
Samsung Galaxy A54 5G Hakkında detaylı bilgi almak için: Samsung Galaxy A54
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Farkındalık Defteri için: Tıklayın
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Bu bölüm "Samsung Galaxy A54 5G" hakkında reklam içerir*
Transkript
Samsung Galaxy A54'ün sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bugün 20. yüzyılın en büyük bilim insanlarından biri olan Richard Feynman ve onun öğrenme tekniklerinden bahsedeceğim sizlere.
Meslektaşı onu şöyle tanımlamış.
İki tip dahi vardır sıradan dahiler büyük işler yapsalar da yeterince sıkı bir çalışmayla kendinizin de aynı şeyi yapabileceğinizi düşündüğünüz bir aralık bırakırlar size.
Bir de sihirbazlar vardır.
Yaptıklarını nasıl yaptıkları hakkında en ufak bir fikir sahibi olamazsınız.
Feynman bir sihirbazdı demiş.
Dünyada bir sürü fizikçi var Nobel ödülü de çok var ama Feynman o kadar çok sevilen bir isim ki.
Çünkü çok renkli bir kişiliği var.
Hani böyle bilim insanı deyince genelde böyle renksiz kişilikler hayal ederiz.
Hayattan elini eteğini çekmiş, kendini laboratuvara kapatmış ve böyle suratsız.
Öyle bir şey hayal ediyoruz ama hiç öyle değil.
Çok eğlenceli bir adam. Derslerde işte bongo adı verilen böyle dar bokamsı bir alet var.
Onu çalıyor. Feynman bende şöyle bir izlenim bırakıyor hep.
Neden bilmiyorum. Kafamda onu öyle eşleştirmişim.
Hani Ölü Ozanlar Derneği diye bir kitap vardı.
Sanırım filmin de olması gerekiyor.
İşte o kitaptaki öğretmen gibi hissediyorum.
Hissediyorum onu böyle çok cana yakın ya öğrencileriyle öyle bir his bırakıyor bende.
O yüzden de çok sevilirmiş zaten.
Bir de insanlara bir şey anlatabilme yeteneğiyle meşhurdur Feynman.
O yüzden böyle çok iyi bir öğretmen olarak anılır daima.
Müziğe, sanata, şiire bunlara da ilgisi var dediğim gibi oldukça renkli bir isim.
Şimdi onun hayatına geçmeden önce sizlere acayip iyi bir şeyden bahsetmek istiyorum.
Ve zaten artık acayip iyi bir şey dediğim anda aklınıza gelen tek şey eminim Samsung oluyor.
Peki Samsung Galaxy A54 neden acayip iyi?
FHD Plus Super AMOLED Adaptive bir ekrana sahip, büyük 6.4 inç Infinity-O ekran ve aynı zamanda göz koruma kalkanıyla mavi ışığı azaltıyor.
Geniş pikselli Nightography özelliğiyle her çekimde aydınlık görüntü elde etmenizi sağlıyor.
Optik görüntü sabitleyici teknolojisiyle hareket halindeyken bile Titreşimsiz ve net bir görünüme sahip fotoğraf çekimleri ve video kayıtları yapabiliyorsunuz.
Suya ve toza karşı dayanıklı.
Smart Switch uygulamasıyla işletim sistemi fark etmeksizin tüm verilerinizi güvenli bir şekilde yeni galaksi telefonlarınıza aktarabiliyorsunuz.
Bu işlem için her iki cihazda da Smart Switch uygulamasının yüklü olması yeterli arkadaşlar.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten acayip iyi Samsung Galaxy A54'ü sizler de hemen inceleyebilirsiniz.
Hadi devam edelim. 20.
yüzyılın dediğim gibi en önemli fizikçilerinden biri.
Kuantum fiziği deyince şüphesiz ilk akla gelen isim.
Kuantum elektrodinamiği teorisini formüle ediyor ve 1965'te Nobel ödülü alıyor.
Ama bunun içinde diyor ki ödülle falan işim olmaz benim diyor.
Ödülleri sevmem diyor. Saçma buluyor ödül verilmesini.
Benim esas ödülüm diyor.
Bir şeyler keşfettiğimde ki aldığım o hazdır demiş.
Yani içsel motivasyonla çalışanlardan dışsal değil.
Feynman'ın bir sözü var. Kuantum mekaniğinden.
Kimsenin bir şey anlamadığını rahatlıkla söyleyebilirim der.
Bence çok haklı. Zaten o konulara girmeye hiç niyetim yok.
Korkmayın arkadaşlar. Önce bu müthiş bilim insanının hayatını anlatacağım sizlere.
11 Mayıs 1918'de New York'ta doğuyor.
3 yaşına kadar hiç konuşmadığı için ailesi tarafından engelli olduğu düşünülmüş.
Hani konuşma engeli olduğu düşünülmüş ve özel bir eğitim alması gerektiğini düşünmüş ailesi.
Ama sonradan böyle çat pat konuşmaya başlıyor ve tabii ki de ileriki süreçte bir dahi olduğu ortaya çıkıyor.
Köklerine bakacak olursak 1895 yılında zaten Beyaz Rusya'dan göçmüş ailesi ABD'ye.
Litvanyalı bir Yahudi aile Feynmanlar.
Bu arada ayrımcılığa da uğramıştır onu da belirteyim yani ileriki yaşlarında.
Küçükken babası her gün Britannica Ansiklopedisinden bir bölüm okurmuş ona.
İşte dinozorlar şöyle şunlar şöyle yani hiç küçücük çocuk anlar mı anlamaz mı demezmiş okurmuş.
Aslında bu sayede ileriki hayatında ben artık her şeyi böyle başka açılardan yorumlayabildiğimi fark ettim diyor.
En karmaşık konulara bile farklı bakış açıları getirebilme sebebinin bu olduğunu söylüyor.
Babasının üzerindeki emeği gerçekten çok büyük.
Çok da şanslı bir evlat Feynman.
Bu arada babası bu kadar bilimle haşır neşir ama bir bilim insanı değil.
Askeri üniformalar satan bir yerde çalışan bir personel.
Ama bilime de çok meraklı ve oğlunun ileride büyük bir bilim insanı olması gibi de bir hayali varmış.
Feynman çocukken hep böyle babasıyla Doğa Tarihi Müzesi'ne gidiyormuş.
Bu da onu çok etkilemiş. Çocuk dünyası için gerçekten müthiş.
can verici bir atmosfer orası.
Böyle buzullardan uzun kesikler, dev dinozor kemikleri.
Bir de babası hep anlatırmış.
Bak oğlum bu böyle oluşmuş, şu şöyle oluşmuş.
Her şeyi anlatıyormuş babası.
Annesi için de hep böyle mizah anlayışının çok gelişmiş olduğunu söylüyor Feynman'ın biyografi kitabında.
Bir de annesi çok iyi bir dinleyiciymiş.
Bir çocuk için bu gerçekten çok kıymetli.
9 yaşındayken evlerine hırsız alarmı yapmayı başarmış.
Yani dahi olduğu zaten küçükken anlaşılmış.
10-11 yaşlarında bilime aşırı meraklı bir çocuk.
Bilim kurgu kitaplarına çok düşkün.
Lisede de artık böyle elektrikli cihazlarla ilgilenmeye başlıyor.
Evde zaten bir laboratuvarı bile varmış.
Ve laboratuvarın aldığı şeyleri de mahalledeki radyoları tamir ederek satın alıyormuş.
Radyoların içini söküyormuş, tekrar yapıyormuş sürekli bir böyle deneme yanılma modunda.
Bir de en önemli özelliklerinden biri sinestezik bir beyni var.
Sinestezi beynin böyle işte sayı, renk, koku ve tat duyularının bazen karışması arkadaşlar.
Yani böyle sinestezik olanlar bazen sayıları renklendirir kafalarında.
İşte onların kokularını alır, tadını alır.
Çok değişik bir şey sinestezi.
Hatta Feynman der ki ne zaman denklemlere baksam renklendirilmiş harfler görüyorum.
Ana okulunda ve ilkokulda dini eğitim görmüş.
Yani eski ahit hikayelerini öğrenmiş ama dinle hiç ilişkisi olmadığını daha çocukken anlamış.
Agnostik ateist olarak tanımlıyor kendisini.
Onun için bilim hep böyle daha ön planda olmuş.
Kendi mizacına daha uygun olduğunu düşündüğü için.
Lisede zaten bilimde, matematikte, kimyada aşırı derecede iyi ve New York Üniversitesi Matematik Olimpiyatlarını kazanıyor.
Ama nasıl bir kazanma, dev bir fark atmış bir arkasındaki kişiye herkes tabii şaşırmış.
Zaten IQ'su çok yüksek şaşırmamışsınızdır.
MIT'ye gidiyor üniversiteye sonra Princeton Üniversitesi'ne doktorasını yaparken seminerlerini dinlemeye gelen isimlerin arasında kim var?
Einstein, Oppenheimer bunlar var düşünün.
Bu eğitimden sonra 1942'de tarihe dikkat kendisine atom bombası hazırlaması için Manhattan projesinden teklif geliyor.
Dönemin çok ünlü bilim insanları bu projede yer aldığı için Onlarla çalışmak için aslında biraz da bu projede yer aldığını söylüyor biyografisinde.
Bu proje arkadaşlar 2.
Dünya Savaşı'nda ABD'nin ilk nükleer silahlarını üretmek üzere oluşturulan bir araştırma geliştirme projesi.
Zaten bu yıl vizyona girecek bir film var.
Herkes heyecanla bekliyor eminim Oppenheimer filmi.
Nükleer fizikçi Robert Oppenheimer bu bombaları tasarlayan Los Alamos laboratuvarının yöneticisi.
İlk nükleer bombanın babasıdır Oppenheimer ve Manhattan projesinin de başkanı zaten.
Belki ona da bir podcast gelir filmden önce.
Feynman'ın burada ne işi var Merve demiş olabilirsiniz.
Yani bu kadar sevilen bir adam ve nükleer silahlardan bahsediyoruz.
Feynman'ın ifadeleri Times'da şu şekilde arkadaşlar.
Savaşın başlarında Manhattan projesinde çalışmaya karar vermemin nedeni bombayı Almanların yapacağını düşünmemdi.
Düşünse Hitler'in elinde böyle bir bomba var.
Yani onlardan önce yapmaya çalışıyorlar.
Amaç bu aslında. Ve diyor ki bunun doğru bir karar olup olmadığını bilmiyordum diyor.
Benim daha doğrusu hepimiz için geçerli olan şuydu ki işe başlamak için iyi bir gerekçemiz vardı.
Gerekçe bu az önce söylediğim.
Ama bunun da ötesinde...
Bir şey başarmak için çok büyük bir çaba harcıyorduk diyor.
Bu çok büyük bir zevkte heyecan vereceği diyor.
Ve böyle bir durumda düşünmeyi bırakıyordunuz demiş.
Biyografi kitabında bu süreç anlatılıyor.
O kadar yoğun bir çalışma var ki işin sonunda adamlar ne yaptığını unutuyorlar.
Yani tek hedefleri bir şey başarmak gibi orada.
Bu arada bu projede Einstein da var.
Yani sadece Feynman değil, faşist rejimlerden kaçan bilim insanları var projenin içerisinde.
Bir de şöyle bir şey var arkadaşlar.
Yani bu proje başladığı zaman Amerika'da başkan Roosevelt'ti.
Yani bombanın yapılış amacı başkaydı.
Hani yapalım kenarda dursun kafası.
Ne olur ne olmaz. Hani bu manyağa güven olmaz hitlere.
Ama Roosevelt öldükten sonra yerine Eisenhower geldi ve o şekilde düşünmüyordu.
Bunu kullanalım dedi ve bence Feynman da bunu beklemiyordu.
Olaylar çığırından çıkmış gibi görünüyor.
Yani 1940'ta zaten Almanların böyle buna benzer bir projenin üzerinde çalıştığı da düşünülüyor arkadaşlar.
İngilizlerin de aynı şekilde.
Amaç şu biz de yapalım.
Kenarda da dursa bizim de olsun nükleer silahımız.
Herkes dediğim gibi Hitler'in eline böyle bir silah geçmesinden çok korkuyor.
Ama sonra Almanlar yeniliyor.
Yani aslında bunu kullanacakları o nükleer silahı kullanacakları biri yok.
Ve Japonlar da barış görüşmesi sürecindeler.
Ama 2. Dünya Savaşı'nda Almanlarla Japonlar ittifak biliyorsunuz.
O yüzden Almanlar yenilse bile Japonlardan bir salvo bekliyorlar.
Bunun da korkusu var. Ve ABD Japonya'ya sert bir ultimatum veriyor.
Savaştan çekilmesini söylüyor.
Ve mevcut yönetiminin komple dağıtılmasını istiyor.
Hatta daha böyle barışçıl bir hükümetin yeniden inşa edilmesini istiyor.
ABD. Aksi taktirde Japonya'nın hızlı ve toptan bir şekilde yok edileceğini de söylüyorlar.
Ama Japonya bu ultimatomu reddediyor ve Eisenhower'ın dediği oluyor arkadaşlar.
Hiroshima ve Nagasaki'ye atom bombası atıyor ABD.
Zaten bundan sonra da Feynman bu işten vazgeçiyor.
Çok büyük bir depresyona giriyor.
Hatta bir söyleşisinde şöyle diyor bu konuyla ilgili.
Bombayla ilgili olup bitenler ve kötümserlik birkaç yıl peşimi bırakmadı.
1950'de dünyaya ilişkin kötümserliğim hala sürüyordu demiş.
Bir başka söyleşisinde de şöyle söylemiş.
Öğrendiğim bir şey de şu ki.
Bir şeyi yapmak için çok güçlü bir gerekçeniz varsa ve o işi yapmaya başlarsanız arada bir geriye dönüp şöyle bir bakmanız ve ilk gerekçelerinizin hala doğru olup olmadığını kontrol
etmeniz gerekir demiş.
1985'te yaptığı bir söyleşisinde de şöyle söylüyor.
Los Alamos'ta ilk başarılı test yapıldığında yani nükleer bombanın ilk testi başarılı oluyor artık ve atacağı yeri yerle bir edeceği anlaşılıyor.
O gün tesiste parti düzenleniyor.
Böyle bir jipin arkasında oturmuş davul çalıyor.
İşte o sırada Feynman Bob Wilson'ı görüyor bir siyasetçi.
Köşede oturmuş böyle çok kederli bir şekilde dalmış uzaklara bakıyor.
Diyor ki neden böylesin hani herkes eğleniyor sen neden böylesin.
Wilson da ona diyor ki biz çok korkunç bir şey yaptık.
Yani çoğu kişi o sürecin içerisindeki kişilerden bahsediyorum.
O işin sıcaklığıyla ne yaptığını unuttuğu belki farkında bile değildi.
1943 ile 1945 arasında bu Manhattan projesinde çalışıyor ve bu süreçte bir evliliği var 1942 yılında.
Ondan da bahsetmek istiyorum sizlere.
Gençlik yıllarında Arlen isimli bir kızla nişanlanıyor Feynman ve nişanlısı birden amansız bir hastalığa yakalanıyor.
Doktorlar lenf bezi tüberkülozu teşhisi koyuyor ve Feynman bununla ilgili bulduğu tüm tıp kitaplarını okumuş arkadaşlar.
Hatta doktorlarla böyle istişare edebilecek kadar konuya hakim olmuş.
Nişanlısı Arlen lenf bezi tüberkülozu oluyor ve doktorlar 7 sene ömür biçiyor ona.
Feynman ailesini karşısına alarak onunla evlenmek istediğini söylemiş.
Çünkü hastalık bulaşıcı arkadaşlar ve öpüşmüyor.
Düşünün yani evlendirme
dairesindeki katibi muhasebeciyi çağırmışlar şahit yapmışlar.
Sonra eşi hastanede yatıyor senelerce sürekli mektuplaşıyorlar görüşüyorlar ama büyük bir sevgi var aralarında onu görebiliyorsunuz.
Nereden biliyorsun Merve derseniz başkalarının ne düşündüğünden sana ne diye bir kitap.
var. Alfa'dan çıkan bir kitap.
Feynman'ın biyografisi arkadaşlar.
Okuyabilirsiniz merak edenler.
Ben böyle bilim insanlarının bu yönlerini anlatmayı daha çok seviyorum.
İnsani yönlerini anlatmayı.
Bu arada kitabın adı Başkalarının Ne Düşündüğünden Sana Ne dedim ya.
Onun da bir hikayesi var. Arlene hastanede yatarken bir kömür mangalı siparişi veriyor hastaneye.
Sonra Feynman şaşırıyor tabii bunu ne yapacağız diye.
O da diyor ki biftek yaparız diye düşünmüştüm.
Hani mangal yapmak istiyor. Ama Arlene hani öyle hastaneden çok uzaklaşamaz.
Çok hasta çünkü. Hastaneye yakın bir yerde olmak zorundalar.
Oralarda da böyle yakınlarda çimlik bir alan var ama o çimlik alanda karayolu, anayol.
Feynman'da arabalar, kamyonlar geçer diyor.
Herkes bize bakar hani kaldırımdaki insanlar bize bakar diyor.
Arlen de ona diyor ki başkalarının ne düşündüğünden sana ne?
Demiş mektubunda bu onun lafı zaten.
Ve Feynman her cumartesi o anayolda eşine biftek pişirmiş koca yürekli adam.
Ve eşi 5 sene sonra maalesef hayata veda ediyor.
1945 yılında ve Feynman onun vefatının ardından hiç ağlamadığını söylemiş.
Ama bir ay sonra vitrinde çok güzel bir kadın elbisesi görüyor.
Ve kendi kendine demiş ki Arlene olsa bu elbiseyi ne kadar çok beğenirdi demiş.
Ondan sonra ağlamış ve bu olaydan sonra zaten iki kez daha evleniyor.
Bir oğlu bir kızı oluyor. Şimdi dönelim Manhattan projesinden ayrılma sürecine.
Dediğim gibi bu projeden ayrılıyor ve kendini işine veriyor.
Uzun ve karmaşık denklemler onun için artık böyle pişmanlığından uzaklaşma aracı haline geliyor.
Ve bu süreçte bilim insanlarının uğraştığı o karmaşık yapıların aslında basite indirgenebileceğini düşünmeye başlıyor.
Ve Feynman'a göre doğadaki olayların açıklamaları oldukça basit.
Aslında onu karmaşık hale getiren bizleriz.
Yani insan beyninin ta kendisi.
Bu arada Feynman'ın kendinden 9 yaş.
Küçük bir kız kardeşi var.
O da fizik bölümünde okumuş.
Bir gün yine böyle karmaşık denklemleri basit bir hale getiriyor Feynman.
Kız kardeşi bile anlamamış.
Hani bunlar ne diye soruyor.
O da diyor ki bunlar benim formüllerim.
Her iki çocuğun da fizikle bu kadar ilgilenmesinin, bilimle iç içe olmasının altyapısında babaları var tabii ki.
Bu arada Fayman'ın babasının şöyle bir övdü var, çok beğendim bunu.
Diyor ki, çok sevdiğin ve yetişkinlik hayatın boyunca da ilgini çekmeye devam edecek büyüklükte bir uğraşı gençken bulabilirsen harika olur.
Çünkü onu yeterince iyi yaparsan ki gerçekten seviyorsan yaparsın da insanlar zaten yapmak istediğin şeyi yapman için Bir de para verirler sana demiş Feynman'ın babası.
Güzel dediniz Bay Feynman diye bir kitap var.
Orada zaten işte biyografi kitabı babasıyla olan ilişkileri de çok güzel anlatıyor.
Ve gelelim öğrenme yöntemlerine Feynman tekniğine.
Şimdi üniversitede ders anlatırken bile hiç bilmeyen birinin anlayabileceği bir şekilde anlatma çabası var Feynman'ın.
Ve bu öğrenciler arasında zaten çok takdir toplamış.
Birçok üniversiteden de ders vermesi için teklif almıştır Feynman.
Ve Feynman der ki...
Öğrencilerin mükemmel bir öğretmene ihtiyacı yoktur.
Öğrencilerin okula gelmek ve öğrenme sevgisini büyütmek için onları heyecanlandıracak mutlu bir öğretmene ihtiyacı vardır.
Çok doğru bence ve kendi kendine öğrenmeyi zaten misyonu edinmiş bir isim Feynman.
Otodidakt bir kişilik ve zaten çocukluğunda da böyleymiş.
Maya hierogliflerini çözmeye çalışırmış.
Düşünün kendi kendine bunu yapmaya çalışıyor.
Portekizce konuşmayı öğrenmeye çalışıyormuş.
Böyle sürekli deneyler yapıyormuş.
İnanılmaz meraklı.
Yani neredeyse her şeye merakı var bu hayattaki.
Küvetteki karıncaların yön bulma yetisini incelemekten tutun.
Bilinç akışına kadar, halüsinasyonlara kadar, rüyalara kadar çok meraklı bir adam.
Şöyle de bir sözü var zaten.
Neden merak ediyorum?
Neden merak ettiğimi de merak ediyorum.
Neden merak ettiğimi merak ettiğimi de merak ediyorum.
Böyle bir sözü var. Dönemindeki teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyormuş ve kuantum bilgisayarların olabileceğini savunan ilk kişi olmuştur bu arada Feynman.
Feynman'ın müthiş bir öngörüsü var.
Teknolojinin ilerlemesine büyük katkıları olmuştur.
Bunlardan en bilineni nanoteknoloji tabii ki.
Nedir nanoteknoloji?
Bilgisayar, işte tablet, gözlük, telefon ekranları, kamera lensleri gibi gibi şeyler.
Ve Feynman yazıların ve makinelerin nasıl küçülebileceğine yönelik ufuk açıcı bir konuşma yapıyor ve bu konuşmasına diyor ki Britannica ansiklopedisinin 24 cildini niçin toplu iğnenin başına
sığdırmayalım? Niçin elektron mikroskopları daha da geliştirilip atomları görmeyelim?
Niçin bilgisayarları minyatürleştirmeyelim?
Niçin hastalar hap boyutundaki bir robotu yutup tedavi olmasın?
Niçin atom ve molekülden makineler yapmayalım diye soruyor ve konuşmasının sonunda biner dolar ödüllü iki proje öneriyor.
Birincisi boyutu 0,4 mm olan bir motor yapmak.
0,25 gram ağırlığındaki bir motor 1960'da yapıldı bu arada ve ikincisi kitap sayfasının 21.
5 bin kez küçültülmesiydi.
Bu da 1985'te yapıldı.
İşte bu yüzden Feynman nanoteknolojinin fikir babası sayılıyor.
Şimdi gelelim bir başka mevzuya.
Richard Feynman deyince ilk aklımıza gelen şeylerden biri Feynman tekniği öğrenmeyi öğrenme.
Yani aktarılmak istenen bilgiyi mümkün olduğunca basite indirgeyerek açıklamak.
Bunu ilke edinen bir öğrenme yöntemi bu.
Feynman 1965 yılında dediğim gibi Nobel ödülü aldı ama onun tanınırlığını arttıran şeylerden birisi bu teknik arkadaşlar.
Çünkü dediğim gibi en karmaşık...
Konulardan biri olan o kuantum dünyasındaki parçacıkların etkileşmesi, hareketliliği bunları o kadar basit bir şekilde anlatabilmek bence herkesin harcı değil.
Zaten fiziği çok çok çok iyi öğretebilmesiyle meşhur bir isim.
Yani fizik öğretmenimiz Feynman'dı da biz mi öğrenemedik arkadaş?
Şu fizik daram hiçbir zaman iyi olmadı, hiçbir zaman sevmedim.
Bir de Feynman'ın böyle ofisi hep öğrencilerine açıkmış.
Böyle içeri giriyorlarmış, bilimsel tartışmalar yapıyorlarmış.
Kafalarına göre içeri girip çıkabiliyorlar.
Fakat eğer öğrenci değilseniz işte bir öğretim üyesi falansanız sekreterinden randevu alarak girebiliyormuşsunuz sadece.
O yüzden de çok sevilen bir hoca.
Bilim eğitimcileri...
Yıllardır bilim eğitiminin nasıl verilmesi, nasıl işlenmesini anlatmaya çalışıyorlar.
Bunun üzerinde bir sürü tartışmalar yaşanıyor ve bir sürü yaklaşım materyal var, yöntem var bununla ilgili.
Feynman tekniği dediğimiz teknik de bunlardan biri arkadaşlar.
Üstelik bunu her alanda uygulayabilirsiniz.
Herhangi bir konuda daha hızlı ve daha etkili öğrenmek istiyorsanız bu tekniği sizlere anlatıyorum.
Yeni bir konuyu çalışırken Feynman'ın bize önerdiği belirli adımlar var.
Öğrenilmek istenen konuya ait bilgileri topluyoruz.
Ve o konuyla ilgili olan yazıları böyle güzelce masamıza koyuyoruz.
Ve çalışmaya başlayan kişi çalıştığı konuyla ilgili 3 önemli şey yapıyor arkadaşlar.
Bunlar çalışmanın boşluklarını bulmak, çalışmayı ilişkilendirmek ve basitleştirmek.
Burada boşluktan kasıt şu.
Öğrenmeye çalışılan konuyu basitleştirmek için Feynman diyor ki konuyu 5 yaşındaki çocuğa açıklar gibi.
Bir ele alın bunu savunuyor.
Hatta Einstein'ın bir sözü var.
Bir şeyi 6 yaşındaki bir çocuğa anlatamıyorsanız zaten siz de anlatamamışsınız diyor ya.
Bazı açıklamaların içinde böyle çok gereksiz çok anlamsız ifadeler olabiliyor.
Onu öğrenmeye çalışan kişi yoruyor bu ifadeler.
Burada yapacağımız şey sürekli tekrarı düşünen yerleri ifadeleri bulup bunları sadeleştirmek.
Yani dili teknik terimlerden uzaklaştırıyoruz, yalınlaştırıyoruz.
Bunu kendimizce yapıyoruz, kendi cümlelerimizle.
Feynman tekniğinin bu bileşeni basitleştirmeyi, kolaylaştırmayı esas alıyor arkadaşlar.
Önce konuyu basitleştirme çabasına gitmemiz gerekiyor.
Yani şunu yapacağız. Ben bunu küçücük bir çocuğa nasıl anlatırım?
Bunu düşünüyoruz. Konuyu kısaca özetlememiz gerekiyor değil mi?
Basitleştirme yöntemlerinden biri de bu.
Kısaca özetleyebilmek o konuyu.
Feynman tekniğinin bir diğer bileşeni de boşlukları doldurmak dedim.
Öğrenmeye çalıştığımız şey her neyse o konuyla ilgili gereksiz ve tekrar ifadelerini nasıl azalttıysak az önce boşlukları eksiklikleri de o şekilde tamamlamamız gerekiyor.
Eksik olan yerleri kendimiz araştırarak kendimiz dolduruyoruz.
Burada da neyi ne kadar bildiğimiz açığa çıkıyor.
Yani bunu iyi bilmemiz lazım ki bu boşluğu doldurabilelim.
Analitik ve eleştirel bir bakış açısı.
İşte burada şart tabii ki. Ve son olarak yeni ilişkiler ağları kurmamız gerekiyor güçlü ve kalıcı bir bilgi oluşturmak için.
Öğrendiğimiz konuyu hayattaki diğer konu ve olaylarla ilişkilendirmemiz gerekiyor.
Benzetmeler, metaforlardan faydalanmamız gerekiyor.
Çünkü bu şekilde daha kalıcı bir öğrenme sağlıyoruz.
Yani gereksiz ayrıntıları siliyoruz.
Boşlukları belirliyoruz, eksiklikleri dolduruyoruz ve anlamlı ilişkiler kuruyoruz.
Örneklerle, metaforlarla besliyoruz.
Feynman tekniğinin dört temel adımı var ve sadece öğrenmeye değil, öğrenimle sağladığımız gelişimimizi de kalıcı hale getirmeye katkı sağlayan bir teknik bu.
Birinci adım bir konu seçiyoruz arkadaşlar ve bu konu üzerinde çalışmaya başlıyoruz.
Bir kağıt kalem alıyoruz ve o konu hakkında bildiğimiz her şeyi bu kağıda yazıyoruz.
Sonra o konuyu iyice inceliyoruz.
Hatırlayabildiğimiz her bilgiyi not ediyoruz.
Sürekli yeni bilgiler öğrendikçe buraya eklemeye devam ediyoruz.
Kendi anladıklarımızla kendi cümlelerimizle ifade ediyoruz.
İkinci adım ki bence bu çok etkili bir yöntem.
Ben bunu yapıyordum. Üniversitede sınavdan bir gece önce arkadaşlarımı topluyordum.
Onlara konuları böyle tek tek anlatıyordum.
Hatta geçen podcastimi dinleyen bir arkadaşım.
Merve o günler geldi aklıma seni dinlerken dedi.
Yine aynısı. Ve bu adım da arkadaşlar üzerinde çalıştığımız konuyu o konu hakkında hiç bilgisi olmayan birine öğretir gibi açıklamaya çalışıyoruz.
İyi bir öğretmen gibi böyle basit terimler kullanarak yapmaya çalışıyoruz bunu.
Sade şekilde birinci sınıf öğrencisini anlatır gibi bir şey derdim de neyse anladınız.
Üçüncü adım.
Yeniden gözden geçirmek.
Bu da açıklamalarda takıldığımız yerler olursa endişelenmiyoruz.
Bu öğrenmeye başladığımızı gösteriyor arkadaşlar.
Bu teknikte bu basamak yani düzeltme dediğimiz basamak öğrenme sürecimizin en önemli parçası.
Şöyle bir engelle karşılaştığımız zaman notlarımıza geri dönüyoruz.
Yani konu ile ilgili zayıf kaldığımız yerleri tespit ede ede onları gidere gidere gidiyoruz.
Ve dördüncü adımda basitleştirerek analojiler kullanmak.
Burada dikkat edeceğimiz şey Kullandığımız dil arkadaşlar bu dilin kendimize özel olması gerekiyor.
Kendi cümlelerimle ifade etmem gerekiyor.
Bilimsel terimler kullanmak evet havalı gelebilir ama motivasyonunuzu düşürecektir.
O yüzden basit kavramlarla devam ediyoruz.
Hatta platon gibi yapabilirsiniz.
Hani o öğrencilerine böyle derin felsefi kuramları benzerlikler kullanarak açıklıyordu ya işte mağara alegorisi gibi.
Neden böyle yapıyor? Çünkü zihinsel yeteneğimiz soyut kavramları sembolizmle anlamaya daha yatkın.
Feynman tekniğinin 4 adımını şöyle kısaca tekrar özetlemek istiyorum.
Birinci adım arkadaşlar bir konu seçiyorsunuz ve bu konuyu çalışmaya başlıyorsunuz.
İkinci adım bu konuyu çalıştıktan sonra konuyu bilmeyen bir kişiye nasıl anlatabilirim?
Yani onu da 5 yaşında bir çocuğa anlatır gibi dedik ya o şekilde anlatmaya çalışın basitleştirerek.
Üçüncü adım anlatırken tıkandığınız yerleri göreceksiniz.
Orada hemen notlarınıza dönüp orayı onarmaya çalışıyorsunuz.
Dördüncü adımımız ise daha iyi anlamak için dönüp yeniden çalışıyorsunuz, tekrar ediyorsunuz.
Ve bunu yaparken de tabii ki kendi cümlelerinizle, kendi ifadelerinizle anlatmaya çalışıyorsunuz.
Bir podcast'ın daha sonuna geldik.
Bu podcast'ı yine Feynman'ın bir sözüyle kapatmak isterim.
Başarıyı hedef alın, mükemmel olmayı değil, yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin.
Vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağını kaybedersiniz.
Samsung Galaxy A54'ün sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten acayip iyi Samsung Galaxy A54'ü inceleyebilirsiniz.
Haftaya tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
