
Altıntaş Online hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan faydalanmak için: https://www.altintasonline.com/
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
*Bu bölüm "Altıntaş Online" hakkında reklam içerir*
Transkript
Altıntaş Online'ın sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bugün yine çok ilgimi çeken konulardan biriyle karşınızdayım.
Vampir! O zaman İrlandalı yazar Bram Stoker'ın 7 yıl üzerinde çalışıp 1897 yılında yayınladığı ve dünyaya damgasını vuran Dracula kitabından bir sözle açıyorum
bu bölümü. Gerilim ve korku edebiyatında bir başyapıdır Dracula.
Der ki, gecenin acısını çekmeden...
Hiç kimse sabahın yüreğine ve gözüne ne kadar tatlı ne kadar aziz görüneceğini bilemez der.
Bu kitapta iyi ile kötü arasında o sonu gelmeyen bir savaş vardır ya aslında özde bu anlatılıyor.
Geleneksel toplumların kendine has kültürel bağlamında ölüm iyi ve kötü olarak iki türe ayrılıyor arkadaşlar.
Bir kötü ölüm var işte bu ruhun lanetlenmesi iyi ölümde ruhun azad oluşu kurtuluş anlamına geliyor.
Bunu biraz daha açacak olursak iyi ölümü 19.
yüzyılda Makedon halk inançları ve lanetler üzerinde 40 sene çalışmış olan Marco Kepenko şöyle açıklıyor.
Huzurlu bir ölüm tüm görevlerini tamamlamış barış içinde bir gidiş demiş.
Hani böyle vadesi yetti derler ya yaşlanıp gidenlere öyle düşünün.
Şiddet, kaza, herhangi bir hastalık olmadan gidiş.
Hani beklenen bir ölüm, huzurlu, iyi biten bir ölüm.
Kötü olansa ani olan arkadaşlar.
Savaşta, göçte, beklenmedik bir şekilde doğma anında bir kaza geçirerek yani beklenmedik bir şekilde olan ölüm.
Çünkü ardından ritüel yapılamıyor.
Yani vaktinden önce gidenler, beklenmedik bir şekilde hayatını kaybedenler.
Neden kötü bu?
Çünkü bu insanların asla öte aleme giremeyecekleri, oraya bir şekilde dahil olamayacakları.
Ve bunun içinde acılar içerisinde oldukları, ömür boyu buna mahkum oldukları düşünülüyor.
Arafta kalmışlar gibi düşünün.
O yüzden bu insanlar en tehlikeli ölüler grubu olarak görülüyor.
İşte vampirlerin ad medinde bu var.
Kindar ruhlarınınsa sonsuza dek dünyayı dolaşacağına inanılıyor olabilir diye açıklamış.
Ki Güney Slav inancında vampirlik orada zaten çok yaygın inanış olarak.
Kötü ölümle hayatını kaybetmiş olanların.
bir şekilde vampir olarak geri dönme potansiyeli olduğuna inanılıyor.
Özellikle de intihar edenlerin arkadaşlar.
Hatta onları köy mezarlığına bile gömüyorlarmış.
Peki neden biz vampir deyince hemen böyle takım elbiseli, belki çok yakışıklı, böyle karanlık bir tarafı olan ama böyle bembeyaz suratlı bir adam hayal ediyoruz.
Tırnakları da muhtemelen protezli.
Yok mudur bunun bir prototipi?
Var tabii ki. Size daha önce Mary Shelley'nin 18 yaşında yazmış olduğu Frankenstein kitabından bahsetmiştim.
Sanırım gelecekte bizi neler bekliyor podcast'ıydı.
O hikayenin ortaya çıkışı bir kış gecesi Mary ve dört arkadaşı.
Bu arada arkadaşı dediğimde Lord Byron falan yani.
Eğlence amaçlı böyle hayalet hikayeleri, korku hikayeleri uyduruyorlar, yazıyorlar falan.
Bir villa kiralıyorlar. Burada üç hafta kalıyorlar.
Üç haftada da Mary'nin ortaya çıkardığı şey Frankenstein ki bu Dracula'nın prototipi olabilir.
Diğer arkadaşı John William Polidori arkadaşlar o da bir yazar.
Onun hikayesi de böyle kuru kafalı bir kadın hikayesi.
Lord Byron'da bir vampir hikayesi anlatıyor ama bu yarım kalıyor.
1819'da Polidori Lord Byron'ın anlattığı o vampirli korku var ya yarım kalmış olan.
O hikayeyi alıyor tamamlıyor böyle vampirli bir eser kaleme alıyor ve buradaki vampir karakteri şair Lord Byron'a o kadar benziyor ki orada da bir lord var.
İşte o vampirler o yüzden öyle arkadaşlar böyle şık giyimli bir lord gibiler ya Lord Byron tipli vampirler buradan geliyor.
Aslında hikayeyi ilk kurgulayan şair Lord Byron ama dediğim gibi Polidori.
Böyle bir hikaye yazıyor. Fakat Lord Byron çok ünlü olduğu için eser ilk olarak onun adıyla basılıyor.
Böyle bir hata yapılıyor. Sonra pek çok dile çevriliyor.
Tiyatrolarda sahne alıyor ve müthiş bir üne kavuşuyor.
Zaten adı da vampir ve vampir romanlarının ilk gerçek örneği ve Dracula'nın öncüsü kabul ediliyor.
Ve halk efsanelerindeki o korkunç vampir algısını da yıkıyor.
Çünkü yakışıklı bir vampir.
Böyle kötü kalpli bir aristokrat.
Lord Vampir. Öldürmeye karşı koyamayan merhametsiz bir adam.
Böyle soluk tenli. Yüksek cinsel arzuları olan küstah Lord Byron gibi aynı.
Bunun bir çeşit intikam olduğunu düşünenler de var.
Polidori'nin Lord Byron'dan almış olduğu intikam gibi.
Çünkü aralarında büyük bir çekişme oluyor bu roman yazıldıktan sonra.
Yok sen yazmıştın, yok ben yazmıştım diye.
Sonra edebiyat dünyasında karşımıza artık dişi vampirler de çıkmaya başlıyor.
Kamilya onlardan birisi.
Ama şüphesiz ki dünyaca en çok sevilen ve bilinen Bram Stoker'ın vampiri Dracula.
Bu arada bir edebiyat dedikodusu vereyim sizlere.
Oscar Wilde çiçeğimin biliyorsunuz o da bir İrlandalı yazar.
Kanalımda podcastı var biyografisi.
Onun aşık olduğu Florence diye bir kadın vardı ya onu istememişti.
O Bram Stoker'la evleniyor arkadaşlar.
Oscar Wilde'ın ilk aşkıdır Florence.
Bu olay sonrası zaten İrlanda'yı terk ediyor.
Bir mektup yazıp İngiltere'ye gidiyor.
Bu arada Stoker ile Wilde aynı okuldalar tanışıyorlar yani ve Florence'ı bence Allah kurtarmış öyle derler ya.
Çünkü Oscar Wilde'ın eşi Constance'ın neler çektiğini biliyoruz.
Şimdi Bram Dracula'yı yazarken Transilvanya'daki o batılı inançlardan faydalanıyor.
Birçok makale okuyor bununla ilgili.
Dediğim gibi 7 sene sürmüştür o hazırlık aşaması falan.
Bu arada Doğu Avrupa'ya hiç gitmeden yazmıştır bu romanı.
Bir de işte Gezi kitaplarından etkileniyor, makaleler okuyor, hepsini birleştiriyor falan ki zaten Dracula'yı okuyanlar hatırlayacaktır.
Oradaki avukat şaşırıyordu ya, baş karakterimiz Jonathan Harker diyordu ya işte İngiltere'ye hiç gitmemiş ama o kadar iyi biliyor ki.
Yazar da aynen öyle.
Dracula Rumence'de şeytan demek arkadaşlar.
Daha doğrusu yazar Bram Stoker öyle düşünüyor.
Bir halk kütüphanesinde böyle bir şeye denk geliyor.
Ama Dracula Rumence'de şeytan demek değil.
Ejderhan'ın oğlu anlamına gelir Drakula gerçekte.
Vampir mitolojisinin de modern algısını şekillendirmiştir bu Drakula.
Yani klasik vampir mitolojisi zaten 18.
yüzyıl sonu 19. yüzyıla kadar Romanya ve Balkanlarda çıkan hikayelere dayanıyor arkadaşlar.
Ve bu mitolojiye göre vampirler genellikle böyle gece ortaya çıkarlar.
Uyuyan insanların kanını emerler işte çeşitli güçlere sahiptirler.
Onları öldüren şey güneş ışığıdır, sarımsaktır veya haç sembolüdür.
Vampirlere belki inanabilirdim.
Yani sarımsakla öldüklerini bilmesem gerçekten inanabilirdim.
Ben olsam sarımsak yiyip oh yapardım.
Zaten öleceğini düşünüyor.
Yani bir diş kastamonu sarımsağı yeter arkadaşlar.
Vampir savar. Libido killer.
Vampire sarımsak değil sarımsak desem bence yine ölür.
Ama kahrından ölür.
Bir de vampirler gümüşten çok korkuyormuş arkadaşlar.
Benim hayatım boyunca bir tane bile gümüş takımı olmadı.
Gümüş rengini açıkçası pek sevmem.
Old bat goldlar bilir.
Merve daima goldçudur arkadaşlar.
Yani vampirle karşılaşsam onu da ikna ederim.
Kanki ne yapacaksın gümüşten korkuyorsun.
Gel boşver altın alalım yatırım olur.
Bak altıntaş online'de müthiş ürünler var.
Erkekler için kilitli kral figaro altın bileklik.
The Black altın bileklik önerirdim.
Böyle full siyah giyiniyor ya yakışır diye düşündüm.
Beyaz altın seven beyler için süper kral altın zinciri önerirdim kolye olarak çok hoşuma gitti.
Merve bize ne önerirdin diyen kadınlar.
İlk önerim petek tors altın zincir kolye bayıldım.
Her gün takmalık her yerde takmalık.
Ben böyle şeyleri tişörtün üzerine takıyorum sporlaştırıyorum ama her yerde takılabilecek ömür boyu kullanılabilecek bir kolye.
Eğer yakın zamanda evleneceğim diyorsanız.
Petunya altın gerdanlık takımı mutlaka bakın.
Yok ya ben beyaz altın seviyorum diyenlerdenseniz damla tanesi çok hoşuma gitti.
Spor takılanlar için küp altın kelepçe, minimal tors, mat altın kelepçe olabilir.
Farklı farklı renkleri var.
Baby göz altın yüzük bayıldım.
Zaten o kadar çok çeşitleri var ki 5000'den fazla ürün var düşünün.
Seçemiyorsunuz kendinizi kaybediyorsunuz.
Her yaşa her kesime hitap edebiliyor ve yarım asırdan fazladır.
Altın ve mücevheratın nabzını tutuyor Altıntaş Online.
O yüzden çok yenilikçi, modern ve çok güvenilir.
Aldığınız ürünler kullandığınız süre boyunca ömür boyu garantili arkadaşlar.
Bakımları ve tamirleri de ücretsiz.
Altıntaş Online web sitesinden yapacağınız alışverişler aynı gün içerisinde saat 16.30'a kadar kargolanıyor.
Sigortalı kargoyla yapılıyor zaten.
İçiniz rahat olsun. Hatta şu an size özel %20 indirim var Altıntaş Online'da Açıklamalara bırakmış olduğum linke tıklayarak hemen bu indirimden faydalanabilirsiniz Altına yatırım yapın arkadaşlar asla
pişman olmayacağınız bir yatırım Hem takınca kendinizi iyi hissettiriyor hem de paranız boşa gitmemiş oluyor yani bir taşla iki kuş vurmuş oluyorsunuz O zaman açıklamalara bırakmış olduğum link ile Altıntaş Online'ın web sitesinde kendinizi
kaybedebilirsiniz. Ben öyle oluyorum şahsen.
Şu an karşımda Şimal Şövalye altın yüzük var.
Ama bu nedir ya? Bu nasıl güzel bir şey?
Tamam Merve sakin ol.
Sakin ol ve podcast'e devam et.
Voltaire diyor ki arkadaşlar gerçek kan emiciler mezarlarda değil aramızda.
Ama Van Helsinglerde Dracula'nın adamı olmuş bu devirde.
Yani kimi kimi şikayet ediyorsun Voltaire.
Şimdi eminim kazıklı voivodayı bekliyorsunuz heyecanla.
Modern vampirlik deyince direkt Romanya prensi Vlad Dracula geliyor aklımıza kazıklı voivoda.
Peki neden aklımıza geliyor?
Çünkü Dracula yemek esnasında diyor ki ben kazıklı voivodanın soyundan geliyorum diyor.
Yani 3. Vlad kazıklı voivodanın soyundan.
1428-48 arası.
Eflak, Romanya hükümdarı komutanı.
Kazıklı Voivoda düşmanı da kim?
Biziz, Osmanlı.
Osmanlı askerlerini esir alarak kazığa oturtmasıyla ünlüdür Kazıklı Voivoda.
Kazığa oturtma deyince aklıma şu an bir kitap geldi.
Yıllardır unutamadığım bir sahne var.
Dirina Köprüsü diye bir kitap vardı.
Orada bir kazığa oturtulma sahnesi vardı hatırlıyor musunuz?
Köprünün üstünde. Ben orada öğrenmiştim işin raconunu.
Ben normalde şey zannediyorum işte kazığa oturtulduğu anda insan ölüyor.
Hayır ölmemesi gerekiyormuş.
Hani işin raconu günlerce onun ayık kalması, canlı kalması.
Gerçekten iğrenç bir işkence.
Neyse konuya dönüyorum.
Kazıklı boy vodanın Türklere olan kininin sebebi...
Geçmişte onlara esir düşmüş olması ki babası da bir Türk düşmanıdır kazıklı boy vodanın.
Binlerce masum insana gaddar ve acımasızca işkence yapmıştır Romanya'daki Brand şatosunda.
Bugün bile turistlerin uğrak mekanı hatta en uğrak mekanı diyebilirim.
Romanya deyince direkt aklımıza Dracula falan geliyor ama dediğim gibi alakası bile yok.
Fatih Sultan Mehmet'in Eflak seferinden sonra Drakula elinden kaçıyor ve Macaristan'a sığınıyor.
12 sene burada tutsak kalıyor.
Sonra tekrar tahta geçiyor ama 2 ay sonra bir bataklıkta başı böyle gövdesinden ayrılmış bir şekilde bulunuyor.
Ve kesik başının topkapı sarayına Fatih Sultan Mehmet'e getirildiği söylenir.
Fatih de bu başı kaza oturtmuştur.
Bulat Dracula'nın başını intikam amaçlı.
Bedeni ise bulunduğu yere gömülmüştür.
Ama mezarı açıldığı zaman cesedinin yerinde bulunmamasından dolayı bir efsaneye dönüşmüştür arkadaşlar.
Merve bu adam vampir değil mi?
Neden biz onu öyle biliyoruz?
Bir caniymiş meğersem demiş olabilirsiniz.
Evet abi zaten adamın vampirlikle hiç alakası yok.
Romanya tarihine baktığınız zaman halk efsanelerine hiçbir yerde böyle bir şeye rastlamazsınız.
Bram Stoker'ın Dracula romanından dolayı böyle bir üne kavuşuyor buralar.
Aslında turizm açısından yaramış halka ama Romanya'nın ulusal kahramanı kazıklı voivoda ve adamlar hiç hoşnut değil.
Yani kahramanlarına bu şekilde vampir denilmesinden.
Onlar zaten Vlad Tepes diyorlar yani Dracula demiyorlar.
Peki neden bu insanlar pardon vampirler kan emiyorlar?
Çünkü kan olmadan yaşayamayız.
Yani adeta mucizevi bir yaşam iksiridir kan.
Üzerine yeminler edilen kutsal bir yaşam sıvısı.
Ve vampirlerin derdi kan emmek falan değil.
Psikik ya da ruhsal bir enerji var.
Ona duydukları ihtiyaç.
Yaşam enerjinizi istiyorlar.
Ruh enerjinizi çekmek istiyorlar.
Emer ve akrabalarımı mı anlatıyorsun?
Ya Damon Salvatore gelse yani Ian Summerhalder seve seve kanımı veririm.
Şahsen vampir diye bir şey varsa ya bir arkadaşımın bununla ilgili rüyası var.
Anlatmasam çatlarım. Rüyasında ben Damon Salvatore'la işte sevgili olmuşum.
Yani vampirle arkadaşıma gidiyorum.
Ve işte güya ben onun vampir olduğunu bilmiyormuşum.
Sadece arkadaşım biliyor. Sonra biz içeride otururken arkadaşım böyle sinsi sinsi plan yapıyor beni onun elinden kurtarmak için.
Diyor ki ben diyor bir çay koyup geleyim diyor.
Türk rüyası içeri gidiyor.
Demlikle geliyor. Ve vampire çaydanlık fırlatmış.
Kaynarsın. Ölsün diye.
Abi bu nasıl bir bilinçaltı.
Freud mezarında ters döndü.
Bu arada biz buluştuğumuzda iki demlik çay içiyoruz.
Çaydanlıkla vampir öldüren tek insan.
Ya gülmekten anlatamadım.
Umarım anlamışsınızdır. Ama Güney Slav toplumlarında vampir suyla öldürülüyor.
Yani öldürüleceği düşünülüyor.
Hatta mezarlıkları bile nehrin karşısında kuruyorlarmış.
Sadece vampir için değil kötü güçlerden arınma amaçlı su, ateş, metal kullanılıyor genelde.
Hint Avrupa uluslarının inançlarında ateş ve su ilahi kökenli bir arındırıcı olarak görülüyor.
Hani şeytanda çıkarılıyor ya kutsal suyla böyle.
Neden bu kötücül güçler sudan etkileniyor?
Çünkü Mircea Eli diye göre söylüyorum.
Embriyonik varoluşa geri dönüşü simgeliyor diyor.
Yani yenilenmeyi çağrıştırdığı için yeniden doğuşu sembolize ettiği için su.
O yüzden vampire su atılınca maddesel formu imha oluyor ve eski haline geri dönüyor.
Yani maddesel form parçalanıyor, ruhu özgür bir hale geliyor ve diğer dünyada yeniden doğabiliyor diye düşünülüyor olabilir.
Ama bence sarımsaktan daha mantıklı.
Sarımsağı da açıklayayım arkadaşlar.
İçerisinde yoğun bir şekilde kükürt olduğu için bundan etkileniyormuş vampir.
Denensin. Neyse kan diyordum.
Şimdi kan paganik inançlarda ve hatta çoğu inançta kanlı ayinlerle kurban törenleri yapılır arkadaşlar.
İşte bazı barbarlar güçlerini arttırmak için düşmanlarının kanını içer.
Hatta onu yerler değil mi?
Hazreti İsa'nın kanı şarap olarak karşımıza çıkıyor.
Mecazi anlamda. Ekmek bedenidir ya şarap da kanıdır.
Vampirler kanı bu sebeple isterler.
Yani yaşam kaynağını çalmak, bir kudrete ulaşmak için.
Ve vampirlerin böyle telepatik bir bağ kurma yeteneği olduğuna inanılıyor.
Kurbanlarını hipnotize ediyorlar, beyinlerini okuyorlar ve hipnotize etmeleri cinsellikle de bağdaştırılıyor.
Çünkü birini ısırmak hani mahrem bir davranıştır ya böyle kan emme.
Kan emme esnasında vücut sıvıları birbirine karışıyor değil mi?
Cinsellik çağrışımı var burada.
Hipnotize ederek kurbanlarını sersemletip istediğini yaptırabiliyorlar.
Bir de vampirlerin aynada görünmeyeceğini düşünüyorlar ki zaten Dracula'nın kitabında öyle bir sahne vardı ya.
Hani Jonathan böyle aynanın karşısında tıraş oluyordu.
O sırada Dracula içeri giriyordu.
Bir bakıyordu aynada Dracula yok ama yanında Dracula.
Çok korkunç. Bir de vampirlerin kapının eşiğinden geçemediği söylenir.
Hani siz davet etmediğiniz sürece geçemezlermiş.
Bir tabutun içerisinde yaşarlar veya işte sandık, mezarlık, terk edilmiş binalar.
İşte mahremiyet ve güvende olmaya ihtiyaçları olduğu için.
Aile evi terörü yaşıyorlar muhtemelen o yüzden.
Sislerin içerisinde kayboluyorlar.
İşte hizmetkarlar oluyor. Genelde böyle işte soylu insanlar oluyorlar.
Count Dracula işte Lord.
Siz hiç fakir vampir gördünüz mü ya?
Ben görmedim. Bunlar arkadaşlar ortak özellikleri hani roman ve filmlerden ortak özellikleri anlatıyorum.
Vampirlere inanıyormuşum gibi düşünmeyi lütfen.
Dişleri zaten malum işte uzun köpek dişleri var.
Kurtların farelerin sesini duyabildikleri düşünülüyor.
Oldukça uzun tırnaklarının olduğu işte insan gücünün ötesinde bir güçlerinin olduğu çevikliklerin olduğu çok çok iyi bir görüş yeteneği özellikle de gece görüşü.
Güneş ışığını asla tahammül edemedikleri düşünülüyor.
Oraya geleceğim az sonra. Aşırı aşırı hızlı hareket etme kabiliyeti, yarasalarla hatta kurtlarla yarışabilecek bir görüş yeteneği, muhteşem bir koku yeteneği, buz gibi bir ten, kırmızıya yakın
gözler hatta kırmızı gözler.
Bir de Dracula hava koşullarını da kontrol edebiliyordu ve bu onun kudretli güçlerinden biriydi.
Bütün bu anlattıklarım sizde veya bir yakınınızda varsa vampir olma ihtimaliniz var.
Merve pelerinimiz yok ya diyorsanız öyle olmuyor canım.
Pelerini takmak zorundasınız.
Neden? Çünkü yarasayı temsil ediyordur akula.
Zaten Orta ve Güney Amerika'da görülen bir yarasa türü var.
Vampir yarasa deniliyor.
İnsanların kanını içiyorlar.
Hatta işte hayvanlarını da içiyorlar.
Ve salyalarında bulunan bir madde var.
Kanın pıhtılaşmasına önlüyor.
Hatta anestezik bir etki yapıyormuş.
O yüzden kanı böyle son damlasına kadar...
Sıvı halde tutabiliyorlar emerken.
Çok keskin dişleri var.
Böyle dimdik bir duruşları, kocaman gözleri var.
Aynı vampir gibi yani ortasından yarık böyle alt dudakları var.
Ve hayatta kalmak için kan içmek zorunda olan bir yarasa türü bunlar.
Vampir yarasalar. Peki Merve neden vampirlerin kalbine kazık çakıyor bu zalimler ölsün diye?
Aslında vampirlerden önce hayaletleri anlatan birçok efsanede kitapta görmüşsünüzdür bu kazık çakma olayını.
Bazı geleneklerde zaten biri öldüğü zaman vücudunu böyle tamamen delip geçen bir kazık çakılıyor.
Kalbe kazık çakılması da ölünün mezardan geri dirilmesini önlemek için arkadaşlar.
Bir de o kazığı zaten tek seferde çakmanız gerekiyor.
Bu işin bir raconu var. Hani olur da vampirle karşılaşırsanız ya da hayaletle iki vuruşta çakarsanız hayalet canlanıp vampire dönüşüyor bir inanca göre.
Bu arada tarihte pek çok vampir uzmanı var.
Mesela Leo Allatis diye birisi var 1600'lü yıllarda yaşamış ve vampirliğin kitabını yazmış bu adam.
Çalışmaları Katolik Kilisesi'nin vampirleri bir gerçek olarak kabul edişinin ilk örneklerini teşkil ediyor.
Tabii inanmayan din adamı da çok.
1900'lerin başında da Franz Herpmann diye birisi var Alman bir fizikçi.
Vampirliğin gerçek olduğunu söylüyor ama diyor ki onlar kan değil enerji emiciler aslında böyle bir iddia ortaya atıyor.
Ben yıllar önce böyle bir arkadaşım vasıtasıyla biriyle tanışmıştım.
Daha doğrusu o sohbete dahil olmuştum aynı masada oturuyorduk.
Böyle modu çok düşüktü.
Sonra dedi ki ben dedi bir enerji çalıp gelmem lazım modum çok düştü dedi.
Kalktı karşı mağazaya gitti ben de dedim ki bu ne ya sanki marketten domates almaya gitti o neymiş dedim enerji çalmak falan.
Gitti karşıdaki mağazaya bir geldi sabah tümer olarak geldi kadın o kadar şen şakrak nasıl gülüyor korktum.
Böyle bir şey yaşayan varsa beni bir yeşillendirsin arkadaşlar.
Enerji vampirliği.
Şimdi Dracula uzmanlarından günümüzde Prof.
Dr. Elizabeth Miller var arkadaşlar bilmiyorum hala yaşıyor mu.
Bu romanla ilgili Dracula ile ilgili yüzlerce makale yazmış ve onun yorumu benim çok hoşuma gitmişti.
Yazıldığı dönem kapsamında incelemiş Dracula'yı ve geç Victoria dönemi zaten.
O yüzden dönemin o korkularının, endişelerinin, arzularının da bu romanın içerisine sindiğini söylüyor.
Evrim, atavizm, cinsiyet sınırlarının bulanıklaşması, yabancılar, göç bunlar hakkında içgörü sağladığını söylüyor.
Peki Merve gerçekten vampirce suçlar işleyenler var mı?
Var arkadaşlar dünyanın her yerinde her dönem böyle suçlar işleyen insanlar var.
Kimisi gerçekten vampir olduğunu iddia ediyor.
Kimisi de etkilendiğini söylüyor.
Mesela Gilles Duret isimli bir Fransız soylusu var.
1435'lerde yaşamış ve 140 erkek çocuğunu kanlı kurban etme ayinlerinde kullanmış.
Hatta Canavar diye bir film var 2014 yılında çekilen.
Orada onun hayat hikayesi var.
Jeanne d'Arc'ın da arkadaşıdır bu arada.
Hatta Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında Mavi Sakal diye bir masal vardı ya.
İşte o Mavi Sakal bu adamdan esinlenilmiş arkadaşlar.
Bu adamın da böyle büyü ve satanizme merakı var.
İşte insanlara işkence ediyor.
Bundan cinsel bir haz alıyor.
Hatta iç organlarına bakmaktan haz alıyormuş.
Şu an eminim Old Tayfa'nın aklına Damur geldi.
Seri Katil Damur'un podcastini yapmıştım.
Kanalımda var. Bu adam da hatırlarsanız vampirler gibi kan içiyordu.
Ve iç organlardan keyif alan biriydi.
Tarihteki vampirlik vakalarına bakacak olursak bir sürü var da hani en ünlülerini söylüyorum.
Fransız Joseph Fletcher diye birisi var.
12 kişiyi ısırarak kanını içmiş 1857 yılında.
1998'de Kaliforniya'da Joshua Rudiger diye birisi var.
Vampir katil adıyla ünlenmiş ve diyor ki ben 2000 yıllık bir vampirim böyle bir iddiası var.
Ve ölümsüzlük için bana kan lazım diyor ifadelerinde.
Hanover vampiri var, Düsseldorf vampiri var, bir sürü gerçek vampir vakası var.
Hatta 13. yüzyılda İngiltere'de bir din adamı Walter Mapp diyor ki bir vampir diyor köyümüze geldi.
Herkesin kanını emdi diyor.
Böyle bir hikaye var. 1833'de Osmanlı yönetimi altında bulunan...
Bulgaristan'da Takvimi Vakay isimli bir resmi gazete vardı hatırlarsınız tarih derslerimizden.
Orada bir rapor çıkıyor arkadaşlar.
Vampir olduğu düşünülen iki yeniçeri cesetinin ağızlarında taze kan olduğu ve bedenlerinin normal bir insanın vücudundan daha büyük olduğu ve saçlarının tırnaklarının hala sağlıklı
bir şekilde uzamaya devam ettiğini yazmışlar.
Bunların nedenlerini anlatacağım az sonra.
Günümüzde de yaşayan vampirler var.
Mesela Don Harry diye bir adam var.
Vampir olduğunu iddia ediyor. İnsan kanıyla besleniyor gerçekten ama şey diyor hani korkmayın milletin boğazına falan yapışmıyoruz.
Bize gönüllü olarak kan veriyorlar diyor.
Hatta bir sevgilisi var. Adama sürekli kan veriyor içmesi için.
Bu arada adam gerçekten vampire benziyor.
Çok enteresan bir tip. Yakın zamanda otostop çeken bir kızı bir adam arabasına alıyor ve ellerini işte kelepçeliyor.
Şırıngayla kolundan kan çekmiş.
Saatlerce o kanı içmiş.
Sonra adam tutuklandı zaten.
Almanya'da 1930'da Düsseldorf vampiri var.
68 kişiyi katletmiş.
Kanlarını içmiş. Ama 16.
yüzyılda yaşamış bir kadın var.
Macar bir kontes. Elizabeth Bathory'di galiba.
Böyle yüzlerce bakireyi katlediyor.
Onların kanıyla yıkanıyor. Ve son 3 yılını bir kulede hapis cezası ile geçiriyor.
Bunu da ölümsüzlük için, gençlik, güzellik için yaptığını söylemiş.
Kan banyosu yapmış resmen.
Blade'de öyle bir sahne vardı ya.
Kan banyosu müthiş bir sahnede.
Çok ikonik. Bu arada bu vampirliğin kökeninde hani demir eksikliği olabilir diyor bilim.
Hatta şu en başta bahsettiğim adam var ya Don Henry modern vampir dedim sevgilisinin kanını emen adam.
Onun mesela kanını alıyorlar gerçekten demir eksikliği var mı bir sorun var mı diye bakıyorlar.
Adam sapasağlam hiçbir problemi yok.
Ama vampir hastalığı diye bir hastalık var porfira hastalığı deniliyor arkadaşlar.
Çok ender görülen bir şeymiş.
Hani böyle vampir belirtileri işte ışığa karşı hassaslar gece yaşıyorlar o yüzden tedavisi de kanla sürekli kan verilen bir hastalık ama dediğim gibi nadir görülüyor.
Şimdi sırada bu vampirlerin çocukluğu var arkadaşlar çocukluğuna ineceğiz.
Psikoloji dünyası buna nasıl bakıyor vampirlik meselesine?
Vampir mitinin kökeninde bir anne oğul doğum ölüm ilişkisi olduğu düşünüyor kan bağlamında.
Ve kişilik sapmalarının bozulmalarının altından genelde erken çocukluk dönemi işte anne çocuk ilişkisi çıkabiliyor ya.
Korku ve bilim kurgu filmlerinde kötü karakter geç dönem çocukluğunun kötü babası, kötü anne imgesi de kötü karakterin kötülük sebebi olabiliyor demişler.
Anne ile çocuk arasındaki o süt emme ilişkisi var ya vampirin kan emmesine benzetiliyor.
Böyle bir eylem olarak algılanabiliyor.
Süt emmek emilenin içindeki canı alarak yaşam kazanmak gibi ya.
Vampirin de boğazdan kan emmesi buna benzetiliyor.
Hani çocuğun anneden süt emmesine.
Ama buradaki aktarma bozuk arkadaşlar.
Tersine dönmüş. Bebekken beslenen, o yaşam kazanan çocuk daha sonra kendisini yaşama olanandan mahrum kılan o kötü annesinin gücünü işine çekiyor.
Kendini aktarıyor denilmiş.
Bu çok uç bir yorum gibi geldi bana ama olabilir mi?
Olabilir. Ve vampir mitinin insanın alt benliğinde gizlediği, yıkıcı, yok edici benliğini temsil ettiğini ifade edenler de var.
Kötü ve yıkıcı olan alt ben yani it.
Vampirde ifade buluyor.
Bilim ve uygarlığı temsil eden üst ben yani vampir avcısı Van Helsing onun tarafından yok edildiği düşünülüyor.
Bir de vampirlikteki o ölümsüzlük arayışı çok seküler bir ölüm.
Hani vampirin öyle cennete gideyim gibi bir derdi yok.
O evreleri direkt pas geçmiş.
Dünyada maddi olan ölümsüzlüğün peşinde ve ana mekanı dünya dikkat edin.
Öte alem değil. Yani manevi alemle işi yok.
Maddi alemle işi var.
Dünyayla işi var. Göksel değil ayağı yere basan, toprağa basan bir ölümsüzlükten bahsediyorum.
Bu söylediklerim zaten hani Tanrı'yla restleşmesi, maddi doğumu, Hz.
İsa'nın doğumunu tam zıttı dikkat ederseniz.
Ve hani güneşten korkuyor falan dedim ya.
Güneş nedir arkadaşlar? Babadır daha önce anlatmıştım.
Karanlık aydır, annedir demiştik.
Hani bütün kötü varlıklar gece çıkıyor.
Neden? Çünkü ataerki transformasyon.
Peki Drakula'nın o toprağa yatarak dinlenmesi, hani toprak ana ondan güç alması.
Ya da işte Romanya'dan İngiltere'ye gittiği o geminin adının Demeter olması.
Demeter toprak ana, bereket ana, tarım tanrıçası değil mi?
Nevzat Kaya vampir için diyor ki toprak ananın oğlu.
Vampir tanrıyı yitirmiş bir çağın öldürülecek bir babası kalmadığı için korkunçlaşmış bir Oedipus'tur diyor.
Oedipus kompleksi erkek çocuğun bilinç dışı düzeyde annesini arzulamasının, o tabuyu baskılamasının sonucu olarak ortaya çıkan Çatışma ve vampir filmlerinin alt metninde bu var.
Annesinin sevgisini almak isteyen çocuk hem cinsine yani babasına nefret duyuyor ve bilinç dışı düzeyde onu yok etmek istiyor.
O depüs kompleksinin özü bu ve vampirlerin o saldırgan dürtülerinin sebebinin bu olduğunu söylüyorlar.
Vampirizmdeki o kan emmeden alınan o cinsel has oral sadistik aşamanın eylemleri yani ısırma ve emme eylemi 0-1 yaş arasında vardır ya.
Psikanalitik literatürde oral sadizm, başkalarına acı vermeye yönelik sapkın bir arzuyla dışa vurulan ve oral evredeki yani dediğim gibi 0-1 yaş arası o dönemdeki çözülmemiş
sorunlarımızdan kaynaklanan bir karakter özelliği.
İşte vampirlerin oral dürtüsü ısırmak, emmek, karşı tarafı sindirmeye çalışmak, memeden kopuşla ilişkilendirilebilir demişler.
Şimdi diğer kültürlerde biraz vampirden bahsetmek istiyorum.
En meşhur vampirler Slav vampirleri arkadaşlar.
Zaten oradan çıkmıştır bu hikaye.
Upir ya da Nelapsi adı verilen yaratıklar vampirlere benzetilmiş.
Yine ölümden sonra böyle hayata dönüyorlar.
Upirlerin iki kalbi ve iki ruhu olduğu düşünülüyor ve kurbanlarının kanını emdiği düşünülüyor.
Bulgarlar defin törenlerinin gerektiği gibi yapılmaması durumunda ölülerin geri geldiğine vampir olarak bu dünyada yaşam sürdüğüne inanıyor efsanelerinde.
Günah dolu bir yaşam sürenler böyle aniden kötü bir şekilde öğrenilenin geri geleceğini ama vampir olarak geri geleceğini düşünüyorlar.
Bosna'da vampire hampir deniliyor ve salgın hastalıkların habercisi olarak görülüyor.
Rusya'da upir deniliyor ve kafir olarak fişlenen ya da işte Rus Ortodoks Kilisesi'nin öğretilerinden dışarı çıkanlar vampire dönüşmeye aday olanlar.
Romanya ki Zaytayn vampirin ana vatanı.
Bram Stoker sağ olsun.
Transilvanya'nın nesi meşhur deseler direkt vampir deriz.
Edebiyatın gücü. Romanya'da canlı ve cansız iki tür vampir olduğu düşünülüyor.
Canlı olana Strogoy V deniliyor.
Cansız olana Strogoy Mord deniliyor.
Canlı olan insan gibi diğeri de mezarından çıkıyor.
Yani hayvan şekline giriyor.
Herkese eziyet ediyor. Öyle düşünülüyor.
Cadıların da bu arada öldükten sonra vampir olduğuna inananlar var.
Ve efsanelere göre...
7. çocuğun 7.
çocuğu ya da üst üste aynı cinsiyetten doğan 7.
çocuğun vampir olabileceği düşünülüyor.
Hint efsanelerinde meşhur Kali var biliyorsunuz kan içer.
Peki Merve Van Helsing yani vampir abcısı olmak için nereye müracaat ediyoruz?
Bir kere cumartesi günü doğduysanız mülakatta sizi direkt artı puanla işe alıyorlar.
Çünkü Güney Slav inanışlarında cumartesi günü ölüler günü olarak görülüyormuş.
Yani maddi manevi dünya arasındaki o bağların kuvvetlendiği.
Ölen atalara adanmış olan özel bir gün olarak görülüyor.
Öte alemle bağlantının en güçlü olduğu gün cumartesi günü.
Eğer cumartesi günü doğduysanız hele bir de doğarken o amnion zarıyla doğduysanız hani şeffaf olacak ama kan olmayacak o zarın üzerinde kanlı amnion zarı içerisinde doğduysanız zaten vampirliğe başvuru yapabiliyorsunuz.
Şeffafsa eğer vampir avcısı olabiliyorsunuz.
Eğer albino hastasıysanız vampir avcısı olabiliyorsunuz.
Türk siteniz zaten süper çünkü 19.
yüzyılın başlarında etnografik kayıtlarda Türklerden çıkıyor vampir avcıları demişler.
Yok ya biz artık avlamıyoruz bence.
Hatta bazılarımız hipnotize olmuş durumda böyle boynunu direkt kendi uzatıyor.
Al kardeş son damlasına kadar em.
Ve son olarak bir vampir avcısı olmak için annenizin veya babanızın vampir olması daha iyi oluyormuş.
Bir de çok şaşırdığım bir detay vampiri avlamak için sahte ritüeller yapıyorlarmış arkadaşlar.
Mesela düğün kutlaması yapıyorlarmış.
Hatta vampir halayı diye bir şey var.
Sizi trollemiyorum şu anda bu bir gerçek.
Bir zamanlar gerçekten vampirden çok korkuluyor veya işte karanlık güç dedikleri o şeylerden vampirin avlanması için insanlar köy meydanında toplanıp sahte düğün organizasyonu yapıyorlar
ve vampir avcısına bu şekilde yardım ediyorlarmış.
Bir halay çekiyorlar ama ters yöne doğru bir halay.
Vampir de bu halayın büyüsüne kapılıp hemen böyle gelinin yanına geliyormuş.
Oynamaya başlıyormuş. Vampir abcısı da onu tespit edip vuruyormuş.
Şaka gibi. Bunlar yaşanmış.
Ve Güney İslam inanışlarına göre siyah horoz veya siyah at vampirlerin mezarını tespit etmekte kullanılıyormuş.
Hani verdikleri tepkilere bakıyorlar.
Bir de mezardaki cesetin böyle gözleri kırmızıysa ağzında kan varsa.
olduğu konulduğu pozisyonda değilse vampir olabileceği düşünülüyor.
Gerçekten bir dönemde orta çağda cadı avlıyordu insanlar.
Şimdi hani bazılarımıza saçma geliyor bu anlattıklarım.
Ama yaşandı bunlar ki dünyanın pek çok yerinde benzer inanışlar var.
Ama özellikle dediğim gibi Romanya, Bohemia, Macaristan, Sarabistan, Karadağ, Rusya.
Burada vampirlikle ilgili çok çok fazla inanış var.
Bir de vampirin kökeninde Türkçe uber var.
Yani obur, açgözlü, hani doymak bilmeyen, kana susamış.
Aslında bile bir nevi hortlak gibi.
Hani cadıya da dönmüştür ama hortlak da diyebiliriz.
Türk milletlerine çok yaygın bir inanış.
Hatta Rize'de arkadaşlar halk inanışlarında hala obur derlermiş.
Hani hortlak, eskiler öyle diyorlarmış.
Demolojik inançlarda cadı, hortlak, vampir bunlar çok benziyorlar.
Hep böyle ölümden sonra bir geri geliş var dikkat ettiyseniz ama kötü bir şekilde.
Ama Türk inanışlarında ölümden sonra dirilen varlık tasavvurunda cadılar da yer alıyor.
Hani cadı yaşlı büyücü ve kadın olarak düşünülüyor ama geceleri böyle mezarından çıkıp gezen hortlak anlamına da geliyor cadı bizde.
Hortlak zaten birçok milletin efsanesinde var işte mezardan çıkıp insanı boğan kanını emendirilmiş ölüler.
Cadıyla vampirin farkı cadı koca karı olarak tasavvur ediliyor.
Pertenay Boratav cadıların batı inanışındaki vampirleri karşıladığını söylüyor arkadaşlar bizdeki inanış.
Hatta Evliya Çelebi'nin seyahatnamelerinde bile var bu oburlar kan içen varlıklar.
Bunları uyuz derler hatta hortlağa uyuz diyorlar vampire.
Bir de Osmanlı kayıtlarında zaten hortlak çıkmaya en müsait yer olarak Edirne gösterilmiş.
Edirne ve manastır civarı demişler hortlağın en çok çıktığı yer.
Edirne'de çıkana hortlak manastır civarında çıkana vampir demişler.
Nereden çıktığını bulup hani mezarını tespit edip kazık çakıyorlarmış.
Kireçli su döküyorlarmış Osmanlı döneminde.
Ve batıdaki vampir bizdeki hortlak arkadaşlar dediğim gibi.
Hani birebir evet aynı değiller ama çok fazla benzerlikleri var.
Muadili diyebiliriz.
Hani vampir muadili hortlak.
Binbir Gece masallarında bile var bu.
Bağdatlı Ebu Hasan'ın vampir karısı.
Homeros'un Odiseyosu'nda bile var.
Hani burada Hades ölüler ülkesine gidiyor.
Onları diriltmek için koyunları kesiyor.
Kanlarını akıtıyor. Şimdi bu işin bilimsel açıklamasını yapıyorum arkadaşlar.
Hani dedim ya tabutu açıyorlar işte vücut iki katına çıkmış şişmiş bir vücut hani vampirlik alameti diyoruz ya.
Bir de böyle ağzının kenarından kan akıyor demişler ya işte vampirler için.
Bu şişmiş vücudun sebebi organlar sıvılaşmaya başladığı için yani bedenin içinde basınçla ağızdan burundan kanlı sıvı çıkabiliyormuş.
Ve vücut çürüdüğü için içeride oluşan gazlar nedeniyle de bunlar oluyormuş.
Uzayan saç ve tırnak hani öldüğü halde nasıl bu oluyor?
Aslında öyle bir şey olmuyor.
Tırnağın çevresindeki deri büzülüyormuş ve tırnak köklerinden böyle geriye doğru çekildiği için aynı zamanda sakal saç da aynı şekilde bize öyle görünüyor.
Yani sebebi etrafındaki derinin büzüşmesi.
Tabut açıldığı zaman ölüden ses gelmesinin sebebi de bir inleme sesi geliyorsa eğer yine göğüs ve karın bölgesine oluşan o gazların ağızdan çıkıp bir şekilde ses üretmesiymiş.
Göğüs kafesine kazık çakılırken gelen ses de aynı şekilde.
Hepsi normal, hepsinin bilimsel açıklaması var.
Kısaca vampir böyleydi.
Her kültürde karşımıza çıkıyor gördüğünüz gibi.
Kanınızı hiç kimsenin emmesine izin vermeyin arkadaşlar.
Gerçek hayattaki vampirlere dikkat.
Altıntaş Online'ın sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten Altıntaş Online'ın birbirinden güzel, muhteşem ürünlerini hemen inceleyebilirsiniz.
Bu podcastı Dracula'da altını çizdiğim bir yerle kapatmak istiyorum.
Evime hoş geldiniz.
Özgürce gelin, özgürce gidin ve getirdiğiniz mutluluğun bir kısmını burada bırakın.
Bir bölümün daha sonuna geldik.
Beni Instagram'dan takip etmek isteyenler için de adresim açıklamalarda olacak.
Merve biz de buradayız ve seni dinliyoruz.
Selam demek isteyenler bana bu adresten ulaşabilir.
Ayrıca beni hangi platformdan dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Çünkü bazen haftada 3 bölüm gelebiliyor.
Haberdar olmanız için iyi olur.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
