
Paribu Art ile ilgili detaylı bilgi için tıklayın!
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Bu bölüm "Paribu Art" hakkında reklam içerir
Transkript
Paribu Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün sizi bundan 400 yıl öncesine İngiltere'nin sisli sokaklarına doğru kısa bir yolculuğa çıkaracağım arkadaşlar.
Çünkü bugün dünyanın şüphesiz en güçlü kalemlerinden biri olan hatta öyle güçlü bir kalem ki kralların taçlarını sorgulattı, aşıkları asırlardır ölümsüz kıldı ve insan ruhunun
en karanlık köşelerini sahneye çıkardı.
Evet Shakespeare'den bahsedeceğiz bugün bir sahne büyücüsü.
İngilizceye 1700'den fazla kelime kattı.
arkadaşlar ve bugün hala onun dizelerinde aşka arıyoruz, ihaneti tanıyoruz, ihtiras ne demekmiş görüyoruz.
Bugün Shakespeare'dan bahsedeceğim arkadaşlar size bir sahne büyücüsü.
Gelin şimdi bu Ölümsüz Ozan'ın ardında nasıl bir hayat hikayesi varmış şöyle bir bakalım.
Şimdi size tek tek eserlerini anlatmayacağım baştan söyleyeyim.
Eserlerine girmeyi düşünmüyorum.
Ne kadar girmeyeceğim o kısmı bilmiyorum ama zaten buna ayrı bir bölüm yapacağım.
Bu tek bölüm olmayacak. Shakespeare'in devamı gelecek.
Ben böyle direkt insan olarak Shakespeare nasıl bir insandı onu tanıyalım istiyorum bu bölümde.
Hayatın hangi yollardan geçmiş, neler yaşamış, doğumu, aşkı, hayatının en önemli olayları bunları konuşalım istiyorum.
Shakespeare İngiliz dilindeki en yaratıcı yazar olarak kabul ediliyor arkadaşlar.
İki anlatı şiiri var.
38 oyunu, 154 sonesi ve daha pek çok dizisi olan bir şair.
Hafif romantik komedyalardan oyunlara ve tabi Hamlet, Macbeth ve Crabbeer gibi tragedyalara kadar yaklaşık 40 kadar oyununda hem yazarıdır hem de yazılmasına katkıda bulunmuştur
arkadaşlar bazı oyunların.
Şimdi Shakespeare 26 Nisan 1564 tarihi.
İngiltere'nin Stratford kasabasında doğuyor.
Doğum tarihine dikkat arkadaşlar.
1564 yani Orta Çağ'dan Rönesans'a adım atılmış.
Babası Stratford'da hem yerel yöneticiliğiyle hem de ticaretiyle öne çıkmış bir isim.
Kasabanın ileri gelenlerinden biri.
Ne iş yapıyor tam olarak derseniz valla yapmadığı bir iş yok.
Kasaplık bile yaptığı söylentiler arasında ama yüksek ihtimalle eldivencilikle uğraşıyor ve yumuşak deri işletmeciliği yapıyor.
Hatta çok enteresan bir iş daha yapıyor.
Eylül 1556'da Shakespeare'in babası John Shakespeare bira ve ekmek tatmak için meclise giren iki kişiden biriymiş arkadaşlar.
İşe bakın arkadaşlar bira ve ekmek tadımı.
Bu iş çok güvenilir ve ketim olan insanlara veriliyormuş.
Bir ara polis memurluğu yaptığı da söyleniyor çünkü çok güçlü çok kuvvetli bir adammış.
Sonra işte belediyenin böyle gelir gider işlerinden sorumlu olan iki kişiden biri oluyor.
Yani girmediği sektör kalmamış öyle söyleyeyim Shakespeare'in babasının.
Mary yani Shakespeare'in annesi de aynı şekilde çiftçi kökenli bir aileden geliyor.
Varlıklı bir ailenin kızı.
Shakespeare'in doğduğu Henley Caddesi'ndeki ev her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce ziyaret çekiyor arkadaşlar.
Shakespeare doğmadan önce iki tane kız kardeşi varmış.
Bunlar vefat ediyorlar henüz bebekken.
Shakespeare doğduğunda o yüzden ilk çocuk oluyor.
Ve Londra'da çok büyük bir veba salgını var Shakespeare doğduğu vakitlerde.
Ve Londra'nın nüfusunun beşte birinin kaybına yol açıyor bu veba.
de çocuklar ve yoksullar hayatını kaybediyor.
Shakespeare hayatta kalabilen şanslı çocuklardan biri oluyor.
Şimdi arkadaşlar 26 Nisan'da doğdu dedim ya bu kuvvetle muhtemel tamam mı 26 Nisan ama bazıları ısrarla 23 Nisan'da doğduğunu iddia ediyor.
Neden? Çünkü 23 Nisan arkadaşlar İngiltere'de önemli bir gün St.
George's Day yani Aziz George günü.
İngiltere'nin koruyucu Aziz arkadaşlar hani böyle at üstünde ejderha ile savaşan bir Aziz tasviri var ya o.
Haçlılardan da hatırlarsınız o bayrakları.
İngiltere bayrağında yine işte Aziz George ile bir ilişkisi var beyaz zemin üzerine.
kırmızı haç. Askerlerin koruyucu azizi gibi düşünebilirsiniz.
İşte o yüzden Shakespeare'in 23 Nisan'da doğduğu rivayet ediliyor.
Hani işte İngiltere'nin Ulusal şairiyle İngiltere'nin koruyucu Aziz'i aynı gün doğdu gibilerinden anlatabildim mi?
Şimdi dönelim doğumuna.
Dediğim gibi arkadaşlar vebadan Londra kırılıyor Shakespeare doğduğu zaman.
Ve Shakespeare'in annesi zaten o doğmadan önce iki çocuğunu kaybetmiş bir anne.
O yüzden de Shakespeare'in üzerine titriyor.
Bence bu detaylar önemli çünkü üzerinde ekstra bir ilgi alaka.
sevgi ve ihtimam var. Ve bu veba geçip gittikten sonra da devam ediyor muhtemelen.
Yani çocukluğunda sevilen bir çocuk.
Fakat şöyle bir şey var.
Hem üzerine titrendiği için olsa gerek hem de yaşadığı kasabadan dolayı olsa gerek.
Evinden çok uzaklaşamamış bir çocuk.
Ve sanki çocukluğunda ve gençliğinin erken dönemlerinde doğadaki o dramatik değişimlerden tüm varlığıyla etkilenmiş gibi.
Ki eserlerinde de bunu yansıtıyor.
Tam bir şair ruhu arkadaşlar.
Küçükken doğaya çok düşkün.
Doğadaki o canlılık, işte ağaçlar, meyveler, çiçekler, kırlar, bahçeler bunlara bayılıyormuş.
Yoğun bir ilgisi varmış. Annesiyle de duygusal olarak yakın bir ilişki kurduğu söyleniyor küçükken.
Belki de bunun sayesinde duyguları anlama konusunda büyük bir yeteneği var.
Kadınları bu kadar iyi analiz etmesinin sebebi annesi Mary'i iyi gözlemlemesinden kaynaklanıyor olabilir.
Bu arada arkadaşlar aile Shakespeare'den sonra 4 çocuk daha sahibi oluyor ama arada 2,5 yıl falan var ilk kardeşiyle ve annesi böyle çok kuralcı, çok otoriter bir kadın değilmiş.
Çok fazla sert davranmamış.
Shakespeare'in babası arkadaşlar 1560'ların sonuna doğru çok büyük bir yükselişe geçiyor.
Stratford belediye başkanı oluyor ve tabi bu ona epey bir nüfus sağlıyor arkadaşlar.
Shakespeare'de yarıyor babasının bu yükselişi.
Nihayetinde ne oluyor?
Bir meclis üyesinin oğlu oluyor arkadaşlar.
Tabi sonra işler değişiyor az sonra anlarız.
Shakespeare'in doğumu ve gençlik zamanlarına baktığımız zaman Tudor hanedanlığına denk geliyor.
İşte birinci kraliçe Elizabeth devri.
Nedir? Aile sevgisi, aile bağlarının ön planda olduğu bir dönem.
Bu dönemde çocukların böyle annelerine babalarına karşı saygı ve sevgide kusur etmemeleri çok önemli.
Aile çok önemli o dönem içerisinde ki Londra tiyatrolarında bu konunun sıkça ele alındığını görüyoruz.
Hani küçük Shakespeare'in bu konudan etkilenmemesi ve daha sonra işlememesi nam mümkün diye düşünüyorum.
bir yaz gecesi rüyasında geçen şu repliği hatırlayın.
Ne diyordu? Senin için baban bir tanrıdan farksız olmalıdır diyordu.
Hep söylüyorum bir insanı yaşadığı çağdan Coğrafyadan, çevresinden, ailesinden, dostlarından bunlardan bağımsız düşünemeyiz.
Shakespeare'de aynı şekilde. Shakespeare babası sayesinde pek çok mesleğe aşina olmuş arkadaşlar.
Bunu yine eserlerinde görebiliyoruz.
Oyunlarındaki o eldiven imgelerinin çokluğuna bakabilirsiniz.
İşte babası eldivencilik yaptığı için bir dönem.
Mesela işte Romeo ve Juliette.
Romeo sevgilisine seslenirken ne diyor?
Ah keşke o elde eldiven olsaydım diyor değil mi?
Ya da Windsor'ın Şen Kadınlar oyunu.
Slender şu eldivenler adına diye yemin ediyor.
Ve oyunlarında arkadaşlar kaliteli bir deriyi öyle bir tasvir ediyor ki sanki böyle bir deri satıcısı size deri satmaya çalışıyor gibi.
Ve oyunlarda arkadaşlar koyun, kuzu, tilki, geyik derisi o kadar çok geçiyor ki işte bunların sebebi hep baba etkisi diyebiliriz.
John Shakespeare yani babası belediye başkanı iken gezici tiyatro gruplarına destek oluyormuş arkadaşlar.
Yani babasının da böyle bir ilgisi var.
Ve o dönemde kiliseye gitmek yasal bir zorunluluk.
Elizabeth dönemi. Shakespeare hem kilisede hem de evde işte İncil, toplu dua kitabı ve bazılar kitaplarını aşina almış ve yine bunu yazılarında görebilirsiniz.
Hep yansımış, yaşadıklarını hep yansıtmış.
Ve yaşadığı kasabada arkadaşlar gösterişli bir kilise var.
Yalnızca erkek çocuklarının eğitim alabildiği köklü de bir ilk öğretim okulu var.
İşte güzel evler var, eğitimli varlıklı aileler var burada.
Shakespeare böyle bir ortamda büyüyor ama bir kasabada büyüyor.
Yani Londra'da büyümemiş, bir kasabada büyümüş.
Bu kayıtları günümüze ulaşmamış arkadaşlar ama Shakespeare'in yazıları bize o dönemin tipik bir ilke öğretim okulunda eğitim aldığını zaten gösteriyor.
Yani nasıl bir tipik okuldan bahsediyorum.
Günümüzde işte klasiklerin incelendiği üniversite bölümleriyle karşılaştırılabilecek düzeyde bir okul arkadaşlar.
O zamanın eğitim seviyesinden bahsediyorum.
Neler var işte okullarda?
Hitabet sanatı var, retorik var ve klasik edebiyat konularında çok tetiz bir eğitimden geçiyorlar.
itibaren de Shakespeare, Latince okuma yazma öğreniyor arkadaşlar.
Ortaokulda toplum içinde nasıl davranılacağı.
Bakın bunlar öğretiliyor. Keşke bugün de böyle dersler olsa.
Adam muhaşeret kuralları.
İlkokuldan sonra da King's New School okuluna gidiyor.
Burada Shakespeare böyle işte orta sınıf ailelerin çocuklarıyla eğitim görüyor.
Shakespeare uyumlu, zeki bir çocuk ama böyle biraz içine kapanık arkadaşlar.
Ve ileride böyle avukat, devlet memuru olacak çocukları yetiştiren bir okula gitmiş.
Ki Shakespeare zaten belediye başkanın oğlu o zamanlarda.
Dolayısıyla üzerinde muhtemelen bir başarı baskısı vardır diye düşünülüyor.
Ama arkadaşlar Shakespeare 14 yaşındayken yani okulun son sene...
Babasının işleri bozuluyor ve okuldan ayrılmak zorunda kalıyor.
Babasına yardıma gidiyor işte deri tabaklama, eldiven, kemer yapma bu tarz işlerde babasına yardımcı oluyor.
Neden işi bozuluyor arkadaşlar babasının?
Çünkü 1570'lerde büyük bir enflasyon yaşanıyor ve bu enflasyondan özellikle de deri esnafı çok etkileniyor Shakespeare'in babası yani.
Ve bir dönem maalesef tefecilik yapmak durumunda kalıyor.
Bundan dolayı ceza alıyor.
İdare meclisi toplantılarına katılamıyor.
Betaklak oluyor çünkü işte alacaklılar kapıda, muhbirler peşinde.
Ve bunlardan Shakespeare'in etkilenmemesi mümkün değil arkadaşlar.
Babasının itibarı gözlerinin önünde sarsılıyor bakın.
Sonra kardeşleri doğuyor sırayla.
O da etkiliyor. Bu arada Shakespeare Shakespeare diyorum da gerçek adı William arkadaşlar.
Shakespeare soyadı.
William desek daha doğru ama ben Shakespeare diyeceğim.
1582 yılında Anne Hathaway ile ilişkisi oluyor arkadaşlar.
Ve aralarında 8 yaş var.
Shakespeare 18, Anne 26 yaşında.
hamile kalıyor ve o yüzden hemen evleniyorlar arkadaşlar ve Susan adında bir kızları oluyor.
3 sene sonra da ikiz çocukları Hamlet ve Judith doğuyor ama maalesef Hamlet 11 yaşındayken hayatını kaybediyor.
Gördüğünüz gibi Shakespeare çok erken bir yaşta 18 yaşında evleniyor hatta evlenmek zorunda kalıyor bu gebelikten dolayı.
Çünkü zaten babasının mahkemeleri var.
Babası bir de bu skandalla uğraşmak istemiyor ve bu yüzden böyle arayla cele bir evlilik olduğu söyleniyor.
Peki William Shakespeare bir henüz aşk nedir bilmezken nasıl Romeo ve Juliet gibi dev bir hikaye yazdı dersiniz.
Nasıl oldu bu? Kendi varlığından uzaklaşarak hayal gücünü kullanarak Çünkü oyunlarındaki aşıkların en belirgin özelliklerinden biri de o yalnızlığın ve çaresizliğin içinde aşk yaşamaları.
Ve bu aşk insanın kendi ruhundaki kibir, kuruntu ve yanılgıları aşmasına yardımcı olacak bir aşk.
Yani Shakespeare'in aşklarının anlatışı böyle.
Mesela dikkat edin Romeo Juliet'i böyle sıradan bir insan gibi değil de adeta başka bir varlık gibi görür.
Ve Juliet ona sanki böyle bir rüyadaymış gibi bir varoluş.
Yani şunu demek istiyorum arkadaşlar.
Aşk Shakespeare'in yarattığı karakterleri yüceltiyor.
Ve bu yüce aşk ile sıradan kişinin hayatını değiştirmeyen bir evlilik arasında bir uçurum varmış gibi görünüyor.
Yani Shakespeare'in hayatıyla bir tezat var değil mi?
Ama aslında Shakespeare'in anlatmak istediği şey şu olabilir.
Aşkın dönüştürücü gücüne inanmak.
Ve Shakespeare'in satırlarında gördüğümüz o dönüştürücü aşk aslında sanatın da bize sunmuş olduğu bir deneyim.
Hani tıpkı Romeo'nun Juliet'i yüceltmesi gibi sanat da gündelik hayatı sıradanlığından çıkarıyor.
bambaşka bir düzleme taşıyor.
Sanat demişken Arkadaşlar programımızı Paribu'nun katkılarıyla hazırlıyoruz biliyorsunuz.
Blok zincir tabanlı yenilikçi ürün ve hizmetleriyle Türkiye'nin kripto ekosistemine öncülük eden Paribu, şimdi de kültür sanat alanındaki desteğini Paribu Art ile sürdürüyor.
İstanbul Kadıköy Söğütlüçeşme'de bulunan Paribu Art, 2000 kişiye kadar kapasitesiyle konserlerden tiyatrolara, sergilerden atölyelere kadar birçok etkinliğe ev sahipliği yapıyor.
Ama burası... Sadece bir sahne değil arkadaşlar aynı zamanda yaratıcı üretimi destekleyen canlı ve oldukça hareketli bir buluşma noktası.
Paribu Art perdelerini 16 Eylül'de Atina Epidorus Festivali'nde en iyi oyun ödülünü alan The Dogs ile açtı.
ve sezon boyunca programda ilgi çekici etkinlikler olacak.
Biletler, biletiks ve tiyatrolar.com'da satışta güncel program için Paribart'ın Instagram sayfasını takip etmeyi unutmayın.
Detaylar açıklamalardaki link de sizleri bekliyor.
Hadi devam edelim. Bir de şu var arkadaşlar Shakespeare'le ilgili.
Evet bir kasaba doğdu ama daha sonra Londra'ya gitti büyük hayallerle.
Ve 1587 ile 1592 arasında ne yaptığını bilmiyoruz.
Shakespeare'in böyle karanlık bir dönemi var arkadaşlar.
Fakat yüksek ihtimalle bu aralıkta ailesini bırakıp bir tiyatro topluluğuna katıldığı düşünülüyor.
Başka başka şeyler de düşünülüyor az sonra bahsedeceğim.
Bu tiyatro topluluğundan biraz bahsedelim.
Hani Londra macerası muhtemelen böyle başladı çünkü.
Bu ekipte yazarlar var.
Oyuncular var. Londra'da ucuz bir handa kaldığı söyleniyor ve o kadar çok insanla karşılaşıyor ki Londra'da.
Saf böyle kırsal kesim insanından tutun.
Hayat kadınlarına, esnaftan gece bekçilerine, tarihsel oyunlardaki İngiliz krallarına, meyhanedeki insanlara, askerlere, ayak takımına, Oxford ya da Cambridge mezunu parlak gençlerden ozanlara,
serserilere bir dolu insan var arkadaşlar.
Londra'da o dönem eğlencenin her çeşidi var.
Horoz dövüşünden tutun ayı güreşi.
ne kadar her şey var. Bir garip eğlence anlayışı.
Tiyatro zaten halkın malı olarak görülüyor ve tiyatro popülerliğinin zirvesinde arkadaşlar.
Çünkü Kraliçe Elizabeth'in de himayesinde tiyatro.
Ama tabii halkla oturup tiyatro izlemiyor Kraliçe Elizabeth.
Ona saray çevresinde falan ayrı bir gösteri yapılıyor sarayda.
Shakespeare'in oyunları bir dönem sarayda 15 kez sunuluyor arkadaşlar.
Yani bu da ülke yöneticilerinin ona olan beğenisini gösteriyor.
Bir de arkadaşlar Shakespeare evet güzel bir dönemde yaşadı.
Hani her insanın böyle alanında zirveye çıkmak için güzel.
dönemler vardır. Bence Shakespeare'in ikisi de öyle bir dönemdi.
İngiltere Rönesans'a İtalya'dan yaklaşık 100 yıl sonra 16.
yüzyılda adım attı ama Shakespeare'in döneminde hani düşünsel düzeyde İngiliz Rönesans'ının doruk noktasında olduğu söyleniyor.
Ve fakat şu da var ki sancılı bir geçiş dönemi.
Neden? Çünkü ortaçağa ilişkin değer yargılarının, inançların, davranış biçimlerinin hatta Hatta kurumsal yaptırımların da sürmüş olduğu çelişkili bir dönem.
Yani bir taraftan ortaçağ sürüyor.
Bir taraftan da Rönesans'a özgü yenilikler kucaklanıyor.
Böyle bir dönem. Yani eserlerini okurken lütfen bunu gözden kaçırmayın diye söyledim.
Bir de şu var. Yine o dönemde İngiltere'de ulusal duyguların kabardığını görüyoruz.
İşte ulus kavramı yavaş yavaş gelişmeye başlıyor.
Ve bu ulusal coşkular mesela işte İspanya'yı 1588'de geri püskürtmelerini tiyatroda izlemek tabii halka çok keyifli.
Ama bunu böyle direkt yapamıyorlar.
Yazarlar siyasal olaylara direkt gönderme yapmaktan çekiniyor arkadaşlar.
Dolaylı bir şekilde yapıyorlar.
Mesela Shakespeare'in Henry oyununda yakın çağa dönerek ülkesini savaşarak yücelten kahraman kral olgusunu işlemesi gibi.
Hani ne alaka senin yaşadığın dönem o dönem değil değil mi?
Ama niye bunu yapıyor? Aslında hani kızım sana söylüyorum gelinim sen işit gibi bir durum söz konusu gibi hissediyorum.
Ve pek çok yapıtında da iç savaş olgusuna karşı hep böyle toplumu da uyarıyor.
Yarıyor. Misal Güller Savaşı.
15. yüzyılı Kanabula'da değil mi?
Henry, Richard ve Macbeth'te bunlar işleniyor.
Feodal beyleri, taht kavgaları, İskoçya tarihi bunlar.
Hatta Romeva Juliet bile aslında bir iç savaşın gölgesinde geçiyor arkadaşlar.
Hani sadece bir aşk hikayesi olarak okumayın onu.
Şimdi arkadaşlar filmi biraz geri saralım.
Hani az önce dedim ya Shakespeare'in bir karanlık dönemi var.
1585-1592 yılları arası kayıp.
hala bu süre zarfında ne yaptığını bilmiyoruz.
Ama bazı spekülasyonlar var.
Şimdi bunlardan biri az önce dediğim gibi öğretmenlik yapmış olma ihtimali.
Biri kaçak av yaptı.
Bazıları kraliçenin askerleri arasına katıldığını söylüyor.
İşte bazıları tiyatronun at bakıcılığını yaptığını söylüyor.
Ve en yüksek ihtimalde Stratford'dan ayrılıp Londra'ya gelerek işte gezgin bir aktör tiyatro grubuyla sahne sanatlarında yol almaya başladı.
Ama dediğim gibi orada kayıp bir 7 sene var ve bu 7 sene sonunda Londra'ya taşınıyor tamamen ve tiyatro camiasına giriş yapıyor.
Şimdi 1590'ların ortalarına baktığımız zaman artık Londra tiyatrolarında adı duyulmaya başlıyor Shakespeare'in.
Kraliyet tiyatrosunda adı geçiyor ve bu arada sadece oyun yazmakta kalmıyor.
Çalıştığı tiyatronun hissedarı oluyor arkadaşlar.
Bu da aslında onun sanatçı kişiliğine bazılarının söylemine göre gölge düşürüyor.
Ticaret yapmasını eleştirenler var.
Bir de şunu çok eleştiriyorlar arkadaşlar.
Trajedi ve komedi türlerinden aldığı öğeleri aynı oyun içerisinde yediriyor.
Hani bir araya getiriyor. Çünkü trajedi ve komediyi birbirinden böyle bütünüyle ayıran tür birliği kuralı var.
Shakespeare bunu yerle bir ediyor.
Edebiyat kuramcısı ve tarihçi Profesör Stephen Greenblatt'ın deyişiyle Shakespeare'in komedi duyarlığı, acı, yenilgi ve ölüm tehlikesiyle iç içe yorulmuş, trajedi duyarlığı ise soytarılığı
ve kahkahayı kucaklayabilmiştir diyor.
Ve ona göre arkadaşlar Shakespeare için yerde ve gökte olup biten her şey tiyatro sahnesine çıkartılabilirdi.
Ve Shakespeare öyle bir anlatım özgürlüğü yakalamıştır ki sinema sanatının hareketliliğine yaklaşan bir türde tiyatro çıkarmıştır ki hemen hemen bütün oyunları film oldu biliyorsunuz.
Shakespeare böyle geçmişin taht kavgalarından örnekler vererek aslında halkı uyarıyor savaş tehlikesine karşı.
Bir de dediğim gibi oyunlarını hem halk izliyor hem de saray izliyor.
Öyle çok politik gönderme yapamıyor.
Ve Shakespeare'in oyunlarını ilk sahneleyen oyuncular yasa gereği üst düzey bir kişinin, soylu birinin ya da kraliçenin himayesi altındaki topluluklarda örgütlenmesi şart koşulan yetenekli profesyonel
oyunculardır. Kadın rolleri biliyorsunuz zaten erkekler tarafından oynanıyor o dönemde.
Sahnede oynaması yasak.
1660'dan önce İngiliz sahnesine hiçbir profesyonel kadın oyuncu çıkmamıştır.
Bizde Afife Jale var.
Onun bölümünü yapmıştım dinlemek isterseniz.
Shakespeare çok yönlü bir oyun yazarı arkadaşlar ve kariyeri boyunca sürekli yeni drama tarzlarıyla bir takım böyle denemeler yapıyor.
Konu yelpazesini geniştiriyor.
Karakter derinliklerini gitgide daha da derinleştiriyor.
Bu arada bütün oyunları kendi yazmıyor.
İş böyle biraz ticarete döndüğü için başkalarıyla yazmıyor.
Yazdığı oyunlar da var ama Shakespeare'i ayırt edebiliyor uzmanlar.
Hani aşağı yukarı hangi kısımların ona ait olduğunu çözümleyebiliyorlar.
Ama şöyle de bir fısıltı gazetesi haberi var.
Şimdi 18. yüzyıldan beri bazıları onun bu oyunları yazacak kadar eğitimli biri olmadığını, oyunları böyle daha eğitimli, daha böyle profesyonel yazarların yazdığını öne sürüyorlar.
Hani Shakespeare aslında başka biriydi diyenler de var.
Ben öyle düşünmüyorum. Shakespeare diye birinin hiç yaşamadığını söyleyenler var.
Hani bir sürü komplo teorisi var.
Neden böyle düşünüyorlar?
Çünkü çok sıradan bir geçmişi var arkadaşlar.
Bakın buraya kadar böyle aman aman bir şey anlatmadım.
Hani biyografi bölümleri biliyorsunuz dolu dolu geçiyor ama hakkında çok fazla bilgi yok.
Yani çok sıradan da bir geçmişi var.
Hani böyle bir geçmişten çıkıp dünya edebiyatının zirvesine oturması e tabii yani hani bazıları tarafından böyle bir şüpheye mahal veriyor.
Bir de o dönem oyun yazarına biraz hor görülüyor arkadaşlar.
O yüzden de olabilir. Hani iyi bir yazarın takma isimine hani Shakespeare ismini koyarak böyle...
Böyle bir şeye başvurduğu da düşünülüyor.
Christopher Merleau diyenler var.
İşte böyle bir yazarın olduğu ya da ünlü yazar Francis Bacon olabileceği düşünülüyor bir ihtimalle.
Ya da işte İngiliz asilzadelerinden Count Edward de Verin olabileceği düşünülüyor.
Yani bunun sebebi dediğim gibi çok sıralan bir geçmişi var.
Öyle köklü bir ailesi yok, büyük bir eğitimi almamış.
O yüzden yani. Evet bir eğitim almış ama yarıda kaldı biliyorsunuz.
Ve o dönemin soylularına göre o kadar wow bir eğitim almamış Shakespeare.
Oyunlarına bakıyorsunuz.
Saray yaşamı var, hukuk var, tarih, latince, italyanca hatta denizcilik bilgisi bile var.
Diyorlar ki köylü bir tüccarın bu bilgileri bilmesi imkansız.
Bunu ancak yazsa yazsa soylu bir yazar yazmıştır diye düşünüyorlar.
Yetenek kıskançlığı da var arkadaşlar tabii insanlarda.
Çünkü ne ondan önce ne de ondan sonra bu kadar...
büyük bir oyun yazarı gelmedi deniliyor dünyaya.
Bakın böyle bir iddia. Aradan 400 yıl geçmiş.
Hala biz onun eserlerini okuyoruz.
Onun oyunlarını izliyoruz.
Ve 1594'de kariyeri boyunca birlikte çalışmış olduğu Londra Tiyatro Topluluğu'na Kingsman'e katılıyor arkadaşlar.
Şirket hissedar oluyor. 1597'nin sonunda artık servet sahibi.
Yani servet sahibi bir oyun yazarı olmayı başarıyor.
Hatta işte ailesine Stratford'daki en büyük evlerden birini alıyor.
New Place diye bir ev var.
Oranın en büyük ikinci evi.
Burayı satın alıyor ve burası Londra'ya 4 günlük mesafede ama doğup büyüdüğü yer.
Buraları da unutmamış. Şimdi 16.
yüzyıl İngiltere'sindeki tiyatro kültürü yüksek rütbeli kişiler tarafından pek beğenilmiyor arkadaşlar başlarda ama bazı soylular ve sahne sanatlarının destekçileri sayesinde bu değişiyor.
Kraliçe Elizabeth dediğim gibi çok destekçi.
Shakespeare'in tiyatro topluluğu zaten Elizabeth'in gözdesi.
Hatta Shakespeare'le böyle ikisini karşılaştığını düşünenler.
İşte Elizabeth'in gözdesinin Shakespeare olduğunu düşünmek isteyen insanlar var ama karşılaştıkları bile bir muamma.
Ama sevmeyeni de var, çekemeyeni de var.
Mesela kendisinden önce Londra'da sözü geçen işte üniversite eğitimli edebi oyun yazarları var.
Onlar arasında böyle ciddi bir rahatsızlık uyandırıyor Shakespeare.
İşte bu köylü de nereden geldi falan diye.
Bunlardan biri Robert Greene arkadaşlar.
Bakın ne demiş Shakespeare için.
Diyor ki... Şimdilerde zıpçıklı bir karga var.
Bizim tüylerimiz de kendini güzelleştiriyor.
Bir oyuncunun derisinin içindeki kaplan kalbiyle kafiyesiz Nazım'ı en iyi oyun yazarları kadar ustalıkla yazabileceğini düşünüyor ve kendini ülkenin en eşsiz oyuncusu
olarak görebilecek kadar da...
Kibirli demiş. Zıp çıktı derken yeni yetime demek istiyor arkadaşlar.
Zıp çıktı karga yalnız.
Kıskançlığa bakar mısınız? Ve bugün Robert Greene'in adını Shakespeare sayesinde anıyoruz gördüğünüz gibi.
Shakespeare'in günümüze ulaşan ilk eserleri işte Veronalı İkisoylu Delikanlı ve Hırçın Kız 1590'da bunları kaleme almış.
Tehlikeli de bir dönem arkadaşlar çünkü 8.
Henry'nin o Katolik kilisesinden ayrılmasının neden olduğu yaralar henüz çok taze.
Anne Boleyn olayları hatırlarsanız.
İşte Tudors diye bir dizi vardı arkadaşlar aklıma geldi.
İzlemediyseniz onu izleyin derim.
Bir de Boleyn Kızları diye bir filmi de var bu olayın.
Zaten bilmeyen yoktur diye düşünüyorum.
Şöyle kısaca hatırlatayım.
8. Henry işte Aragon'la Catherine'le evli ve ondan bir kızı var Mary.
Ama erkek varlısı yok.
O yüzden işte Catherine'den boşanmak istiyor.
Anne Boleyn'le evlenmek istiyor.
Ama Papa. Boşanmalarına izin vermiyor.
Henry de Papa'nın otoritesini reddederek kendi kurmuş olduğu Anglican Kilisesini devletin resmi kilisesini ilan ediyor.
Gidiyor Anne Boleyn ile evleniyor ve onun da akıbeti hiç iyi olmuyor biliyorsunuz.
İşte bu yüzden Katolikler devlet tarafından böyle gözetim altında Shakespeare için de dediğim gibi tehlikeli bir dönem.
Şimdi bu bölümde onun hayatına...
Biraz baktık arkadaşlar ama ayrı bir bölümde eserleri hakkında da konuşacağız.
Bu bölüm burada bitmedi diyorum.
Shakespeare 23 Nisan 1616'da hayatını kaybetti.
Yüksek bir ihtimalle bulaşıcı bir hastalıktan olduğu düşünülüyor.
Yalnızca İngiliz edebiyatının değil tüm insanlığın yazarı olmayı başarmış çok önemli bir isim.
Aşkı, kıskançlığı, iktidar hırsını, ihaneti, umudu, ölümü en iyi anlatan kalemlerden biri.
Ben de kendisine bayılıyorum eserlerine.
Okumadıysanız lütfen okuyun.
Çünkü insana kendi ruhunu gösteren bir ayna tutuyor bence Shakespeare.
Ve Shakespeare okudukça çok iyi anlıyoruz ki insan ruhu yüzyıllar geçse de asla değişmiyor.
Kendinize iyi bakın arkadaşlar. Paribu Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Paribu Arts perdelerini 16 Eylül'de dediğim gibi Athena Epidurus Festivali'nin ödüllü oyunu The Docks ile açtı.
Ve sezon boyunca programda ilgi...
çekici etkinlikler sizleri bekliyor olacak.
Biletler biletiksvetiyatrolar.com'da güncel program için Paribo Art'ın Instagram sayfasına bakmayı unutmayın.
Detaylar açıklamada sizleri bekliyor.
Kendinize iyi bakın. Aşkla kalın.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
