
Paribu, Bozcaada Caz Festivali’ni bu yıl dördüncü kez destekliyor.
Festival, 6-7-8 Eylül’de Paribu ana sponsorluğunda gerçekleşecek, kaçırmayın!
https://www.paribu.com/blog/haberler/bozcaada-caz-festivali-paribu-ana-sponsorlugunda-6-7-8-eylulde/
* Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB
* Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com *
*Bu bölüm "Paribu" hakkında reklam içerir*
Transkript
Paribu Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve.
Bugün size dünyaca ünlü bir terapist ve şifacı olan Diana Cooper'ın yüksek farkındalık yasalarından bahsedeceğim.
Diana Cooper'ın kitapları 28 dile çevrildi, 30'dan fazla kitabı var ve uluslararası bir konuşmacı.
Daha önce kendisinden spiritüel yasalar bölümünde bahsetmiştim size.
O bölümü de çok sevmiştiniz, devamı gelsin demiştiniz yorumlarda.
Geldim arkadaşlar, bu sefer yüksek farkındalık yasalarıyla geldim.
Nelerden bahsedeceğiz bugün? Denge ve kutupluluk yasası, karma yasası, reenkarnasyon yasası.
Bu konulara da yabancı kalmayalım.
Ortamlarda çok konuşulan mevzulardan.
Hep söylerim yine söylüyorum.
Bunları inanın diye değil bilelim diye anlatıyorum.
Lafı fazla uzatmadan hemen başlayalım arkadaşlar.
İlk yüksek farkındalık yasası denge ve kutupluluk yasası.
Buradaki amaç hayatımızdaki dengeyi bulmak.
Bunu şöyle düşünmenizi istiyorum.
Salıncağa binen bir çocuk düşünün.
Önce baya böyle ileri gider geri gider ileri gider geri gider sonra ayaklarını yerden çeker ve artık zaten kendi kendine sallanıyordur.
İstediği hızı yakalamıştır değil mi?
Dengeyi bulmuştur. İşte hayatımızın da tıpkı bu salıncaktaki gibi bir ivmesi vardır.
Onun da önce bir yönünü sonra tam tersini tecrübe ederiz değil mi?
Bir ileri bir geri gitmek gibi salıncakta.
Ve o salıncakta bir uca gitmeyi ne kadar çok istersek merkezden yani dengeden o kadar çıkarız, uzaklaşırız.
Hatta salıncak böyle bir saçmalarda mı düşecek gibi oluruz.
Sonra da başka bir yöne savruluruz.
Hepimizin içinde çözülmemiş yönler var.
Yani dengeyi kavuşmak için zıt eğilimlerimizi birleştirmeyi amaçlarız değil mi?
O dengeye ulaşmak için de bizim kişiliğimizin farklı zıt yönlerini fark edip onları...
bir dengeye kavuşturmamız gerekiyor bu yasaya göre.
Hani manik depresif bozukluğu olan kişiler yani bipolar bozukluğu olanlar bir uçtan bir uca büyük bir aşırılıkla savrulurlar ya onun gibi düşünün.
Taban tabana zıt duygular yaşar o insanlar ve mani dönemlerinde kısmen daha iyilerdir ama depresif dönemlerinde tam tersidir.
Mani döneminde böyle aşırı enerjik olurlar.
Depresif dönemlerinde aşırı üzgün olurlar.
Mani de çok... Neşelilerse depresif dönemlerinde çok enerjisiz olabilirler.
Yani hep tam tersi. Manide çok yüksek özgüvenlidirler ama depresif dönemde özgüvenleri düşer.
Yani uçlarda yaşıyorlar.
Duygularının dengelenmesi gerekiyor değil mi?
Duyguları iki uçta ve iki ucunda nirvanasını yaşıyorlar.
Kutupluluk var. Yani hayatlarında sorun yaratan şey tam olarak bu kutupluluk.
Zaman zaman bazı insanlar çok cömert oluyor, çok verici oluyor ama sonradan çok cimri tutumlar da sergileyebiliyorlar.
Yani kutupları... Arasına yer değiştiriyorlar.
Eğer böyle biriyseniz buradaki göreviniz para konusunda bir denge bulmak arkadaşlar.
Ya da diyelim ki çok öfkeli, çok kontrolcü bir insansınız.
Ama sonra bir anda çok mesafeli, böyle ilgisiz, kontrolü tamamen bırakmış birine dönüşüyorsunuz.
Burada da bir sıkıntı var. Yani bunlar da birbirine zıt kontrolcü davranışlar.
Burada da bir denge gerekiyor değil mi?
Ya da diyet yapıyorsunuz.
O diyet sürecinde ölümüne aç kalıyorsunuz.
Ve bıraktığınız anda yarınlar yokmuş.
gibi yiyorsunuz. Nereden biliyorsun Merve?
Ben bunu çok yaparım.
Burada da denge lazım. Daha önce size dişil enerji üzerine bir bölüm yapmıştım.
Orada da demiştim ki her erkeğin biraz dişil enerjiye ihtiyacı var.
Her kadının da biraz eriliğe ihtiyacı var demiştim.
Hani yin yan gibi denge için gerekiyor bu.
Neden? Çünkü arkadaşlar eril enerji dediğimiz şey aslında enerjiye geçmektir.
Analitik düşünmektir. Dişil enerjide sezgilerimiz işte durağanlık, böyle biraz dur dinlen, akış, yaratmak değil mi bunlar?
Peki bir insanın her iki özelliğe de ihtiyacı yok mu?
Var. Eğer ki birinden biri ağır basarsa ne oluyor?
Sıkıntı yaşıyoruz. Mesela şöyle örnek vereyim.
Benim dişil enerjim aşırı fazla ama eril enerjim çok çok çok az.
Yani yetersiz bir miktarda.
Atıyorum ben belki çok yaratıcı bir insanım.
Öyle bir zekam, öyle bir doğam var.
Bir kitap yazmak istiyorum ama...
Sadece istiyorum. Eyleme geçeyim.
Aksiyonalıyım. Bunlar yok. İstiyorum abi.
İstiyorum. Sadece istiyorum. Yaratıyorum.
İstiyorum. Başka da bir şey yok.
Yani her ne istiyorsam onu hayata geçirmekte zorluk yaşıyorum.
Erilim çok azsa. Eril enerji harekete geçmektir arkadaşlar.
Eğer erilim çok çok yüksekse ve ben bir erkeksem dişilim azsa belki işkolik olabilirim.
Yani hiç böyle sezgilerime kulak vermem.
Asla dinlenmem.
Mola vermem. Yaratıcı fikirler üretmeye zamanım kalmaz.
Yeni bir şeyler ortaya koyabilirim.
koymakta zorlanırım. Yani bir robot gibi çalışırım.
O zaman bana ne gerekiyor arkadaşlar?
İkisi de lazım değil mi? Dengeli bir hayat için eril de gerekiyor, dişil de gerekiyor.
Bu arada bu kavramlar çok böyle içi boşaltıldı, yanlış biliniyor.
Dişil enerji deyince işte başka başka şeyler anlıyor insanlar.
Dişil enerjiyle ilgili bir podcast var kanalımda.
Dinleyebilirsiniz. Ya da arkadaşlar ebeveynler üzerinden örnek verecek olursam çocukken mesela size yapılmayan, sizden esirgenen her ne varsa çocuğunuza belki şu an onun bin katını yapıyorsunuz.
Yani size oyuncak almadılarsa siz çocuğunuza yüzlerce oyuncak alıyorsunuz ve sonuç çocuğunuz doyumsuz oluyor.
Sizce bu doğru bir şey mi? Burada da denge yok gördüğünüz gibi.
Ya da bir sevgiliniz var.
Aşırı fedakarsınız ona karşı.
Ha bire siz alttan alıyorsunuz.
Siz hep veren elisiniz.
Asla alan taraf değilsiniz.
Bin sevgi veriyorsunuz.
Karşılığında bir sevgi alıp ona da okey oluyorsunuz.
Aşk kırıntılarıyla doymaya çalışıyorsunuz.
Yani alma verme dengesi diye bir şey yok o ilişkide.
Sonra Diyorsunuz ki ben seviyorum seviyorum da neden sevdiğim kadar sevilmiyorum?
Denge olmadığı için olabilir mi arkadaşlar?
Uçlarda gidip geldiğimiz için bunu yaşıyor olabilir miyiz?
Denge ve kutupluluk yasası kısaca böyle.
Kendi örneklerimle anlatmaya çalıştım.
Sırada karma yasası var.
Ne ekersek onu biçeriz.
Karma kısaca budur arkadaşlar.
Hani bir ok düşünün. O okun ucuna ne taktıysanız o size geri dönüyor.
Kuş tüyü mü taktınız size?
Kuş tüyü geliyor. Zehirli bir ok mu attınız?
O zehirli okla siz vuruluyorsunuz.
Bir kötülük mü yaptınız?
Aynısını yaşayacaksınız.
İyilik eden iyilik bulur derler ya.
Ben buna çok inanırım arkadaşlar.
Geçen gün bir arkadaşım birine çok sinirlendi ve beddua etti.
Aynı gün içinde geri döndü.
Hem de tam ettiği beddua gibi.
Tamamen aynı şekilde.
Dedi ki inşallah o güneşin altında yanar kavrulur.
Kendisi yanıp kavruldu.
İyi düşünün iyi olsun diyorlar ya.
İyi düşünün iyi olun diyorum ben.
Diyelim ki bir komşunuz var.
Siz ona böyle hep iyilikle güzellikle davrandınız.
Ve seneler sonra siz bir dara düştünüz arkadaşlar.
Ve bir öğrendiniz ki o komşunuzdan size miras kalmış.
Biraz Yeşilçam filmi gibi oldu ama anlatmak için yani örnek vermek için.
Yani sizin o iyi niyetli enerjiniz evren tarafından size geri döndü arkadaşlar.
İyi karmanızın ödülünü almış oldunuz.
Geçen gün bir mağazadayım ve...
Mağazayı böyle talan etmişler arkadaşlar.
İndirim günü mü ne varmış.
Mağaza çalışanı bir kız var.
Böyle çok tatlı, gencecik bir kız.
Oradan oraya koşuyor. İşte askılamaya çalışıyor.
Yerdekileri alıyor, topluyor. Ama bitmiş yani.
O kadar yorulmuş ki. Ben de üzüldüm yani onu öyle görünce.
Ben de askılamaya başladım.
Sonra beni görünce şaşırdı.
Ne yapıyorsunuz dedi. Dedim sus elleme.
Yani yardım ettim çaktırmadan.
Neyse çıktım. Ama yani böyle minnet dolu bir bakış yakaladım orada.
Eve geldim. O gün böyle çok zor bir işim vardı ve diyordum ki ya ne olur bir şey olsun ve bu iş kolaylıkla hallolsun diyordum.
Hiç olmayacak bir şekilde halloldu biliyor musunuz?
Yani inanamadım. Hani dedim ya az önce iyi karmanın ödülü diye.
Belki de öyle bir şeydir diye düşündüm.
Bilemiyorum Altan. Nefret ve öfke zarar verici enerjilerdir ve bize aynı şekilde geri döner.
Belki sağlığımız bozulur, belki bir kaza geçiririz ya da bizden nefret eden bir insanla da geri dönebilir karmaya göre.
Hani illa aynı şekilde değil başka bir yönde de geri dönebiliyormuş.
Sevgi dolu düşünceler ve duygular, sözcükler, eylemler bunlar krediler.
Yani iyilikte yaptığımız şeyler, güzellikler krediler.
Olumsuz davranışlar ise borç.
Yani evren en az beklediğimiz anda bunları bir şekilde karşımıza çıkarıyor.
ettiysen bir şekilde yıllar sonra bile olsa onun karşılığını alıyorsun.
Kötülük ettiysen de aynı şekilde.
Hani bazı insanlara ne kadar şanslı diyoruz belki ama onlar acaba nasıl bir kredileri var onların?
Nasıl bir iyilik yaptı da onlara geri döndü değil mi?
Diana beni çok şaşırtan bir şey söylüyor.
Diyor ki aileniz sizin karmanızı belirler.
Yani siz doğmadan önce ruhunuz bir aile seçer.
Yanlış duymadınız. Doğmadan önce ruhumuz bir aile seçiyormuş.
Mesela şu an çok geçimsiz bir ailede yaşıyorsanız eğer Bunun sebebi geçmiş yaşamlarınızdan birinde hissetmiş olduğunuz o işte kötü habis duygular ya da yaşadığınız durumların bir sonucu olabilir diyor.
Yani sorunları çözmek için bir şans daha istediniz ve bu yaşamınızda o aileye doğmayı siz seçtiniz.
Hani tekamül için. Aileniz ruhunuzun öğrenmeye ihtiyaç duyduğu dersleri alması için var ve onları siz seçtiniz diyor dayanan.
Hani bizde eskiler şeyler ya.
Aile sorunlarınızı anlatınca.
Bu da senin imtihanınmış yavrum derler.
Aynı onun gibi olmuş. Hani duymadık demeyin arkadaşlar.
Böyle de bir şey varmış. Peki Merve akrabalarımız ne işe yarıyormuş?
Dediyseniz eğer belki akraba değil akbabanız vardır bilemiyorum.
Akrabalarımız da işte bizim büyümemiz için, karmamızı dönüştürmemiz için bize bir takım fırsatlar sunuyorlarmış.
Ama biz onları kabullenmeyi genellikle reddediyormuşuz.
Dayana diyor ki insanlar sık sık şöyle söylüyorlar.
Arkadaşlarımızı seçebiliriz ama ailelerimizi...
asla seçemeyiz diyorlar.
Aslında bizler arkadaşlarımızı karakterimize göre seçiyoruz ama ailelerimizi ise yüksek benliğimiz seçer diyor.
Böyle düşününce de tabii bir rahatlama geliyor insana.
Hani kötü bir aileden bir alim de çıkabilir, bir zalim de derler ya.
Burada aslında bizim tekamülümüz önemli bu görüşe göre.
Eğer biriyle aranızda sorun varsa onun iyiliğini dileyin arkadaşlar.
Dayan'a böyle söylüyor bu yasaya göre.
Çünkü bunu yapmanız sizin karmanızın şifa bulmasını sağlar diyor.
Daha önce de bundan bahsetmiştim hatırlıyor musunuz?
Hani biri size kötülük yaptığı zaman bile onun iyiliğini dinlemekten bahsetmiştim.
Sanırım bu pek çok görüşte var.
Yani bize taş atana gül atmak diyoruz ya gerçekten çok zor bir şey ama inanın iyi hissettiriyor.
Ben bana çok büyük kötülük yapan birini affettim.
Yani onun iyiliğini ve şifasını diledim.
Hala diliyorum. Gerçekten daha iyi hissediyorum kendimi.
Boşverin. Kimsenin kötülüğünü isteyecek kadar kötü biri olmaya gerek yok bence.
Zaten o karmasını yaşayacak değil mi bu görüşe göre?
Bir de arkadaşlar bence hiç kimse yaşattığını yaşamadan ölmüyor.
Bilmiyorum ben böyle düşünüyorum.
Buna inanıyorum ya da inanmak istiyorum.
Karmaya göre öğrenmeniz gereken dersi öğreninceye kadar karmanın yük...
yükünü sırtınızda taşırsınız.
Hani hep aynı yerden sınanıyorum diyorsanız karmaya göre bu böyle açıklanıyor.
Çünkü siz dersinizi almadınız.
Evren sizi tekrar sınayacak deniyor.
Bir de şöyle bir şey var. Olumlu düşünceler, olumlu eylemler iyi karmayı beraberinde getiriyor.
Olumlu düşünce de çok önemli.
Olumlu eylemler kadar. İyi düşünün, iyi olsun.
Mevlana'nın dediği gibi. Kardeşim.
Sen düşünceden ibaretsin, geriye kalan et ve kemiksin.
Gül düşünürsün, gülistan olursun, diken düşünürsün, dikenlik olursun.
Olumlu inançlar iyi karmanın hayatınıza girmesini sağlıyor karma yasasına göre.
Düşünce yapınızın sorumluluğu tamamen size ait arkadaşlar.
O yüzden size faydası olmayan inanışları değiştirin.
Çünkü bunu sadece siz yapabilirsiniz.
Bir başkası sizin adınıza yapamaz.
Bahçenize ne ektiğinize dikkat edin.
Neyin tohumunu atıp da suladığınıza...
Dikkat edin çünkü gün gelecek o ağacın gölgesinde yine siz serinleyeceksiniz ya da serinleyemeyeceksiniz.
Yollarınıza kuş konsun.
Üçüncü yasaya geçiyorum. Renkarnasyon yasası.
Kanalımda bunun detaylı podcasti var.
O yüzden kısa geçeceğim. Karne kelimesi et anlamına geliyor demiştim.
Yani fiziki beden anlamına geliyor.
Ruhumuzun fiziksel bir bedene girmesi enkarnasyon arkadaşlar.
Renkarnasyon ise fiziksel bir bedene bir kereden fazla geri dönmektir.
Ve renkarnasyon yasasına göre bir yaşamın sonunda çözülmemiş ya da tamamlanmamış meseleler eğer ki varlığını sürdürüyorsa ruhumuz onları çözümlemek için ya da tamamlamak üzere insan formunda geri dönme
fırsatını kullanıyor. Buna müsaade ediliyor ve geri dönüyor.
Çay söyleyeyim mi abi?
Çok saçma dediğinizi duyar gibiyim.
Milyonlarca insan buna inanıyor.
Renkarnasyon lütfen. Mesela eğer ki siz bu hayatta iş ortağınızı dolandırdınız diyelim.
Başka bir yaşamda ruhunuz bunu telafi etmek için dünyaya geri dönmek isteyecektir.
Ya da bir erkek bu hayatta karısına zarar verdiyse ruhunun bu borcu ödemesi için tekrar bir araya gelebilirler belki.
Ama eş olarak olmayabilir.
Belki bir öğretmeni olarak çıkar o kadın karşısına.
Belki bir yakını olarak. Eğer aynı hataları yeniden yeniden yapıyorsak o zaman renkarnasyon döngüsüne hapsoluyoruz.
Dayana diyor ki dünya derslerimizin deneyimler biçiminde bize sunulmuş olduğu bir öğrenim kurumudur.
Spirtüel yasalar üzerinde uzmanlaşıncaya dek yani almamız gereken dersi alana kadar bu dünyaya geri dönmeyi sürdürürsünüz bu yasaya göre.
Gelelim üçüncü yasaya sorumluluk yasası arkadaşlar.
Bu arada yeri gelmişken ben de üzerime düşen bir sorumluluğu yerine getireyim ki.
kimse bu keyiften mahrum kalmasın.
Türkiye'nin alanında öncü teknoloji şirketi ve lider kripto para işlem platformu Paribu kurulduğu günden bu yana kültür sanat alanında da önemli iş birlikleriyle yer aldı.
Bu kapsamda Paribu bu yıl 6, 7, 8 Eylül'de gerçekleşecek Bozcaada Jazz Festivali'nin bir kez daha ana sponsorluğunu üstleniyor arkadaşlar.
Festivalin bu seneki temasına bayıldım.
Çünkü doğadaki ekosistemler...
için besinleri ve bilgileri taşıyarak sürekli bir etkileşim sağlayan büyüleyici ağ sisteminden ilham alınarak misalyum olarak belirlendi bu senenin teması.
Festival katılımcılarını bu yaklaşım çerçevesinde birlikte büyümenin, dönüşmenin ve yaratmanın gücünü keşfetmeye davet ediyor.
2021 yılından bu yana Bozcaada Caz Festivali'ne destek veren Paribu ise festivalin temasından da almış olduğu bu ilhamla bu sene müzikseverlere cazla bağlanan diyerek sesleniyor.
Paribu festival için hazırladığı reklam filminde rüzgara, güneşe, dansa, denize, cazla bağlan çağrısında bulunuyor bizlere ve adada cazla şekillenen festival deneyimini vurguluyor.
Peki programda kimler var?
Bozcaada Caz Festivali sahnesi bu yıl yine Türkiye ve dünyadan isimleri konuk ediyor.
Crack and Smack, Alphamist, Anika Niles, Girls in Airports ve daha pek çok ismin yer aldığı programın tamamına Bozcaada Festivali Ne
diyorduk? Sorumluluk.
Sorumluluk bir insan ya da bir durum karşısında uygun tepkiyi gösterme becerimiz.
Ve bu yasaya göre hayatta karşılaşmış olduğumuz zorluklar onlara nasıl tepki vereceğimizi görmek için evren tarafından aslında karşımıza bilerek çıkarılıyor.
Başarılı olun. olduğumuz testler bizi spritüel bir terfiye hazırlıyor diyor Dayanak.
Mesela eğer çocuğunuz sizden arabanızı isterse ona güveniniz tamsa o arabayı verirsiniz değil mi?
Ya da okulda saygın ve duyarlı bir öğrenciyseniz eğer öğrenci temsilcisi seçilirsiniz.
Çalışansanız bir iş yerinde yeterince olgunlaştığınıza inandıkları zaman sizi terfi ettirirler.
Tabi adaletli, liyakat sahibi bir iş yerinden bahsediyorum.
Spiritüel güçler bir işi sizin düzgün yapabileceğinize inandıklarında onun sorumluluğunu size verirler bu yasaya göre.
Hayatta spiritüel sorumlulukları...
Altyazı M.K.
Noterdeydim ve noter hizmeti veren kadın yaşlı bir kadına o kadar kötü davrandı ki arkadaşlar.
Bağırdı, çağırdı, azarladı.
Sırf işlemi anlamadığı için çok üzüldüm.
Kadıncağız çıktı gitti. Dedim ki gideyim şu kadını şikayet edeyim.
Sonra düşündüm taşındım.
Yazık dedim belki bugün o da çok acı bir olay yaşadı.
Şu an belki kendini kontrol edemiyor.
Yarın yine buraya geleceğim.
Yine bakacağım. Eğer aynı tavrını devam ettiriyorsa şikayet edeceğim diye geçirdim içimden.
Ertesi gün yine işim vardı orada.
Gittim baktım. Yaşlı bir karı koca oturuyor karşısında.
İşlem yapıyor ve çok sakin.
Çok iyi davranıyor.
Sanki o günkü kadın o değilmiş gibi.
Şikayetten vazgeçtim ama karma diye bir şey varsa o yaşayacak bence o yaptığını.
Şimdi bu noter kadın orada o yaşlı kadına yapmış olduğu hareketten sonra nelere sebep oldu bir düşünsenize.
Yani bir sürü senaryo yazar.
Bunun üstüne sorumluluğunu yerine getirmedi ve belki de nelere sebep oldu?
Örnekleri çoğaltabiliriz.
Anladık bence. Yani yaptığımız eylemlerden sadece biz sorumlu değiliz.
Bir sürü kişiye etkiliyoruz.
Doğaya verdiğimiz zarar da bize geri dönüyor.
Bir canlıya vermiş olduğumuz zarar da.
Hatta kendimize karşı da sorumluluklarımız var değil mi?
Bedenimize karşı mesela.
Ona ne kadar iyi davranırsak, ne kadar iyi özen gösterirsek o da bize o kadar iyi görünme şansı veriyor.
Bu sorumluluğu yerine getirene...
Ama küçük çocuklar dışında hiç kimse adına sorumluluk yüklenmeyin diyor Dayan'a.
Her birey kendi duygularından ve kaderinden sorumludur.
Hiç kimsenin yükünü onun adına sırtınızda taşıyamazsınız.
Başkasının sorumluluğunu sırtlanarak onun gelişimine engel oluyorsunuz arkadaşlar.
Evet destek olun, güç verin, cesaret verin ama sorumluluklarını sırtlanmayın.
Bir bebek düşünün yeni yürümeye başladığı zaman sürekli ona destek olun.
oluyorsunuz. Aman düşmesin aman bir yere incilmesin.
Sürekli tutuyorsunuz. Kendiniz yürütmeye çalışıyorsunuz.
Yürüyebilir mi o çocuk ya?
Siz elinizi çektiğiniz anda düşecek değil mi?
Düşe kalka öğreniyoruz yürümeyi.
Siz ona destek olduğunuzu zannederken aslında engel olmuş oluyorsunuz.
Mesela ebeveynlerin çoğu çocukları ödevini yapmadığı zaman çıldırıyor değil mi?
Hatta kendiniz yapıyorsunuz bazen.
Hani sırf çocuğuma öğretmeni kızmasın diye.
Aman mahcup olmasın diye ödevlerini yapıyorsunuz.
Halbuki o ödevleri yapmasanız bıraksanız etmene de bir kıssa ona.
Yani bir yüzleşse yaptığı şeyle.
O sorumluluğu yerine getirmemenin yüküyle bir yüzleşse belki de bir daha yapmayacak.
Dersini alacak ama engel oluyorsunuz.
Destek olduğunuzu zannediyorsunuz ama engel oluyorsunuz.
Her çocuk aynı değil tabii.
Bundan ders almayacak olanlar da var.
Çakileri kastetmiyorum. Yani bazen iyilik yaptığımızı sanıyoruz ama en büyük kötülüğü biz yapıyoruz farkında olmadan.
Bir tanıdığımız var çocuğu üzülmesin diye bazen çocukların oyunlarına giriyor müdahale ediyor düşünün.
Ve çocuklar artık o çocukla oynamak istemiyorlar.
Alay ediyorlar sen bebek misin falan diye.
Her şeye annen karışıyor diye.
Gerçek sorumluluk çevrenizdeki herkesin ihtiyaçlarına karşılık verebilme becerisidir.
Çiçeklerin, ağaçların, hayvanların, insanların ve gezegenin ihtiyaçlarına.
Bir gün bir kadınla yemeğe çıkıyor ve bu kadın bir şifacı, bir terapist.
Binlerce insana yardımı dokunmuş bir insan.
Ve bu yola nasıl girdiğini soruyor Dayan'a.
Kadının babası şizofrenmiş arkadaşlar.
Ve kadın diyor ki ben diyor babamı suçlamıyorum, ona öfke duymuyorum.
Kendime inanılmaz dersler çıkardım diyor.
Yani onu ebeveynim olarak seçtiğimi düşünüyorum.
Ve onunla yaşamış olduğum deneyimler beni şimdi binlerce insana şifa verebilmek için aslında bu yola sokan şeydi diyor.
Babama karşı olan şefkatim ve merhaba...
Mehmet'im beni güçlü kıldı ve ben şu anda yüzlerce insana şifa verme sorumluluğunu üstüme aldım diyor.
Aynı Jung gibi işte yaralı şifacı diyoruz ya.
Bu arada eğer birilerinin incineceğini, öfkeleneceğini, üzüleceğini düşündüğünüz için bir durumu ya da kendinizi nasıl hissettiğinizi açıklamıyorsanız onların duygularının sorumluluğunu da üstleniyorsunuz demektir.
Spiritual sorumluluk yasası başkalarını suçlamayı ve kendi hislerinizi onlara yansıtmayı bırakın diyor.
Kendinizden ve seçtiğiniz yollardan tamam.
Tamamen siz sorumlusunuz.
Başkaları da... Kendi sorumluluklarından kendileri sorumlu.
Gelelim bir başka yasaya ayırt etme yasası.
Yani doğruyla yanlışı ayırt etme yasası.
Daha çok böyle sezgisel bir yerden yaklaşmış bu konuya.
Doğruyla yanlışı ayırt ederken aslında sezgilerimizin, iç sesimizin bize yol gösterdiğini ama mantığımız devreye girince ona pek kulak asmadığımızı söylüyor dayana.
Sırada onaylama yasası var arkadaşlar.
Onaylama bir düşüncenin bilinçaltımıza girip programlanmamızın bir parçası oluncaya kadar sürekli tekrarlanan düşüncelere ve cümlelere dönüşmesine deniliyor.
Onaylamalar düşüncelerimizi ve kelimelerimizi şekillendiriyorlar ve üzerimizde büyük bir güç yaratıyorlar.
Zamanımızın çoğunu bilinçsiz onaylamalar yaparak geçiriyoruz.
Zihnimizde onlar iyice yerleşene kadar aynı düşünceleri aklımızdan geçirmeye devam ediyoruz.
gerçekliğimiz haline gelene kadar aynı söylemleri üst üste dile getiriyoruz.
Hani diyorlar ya bir çocuğa sürekli sen salaksın dersen o gerçekten kendini öyle zannedebilir.
Bilinçaltımız da böyle işte o çocuk gibi.
Bilgisayar gibi kayıt altına alıyor her şeyi.
Üstelik hiçbir ayrım gözetmeden kabul ediyor siz ne derseniz.
Bu yüzden neleri onayladığınıza dikkat edin arkadaşlar.
Çünkü düşüncelerimiz inançlarımızı zihnimize doğru ittiriyor.
Onaylamalar ise onları iyice derinleştiriyor.
Bunu düşüncelerimiz hayatımızı nasıl etkiliyor diye bir bölüm var.
Orada uzun uzun konuşmuştuk.
Diyoruz ki, mutsuz olmayı reddediyorum.
Bakın burada bile olumsuzluk var.
Reddediyorum, reddediyorum demememiz gerekiyor.
Mutlu olmayı hak ediyorum.
Yani olumlu, pozitif bir şekilde konuşmak.
Bu evde yaşamak istemiyorum demiyoruz.
Taşınmaya hazırım diyoruz.
Yani bu düşünceler çerçevesinde anlatıyorum.
Olumsuz, negatif çağrışımlar içeren cümleler kurmayalım diyor dayana.
Zor bir gün geçiriyorsanız bile, neşeli ve mutluyum deyin.
Öyle değilseniz bile bunu söyleyin.
Yani ben bugünden umutluyum, bugünüm güzel geçecek deyin.
Yani bunu mutsuzken bile yapmaya çalışın diyor.
Gerçekten daha iyi hissedeceğinizi söylüyor bir süre sonra.
Ve sırada dua yasası var.
Evrene göndermiş olduğumuz her kelime ve her düşünce bir duadır diyor Dayan'a.
Endişelenmek ise olumsuz bir duadır.
Tanrı'ya ne kadar korktuğumuzu söylemektir.
Aynı zamanda gerçekleşmesini istemediğiniz her şeyi gerçekleşmeye teşvik edicidir diyor.
Dua yasası kısaca şöyle arkadaşlar.
İnanarak istediğiniz şeyler sizi...
verilecektir. İnanç, duaların gerçekleşmesini sağlayan aktif bir bileşendir bu yasaya göre.
Nasıl dua ettiğimiz de çok önemli diyor.
Yani sürekli sızlanarak dua eden bir insanın kurban pozisyonundan asla çıkamayacağını söylüyor.
Bir pazarlık ile dua edelim.
Yani işte bana şunu şunu yaparsan sana şunu şunu veririm, sana şöyle dua ederim, sana şöyle adak sunarım diyen bir insanın kalbinin okunacağını, tanrıyı, evreni kandıramayacağını söylüyor.
Ama benim başarmak istediğim şey, Şu planlarım bunlar, ihtiyacım olan şeyler şu diyen birinin doğasının yani doğa dediği şey kelimeler ve düşünceler.
Bunların karşılık bulacağını söylüyor.
Kalbimizdeki niyetle ağzımızdan çıkan kelime neyi nasıl istediğimiz bunlar çok önemli.
İçtenlikle istemek, tüm kalbiyle istemek ve dilemek.
Ne isteyecekseniz yürekten saf bir şekilde dileyin arkadaşlar.
Ama uğruna dua ettiğiniz bir şey olmuyorsa bu da sizin iyiliğiniz için olabilir.
Buna da şükredin demiş Dayan'a.
Hani geçen bir bölümde demiştim ya çok sevmiştiniz Mevlana'nın sözü.
İstediğin şey olursa bir hayır olmazsa...
Bin hayır ara demiştik.
Diana da benzer bir şey söylüyor ve diyor ki yaratıcı dualara mucizelerden ziyade pratik yöntemlerle karşılık verir diyor.
Hani Umudunu Kaybetme filminde küçük çocuk babasına bir hikaye anlatıyordu hatırladınız mı?
Tanrı'nın kendisini her zaman koruyup kollayacağına, kurtaracağına inanan bir adam hakkında bir hikayedir bu.
Bilinen bir hikaye. Bir kış vakti bu adamın yaşadığı bölgede korkunç fırtınalar kopmaya başlıyor.
Yağmur hiç hız kesmeden yağmaya devam ediyor.
ediyor saatlerce. Derken adamın evinin alt katını su basıyor.
Adam koşarak bir üst kata çıkıyor.
Tam o sırada yanından bir tekne geçiyor ve içindeki yolcular adama sesleniyorlar.
Gel diyorlar bizim teknemize bin kurtul.
Ama adam diyor ki hayır diyor Tanrı beni kurtaracak siz gidebilirsiniz.
Sonra sel giderek yükseliyor.
Adam çatıya tırmanmak zorunda kalıyor.
O sırada üzerinden geçen bir helikopter adama halat sarkıtıyor.
Ama adam yine gelen yardımı kabul etmiyor.
Hayır diyor ona ihtiyacım yok.
Tanrı zaten beni kurtaracak gidebilirsiniz.
Sonra ne oluyor? Boğuluyor ve hayatını kaybediyor.
diyor. Sonra Tanrı'nın karşısına çıkıyor.
Diyor ki niye beni kurtarmadın?
O da diyor ki sana diyor tekne gönderdim, helikopter gönderdim.
Daha ne istiyorsun diyor. Yani dualarımızın karşılık bulmasını beklerken o konudaki pratik çözümlere de odaklanmamız gerekiyor.
Fırsatları da görmemiz gerekiyor.
Hani patates gibi oturup dua edip tamam ya okey oldu bu iş.
Böyle bir şey yok yani. Bizim de bir çabamızın olması gerekiyor.
Ya da karşımıza çıkan şeyleri görmemiz gerekiyor.
Birçok insan dualarının gerçekleşeceğine tam olarak yürekten inanmıyor.
O yüzden eylemsiz kalıyorlar.
Halbuki anlamadıkları şey inançlarının evreni harekete geçirerek doğalarına karşılık vermesini sağlayacaktır diyor Dayana.
Ve sırada meditasyon yasası var.
Meditasyon Tanrı'nın sesini dinlemektir diyor.
İlahi olanın huzur veren sakin sesini duyabilmek için kendinizi yaşamın kargaşasından uzaklaştırmanız gerekiyor.
Bir insan düşünün arkadaşlar telefonda soluk almadan bıdı bıdı bıdı konuşuyor.
Siz böyle araya girmeye çalışıyorsunuz.
Laf edeyim diyorsunuz ama mümkün değil.
O konuşma bir an önce bitsin istersiniz değil mi?
Çünkü hep o konuşuyor. İşte evren de sizin yüzünüze o telefonu kapatıyor, kapatmak istiyor.
Çünkü duymuyorsunuz yani araya girme şansınız yok.
Aldığınız yanıtları dinlemeye zaman ayırmıyorsunuz.
Sürekli kafanızın içinde düşüncelerle boğuşuyorsunuz.
Bıdı bıdı bıdı kafanızın içinde konuşuyorsunuz.
Zihniniz böyle gevezelik ederken düşüncelerle dolup taşıyor.
Böyle olduğu zaman bir yere varamazsınız diyor.
Meditasyonun amacı da o zihin gevezeliğini durdurmak.
dinlemeyi bilmek değil mi? İlla meditasyon yapmamıza gerek yok zihnimizi susturabilmek için.
İşte kimi resim yaparak o zihnini susturuyor, kimi doğa yürüyüşüne çıkıyor, kimi ağaç dikiyor.
Yeter ki o zihni susturmanın bir yolu olsun değil mi?
Sessizlikte ilahi bilgeliğin incilerine ulaşırsınız diyor Diana Cooper.
Evet yüksek farkındalığın yasaları kısaca böyle arkadaşlar.
Paribu Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Bozcaada Jazz Festivali biletleri şimdi BiletX'de satışta arkadaşlar.
Festivalle ilgili gelişmeleri Paribu ve Bozcaada Jazz Festivali sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.
Açıklamalara bıraktığım linkten de detaylara ulaşabilirsiniz.
Beni hangi platform üzerinden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Instagram'a da bekleriz.
Hoşçakalın. Kendinize iyi bakın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
