
Geçen bölümde size Durex’in Türkiye’yi de kapsayan Global Sex Survey’inden bahsetmiştik.
Bu bölümümüzde bazı datalara ve doğru sonuçların her zaman güvenilir kaynaklardan bakılarak elde edilmesine değindik. Doğru bilgiye erişimi sağlamak, bireylerin sağlıklı cinsel yaşam sürmeleri için büyük bir öneme sahip. Bizi bu konuda farkındalığa iten Durex’e teşekkür ediyoruz.
Cinsellikle ilgili güvenli bir kaynak arıyorsanız Durex Youtube kanalını ziyaret edebilirsiniz: Tıklayın
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Bu bölüm "Durex" hakkında reklam içerir.
Transkript
Durex Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün yine seks terapistlerinin odalarından gerçek hikayeler anlatacağım size.
Daha önce yaptığım gerçek seks psikoterapi hikayeleri bölümünün devamı gibi olacak bu bölüm.
Devamını çok istediniz, o bölümü çok beğendiniz ve çok faydalı buldunuz.
Teşekkür ediyorum. Şimdi bugün sadece Dr.
Brenda Engler'ın terapi odasına değil, başka seks terapistlerinin odasına da gideceğiz arkadaşlar.
Onların danışanlarının da hikayelerini dinliyor olacağız.
O zaman vakit kaybetmeden hemen başlayalım.
Şimdi ilk anlatacağım danışanın adı Mark, Amerikalı, Oregonlu.
Görünüşte çok cana yakın bir adam.
Hani ilk bakışta böyle zararsız bulduğumuz, çok iyi niyetli görünen insanlar vardır ya, dışarıdan bile anlarsınız.
Öyle bir görüntüsü var. Bir dergide editör olarak çalışıyor.
Seks terapisine gelme sebebi de ereksiyon problemi arkadaşlar.
Ve diyor ki ben sadece bir ilişki yaşamak istiyorum.
Hem duygusal hem cinsel anlamda.
Ama bir kadına gerçekten nasıl bir adam olduğumu söylersem veya işte görürse gerçekten nasıl bir olduğumu kesinlikle şansım olmaz diyor.
Aslında gördüğünüz gibi içinde tuttuğu söylemeye utandığı bir şeyler var.
Sonunda itiraf ediyor.
Diyor ki ben diyor sadistim.
Tahrik olmak için bir kadına şiddet uygulamam gerekiyor diyor.
Bu arada bir parantez açıp.
Sadomaso konusuna apayrı bir bölüm çekmeyi planlıyorum.
Çünkü gerçekten psikolojilerini çok merak ediyorum.
Bir Mark İddo Sat Podcast'e gelir mi Merve?
Gelir arkadaşlar. Ama o saykoyu nasıl anlatacağımı gerçekten kestiremiyorum.
Sadomaso deyince aklıma bir film geldi bu arada.
Hayır Sodom'un 120 günü değil arkadaşlar.
Benim o filmi midem kaldırmadı yani izleyemedim.
Hani kitabı daha okey ama filmi no.
Yani görsellerle beraber.
Merve millet canlısını yaşıyor.
Sen daha filmini izleyemiyorsun.
Aklıma gelen filmi söylüyorum.
Köpekler pantolon giymez.
Bilmiyorum izlediniz mi? Ama lateksli BDSM dünyasından bir festival filmi.
Artı 18 dememe gerek yok sanırım.
Bu arada filmin en başında hüngür hüngür ağlamıştım.
İçim çıktı ağlamaktan. Ondan sonra dehşetten dehşete sürüklendim.
Ama o psikolojiyi böyle biraz olsun anlamama yardım etmiştir o film.
Dönelim Mark'ın hikayesine.
Ne diyordu? Tahrik olmak için kadınlara şiddet uygulamak istiyorum diyordu genç bir adam.
Bu arada adam Peter Pan gibi giymiş arkadaşlar.
Yani çok çocuksu bir tip.
Öyle sadistik fantezileri gerçekleştirecek tiplere benzemiyor öyle söyleyeyim.
Burada bir parantez açmak istiyorum.
Rızaya dayalı cinsellikten konuşuyoruz arkadaşlar.
Yani buradaki şiddet meselesinin de yine bu cinsel fantezilere dahil olduğunu belirtmek isterim.
Yani kadına direkt şiddetten bahsedilmiyor ki.
kadının da talebiyle olan bir şey bu.
Seneler önce bir arkadaşımın ablası üst komşuyu şikayet ediyor polise diyor ki yetişin kadına şiddet uygulanıyor.
Neyse polisler geliyor kadın kapıyı açıyor diyor kardeşim diyor fantezi yapıyoruz.
Eşimden bunu ben talep ettim hani böyle bir fantezimiz var.
Yani ortada dayak falan yok yanlış anlamayın diyor.
Ve gerçekten yani polisler inanmayıp eve girmişler ve inanamamışlar gördüklerinde böyle şeyler olabiliyor.
Green'in elli tonundan hallice öyle söyleyeyim.
Şimdi arkadaşlar biz şu an cinsellikteki bu eğilimin psikolojisini anlamaya çalışıyoruz.
Bunu belirteyim. Bir kadın ya da bir erkek neden bundan haz alıyor?
Zaten benim merakımı cevap eden kısım bu.
Şimdi Mark diyor ki ben diyor şehrin sadomazo topluluğundanım.
İşte kürek ve kamçılardan oluşan özenle oluşturduğum bir koleksiyonum var diyor.
Kamçıyı anladım ama arkadaşlar kürek kısmını gerçekten anlayamadım.
Kürekte ne yapıyorlar tam olarak?
Planlar beni aydınlatabilir mi?
Neyse aydınlatmayayım.
Benim bu her şeyi anlama sevda ne olacak?
Yani küreği niye anlamaya çalışıyorsun?
Ne yapacaksın ki? Neyse ciddileşiyoruz lütfen.
Bu adam seks zindanlarına gidiyor arkadaşlar.
Kadınlarla da orada tanıştığını söylüyor ve asla diyor kişisel düzeyde görüşmüyoruz.
Nerede yaşadıklarını, hayatlarını nasıl kazandıklarını, adlarını bile bilmiyorum.
Edindiğim bilgiler cinsellikteki sınırları, cinsellikteki tercihleri ve durmamı istediklerinde kullanacakları güvenlik sözcüğü.
Bundan ibaret diyor. Ama diyor o ortamın dışına çıktığımda inanılmaz utangaç bir adamım.
Kadınlara asla yaklaşamıyorum diyor.
Şimdi bu adamı yönlendiren yani gerçekte onu tahrik eden şey ne?
Arkadaşlar esas mesele bu.
Bir insanın cinsel fantezileri daha önce söylediğim gibi aslında bize çok önemli bilgiler veriyor onun hakkında.
Ruhsal gereksinimlerini ve çözümlenmemiş duygusal çatışmaları hakkında ipuçları veriyor.
O yüzden cinsel fantezi deyip geçmiyoruz.
Terapist bu noktada şunu soruyor o kulüpte diyor kendini diyor nasıl hissediyorsun rahat hissediyor musun ve ne tarz bir rolü canlandırıyorsun orada kimi oynuyorsun diyor.
Hani sen Mark değilsin orada birini oynuyorsun.
O da diyor ki kendimi diyor esas hani gerçek hayatta değil oralarda o seks zindanlarında çok çok iyi hissediyorum diyor.
Çünkü orada ona verilen bir rolü oynuyor ve diyor ki en haz aldığım şey.
Elleri ve kolları bağlı halde dizleri üzerine çökmüş bir kadının olması.
Bunu seviyorum ve keyfi olarak sırtına, kalçalarına, göğüslerine kırbaçla vuruyorum diyor.
Ve sonra işte etindeki o kırmızılığı, cildindeki o pembe şişlikleri, gözlerinin sulanmaya başladığını görmekten çok hoşlanıyorum diyor.
Ve bana bir daha kendisine vurmamam için yalvarırken yüzünde beliren o korku dolu ifadeyi seviyorum diyor.
Onu rahat bırakırsam beni tatmin edeceğine dair sözler veriyor ama ben kırbaça devam ediyorum.
Durmam için bana yalvarmasından gerçekten çok zayıf kalıyorum diyor.
Ama tabii ki bu sadece bir oyun.
O kadın da zaten onu kırbaçlamamı istiyor.
Onun için oraya geldi diyor. Terapisti bu noktada şunu söylüyor.
Sen diyor aslında o korkuyu ortaya çıkarmayı seviyorsun.
Senin yerine de korkan o kadın aslında diyor.
Yani orada adamın hoşuna giden şey kadının acı çekerken uysallaşması, ona yalvarması, duru demesi bundan haz alıyor.
Peki bu noktada ne hissediyorsun diye sorduğunda şu cevabı veriyor.
Kendinden emin, denetim sahibi, sorumluluk ve güçlü hissediyorum diyor.
Dikkat ettiniz mi arkadaşlar?
Burada bir tersine çevirme var.
Yani bu adam aslında utangaç kadınlardan çekinen biri.
Yani dışarıda böyle değil, bu anlattığı kişi değil.
Ama olmak istediği şeyi anlatıyor fark ettiyseniz.
Yani kendi korkularını aslında onlar üzerinden yansıtıyor olabilir.
Korkuya hükmetmeye çalışıyor olabilir.
Korkusunun üstesinden gelmeye çabalıyor olabilir.
Bu arada daha sonra cinsel ilişki yaşamıyor bu kadınlarla.
Sadece bu kırbaçlama anında karşı tarafa acı verirken erekte olabiliyor.
Acı verme bittikten sonra ereksiyon olamıyor.
Zaten bu problemle geliyor. Çok nadiren cinsel ilişki yaşayabiliyor bu kadınlarla ve kadınları gerçek hayatta çok korkutucu bulduğunu ve kendisinin aslında çok hassas, çok romantik, duygusal
bir adam olduğunu söylüyor.
Bu arada bir sevgilisi varmış önceden ve onunla olan ilişkisinde onu mutlu edebilmek için çırpılmış adeta.
Yani kızın zaten adamın fantezilerinden haberi yok ama o ilişkide itaatkar rolde olan Mark'mış enteresan bir şekilde.
Bakın seks zindanlarında tam tersini yapıyor fakat gerçi.
Gerçek hayatta ilişki yaşadığı kadınla, duygusal ilişki yaşadığı kadınla itaatkar bir rolde Mark.
Enteresan değil mi? Bana diyor kölesi gibi emirler verirdi ve çok hoşuma giderdi diyor.
Bazen de işte belime önlük takardım ve işte evin bütün işlerini yapardım diyor.
Bana yaptırırdı diyor. Hoşuma giderdi diyor.
İş yerindeki patronunun kadın olduğunu söylüyor ve çok böyle sert bir kadınmış, otoriter bir kadınmış.
O da diyor beni kölesi gibi çalıştırıyor diyor.
O da hoşuna gidiyor. Yani hayatının genelinde bir itaat söz konusu fark ettik.
İtaatle ilgili bir problem var.
Şimdi arkadaşlar meselenin özüne inecek olursak Mark'ın babası o henüz 12 yaşındayken Aniden vefat ediyor ve annesi gencecik bir kadın iki erkek çocukla
korkunç bir acıyla kala kalıyor arkadaşlar.
Ve Mark büyük çocuk ve sırf annesi mutlu olsun diye acı çekmesin diye kardeşinin ve evdeki bütün işlerin yükünü sırtlanmaya çalışıyor.
Evi toparlıyor bulaşıkları yıkıyor her şeyi çamaşırları vesaire inanabiliyor musunuz?
Ve kardeşine bakıyor yani uslu çocuk rolünü üstleniyor hiçbir zaman isyan etmemeye çalışıyor içinden gelse de.
Ve kendini annesini asla...
Daha üzmemeye adamış bir çocuk bu.
Onu mutlu etmeye adamış bir çocuk.
Yani annesinin kölesi gibi oluyor.
Anlatabildim mi? Ve annesi çok kırılgan bir kadın.
Sürekli de ağlıyor. Yığınla depresyon, inacı kullanıyor.
Kendini uyuşturmak için bir sürü şey yapıyor.
Öfkeli sürekli bir öfke nöbeti geçiriyor.
Çocuklarını artık görmüyor arkadaşlar.
Yani onlara evin içinde bir hayalet gibi davranıyor.
Ne ruhen yanlarında ne de fiziken yanlarında.
Kadın acıdan boğulmuş bir halde.
Ve annesini mutlu edebilmek için.
O evdeki babanın boşluğunu doldurmaya çalışıyor.
İşte sorumluluklar altında eziliyor.
Küçücük bir çocuk halbuki o da.
Aslında çok öfkeli, çok isyankar ama bunu gösteremez.
Neden? Çünkü annesini bir yara dava açmak istemiyor.
Ve annesini işte üzgün, ağlamış, acı çeker görmeye artık dayanamıyor.
Böyle bir çocuk. yaşamış ve üstelik bütün bunlar cinsel gelişme evresinin başlarında yani 12 yaş gibi bir yaşta yaşanıyor.
Mark'ın normal sevgili ilişkisinde aynı annesine davrandığı gibi davrandığını fark ettiniz mi?
Hep böyle alttan alıyor, isyan etmiyor falan ama sek zindanlarında yaptığına bakın kadınlara işkence etmekten tahrik olduğunu söylüyor.
Şimdi arkadaşlar Mark'ın sorununun kökeni cinsel değil.
Bunu söyleyebiliriz. Çocukluğunda yaşadıkları onun kişiliğinde bir kırılmaya Neden olmuş?
Sorumlu biri olma isteği.
Bu çok fazla gelişmiş ama bir taraftan da bağımsız olma isteği var.
Bu da aşağı çıkıyor çocukluğunda ama buna izin verecek bir durumda değil.
Ve ne yapıyor? Gölgelere saklanıyor değil mi?
Sadece cinselliği destek olduğunda.
Ortaya çıkma yoluna gidiyor yani iki ayrı dünya yaşıyor aslında ve annesine olan kızgınlığı o zindanda sahnelediği performans oyunu yani Mark'ın edilgenliğinin altında derin bir
öfke yatıyor arkadaşlar. Öfkemizi iyi okursak orada kendimiz hakkında altın değerinde bilgiler yatıyor.
Neden bu kadar öfkeliyiz diye bir bölümüm var.
Eğer çok öfkeli bir insansanız ya da etrafınızda böyle insanlar varsa muhakkak o bölümü bir dinleyin derim.
Neden? Çünkü benlik algımızın şifrelerinden biri o öfkemizin içinde saklı arkadaşlar.
Öfke deyip geçmeyin.
Gerçekten çok önemli bir duygu.
O içinde saklı olanı bulabilirsek gerçekten hazine bulmuş gibi oluyoruz kişiliğimiz hakkında.
Mark bir öfke nöbeti geçiriyor TLP esnasında.
Bir anda içini dökmeye başlıyor ama bahara çağıra ağlaya ağlaya içini döküyor.
Ve o sırada annesine olan öfkesi açığa çıkıyor arkadaşlar.
Yani hem annesi delice seviyor.
Hem de inanılmaz kızgın.
Ama bu kızgınlık ve kırgınlık derinlerde saklı, yüzeyde değil.
ve annesine diyor ki her şeyi ben yapmak zorunda kaldım o öfke esnasında bir yüzleşme yaşıyor hayali olarak annesiyle hani boş sandalye tekniği var ya onu yapıyorlar orada annesine bu şekilde sesleniyor
her şeyi ben yapmak zorunda kaldım baba olmak zorunda kaldım senin yüzünden köşeye sıkıştım bir hapiste gibiydim o evin içinde ve senin varlığını bile hissetmiyordum yani bizi neden sen de terk
ettin diye ağlıyor babam öldü ama sen de bizi terk ettin şu aptalca ağlamalar Bir son verip bize anne olmanı bekledim diyor senelerce.
Beni görmene ihtiyacım vardı ama sen kendi kederinle o kadar boğulmuştun, o kadar tükenmiştin ki neden kendini toplamadın diyor öfke nöbeti esnasında.
Mark'ın hikayesi kısaca böyle arkadaşlar.
Tabii her sadomasoda böyle bir hikaye yok.
Herkesin hikayesi farklı olabilir ama burada görmemizi istediğim esas şeyi gördüğümüzü düşünüyorum.
Herkesin acı ile başa çıkma yöntemi farklıdır.
Ve seks...
Nadiren sadece bir sekstir diyorduk değil mi?
Devam edelim. Sırada Andy ile Eva adında bir çift var arkadaşlar.
30'lu yaşların başında olan nişanlı bir çift.
Cinsel uyumsuzluk şikayetiyle geliyorlar doktora.
Eva sadece oral sekste orgazm olabilen bir kadın.
Ve cinsellikte de hep patronluk tasladığını söylüyor nişanlısı.
Sürekli işte Andy'ye ne yapması gerektiğini söylüyor, onu yönlendiriyor.
Ve kesinlikle aralarında bir ön sevişme, bir erotizm, bir baştan çıkarma, öpüşme falan yok.
Direkt böyle Andy...
diye ne istediğini söylüyor işte bu da zaten oral seks Andy elinden geleni yaptığını söylüyor ama neredeyse aradan bir saat geçmesine rağmen neredeyse bir saat Eva orgazm olamıyor ve sonunda cinnet
geçirip adamı azarlamaya başlıyor ve işte seks oyuncağı ile en sonunda kendini tatmin ediyor böyle bir ilişkileri var sonra ikisi de gayet sinirli gayet böyle arzularını kaybetmiş bir şekilde o yataktan çıkıp gidiyorlar ve en son
Eva ağlayarak diyor ki acaba diyor biz bu evlilikte bu kadar ısrarcı olmasak Hani bizden olmayacak galiba diyor.
Ve cinsel uyumsuzluk şikayetiyle seks terapisine başlıyorlar.
Geçen bölümde size Durex'in Türkiye'yi de kapsayan Global Sex Survey'inden bahsetmiştim.
Yine konusu gelmişken bazı datalara daha değinmek istiyorum arkadaşlar.
Türkiye'de katılımcıların %54'ü ilişkilerinden oldukça memnun olduğunu söylüyor.
Ve başarılı bir ilişkide cinselliğin en kritik parçalarından biri olduğuna inananlar bu grubun %49'unu oluşturuyor.
Fakat... İş orgazma geldiğinde özellikle de kadın orgazmana gelince erkek ve kadın arasındaki fark açılıyor.
Erkeklerin %55'i her zaman ve neredeyse her zaman orgazm olduğunu söylerken kadınlarda bu oran %34'e düşüyor.
İnanabiliyor musunuz? Ve bu oranların böyle olmasının en büyük sebebi güvenilir olmayan kaynaklardan cinsellik hakkında bilgi edilmemiş.
Yani düşünsenize katılımcıların %26'sı cinsellik ile ilgili.
ilgili bilgiyi pornografik içeriklerden öğreniyor ve Türkiye'de dünyada en yüksek porno tüketiminin olduğu ülkelerden biri bu mitlerle savaşmak ve doğru bilgiye erişimi sağlamak bireylerin
sağlıklı cinsel yaşam sürmeleri için büyük bir öneme sahip araştırma ile ilgili daha fazla bilgi almak için Durex sosyal medya hesaplarını takip edin arkadaşlar bizi bu konuda farkındalığa
iten Durex'e de buradan teşekkür ederek konumuza geri dönüyorum Ve cinsellik bir evliliğin en önemli yapı taşlarından biri.
Bunu psikologlar da söylüyor duymuşsunuzdur.
O yüzden bu konuları daha sık konuşmalıyız diye düşünüyorum.
Sizler ne düşünüyorsunuz?
Bu konuların devamı gelsin mi?
Instagram'da yorumlarınızı ve mesajlarınızı bekliyorum arkadaşlar.
Devam edelim Andy ve Eva çiftine.
Aslında birbirlerine karşı duyguları çok yoğun ama Eva sekste umursanmadığını hissediyor.
Bencillikle suçluyor, şefkatsiz olduğunu düşünüyor ve kendini yetersiz hissettirdiğini söylüyor.
Ama iyi olan şey şu ki ikisi de birbiriyle derin bir bağ kurma arzusu içinde birbirlerini seviyorlar.
Eva ve Andy'nin seks senaryolarında daha başından bile hemen fark edilen şey şu.
Dediğim gibi ön sevişme yok, erotizm eksikliği var.
Hiçbir ısınma ve en ufak bir uyarılma olmadan doğrudan klitoral uyarılmaya geçiyorlar.
Yani hiç fizyolojik ve psikolojik bir uyarılma yok ortada arkadaşlar.
Fizyolojik uyarılma denilen şey şehvetli dokunuşlar.
Psikolojik uyarılma denilen şey ise erotik zihni meşgul etme.
Ve Eva'nın orgazma yaklaşması bile çok uzun bir zaman alıyor.
Bu da bir problem. Doktor diyor ki uyarılma işinin tamamını...
Tek bir aktiviteye yüklemişsiniz.
Sorun bu. Şimdi arkadaşlar, Eva, Andy'nin oral seksi bırakıp normal cinsel ilişkiye geçtiklerinde kendi zevkinin yarım kalacağını düşünüp korkuyor.
O yüzden direkt o işe girişmek istiyor.
Şimdi bu endişesi onun seks senaryosunun gelişme bölümünü aniden kapatmasına neden oluyor.
Ve nihayet bu yarım bırakılma korkusunun gerçek nedeni anlaşılıyor.
Şu, Eva'nın geçmişten gelen bir korkusu var.
Tabi bu uzun süren seanslar sonra...
Orası da ortaya çıkıyor. Ben size özet geçiyorum burada.
Eva'nın babası cinsiyet rolleri konusunda geleneksel görüşlü bir adam.
İşte oldukça hırslı bir adam ve balıkçılık yapıyor.
Ve her hafta sonu balığa çıkarken yanına oğlunu alıyor.
Kızını değil Eva'yı almıyor.
Eva ağlayarak bir keresinde babasına onu da yanına almaları için yalvardığını söylüyor doktora.
Hatta diyor ki çok özenle hazırladığım böyle kendi ellerimle ördüğüm yapay bir yem vardı.
Onu göstererek hani babamı etkilemeye çalıştım ama yine de beni evde bıraktılar diyor bir şekilde kandırıp.
ikisi balığa gitti diyor ve her hafta sonu bunu yapıyor babası ve abisi ve Eva her hafta sonunu annesiyle ev işleri yaparak geçiriyor arkadaşlarıyla takılıyor ve en sonunda artık pes ediyor zaten babasıyla abisinin peşini bırakıyor
ama kendini oyalamanın ve eğlenmenin başka başka yollarını bulsa da çocuk sonuçta bilinçaltı yani bilinçaltında bodrum katında hep böyle babası tarafından reddedilmiş
ve ihmal edilmiş duygusu yatıyor arkadaşlar Dr.
Ian Kerner'ın bunu Bu noktada harika bir tanımı var.
Onun çift telepsi yaklaşımı şöyle.
Şimdi bir ev düşünün arkadaşlar.
Bu evin bir ana katı var tamam mı?
Bir de bodrumu var bu evin iki katlı.
Girişteki ana kat bizim bütün aksiyonumuzun geçtiği yer.
Yani orada biz yiyoruz, içiyoruz, yatıyoruz, kalkıyoruz, temizlik yapıyoruz, tartışıyoruz.
Yani genel olarak hayatı yaşadığımız alan diyebiliriz burası için.
Ama bir de o evimizin bodrum katı var.
Bodrum'da ise saklamak istediğimiz şeyler, üzerine düşünmek istemediğimiz, kaçtığımız şeyler, o kırılganlıklarımız, travmalarımız, acılarımız, acı hatıralarımız.
O Bodrum katında yaşıyor bunlar ve Bodrum katındaki...
Deneyim şimdiki zamanla paralel gitmiyor arkadaşlar.
Çünkü orada geçmişimizin yaraları var ve daha taze yaraların üstüne bunlar istiflenebiliyorlar.
Aşağıda yani bodrumda yukarıdan gelen ayak sesi tıkırtılarını duyabiliyoruz.
Ama kendi öznelliğimize o kadar dalıyoruz ki orada kendimiz de baş başa kalıyoruz o bodrum katında.
Üst katta ana katta yani davranış dünyasında yaşıyoruz arkadaşlar.
Örnek vereyim işte öfke, hayal kırıklığı.
Kıskançlık bakın bunlar bir çıktı aslında.
Küskünlük, kaygı, saldırganlık, savunmacılık, sessizlik, eleştirisellik değil mi?
Bunlar çıktılar aslında bir şey var ve çıktısı bunlar.
Bodrum katı ise incinebilir duygularımız ve deneyimlerimiz arkadaşlar.
Acı çekme, yalnızlık, hüzün, kopukluk, utanç, umutsuzluk, yetersizlik, duygusuzluk, reddedilme, kayıtsızlık, soyutlanma, terk edilme bunlar olabilir.
Ve üstteki o ana katta yani.
Yani davranış dünyasında harekete geçmeye ve çözüm bulmaya odaklanma eğilimindeyiz.
Tartışırken genellikle sesimizi duyurmak, istediğimizi elde etmek için savunmacı öfke ve hayal kırıklığı duygularımız devreye giriyor.
Anakatta ya yükseliyoruz ya da kaçınıyoruz arkadaşlar ama Bodrum'da bir incil duygular dünyasında yani incilmiş, yalnız, reddedilmiş ve ihmal edilmiş hissedebiliyoruz.
Anakatta bir savaş alanı var orası yaşanan alan arkadaşlar hayat alanımız.
Bodrum ise kendimizi güvensiz, savunmasız, incilmeye açık hissettiğimizde gidip böyle koşarak saklandığımız yerimiz.
Ve sonuçta anakat ile Bodrum katı arasında bir merdiven oluşturmamız lazım.
Ve partnerlerimizle oraya girip orada neler olduğunu onlara gösterebilmemiz gerekiyor arkadaşlar.
O merdivenle inebileceğiniz birinin olması lazım hayatınızda.
Partnerinizin o bodrum katını.
Kısmen de olsa görmesi gerekiyor.
Ve sonrasında o ana kata çıktığımız zaman birbirimizle iletişim kurma ve deneyimleme şeklimizi değiştirecek şekilde görüldüğümüzü, duyulduğumuzu, onaylandığımızı hissetmeye ihtiyaç duyuyoruz
o ana katta. Bu da aslında ilişkide çiftler arasındaki o duygusal güveni gerektiren bir şey arkadaşlar.
Andy ve Eva'da bu yok işte.
Andy tabi Eva'nın bu baba hikayesini biliyor ama şöyle düşünüyor yani 20 sene önce yaşanmış bir şey ve hani kendine göre uyduruk bir hikaye bu nasıl oluyor da diyor hani bu kadar saçma bir şey bizim cinselliğimizi bu derecede
etkiler bunu anlamlandıramıyor.
Şimdi burada terapistin söylediği şey şu.
Oral seksin kadının ilgi görme, üzerine titrenmesi ve dahil edilme yani hayatındaki bağlanma figürü olan asıl erkeğin onu bırakmaması ihtiyacını karşıladığını söylüyor arkadaşlar.
Oral sekste yüklenen anlam bu.
Yani tabii bu Eva'nın hayatında belki tekabül ettiği şey olabilir.
Yani arkadaşlar gördüğünüz gibi olay sadece seksten ibaret değil.
Seks sadece görünen kısmı halbuki buzdağının alt kısmında gördüğünüz gibi neler neler var.
Devam edelim. Sırada seks bağımlısı bir adam var arkadaşlar.
Adı Bill. 50 yaşında iyi bir baba.
Kariyeri de gayet iyi.
Fakat diyor ki çocukları bunu her gece ben uyutuyorum.
Onlara masallar okuyorum. Onları korkunç seviyorum.
Ama yine de o derin sevgi onlar uyuduktan sonra benim yapacaklarıma dair beklentilerimle karışıyor.
Çünkü arkadaşlar adam herkes uyuduktan sonra evden çıkıyor ve seks işçilerine koşuyor.
Nerede olursa olsun. Ve bir gece içerisinde 5-10 kadınla beraberlik yaşadığı oluyor.
Ama yine de tatmin olamıyor arkadaşlar.
Daha daha fazlasın işte. diyor.
Bu arada eşiyle de haftada 4-5 kez cinsel beraberlik yaşadığını söylüyor.
Hatta eşini çok sevdiğini söylüyor.
Dinliyoruz ama yargılamıyoruz arkadaşlar.
Eşim diyor Rus. Çok güzel bir kadın.
Çok entelektüel bir kadın.
Her şeye sahibim diyor. İşim gücüm yerinde.
Çocuklarıma diyor tapıyorum. Ama kendimi çok huzursuz hissediyorum.
Sakinleşemiyorum bir türlü. Hani kendimi bu gidaptan kurtaramıyorum.
O kadınlara koşmaktan.
Seks işçilerine. Ve sürekli bu mu diyorum?
Bu kadar mı ya? Ben bu mu yani benim yaşayıp yaşayacağım?
şey hayata bunun için mi geldim gerçek bir tatmin hissi yok diyor hayatımda ve bunu seks işçileriyle de gideremediğini fark ediyor artık diyor bir heyecan yok elde edilecek bir şey yok diyor yani bir insanın her şeyi elde etmesi kadar
gerçekten kötü bir şey yok arkadaşlar insanın uğruna yaşayacak bir şeyinin olmaması bence bu hayattaki en acı şeylerden biri bilin bu seks bağımlılığı yüzünden serveti de gidiyor arkadaşlar eriyip bitmiş yani
ve şunu da söylemek istiyorum zamparalıkla seks bağımlılığı arasında şöyle bir fark var.
Seks bağımlıları genellikle yaptıklarından utanıyorlar ve kendilerini kontrolden çıkmış hissediyorlar.
Ama zamparalar hallerinden gayet memnun çünkü kontrollü gittiklerini düşünüyorlar.
Ve zamparalar belki benlik haslı peşindeler ama seks bağımlıları başka bir şeyin arayışı içindeler.
Seks bağımlıları tüm uyum ve kontrol anlayışlarını kaybedip zorunlu bir cinsel ilişki eylemine girişiyorlar.
Adı üstünde arkadaşlar bağımlı.
Yani uyuşturucu bağımlısı gibi düşünebilirsiniz.
Davranışları onlara zarar veriyor.
Bu seks bağımlılığı ama ona rağmen kendilerine engel olamıyorlar.
Bilgiyle gece herkes uyuyunca sokağa çıkıyor.
5-10 tane kadınla birlikte oluyor ve geri geliyor.
Yani zarar verdiğini biliyor. Serveti de gitmiş.
Belki karısıyla ayrılacaklar karısı duysa.
Her şeye rağmen...
devam ediyor hatta arkadaşlar zamanla bu davranış bu bağımlılık bir madde bağımlısının beyninde ortaya çıkan zihinsel değişimlerin aynısını sergileyen psikolojik bir duruma dönüşebiliyor
herhangi bir bağımlıda olduğu gibi beynin zevke algılama yetisi hasar görüyor ve bu zevk duyarsızlığı dediğimiz şeye doğru gidiyor yani zevk eşiği o kadar yükseliyor ki
Bağımlılığının hazza ulaşması için daha fazla cinsel ilişki yaşaması gerekiyor.
Şimdi bile dönecek olursam annesinin bencil bir alkolik olduğunu söylüyor ve pek çok erkek arkadaşı olduğunu söylüyor.
Sık sık evde partiler verdiğini daima göz kamaştırıcı çok mutlu görünen bir kadın olduğunu söylüyor.
Ve kendini hep böyle onun ayağının altında dolanan onu rahatsız eden biriymiş gibi hissetmiş çocukken annesinin her zaman akşamdan kalma olduğunu ve ne zaman onu rahatsız edecek olsa annesinin hemen
öfkelendiğini söylüyor.
Ve böyle anlarda annesinin gardırobuna saklanıp onun geceliklerinden birine sarılıp ağlıyormuş.
Annem diyor sadece gündelik ihtiyaçlarımı karşılıyordu ama benimle ilişkilerini en alt seviyede tutuyordu.
Ne sevgi vardı ne şefkat vardı ne de içten bir yol gösterme vardı.
Ve o evdeyken evet belki o evin içindeydim ama aslında o kadar sevgisiz o kadar yapayalnızdım ki.
Ve yalnızlık diyor içeriye bakarak dışarıda kalma hissi gibi bir şey diyor.
Ne kadar güzel bir tanım. Yalnızlık içeriye bakarak dışarıda kalma hissi.
Bu arada eşi de öyle pek sıcak biri değilmiş.
Hani sadece entelektüel uyumumuz iyiydi diyor.
Cinsel ilişkimiz iyi ama sadece fiziki olarak diyor.
Hani duygusal olarak değil diyor.
Eskiden bu durumdan yakınır ve daha fazla sevişmek isterdim eşimle.
Ama artık diyor onu yalnız bırakıyorum.
Arkadaşlar olayı anladınız mı?
Yani Bill hep annesi gibi soğuk böyle kendine duygusal olarak yakın olmayan kadınları buluyor.
Seks işçileri de dahil bunda.
Zaten seks işçilerinin aradığı şey ne?
Benimle diyor sevgiyle sevişecek birini arıyordum diyor.
Ne kadar enteresan. Bill bir annenin temel niteliği.
Dediklerinin peşinde arkadaşlar aslında.
Ve diyor ki benim o sevgiye ihtiyacım var.
Yoğun sevgiye. Hiçbir zaman hiçbir şey yeterli gelmiyor diyor.
Belki de eşimi seks yapma konusunda bu kadar zorlamamın nedeni de buydu diyor.
Bu beni gerçekten çok şaşırttı.
Yani Bill sevgiyi seksle ilişkilendirmiş.
Ve çoğu seks bağımlısının öne sürdüğü o aşırı cinsel istek vardır ya.
İşte ben cinselliği çok seviyorum.
Bu açıklamalarının ardında aslında arzuyla maskelenen bir bağımlılık var.
Esasında olan şey şu, duygusal anlamdaki fakirlik.
Biri tarafından sevildiğine emin olmayı isteme hali.
Bu şuna benziyor hani defalarca cinsel ilişki yaşamak istiyorlar ya beni seviyor musun emin misin sana inanmıyorum tekrar söyle demek gibi bir şey o defalarca seks.
Ve seks bağımlılarının %78'inin katı bir şekilde ilgisiz olarak sınıflandırılmış olan ailelerden yani psikoloji terminolojisiyle söyleyecek olursak ciddi bir iletişim
kopukluğu yaşayan ve bireyin kronik olarak yabancılaştığı ailelerden geldiği söyleniyor.
Arkadaşlar şimdi de Türkiye'den bir hikaye paylaşacağım sizlerle.
Adı Şevket Yıldırım.
Tabi bu gerçek ismi değil. Gizlilik gereği böyle söylenilmiş.
Orta yaşlı, kır saçlı, hafif göbekli, böyle iri yarı, babacan, baba yiğit bir adam görüntü olarak.
Ve bir elinde sigarası, bir elinde tesbihi, takım elbisesiyle oturuyor doktorun odasında.
Yüzü tabi mahcubiyet içerisinde.
Baya bir süre konuşamıyor arkadaşlar.
Sadece tespit çekiyor usul usul.
Babası inşaatta bir ustaymış.
İşte bu mesleği devam ettiriyor.
Evli, dört çocuğu var.
Ailesinin yıllardır grubette olduğunu söylüyor.
Kendisi Ankara'da. Senede birkaç kere gidiyorum diyor ailemin yanına.
Ve kadınlardan inanılmaz çekiniyor, çok utanıyor.
Derdini de anlatamıyor.
Sürekli erkekliğe yakışmaz diyor derdini söylemeden önce.
Şeytana uydum deyip duruyor.
Sonunda açılıyor arkadaşlar anlatmaya başlıyor.
Diyor ki ben diyor yıllardır hiç durmadan hiç dinlenmeden çalışan bir adamım.
Hayatım diyor çok zor şartlarda geçti.
Kadınları oldum olası sevmem diyor.
Ömrüm boyunca bana yakın olan hiçbir kadın olmadı diyor.
Eşi de dahil. Annem diyor köyden de ben kasabada büyüdüm.
Şimdi de diyor karım memlekette ben buradayım.
İkisinin de yüzü gülmez diyor.
Annemin de eşimin de yüzü hiç gülmez diyor.
Yanlarında olmadığıma bir yiyip bin şükrediyorum diyor.
Bakın eşi için de aynısını söylüyor.
Çoğu heriflerin öyle ya da böyle bir ilişkileri var diyor.
Ben diyor yapamadım öyle şeyleri.
Zaten diyor benim işim gücüm başımdan aşmış.
Bir yandan da yalnızlık canıma yetmiş diyor.
Ne de olsa Ankara'da.
Yapayalnızım diyor. Bir akşam geç vakitti.
Otelde yemeğimi yedim.
Eve geliyorum diyor. Herifin biri geldi yanıma diyor.
Aynen böyle. Gençten biri.
Abi demiş bir ihtiyacım varsa söyle.
Hemen yerine getirelim demiş.
Adamın derdi başka tabii.
Israrcı oluyor işte. Kafamda diyor dumanlıydı.
Neyse diyor sonunda beni ikna etti.
Bir şekilde otele gittim diyor. Bir kadınla beraber olmak için otele gidiyor.
Kapıyı bir açıyor arkadaşlar.
Çok yakın bir arkadaşının karısı karşısında duruyor.
Şok oluyor tabii. Ve bu kadın diyor bana kafayı takmış.
Hani o yüzden bu kadar plan proje yapmış karşıma çıkmak için.
O kadar kötü oluyor ki fenalaşıyor.
Hastanelik oluyor. Gerçekten hastanelik oluyor.
Ve zaten diyor kadınları hiç sevmezdim.
O günden sonra iyice nefret ettim diyor.
Ve yanındaki bütün kadın çalışanları işten çıkarıyor ertesi günü.
O kadar büyük bir travma yaşıyor.
Ve o gün o yaşadığı olaydan sonra kadınlardan daha da korktuğunu söylüyor.
Bir de arkadaşlar şöyle bir detay var.
O otel odasında, odaya girdi ya.
O kadının parfüm kokusundan böyle çok büyük bir fenalık geçirdiğini söylüyor.
Ondan dolayı fenalaştığını söylüyor.
Parfümden dolayı ısrarla bir koku muhabbeti var.
Bu kısmı aklınızda tutun.
Neyse o olaydan sonra işte kadınlardan kaçıyor dediğim gibi.
Gençliğimden beri de diyor kadınlara hiç ilgi duymadım.
Gençliğimde de adet böyleymiş dedim.
Evlendim diyor bir şekilde sevmeden.
İyi ki diyor işim gücüm var da oralarda kalmadım diyor.
Neyse işte o kadını gitmem de zaten kendimi denemek içindi diyor.
Hani arkadaşın eşi çıkacağını bilmiyor ya.
Bir deneyeyim demiş kendime. Gerçekten böyle bir şeyim var mı benim?
Kadınlardan gerçekten nefret mi ediyorum?
Ama diyor içimde bir yerlerde hep böyle bir korku vardı.
Yani cinsel kimliğiyle alakalı bir korkusu varmış.
Diyor ki ben diyor yaşlı erkekleri çok seviyorum.
Hem yaşlı hem de kasketli adamları çok seviyorum diyor.
Seyyar satıcı, esnaf, berber, şoför, garson, kömürücü hepsi olabilir.
Ama kötü bir semtte oturacak, varoşlarda oturacak, Anadolu kokacak diyor.
Ayağında çamuru olacak, tırnağında kire olacak.
olacak. Dişleri sarı olacak.
İşte yüzünde sakalı bıyığı olacak.
60 yaş üzeri olacak. Böyle bir talebi var.
Yaşlı, temiz yüzlü, güleç, babacan, sözü sohbeti yerinde.
Ben diyor böyle adamları seviyorum diyor.
Ve her gece arkadaşlar bu iş adamı, çok zengin bir iş adamı.
Holdingleri falan varmış. Her gece diyor kılık değiştirip diyor.
Ulus'a gidiyorum, dış kapıya, hamam önü.
Oralarda takılıyorum. Böyle adamları arıyorum diyor.
Tabi burada arkadaşlar tanınmamak için de büyük bir efor sarf ediyor.
Kahvehanelere gidiyor. Bu tarz adamları bulmak için sonra bulduklarıyla otele gidiyor ama diyor benim derdim seks değil yani o adam diyor beni gönlünden sevsin beni okşasın istiyorum bana kanı kaynasın elini omzuma
atsın yanağımı yanağına değdirsin açık saçık espriler yapsın olmazsa incitmeden azıcık bana küfür de edebilir diyor aynı yatağa yatalım sarılsın beni ısıtsın diyor ve birkaç saat
yatakta laflayalım Ellesin benim her yanımı diyor aynen böyle.
Bana diyor yarenlik etsin diyor.
Asla diyor cinsellik yaşamam diyor otele gelen bu adamlarla.
Ve adamlar da çok şaşırıyormuş hani niye geldik o zaman diye.
İşte bundan sonrası arkadaşlar gözyaşı ve pişmanlık.
Kendime diyor engel olamıyorum.
Neden böyleyim? Hani ilk fırsatta ben böyle adamlar aramak için niye kendimi dışarılara atıyorum diyor.
Dışarıda beni sorsanız hani size bambaşka bir şevket ağı anlatırlar.
Ama ben diyor geceleri böyle bir adama dönüşüyorum.
Şimdi arkadaşlar hemen sadede geleceğim.
Neden böyle? Niye kasketli böyle adamları arıyor?
Anadolu kokan, babacan görünümlü 60 yaş üzeri adamlar.
Ve bu aradığı adamların aslında birebiri kim biliyor musunuz?
Babası. Yani bunu nasıl söyleyeceğim dilim varmıyor.
Babası tarafından küçükken tacize uğramış maalesef.
Yani aynı yatakta yatıyorlarmış.
Babam da diyor beni öyle okşardı severdi açık saçık espriler yapardı.
Sevinçten uyuyamazdım diyor.
Beni sevdiğini zannederdim diyor.
Ya ne kadar acı bir şey. Sevgiyi böyle anlamış böyle bilmiş.
Ve hala onun doğru olduğunu zannediyor.
Bir de babası vefat ettiğinde kasketini ona vermişler hastanede.
Ve geceleri de arkadaşlar tıpkı babası gibi giyinip sokağa çıkıyor.
Kasketini takıyor. Onu takınca kendimi aynı babam gibi hissediyorum diyor.
Belki de bu bir travmayla yüzleşme şekli bilmiyorum.
Yani bu danışanın hikayesi kısaca böyle.
İnsan psikolojisi gerçekten çok değişik arkadaşlar.
Psikologların, psikiyatrların yaptığı iş bence aynı o küçük prensin dediği gibi diyor ya.
İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir.
En temel şeyi gözler görmez diyor küçük biraz.
Aynen böyle. Bu iş gerçekten kalp ile yapılacak bir iş.
Şimdi bu adamın hikayesinde galit atlasın dediği bir söz var şöyle.
İnsanların cinsel deneyim arayışının farklı...
pek çok duygusal nedenden kaynaklandığını biliyoruz diyor seks terapisti Galit Atlas.
Cinsellik derin bir özlemle temas kurmamızı sağlar diyor.
Bu özlemde hasret ve yeniden bulma umudunun bulunduğu erken bir kayıp duygusunun var olduğu kabul edilir diyor.
Bu insanlar da bir şeyleri kaybetmiş bugün anlattığım insanlar ve yeniden bulmaya çalışıyorlar.
Seksi de bir belki aracı olarak kullanıyorlar.
Seksin beden aracılığıyla bizi erken kendi dönemdeki pragmatik kayıplarımıza, annenin bedenine bağladığını söylüyor Gayret Atlas.
Onun dokunuşuna, onun bakışına, onun sarılmasına, yansıtmasına bağlar diyor.
Bir kadının ister lezbiyen olsun ister heteroseksüel, annesiyle duygu dolu ilk tensel temasını deneyimlediği arzu ile Aynı niteliklerde bir erotik deneyim istediğini söyleyen seks
terapistleri var arkadaşlar. Erotizm aracılığıyla her zaman erişemediğimiz ya da aşırı uç olan parçalarımızla karşılaşıyoruz aslında.
Lacan diyor ya cinsel eylem sırasında Aynı anda bir şeye dokunabilirken bir varlık diğer varlık için oradadır ve şeyin aynı zamanda hem yaşayan hem ölü olan yerindedirler diyor.
Yani cinsellik yaşamın ve ölümün, neşenin ve acının, bilinenin ve bilinmeyenin dolu ve boş unsurların arasındaki gerilimi içinde barındıran bir şey.
Özlem boşluğu doldurmaya, bizde eksik olana sahip olmaya, kendimizdeki ve diğerlerindeki ve bence insan olarak varlığımızdaki...
Erişilmez olana dokunmaya duyduğumuz o açlığı temsil ediyor.
Toni Morrison'ın yaratmış olduğu Sula karakteri var arkadaşlar.
Onu tarif ederken şöyle söylüyor Morrison.
Erkeklerle elinden geldiğince sık yatağa giderdi diyor.
Aradığını bulabileceği tek yer orasıydı.
Izdırap ve derin bir kederi bulabilme becerisi.
Hasretini duyduğu şeyin üzüntü olduğunu her zaman fark edemiyordu diyor.
Sula'nın sevişmesi derin bir yalnızlığa.
Issızlığa, sessizliğe ve o zamana kadar kaybettiği her şey için döktüğü gözyaşlarına dokunuyordu aslında.
Ve seks terapisti Suzan Yesenza hastalarına şöyle söylüyor.
Her türlü seks her zaman grup sekstir.
Partilerinizle sizin...
Onun aile dinamikleri, nesiller arası travmalar, beden imgeleri, dini eğitim, cinsiyet, cinsel kimlik, ırk ve sınıf deneyimleriyle o yatağa girersiniz diyor.
Yatak oldukça kalabalıktır diyor.
Ve son olarak Dr. Brandy Engler'ın şu sözünü tekrar hatırlatmak istiyorum.
Seks, insanların üzerinde kendi psikolojik dünyalarını resmettiği...
boş bir tuvaldir arkadaşlar.
Durex Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Bu hafta sonu tekrar yepyeni bir bölümle görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
