
Cambly’de yılın son indirimi! %60 indirimle ayda 299 TL’den başlayan fiyatlarla İngilizcenizi geliştirin, geleceğinize yatırım yapın.
Kod: 60şapka
Link: https://cambly.biz/60şapka * Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi * *Bu bölüm "Cambly" hakkında reklam içerir*
Transkript
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün size bir probleme farklı açılardan nasıl bakarız, o problemi farklı bakış açılarıyla nasıl çözmeye çalışırız, bunu anlatmaya çalışacağım.
Şöyle düşünün, beyninizin içinde her biri kendi uzmanlığına sahip.
Kişisel bir danışman ekibiniz var ve herhangi bir sorunla karşılaştığınızda bu profesyonellere danışarak karar veriyorsunuz.
Bu tekniği hayatımızın her alanında kullanabiliriz.
Okullarda öğretmenler de çok sık faydalanıyor.
Hatta iş hayatında sık sık toplantılarda da kullanılan bir teknik bu.
6 şapkalı düşünme tekniği Edward de Bono tarafından geliştiriliyor.
1985 yılında aynı isimde bir kitabı yayımlanıyor.
Bu tekniğin asıl amacı bize olaylara faydalanmak.
Farklı pencerelerden bakabilme yeteneği kazandırmak.
Biz de olaylara altı farklı pencereden bakarak sorunlarımıza daha geniş açıdan odaklanabiliyoruz bunu uyguladığımız zaman.
Diyelim ki hayatınızda bir sorun yaşadınız.
Altı farklı görüş almak gibi bir şey bu.
Hani eleştirel bakabilme yeteneği de kazandırıyor.
Düşünme yeteneği zaten insanın sahip olduğu en kıymetli değer.
Yani insanı insan yapan şey hatta.
Edward de Bono düşünmenin öğretilmesi için dünya çapında ün kazanmış bir isim bu alanda çalışıyor.
Diyor ki altı şapkalı düşünme ile düşüncelerinizi bir orkestra şefi gibi yönetebilirsiniz ve sonu gelmeyen tartışmalarda kaybolmak yerine yaratıcı, yapıcı sonuçlar elde edebilirsiniz.
O yüzden ister öğrenci olun ister...
İş insanı olun. Bu teknik gerçekten hayatın her alanında çok işe yarıyor.
Mutlaka bir deneyin derim.
Hepimizin bir düşünme tekniği var aslında.
Hani kimimiz problem çözme konusunda çok başarılı.
Kimimiz olaylara çok eleştirel bir açıdan bakıyor.
Kimi duygularıyla yaklaşıyor, kimi mantığıyla karara varıyor.
Ama bunların hepsinin bir faydası var arkadaşlar.
Tabii ki dezavantajı da var.
Altı şapkalı düşünme tekniğinde aslında olan şu.
Bir probleme... Altı farklı kişiliğe yani altı farklı role girerek bakmaya çalışıyoruz.
Bir problemi her açıdan irdelemeye çalışıyoruz.
Geçen gün bir arkadaşımla konuşuyorduk.
İşte bir sorunu vardı. Ben olaylara çok eleştirel bakarım ve çok da empati kurarım.
Böyle bir yaklaşımım var. O böyle direkt sorunu tespit eder, kestirip atar.
Ama yargılarıyla, kendi yargılarıyla bunu yapıyor.
Karşısındakinin biletini hemen keser ve karamsardır.
Olumlu bakamaz olaylara.
Çok da empati kuramıyor.
Biz böyle konuştuktan sonra şey dedi bana.
Ya hiç düşünmemiştim. Aklıma hayalime gelmedi dedi bu söyledikleri.
Gerçekten sandığım gibi olmayabilir dedi.
Hani hiç yanıldığımı hatalı olabileceğimi düşünmemiştim dedi.
Sonra mesele çözüldü ve gerçekten de aslında zannettiği gibi değilmiş.
Yani bu bana şey gibi geliyor.
Böyle farklı farklı altı dostunuzla istişare ediyor gibi oluyorsunuz bu tekniği öğrendikten sonra.
Herkesle aynı açıdan bakmıyorsunuz.
Bakış açınız genişlemeye başlıyor.
Bu da zaten tüm ilişkilerinize, fikirlerinize, duygu ve düşünce dünyanıza etki edecek.
bir şey. Yani bize okul hayatımızda her sorunun böyle bir tek cevabı varmış gibi bir eğitim verildi.
Matematikte evet zaten öyle ama diğer alanlarda öyle olmayabilir.
Yani bize böyle öğretildiği için biz aslında çok da üzerine düşünmedik bu verilen bilgilerin.
Tamam dedik bu böyle söylenildiyse doğru olan budur.
Geçtik gittik değil mi? Hani o cevap bizi tatmin etti bir şekilde.
Celal Şengör diyordu ki kitabında ben öğrencilerimin her şeyi böyle olduğu gibi kabul etmemelerini üstüne kendilerinin de düşünmelerini söyledim.
Benim anlattıklarımdan bile şüphe duyuluyordu.
Tarihte de zaten şüphe duyanlar tarihin seyrini değiştirdi.
Mesela işte Galileo ilk aklıma gelen Bruno.
Ne yaptılar? Onlara verilen doğrularla yetinmediler.
Canları pahasına bile olsa bunu yaptılar ve tarihin seyrini değiştirdiler.
Gerçek yaşamda da birden fazla cevap var ve evet bazı cevaplar diğerlerinden.
Belki de çok daha iyi ve yeter ki deneyelim bir bakalım görelim alternatifler arayalım.
Bir de şöyle bir şey var. Bazıları kendi düşüncelerinin doğruluğundan o kadar emin ki.
Zaten tek amaçları kendi haklılıklarını kanıtlamak.
Başka bir şey değil. Hani işte o şapkayı takayım bunu öyle bir şey değil yani.
Ben haklıyım bitti. Bu insanlar bu konuda zaten en sığ olanlar.
Fitre balonunda yaşayanlar diyorum ben onlara.
Duygularımız mantıklı düşünme kapsamına girmediği için onlardan dolayı bazen suçluluk da duyabiliyoruz.
Hatta böyle yetiştiriliyoruz.
Mesela bir erkek çocuğu ağladığı zaman.
İşte babası hemen diyor ki erkekler ağlamaz.
Ne oluyor? O gözyaşı aslında o anda ona bir suçluluk yaratıyor değil mi?
Bu söylediklerinden dolayı.
Duygularından utanıyor. Utandırılıyor daha doğrusu.
Böyle bir erkeklik kalıbı var.
Bir adamlık kalıbı var.
Kek kalıbı gibi. Kafada da o çocuğun o kalıba uygun davranması bekleniyor.
Sonra işte o kek gibi çıkacak zaten fırından.
Kalıplanmış bir şekilde herkes aynı.
Erkek adam kalıbı, annelik kalıbı, kadın dediğin şöyle olur kalıbı.
Yani toplumda o kadar çok kalıplar var ki bizim de onlara uymamız bekleniyor.
Hepimizin aynı fırından aynı şekilde çıkmamız bekleniyor.
Yani eleştirmiyoruz bile bize söylenen şeyleri bazen.
Hani niye böyle bu ya demiyoruz ona uygun davranıyoruz.
Halbuki bir düşünceye farklı pencerelerden bakabilsek, farklı değerlendirmeler yapabilsek kendi içimizde gerçekten görüş açımızın genişlediğini göreceğiz.
Bir de şu var kendimizi çok güzel...
Hani olmayacak birinden hoşlanıyorsak, aşık olduysak kendimize böyle iyi nedenler bulmaya çalışıyoruz.
Deccal'in öz evlatlarına.
Halbuki 6 farklı açıdan baksak...
Kutsal suyla gideceğiz belki bir sonraki buluşmaya.
Bir işten hoşlanmıyorsak, o işe gitmek istemiyorsak, önyargılıysak yapasımız yoksa yine çok güzel bahaneler uyduruyoruz.
Duyanlar da öyle bir ikna oluyor ki öyle mantıklı konuşuyoruz ki kendimiz bile inanıyoruz.
Yani bakın istediğim önyargıya sahip olabilirim bu olaylara bu şekilde yaklaşarak.
Halbuki mantığa dayandırılmış gibi gösterilen önyargılarımız duygu olarak kabul ettiklerimizden çok daha tehlikeli olabilir.
Dikkat! Düşünmemizin en güzel yanlarından biri duygularımızı değiştirmek ama kötü düşüncelerde tabii ki kötü duygular getiriyor.
Şimdi bu 6 düşünme şapkasına yavaş yavaş geçeceğiz.
Şöyle ki bir apartman düşünün arkadaşlar.
Bu apartmanın her bir cephesi ayrı bir renge boyanmış olsun.
4 farklı cephesi var ve herkes kendi cephesinden baktığı duvarının rengini görebiliyor.
Benim duvarım kırmızı, sizinki siyah, işte birimizinki mavi olsun birimizinki yeşil.
Daha sonra buluşuyoruz ve bu apartmanın rengi hakkında konuşuyoruz.
Düşüp tartışmaya başlıyoruz.
Sizce ne olacak sonuç?
Yani herkes kendi cephesinde gördüğü şeyi savunacak değil mi?
Diğerlerini ikna etmeye çalışacak.
Hayır diyecek benimkisi kırmızı.
Kırmızı gördüm kırmızı bu bina.
Halbuki dördümüz bir araya gelsek.
Şöyle bir tur atsak o binanın etrafında.
Ne olacak? Meseleyi daha rahat çözeceğiz değil mi?
Toplantılarda da böyle olur. Herkes kendi fikrini söyler söyler söyler.
Tartışırlar tartışırlar ama bir sonuca varılmaz.
Yaşandı. O yüzden eğer sürekli toplantı yapıyorsanız.
Bu teknik gerçekten çok işe yarar.
Karar süreciniz. Zaman kaybını önler bu online toplantılara girenlere sesleniyorum.
Zaten başlangıçta bu teknik toplantıları daha verimli hale getirmek için geliştirilmiş ama sonradan çok etkili olduğu için her alana girilmiş.
Az sonra tek tek 6 şapkayı anlatacağım ama aynı anda 6 farklı kişi gibi düşünmek tabii ki biraz kafa karıştırıcı.
Zaten Bono da öyle söylüyor.
Düşünmenin asıl zorluğu kafa karışıklığıdır diyor.
Neden? Çünkü aynı anda çok fazla şey yapmaya çalışıyoruz.
Bir taraftan duygularımız saldırıyor.
Bir taraftan mantığımız, umutlarımız, yaratıcılığımız hepsi bizim üzerimize akın ediyor ve tahakküm kurmaya çalışıyor.
Bu olay aynı jonglörlük gibi birçok topu aynı anda idare etmeye çalışıyoruz.
Ama bunu yapmayı başarabilirsek hem daha yaratıcı ve cesur oluruz hem kendimize karşı daha dürüst ve daha gerçekçi oluruz.
Olaylara sadece kendi penceremizden bakmayız.
Şimdi sırasıyla bu şapkaları tanıyalım.
Beyaz şapka, kırmızı şapka, sarı, siyah, yeşil ve mavi şapkamız var.
Birincisi beyaz şapka.
Bu olaylara tarafsız bir gözle bakmamız arkadaşlar.
Somut verilerle ilgilenmemiz, rasyonel olan, akılcı olan konu ile ilgili net bilgileriniz neler?
Elinizde kanıtlanmış veriler var mı?
Lütfen tarafsız bakmaya çalışın meseleye.
İçine duygularınızı karıştırmayın.
Nötr olun. Dışarıdan bir göz gibi bakmaya çalışın.
Yansız olun. Gerçekleri görün.
Hani ayan beyan ortada olan bir şey var onu görün.
Bu şapkayı taktığınız zaman kendinize şu soruyu sorun.
Benim elimde şu an ne gibi bilgiler var?
Ben... Hangi bilgileri toplamalıyım?
Eksik bilgilerim nedir?
Bilmediğim şeyler nedir?
Kesin olan şey nedir?
Bunları sorun. Beyaz şapka genelde bir düşünce oturumunun başında kullanılır.
Mavi de aynı şekilde ama bu şapkaları nasıl kullanacağımız, ne için kullanacağımıza göre değişiyor.
Eğer sadece beyaz şapka takıyorsanız hayatınızda o zaman ne olur?
Bakış açınız çok sınırlı kalır.
Çünkü var olan ve olmayanlarla sınırlı kalırsınız.
Bu iyi bir şey değil. Yani şöyle.
artı 2 4 eder. Konu kapanmıştır.
Bitti. Bu kadar. Mesela bir örnek vereyim.
Siyasi bir seçime girdiniz.
Siyasi arenadasınız.
Beyaz şapkanızı takmışsınız.
Ne yaparsınız? Yıl yıl anket verilerine ulaşırsınız.
Partinizle ilgili neler olmuş, neler yaşanmış, gelmiş, geçmiş.
Bütün verileri tararsınız.
Bir bilgisayar gibi. Nötr bir şekilde.
Tamamen tarafsız. Sonra ne olur?
Defalarca seçimi kaybedip ya ben yine aday olayım demezsiniz.
Bu konuda diretmezsiniz.
Çünkü işin içine duygular karışmamıştır değil mi?
Zaten veriler ayan beyan ortadadır.
Seçimiz sonucu ortadadır.
Ya da birileriyle görüşmeye başladınız.
Objektif olmaya çalışın.
O adama ya da o kadına kendinizi kandırmadan daha böyle gerçekçi bir gözle bakmaya çalışın.
Şimdi beyaz şapkanı takıp size gerçek bir bilgi vereceğim arkadaşlar.
Cambly'de şu an 12 aylık üyeliklerde %60 indirim var.
Ve ayda sadece 299 TL'den başlayan fiyatlarla.
Şimdi dışarıda 2-3 kere kahve içsek zaten aynı fiyata geliyor.
Yılın en büyük ve son Cambly indirimi bu.
Sonra vay efendim ben kaçırdım duymamıştım bana böyle bir bilgi gelmedi demeyin.
İster bireysel ders alın ister grup derse.
Birebir grup dersleri çok eğlenceli diyorlar bu arada bir düşünebilirsiniz onu.
Yabancılarla pratik yapmak eğlencelidir tabii.
Bu arada seviyeleriniz aynı oluyor merak etmeyin.
Hem daha eğlenceli hem de daha özgüven artırıcı diye düşünüyorum.
Kendi seviyemizi de daha iyi görmüş oluyoruz.
Bu arada sınıflar maksimum 3 kişi grup derslerinde.
Dersin seviyesi. ve konusu önceden belirli oluyor.
Ne konuşacağım ben ya gibi bir derdiniz olmayacak o yüzden.
Yeni yılda kendinize alacağınız en güzel hediye.
Kendiniz için bir adım atmak.
Ne diyordu Sertab Erener?
Yeni bir aşk, yeni bir iş.
Yine gülecek bir neden lazım.
Yeni bir haber, yeni bir kader.
Bunlar için bana şans lazım.
Merve, bunlar için bana bir Cambly kodu lazım diyenler.
Kodumuz 60 şapka.
%60 indirim. Ayda 299 TL'den başlayan fiyatlarla.
Yılbaşı hediyemizi açıklamalardaki linke hop bırakıyorum ve devam ediyorum.
Nerede kalmıştık? En son seçim kaybettik dedik.
Birinci şapka, beyaz şapkayla.
O örneği unutmazsınız. Unutulmayacak gibi zaten.
İkinci şapkamıza geldik.
Kırmızı şapka. Bu arada bunların bir sıralaması.
yok dediğim gibi. Kırmızı deyince direkt duygularımız, tutkularımız heyecanımız geliyor aklımıza.
İlk akla gelenler. Olaylara duygusal açıdan bakanlar el kaldırsın.
Kaldırıyorum şu an. Atıyorum çok kötü bir insanla berabersiniz tamam mı?
Herkes diyor ki ya senin o insanda ne işin var?
Ne kadar kötü? İşte atıyorum hiç yakışmıyorsunuz.
Oluyor mu bilmem ne falan diyor ya.
Siz de diyorsunuz ki ya ben seviyorum ya.
Seviyorum evet saçma biliyorum ama yani yapacak bir şey yok elimde değil.
İşte bu şapka şöyle arkadaşlar.
Mantıklı bir açıklamaya gerek yok tamam mı?
Duygularımızı ifade ediyoruz burada.
Ben ne hissediyorum? Benim duygularım bu konuda ne diyor?
Sezgilerim ne diyor? Yani saçma ya da saçma değil.
İçinizi dökün. Olaya duygusal açıdan bakın.
Mantıklı olmaya çalışmayın.
Hani bazen şey deriz ya. İçimde iyi bir his var gibi bir şey bu.
Ya da işte ya sebebi yok ama çok kötü hissediyorum deriz ya.
Olay bu. O zaman bu şapkayı takmış oluyoruz işte.
Bu şapka size duygularınızı açıklamaya veya haklı çıkarmaya gerek kalmıyor.
Onları ifade etme fırsatı veriyor.
Ya onu seviyorum. Evet deccalin öz evladı ama bana uygun biri değil.
Ama seviyorum ya demek gibi bir şey.
Hiçbir dayanağınız olmadan duygularınızı söyleyin.
Hayatınızdaki sorun neyse duygularınızla ifade edin.
Probleme duygularınızla, sezgilerinizle ve vermiş olduğunuz reaksiyonlarla yaklaşın.
Bu şapkayı takın ve duygularınızı görünür kılın.
Öfke, nefret, şüphe, kıskançlık her neyse neden bu kararı alıyorsunuz?
Bunların arkasında yoksa bu duygular mı var?
Bunu görün. Sırada üçüncü şapka var.
Buna sarı şapka diyelim hadi.
Şimdi sarı şapka olaylara imser tarafla bakma.
Ben buna polyanna şapkası diyorum.
Bardağın dolu tarafını görme şapkası arkadaşlar.
Hayatınızdaki bir insanla ilgili bir karar vereceksiniz.
Mesela bunu takın. Bir de onun olumlu yönlerine bakmaya çalışın.
Hep olumsuzu görmeyin. Potansiyel olarak uzun vadeli faydası nedir bu insanın bana?
Bunu bir sorun. İstenen sonuca ulaşabilmem için burada bir fırsat var mı?
Bunu sorun. Bu fikri mi?
faydalı ve başarılı kılacak faktörleri nasıl ortaya koyarım?
Bir işe gireceksiniz, karar sürecindesiniz.
Bu şapkayı takın, olumlu bakmaya çalışın.
Benim için bu işin avantajları nedir?
Bu iş bana ne gibi güzellikler katacak olumlu anlamda?
Bu iş beni nasıl geliştirebilir, nasıl büyütebilir?
Hayatıma ne gibi bir katkısı olabilir?
Bunları sorun. Ama olumlu anlamda bir katkıdan bahsediyorum.
Olumsuz yok burada, hep olumlu konuşuyoruz.
Kırmızı deyince nasıl ki aklımıza ilk olarak kalbimiz geldi.
Sarıda da ne geliyor? Güneş değil mi?
Çünkü güneş ne olursa olsun her sabah doğuyor bir şekilde.
Her gün yeni bir umut getiriyor.
Sarı güneşin rengidir o yüzden.
Umudun rengidir. O yüzden bu şapkayı taktığımız zaman olumlu beklentilerinizden, o sorunu çözdüğünüz zaman, elinize geçeceklerden, yaptığınız işi bitirdiğiniz zaman kazanacaklarınızdan.
Yani özetle geleceğe dair olumlu düşüncelerinizden bahsedin.
Sorun ne olursa olsun bu şekilde uyarlayın.
Bu zor bir şapka bu arada.
Çünkü ortada... Bir sorun varken böyle geleceğe dair polyanlacılık yapmak öyle kolay bir şey değil.
Ama sarı şapkayı takıp düşünmek bize neler kazanacağımızı gösteriyor ve bizi motive ediyor.
Yola devam etmemizi sağlayan şey bu şapka.
Ortaya atılan görüşü beğenmeseniz bile bu önerinin iyi yönlerini bulmaya çalışın.
İyiye odaklanıyoruz burada.
Kötünün içindeki iyiyi görmeye çalışın.
Bakalım ne göreceksiniz. Sarı şapka düşünmesi değerli ve yararlı olan şeyleri arar ve araştırır.
Daha sonra bu değer...
ve yararlı şeyler için mantıklı destekler sağlamaya çalışır.
Sağlam temellere dayanan bir iyimserlik var burada.
Bu düşünme şekli yapıcı gördüğünüz gibi ve oldukça üretici, optimist bir bakış.
Yola umutla devam etmenizi sağlar.
Fikirler, öneriler ve teklifler bu şapkayı taktığımız zaman ortaya çıkıyor.
O yüzden sarı şapkamız çok önemli.
4 numaralı şapkaya geldim.
Bu da hadi siyah şapka olsun.
Adı üstünde sarının tam tersi.
Hani olumsuz düşünmek, karamsar düşünmek, olaylara en kötü tarafından bakmak.
Ben buna şey yapıyorum. Maksimum ne olabilir ki ya?
Bu şapkanın adı bu benim için.
Maksimum ne olabilir ki ya şapkam?
Kafamda kötü senaryolar yazdığım zaman hep bu soruyu soruyorum.
Çok işime yarıyor bu arada.
Merve tamam okey. Hadi böyle olsun ne olacak diyorum.
Sonra cevap veriyorum. Tamam. Peki böyle olursa ne olacak?
Böyle olursa en sona kadar gidiyorum.
En son ölmüş olurum.
Mesela sonu bu yani.
Ne olacak ki maksimum?
Maksimum ölürüz ya bir canımız var.
Yok yok öyle bir şey değil.
Şimdi bu şapka en kötümser halimiz arkadaşlar.
Tüm olumsuz sonuçları hayal ediyoruz burada.
Kendinizi fikrinizi ortaya koyduğunuz şey neyse artık problem.
Eleştirin ya Hunharca.
Hani az önce çok iyi davranın dedim ya çok iyiliklerle bakın falan.
Şimdi tam tersini yapıyoruz.
Tüm olumsuz düşüncelerimizi söylüyoruz.
O konunun tüm etkilerini en ufak bir iyimserlik kırıntısı olmadan dökün.
Açın arkadaşlar. Biriyle beraberseniz tabii ki sarı şapkamızı takıp bakacağız ama tam tersini de yapmamız gerekiyor.
Tüm kötü ve lanet olası özelliklerini düşünün.
O insanla yola devam ederseniz gelecekte karşılaşacağınız problemleri muhakkak öngörüyorsunuzdur.
Kırmızı şapkaya gerek yok.
Ne yapıyoruz? Yani bu benim için ne olacak?
İleride nasıl bir hayatım olacak?
Bunların bir senaryosunu yazın bakalım.
Ne çıkacak ortaya? Neden bunu yapıyoruz?
Hani bu kötü bir şey mi? Bence değil.
Şey gibi İlker Canikligil hani diyor ya ben çok kötüüm.
serbi insanım. Hatta TED konuşması vardı.
Ben çok severim İlker hocayı.
Böyle ailemden biri gibi görürüm.
Böyle şey ya siyah şapka aslında temkinli ve dikkatli olmamızı sağlıyor.
Yani bizi koruyor bir yerde.
Yasa dışı olandan, tehlikeli olandan, karsız olandan hatta kötü insanlarla beraber olmaktan alıkoyuyor.
Bu bizim hayatta kalma şapkamız.
Hayatta kalmak için nelerden sakınmamız gerektiğini neyin işe yaramayacağını ve neyin bizim için iyi olmadığını bilmemiz gerekiyor.
O siyah şapkayı da bir şekilde takmamız lazım.
İlla böyle sarı takacak değiliz.
Polyanmacılık her zaman iyi bir şey değil.
Ben hayatımın en büyük kazıklarını o sarı şapkayı taktığım zaman yedim.
Hep onu takıyordum çünkü bir ara böyle.
Ya canım benim çok iyi bir insan.
Merve. Klasik.
Sonra şey Sezar'la Brütüs olayı gibi.
Sen de mi virütüs sen de mi?
Halbuki genelde siyah şapka takan arkadaşlarımı dinlesem bu sorunları yaşamayacaktım.
Bir de şöyle bir şey oluyor kazık yedikten sonra da o devam ediyor bende.
Ya bilerek yapmamıştır aslında çok kötü olaylar yaşamış o yüzden olmuştur.
Bazen şey diyor arkadaşım ya seni dövmek istiyorum şu an falan diyor.
Merve beni sinir etme.
Gerçekten siyah takan şapka arkadaş lazım yani.
Şapka arkadaş ne ya? Siyah takan.
Siyah şapka takanı arkadaş pardon konuşamadım.
Yediğim kazıklar geldi aklıma pardon.
Konuşmayı unuttum. Arkadaşlar ben tırtılı görmüyorum.
Problemim bu. Ben o tırtılın muhteşem bir kelebek olmuş halini görüyorum.
Zaten sorunum da bu. Siyah şapka düşünmesi aslında bir fikrin çelişkili veya tutarsız olup olmadığını işaret ediyor.
Bazen Nietzsche çiçeğim gibi ya da işte meymenetsiz Schopenhauer gibi.
Emil Çoran gibi, Slovay Zizek gibi düşünmemiz gerekiyor.
Biraz kötümser olmak lazım.
Bu size bir B planı yaptırır.
İhtiyatlı olmanızı sağlar.
Siyah şapkayı taktığınız zaman eleştiriyorsunuz ama taraf tutmuyorsunuz.
Objektif olmaya çalışın. Bu şapkayı belki hiç sevmeyeceksiniz ama bazen başarılı olmak için kritik hatalar yapmamamız gerekir.
Bu bizim hayati, hayatta kalma şapkamız en önemli şapkalarımızdan biri.
Hani bir bölümde demiştim ya sizi sürekli öven, böyle pohpohlayan o iyimser arkadaşınız.
Evet iyidir, güzeldir, hoştur.
Kendinizi belki yanında çok müthiş hissedersiniz.
Çünkü kusurlarınızı söylemiyordur.
Kusurlarınızı görmek de gece gibi olmuştur gerçekten.
Ama kusurlarınızı söyleyen biri de lazım.
Gerçek arkadaşlar bu şekilde sizi geliştirir.
Ama gerçek arkadaş diyorum oraya dikkat edin.
Hani sizi böyle yermek için, eleştirmek için böyle hani sırf kötülüğünüz için yapanlardan bahsetmiyorum.
Sizi gerçekten geliştirmek için kusurlarınızı söyleyen insanların kıymetini bilin.
Hatta o siyah şapkayı takıp...
Kendinizi de bir eleştirin arkadaşlar.
Negatif yönlerinize bakmaya çalışın.
Her zaman hata karşı tarafta olmayabilir.
Sonra tabii o sarıyı takıp olumlu yönlerimizi de düşünmemiz gerekiyor.
Siyah şapkada takılı kalmasın.
Mesela bir örnek vereyim size. Atıyorum bir AVM'ye gittim tamam mı?
Bir ayakkabı gördüm. Ayakkabı hastalığım var diyelim.
Kırmızı şapkayı taktım.
Diyorum ki ya ne kadar güzel bir ayakkabı.
Aşık oldum diyorum. Almak istiyorum onu.
Beyaz şapkayı taktım o anda.
Diyorum ki evde bir sürü ayakkabın var Merve.
Yani bunu alacaksın, bir kere giyeceksin, kaldırıp rafa koyacaksın.
Sonra sarı şapkamı taktım şimdi.
Polyanlı oluyorum. Ya işte kampanya varmış, indirimdeymiş, fiyatı düşmüş dedim.
Almak istiyorum çünkü. Gerçekten de ucuz.
Olumlu özelliklerini sayıyoruz orada.
Gerçekten olumlu şeyleri görün.
Şimdi siyah şapkamı taktım.
O ayakkabıyı aldığım zaman...
Bu ay ekonomik olarak çok zorlanacağım.
Belki bir şeylerden feragat etmem gerekecek.
Bu ay 5 kere arkadaşlarımla buluşup dışarıda bir şeyler yapacakken belki bir kere bile zor çıkacağım.
Ona vereceğim parayla bir konsere giderim, eğlenirim, bir şeyler yaparım.
Eve hapsolacağım onu aldıktan sonra.
Aslında o kadar da güzel değil hani o ayakkabı.
Sadece şu an duygusal bir boşluktayım.
Duygusal bir açlık var içimde ve bunu bir şeyler satın alarak bastırmaya çalışıyorum.
Zaten çok kalitesiz görünüyor.
Ayağıma giydim çok da rahat değil.
Bütün olumsuz özelliklerini sayın eleştirel bir gözle.
Sırada yeşil şapkamız var.
Yeşil şapka yeni fikirler demek arkadaşlar.
Burada alternatif seçenekler ve alternatif çözümler üretiyoruz.
Ve değiştirmeye çalışıyoruz.
Geliştirmeye çalışıyoruz.
Sarı şapkaya da yakın bir yerde duruyor bu.
Artık bilinenin bariz ve tatmin edici olanın ötesini görmenin zamanı.
Bu şapkayı taktığımız zaman.
Yeşil şapka sorunlarınızın veya belli durumlarınızın ortasında.
İlginç bir şey yapmanızı sağlayan şapka.
Sorunlarınızı değiştirmeye odaklı, düzeltmeye odaklı ya da kabuğuyla geçeceksin diyor sana.
Tüm yaratıcı düşünceleri yöneten şapka bu.
Bu şapkayı taktığımız zaman kendinize şu soruları sorabilirsiniz.
Bunu yapmamın yeni bir yolu var mı?
Konuya başka bir açıdan bakabilir miyim?
Henüz dikkate almamış olduğum yeni alternatifler var mı?
Bunları kendimize soralım.
Yeşil şapka kalıpların dışına çıkmamızı sağlar.
En sıra dışı ve en beklenmedik çözümlerini sunan şapka bu.
Yeşil zaten berekettir değil mi?
Büyümektir, bilizlenmektir.
O yüzden yaratıcılık ve yeni fikirler enerjidir.
Yeni seçenekler, yeni önerilerdir.
Ortaya atılan bir görüşe ilişkin değişiklikler önerebilirsiniz bu noktada.
Yeşil şapka size çeşitli olasılıklar yakalama fırsatı veriyor.
Yani böyle alternatiflerle düşünmeye çalışıyorsunuz.
Yaratıcılığınızı arttırıyorsunuz.
Belki eski fikirlere tutulu kaldınız ve artık onlar hiçbir işe yaramıyor.
Çözüm... İşte yeşil şapkada olabilir.
Edward de Bono yeşil şapka için yanal düşünme diyor arkadaşlar.
Yani sorun için başka başka senaryolar üretmeye çalışın.
Yeni yeni senaryolar üretin.
Hangi riskleri kabul etmeye hazır olduğunuzu da bilin.
Ama zihninizi özgür bırakın.
Fikirlerinize sansür koymadan söyleyin.
Hani kırmızı şapkada duygularımızı sansürlemiyorduk ya hani önümüzde hiçbir engel yokmuş gibi hiçbir mantık çerçevesine oturtmadan duygularımızı söylüyorduk.
Burada da aynı şekilde zihnimizi özgür bırakıyoruz.
Orada kalbimizi bıraktık burada da zihnimizi.
Fikirlerimize sansür koymadan söylüyoruz.
Yaratıcı düşünüyoruz ve belli kuralları toplumun normlarını reddediyoruz burada.
Olaylara en tepeden bakmaya çalışıyoruz özgürüce.
Yeşil şapka düşünmesi.
Değişimle ilgili çünkü değişim yönünde bilinçli ve yoğun bir çaba harcamayı gerektiriyor bu şapkayı taktıktan sonraki düşünceleriniz.
Ve son olarak mavi şapkamız geliyor.
Çok önemli bir şapka.
Kontrol şapkamız.
Nihai şapka diyorum ben buna.
Bu şapka süreç kontrolünde kullanılıyor.
Bir sorunla karşı karşıya kaldığınız zaman mantık ve olumlu düşünmeyi kullandığınızda Mavi şapka zihniyeti sizi yeşil şapkayla, yaratıcı fikirlere hatta siyah şapkayla en
kötü durum senaryolarınıza yönlendirebilir.
Tüm yollar tükendiğinde size kırmızı şapkanızı tak da diyebilir.
Hani sezgilerinizi kullanın da diyebilir.
Tüm karar verme sürecinizde kontrolü kaybetmemenize yardımcı olan şapka mavi şapkamız.
İşleri kolaylaştıran bir başkan gibidir, bir lider gibidir.
Ama diyelim ki 6 kişisiniz bir toplantıda.
O zaman da o oturumda yer alan herkes mavi şapka.
Bu soruna genel bir bakıştır arkadaşlar.
Sonuç çıkarmaktır.
Mavi şapkayı düşünme sürecinin hem en başında...
hem en sonunda kullanmalıyız.
En başta durumu tanımlamak için hani neyin başarılması gerektiğini ortaya koyuyoruz.
İşte bu sorunun veya oturumun gündemini belirlemek için amacını tanımlıyoruz.
En sonunda da sonuç odaklı gidiyoruz bu şapkayı taktıktan sonra.
Genel bir bakış atıyoruz.
Toplantılarda mesela bazen ilerleme sağlayamadığımız zaman bu devreye giren kişidir.
Mavi şapka takan kişi.
Grubun yoluna devam etmesini sağlayan kişi.
Lider, mavi şapka.
Değerlendirici, düşünceleri sistematize eden, geniş...
Geniş ve farklı görüşlerin sentezi bu.
Bütün düşüncelerinizi gözden geçireceğiniz zaman mavi şapkayı takın.
Geçmişte ne oldu? Şimdi ne oluyor?
Sonra ne olmalı?
Ve gelecekte ne olacak? Burada önemli olan doğru sorular sorabilmemiz.
Yani o sorunu doğru tanımlamamız, odaklanmamız gerekiyor.
Mavi şapka bütün renkleri kapsıyor.
Serinkanlılığın temsili yani işlevsel zekamızı da temsil ediyor.
Geniş ve farklı görüşlerin sentezi burası.
Ve sonuç olarak evrensel bir görüş.
Mavi şapkayı taktığımız zaman farklı durumları her açıdan görüp uzlaştırabiliyoruz.
En iyi haline getirmeye çalışıyoruz.
Mavi şapkanın soruları neyin çözülmesi gerekiyor?
Neyi çözmeliyim bu meseleyle alakalı?
Sorunumu nasıl tanımlarım?
Benim bu konudaki hedefim, arzu ettiğim sonuç ne?
Ben ne istiyorum ya? Bunu sorun kendinize.
Nasıl bir karara varmak istiyorum?
Şimdi mesela bir örnek üzerinden gidelim.
Çağımızın en büyük sorunlarından biri sosyal medya bağımlılığı.
Bunu ele alalım. Beyaz şapkamı taktım.
Size ne yapacağım? Sayılarla gelmem gerek değil mi?
Verilerle, analizlerle gelmem gerek.
Birimsel araştırmalara dayalı konuşmam gerekiyor.
Dikkatimizi kim çaldı?
Bölümünü dinleyenler hatırlayacaktır.
Mesela... Diyebilirim ki Türkiye Instagram mobil kullanımında dünyada ilk sıralarda yer alıyor.
İşte verilerle konuşuyorum. Türkiye'de Instagram uygulamasının aylık kullanımı 21,4 saat.
Almanya'da aylık 8,5 saatmiş.
Yani Türkiye'de sosyal medya bağımlısı bir ülke diyebilirim değil mi?
Elimdeki verilere dayanarak. Geçen sene sosyal medyada Türkiye'nin harcamış olduğu vakit günlük 3 saat 03 dakika olarak tespit edilmiş.
Ama Instagram'ı dediğim gibi en çok kullanan ülke biziz.
Ne yapabiliriz bu noktada?
Telefonunuzun verilerine bakın mesela.
Günde kaç dakika harcıyorsunuz?
Beyaz şapka taktık ya. Bu şekilde analiz yapabilirsiniz telefonunuzdan.
Gerçekler telefonunuzun ekran süresinde yazıyor.
Şimdi kırmızı şapkamı taktım.
Duygularımla konuşacağım. Mantıklı konuşmak istemiyorum.
Öyle bir zorunluluğum yok. İçimden geldiği gibi konuşuyorum bu konu hakkında.
Diyorum ki sosyal medya beni rahatlatıyor.
İşte tatlış kedi videoları izlemeyi çok seviyorum.
Bunlar beni mutlu ediyor. Mantık aramıyorum bakın duygularımla konuşuyorum.
Neden oradayım? İşte bir şeyler izleyince mutlu oluyorum.
Birilerini stalklayınca tatmin oluyorum gibi gibi gibi.
Ve şimdi sarı şapkamı taktım polyanla oldum.
Instagram'ı güzel kullanırsam, faydalı insanları takip edersem bana aslında çok güzel şeyler katabilir.
Süremi de bir şekilde kısıtlayabilirsem hem dostlarımla bağımı koparmam hem güzel bilgiler edinmiş olurum.
Bakın olumlu taraflarına bakıyorum.
Sosyal medyanın benim için fayda sağlayan olumlu tarafları ne?
Bunları sıralıyorum. Sırada siyah şapkamız var.
Olumsuz, karamsar, depresif şapka taktım.
Instagram'da vakit geçirdikçe öz değerim sarsılıyor.
Depresyona giriyorum.
Çünkü bir bakıyorum herkes çok mutlu.
Herkes tatillere gidiyor.
Sevgilileriyle çok mutlular.
Pozlar veriyorlar. Bir de bana bak ben dünyayı izlemeye gelmişim.
Sosyal medya beni çok mutsuz ediyor.
İşte hayatımı karartıyor.
Bilgi falan da vermiyor bana.
Tamamen el alışkanlığı.
Tıklayıp tıklayıp giriyorum.
Bütün vaktim gidiyor. Çok da mutsuz oluyorum.
Akşam olduğu zaman bir bakıyorum hiçbir şey yapmamışım.
Bütün vaktimi burada harcamışım.
Kendimi bir de milletle kıyasa sokuyorum.
Daha da mutsuz oluyorum. İleri de depresyona girme durumum var.
Asosyalleşiyorum git gide. Kötü yanlarını sayıyorum bakın.
Bir sürü kötü şey söylüyorum. Söyleyebilirsiniz bununla ilgili.
En kötü senaryolarınızı yazın ve şimdi yeşil şapkamızı takıyoruz.
Yaratıcı yeni fikirlerle geleceğiz değil mi?
Yeni bir çözüm önerisi getirelim.
Instagram'da artık boş beleş şeyleri takip etmeyeceğim.
Gerçekten işe yarayan bana fayda sağlayacak insanları takip edeceğim.
Zamanımı da daha efektif kendime daha böyle fayda sağlayacak şekilde geliştireceğim.
Kullanmaya çalışacağım. Instagram'a girmediğim her gün için kumbarama işte şu kadar para atacağım.
Ay sonunda da onunla kendime bir ödül vereceğim.
Kendimi ödüllendireceğim ya da orada...
geçirdiğim süre kadar atıyorum günlük 50 dakika giriyorsam Instagram'a kendime şöyle bir kural koyacağım.
Her gün 50 dakika Instagram'a girdiğim süre kadar kitap okuyacağım ya da işte 50 sayfa kitap okuyacağım gibi.
Bu soruna farklı bir çözüm üretmeye çalıştım yeşil şapkamla ve son olarak mavi şapkamı taktım.
Şimdi arkadaşlar bütün bu konuşmalarımı değerlendirin.
Ne çıktı ortaya? Sosyal medya sizin hayatınızı nasıl etkiliyor?
Değerlendirin. Hepsini gözden geçirin ve bir sonuca varmaya çalışın.
Olay bu arkadaşlar. Problem çözerken.
En büyük problemimiz bazen ya olumsuz düşünmemek ya da işte duygularımızı göz ardı etmemiz oluyor.
Ve bunlar bizi denklemin dışında bırakıyor.
Tek yönlü düşünmek iyi bir şey değil.
O yüzden bir sorununuz varsa bu anlattığım tüm şapkaları kafanıza takın bir daha düşünün.
Yani o sorun her yönüyle değerlendirilmeli.
Çünkü Edward de Bono'nun dediği gibi düşünmek duyguları değiştirebilir.
Duyguları değiştiren düşünmenin mantıksal değil algısal yönüdür.
Eğer bir şeyi eskisinden farklı bir biçimde...
Şimdi görebiliyorsak bu algılama değişimiyle birlikte duygularımız da değişebilir.
Olaylara sadece tek bir pencereden kendi penceremizden de bakmayalım.
Ve bir podcast'ın daha sonuna geldim.
Bu cumartesi yepyeni bir bölümle tekrar karşınızda olacağım.
Hatta bu pazartesi bomba bir biyografi bölümü geliyor arkadaşlar.
Beni hangi platformdan dinliyorsanız bildirimlerinizi açmayı ve beni takip etmeyi unutmayın.
Instagram'dan da takip etmek isteyenler için adresim aşağıda açıklamalarda olacak.
Orada takipçilerle kaynatıyorum.
Yani bilgi bilgi satmıyorum orada.
İçim şişti bilgiden. Burası yetiversin.
Hadi görüşürüz arkadaşlar. Kembeli bize özel kodumuzu hatırlatayım.
Kembeli kodumuz 60 şapka yeni yıl hediyesi kodudur.
Açıklamalardaki linkten bulabilirsiniz.
Hoşçakalın. Kendinize iyi bakın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
