
Bu bölüm sponsorumuz Piri Guide. Piri Guide uygulamasını indirerek istediğiniz yerde seyahate çıkabilir, görmek istediğiniz yerleri alanında uzman rehberlerle dolaşabilirsiniz.
İndirmek için: https://piri.to/ortamlarnemrut
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Patreon'dan destek olmak için: www.patreon.com/osbpatreon
*Bu bölüm Piri hakkında reklam içerir*
Transkript
Piri'nin katkılarıyla hazırlanan, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün yine ilgimi çok çeken bir konuyla karşınızdayım.
Tanrıların tahtı Nemrut'u konuşacağız bugün.
UNESCO tarafından dünya mirası ilan edilen Nemrut Dağı, 2000 yıldır antik dünyanın en büyük gizemlerinden biri.
Dünyada eşi benzeri görülmemiş, hala sırrı çözülememiş devasa boyutta heykeller, kendini yaşayan tanrı olarak ilan eden ve ölümsüz olmak isteyen bir kral.
1. Antiochus.
Bundan yaklaşık 2000 yıl önce kendini yaşayan tanrı ilan ediyor ve ölümsüzleşmeyi hedefliyor.
İşte bu amaçla yaptırdığı toprak anıt mezar aracılığıyla çok büyük bir ilizyon yaratıyor ve halkını kendisinin tanrı olduğuna inandırmak istiyor.
Gerçekten de bunu başarıyor.
2150 metrelik Nemrut Dağı'nın zirvesinde yer alan 50 metrelik yığma bir tepe var arkadaşlar.
İşte bu tepenin altında 1.
Antiochus'un mezarının yer aldığı düşünülüyor.
Bu mezar açıldığı takdirde Tutankhamon'un mezarı kadar ses getireceği düşünülüyor.
Fakat açılamıyor. Nedenini az sonra değineceğim.
Ama zaten Kral 1.
Antiochus mezarının açılmaması için ardında şöyle bir yazı bırakmış.
Demiş ki zamanın akışı içinde her kim?
Bu ister bir kral ister bir hükümdar olsun tanrılara saygısızlık edip eğer bu anıta zarar vermeye kalkarsa her türlü felaket başına gelsin diye ardından
bir yazıt bırakmış.
Bu bile bir gerekçe bence mezarının açılamaması için.
Şimdi giriş yaptığımıza göre olayların en başına gidiyoruz.
Yıl 1881 Berlin Prusya Bilimler Akademisi'ne İzmir'deki Alman konsolosluğundan oldukça gizemli bir mektup geliyor.
Bu mektupta Karl Sester adında bir Alman demir yolu mühendisi Anadolu'nun doğusundaki bir dağın tepesinde böyle esrarengiz dev heykeller olduğunu yazmış ve deniz seviyesinden 2150 metre
yüksekte olan bu eserlerin Asurlulardan kaldığını düşündüğünü belirtmiş mektupta.
Tabi Alman akademi üyeleri çok şaşırmışlar ve çok heyecanlanmışlar.
Hemen Karl Sester'in yanına Otto Punstein arkeolog ve onun liderliğinde bir ekip göndermişler.
İşte arkeolog Otto buraya geldiğinde gördükleri karşısında hayrete düşmüş hatta defterine şöyle bir not düşmüş Nemrut için.
Karşımda beliren şey beni hayrete düşürmüştü.
En yüksek kayalık tepenin üstünde tırmandığımız terastan 40 metre daha yukarıda bir mezar tepesi yükseliyordu.
Sanki bir dağ üzerine oturmuş başka bir dağ gibiydi.
Kayadan yontulmuş yüksekçe bir podyum üzerinde sırtları mezar tepesine dönük ve oturur vaziyette devasa boyutta 5 tanrı heykeli yer alıyordu diye.
Not düşmüş defterine. Bence adamın hayrete düşmesi çok normal.
Düşünsenize 2150 metre dağın tepesinde boyutları böyle 10 metreyi bulan devasa heykeller buluyorsunuz.
Oldukça gizemli. Neyse arkeolog Otto bu heykellerden birinin sol elinde böyle bir topuz olduğunu görüyor.
Ve bunun bir anda Yunan tanrısı Herakles olabileceğini düşünüyor.
Ve nitekim heykellerin arkasında da Yunanca yazılar tespit ediyor.
Hemen tabi tercüme ediyor bunları.
Ve şöyle yazdığını görüyor.
İşte gördüğün gibi.
Tanrılara layık olan bu heykelleri ben diktirdim.
Zeus Oromastes'in, Apollon Mitras Helios Hermes'in, Herakles Ares'in ve her şeyi besleyen Vatanım Komagene'nin heykelleri.
Aynı taştan ve aynı tahtlar üzerinde duaları işiten tanrıların yanına kendi heykelimi de koydurttum.
Böylece ulu tanrıların ezeli saygınlığını kendi genç bahtıma çağdaş kıldım.
Tabi arkeolog bunu okuyunca şok daha da meraklanıyor.
Çünkü bu keşif gerçekten Helenistik dünyanın en büyük keşiflerinden biri.
Neden? Çünkü Doğu Batı sentezi var bu eserlerde.
Ve 2150 metre yüksekliğe yapılmış böyle bir eser yok.
Daha önce karşılaşılmamış bir şey.
Bir de o zamana kadar hiç bilinmeyen bir sözcükle tanımlanıyor bu anıt.
Hieratesyon deniliyor. Nemrut Dağı'nın doruğuna dikilen bu heykeller ve bunların diziliş şekline verilen bir isim.
Buraya özel arkadaşlar Hieratesyon.
Daha sonra burada ikinci bir kazı oluyor ve bu kazıya Carl Hohmann eşlik ediyor.
Kendisi Bergama'daki Zeus sunağını alıp bir güzel Almanya'ya götürmüştür vakti zamanında.
Adam Bergama'yı Almanya'ya taşıdı ve hiç kimse ses çıkarmadı.
Sandıklar dolusu tarihi eserimiz gitti onunla beraber.
Ve Bergama falan demişken kitap da öneriyim hemen aklıma gelmişken.
Bu sene okuduğum Ahmet Ümit'in Kayıp Tanrılar Ülkesi bu konulara değinen şahane bir polisiye roman.
Devam edelim. 1883'te dediğim gibi Carl Holman liderlik ediyor bu kazıya ve yine aynı sene Osman Hamdi Bey de o sıralar İstanbul Arkeoloji Müzesi müdürü ve ressam zaten Osman Hamdi biliyorsunuz.
Meşhur bir tablosu var. Kaplumbağa terbiyecisi oradan hatırlarsınız.
Buraya bir arkeoloji gezisi düzenliyor.
Hatta yanında da Yergant Osman Bey var.
Osmanlı'nın ilk heykeli hatırışıdır.
Osman Efendi. Onunla beraber gidiyorlar.
Ama buranın değerini tam olarak anlayamıyorlar.
Zaten Alman arkeologlar daha kapsamlı bir ekibe ve donanıma sahip ve o dönemde arkeologlar bu Nemrut'taki eserler için etkileyici yerel ürünler demekle yetiniyorlar.
Hatta Megoloman bir kralın kendini yüceltmek için yaptığını iddia edenler de var.
Ama burası basit yerel bir tapınaktan fazlası tabii ki.
Az sonra Kral 1.
Antiochus'un neden böyle bir anıt yaptırdığını tek tek anlatacağım.
Ama önce keşif gezilerini tamamlamak istiyorum.
İşte herkes Megoloman bir kral yaptırmış dağın tepesine bir şeyler falan diye düşünürken.
Cambridge mezunu bir arkeolog Teresa Goyle bu iddialara inanmıyor ve daha ötesinde bir şeyler olduğunu düşünüyor.
Nemrut'a geliyor ve Teresa Goyle o sıralarda 52 yaşında.
Herkes diyor ki kadın başına çıkma o dağın tepesine.
Hem hava şartları çok kötü, gündüz aşırı sıcak, akşamları çok rüzgarlı.
Hem de tekin değil o yüzden çıkma diyorlar.
Bir de ayılar falan varmış o çevrede.
En yakın su kaynağı da 3 saat.
Yani şartlar çok çetin.
Bu arada Teresa Goyle zaten doğuda bir kazıdaydı Nemrut'a gelmeden önce.
Türkiye'nin doğusunda bir kazıya liderlik eden ilk kadın arkeologtur ve aynı zamanda Nemrut'a yerel halk dışında çıkan ilk kadındır Teresa Goyle.
Ve Nemrut'u ilk gördüğü zaman diyor ki görkemi karşısında adeta donak aldım bunu söylemiş.
Ve burada kalıyor hayatını Nemrut'un keşfine adamış bir isim.
Adamış da ne yapmış Merve derseniz.
Tam 31 yıl boyunca Nemrut Dağı'nda bulunan bu kalıntıları incelemiş.
Her taşını ince ince detay detay incelemiş ve 1.
Antiochus'un mezarına ulaşmaya çalışmış.
Ama maalesef bunu başaramamıştır Teresa Goyle ve dağın başında bir çadırda kalmış senelerce düşünebiliyor musunuz?
Hatta Kürtçe bile öğrenmiş yerel halktan.
Ve ona o dönemler Nemrut'un kraliçesi ünvanını sakmışlar.
Ve Goyle'in vasiyeti üzerine öldükten sonra yakılarak külleri Nemrut Dağı'ndan aşağı savruluyor.
Fırat Vadisi'ne, Komagene topraklarına savruluyor.
Bu arada külleri savuran kişi de Teresa Goyle'e yıllarca yardım etmiş oranın yerel halkından birisi Yusuf Aydın.
Yani Nemrut deyince Teresa Goyle'i pas geçmek olmaz.
Çünkü dediğim gibi 31 sene buraya emek vermiş bir isim.
Tabii mezara ulaşmak için bir takım zararlar da vermiş.
Oralara da geleceğim az sonra. Şimdi buraya kadar nasıl keşfedildiğini anlattım.
UNESCO tarafından dünya miras listesine alınan ve kimi yerlerde dünyanın 8.
harikası olarak lanse edilen bu eşsiz kültür mirasımızı bize bırakan kişiye geçiyorum artık.
Kime? Birinci Antiochus'a.
Bu arada eminim siz de Nemrut'u şu an hemen böyle gidip görmek istediniz.
Ama şu an gidip göremeseniz bile...
Benim en sevdiğim uygulamalardan biri artık biliyorsunuz Piri mobil uygulamasıyla oraya gitmiş kadar olabilirsiniz arkadaşlar.
Benim bu anlattıklarımdan çok daha fazlası Piri'de Vodafone Red ile Adıyaman turunda var.
Bu tur Nemrut Dağı ile başlıyor.
Perre Antik Kenti'nden Adıyaman Kalesi'ne kadar çok kapsamlı bir rota sunuyor size.
Bu rotada 19 durak var.
Bu tur Vodafone Red'in katkıları ile hazırlandı.
Ve sıkı tutunun herkes için ücretsiz.
GSM operatörünüz ne olursa olsun hiç fark etmiyor.
Piri uygulamasını telefonunuza indiriyorsunuz.
Zaten ücretsiz bir uygulama.
Adıyaman turunu seçiyorsunuz.
Ücretsiz yükleye basmanız yeterli.
Sonra dinlemeye başlıyorsunuz.
Vodafone redliyim Merve ben diyorsanız zaten Piri size bir sene boyunca ücretsiz.
Hediye kodunuzu yanımda uygulamasından edinebilirsiniz arkadaşlar.
Piri yıllık abonelik paketiyle de yıl boyunca Pirin'in tüm turlarına ve tüm içeriklerine sınırsız bir erişim sağlayabiliyorsunuz.
Aşağı bir link bırakıyor olacağım mutlaka göz atın.
Hadi devam edelim. Bu podcastı yine sabah güneş doğmadan yüklüyor olacağım ve bu bölüm için gerçekten çok anlamlı olacak.
Çünkü Nemrut Dağı Türkiye'de güneşin en güzel doğup en güzel battığı yerlerin en başında geliyor.
Sırf bunu izlemek için buraya gidenler var güneşi görmek için.
Tanrı heykelleri arasında düşünsenize 2150 metre yükseklikte böyle bir manzara güneşin doğuşu ve batışı.
Şimdi hep beraber tarihe gidelim.
Burayı daha ölmeden inşa ettirmeye başlayan Kral Antiochus'u daha yakından tanıyalım.
Komagene'nin kuruluşundan bahsedeceğim size.
Komagene Krallığı Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş'ı içine alan bölgeyi kapsıyor arkadaşlar ve bu bölge stratejik açıdan çok önemli.
Neden? Çünkü Fırat Nehri ve geçitlerine hakim bir bölgede konumlanmış ve doğal kaynaklar muazzam.
Zaten Fırat Nehri dedin mi akan sular durur.
Çünkü Fırat eskinin doğu ve batısını birbirinden ayıran doğal bir sınır arkadaşlar.
Dünyanın en büyük medeniyetlerine şahit olmuş bir nehir.
Doğusu Mezopotamya, batısı Anadolu.
Yani tampon bir bölge görevi görüyor.
Ve Fırat'ta iki geçit noktası var.
Biri Seleukios. Yani Zeyugma.
Diğeri de Samsat.
İşte Samsat ileride Komagene'nin başkenti olarak alınacak önemli bir bölge.
Neden önemli Merve?
Çünkü Sedir ormanları var.
Sedir İncil'de geçer, Tevrat'ta geçer, Kur'an'da geçer.
Yani gerek dinsel gerek kültürel ve ticari açıdan çok önemli bir ağaç.
Ve tanrılara da sunulur aynı zamanda Sedir.
Çünkü büyüklüğü, zenginliğin, kudretin ve kraliyetin simgesidir.
Tabii ki sadece sedir yok bu coğrafyada.
Altın ve demir madeni yönünden de çok zengin.
İşte burası çok omelli.
Antik çağda demirin doğduğu yer olarak geçer hatta.
Demiri tarihte ilk kullanan Sümerlerci zaten hatırlarsanız.
Peki bu coğrafyada Komagene krallığından önce kimler hüküm sürdü?
M.Ö. 2000'li yıllara baktığımız zaman bu bölgede Hititler varmış.
Onlar yıkıldıktan sonra geç Hitit beylikleri kurulmuş ve bunlardan en önemlilerinden birisi de Adıyaman'daki Kummuh krallığı arkadaşlar.
Ve bu Kummuh krallığına da 8.
yüzyılda Asurlular son veriyor.
Sonra topraklar Babililerin eline geçiyor ve ondan sonra Persler ve en önemlisi de bundan sonrası Çünkü Büyük İskender ve İskender öldükten sonra generalleri arasında büyük bir
toprak kavgası başlıyor ve Kommagene bölgesi Seleukoslara kalıyor.
Seleukos da Antep'in Zevkma'sı arkadaşlar.
Zevkma'nın valilerinden Putelevmus krallığını ilan ediyor daha sonra ve Seleukoslardan ayrılıyor ve Kommagene'yi kuruyor.
Başkenti de Samsat yapıyor.
Ve bu Ptolemus'un soyu Ermeni krallığına dayanıyor ve Komogen'e artık o devrin süper gücü olan Pers ve Roma İmparatorluğu arasında tampon bir bölge görevi görüyor.
Ve Ptolemus'tan sonra tahta oğlu Samos çıkıyor.
Samos da Pers ve Helen dünyasını birleştirmek istiyor.
Ve bunun için oğlu Mitridates'i Zeugma prensesi olan Laodike ile evlendiriyor.
Çok stratejik bir hamle.
Neden bunu yaptı peki?
Çünkü soyunu Büyük İskender'e dayandırmak istiyordu.
Ve bu evlilikten bizim esas olan 1.
Antiochus'ta oldu arkadaşlar. 1.
Antiochus'ta yine stratejik bir hamle ile kızını...
Pers prensine gelin verdi.
Zaten 1. Antiochus soyunun Büyük Darius'ta Büyük İskender'den geldiğini iddia ediyor.
Ve Roma ile ilişkilerini daima sıcak tutmaya çalışıyor.
Hatta kendisini Filia Romana olarak tanımlamıştır.
Yani Roma ve Yunan dostu.
Hatta Romalıların güvenini öyle bir kazanır ki ona Zeyukma şehrini ödül olarak verirler.
Zaten o ödül verildikten sonra hayatı değişiyor, çok zenginleşiyor ve krallığının sınırları gitgide genişlemeye başlıyor ve tek bir damla kan dökmeden bunu başarıyor.
Ve en parlak dönemini Komagene 1.
Antiochos döneminde yaşıyor.
Ama gel gelelim Marcus Antonius'la ki bu ünlü generali Cleopatra podcastinde uzun uzun anlatmıştım yaşadıkları aşkları falan Cleopatra ile Marcus Antonius'la karşı karşıya kalıyor.
Çünkü damadı Pers ve Marcus Antonius'a yeniliyor Persler ve Antiochus da damadının tarafını tutuyor.
Yani Persleri tutuyor ve Marcus Antonius Komagene'nin bütün servetine bir anda göz koyuyor.
Ama şunu hesaba katmıyor.
Yani nasıl olsa yenelim kafası var.
Hani az önce demiştim ya demirin ana vatanı gibi bir bölge burası.
Maden yönünden korkunç zengin.
Adamlarda çelik, kılıçlar, oklar ne ararsanız var mühimmat olarak.
Ve Antiochus büyük bir stratejiyle Roma'yı yenmeyi başarıyor.
Roma'yı yenmek ne demek o dönem bir düşünsenize.
Yani nasıl bir prestij, nasıl bir hava.
Ve halk arasında bir anda itibarı yükseliyor.
Bu işi megalomanlığa bile vardıracak seviyeye getiriyor ve bence Antiokos'ta Grandios vardı.
Grandios yetenek hezeyanı.
Doğru mu bilmiyorum. Psikolog dinleyiciler Instagram'dan yazsın bana.
Buna sanırım Mesih kompleksi de deniliyor arkadaşlar.
Yani kişi kendini bir anda korkunç bir şekilde üstün görmeye başlıyor.
İnanılmaz bir egoya kapılıyor.
Kendisini Mesih, Evliya, Peygamber falan zannedebiliyor.
Ama birinci Antiokos bırakın bunları kendini Tanrı zannediyor.
Tanrılarla bir tutmaya vardırıyor bu işi.
Ve bunun bir sebebi dediğim gibi köklerinin...
Anne tarafından Büyük İskender'e, baba tarafından da Darius'a, Perslere dayandığını düşünmesi ve kendini ölümsüzleştirebilmek adına daha hayat...
Bayken Nemrut Dağı'nın zirvesinde bunları yaptırıyor bu anıtsal heykelleri ve tanrı olmak istiyor, ölümsüz olmak istiyor ve halkına diyor ki ben öldükten sonra da siz benim için törenler düzenleyeceksiniz.
Yılda iki kere tören istiyor.
Tanrılara yapılan şeyleri kendi için talep ediyor ve halkını kendisinin tanrı olduğuna inandırmaya çalışıyor ve inandırıyor da hatta kendini tanrılarla el sıkışırken gösteren kabartmalar bile yaptırıyor.
İşte bütün bunların sebebi ölümsüzlük sevdası.
Şimdi içinizde bunu saçma bulanlar varsa Google'ın yöneticisi Ray Kurzweil'e anımsatırım.
Adam günde 200 küsür hap içiyor ölümsüz olmak için.
Şu an 74 yaşında ve mezar taşını bundan yıllar yıllar önce yaptırmıştı.
Mezar taşında adı yazıyor, doğum tarihi yazıyor ve ölüm tarihinin yerinde never yazıyor asla.
Kendisinin TED konuşmalarını da izlemenizi öneririm.
Devam edelim. M.Ö.
62 yılında Kral I.
Antiochus Nemrut Dağı'nın zirvesine kendisi için bir mezar diktiriyor.
İşte bu tümülüs yani toprak yığılarak oluşturulan tepecikli mezar tümülüs.
Ve bu tümülüs yaklaşık 50 metre yüksekliğinde ve 150 metreye kadar geniş bir tabanın üzerinde yükseliyor.
Aslında bu tümülüs 75 metreymiş sonra herhalde rüzgardan falan 50 metreye kadar düşmüş.
Yani dağın üstüne adamlar resmen bir dağ daha yapmışlar.
Peki neden bu mezarı açamıyorlar?
Çünkü Terasa Goel bu tepeciğin yani bu tümülüsün altında birinci Antiochus'un mezarının olduğunu düşünüyor ve çok fazla açma teşebbüsünde bulunuyor.
Zaten çok tahrip etmiş.
O yüzden kazı yapılırsa eğer çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız.
Yani bu tümülüs zarar görebilir.
Bundan dolayı kazı yapamıyorlar.
Bir de bu tümülüs kırma kireç taştan yapılmış.
Tabii ki bunun da bir sebebi var.
Hiçbir şey alalade değil.
Mezar hırsızlıklarının önüne geçebilmek adına böyle yapmışlar.
Çünkü bu kireç taşı böyle bir kum tanesi gibi kazıldıkça aşağı doğru akıyor.
İşte o yüzden tümülüsün içine doğru ne bir kazı yapabiliyorlar ne bir tünel açabiliyorlar hiçbir şey yapamıyorlar.
Çünkü dediğim gibi içeri doğru akıyor.
İşte Goel senelerce buna uğraşmış tam 31 sene uğraşmış ama açamamış.
Bu arada Mısır piramitleri kesme taştan yapılmıştır.
Kesme taşta yapılan birçok yapı var ama Nemrut'taki gibi kırma taşla yapılmış bir tümülüs dünyada yok.
Şimdi heykellere gelelim.
En merak ettiğiniz kısım eminim burası.
Birinci Antiochus'un mezarını anlattım tümlüsü ve bunun dışında Doğu Terası, Batı Terası ve Kuzey Terası var.
Ve bu terasları bağlayan kutsal tören yolları.
İşte bunların bütünü bu anıt mezarı oluşturuyor.
Komple bir anıt mezar burası.
Hatta Komagene Krallığı'nda Güneşin Doğuşu ilk başta Doğu Terası'nda görülüyor.
Zaten meşhur burada Güneşin Doğuşu.
Ve anıt mezara sırtını dönmüş Tanrılar Galerisi adı verilen tahtlarında oturan 5 tanrı heykeli bizleri karşılıyor.
Ve bu heykeller devasa boyutta, komagene sanatı, Yunan ve Pers sentezinin ehsiz örnekleri.
Bir de dikkat ettiyseniz tanrılar ayakta değil oturur bir pozisyonda.
Bunun sebebi de Nemrut Dağı'nın tanrıların evi olarak görülmesi.
Bu heykeller kim?
Birinci Antiochus, kendini tanrılarla eş tuttuğu için onun heykeli var.
Komagene, Zeus, Apollon, Herakles, Kartal ve Aslan heykelleri var.
Batı terasıyla Doğu terasının heykel dizilimi aynı ama Doğu terası Batı'ya göre daha az tahrip olmuş durumda.
Bir de Batı terasını ayrıca Kral Antiokos'un böyle tanrılarla selamlaşmasını anlatan bir de aslan figürünün oluşturduğu toplamda 5 adet rölyef bulunuyor, stel bulunuyor.
Ve selamladığı tanrıları onore etmek için kral o tanrıya adanmış bitkiyle tasvir edilmiş burada.
Mesela Komogene tanrıçası için nar.
Apollon için defne, Zeus için çınar ve Herakles için de asma yaprakları takmıştır.
Bir de aslan rölefi dedim.
Aslanlı horoskop olarak da geçiyor.
Bu gerçekten çok önemli.
Buna az sonra geleceğim ama öncelikle şunu söylemek istiyorum.
Şimdi Nemrut'un hem doğu ve hem batısındaki heykellere baktığımız zaman o dizilimlerin başında ve sonunda aslan görüyoruz.
Neden? Çünkü aslan demek yerdeki hakimiyet, güç ve kudret anlamına gelir.
Yani komagenenin gücünü gösterir bu.
Kükrer tarzda yapılması da herkese korku verme amaçlı.
Peki kartal ne Merve?
Bu da göklerin hakimi değil mi kartal?
Devletin gücünü temsil ediyor.
Ve kartal aynı zamanda Zeus'un da özel hayvanı.
Şamanizmde de özel bir yeri var.
Çünkü gök tanrıyla özdeşleştirilmiştir.
Zerdüşt inancında ve Yunan mitolojisinde Tanrıların kılığına girdiği düşünülür.
Zaten o yüzden Zeus'un özel hayvanı.
Ve aynı zamanda güç ve adaleti temsil eder.
Selçuklu'yu hatırlayın çift başlı kartal kullanırlardı.
Sufizm'de ise kartal akıldır.
Şimdi gelelim 5 tanrı heykeline.
Zaten bunlardan birisi Kral Antiochus kendini tanrılarla bir tuttuğu için onların yanına kendini de yaptırıyor.
Diğer heykel Komogene, Tike ve Fortuna heykeli.
Neden üç tane isim söylüyorum?
Çünkü Fortuna Roma mitolojisine tekabül ediyor.
Yunan mitolojisindeki Tike ile aynı.
Hani dedik ya Kral Antiochus Doğu ve Batı'yı sentezlemiş diye burada net görüyorsunuz yani heykellerin adına baktığınız zaman.
Komagene yani Fortuna neyi temsil ediyor?
Şansı, uğuru, bereketi temsil ediyor ve bu tanrılar tahtında gördüğümüz tek kadın tanrıça.
Her şeyi gören ve bilen tanrıça.
Gelelim ortadaki heykele Zeus Oromastes.
Heykellerin içinde en önemlisi.
Neden en önemli?
Çünkü Zeus tanrıların tanrısı.
Gür sakallı ve diğerlerinden daha ihtişamlı bir şekilde yapılmış.
Ve bu heykel Anadolu'da bilinen en büyük Zeus heykeli.
Merve Zeus tamam okey de Oramastes ne ya derseniz.
Zeus batı Oramastes de doğu.
Hani dedik ya işte Helen ve Pers karışımı.
İşte bu doğu batı sentezi yine görüyoruz.
Oramastes de Ahuramaz'dı arkadaşlar.
Yani Zerdüş dini.
Bilge Efendisi de Mahuramaz'da.
Onun Grekçesi de Oromastes.
Yani Zeus Helenlerin en yücesiyse Oromastes de Perslerin en yücesi.
Gelelim Apollon, Mitras, Helios, Hermes heykeline.
Ben Apollon heykeli demeyi tercih ediyorum.
Işığın ve güneşin tanrısı.
Apollon Zeus ve Leto'nun oğlu.
Mitolojide mütiğin sanatın.
Burayı silecektim vazgeçtim.
Ya grip dolayısıyla o kadar çok ilaç içtim ki sanırım şu an beynim bulandı ve hiççe konuşmaya başladım.
Ne diyordum?
Apollon Zeus ve Leto'nun oğlu ve mitolojide müziğin, sanatın, ateşin ve şiirin tanrısı.
Kehanet yapan bilici tanrı aynı zamanda.
Kahinlik yeteneğini başkalarına aktarma gibi bir özelliği var.
Pers dünyasındaki adı da Mitras.
Zerdüşlükte ahit ve yeminden sorumlu ilahi varlık.
Helios yine antik Yunan'da güneş tanrısı.
Bu arada güneşe tapınma Yunanlar tarafından benimsenmiş bir inançtır ama Persler'de daha güçlü bir inançtır.
Hermes de Zeus'un habercisi arkadaşlar.
Tanrıların en kurnazı ve en hızlısıdır.
Gelelim son heykele.
Bu da Herakles. Artegnes Ares heykeli.
Herakles kuvvet ve kudretin sembolü ve Anadolu'da Herkül adıyla biliniyor.
Şimdi doğu batı terasları dediğim gibi aynı tasarlanmış ama batı terası daha harap bir durumda.
Ama bu aynı tasarım olayı tabii ki arkeologların işini bayağı bir kolaylaştırmış.
Bir de heykellerin arkasında zaten yazıtlar var.
Bunlardan da bahsedeyim.
Bu yazıtlara Nomos yazıtı deniliyor ve bu yazıtlarda Kral Antiochus'un taleplerini görüyoruz.
İşte diyor ki ben öldükten sonra benim görevlendireceğim rahip diğer tüm görevlerden azade olacak ve hiçbir engel hiçbir bahane tanımadan bu anıtı gözetecek.
Kendini buraya adayacak ve soyumuz gereği bu rahip Pers kıyafetleri giyecek diyor.
Zaten heykellerde de dikkat ederseniz pers kıyafetleri baskın.
Ve sonsuza dek her ay her yıl boyunca bunu festival olarak kutlanmasını emrediyorum diyor.
Direkt böyle demiyor ben sizin için sadeleştirdim.
Tanrıların ve benim onuruma nefis adaklar kurban etmeli.
Kutsal masaları değerine layık yemeklerle donatmalı.
Ve testileri şaraplarla doldurmalı diyor.
Bir de sonuna beddua eklemeyi de unutmamış Kral Antiochus.
Demiş ki her kim olursa olsun.
Ölümsüz iradenin onayladığı kahramanlık onurunu ve adaletli düzenin gidişini ve tabiatını hükümsüz kılmaya veya bozmaya yeltenirse veya kurnazlıkla onun esas anlamını
değiştirmeye kalkışırsa tüm tanrıların şiddetli gazabı onu ve çocuklarını takip etsin demiş.
Dünyanın en bedduacı kralı olabilir.
Bir de şöyle bir detay var unutmadan.
Arkeologlar burayı keşfediyorlar ya işte çalışmaya başlıyorlar ve şunu fark etmişler.
Köy halkı buraya gelmiyor.
Nedeni de şu buranın lanetli olduğunu düşünüyorlarmış.
Bu dağa çıkmıyorlarmış o yüzden.
Şimdi batı terasını doğu terasından ayıran en önemli şeye geliyorum.
Aslanlı horoskop kabartması.
Horoskop yani gökyüzü haritası.
İşte bu dev aslanın sırtında 3 gezegen görüyoruz.
19 takım yıldızı ve hilal biçiminde de bir ay var.
Bu üç gezegen Jüpiter, Merkür ve Mars.
Ve bu aslanın özelliği şu bunun üzerindeki horoskop dünyanın bilinen en eski horoskoplarından biri.
M.Ö. 1.
yüzyılda bir tarihe işaret ediyor bu aslanın üzerindeki horoskop.
1955'te bu aslanın sırtındaki yıldızlarla ilgili araştırmalar yapıyorlar.
Ve bunun sonucunda bu yıldız diziliminin M.Ö.
7 Temmuz 62 yılına işaret ettiği test.
Ve bu tarihin ne olduğu henüz belli değil.
Antiochus'un tahta çıkış tarihi olabilir diyorlar.
Hatta çok gizemli bir olay daha var aslanla ilgili ama az sonra onu anlatacağım.
Bir de yine Nemrut'ta Antiochus'un atalarını gösteren kabartmalar da var.
Peki Komagene nasıl yıkıldı?
Ondan da bahsedelim. M.Ö.
160'da kuruldu Komagene ve 72'de yıkıldı.
M.Ö. 70'te de Roma İmparatoru Titus Kudüs'e giriyor babasının emriyle.
Amacı da şu. Oradaki Yahudi krallığını yerle bir etmek, mabetlerini yıkmak.
Daha önce Süleyman mabetini yıkmışlardı.
Sonra Yahudi kralı başka bir mabet yaptı.
İkinci mabet işte Titus bu ikinci mabedi yıktı.
Ve Titus Kudüs'ten Suriye'ye geldi.
Oradan da Adıyaman'a geldi ve daha sonra Komagene'ye son verdi.
Antiochus çoktan ölmüştü bu olduğunda yani devlet yıkıldığında.
Tarihlere dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama M.Ö.
160, M.Ö.
72 dedim. Arada bir sıfır var.
İşte o sıfırda da Hz.
İsa dünyaya geldi değil mi?
Öyle olduğu düşünüyor. Şimdi az önce aslan horoskoplu bir kabartmadan bahsetmiştim.
Şimdi bununla ilgili şöyle bir iddia var.
Bu iddiayı ortaya atan kişi araştırmacı yazar Adrian Gilbert.
Diyor ki çok ezoterik iddialar.
Nemrut'un uzaylıların gizli üstü olduğunu düşünüyor.
Hristiyanlığın burada doğduğunu düşünüyor.
Bir sürü iddia ortaya atıyor Nemrut'la alakalı.
Peki bu iddialar nereden çıkıyor?
O da şöyle. George Gurdjieff adında çok etkili, ruhani bir lider var, bir guru var.
Bu adam insan hayatının amacını sorgulamaya başlıyor ve kendince şöyle bir sonuca varıyor.
Tüm yanıtlar eski geleneklerin içinde saklı ve yıllarca bunun peşine düşüyor.
Çin, Hindistan, Tibet, Mısır sürekli geziyor.
20 yıl boyunca gezgin.
Peki ne bulmuş Merve bu kadar gezmiş de ne olmuş?
Şimdi bu geziler esnasında Hint fakirlerinden beden kontrolünü öğreniyor.
Rahiplerden duygu kontrolünü öğreniyor ve yogilerden de zihin kontrolünü öğreniyor.
Ama en son kendisi dördüncü bir yol yaratıyor.
Yeni bir öğreti ve bu öğretiye göre şöyle düşünüyor Gürciyev.
İnsanlar şu an çok derin bir uykudalar.
Adeta böyle hipnoz gibi bir uyku bu.
Yani Matrix filmi gibi.
Dördüncü yol ile insanlar bu uykudan uyanacak ve tam bir bilinç seviyesine ulaşacak.
İşte bunu düşünüyor ve kendini müritler toplamaya başlıyor, öğrenciler toplamaya başlıyor.
Ve bu arada çocukluğu da Kars'ta geçmiştir Gürcüyev'in.
Annesi Rum, babası Ermeni.
Yani Türk, Ermeni, Rus ve Yezidi kültürüne hakim, mistik bir yazar.
Hatta bir kitabında Sarmon kardeşliği ile karşılaştığından bahsediyor kardeşlik örgütü.
Bu örgütte aslında onun tam aradığı şey hani en başta demiştim ya hayatının amacını eski geleneklere dayandırmaya çalışıyor diye.
İşte bu kardeşlik örgütü antik Sümer ve eski Mısır'dan gelen ezoterik bilgileri koruyan ve bunu sadece uygun kişilerle paylaşan bir okul.
İşte 1920'lerde Gürciyev kendi adına bir ezoterizm okulu açıyor.
Sarmon kardeşliği diye ve bu örgütün kökleri Anadolu'ya uzanıyor iddiaya göre ama neresinde bunu tam olarak bilen yok.
Derken 1972'de o Gilbert dediğim araştırmacı ortaya çıkıyor ve ben burayı buldum diye ortaya çıkıyor.
Hatta bu konuyla ilgili bir kitap yazıyor ve diyor ki Kayıp Kardeşlik Okulu'nun lideri ve kurucusu Komagene Kralı 1.
Antiochus'tu ve kurulduğu yerde Nemrut Dağı'ydı diyor.
İşte Nemrut'ta bulunan o horoskoplu aslan heykeli evet astrolojik açıdan çok önemli üzerindeki simgeler ama hermetik simgeler de barındırdığını düşünenler var ve bu araştırmaya göre horoskopun
işaret ettiği tarih 1.
Antiochus'un tahta çıkışı falan değil.
İnisiye olduğu yani örgüte kabul edildiği günün tarihi ve 6 Ocak'a işaret ediyor.
6 Ocak ne? Hz.
İsa'nın vaftiz edildiği gün Epifani bayramı 6 Ocak ve Gilbert'ın hesaplarına göre.
1. Antiochus'un doğum tarihi 29 Haziran.
Bu da Regulus yıldızıyla ki bu yıldız kraliyeti simgeler aslanın kalbi olarak anılır ve gece gökyüzünün en parlak yıldızlarından biridir.
Bu size Sirius'u hatırlattı bence.
İsa'nın doğumunda gökteki en parlak yıldız Sirius'tu değil mi?
İşte 1. Antiochus'un doğumu da aslan burcuna tekabül ediyor.
Ve Gilbert Urfa'nın da Orion bilgeliğiyle ilgili astrolojik bir merkez olduğunu düşünüyor.
İşte Nemrut'la ilgili iddialar bunlar.
Ve bu dağda henüz keşfedilmemiş tüneller var.
Hala sırrını koruyan dev bir mezar var.
Ve size üzücü bir haberim var.
Bir podcast'ın daha sonuna geldik.
Anlattıklarımı böyle gözünüzde daha detaylı canlandırmak isterseniz telefonunuza Piri uygulamasını indirin arkadaşlar.
Vodafone Ready ile Adıyaman turunu dinleyin.
Ücretsiz dediğim gibi. Hatta Endülüs'ten İzmir'e, Amalfi'den Kadıköy'e pek çok şehrin turu Vodafone Ready'in katkılarıyla ücretsiz.
Piri'de 20 ülke, 50 şehir ve 3000'den fazla sesli içerik sizi bekliyor.
Üstelik hazırlayıp sunanlar kimler?
Dünya çapında ünlü rehberler.
Aşağı bırakın. Hoşçakalın
bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
