
Samsung Galaxy Z Flip6 ile Dünyanı Büyüt. Detaylı bilgi almak için: Samsung Galaxy Z Flip6
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB
* Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com *
*Bu bölüm "Samsung" hakkında reklam içerir*
Transkript
Samsung Galaxy Z Flip 6 Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün yapay zeka hakkında konuşacağız arkadaşlar.
Yapay zeka nedir? Şöyle kısaca bir anlatacağım size.
Herkesin anlayabileceği şekilde anlatmayı planlıyorum.
Yani 101 tadında bir bölüm olacak.
Şöyle kısa bir giriş yapacağız.
Malum artık yapay zeka çağındayız.
Yapay zeka emekleme döneminde diyebiliriz.
Bu konuya yabancı kalmamamız lazım diye düşündüm.
Kanalımda yapay zekanın babası Alan Turing'in de biyografisi var dinlemek isterseniz.
Bence onu da bu bölümden sonra...
Sonra şöyle bir cila niyetine dinleyin derim.
Şimdi öncelikle yapay zeka nedir?
Şöyle basitçe bir tanımlayacak olursak.
Yapay zeka arkadaşlar kısaca bilgisayarların insan zekasına benzer bir şekilde öğrenmesini ve bu öğrendikleri ile insan benzeri görevler gerçekleştirmesi yeteneği
arkadaşlar. Yani makinelerin düşünme gerektiren işleri yapabilmesi.
Düşünme sadece biz insanlara mahsus olduğu için bunu bir bilgisayarın yapması.
insanlara korkunç gelebiliyor.
Ben şahsen çok tırsıyorum özellikle robotlardan odlar bilir.
Bana sürekli robot atıyorsunuz Merve al.
Özellikle de şu Boston Dynamics'in robotları gerçekten evlerden ırak.
Neyse dönelim konumuza.
Bilgisayar bilimi profesörü ve yapay zeka ile ilgilenenlerin çok yakından tanıdığı bir isim Cem Say bu konuyla ilgili şöyle diyor.
Benim çocukluğumda kimsenin evinde bilgisayar yoktu ama şimdi bilgisayarlar küçüldü de cebimize girdi diyor.
Ama bir yandan da büyüyüp insanlığın tümünü kapsama alanına aldılar diyor.
Bence çok doğru. Yapay zeka henüz bir olasılık haline gelmeden çok önce yaşayan makine düşüncesi mitolojide karşımıza çıkıyor.
Özellikle de antik Yunan ve Çin efsanelerinde var olmuştur.
Az sonra da ineyeceğim. Ama bu fikir ilk kez 18.
yüzyılda mühendislerin karmaşık kendi kendine hareket edebilen makineler ya da otomatlar üretmesiyle ciddiye alınmıştır arkadaşlar.
Hatta ilk hesap makinesi 1642 yılında Fransız matematikçi...
Pascal tarafından icat ediliyor ki bu en erken mekanik cihazlardan biri arkadaşlar ve bilişim tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur bu hesap makinesi.
Sonra 1673'de Alman matematikçi ve filozof Leibniz bir hesap makinesi icat ediyor.
Ki bu Pascal'ın hesap makinesinden böyle çok daha karmaşık olan hesaplamaları yapabiliyor.
Sadece toplama çıkarma değil çarpma bölme falan da yapıyor.
Şu an bunlar size çok basit gelebilir ama günümüzden 350 yıl önceye gidin gerçekten çığır açan gelişmeler bunlar.
Hani bu 17. yüzyıl için bir yapay zeka başarısıdır diyebiliriz.
Ki o zamanlar Avrupalı soylular sırf para hesaplarını yaptırabilmek için aritmatik bilen okumuş gençleri istihdam ediyorlarmış.
Ama hesap makinesi geldikten sonra o gençler...
Gençlerin hali acaba ne olmuştur?
Leibniz işte bu icadından sonra şöyle düşünüyor.
Bu müthiş bilissel iş yani hesap kitap yapma işi makinelere yaptırılabildiğine göre neden diğer düşünsel işler de makinelere yaptırılamasın?
Bunu düşünüyor. Bakın ta o zamanlardan düşünme işlerimizi bizim için yapabilecek bir makine hayal ediyor.
Ve bunun için ilk adım olarak nasıl ki kendi hesap makinesi sayıları temsil edebiliyorsa, düşüncelerimizden geçen türlü kavramların matematiksel olarak temsil edilebileceği ve bir tür sembolik dile
ihtiyaç olduğunu görüyor o zamanlar.
İşte düşünce dilinin matematiksel gösteriminin bulunmasına en büyük katkıyı sağlayanlardan birine geliyoruz.
19. yüzyıldan bir matematikçi arkadaşlar George Bull.
Kendisi çok yoksul bir kunduracının üstün zekalı oğludur.
Ve henüz 16 yaşında matematik öğretmeni olmuştur.
16 yaşında evin geçimini bu şekilde sağlıyor.
19 yaşında ise artık kendi okulunu açmıştır.
Kendisi matematikle mantığı buluşturuyor arkadaşlar.
Ne oluyor böylece? Biçimsel düşünce dilini ortaya koyuyor.
Aristoteles'in mantık çalışmaları ona dayanak olmuştur bu noktada.
Buraya bir parantez açmak istiyorum.
İşte dahilerin olayı bu arkadaşlar.
Yani adamlarda ezberleme diye bir şey yok gördüğünüz gibi.
Bildikleri ne varsa bunları hayata geçirmeye çalışıyorlar.
Yani bilgisini gündelik hayata uyguluyor bu insanlar.
Bakın George Ball'a. Hatta geçen eğitim üzerine iki bölüm yaptım arkadaşlar.
Orada PISA sınavlarından bahsetmiştim.
Bizim ne kadar başarısız olduğumuzu.
Çünkü ezbere dayalı bir sistemden geldiğimizden bahsetmiştim oradan.
PISA sınavında da bu var. Yani bilgiyi bilmek değil onu nasıl kullanabileceğinizi ölçüyorlar aslında PISA sınavlarında.
Yani biz bilgimizi çok kullanamıyoruz açıkçası.
Neyse kapa parantez George Bull'a dönecek olursak Bull Cebiri diye bir şey var arkadaşlar.
Bull Cebiri modern bilgisayar sistemleri ve yapay zeka teknolojilerinin temelini oluşturan Bull mantık kapılarının da temelidir.
O yüzden çok önemli. George Bull mantık ilkelerini matematiksel olarak ifade etmeye çalışıyor arkadaşlar.
Yani Leibniz'in düşüncesini ne yapıyor?
Bir nevi gerçek kılıyor diyebiliriz.
Filozoflar 1940'larda İlk programlanabilir dijital bilgisayarların icadına yol açan fikrin, sembollerin yöneltilmesiyle insan düşüncesinin taklit edilip edilmeyeceği konusuna
kafa yormaya başlıyorlar. Ve nihayet 1950'de artık yapay zeka kabul görmüş bir çalışma alanı haline geliyor ve o zamandan günümüze bilgisayarlar gitgide daha da güçlendi
biliyorsunuz. Alan Turing'i anlattığım için çok üstüne gitmiyorum ama Alan Turing yapay zekanın kurucularından çok önemli bir...
Yani onun çalışmaları modern bilgisayar bilimlerinin ve yapay zekanın temelini atmıştır diyebiliriz.
Alan Turing kendi döneminde henüz var olmayan bilgisayarları hayal etti arkadaşlar.
Bilgisayar diye bir şey yok. Adam bunu hayal ediyor.
Bakar mısınız? Bilgisayarların insana benzer bir şekilde düşünebileceğini öngörüyor ve yapay zekanın temelini atıyor.
Makinelerin insansız zekalarını test edebilmek için Turing testi diye bir şey geliştiriyor.
Bu çok önemli bir test. Hani bugün internette işte şifre yazıyorsunuz ve ben robot değilim diye bir şey çıkıyor karşınıza.
İnsan olduğunuzu belli etmek için işte o sorulara cevap veriyorsunuz falan böyle kantar içinde kalıyorum orada.
Eylen Turing. Aslında Turing bu testte ne yapmaya çalışıyor?
Makinelerin bir insan gibi düşünüp düşünmeyeceğini test etmek istiyor.
Gerçekten robot olasım geliyor o testlere cevap verirken.
Lanet olsun ben insan değilim.
Bu arada Turing testi uzun bir zaman geçilemedi biliyorsunuz.
Ama ChatGPT Turing testini geçmeyi başardı.
Yani ne oldu? Makineler insanı kandırmayı, insan gibi davranabilmeyi başardılar.
Makineler bile insan gibi davranmayı başardı.
Birine laf sokacaksanız iyi bir girizgah olabilir.
Şimdi dediğim gibi... Makineler düşünebilir mi sorusunu ilk soranlardan biri Alan Turing.
Ve o güne dek insanlar her makineyi sadece tek bir iş için tasarladı.
İşte otomobiller ulaşım için, buzdolapları soğutma için, radyolar iletişim için, fotoğraf makinesi fotoğraf çekmek için.
Ama Alan Turing ne yaptı?
Bize... tek bir makine alıp birçok farklı makineyi taklit ettirebileceğimizi söyledi ki öyle de oldu.
Günümüzde tek bir akıllı telefonla neler neler yapabiliyoruz.
Hele ki bu akıllı telefon Samsung Galaxy Z Flip 6 ise yapabileceklerinizin pek bir sınırı yok diyebilirim.
Peki neler yapabiliyoruz?
16 farklı dilde desteklenen ki yakında Türkçe desteği de gelecek.
Sesli ve metin çevirisi sunan canlı çeviri özelliği sayesinde gerçek zamanlı ve iki yönlü çeviri yapabilme özelliği var.
Gerçekten harika düşünülmüş.
Mesela diyelim ki dilini bilmediğiniz bir ülkede seyahattesiniz.
Japonya'ya gitmişsiniz. Garson'a sipariş...
Ama veremiyorsunuz Japoncanız yok.
Hemen Galaxy Z Flip 6 canlı çeviri özelliğini açıyorsunuz.
Siz ne istiyorsanız sipariş ne verecekseniz kendi dilinizde söylüyorsunuz.
Çift ekran modunda zaten.
Sizin söylediğiniz şey kapak ekranında garsona onun dilinde çevriliyor.
Onun size söylemiş olduğu şey ise sizin iç ekranınızda kendi ana dilinize çevriliyor.
Eğer çizim yapmanız gerekiyorsa yaratıcı AI teknolojisi ile çizimleriniz adeta boyut atlıyor.
sanatsal çalışmalara dönüştürebiliyorsunuz.
Not asistanı sayesinde notlarınızı düzenleyip özetler çıkarabiliyorsunuz.
Bu arada yazım denetimi de yapabiliyorsunuz.
Kayıt yaptığınız sesleri metne dönüştürebiliyorsunuz.
PDF görüntüleyici de açmış olduğunuz içeriklere çeviri yapabiliyorsunuz.
Ayrıca ses kaydı asistanınızla kaydedilmiş olan sesleri ve diyalogları düzenli metinlere dönüştürebiliyorsunuz.
Yine çok işe yarayan özelliklerinden biri web asistanı arkadaşlar.
Web asistanı sayesinde çevrim...
için uzun makalelerin ve web sayfalarının özetini çıkarabiliyorsunuz.
Chat asistanınızda metin mesajlarının tonunu ayarlayabiliyorsunuz.
Hatta akıllı yanıtlar verebiliyorsunuz.
Diyelim ki hiç uygun olmayan bir ortamdasınız.
O esnada mesaj yazacak bir durumunuz yok.
Chat asistanı sizin için gelen mesajın içeriğine uygun yanıtlar sunuyor.
Siz aralarından en beğendiğinize dokunup şipşak karşı tarafa gönderebiliyorsunuz.
Bu da bence ilişki kurtaran bir özellik diye düşünüyorum.
Fotoğraf asistanı sayesinde fotoğraflarınızı yaratıcı bir şekilde düzenleyebiliyorsunuz.
Ya da bir filmde çok hoşunuza giden bir şey gördünüz diyelim.
İşte bir elbise, bir araba, bir tablo her neyse.
Hemen ekranı durdurun, onu daire içine alın.
Circle to Search özelliği sayesinde bulun arkadaşlar.
E daha ne olsun değil mi?
Tam bir kişisel asistan gibi çalışıyor.
Üstelik çok tarz birbirinden çarpıcı renkleri var.
Galaxy AI ile teknolojinin en şık halini deneyimlemek isteyenlere Samsung Galaxy Z Flip 6'yı daha detaylı incelemek için açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hadi devam edelim. Alan Turing diyorduk arkadaşlar.
Özetle Alan Turing birçok şeyi öngörmüştü yapay zeka ile ilgili.
Bunların hayalini kurmuştu ve adımını atmıştı.
Yani akıllı telefonları...
Sonuç olarak geçmişte insanların yapmış olduğu çoğu şeyi bugün makineler yapıyor, yapay zeka yapıyor.
Hatta bu yüzden gelecekte pek çok meslek ortadan kalkacak arkadaşlar.
Mesela muhasebecilik, çevirmenlik, çağrı merkezi çalışanları, kasiyerlik, insan kaynakları, yatırım uzmanlığı, hukuk alanları, yazılım alanları, mühendislik, yayıncılık,
yazarlık, grafik tasarımı, eğitim sektörü, güvenlik, Yani bu mesleklerin ortadan kalkabileceği söyleniyor.
Yani artık insana pek ihtiyaç kalmayacağı düşünülüyor arkadaşlar bu alanlarda.
Ki en basiti temizlik.
Yani evde çoğumuzun akıllı robotları, süpürgeleri var şu anda.
Ya da çeviri yapacağımız zaman bir sürü program var.
Hemen çeviri yapabiliyorlar.
Tamam insanlar kadar başarılı değil bunlar ama işimizi görüyorlar şimdilik.
Geçmişte bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz çoğu şey artık hayatımızın ta içinde.
En basiti... Kubrick Psychos'un beni en çok etkileyen filmlerinden biri.
Hala sonunu anlamasam da anlayanlar varsa yazabilir arkadaşlar.
1968 yılında çektiği 2001 Space Odyssey filmi değil mi?
Bu arada kanalımda Kubrick Psychos'un da bir podcastı var dinlemek isteyenler.
Şimdi bu filmde akıllı telefonlar yok.
Ama ne var? 2001 yılında bir bilgisayar görüyoruz.
Ve bu bilgisayar bir uzay gemisinin komutasını tek başına üstlenebilecek bir pozisyona gelmiş.
Yani o kadar gelişmiş HAL 9000 ve korkulu rüyam.
Ve uzay gemisinde insanların emirlerine itaat etmiyor.
Artık kendi başına takılmaya karar veriyor ve olaylar çığırından çıkıyor.
Bilim kurgu filmlerinde olanlar umarım gerçek olmaz.
Bu arada kanalımda Matrix filminin de detaylı analizi var arkadaşlar.
Mutlaka dinleyin derim.
Yapay zeka konulu filmler demişken Westworld dizisi bence onu izleyenler de yapay zekadan tırsıyor.
İşte Blade Runner, Terminator, iRobot, Her, X-Machine bunlar ilk akla gelen filmler ki bunlar yakın zamanda çekilen filmler.
Henüz gerçekleşmedi umarım hiç gerçek olmaz.
Ama dediğim gibi geçmişten günümüze bu zeki makineleri insanlık hep...
Hep böyle bir hayal etmişler.
Mesela antik Yunan mitolojisinde Pygmalion adlı heykel tıraşı duymuşsunuzdur.
Kadınlarla yaşadığı olumsuz tecrübelerden sonra aşka tövbe ediyor kendisi.
Ve gidiyor hayallerindeki kadının biri bir aynısını fil dişi heykel olarak kendi kendine tasarlıyor.
Fakat yaptığı heykel o kadar güzel oluyor ki bu sefer bu heykele aşık oluyor.
Ve heykele Galatia adını koyuyor.
Uyuyan aşk demektir Galatia.
Pygmalion her gün onunla sohbet...
ediyor, hediyeler alıyor, aşk sözleri söylüyor ona.
Ve bir hayali var. Bir gün Galatia'nın mutlaka canlanacağına inanıyor.
Derken bir gün Afrodit'in yanına gidiyor ve ondan heykeli Galatia'yı canlandırmasını istiyor.
Afrodit onun bu aşkından çok etkileniyor ve heykel Galatia'yı canlandırıyor.
Hatta buna psikolojide Pygmalion etkisi deniliyor.
Beklentilerimizin davranışlarımızı yönlendirmesi anlamında.
Kendini gerçekleştiren kehanet anlamında.
Ta o zamanlardan bile insan kendine...
Benzeyen bir varlığı yaratmak istemiş gördüğünüz gibi.
Ona can vermek istemiş.
Pygmalion'ın Galatia'ya can vermesi, yapay zekaya bizim hayat vermemiz ve onun da biz gibi düşünmesini sağlamaya çalışmamız belki paralel olabilir.
Her filmini hatırlayın, çok severim o filmi biliyorsunuz.
Oradaki Samantha karakteri yani yapay zekada aslında Theodore karakterinin Galatia'sıydı arkadaşlar.
Ki bu film de gerçek oldu diyebiliriz.
Artık yapay zekalı sohbet robotları var ve bunlarla aşk yaşayanlar var.
İşte Chet GPT ile sohbet edenler var yalnız olduğu için.
Onun arkadaşı gibi görenler var.
Yani her filmi gitgide daha da gerçek oluyor.
Kutsal kitap Talmud'da Golem adlı varlıklardan bahsedilir arkadaşlar.
Cenin ya da kusurlu varlık, canlı heykel anlamına gelir Golem.
Bunlar efendilerinin buyruklarını mekanik bir biçimde harfi harfiyen yerine getiren kusursuz hizmetkarlardır.
Ve inanışa göre tıpkı Adem gibi topraksan yaratılmışlardır.
Bakın yine insan benzeri bir varlık değil mi?
Bir yardımcı, bir hizmetçi olarak.
kullanılıyor bunlar öykülerde ve bir süre sonra onları denetim altında tutmanın zor olacağından bahsediliyor Talmud'da.
Bu da aynı Westworld dizisi gibi değil mi arkadaşlar?
Ya da bir sürü film var böyle.
İnsanın yarattığı bir zeka, insanlar karşı çıkıyor.
Hatta Frankenstein romanı gibi.
Yapay zeka, kısaca doğal sistemlerin yapabildiği her bilissel etkinliği gerekirse bedenleri olan robotlarla yapay sistemlere daha da yüksek başarım düzeylerinde nasıl
yaptırabilecek? İzlediğiniz için teşekkür ederim.
En iyi satranç oyuncusu olarak kabul edilen Gary Kasparov, IBM'in Deep Blue adlı süper bilgisayarıyla bir satranç müsabakasına girdi.
Deep Blue, IBM firması tarafından yapay zeka ile hazırlanmış ve satranç oynayabilen bir bilgisayardı.
Ve ne oldu? Dünya satranç şampiyonu olan Gary Kasparov'u yendi arkadaşlar.
Yani Gary Kasparov bilgisayara yenildi.
Çok sansasyonel bir olay çünkü bilgisayara karşı kaybeden insan olarak tarihe geçti Gary Kasparov.
Bu arada Deep Blue 97 senesinde 3 dakikada 36 milyar hamleyi hesaplayabiliyordu düşünün.
Fakat Kasparov bu sonucu reddetti.
Bir hamlede insan müdahalesi olduğunu söyledi.
Satranç otoriteleri de bunu onaylıyorlar ama bilemiyorum alttan.
Ama bundan önce yapılan 1996'da yapılan maçı ilk maçı geri Kasparov almıştı.
Aslında yenildi demeyelim beraber kalmış oldu diyelim.
Fakat yapay zekanın en müthiş dönüm noktalarından biri...
2016'da yaşandı arkadaşlar.
DeepMind mühendisleri tarafından geliştirilen AlphaGo adlı makine Lee Sedol'u yendi Go oyununda.
Lee Sedol dünyaca ünlü bir Go oyuncusu.
Malum platformda belgeseli var AlphaGo diye izleyebilirsiniz.
Bu arada Go oyunu satrançtan yüzlerce kere daha zor olan bir masa oyunu ve Go oyunu oyuncularına göre bu oyun satrançın aksine hakiki zeka, bilgelik ve zen düzeyinde bir entelektüel
incelik gerektiriyor arkadaşlar.
Satranç gibi... Yine iki kişiyle oynanıyor.
Çin kökenli çok eski bir strateji oyunu.
Hatta yeri gelmişken size bir kitap öneleyim.
Bununla ilgili çok sevdiğim bir kitap.
Trevenya'nın Shibumi adlı kitabı arkadaşlar.
Biraz ağır bir kitaptır ama benim en sevdiğim kitaplar arasında başları çeker Shibumi.
Özellikle de erkek dinleyicilerin çok seveceğini düşünüyorum.
Şimdi dönelim AlphaGo'ya.
Lise Dolo dediğim gibi yendi.
4-1 skorla yendi. Peki bunu nasıl yaptı arkadaşlar?
AlphaGo yapay zeka ürünü çoğu ticari...
...gır açıcı buluş gibi büyük veri setlerinden yararlanarak kendi kendine öğrenen bir teknolojisi olan derin öğrenmeye dayanıyor arkadaşlar.
Derin öğrenme yıllar önce keşfedildi ama son yıllarda epey bir yol katetti.
Derin öğrenme şu, bilgisayarlara verileri insan beyninden esinlenerek işlemeyi öğreten bir yapay zeka, AI yöntemi.
AI, bilgisayarları insanların yaptığı gibi düşünmek ve öğrenmek için eğitmeye çalışıyor.
Mesela işte akıllı telefonunuzdaki yüz tanıma, kumandanızdan sesli komut...
vererek televizyonda bir şeyler aramanız, telefonunuzdaki o dijital asistanlarınız, bir sesleniyorsunuz hemen ne istiyorsanız internette arıyor ya da arabaya oturuyorsunuz, navigasyonu açtırıyorsunuz açıyor gibi gibi.
Hani işte sürücüsüz otomobiller değil mi?
Bunlar yavaş yavaş geliyor. Yani hayatımızın her alanında var aslında.
Tıpta görüntü analizi, işte tıbbi tanı, hatta kanser hücrelerini otomatik olarak tespit etmek üzere derin öğrenme kullanılıyor arkadaşlar.
Savunma sanayide karşımıza çıkıyor yapay zeka.
Karar destek sistemlerine katkı sağlıyor.
Çok hızlı bir... Müdahale imkanı sunuyor.
Görüntüleme teknolojileriyle risk ve hedef tespitinde kullanılabiliyor.
Dronlar, akıllı askeri teçhizatlar, insansız robotik ekipmanlar, füzeler, hedef ve güdüm analizi gibi kullanım alanları var çeşit çeşit.
Yani kısaca otomotiv, havacılık, imalat, tıbbi araştırma, sağlık sektörü, siber güvenlik pek çok alanda karşımıza çıkıyor derin öğrenme.
Peki derin öğrenme nasıl çalışıyor?
Derin öğrenme algoritmaları insan beyninden esinlenerek modellenen sinir ağları gibi arkadaşlar.
Nasıl ki insan beyni bir bilgiyi öğrenmek ve işlemek için birlikte çalışan milyarlarca birbirine bağlı nöron içeriyorsa derin öğrenmede de böyle yapay sinir ağları bilgisayar içinde birlikte
çalışan birçok yapay nöron katmanından oluşuyor.
Yani beynimizin sinir sistemi gibi düşünün ve bu yapay sinir ağları karmaşık problemleri çözmek için bu düğümleri kullanan derin öğrenme algoritmaları.
Derin öğrenme makine öğreniminin bir alt kümesi gibi arkadaşlar.
Makine öğrenmesi de aslında yapay zekalı bir alt alanı.
Bunu çok duyacaksanız. Makine öğrenmesinde veriden bilgi çıkarılıyor.
Yani bilgisayarlar deneyimlerinden öğreniyor.
Verilerden öğreniyor.
Hani siz talimat vermeden, açıkça programlamadan yapıyor ne yapılacaksa.
Verileri keşfediyor. O verilerdeki değişkenlikler arasındaki ilişkiyi saptıyor.
Algoritmalarla, istatiksel modellerle sistemlerin verilerdeki kalıplarını tanımlayabiliyor.
Yani büyük miktardaki verilerdeki açığı saptayabiliyor.
Mesela bankacılık sektöründe çok işe yarıyor.
Hesap hareketlerinde bir tuhaflık varsa böyle şak diye tespit edebiliyor.
Ya da sağlık sektöründe, kanserli hücre tespitinde ya da işte internette bir arama yapıyorsunuz.
O arama motorlarında filtreleme yapabiliyor.
İstenmeyen e-postalar da yapabiliyor.
Hani en basit haliyle anlatıyorum.
İnternetteki dolandırıcılığa karşı sizi uyarabiliyor.
Yani kısaca makine öğrenmesi, algoritmalar, büyük veri kümelerindeki desenleri, korelasyonları.
bulmak ve buradan çıkardığı analizlerle en iyi kararları ve tahminleri yapmak için eğitiliyor.
Dediğim gibi böyle direkt bir programlama olmadan hani insanlarda olduğu gibi deneyim yoluyla öğrenmeyi sağlıyor makine öğrenmesi.
Bilgisayarların verilerden öğrendikleri ve tecrübelerle geliştirdikleri yapay zekanın bir alt kümesi oluyor makine öğrenmesi.
Şöyle düşünün makine öğrenmesi basit ve rehberli ama derin öğrenme çok daha zor ama çok daha güçlü bir öğrenme diye düşünebilirsiniz.
Makine öğrenmesi verileri küçük veya orta büyüklükteki verilerle çalışıyor ama derin öğrenme çalışmaları için çok daha büyük veriler gerekiyor arkadaşlar.
Dolayısıyla çok daha güçlü bilgisayarlara ihtiyaç duyuyor.
Derin öğrenme için. Makine öğrenmesi böyle daha basit problemleri çözebiliyor ama derin öğrenme çok daha komplike problemleri çözebiliyor.
İşte yüz tanıma, dilden dile çeviri yapma, sürücüsüz arabalar, işte alfago gibi örnekler verdik derin öğrenme için.
Makine öğrenmesi için mesela Spotify'da müzik dinliyorsunuz.
Dinlediğiniz müziğe göre size diyor ki bunları da sevebilirsin değil mi?
Bir takım öneriler de bulunuyor.
Bunun için ne yapıyor? Algoritmalarınızı kullanıyor.
Ya da işte YouTube'da en fazla ne izliyorsanız ona uygun içerikler düşüyor önünüze.
Ve siz ne kadar çok müzik dinlerseniz mesela Spotify'da o kadar iyi öneriler de bulunabiliyor.
Müzik sevkinizi çünkü o kadar iyi tanıyor değil mi?
O şekilde iyi öneri veriyor.
Derin öğrenme daha böyle günlük hayatımızın içinde arkadaşlar işimizi kolaylaştırıyor.
Ve derin öğrenme özetle beynimizin çalışma prensibine çok daha yakın.
Yapay zekan şu anda hayatımızda bir dönüm noktasında ve bence çok hızlı gidiyor.
İşte dediğim gibi Go'da, Poker'de, Satranç'ta falan insan şampiyonları yendi.
Ve Satranç'ı sadece 4 saat...
3-4 saat yetiyor yani öğrenmesi için.
Böyle bir pozisyona gelmiş durumda ve yapay zekanın becerileri sadece oyunlarla sınırlı değil arkadaşlar.
2020'de yapay zeka biyolojinin 50 yıldan beri çözmeye çalıştığı protein katlama bilmecesini çözdü.
Düşünün. Ve konuşma, cisim tanıma becerisinde insanları geçti.
Görünüş ve konuşma açısından gerçeğinden ayırt edilemeyecek dijital insanlar yaratmayı başardı.
Üniversite giriş sınavında, tıpta uzmanlık gibi sınavlarda oldukça geçerli not...
Ve yapay zeka adil ve tutarlı yargılamada, hakimlerden ve akciğer kanserini teşhis etmede radyologlardan belki de çok daha üstün bir performans tergiliyor.
İnsansız hava araçlarını biliyorsunuz onlara katmış olduğu güç, nakliye, tarım, savaş alanları bunların geleceğini değiştirme potansiyeline sahip ve yakın zamanda insanlardan daha güvenli bir şekilde araba sürüceği de kesin.
En son 2024 Paris Olimpiyatlarında yapay zekadan faydalanıldı arkadaşlar.
Olimpiyatlara katılan spor.
Sporcuların antrenman verilerinin analizi, performans optimizasyonları, sakatlık risklerinin azaltılması konularında yapay zekadan yararlanıldı.
Sporcuların ayakkabıları, formaları daha üstün performans için yapay zeka ile tasarlandı ki ilerleyen senelerde olimpiyatlara katılacak olan en iyi yetenekleri tespit için yapay zekadan
faydalanılacak ki bunun pilot uygulaması yapıldı arkadaşlar.
Sağlık alanında en son sesten kan basıncını tahmin edebilen yapay zeka geliştirdi.
bilim insanları. Yüksek tansiyonu henüz erkeklerde %84 oranında doğru tespit edebiliyor bu ve daha pek çok gelişme yaşanıyor her gün.
ABD ve Çin bu alanda öncüler biliyorsunuz.
ABD lider pozisyonda yapay zekada.
Çin ise büyük veriden yararlanarak kalabalık nüfusu için uygulamalar geliştirmeye devam ediyor ki Çin'de sosyal kredi sistemi yani vatandaşlık puanlaması son dönemlerde çok tartışılıyor.
Bunu nasıl yapacaklar? Yapay zeka desteğiyle değil mi?
Bu biraz Orwell'in Big Brother'ı gibi oldu arkadaşlar.
Peki yapay zeka gerçekten insanlığın sonunu getirebilir mi?
Bu ayrı bir bölümün konusu ama yapay zekayı nasıl kullandığımıza bağlı bu durum bence.
Bizim elimizde olan bir şey diye düşünmek istiyorum.
Hani nasıl, hangi yönde kullandığımıza bağlı ki 2700 araştırmacının katılmış olduğu bir ankette yapay zekanın insanlığın sonunu getirip getirmeyeceği soruluyor.
%50'den fazla yapay zeka uzmanı böyle bir durumun yaşanmasına %5 ihtimal vermiştir.
Bilemiyorum Altan ama birçok yapay zeka araştırmacısı yapay zekanın insanlık için altın bir çağa yani makinelerin sınırsız bolluk ve refah yaratacağı bir çağa öncülük edeceğini düşünüyor.
İnsanların eskiden yaptığı gibi tüm işleri daha güçlü yapay zekaların yapmasıyla insanların artık böyle zamanlarının serbest kalacağını, onların da kişisel hayallerinin peşinden koşmaya vakit ayırabileceklerini, dolayısıyla daha
özgür olabileceklerini söylüyorlar.
Hatta yapay zekaların hastalıktan küresel ısınmaya...
kadar dünyanın geri kalan sorunlarını çözmemize yardımcı olabileceğini de iddia ediyorlar.
Böyle bir zamanda kaynak kıtlığı olmayacağını, dolayısıyla suçların, savaşların ve adaletsizliğinde olmayacağını savunmuşlar.
Ama şu da bir gerçek ki Prof.
Dr. Cem Sayın dediği gibi hem gezegenimizi hem de evrenin geri kalanını cennete dönüştürmek, yeryüzünü de gökyüzünü de aşkın yüzü yapmak için Daha çok zekaya ihtiyacımız
var. Samsung Galaxy Z Flip 6 Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten Samsung Galaxy Z Flip 6 hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz.
Beni Instagram'dan takip etmek isteyenler için adresim aşağıda açıklamalarda olacak.
Bu cumartesi yepyeni bir bölümle tekrar görüşeceğiz.
Beni hangi platform üzerinden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Hoşçakalın, bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
