
Finish hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan faydalanmak için: Finish Ultimate Plus ürünlerinde 500 TL ve üzeri alışverişlerinizde geçerli %35 indirim Kodu: PODCAST35
* Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi * Bu bölüm "Finish" hakkında reklam içerir
Transkript
Finish'in sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Eğer şu an dişlerinizi fırçalarken beni dinliyorsanız ve o su boşuna akıyorsa veya lavaboda bulaşık yıkıyorsanız ya da az sonra küvet keyfi yapacaksanız ve küveti dolduruyorsanız lütfen suları kapatın
ve beni dinleyin. Bugün size tadı, rengi, kokusu olmayan her gün kullandığımız ama belki de kıymetinin hiç farkına varamadığımız bir şeyden bahsedeceğim.
Bedenimizin neredeyse %60'ı onunla kaplı, dünyamızın %70'inden fazlası.
Her gün okyanus ve nehirlerden bulutlara seyahat edip geri gelen bir şeyden bahsedeceğim size.
Çok kıymetli bir şey. Dünyamızın en kıymetli şeylerinden biri su.
O kadar kıymetli ki güneş sisteminin geri kalanında sıvı su yok.
Sadece katı var. Peki dünya nasıl böyle sularla kaplandı?
Bunca su nereden geldi?
Bilim insanları dünya okyanuslarındaki suyun %30 ile %50 arasının yıldızlar arası boşluktan geldiğini düşünüyor.
Ve bir su molekülünde biliyorsunuz ki iki temel parça var.
En basit element olan hidrojen.
Neredeyse evrenin başlangıcından beri var hidrojen.
Oksijense hidrojenden birkaç yüz milyon yıl sonra yıldızlar oluşmaya başladıktan sonra ortaya çıkıyor.
Lafı fazla uzatmadan kuyruklu yıldızların bünyesinde bulunan bol miktarda su çarptıkları yerlere taşınıyor.
Dünyada bundan nasibini alıyor tabii.
Bu konu %100 netliğe kavuşmuş değil.
Belki de dünya en başından beri sulu bir gezegendi bilemiyoruz.
Belki suyu göktaşları veya kuyruklu yıldızlar getirdi.
Ama kesin olan şey şu duştan çeşmeden akan su yakınımızdaki bir su kaynağından geliyor.
Evet ama buraya varmak için kozmik ve kaotik bir yolculuk yapmış olabilir.
Yine lafı fazla uzatmadan şuraya gelmek istiyorum.
Suyumuz tükeniyor arkadaşlar.
Eğer İstanbul'da yaşıyorsanız ve beni dinliyorsanız.
Tahmini 90 günlük suyunuz kaldı.
Bunu bilin çünkü geçen sene %88 dolu olan barajlarımız bu sene %37'lere inmiş durumda.
Beklenen yağışlar biliyorsunuz ki maalesef gerçekleşmedi.
Herkese merhaba, ortamlarda satılacak bilgiye hoş geldiniz.
Ben Felaket Tellah'ı podcast'a böyle girdim kusura bakmayın.
Biraz korkuttum sizi ama bence korkmamız da lazım.
Çünkü tüm dünya alarma geçti sukutlu ile alakalı.
Merak etmeyin çözümlerle geldim.
Hepsini konuşalım. Yani dünyada neler yapılıyor bireysel olarak?
Biz neler yapabiliriz? Bugün bunları konuşmak istiyorum ve farkındalığımızı arttıralım.
Bazen diyorum ya beni çocuklarınızla dinlemeyin.
Evet bu bölümü çocuklarınızla dinleyin lütfen.
Hani geçen gölge podcastımda suyu boşa akatanları görünce cinnet geçiriyorum demiştim ya.
Sonra dedim ki niye sadece ben kendi başıma cinnet geçiriyorum?
Hep beraber geçinmeliyiz. Bu öyle bir konu çünkü.
Arkadaşlar suyun yerini tutabilecek hiçbir şey yok.
Bu dünyada böyle bir şey yok.
Elimizdeki en en en değerli kaynağımız hava kadar muhtaçız.
Yani dünyada yaklaşık 8 milyar insan yaşıyor ve nüfusumuz günden güne artıyor.
2030'da nüfusun 8,5 milyara dayanacağı düşünülüyor.
2050'lerde zaten 10 milyarlara gidecek yani.
Ve bizim nüfusumuz şu an 85 milyonu geçmiş durumda.
Ve Birleşmiş Milletler 2025 yılında 1,8 milyar...
İnsanın su kıtlığı çeken yerlerde yaşayacağını öngörüyor.
Şurada kaldı 2 sene farkında mısınız?
Ve susuzluk ne demek?
Kuraklık demek. Kuraklık en kritik afetler arasında gösteriliyor.
Çünkü getirileri çok ağır ve bu bedeli hep beraber ödeyeceğiz.
Çoluğumuza çocuğumuza böyle mal mülk bırakma telaşındayız ya gerçekten 7'den 70'e bunu yapıyoruz ama içecek su bile bulamayacak o çocuklar.
Bırakın malı, malı ne yapsınlar o saatten sonra?
Önce onlara yaşanabilir bir dünya bırakalım.
Yani bugün o küveti doldurup girdiğinde yarın doğacak çocuğun o bir damla suyu arayacak hale gelebileceğini düşünmeli insanlar bence.
Umarım bu podcast'in farkındalık yaratır.
Çok istiyorum bunu. Valla suyu boşa akatırsanız karşınızda beni bulursunuz.
Şey vardı ya bizim aile filminde Münir Özgül'ün meşhur bir repliği vardı.
Ben ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben Yaşar Usta.
Öyle hesaplaşasım geliyor bu suyu boşa akıtanlarla.
Bu arada susuzluk deyince akıllara hemen Afrika ülkeleri geliyor dikkat ettiniz mi?
Ama biz o liste var ya susuzluk listesi o listeden en başlarındayız.
Yani 37. sıradaydık en son hatırladığım.
Ama 2040'da artık 27.
falan olacağımızı söylüyorlar böyle gidersek.
Ki verilere göre 17 ülkede aşırı düzeyde su sıkıntısı yaşanıyor.
Ve bu 17 ülkenin 10'u Orta Doğu'da.
İşte İsrail, Lübnan, Katar, İran, Ürdün.
Ama tabii Hindistan ve Pakistan gibi ülkeler de başı çekiyor.
Peki Afrika neden susuzluk sorunuyla mücadele ediyor?
Yıllardır kendimizi bildik bileli.
Aslında şöyle yer altında suları var ama bu su sondaj yapılarak çıkartılabiliyor.
Ve bunu yapacak nitelikli insan eksik.
Ve sondaj dediğim şey çok maliyetli.
Ekonomileri yok bunun için.
Devlet otoritesi eksik, eğitim eksik, nüfusları hızla artıyor.
Ve kaynaklara ulaşmaları zaten çok zor ve çok yetersiz.
Göllerde hem yıkanıyorlar hem o gölde yıkandıkları suyu içiyorlar.
O sular yüzünden kolera oluyorlar.
Tifo, ishal, zatüre, dizanteri her şeyle mücadele etmeye çalışıyorlar.
Temiz su yokluğundan dolayı arkadaşlar.
Türkiye'de bu su sorununda en çok su tüketen ülkeler arasında yer alıyor.
Biz de başı çekiyoruz hatta.
Ve çok yakında dikkat etmezsek Emin Alper'in Kurak Günler filmine döneceğiz.
Hani orada bir de onlarla bekliyorlardı ya.
Çok güzel filmdi bu arada çok beğendim.
Dikkat etmezsek başımıza gelecekler belli.
Yani Türkiye son 10 yılın en sıcak 5 yılını geçirdi ve en kurak tabii ki.
Ocak 2021'de NASA departmanı hatırlıyorsanız bizi uyardı.
Dediler ki kuraklık sizi bekliyor Türkiye dikkat edin.
Ve bir kuraklık haritası yayınlandı.
Durumun vahim olduğu ortada.
Zaten yıllardır konuşuluyor ama artık iyice ayyuka çıktı.
Peki Merve biz bu suları ne yapıyoruz ya?
Nasıl harcıyoruz? Şöyle ki bir kişi bir günde ortalama bakın ortalama daha yükseği de oluyor.
190 litre su harcıyormuş.
İnanabiliyor musunuz? İstanbul'da tespit edilen bu 190 litre.
Günde ortalama 5 dakika duş alsanız 75 litre su gidiyor.
Ya 75 litre şöyle bir damacanaları hayal etsenize.
Böyle bir suyu harcıyoruz ya banyoda sadece 5 dakikada.
Çamaşır makinesi tasarruf programıyla bir çamaşır yıkadığımız zaman yine 75 litre su aşağı yukarı.
Bulaşık makinesi 29 litre su.
Şöyle 1 dakika elimizi yıkasak 15 litre su.
Sifona her basışımız 8-9 litre götürüyor.
Yemek yaparken aşağı yukarı 7 litre su harcıyoruz.
Bir de sanal su tüketimi dediğimiz bir olay var.
Gıda ve diğer ürünlerin üretiminin sürecinde kullanılır.
Yani tarımsal veya endüstriyel bir ürünü üretmek için gereken su miktarı.
Yani ürünün içeriğinde görmediğimiz ama o ürünün üretimi esnasında kullanılmış olan suyun tamamı.
Örnek ver Merve. Bir hamburger için 2500 litre su harcanıyor.
126 damacana su.
Bir biftek için 4650 litre su desem inanır mısınız?
Veya bir pamuklu tişört.
Bazen şey oluyor böyle çevreci arkadaşlar diyorlar ki işte biz şöyle çevreciyiz böyle.
Abi pamuklu tişört giyiyorsun ya.
Onun üretimi için 4100 litre su harcanıyor diye simgeliyor.
Neyse siz deyin. Bir sayfa A4 kağıdı için 10 litre su harcanıyor.
Böyle hani uyduruktan yazıp yazıp atıyorlar ya onlara da sinir oluyorum.
Kullansana işte o kağıdı düzgünce yani.
Ben de böyle ihtiyar gibi konuşuyorum ama mecburum yani şu an bunu yapmaya.
Çünkü benim de suyum gidecek yani.
Dikkat etmezsek, her birimiz dikkat etmezsek sonunda hep beraber yanacağız.
Kullandığımız şeylerin üretiminde ne kadar su harcandığını yani su ayak izinin ne olduğunu öğrenebiliyorsunuz.
Su ayak izi bizim kullandığımız mal ve hizmetlerin her birini üretmek için harcanan su miktarı.
Bunu sadece bireysel olarak tükettiğim su gibi düşünmeyin.
Bu aslında dolaylı yollardan tüketici.
Su ayak izinin de çeşitleri var bu arada.
Yeşil var, mavi var, gri var bunlar ayrılıyorlar.
Mesela yeşil ayak izi denildiğinde şunu anlamamız gerekiyor.
Bir ürünün üretiminde kullanılan...
Toplam yağmur suyu, mavi ayak suyu gördüğünüz zaman bir ürünün üretiminde ihtiyaç duyulan yüzey ve yer altı tatlı su kaynaklarından elde edilen su, gri su ayak izi de ürün üretiminin
sebep olduğu tatlı su kirliliğin derecesini gösteriyor.
Emel ve ne yapabiliriz biz şimdi diyenler olacaktır.
Bu kadar anlattım. Kısa ve özel anlatacağım size.
Lütfen saatlerce duş almayın.
Hele hele o küvetlerinizi asla doldurmayın.
Yani doldurunca lütfen bu podcast'ımı hatırlayın.
Sizi bulurum. Kullandığımız suyu atıyorum işte sebzeleri yıkadığınız suyu çiçeklerinize verebilirsiniz.
Dökmek yerine yani bir yerlerde değerlendirebilirsiniz.
Sebze ağırlıklı beslenebilirsiniz.
Ne alaka dediniz şu anda.
Az önce dediğim gibi mesela 200 gram bir et için su ayak izi 3100 litre arkadaşlar.
Ama sebze ağırlıklı beslenmede öyle bir şey yok.
Çok çok az. Yani daha az su ayak izi.
Bırakmamız gerekiyor dünyada ki su tasarrufu yapabilelim.
Dişinizi fırçalarken ne bileyim bir bardağa su koyup onu kullanabilirsiniz.
Saatlerce o suyu boşuna akıtmak yerine.
Sebzeleri, meyveleri saatlerce suyun altında yıkamak yerine böyle bir kaba su doldurup içerisine yıkayabilirsiniz.
Ben ıspanak yerken çok üzülüyorum bu arada.
Onu yıkamak, o toprağı arıtmak için aşırı su harcıyorum.
O yüzden ıspanak yememeye çalışıyorum.
Saçma gelecek belki ama. Tekstil ürünleri kullanırken zaten biliyorsunuz ki çok fazla su harcanıyor.
Bunu göz ardı etmeyelim.
Az önce dediğim gibi bir tişört için 2500 litre su harcanıyor.
Bir kot pantolon için 10850 litre.
En çok götürenlerden biri bu.
Bu sadece bir ürün için düşünün.
Sadece bir ürün. Çamaşır makinenizi ve bulaşık makinenizi tam dolmadan lütfen çalıştırmayın.
Bulaşık makinenize koyacağınız tabakları önden böyle dakikalarca suya tutup öyle koymayın makineye.
Bulaşıkları sudan geçirmeden mi koyalım Merve demiş olabilirsiniz.
Evet çünkü tonlarca suyu bu şekilde harcıyoruz.
E ne yapalım yanmış zorlu lekeler var onları nasıl çıkaracağız ki makinede demiş olabilirsiniz.
Finish Ultimate Plus'da çok kolay çıkıyor.
Dünyanın ilk CycleSync teknolojisine sahip tableti.
CycleSync ne Merve ne işe yarıyor?
CycleSync teknolojiyle içerisindeki etken maddeler sırayla aktive oluyor ve bu sayede yanmış lekeler falan kalmıyor.
Yani sudan geçirmeye gerek kalmıyor bulaşıklarınızı.
Bulaşıkta bir devrim.
İçindeki her bir bileşen sırasıyla doğru zamanda doğru leke tipine etki ediyor arkadaşlar.
Hatta bulaşıklarınız çıktığında böyle elmas parlaklığında çıkıyor makineden.
Ama en önemlisi Finish Ultimate Plus'ta her yıkamada 57 litre bakın 57 litre su tasarruf etmiş oluyorsunuz.
Yarının suyunu gelecek nesillere bırakmak için en değerli mirasımız olan suyu hep birlikte koruyalım.
Finish bu konuda çok önemli adımlar atıyor ve yarının suyu projesini çok beğeniyorum.
Eğer siz de ben de yarının suyunu korumak istiyorum ve gelecek nesilleri düşünüyorum diyorsanız önce evimden bulaşık makinemden başlamak istiyorum diyenler Finish.com.tr'de Finish Ultimate Plus ürünlerinde
500 TL ve üzeri yapacağınız alışverişlerde %35 indiriminiz olacak arkadaşlar.
Bize özel indirim kodumuz podcast35.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten hemen detayları inceleyebilirsiniz.
Bu arada 25 litre diye bir belgesel var.
Muhakkak görmüşsünüzdür diye düşünüyorum.
Finish'in yapmış olduğu bir çalışma bu.
Netgeo belgeseli lütfen izleyin.
Hatta çocuklarınızla beraber izleyin.
Gerçekten böyle okullarda zorunlu olarak izletilmesi gereken bir belgesel olduğunu düşünüyorum.
Eğer bir öğretmenseniz, öğretmen dinleyicilerim çok biliyorum.
Hepinize buradan sevgilerimi yolluyorum.
Ve lütfen öğrencilerinize bu belgeseli önerin.
Ve hatta su konusunda onları bilinçlendirin.
Sizden rica ediyorum. Bu da çok önemli.
Belgeselde Athena Gökhan var başrolde.
Çok severim Gökhan Özoğuz ve bir sürü akademisyen bizi bu konuda aydınlatıyor.
İdber Ortaylı'nın söyledikleri özellikle çok çarpıcıydı.
İzleyin diye anlatmıyorum.
Belgeselin adı 25 litre.
25 litre de ne demek onu da açıklayalım.
Şöyle ki 2017'de hatırlarsanız Güney Afrika hükümeti Cape Town'da kişi başına verilecek su miktarını 25 litre ile sınırlandırma planı yaptı.
Niye böyle bir plan yaptı?
Çünkü sıfır günü adı verilen gün yaklaşıyordu.
Gerçekten korkunç bir gün.
Komple susuz kalacakları günün adı da sıfır gün arkadaşlar.
Bundan kurtulmak için hep beraber seferber oldular.
Ve az önce dediğimi hatırlayın İstanbul'da kişi başı ortalama günlük su tüketimi 190 litre ve bunları da aşıyor.
İşte Gökhan Özoğuz 25 litre su ile bir gün geçirmeyi deniyor.
Ama tabii ki olmuyor. O kadar zor ki zaten izleyince göreceksiniz.
Cape Town'da o olaylar öyle bir noktaya geliyor ki artık diyorlar ki temiz saçla temiz arabayla gezenlere biz kötü gözle bakmaya başladık.
Hani susuzluktan dolayı.
Düşünün. Yani bizim başımıza gelmeyeceği ne malum.
O yüzden bizim de dikkat etmemiz gerekiyor.
Bu arada sizde ayrıntılı su ayak izinizi finishing projesi var.
Yarıninsuyu.com oradan öğrenebilirsiniz arkadaşlar.
20-30 senemizin kaldığını söylüyor uzmanlar.
Bu da maksimum. Ve Türkiye'nin nüfusu hızla artıyor.
Türkiye'deki suyun %75'i zaten tarımda kullanılıyor.
%10'u sanayide kullanılıyor.
%15'ini de biz evimizde harcıyoruz.
Yani aldığın, sattığın, yediğin, giydiğin her şey dolaylı yoldan su tüketiyor.
İçtiğimiz bir bardak kahve için 140 litre su tüketiliyor arkadaşlar.
7 damacana su. İnanılır gibi değil ama gerçek.
Şimdi diyeceksiniz ki ya Merve dünyanın %70'i su.
Sen de niye korkuyorsun ya?
Ama tatlı su oranı %2.5.
Bunun da bizim yani tamamı bizim için elverişli değil.
Bizim erişebildiğimiz su sadece bakın %1'i.
%1'i de tükenmek üzere.
Şimdi. Bireysel çözümleri anlattım.
Artık dünyada ne gibi çözümler üretiliyor onlardan bahsetmek istiyorum.
Çünkü dünyanın dört bir yanında bir vizyonerler ve mucitler ordusu çalışıyor bu iş için.
Hepimizin muhtaç olduğu bu suyu üretmek, tedarik etmek ve temizlemek için su sistemlerini yeniden tasarlayıp baştan yaratmaya çalışıyorlar.
Darısı bizim ülkemize demek istiyorum.
Şöyle ki şimdi dünyanın çözmesi gereken üç farklı su sorunu var arkadaşlar.
Birincisi malumunuz suyun az olması.
İklim değişikliği, kapıda demiyorum artık geldi kapımızı kırıyor.
İklim değişikliğine dayanıklı bir altyapı inşa edilmesi.
Üçüncüsü de bütün bunları uygun bir maliyete getirebilmek.
21. yüzyılın başlarında herkes kendi kanalizasyonundan sorumluydu.
Herkes kendi suyunu çıkarıyordu.
Evlerin dışında tuvalet olan dönemleri hatırlayın.
İşte bu halk sağlığını tehdit etti ve devletler devreye girmek durumunda kaldı.
Her eve boru taşıyarak lağımlar inşa ettiler.
bir atık bir de temiz su borusu yapılmaya çalışıldı.
Ama bir sorun vardı o da şu.
Şimdi bunlar çok kolay eskiyen ve değiştirilmesi zor olan bir sistem ve masraflı.
Halkın sağlığı bu şekilde korundu mu?
Evet. Ama günümüzde bu altyapılar eski mi?
Evet. Ve çok masraf çıkarıyor mu?
Yine evet. O yüzden çok eski ve verimsiz bir sistem var dünyada sadece bizde değil.
Uzmanlar diyorlar ki bizim bundan kurtulup suya yeni bir yaklaşım getirmemiz gerekiyor.
Daha yenilikçi, daha tasarruf odaklı diyorlar ama takdir edersiniz ki komple altyapıyı değiştirmek öyle kolay değil, çok da masraflı.
Ama işte Avrupa ülkeleri böyle yavaş yavaş bunlara geçmeye başlamış.
Şimdi dünyada neler yapılıyor Merve su konusunda?
Şimdi artık suyun geri dönüşümü ve yeniden tasarruf hakkında konuşmak istiyorum.
Çünkü bu şekilde de kaybettiğimiz suları tekrar geri kazanabiliyoruz.
Bir artı pozisyona geçmiş oluyoruz.
Şöyle ki Amerika Michigan'da hatırlarsanız 2016'da bir içme suyu krizi yaşanmıştı.
Bütün dünya konuştu.
İçme sularında aşırı derecede bir kurşun tespit edilmişti.
Kurşunsuz benzin kullanmaya çalışıyoruz.
Düşünün öyle bir zehir bu kurşun olayı.
Kurşunlu benzin havayı, toprağı, gıdayı, içme suyunu her şeyi zehirliyor.
Ve çocuklarda zeka gerilimine sebep olduğu tespit edildiği için yasaklandı.
Düşünün ki suda kurşun çıkıyor.
Emer ve sudan kurşun çıkınca ne oldu?
Bizde de hatırlarsanız Ankara'da çeşmelerden çikolatalı süt aktı bir dönem.
Ne oldu? Kurbanlara 626 milyon dolar tazminat ödendi.
12 kişi hayatını kaybetti çünkü bu olaydan dolayı ve 100 bin kişi güvenli içme suyundan mahrum kaldı.
9 bin çocuk bundan etkilendi ve bu nesilden nesile geçen bir şey.
Hadi bakalım kurşunlu su içtik ya yarın hiçbir şey olmaz öyle bir şey yok.
Bu nesilden nesile aktarılacak bir şey geçecek bir şey yani bedeli çok ağır dediğim gibi.
Peki o dönemin belediye başkanı ne yaptı Merve istifa etti mi?
Hayır canlı yayına çıktı ve işte bir bardak su içti dedi ki bir şey yok canım birazcık dedi klor tadı var zaten ben her gün içiyorum dedi.
Şu an aklınıza şu geldi eminim Çernobil sonrası çayda radyasyon yok deyip canlı yayında çay içen eski bakanı hatırladınız mı?
Bu arada canım Kazım Koyuncu'yu da anmadan geçmeyelim.
Güzel insan yattığı yer incinmesin.
Çözüm önerisiyle geldim demiştim.
Bu suda kurşun olayından sonra ne yaptılar?
Su kutusu diye bir şey icat etmişler arkadaşlar.
Çok hoşuma gitti. Suyu filtreliyor.
60 saniyede 38 litre suyu arıtıyor.
Harika bir şey. Olayı böyle kısa süreliğine de olsa bununla çözdü aktivistler.
Rant uğruna kirletilen sular, kapitalizm kurbanı sular.
Neyse dönelim çözüm önerilerimize.
Şöyle bir sistem varmış havadan su elde etmek.
Bilmiyorum duydunuz mu? Türkiye'de geçen sene Memduh Uçar isimli bir mühendis böyle bir düzenek geliştirdi.
Dünyada da zaten başlamış.
Ama şöyle bir durum yani biraz maliyetli ve suda pek bir mineral yok.
Hani havadan elde ettiğiniz su pek işe yarar bir su değil.
O yüzden eldeki suya odaklanalım.
Amerika'da yaşayan Türk bilim insanı Şehmus Özden, Afrika'da Namib çölünde yaşayan Namibya böceğinin dünyanın susuzluk sorununa çare olabileceğini açıklamış 2014 senesinde.
Bir Kenyalı Mucit de demişti aynısını ben bu böcekten esinlendim diye.
İşte böyle doğayı taklit etmeye bio mimikri deniliyor arkadaşlar.
Doğaya bakarak bir şeyler teknoloji geliştirmek.
Bu arada atmosferdeki su...
Tüm dünyadaki nehirlerin altı katı yani havadan su elde etmek mümkün ama dediğim gibi içinde mineral eksik ve çok pahalı bir çözüm.
Tekrar Amerika'ya dönecek olursak, Şikago'da önemli bir noktada atık suların değerlendirilmesi konusunda yaptıkları işi çok beğeniyorum.
Dünyanın en büyük su arıtma tesisine sahip zaten Şikago ve 3 milyon nüfusu var.
Her gün milyonlarca litre suyun tahliye edildiği bir şehir ve buraya her gün 3.4 milyar litre su geliyor arkadaşlar.
Ama bu suda istenmeyen bir madde var, fosfor.
Bu fosfor su yollarında yüksek miktarda bulunuyor.
Bu da şu demek, yosun ve başka su bitkileri demek.
Hem de su yollarının tıkanması.
Böyle yeşil yeşil akan sular vardır ya.
Fazla fosfor sudaki ekosistemlere zarar veriyor.
Ama bu element DNA'nın kilit bir bileşeni biliyorsunuz ki.
Ve yaşayan her canlı için çok önemli fosfor.
DNA oluşumu için çok önemli bir element.
Ama dediğim gibi su yollarında sıkıntı yaratıyor.
Bilim insanları 2035 yılında küresel fosfor kıtlığından endişe ediyorlar bu arada.
İşte Şikago'da bu sudaki fosforu alıyor.
Atığı kaynağa çeviriyor.
Fena çevirme işine bayılıyorum.
Şikago'da fosfor gübresi yapılıyormuş.
Atık suları bu şekilde kıymetlendiriyorlar.
Daha da ileri gidelim.
Endülüs İspanya'da yosun oluşumu teşvik ediliyor.
Çünkü yosunun ürettiği oksijen atık suyu temizliyor arkadaşlar.
Ve İspanya'da böyle büyük büyük yosun tarlaları var.
Ve bu kalan yosunları da benzin olarak kullanacaklarını söylüyorlar.
Türkiye'de de en son Boğaziçi Üniversitesi'nin böyle bir projesi vardı.
Yosun'dan jet yakıtı üretmişlerdi.
Umarım ihraç edebiliriz.
Yani çok seviniyorum ülkemiz adına böyle şeyler oldukça.
Ki fosil kaynaklı yakıtların yakın gelecekte tükeneceğini ve çevreye verdikleri zararı düşününce umarım Yosun benzinin yerini alır diyorum.
Bakın atık sulardan nerelere nerelere geldik yani yeter ki değerlendirmesini bilelim suyun her damlası kıymetli bir de bunu ihraç ettiğinizi düşünün daha da muhteşem yani atık sulardan bir şeyler elde edip bunları ihraç
etmek çok iyi. Gelelim çok şaşırdığım bir teknolojiye.
2021 yılında Danimarkalı bilim insanları bizim bedenimizi incelediler.
Hücrelerimizin derinliklerine baktılar ve burada hızlandırılıp adapte edilerek membran teknolojisine dönüştürülebilen ve suyu arıtabilecek bir protein keşfettiler.
Nerede? Bizim bedenimizde.
Akoparin proteinleri bilmiyorum hiç duydunuz mu?
Doğadaki bitki köklerinin topraktaki suyu emmesine ve insan vücudundaki iki böbreğin günde yaklaşık 170 litre kadar sıvıyı süzebilmesine yardımcıdır.
Yardımcı oluyor muhteşem bir şey.
Böbreklerimiz günde 200 litreye kadar sıvı süzebiliyor arkadaşlar.
Ve sıradan bir insanın vücudunda 40 ila 50 tür akoparin proteini bulunuyormuş.
Ve bunun materyallerin akışını düzenlemek gibi çok önemli görevleri varmış.
Akoaporin proteininin 1 gramı saniyede yüzlerce litre suyu filtreleyebiliyor.
Yanlış duymadınız. Yani bir membranın yüzeyine bir akoaporin proteiniyle katlıyorlar ve bu şekilde doğal su elde ediyorlar.
Danimarkalı bilim insanları.
Bu sistem gelişirse harika olacak.
Çok etkilendim. Uzay istasyonunda da bu sisteme geçileceği konuşuluyordu en son.
Akaoporin proteinleri atık sudaki mikroplastiklerin ve mikroatıkların %95'den fazlasını geleneksel sistemlerden çok daha az enerji kullanarak temizliyor.
Yani gelecekte atık sudan temiz ve uygun fiyatlı içme suyu üretirken muhtemelen önce olacak projelerden biri bu.
Bize de gelir umarım.
Sanırım biz üretiriz öncülük yaparız böyle şeylere.
Bir de arkadaşlar tabii ki biz bireysel olarak önlemler alacağız bunları anlattım ama burada en büyük sorumluluklardan biri kime düşüyor?
Sanayi işletmelerine düşüyor tabii ki fabrikalara düşüyor.
Denizlerde müsilaj oldu hatırlayın yani atık suların arıtılmadan denize verilmesinden dolayı oldu bu.
Çok talihsiz bir olaydı.
Tabii pek çok faktör var burada ama bu da tetikledi.
Fabrika atıkları kaç defa denize karıştı haberlerde görmüşsünüzdür.
Bazı ülkelerde fabrikalarda kullanılan su arıtılıyor, arıtılıyor, arıtılıyor tekrar kullanıyor.
Yani denizlere, derelere dökeceklerine böyle bir sistem kurabilirler.
Ülkemizde de bunun yaygınlaşması gerekiyor.
Kaldı ki Hindistan'da bile var.
110 milyon insan susuzlukla boğuşuyor Hindistan'da.
Suyun değerini çok geç anlayan bir ülke.
Tekstil fabrikaları biliyorsunuz Hindistan'da en çok suyu tüketenler ve dolayısıyla en çok boya akıtanlar, en çok zehirleyenler suları da yine tekstil fabrikaları.
Vatandaşın susuz kalmasının müsebbibi bunlar.
Çünkü atıklarını arıtmadan döküyorlar nehirlere.
Halk da mecburen o nehirleri kullanmak durumunda kalıyor.
O yüzden su kıtlığı çekmemek için suyun yeniden kullanımı bizim bu sorunla başa çıkmamız için en acil harekete geçilmesi gereken plan.
Gelelim Hollanda'ya. Hollanda'da su sıkıntısı çekecek ülkelerin başında geliyor ki zaten geçen sene bir açıklama yapmışlardı.
Su sıkıntısı çekmeye başladıklarını söylemişlerdi.
Hollanda'da Su İttifakı Grubu diye bir grup var.
Süper bir geri dönüşüm teknolojisi geliştirmişler.
Darısı bize. Evde geri dönüşümü sağlıyorlar suyun.
Hydroloop diye bir teknoloji.
Evler için atık suyu dönüştüren bir sistem.
Banyoda falan böyle kullandığımız suyu geri dönüştürüyor.
Sifonlarda, bahçede, çamaşır makinesinde kullanmak üzere arıtıyor.
Yılda nereden baksanız en az 30 bin litre su tasarrufu demek.
Yani evsel su geri dönüşüme bayıldım bu fikre.
Ve son olarak uzaydaki sudan bahsetmek istiyorum.
Dünyadan uzaya su götürmek biliyorsunuz ki çok pahalı.
Yani uzaya götürülecek suyun her litresi on binlerce dolara mal oluyor arkadaşlar.
O yüzden su geri dönüşümü NASA için çok önemli bir mevzu.
Üzerinde bayağı çalışıyorlar. Şu anda uluslararası uzay istasyonunda tek su kaynağı geri dönüştürülmüş idrar ve nem yoğuşması.
Yanlış duymadınız. Yani yemek yerken ağzınızdan çıkan nefesteki su.
Ve öyle bir teknoloji geliştirmişler ki açıkçası.
Ağzım açık kaldı. İnce bağırsağın işlevini taklit eden bir teknoloji geliştirmişler.
İnce bağırsağın kendini yenileme sistemi var ya buna bakarak membran üretmişler ve genetik mühendislerle çalışarak tabii yapıyorlar bunu.
Ve diyorlar ki hani uzaya gelirken yanınızda bir bardak su getirseniz yeter.
Aynı suyu tekrar tekrar geri dönüştürüp kullanabiliyorsunuz.
Ama bilin bakalım ne yok.
Uzaya çıkacakmışız.
Genel olarak toparlayacak olursam atık su ıslahı su sorunu için en önemli çözümlerden biri.
Çünkü bu yöntemle yeni su kullanmaktan kaçınıyoruz.
Evdeki suyu değerlendiriyoruz.
Mevcut suyumuzu korumuş oluyoruz.
Bu sistem Avrupa'da yasal düzenlemelere tabi tutuldu.
Lütfen bizde de olsun.
Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz bunlar yasal düzenlemelerle artık atık suyu değerlendirme konusunda çok ciddi yaptırımlar uyguluyorlar.
Ve bence dünyanın neresinde yaşıyorsak yaşayalım ya da hangi kültüre ait olursak olalım, birey olarak, insan olarak dünyanın genel durumundan, şu andaki halinden bütünüyle sorumluyuz.
Gelecek nesillere daha güzel bir dünya bırakabilmek adına lütfen herkes elini taşın altına koysun.
Suyun değeri kuyu kuruyunca anlaşılır derler.
Umarım... kuyular kurumadan suyun değerini anlamış oluruz.
Finish'in sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten finish.com.tr'de Finish Ultimate Plus ürünlerinde 500 TL ve üzeri yapacağınız alışverişlerde %35 indiriminiz olacak.
Bize özel kodumuz podcast35.
Bu pazartesi yeni bir bölümle tekrar karşınızda olacağım.
Fizi platformunda olacağım.
Haftaya tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
