
Bundle hakkında detaylı bilgi almak için: https://app.adjust.com/158r011q
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB
Farkındalık Defteri : https://tamadres.com/farkindalik-defteri-ciltli-ortamlarda-satilacak-bilgi-kitabi-244721-9786254497148
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
*Bu bölüm "Bundle" hakkında reklam içerir*
Transkript
Bundle Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve.
Bugün ne konuşacağız Merve?
Bugün size yalandan bahsedeceğim.
Yalan nedir? Dinler tarihi nasıl bakar bu olaya?
Felsefede nasıl bakılıyor?
İşte filmlerde, mitolojide yalan söyleyen birini nasıl anlarsınız?
Beden dili nasıl olur?
Bunları konuşacağız. Öncelikle yalan nedir?
Buradan başlayalım. Yalanın sözlük anlamına baktığımız zaman gerçeği gizlemek, gerçeği çarpıtmak, birini aldatmak, asılsız uydurma anlamlarına geliyor.
Yani bu şekilde tutum ya da davranış olarak ifade ediliyor.
Terim olarak ise gerçek.
Uygun olmayan söz uydurma anlamlarına geliyor.
Demek ki yalan dediğimiz şey diğer insanlara bile isteye.
Yanlış olduğunu bildiğimiz bir bilgiyi doğruymuş gibi iletmemiz, bir başkasını yanıltma girişimimiz.
Yani bunu bir sözde de yapabiliriz, bir jestle de yapabiliriz.
Yazıyla, sözde, susarak, susarak bile yalan söyleyebiliyor insanlar.
Yalancıysa bunları huy edinen insanlara verdiğimiz isim arkadaşlar.
Hani Aşkın Nur Yenge'nin eski bir parçası vardır.
Yalancı Bahar diye çok severim.
Orada diyor ya, sen yalancı bir sonbahar.
Aslında mevsim kış ama kendini baharmış gibi gösteriyor değil mi?
Ve ne oluyor? Meyve ağaçları bir anda çiçek açıyor kış vaktinde.
Bahar zannediyorlar çünkü.
Sonra bir ayaz vuruyor.
Ağaçlar yerle bir oluyor.
Yalanın da aynen yalancı bahar gibi bir etkisi var bence hayatımızda.
Şimdi bir kişinin yalan söylediğini varsayabilmemiz için bir takım kriterler gerekiyor.
Kişinin doğru olduğuna inandığı durumun aksini yani yanlışı ifade etmesi ve bunu burası çok önemli karşısındaki kişiyi Kandırma niyetiyle yapması gerekiyormuş
arkadaşlar. Bence yalan sayılabilmesi için karşımızdaki insanın niyeti çok önemli diye düşünüyorum.
Yalanın beyazını biliyoruzdur eminim hepimiz hani beyaz yalan deriz ya.
Bir de yalanın grisi var, mavisi var, kırmızısı var, siyahı var.
Bilmiyorum bunları hiç duydunuz mu?
Bu renkler yalanın yalana maruz kalana vermiş olduğu zararın boyutlarını gösteriyor.
İşte yalanın kimden kime söylendiğini gösteriyor ve yalanın söylendiği bağlamı vurguluyor.
Mesela mavi yalan dediğimiz şey şu.
Bir gruba fayda sağlama amacıyla söylenen yalanlara mavi yalanlar diyoruz.
Kırmızı yalanlarsa söylenenlerin yalan olduğunu bilinmesine rağmen yine de yalan söylemek.
Yani apaçık böyle ayan beyan bariz yalanlara kırmızı yalanlar diyoruz.
Gri yalanlar eğlence amaçlı kullanılan yalanlar.
Beyaz yalanlar hiç kimseye zararı dokunmadığı düşünülen hatta belki acaba fayda da sağlamış olabilir miyim diye düşünülen yalanlar.
Hani sevimli yalanlar tırnak içerisinde bunlara beyaz yalanlar diyoruz.
Hani şey derler ya sen üzülme diye öyle söyledim.
Hani onun gibi bir şey. Güya böyle masum yalan, beyaz yalan.
Siyah yalan dediğimse adı üstünde en fenası.
Mesela iftira atmak gibi düşünün.
Tamamen masum birine kafamda böyle fanteziler kuruyorum ve iftira atıyorum.
Ya da bir suç işliyorum ve diyorum ki ben yapmadım ki o yaptı.
Başkalarına zarar veren türde yalanlar, siyah yalanlar.
Ya Merve ben hiç yalan söylemiyorum diyorsanız eğer Mark Twain diyor ki yalan söylüyor.
Herkes yalan söyler diyor Mark Twain.
Herkes yalan söyler.
Her gün, her saat, uyanırken, uyurken, rüya görürken, neşeliyken, matemliyken dilini tutsa elleri, gözleri ve duruşu kandırmaya devam eder
diyor Mark Twain. Bence doğru söylüyor.
Ya en basiti nasılsın diye soruyorlar bize.
İyiyim diye cevap vermiyor muyuz?
Her defasında iyiyim.
İyi miyiz gerçekten? Yoksa yalan mı söylüyoruz?
Hani bazen şu yalanın icadı diye bir film vardı ya komedi filmi.
Diyorum ki acaba bu kadar dürüst bir dünyada yaşamak ister miydim?
Düşünsenize o filmdeki gibi bir dünyada yaşıyoruz.
Çünkü gerçekler de bence yalanlar kadar can yakıcı olabiliyor bazen.
O yüzden zaten yalanları tercih ediyoruz.
İnsanlar başkalarının zihninde doğru olmayan inançlar oluşsun diye yalan söylüyor.
Ve o inançlar ne kadar önemliyse o yalan da o kadar önem kazanıyor.
Ve pek çok durumdan ötürü yalan söylüyor insanlar.
Mahcup olmamak için söylüyorlar, başarılarını...
Abartmak için bazen hatalarını örtbas etmek için bazen karşı taraf incinmesin diye.
Ve yalancı çoğu zaman yalanları fark edilmediği sürece başkalarına zarar vermediğini düşünür.
Ama rolleri bir değiştirseler karşı tarafla onlara aynı şekilde yalan söyleyense hatta iftira atılsa acaba ne hissederlerdi?
Yapılan bir araştırma var arkadaşlar.
Evli çiftler arasındaki iletişimin %10'unun yalan olduğu ortaya çıkmış.
Bence daha fazladır bu.
Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Bir başka araştırmada ise üniversite öğrencilerinin arasındaki iletişimin %38'inin yalanlar içerdiği görülmüş.
Dürüstlük gerçekten çok kıymetli şu oranlara baktığımız zaman.
Dürüst insanlar gerçekten bir sığınak gibi ve dürüstlük başkalarına verebileceğimiz en güzel armağanlardan biri.
Hayatınızda dürüst bir arkadaşınız varsa şunu bilirsiniz.
O insan böyle sizin yüzünüze ayrı konuşup arkanızdan bambaşka konuşmaz, atıp tutmaz.
Neyseniz onu söyler size.
Başarısız olduğunuzu düşündüğü zaman gelip bunu size söyler, arkanızdan konuşmaz.
Sizi yok yere övmez, pohpohlamaz.
Bu ne kadar kıymetli bir şey ya tabi anlayan için.
Çünkü bazıları gerçekleri duymak istemiyor arkadaşlar.
Alışmışlar böyle yalan dünyalarında yaşamaya gerçeklerle yüzleşmek istemiyorlar.
İyi niyette söylediğiniz ne varsa gerçekten böyle kalbinizden gelerek o insanın gelişmesi için o insanın iyiliği için söylediğiniz şeyleri al aşağı edip size saldırabiliyorlar.
O yüzden dürüstlük bir nimet ama onu vereceğiniz kişinin anlayışının kıt olup olmadığı da çok önemli.
Ve dürüstlüğün en güzel yanlarından biri şu.
Ya ben ne demiştim bu insana diye düşünmek zorunda kalmıyorsunuz.
Onu hatırlamaya çalışmıyorsunuz.
Çünkü doğru neyse siz zaten onu söylemişsinizdir.
Ve bundan 10 yıl sonra da yine aynı şeyi söyleyeceksinizdir.
Yalanın tarihi aslında çok eski.
Mitolojilerde karşımıza çıkıyor, dinlerde, her yerde ve genellikle tabii ki kötülüğü temsil eden karakterlerin davranışı olarak görülüyor.
Örnek vermer ve şeytan tabii ki.
Yalan deyince direkt şeytan.
Az sonra dinlerden de bahsedeceğim.
Hani yalanın dinlerdeki karşılığı nasıl?
Öncelikle felsefeyle başlayalım.
Platon yönetenlerin yönetici sınıfının yalan söyleyebilme tekeline sahip olmalarını soylu yalanlar kavramıyla ifade ediyor.
Aristoteles sosyal açıdan kabul görmek için söylenen yalanları böyle bir tık mazur görüyor ama kişisel çıkarlar için yalan söylüyorsanız bunu Aristoteles ahlaksızlık
olarak değerlendiriyor. Aziz Agustinus yalanları türlerine ayırmış.
Üstelik bunu 4. yüzyılda yapmış.
Birinci yalan türü kesinlikle sakınılması gereken hatta yanına bile yaklaşılmaması gereken ölümcül bir tür demiş.
Ne olabilir bu? Aziz Agustinus bir tanrı bilimci biliyorsunuz ve takdir edersiniz ki o yüzden onun için en kötü yalan türü dini öğretilerde söylenen yalanlar.
İkincisi birine zarar verecek türden olan yalanlar.
Birini incitecek. Üçüncüsü birine fayda sağlarken diğerine zarar veren yalan.
Dördüncüsü sırf yalan söylemenin ve aldatmanın hazlı için söylenen yalan.
Gerçek yalan. Beşincisi kibar bir şekilde başkalarını memnun etmek için söylenen yalan.
Altıncısı da birilerinin veya birinin çıkarı için söylenen yalan.
Bunları dördüncü yüzyılda söylemiş ama günümüzde de tam olarak bu şekilde kategorize ediliyor.
Yine felsefeden devam edecek olur.
Kant da mesela yalanı ahlaksal açıdan irdeliyor.
Kant'a göre bütün yalanlar ahlaksal açıdan oldukça problemli.
Çünkü bir yalana maruz kalan kişinin artık kendi başına karar verme yetisini...
kaybettiğini düşünüyor Kant ve yalanların uzun dönemli sonuçlarını görebilmemizin oldukça zor olduğunu söylüyor.
Belki kısa vadede kişiye okey fayda sağlar ama uzun dönemde beklenmedik oldukça kötü sonuçlar doğurabilir.
Hatta bunun için verdiği çok güzel bir örnek vardır Kant'ın kapıya gelen düşman örneği şöyle.
Şimdi diyelim ki sen Cinayet işlemek için böyle ortalıkta gezinen birinin eylemine bir yalan yoluyla engel oldun.
Tamam mı? O zaman bu durumdan çıkarılabilecek bütün sonuçlarla ilgili olarak hukuksal açıdan sen sorumlu olursun.
Ama sen kesinlikle doğruluğun yanında kaldıysan eğer Kamusal yargılama sende hiçbir suç bulamaz diyor.
Önceden görülemeyecek sonuçlar ne olursa olsun diyor.
Şöyle arkadaşlar şimdi bir seri katil düşünelim.
Seri katilin peşine düştüğü kişinin evde olup olmadığı sorusunu dürüstlükle evet diyerek yanıtladığımız zaman onun aradığı kişi de fark etmeden belki evden çıktığını düşünelim.
Katilin eline düşmeyecek değil mi?
Dolayısıyla da o eylem yerine getirilmeyecek.
Aradığının evde olmadığını söylediğiniz zaman belki de siz fark etmeden o kişi evden çıktı gitti.
Katilde tam böyle evden uzaklaşırken onu yakaladı, onunla karşılaştı, eylemini gerçekleştirdi.
Bu durumda ne olacak?
Sen haklı bir biçimde...
Bu ölüme yol açmaktan dolayı yargılanacaksın değil mi?
Çünkü sen bildiğin kadarıyla doğruyu söylemiş olsaydın belki de katil o peşine düştüğü kişiyi evde ararken yardıma gelen komşular onu yakalayacaktı.
Bir şekilde belki eylemine engel olunabilirdi.
Böyle bir örnek veriyor Kant.
Üçüncü olarak Kant yalanların Toplumsal güvensizlik yaratmayla sonuçlanma ihtimali olduğu için tüm yalanları ahlaki açıdan mazur görülemez olarak değerlendiriyor.
Niçe çiçeğim bu yalan meselesine o kadar sert bakmıyor hatta bazen olabilir de diyor.
Şimdi felsefede böyle tek tanrılı dinler olaya nasıl bakıyor biraz da ona bakalım.
Hemen hemen her dini doktorin yalan söylemeyi kötü bir davranış.
Bu nerenin şivesi arkadaşlar?
Çok kötü bir davranış.
Eski ahit 9.
Emir der ki komşuna karşı yalancı şahitlik yapmayacaksın.
Yine eski ahitte yalancıların ağzı kapanacak deniyor.
Bir de şöyle bir şey var.
Ya Rab kurtar canımı yalancı dudaklardan aldatıcı dillerden.
gibi bir ifade var ve Hazreti Süleyman'ın özdeşleri arasında Rab yalancı dudaklardan iğrenir cümlesi geçiyor.
Budizm'de ise dördüncü kaidede şöyle yazıyor.
Yalan sözler söylemekten uzak durma, yanlış davranıştan kaçınma, doğruluk yolundan ayrılmama kaidesini kabul ediyorum ifadesi geçiyor.
Buda'nın öğretilerinde şöyle der doğruluk yasasını çiğneyen ölümden sonraki dünyaya karşı kayıtsız bir yalancının yapamayacağı kötülük yoktur.
Kutsal Tao belgelerinde yüreğinizin onaylamadığı sözleri dudaklarınızdan çıkarmayın der.
Hinduizmde doğru yaşama öğretilerini içeren 10 yama yani 10 kanun vardır.
Uzak durulacaklar listesindeki ikinci maddede yalan söylemekten ve verdiğin sözleri tutmamaktan kaçın der.
Yalnızca doğru, nazik, yardımı olacak, gerekli sözler sarf et ifadesi yer alıyor.
Hindu metinlerinde ayrıca her şey söylenen sözlerle belirlenir.
Konuşma Onların köküdür ve her şey bu kökten başlar.
Bu nedenle sözleri dürüst olmayan kişi hiçbir şeyde dürüst değil demektir yazıyor.
Confucius da şöyle söyler.
Sözlerine güvenilmeyen adamın hayatta işe yarayabileceği bir yer yoktur demiş.
Kur'an-ı Kerim'de ise vay haline yalancı kişinin deniliyor.
Bu konuda çok söz söylerdim de neyse anladınız siz.
Ya dinlerin neredeyse tamamı yalan konusunda uyarıda bulunuyor ama bazı kritik durumlarda müsaade ediliyor yalan söylenilmesine.
İşte birinin hayatını kurtarmak olabilir, karı koca arasını yapmak olabilir, halklar arası barış sağlamak için ya da işte alçak gönüllü görünmek için falan olabilir hani belki.
Ama ben bu konularda en çok Budistlerin tutumunu...
seviyorum. Diyorlar ki yalan söylemek yerine cevap vermeyin kardeşim.
Konuyu değiştirin.
Bence süper taktik.
Yalan deyince benim aklıma harika bir tablo var.
Jerome'un tablosu. O geliyor hep aklıma.
Böyle en sevilen resimlerinden biridir zaten.
Kuyudan çıkan gerçek adlı tablosu Jerome'un.
Yalan deyince benim aklıma ilk o geliyor.
Hikayesi şöyledir.
Efsaneye göre gerçek ve yalan bir gün buluşurlar.
Yalan gökyüzüne bakıp Gerçeğe der ki bugün hava çok güzel.
Gerçek şaşkınlıkla bakar yalana ve gözlerini gökyüzüne kaldırır.
Gerçekten de hava çok güzeldir.
Gerçek şaşırır çünkü yalan...
İlk defa doğruyu söylemiştir.
Gerçek yalanla epey bir zaman geçirir.
Gün boyu sohbet ederler.
Derken sohbetin büyüsüne kapılıp bir kuyunun önüne kadar gelirler beraberce.
Ve o esnada bir bakarlar.
Su o kadar güzel, o kadar berraktır ki.
Yalan yine doğruyu söyler.
Der ki su çok güzel.
Hadi gel beraber yüzelim.
Kuşku duyar tabii ki ayağını suya değdirerek hemen bakar ve yine çok şaşırır çünkü yalan yine doğruyu söylemiştir.
Derken ikisi de kıyafetlerini çıkarıp yüzmeye başlarlar.
Fakat kısa bir zaman sonra yalan bir anda sudan çıkarak gerçeğin kıyafetlerini giyinip kuşanıp oradan kaçar.
Gerçek neye uğradığını şaşırır ve çok kızgın bir şekilde sudan çıkarak yalanın peşine düşer.
Ama yalan çoktan gerçeğin o güzel kıyafetlerini giyip...
onun kılığında kalabalığın arasına karışmıştır.
Gerçekse çırılçıplak bir şekilde yalanı ararken onu görenler tarafından ayıplanır, hor görülür, itilir, kakılır ve en sonunda o kadar utanır,
o kadar üzülür ki insanların arasından kaçarak tekrar o kuyuya dönmek zorunda kalır ve o kuyunun derinliklerinde sonsuza kadar saklanır.
Yalansa O da aramızda dolaşıyor.
Gerçeğin güzel elbiseleriyle ve onun suretiyle yüzyıllarca gezmeye devam etti.
Hala da ediyor. Ama gerçek kuyunun dibinde de olsa gerçektir nihayetinde.
Onu tüm şıplaklığıyla görmek isteyenler için daima oradadır.
Ona ulaşmak bazen çok zor olsa da.
Son zamanlarda gerçekliğe o kadar ihtiyacımız var ki.
Özellikle de böyle haber okurken.
Çünkü clickbaitlerden o kadar sıkıldım ki.
Ama neyse ki artık beklediğimiz an geldi arkadaşlar.
Çünkü Bundle ekibinin elinden çıkan ve gelişmiş bir yapay zeka entegrasyonu olan Bundle AI kullanıcılarla buluşan ilk sürümüyle bazen böyle tadımızı kaçıran Bazen de bizi
kızdıran clickbait haberciliğine odaklanıyor.
Bundle kullanıcıları olarak bizler artık bir haber başlığının tık tuzağı yani clickbait olduğunu Bundle AI'a bildirebiliyoruz.
Hazırladıkları yapay zeka sistemi önce raporladığımız o haber başlığının clickbait olup olmadığını değerlendiriyor ve clickbait bir başlık olduğunu tespit ederse bu başlığı
haberin içeriğini tarayarak en uygun ve en açıklayıcı versiyonuyla değiştiriyor.
Ardındansa bu başlığın nasıl değiştiğini ve 2 milyon bundle kullanıcısına sağladığınız faydayı size push notification ile bildirecek.
Değerli içeriklere erişim gün geçtikçe daha da önemli hale geliyor.
Bundle AI Studio bu yolculuğu bizim için çok daha kolay ve eğlenceli hale getiriyor.
Hem böyle bize birbirinden değerli içerikleri sunuyor hem de sıkıcı ve resmi olmayan bir şekilde bunu yapıyor.
Bizimle böyle iletişim kuruyor.
Bunu çok seviyorum bu dili.
Ve en önemlisi bize okunmaya değer önemli özel içerikler sunabiliyor.
Ve biz bu içerikleri okurken diyelim ki aklımıza bir şey takıldı.
Herhangi bir soru bunu Bundle AI'ya sorabiliyoruz ve Bundle AI bize o içeriğe özgü cevaplar sunuyor ve böylece öğrenme deneyimiz daha etkili ve daha kaliteli bir hale gelmiş oluyor.
Ayrıca Bundle AI güncel olaylar ve konular hakkında soruları yanıtlayabiliyor.
Siz sorun o yanıtlısın.
Bu sayede hem o konu hakkında daha kapsamlı bilgi edinmiş oluyoruz hem de güncel gelişmeleri kaçırmamış oluyoruz.
Bundle'la öğrenmek hem çok eğlenceli hem de çok bilgilendirici.
Gündemi ışık hızıyla takip etmek istiyorum Merve.
Doğru bilgileri yakalamak istiyorum diyenlere açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Ve yalanlar konusuna devam ediyoruz.
Peki Merve doğada bu konuda işler nasıl yalan konusunda?
Yoksa siz yalan söylemeyi sadece ve sadece biz insanlara mı mahsus zannettiniz?
No. Hayvanlar da yalan söylüyor arkadaşlar.
Gerçi onlar hayatta kalabilmek adına bunu yapıyorlar.
Mesela bir bukelamon işte renk değiştiriyor.
Ortamı ayak uydurmaya çalışıyor.
Ne yapsın? Yırtıcı hayvanlara yem mi olsun?
O yüzden kamufle ediyor kendini.
Aa hani şey vardı ya ahtapottan öğrendiklerim diye bir belgesel.
Ödüllü belgesel. Netflix'te izlemediyseniz muhakkak izleyin.
Yani bir ahtapotu al. Ağlayacaksın deseler inanmazdım.
Hüngür hüngür ağladım ahtapot belgeseli.
Şimdi o ahtapot köpek balığından korunmak için nasıl kendini kamufle ediyordu hatırlasanıza.
Sanki böyle yosun tutmuş bir kaya gibi mi davranıyordu öyle bir şeyler yapıyordu.
Ağlamaktan görememişim o kısmını ama bir şeyler yapıyordu.
Şempanzeler de insanları kandırabiliyor.
Mesela İsveç'te bir hayvanat bahçesinde bir şempanze böyle gayet uyusal gösteriyor kendini.
Elinde böyle bir elma var.
Onu yiyormuş gibi yapıyor. Ziyaretçileri kandırıyor.
Maksat hani ay ne kadar tatlı ne kadar masum yanına yaklaştırmak.
Aslında diğer elinde bir sürü taş var.
Yaklaşanlara saldırmak için onları atmak için plan yapıyor.
Bak sen şuna. Deniz memelileri araştırma enstitüsündeki eğitmenler getirdikleri her çöp yığınının karşılığında Yunuslara böyle küçük küçük balık veriyorlarmış.
Sonra Yunuslardan biri daha fazla balığı Toptan bir şekilde götürebilmek için ne yapmış biliyor musunuz?
Bulduğu çöpleri tek tek gitmiş bir kayanın altına gizlemiş gizlemiş sonra o çöpleri gidiyor böyle parça parça veriyor eğitmenine.
Daha fazla balığı toptan alabilmek için eğitmenini kandırmış.
Hatta size daha önce ünlü goril Coco'dan bahsettim diye hatırlıyorum bir podcastımda.
Coco daha 3 yaşında bir oyuncağını kırıyor.
Eğitmeni de ona oyuncağını soruyor hani sen mi kırdın gibilerinden.
Diliyle Coco konuşabiliyor biliyorsunuz ve başkasının kırdığını söylemiş.
Hatta Coco'nun bayağı bir yalanını yakalıyor eğitmenleri.
Bir de bilmiyorum hiç duydunuz mu?
Drongo kuşu diye bir kuş var arkadaşlar.
Afrika'da çölde yaşıyor.
Tam bir üçkağıtçı.
Çünkü mirketleri kandırıyor.
Mirketler garibim.
Bunlar böyle kumun üzerinde böcek yakalıyorlar.
Saklıyorlar böcekleri yemek için.
O da durongo kuşu.
Onların tepesinde böyle bir ağaca çıkmış.
Sanki gözlem yapıyormuş gibi böyle etrafa bakıyor.
Ve bir tehlike anında mirketleri uyarıyor.
Hani kaçın der gibi garip bir ses çıkarıyor.
Ve bu uyarıyı duyan mirketler hemen yuvalarına kaçıp saklanıyorlar.
Cidden de o anda tehlike var.
Mesela işte bir kartal yanaşıyor falan.
Bir tehlike sinyali var etrafta.
Ama sonra yalandan ötüyor durongo kuşu.
Ve mirketler kaçar kaçmaz onların o toplamış olduğu böcekleri alıp kaçıyor.
Ve mirketler bir daha kandırılmamak için kendi içlerinden bir mirketi gözcü olarak tutuyorlar başlarına.
Hani bize haber ver bu bizi kandırıyor diye.
Ama drongo kuşu bu sefer de o mirketin sesini taklit ediyor.
Yine bunları kandırıp böceklerini yiyor.
Ya çok kötü değil mi?
Tam bir sinsirella drongo kuşu.
Bir de bir hayvanat bahçesinde filler böyle beslenme saatlerinde önlerine saman koyuyorlar ya.
Hızlıca yiyorlarmış samanları.
Hemen gidip diğer arkadaşlarının yanına yanaşıyorlar.
Böyle gayet sevimli, gayet samimi davranıyorlar arkadaşlarına.
Ama fark ediyorlar ki aslında amaçları şu.
Onların samanlarını alıp kaçmak.
Hani o yüzden yanaşıyorlar yavaş yavaş.
Yani doğada bile neler var arkadaşlar.
Peki Merve çocuklarda durum nasıl?
Pek çok araştırmacı dilin bu karmaşık yapısından dolayı ve beynin gelişimi nedeniyle 4 yaşından küçük çocukların yalan söyleme yetisinin olmadığını düşünüyordu.
Fakat yapılan araştırmalar öyle demiyor.
Bebeklerin o istediklerini nasıl yaptırdıklarını biliyorsunuz.
Sevgili anneler babalar bazen böyle yalandan ağlıyorlar ya da işte 6 aylıkken mesela aldatma sinyalleri sergilemeye başlayanlar varmış.
6 aylıkken düşünebiliyor musunuz?
Ama onlarınki tabii ki çok masum işte.
annem babam beni kucağına alsın daha fazla kucakta durayım beni sevsinler şefkat göstersinler diye genelde ve küçük çocuklar özellikle yürümeye başladıktan sonra böyle kelime dağarcıkları arttıktan sonra
aldatmaya yönelik davranışları artıyormuş bu sefer dertleri tabi ki sadece kucak değil belki böyle kızacaksınız diye korkuyorlar ya da ilgi çekmek için olabiliyormuş 3-5 yaş arası çocukların
hayal gücünü bilirsiniz onlar böyle nirvanadır hayal güçleri özellikle bu süreçte çok fazla yalan söylüyorlarmış ama bence bunlar komik yalanlar.
Hani işte böyle senaryolar yazar ya o yaş grubu.
Yok aslan popişimi ısırdı anne.
Yok dolabımda öcü var baba.
İşte ben Antarktika'ya gittim anne.
Penguenlerle kayak yaptık falan.
Aslında hayalleriyle gerçekleri böyle birbirine karıştırıyorlarmış bazen.
İşte televizyonda bir şey izliyor.
Bir çizgi film görüyor mesela.
Onu gerçek zannediyor.
Onlar masum yalanlar.
Yerim ben onları. Sonra okul çağı başlıyor işte.
Öğretmenim sular kesiyor.
sikti ödevlerimi yapamadım yalanları başlıyor yani okul çağı çocukları genelde kabul görmek için işte ortama uyum sağlamak için onaylanmak gibi sebeplerden yalana başvurabiliyorlar ya da
genelde biz onların rahatını bozmayalım diye yalan söylüyorlar evet anne dişlerimi fırçaladım Tabi tabi ödevimi yaptım kitabımı okudum baba evet evet hani beni bir salın ya şurada ben bir rahat rahat iPad'imle
oynayayım. Yalan söyleyebiliyorlar o yüzden.
Bazen de ebeveyni işte memnun etmek için onunla gurur duysunlar diye yalan söylüyorlar.
Sınavım iyi geçti gibi mesela.
Bir de şu var çocukların doğruluğu çok acımasız olabiliyor arkadaşlar bilirsiniz.
Mesela işte gelirler suratınıza derler ki saçın ne kadar kötü olmuş ya falan.
Üzülürsünüz ya da gider arkadaşına der ki senin boyun ne kadar kısa ya ya da ne kadar kilolusun.
Çocuklar birbirlerine zorbalık yapıyorlar.
Sonra biz diyoruz ki ama sen arkadaşını incittin böyle deme diyoruz doğal olarak tabii ki.
Onlar da şöyle düşünüyor.
O zaman yani insanlara gerçekleri söylemek herhalde iyi bir şey değil.
O zaman ben yalan söyleyeyim.
Sonra da ister istemez yalan söylemeye başlıyorlar.
Ne yapsınlar yani? Şimdi ergenlikte yine ebeveyn baskısı giriyor devreye.
Korkusu daha doğrusu en çok yalan söylemelerine neden olan şeylerden biri ergenlerin, ebeveynlerin baskısı ve ebeveyn korkusu.
E Merve hadi onlar çocuk ya da ergen biz yetişkiniz neden bu kadar yalan söylüyoruz ya da neden bu kadar yalanlara maruz kalıyoruz demiş olabilirsiniz.
Çünkü dediğim gibi başkalarını incitmek istemiyoruz arkadaşlar.
Yani bu aslında az önce anlattığım şey hani çocukken acımasızlığımız var ya bunu törpülüyorlar ebeveynlerimiz yapma insanları.
kırma diyorlar haklı olarak.
Biz de bunu öğrenerek büyüyoruz.
Başkalarının duygularını incitmememiz öğretiliyor bize.
İkincisi gizli gerçekler.
Yani bunun için yalan söylüyoruz ya da bize söyleniyor.
İnsanlar kendini daha iyi hissetsin diye ya da işte bize iltimas tanısınlar diye.
Bazen işten atılmamak için, bazen böyle daha çok satış yapmak için, bazen beraber olmak isteyen kişiye kur yapma amaçlı komplimanlar yapılıyor, yalanlar söyleniyor.
Bir başka sebep kendimizi korumak.
için tabii ki. Hani Jim Carrey'nin bir filmi var ya Yalancı Yalancı diye bir film hatırlarsınız.
Çok eski bir filmdir. Adam herkese gemisini yürütebilmek için böyle bir sürü yalanlar söylüyordu.
Çocuğuna bile yalan söylüyordu.
Sonra çocuğu doğum gününde bir dilek tutuyordu.
İşte artık babam hiç yalan söylemesin diye bir dilek tutuyordu.
Sonra dileği gerçek oluyordu.
Adam hiç yalan söylemiyordu artık ve başına gelmeyen kalmadı.
Patronuna gidiyordu ki sen aslında ukalanın tekisin.
Gösterişli bir serserisin.
İşte agresif moruk gibi şeyler söylüyordu.
Tabii ki patronu şaka zannetti.
Yıllarca böyle ona pohpohladığı için onu bunları şaka zannetti güldü.
Yani herkese gerçekten içinden geçenleri söyledi.
Gerçek hayatta cesaret edemediğimiz için yalana başvurduğumuz şeyleri yüzümüze yüzümüze vurdu.
Bir de bir şey diyeyim mi? Bazı insanların vedası böyle oluyor aslında.
Yani bir insanı ne zaman en iyi tanırsanız biliyor musunuz?
Bence vedalaşırken.
İlk tanıştığınızda değil vedalaşırken bir insanla ayrılırken size gerçek yüzünü gösterir.
Yani artık onu tamamen hayatınızdan çıkardığınız zaman o zaman sizinle ilgili gerçek fikirlerini söylerler.
Çünkü nefretlerini kusarken.
Bunları dile getirirler. Bir anda dürüstlük timsali olurlar.
Aa dersiniz demek benim için bu kadar iğrenç şeyler düşünüyormuş.
Bu kadar kötü biriymişim ben.
Sonra şükredersiniz tabii.
Yani iyi ki bu insanla daha uzun uzun seneler dost kalmamışım ya da sevgili olmamışım diye.
Yani madem bu kadar leş biri olduğumu düşünüyordun, neden sana sırt çevirmemi bekledin değil mi?
Dürüst olmak için. Yani bir insanı en iyi ayrılırken tanırsınız arkadaşlar.
Belki de hayatında en dürüst olduğu an odur.
İnsanlar bazen ilişkilerini korumak adına yalan söylüyor.
Özellikle de evli çiftler.
Atıyorum birisi sebze yemeğini hiç sevmediği halde severmiş gibi yapıyor.
Hani eşi zahmet etmiş yapmış hani gönlü kırılmasın diye.
Bilmiyorum var mı böyleleri.
Ya da diğeri eşine uyum gösteriyor.
İşte o filmi izlemeyi hiç istemediği halde.
Aa severim okey izleyelim tabii diyor.
Bana bunlar masum geliyor.
Hani sınırlar çok aşılmadıkça.
Bir başka sebep hoşa giden bir imaj yaratmak.
arkadaşlar ve reddedilmemek için yalan söylemek işte sosyal medyada gördüğümüz hayatların çoğu yalan.
Bu kısma verilebilecek en iyi örnek bence bu.
Bir başka sebepse cezadan kaçmak için yalan söylemek.
Hani ceza derken ille de böyle hapis cezası falan değil.
Kınanmamak için, ayıplanmamak için de bazen insanlar yalan söyler.
Ne bileyim eşini aldatırken yakalanmış birinin söylediği yalanlar mesela.
Bir başka sebepse başkalarını korumak için söylenen yalanlar.
İşte nazilerden saklanan Yahudileri koruyanlar mesela.
Başkalarının hayatlarını kurtarabilmek için yalan söylemek zorunda kaldılar.
Bir başka sebepse...
başkalarını teşvik etmek için yalan söylemek.
Mesela Temel Reis'in işte çocukları ıspanak yemeleri için kandırması gibi.
İşte ıspanak yerseniz kaslarınız böyle olur.
Ya da doktorların hastalarına verdiği işte teselliler vardır.
Teşvik ederler onlara iyileşmeleri için.
Bunlar bence hani Teoman'ın parçasında dediği gibi bazı yalanlar güzel diyor ya o tarzda yalanlar.
Şimdi size çok...
Çok önemli bilgiler vereceğim arkadaşlar.
Bir yalancının beden dili nasıl olur?
Nasıl yalan söylediğini anlarız.
Şöyle şimdi bir insan yalan söylediği zaman genelde ilk olarak nefes alıp verişinde değişmeler oluyormuş.
Mesela normalde nefes alıp verirken karnımız inip şişiyor ya yalan söylerken Karnının inip kalktığını değil göğsünün üst tarafına dikkat edin.
Omuzlarının inip kalktığını fark edebilirsiniz diyorlar.
Yani omuz bölgesine ve göğsünün o üst bölümündeki gergin pozisyona dikkat arkadaşlar.
Ve bir insan sizi kandırmaya çalışırken böyle nefes alıp verirken yanaklarındaki havayı ani bir şekilde üfleyerek çıkartabilir.
Hani oksijen ihtiyacını karşılamak için.
Çünkü vücudunda ani karbondioksit birikiyor ve o yüzden otomatik sinir sistemi fazla mesai yapıyor olabilir.
Ve bu yüzden bunu dengelemek için yani derin bir nefes alıyor ve onu dışarıya üfleyebiliyor yalan söylerken.
Yani biriken gerilimi dışarı atıyor.
O yüzden yanaklarını böyle balon gibi şişirip üfleyenlere dikkat böyle yapıyorlar ya böyle kulaklarınızdan özür diliyorum.
Yine çok bilinen bir şey yüz kızarması arkadaşlar terleme de olabilir.
Bunun sebebi de adrenalin salgılanmasındaki artış ve kan damarlarıyla o kılcal damarlarda eş zamanlı olarak meydana gelen değişiklikler.
Bunlar yüzümüzün kızarmasına ve terlememize sebep oluyor.
Koyu tenli insanlardaysa hani deriz işte yüzün sararmış solmuş.
Aa kül gibi olmuşsun deriz.
Hani biz beyaz tenliler kızarıyoruz.
Onlar bu şekilde oluyormuş.
Yani yalancılar yalanlarının ortaya çıkacağını hissettikleri an.
Kulakları, burnu, yanakları buralar özellikle kızarabiliyormuş Alında, burunda, yanaklarda, çene ve dudak üstünde terlemeler olabiliyormuş Böyle boncuk boncuk terlemeler En
çok da dudağın üst kısmındaki terlemeye dikkat İnsanlar birilerine yalan söylerken genellikle vücutları kasılır.
Her iki omuzları da böyle sertleşerek öne doğru gelir.
Başları hafif bir şekilde öne doğru eğilebilir.
Yani omzumuzun gardı düşmüş gibi düşünün arkadaşlar düşük omuz.
Normalde hani dimdik yürüyorsunuzdur ama yalan söyleyeceğiniz zaman ya da yalan söylüyorsanız utanç ve suçluluk ifadesi omuzlarımız öne doğru çöküyor.
Yani biz farkında olmadan.
Yarı cenin pozisyonu gibi hani daha az yer.
kaplama isteğimiz, kendimizi küçültmeye çalışmamız ve bir başka yalan yakalama detayı omuz silmek.
Karşınızdakine bir şey soruyorsunuz.
Hani yalan mı değil mi öğrenmek istiyorsunuz.
Aniden omuzlarını silkiyor size cevap verirken.
Bu yüksek ihtimalle yalan söylüyor olabilir demekmiş.
Ve yalan söyleyen kişi konuşurken size daha fazla eğilir.
Yani öne doğru eğilerek konuşabilirmiş.
Bu da manipülasyon yapmak için yani kendini daha samimi göstermek için yapıyor bunu.
Ve bu pozisyonlarını tüm konuşma boyunca sürdürebilir.
Hani öne doğru eğik konuşmak.
Yalan söyleyenler genelde sürekli böyle kıpırdanıp dururmuş konuşurken yani içgüdüsel olarak aslında oradan hemen uzaklaşmak istiyor, kaçıp gitmek istiyor.
Hatta bir ayağının topuğu havadaysa o da aynı şekilde yalan söylediğini gösteriyor.
Çünkü vücut hareketi gitmek istiyor ve vücut hareketleri hızlanıyor, enerjisi yükseliyor.
Hani savaş ya da kaç tepkisi veriyor ya da tam aksi.
tamamen hareketsizde kalabilir.
Hani normal bir sohbette vücudumuzu ister istemez belli belirsiz böyle farkına bile varmadan hareket ettiririz.
Bu zaten normal. Karşımızdaki kişi de anormal bir hareketlilik ya da anormal bir hareketsizlik varsa, duranlık varsa buna dikkat.
Yani kendini kontrol altında almaya uğraştığını zaten anlarsınız.
Hani hareket etmek istiyor ama kontrol altına almak istiyor duruşunu her şeyini.
Çok dik bir duruş böyle poker face tam.
Ve tüm konuşma boyunca put gibi aynı pozisyonda duruyor.
Hatta böyle dururken işte ellerini kollarını tutuyorsa hani bu gizli tutması gereken bir şeyler olabilir anlamına gelir.
Bir de yalan söyleyen kişinin baş hareketleri kendisini ele verebilir diyorlar.
Hani böyle başıyla tuhaf biçimsiz hareketler yapıyor olabilir kafasını geriye atıyordur ya da öne doğru atıyordur arkaya doğru yana doğru yatırıyor olabilir.
Özellikle de siz soru sorduğunuz anda hani tam böyle yalanını yakalayacaksınız köşeye kıstırdığınız anda bunu yapıyorsa dikkat.
Hani küçük çocuklar utandıkları zaman başını öne eğer ya yalan söyledikleri zaman biz de bunu yapabiliyoruz.
Hani yakalandım çok utanıyorum gibilerinden.
Bunun beden dilimize yansıması gibi.
Bir başka belirti konuşurken boynuna dokunuyor mu?
Eliyle boğazını böyle kapatıyormuş gibi yapıyor mu?
Bunlar otomatik hareketler arkadaşlar.
Kontrol edilemeyen bilinçsizce yapılan hareketler.
Ya da yakasını boynunu çekiştiriyor mu konuşurken?
Kravatı varsa onu gevşetmeye çalışıyor mu?
Bunlar hep detay. Ya da işte kocaman kocaman yutkunuyor mu konuşurken?
Bunlar otomatik sinir sistemimizin yarattığı etkiler.
İstemsizce zor yutkunuyoruz.
Mesela erkeklerde o zor yutkunma.
Daha kolay tespit ederiz.
Adem elmasından dolayı kadınları yakalamak zor.
İnsanlar endişelendikleri zaman ya da söylememeleri gereken bir şey söyledikleri zaman bu hareketi otomatikman yapıyor olabilirler.
Yalan söyleyen biri bir de parmağını tırnağını ısırabilir.
Çünkü insanlar gergin ya da endişeli oldukları zaman parmaklarını ağızlarına götürebilir otomatikman ya da tırnağını ısırabilir.
Ağzını kapatabilir. Bu aslında hani kendimizi susturmak için vermiş olduğumuz ilkel bir tepki.
Bu arada tabii ki bunları beden deli uzmanları daha profesyonel olarak yorumluyorlar.
Bunlar yüzeysel şeyler arkadaşlar.
Hemen şey yapmayın yani. Aa işte adam kocaman yutkundu.
Kesin yalan söylüyor. Öyle değildir elbette.
İnsanlar saklayacak bir şeyleri olduğu zaman ellerini genelde işte boğazına, göğsüne ya da özel bölgelerine götürebiliyor.
Karnına götürebiliyor. Vücudunun savunmasız yerlerine götürebiliyormuş ellerini.
Ve yalan söyleyen insanlar aniden böyle başını yüzünü boynunu ya da kollarını kaşımaya başlayabiliyormuş.
Yine sinir sistemi fazla çalıştığı için o artan kan akışı genişleyen kılcal damarlar kaşınma hissi yaratabiliyor o yüzden.
Ya da işte parmaklarıyla böyle masaya ritim tutabilir.
Parmaklarını çekiştirebilir.
Ellerini ovuşturabilir.
Bunlar da olabilir. Hatta saçlarıyla oynayabilir.
Bir de karşılarındaki insanı aldatırken yalan söylerken genelde insanlar böyle avuç içlerini...
Kendilerini doğru döndürüyorlar hani ellerini sadece dışını göreceğiniz şekilde size doğru tutuyorlarmış genelde doğru söyleyenlerse ellerini böyle dürüstçe her iki avuç içinde görebileceğiniz
şekilde açık bir pozisyonda tutarlarmış hani saklayacak bir şeyim yok anlamında siyasetçiler genelde böyle konuşur arkadaşlar hani öğretilmiştir onlara beden dili.
Karşınızdakine parmak sallamak veya elimizi kolumuzu saklamaya çalışmak da yalan alameti.
Mesela elimizi masanın altında saklıyorsak hani bir soru sorulduğu zaman yalan söyleyeceksek eğer elimizi saklamaya meyledebiliyormuşuz ya da aniden cebimize sokabiliyormuşuz.
Konuşurken gözlerimizi kaçırmak bu çok bilindik bir yalan yakalama şeklidir ama dik dik bakmak, öfkeli öfkeli böyle düşmanca bakmak bu da yine yalan söyleyenlerin öfkesi.
Senin yansıması olabiliyor.
Hani beni yakaladın, öfkelendim gibi bir bakış.
Ve yalan söyleyen kişiler sıklıkla konuşurken ya böyle burnunu çekiştiriyormuş ya burnunu kaşıyormuş.
Hani bir burun teması olabiliyormuş yalan söyleyen insanlar konuşurken.
Kuruyan dudakları yalamak, sahte sahte gülmek, dudağı böyle sinsice bir yana kaydırmak ya da dudağı ısırmak, hafifçe öksürür gibi yapmak, boğazını temizlemek yaparlar ya
böyle. Bunlar yalan söyleyenlerin beden dilleri olabilir arkadaşlar dikkat.
Umarım hiç yalan söylemek zorunda kalmayız ve umarım hiç kötü yalanlara da maruz kalmayız.
Doğru bilginin kaynağı Bundle Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Haberlere doğru kaynaktan ve clickbaitsiz ulaşabilirsiniz Bundle sayesinde.
Ben artık haberleri hep buradan takip ediyorum ve dünyadan geri kalmak istemeyenleri de açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Bu cuma yepyeni bir bölümle tekrar beraber olacağız arkadaşlar.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
