran Nuh'un büyük büyük torunlarından Nimrod'un cehennemin 9.
katında yani en kötü yerlerinden birinde olduğunu biliyor.
Bu da çok ilginç. Evet. Nimrod bir dev olarak tasvir ediliyor.
Nimrod bir dev ve...
Kimsenin bilmediği bir dili konuşuyorlar.
Rafel, Mayi, Ameke, Zabi, Almi diye bir alıntı var.
Bunu böyle bırakıyorlar. Burada baya Dante kafasından sallamış aslında.
İbrahim'e benziyor başka bir şey benziyor.
Belki bir anlamı da vardı zihninin içerisinde hani onu bilmiyorum.
Ama açıkça Nimrod'un konuştuğu dil bilinmiyor.
Bu noktada sanki şöyle bir yorumda bulunabilir miyiz bilmiyorum ama hani Dante'nin cehenneminde insanlar Babil karmaşasının dilini konuşuyorlar gibi.
O ilginç bir şey.
Babi. Kim Nimrod'u da zaten birazdan konuşacağız.
Brüger'in eserinde de çok net bir şekilde görüyoruz.
Değil mi? Özellikle o Viyana biz ondan konuşacağız.
Aynen. İki tane var burası.
Bir Rotterdam'da şu an sergilenen.
2-3 yıl sonra yaptığı düşünülüyor.
Bir de Viyana'daki. Viyana'dakinde o biz Nuh'un torunlarından Kral Nimrod'u.
Çok ciddi bir şekilde görebiliyoruz.
Evet. Orada açık açık kendisini.
Yalakalarıyla, ona secde eden insanlarla birlikte.
Görüyoruz. Dante'nin Diller hakkında bir kitabı var.
De Vulgari Elequentia diye.
Orada şöyle diyor. Bu kule yani Babil karışıklık olarak adlandırıldı.
İnsanlar bu yolla cennete tırmanmayı umuyorlardı.
Aptallıkla yaratıcılarına eşit olmak değil onları aşmak niyetindeydiler.
Birçok insan bunu Tanrı'ya erişmek olarak algılıyordu.
Dante daha da ötesinde onu geçmeye böyle bir meydan okuma gibi görülen.
Evet. Sanki Babil Kulesi'yle insanlar Tanrı'yı da bil olmak.
Hatta belki onu da aşmak.
Belki de Dante bunu öyle anladı.
Çok küstahça.
Evet küstahça. Bilmiyorum artık bunu nasıl yorumlar dinleyenler ama.
Yani bilmiyorum daha önce de konuştuğumuzda mesela hani bana çok kibirli bir tavır da gelmiyor aslında da biz tabii ki 21.
yüzyıla göre yorumluyoruz.
Tabii yani bir de hani büyük bir yapı inşa etmek prestij meselesi.
Evet. Büyük bir kale inşa edersiniz, sarayı inşa edersiniz.
Yani bugün de daha büyük eve, daha büyük arabaya sahip olmak istersiniz.
O dönemde de... bir prestij meselesi.
Büyük yapılar inşa etmek. Kuleler, kaleler, saraylar, çeşitli yapılar.
Fakat buradaki önemli olan alegori büyük bir şey inşa etmek değil.
Yani dünyanın da ötesine çıkan yani tanrının katına yani bilinen dünyanın üzerine çıkan bir yapı.
Ve tanrı için değil.
Onun için, yaradan için değil yani sonuçta.
Yani ben şunu anladım.
Gerçekten orta çağda insanlar Bağbüyük Kulesi'nin var olduğuna inanıyorlardı aslında.
Sadece orta çağda değil muhtemelen işte Rüyal bu resmi çizerken de bize ilginç gençlerin birçoğu aslında 18.
yüzyılın ortalarına kadar gerçekten inanılıp tartışılıyordu.
Mesela 17. yüzyılda bir cizvit rahibi var.
Athanasios Kirher diye.
Bu adam hem din adamı ama aynı zamanda tıpla uğraşıyor.
İşte coğrafya ile şunla buna bir bilim adamı.
Yani tam o dönemin bir bilim adamı diyebiliriz 1600'lü yılları.
Bu adam mesela kalkmış matematiksel hesaplama yapmaya çalışmış.
Yerdeki bir yeri de tespit etmiş.
Buradan insanın yaşadığı gök var o dönemde.
Bir de bunun üzerinde katlar var.
Ve bu katların üzerinde en son Tanrı'nın bulunduğu bir kat oluşuyor.
Bu böyle bir evren tasavvuru.
Hatta Orta Çağ el yazmalarında da bazı Babil Kulesi tasvirlerinde ya Tanrı'nın eli ya...
melekler ya tanrı direkt var oluyor.
Tabii tabii. Çünkü müdahale ettiği için oradan böyle bir el geldiğini görürüz.
Bazen meleklerin kulenin en tepesindeki insanlar öyle dövüştüklerini ya da çalıştıklarını görürüz.
Ben aşağıda da link anında o el yazmalarından birkaç tane ekleyeyim.
Şu anda biz dinleyenleri de çok güzel olur.
Sadece gözlerinde canlandırmasınlar Brüel'in tablosunu.
Bunları da görmeleri çok iyi olur.
Az önce söz ettiğimiz adam da bildiğiniz aya kadar ne kadar mesafe var.
Buraya kadar işte taş ne kadar taş ihtiyaç olur?
Bu kadar taş dünyada var mı?
Gerçekten aya kadar ulaşılacak bir kule yapılsaydı bu işte iklimleri dünyadaki işte çeşitli doğal düzenini etkiler miydi?
O dönemki fizik kanunlarını biraz aslında kendi kafasında yormuş bir insan.
Eğer birileri inanmıyorsa bu kitap niye yazılsın?
Demek ki gerçekten inanılıyor.
Hesaplamış. Bir insan gerçekten hesaplayıp ya o kadar şeyin yapılamayacağı sonucuna varmış.
Bu bir katolikçiz bir trahibi.
Bu yapılamaz. O zaman burada bir alegori yatıyor mu, yatmıyor mu bunların hepsine kendi içine bir açıklama getirmiş tabii.
Yani Babil öyle sadece hani dillerle de ilgili bir şey değil, güçlü bir mitos.
Bunun dışında Almanlar bu hikayeye çok tutulmuş.
İşte bu tam da Hürriyet'in yaşadığı dönemlerde Alman humanistlerin bazı dil bilimciler.
Almanya'nın... Dünyanın merkezi olduğuna, işte Sezar'ın falan dahi burada doğduğuna, işte İskender'in Alaman halkından, Alaman bir gelmen kabilesinden gelebileceğine falan inanıyorlar.
Bundan dolayı da İbranice ile Almanca arasındaki dilsel benzerlikleri kullanıp diyorlar ki bunlar aynı kökenden geliyor.
O da ta Babil'e kadar gidiyor.
Yani aslında kutsal bir diniz.
Çünkü onlar da bir noktada dünyanın sahibi olmak, dünyanın imparatoru olmak gibi.
Dillerini bile kutsaya tatip ediyorlar.
Hepsi Babil bunların. Bunların hepsi Babil'e çıkıyor.
Bütün yollar Babil'e çıkar.
Evet. Roma kadar olmasa da bir yerde bütün yollar Babil'e kadar çıkabiliyor.
Almanya'ya gelmişken de artık Brüger ve eserden de bahsetmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.
Şöyle ki aslında Brüger Kuzey Rönesans'ın en önemli ressamlarından biri ve daha çok köylü Brüger olarak tanınıyor.
Çünkü neden? Birçok ismini aslında aşinayızdır.
Mesela Filomenk atasözleri onun, çocuk oyunları onun.
Böyle işte köylü düğünü bu tarz.
Köylülerin hayatını, günlük yaşamını anlatan çok güzel resimleri var.
Onların dans ederken, hasat yaparken ya da mevsimlerin geçişini anlatan resimleri.
Kulesi'nde de 1563 yılında yaptığını biliyoruz.
Ve bundan 10 yıl önce de Roma'ya hem eğitim hem de İtalyan sanatçıları gözlemlemek için gittiğini biliyoruz.
Ve hatta o dönemde bir de Babil Kulesi'nin bir minyatürünü çizmiş.
Ama o zamanki çizime şu anda günümüze ulaşmamış.
Babil Kulesi eserinde ise hem o zamanlarda denk geldiği kolezyum.
Değil mi? Çok benziyor.
Kolezyumla çok benziyor.
Viyana şeyi ikisi de gerçi ama özellikle Viyana örneğindeki gerçekten hani kolezyum.
Belki bir pagan yapısı olduğu için değil mi?
Yani Babil kötülükle Tanrı'ya baş kaldığıyla açıklanıyor.
Paganların yaptığı devasa bir yapıyı görüp Babil Kulesi'ni ona benzetmiş olabilir.
Ben de görür görmez ya bu kolezyonuma ne kadar benziyor demiştim.
Kuzey Avrupa'daki aslında baskı resimlerinin de gravürlerinin de o zamanlarda çok dolaşımda olduğunu biliyoruz.
Ve bunda dini temaların yanısında aslında antik kalıntıların da resmedildiğini biliyoruz.
Yani o zamanlarda kolyezumu başka insanlar da baskı resimleri aracılığıyla görüyor.
Ve burada da şu bilim aslında çok ilgimi çekti.
Arkasında aslında Antwerp'i yani Belçika'nın...
bir şehrini görüyoruz. Binaların yapılışı olsun, yelkenliler olsun, bir liman şehri olsun.
Ticaret şehrini de andırıyor arkadaki şey.
Tamamen sanki bir antferk gibi.
Ve 16. yüzyılda inanılmaz işlek bir liman şehri.
Farklı dillerin konuşulduğu, birçok farklı kültürden insanın bir arada olduğu bir şehir.
Bu yüzden de şöyle yorumlar da var.
Aslında Peter Burger burada yeni bir Babil imgesini de resmetmiş olabilir.
Yani kendi şehrinin imgesini de arkada görüyoruz.
Ve ondan sonra birçok ressam da zaten Barbie küresini resmetmiş.
Aşkım sen bana bakar mısın?
Bakmayınca çok şey oluyor.
Tamam. İnceliyorum.
Aynen. Pardon. Bir yandan resmi inceliyoruz ama Onur bana bakmayınca ben yine çok tek başıma konuşuyormuş gibi hissediyorum.
Bir yandan senin dediklerine bakıyorum.
Evet. Siz de şu an hatta bakabilirsiniz resmede.
Ve burada ikimizin de en sevdiği detay inşaat malzemelerinin hani vinçlerin olsun oradaki kulübelerin olsun yapı malzemelerinin 16.
yüzyıl teknolojisinden olması.
Bir de müthiş bir yani biz bu tarz Bilgileri bazen sanat eserlerinde görebiliyoruz.
Bu bizim için çok önemli.
Ve kralın kıyafetleri de onun yanındaki halkının daha 1500'lerin kıyafetlerine benziyor diyebiliriz.
Kesinlikle. Aslında bir ikilememizden de bahsetmem gerekiyor ve burada dinleyicilerimizin fikrini de çok merak ediyorum.
Biz çok büyük bir çelişkiye bir zıtlığa düştük Babil Kuyası'nın resmiyle ilgili.
Ben diyorum ki bu aslında...
Aynı zamanda kulenin yıkıntısının da bir göstergesi.
Yani sanki temeline baktığımızda çok sağlam değil sola doğru kayıyor.
Hani bir yandan inşa ediliyor ama bir yandan da çöküyor gibi.
Hatta direkt yıkılmaya başlamış gibi ama bir yandan da aslında Tanrı'nın burada direkt bir aksiyonunu da görmüyoruz şu an resimde.
Ama Onur da diyor ki...
Aslında çok da yıkılmıyor.
Yok aslında ben öyle demiyorum. Ben internete baktığımda bazı yorumları gördüm.
İşte bazı sanat tarzı, başka insanların yorumları şey diyorlardı.
İşte Viyana versiyonu yıkımın.
Ben burada direkt Tanrı'nın müdahale ettiği yani kulenin ve şehrin yıkıldığını görmüyorum.
Burada çünkü kimse bir yıkımın tanığı olarak bulunmuyor.
Yani bir kaçışma, herkesin dillerinin değiştirildiği o kargaşa, o kaçışma, o sıkışmışlık.
Kıyamet gibi bir şey yok. Öyle bir sekans yok.
Tam tersine herkes...
harıl harıl çalışıyor. Yani resmi yakınlaştırdığımızda insanların orada çalıştığı, buraya taş taşıdığı, oraya koşturduğu, çekiçlerini kullandığı, kaldıraçları çalıştırdığını görüyoruz.
Muazzam bir burada mühendislik, bir inşaat işi var.
Fakat orada bile bir yamukluk görüyoruz.
Yani kule tamamen düz değil.
Yamuk, sola kayıyor.
Yani en azından benim gördüğüm ve bunun dışında Bazı yerlerde çöküntüler var.
İnşaatın bazı noktalarında başarısızlıklar var.
Yani mükemmel inşa edilmiş bir yapı değil.
O kibirli kral Nimrod Tanrı'ya meydan okurken burada birçok kez çuvallıyor ve insanların oraya koşuşturduğunu görürüz.
Yani insanların daha doğrusu bir felaketten kaçtığını değil.
Çöken bir yere taş taşıdığını görüyoruz örneğin.
Bir yer çökmüş oraya taş taşıyorlar.
Belki şöyle ortak yolu bulabiliriz gibi.
Temeli çok sağlam atılmadığı için ve çökerken bile yapmaya devam ettikleri bir kule görüyoruz.
Olabilir evet. Daha ona yakın gibi.
Ve en etkileyici kısımlardan biri evet burada ne olduğu belirsiz.
Bir yandan yapıyorlar bir yandan çöküyor ama.
Kral ve yanındaki yalakalar diyeceğim.
Çünkü bunlara başka isim bulamıyorum tiplerine böyle.
Üstelik figürlerin suratlarına da siz de yakından bakın.
İşçiler yani taş ustaları vesaire.
Sanırım biraz daha böyle sanki kral mahiyeti gibi.
Hani çok işçi gibi de değil.
Kralın yanındakiler öyle.
Evet. Ama krala diz çöken işte çevredeki insanlar yani hemen kralın yanında taşları kaldırmaya çalışan insanlara baktığımızda bunlar taş ustaları ve işçiler.
Ama tabii ki kralın yanındaki bir kalabalık var.
Bunlar iş yapmıyorlar. Ve kralın yanında durup fısıldaşıyorlar gibi böyle bir sekans var.
Onlar kralın mahiyeti ve onun yalakaları olabilirler.
Ve bu sanat eserine baktığımızda aslında gerçekten insanoğlunun kibrinin ve gururunun tanrı...
Umarım bizim bu projemizi, yeni projemizi çok beğenmişsinizdir.
Umarım. Biliyorum sen alışkınlardı zaten ama ben ilk kez yer almış oldum.
Ama beğenme şeyler de devam edecek gibi duruyorum şu an.
Benim zorlamamlar.
Evet öyle demeyelim ama.
Beğenilmese bile bence beğenmişlerdir.
Bana da öyle geliyor. En azından bu ilk bölüm.
Evet ilk bölümün günahı olmaz.
Aynı zamanda yararlandığımız kaynakları da açıklamaya ekleyeceğim.
Bizi takip etmek için de linklerimizi de eklerim.
Seni takip etsinler mi bilmiyorum.
Yani bilmiyorum. Ben çok dümdüz bir Instagram kullanıcısı olduğum için hayır ama Twitter'ı kullanıyorlarsa ve profilleri ilgini çekerse bu da önemli.
Daha tarihi bilgileri anlattığın Twitter hesabını eklerim.
Çok da anlatmıyorum ama arada paylaşıyorum.
Benim Twitter'ım olmadığı için bilmiyorum.
Evet bizi dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz.
Haftaya yepyeni bir tarihi olayda görüşmek üzere.
Sağlıcakla kalın. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
